BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com




İL İL TÜRKİYE TANITIM-1
Benim hakkımda




Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılarım





    SAAT VE TAKVİM-2
















     ARKADAŞINA TAVSİYE ET!

    ZİYARETÇİ DEFTERİ

     MSP-Messenger

     ÖZGÜRLÜK İÇİN PARDUS!

    REKLAMLAR





    blog counter
















    MAVİ BONCUK FM




    Paylaş



    5 sayfadan 2 . sayfa

    SAYFAYI GERİ ÇEVİR

    |

    SAYFAYI İLERİ ÇEVİR

    27/2/2012 - BURSA





    BURSA

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 11.043 km²

     

    NÜFUS:  2.652.126 (2011) 

    İL TRAFİK NO: 16

    İLÇELER: Bursa (Merkez), Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu, Gemlik, Kestel, Mudanya, İznik, Orhangazi, Karacabey, Mustafa Kemal Paşa, İnegöl, Yenişehir, Keles, Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Uludağ Milli Parkı, Çekirge, Armutlu, Oylat, Gemlik Kaplıcaları,Armutlu, Kumla, Kurşunlu Plajları, Prusa Kenti Surları, Nikaia (İznik), Miletopolis (Karacabey), Mirlea (Mudanya), Kirmastı (Mustafa Kemal Paşa), Atranos (Orhaneli), Neopolis (Yenişehir) Eskiçağ Kentleri, Ayasofya, Koimesis, Hagios Kiliseleri, Nikaia Nekropolü, Sarayı ve Hipogeumu, Orhan Camisi ve Külliyesi, Yıldırım, Yeşil, Hüdevendigar, Muradiye, Koca Sinan Paşa, İshak Paşa Külliyeleri, Bursa ve Karacabey Ulucamileri, Yıldırım Bedesteni, Bursa Arkeoloji, Bursa Atatürk, Bursa Türk İslam Eserleri, Mudanya Mütareke, İznik Müzeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (224) 220 99 26 – 220 70 19
    Faks: (224) 220 42 51

     

    Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü
    Koro Tel: (224) 326 44 92- 93

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
    Heykel – BURSA
    Tel: (224) 221 95 49
    (224) 221 23 77
    (224) 223 26 59
    Faks: 221 23 77

    Müzeler

    Bursa Müzesi
    Adres: Kültür Par – Bursa
    Tel: (224) 234 49 18
    Faks: (224) 234 49 19

    Bursa Arkeoloji Müzesi

    Bursa Atatürk Müzesi

    Mudanya Mütareke Evi Müzesi

    Mudanya Tahir Paşa Konağı

    Türk İslam Eserleri Müzesi

    Yenişehir Şemaki Evi Müzesi

    17. Yüzyıl Osmanlı Evi Müzesi

    İznik Müzesi

    Adres: Müze Cad. İznik – Bursa
    Tel: (224) 754 10 27

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Ulubatlı Hasan’ı Anma Günü
    Ulubat Köyü
    29 Mayıs

    Atatürk’ün İznik’e Gelişi
    İznik
    15 Temmuz

    Atatürk’ün Bursa’ya Gelişi
    Bursa
    16 Ekim

    Kurtuluş Günleri:

    Bursa’nın Osmanlılarca Fethi
    Bursa (Merkez)
    6 Nisan

    İnegöl’ün Kurtuluşu
    İnegöl- Hükümet Önü
    6 Eylül

    Yenişehir’in Kurtuluşu
    Yenişehir
    6 Eylül

    Orhaneli’nin Kurtuluşu
    Orhaneli
    9 Eylül

    Bursa’nın Kurtuluşu
    Bursa (Merkez)
    11 Eylül

    Gemlik’in Kurtuluşu
    Gemlik
    11 Eylül

    Orhangazi’nin Kurtuluşu
    Orhangazi
    10 Eylül

    Mudanya’nın Kurtuluşu
    Mudanya
    12 Eylül

    M. Kemalpaşa’nın Kurtuluşu
    M. Kemalpaşa
    14 Eylül

    Mudanya Mütarekesinin Yıldönümü
    Mütareke Meydanı Mudanya
    11 Ekim

    Karacabey’in Kurtuluşu
    Karacabey
    14 Eylül

    İznik’in Kurtuluşu
    İznik
    7-8 Kasım

    Fuarlar:

    Bursa Giyim ve Tekstil Fuarı
    Bursa
    Mayıs’ın 3. Haftası

    Bursa Kitap Fuarı
    Bursa
    17-23 Nisan

    Bursa Milli Fuarı
    Bursa
    7-31 Temmuz

    Bursa Mobilya, Dekorasyon ve Halı Fuarı
    Bursa
    8-14 Ağustos

    Bursa Çiçek Fuarı
    Bursa
    Mayıs’ın 1. Haftası

    Bursa Gıda ve Tarım Fuarı
    Bursa
    19-25 Eylül

    Festivaller:

    Orhaneli Çilek – Kiraz Festivali
    Orhaneli
    Haziran

    Orhangazi Folklor Festivali
    Orhangazi
    Eylül Ayı İçinde

    Gemlik Kültür ve Sanat Festivali
    Gemlik
    5-7 Temmuz

    Uluslararası 32. Bursa Festivali
    Bursa (Merkez)
    20 Haziran-12 Temmuz

    Orhangazi Zeytin Festivali
    Orhangazi
    Kasım Ayı

    Orhaneli G. Belen Çilek-Kiraz Festivali
    Orhaneli-G. Belen
    Haziran

    Şenlikler:

    Hıdrellez Kültür Bahar Bayramı
    Merkez
    5-6 Mayıs

    Uluslararası Orhangazi 3. Folklor Şenliği
    Orhangazi
    Ekim Ayı İçinde

    Kocayayla Şenliği
    Keles
    Haziran 3. Pazar

    Orhangazi Folklor Şenliği
    Orhangazi
    Ekim

    Yenişehir Biber Şenliği
    Yenişehir
    28 Eylül-Ekim Ayı

    Panayırlar:

    Emtia Hayvan Panayırı
    Mustafa Kemal Paşa
    20 Mayıs-1 Eylül

    Harmancık Emtia Hayvan Panayırı
    Harmancık
    Ağustos

    Karacabey İlkbahar Panayırı
    Karagöz Mevkii Karacabey
    25 Mayıs

    Karacabey Sonbahar (Güz) Panayırı
    26 Eylül

    İznik Hayvan ve Emtia Panayırı
    İznik
    5 Ekim-5 Kasım

    1. Resim: Bursa Ulu Cami (1396-1400)
    2. Resim: Bursa Evi
    3. Resim: Osmanlı Evi (18.yy)

     

    BURSA-CUMALIKIZIK


    Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır. O kültür varlıkları yanında doğal varlıklarca da zengindir.

    Tarihçe:Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180′i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır.

    Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi’nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa’yı, 1331 yılında İznik’i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ”kızık” adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.

    İklim:Kışlar genel olarak çok yağışlı,yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

    CUMALIKIZIK ANITÇINAR

    Köyün girişinde Eğrek mahallesindeki meydanda iki tane çınar karşılar. Bunlardan daha genç olanın gövde çevresi 4 metredir. Gövdede çarpmalardan oluşan yumrular yoğundur. Bilhassa kamyon kasalarının sürttüğü yerlerde derin izler kalmıştır.

    Gövde iki ana dala ayrılmakta, bunlardan dokuz kol ayrılmaktadır. Rüzgar, kar bazı dallarının kıvrılmasına neden olmuştur.Genç görünüşü, gür dal ve yapraklarıyla Cumalıkızık’ın bol suyuyla beslenmektedir.

    Diğer çınarın gövde çevresi 6 metredir. Gövde üzerinde oluşan urlar ve dikili hatlar dikkat çekmektedir.Gövdesi iki ana kola ayrıldıktan sonra on iki dalla genişleyip yükselmektedir. Bazı dalları yağan yoğun karın ağırlığını taşıyamayıp kırılmıştır. Bir genç dalı kalın dala dayanıp, yapışarak gelişmiştir.

    Bu çınarda genç, gür ve bol suyla beslenmekte olduğunu belgeleyen koyu yeşil iri yapraklıdır.

    Ağaçların gövde çevreleri açılarak beyaz çayır taşlarıyla sınırlanmıştır.

     

    BURSA-CUMALIKIZIK'A NASIL ULAŞABİLİRİM?


    Bursa’nın doğusunda, Ankara karayolunun 10. kilometresinden güneye Uludağ yamaçlarına giden yol 3 km sonra, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini günümüze kadar, koruyan Cumalıkızık yerleşimine ulaşır. Cumalıkızık’a, Bursa Santral garajdan minibüs ve belediye otobüsleri aracılığıyla yaklaşık yarım saatte ulaşılabilmektedir.

     

    MUDANYA

     
     
     
    Bursa’nın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı bir merkezdir.

    Tarihçe

    Mudanya, İonya’nın 12 büyük kentinden biri olan Kolofonlu göçmenler tarafından M.Ö. VII. Yüzyılda kurulmuştur. Apamcia-Myrleia atlı bu antik kent bugünkü Hisarlık tepede yer almaktaydı. Mudanya Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde yaşamıştır.

    İklim

    Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.


    OSMANGAZİ TÜRBESİ

    Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey’e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek “Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa’da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın” demiştir. Günümüz Tophane Parkı’nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi.

    Osman gazi türbesi


    Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı’nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel’in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel’in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863′te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe’ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi’ye (1258-1326) aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun’un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe’de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey’e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.

    Osmangazi türbesi ile aynı alan içinde ayrıca orhangazi türrbesi de bulunmaktadır. Ulaşımı son derece kolay olup Bursa merkezden yürüyerek sadece 10 dakika uzaklıktadır. Ve türbelerin bulunduğu alan Bursa’ nın panoramik görüntüsüne de hakimdir… Ceddimizin daimi ikametgahını görmenizi tavsiye ederim.


    ULUDAĞ KAYAK MERKEZİ

    Bursa’nın 36 km. güneyinde yer alan Uludağ, ülkenin en gözde kış sporları merkezidir. Flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilen Uludağ, sadece kış turizmine değil, yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik etkinliklerine de olanak sağlamaktadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, tanrıların Troya Savaşını izlediği yer olarak mitolojideki yerini almıştır.

    Uludağ Kayak Merkezi I. ve II. Gelişim Bölgeleri olmak üzere iki ayrı bölgeden oluşmaktadır. I. Gelişim Bölgesi yatırımlarını tamamlamış durumdadır. 1986 tarihinde turizm merkezi ilan II. Gelişim Bölgesinde 3300 yatak kapasiteli 11 adet turistik tesis parseli düzenlenmiş olup 3300 yatak kapasiteli 11 adet parsel yatırımcıya tahsis edilmiştir.

    Uludağ kayak merkezi Alp ve Kuzey disiplini ile “Tur kayağı” ve “Helikopterli kayak” uygulamaları bakımından uygun coğrafya şartlarına sahiptir. Kayak dışında snow board, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktiviteleri bulunabilir.

    Ulaşım: Uludağ Milli parkına hem karayolu ile hem de teleferik ile ulaşım sağlanabilmektedir. Kayak Merkezi Bursa’ya karayolu ile 40, havaalanına 60 dakikadır.

    Uludağ yolu şehir merkezinden Milli Parkın girişine kadar 22 km., Milli Park Oteller Bölgesi arası 12 km.dir. Özel araç ile gidiliyorsa Bursa’dan en uygun Çekirge yolundan çıkılabilir. Kış aylarında arabada da zincir, takoz ve çekme halatı bulundurulmalıdır. Yol üzerinde zincir alınacak ya da kiralanacak yerler bulunmaktadır.

    Özellikle kış aylarında günün her saatinde Bursa kent merkezinden (Tophane semti) minibüs bulunabilir. Kayak merkezine çıkmak ortalama 1.5 saat sürmektedir.

    Uludağ’a teleferikle çıkılabilir. Bursa Kadı Yayla (1235 m) arasında iki, Kadı Yayla Sarı Alan (1621 m.) arasında iki, toplam dört hat vardır. Her hatta 30 kişi taşıyan bir kabin çalışır. Ancak kayak takımlarını teleferikle taşımak yasaktır. Teleferik Bursa’nın Teleferik semtinden 20 dakikada bir kalkar. Teleferik önce Kadı Yaylaya çıkar. Orada kabin değiştirip, Sarı Alana çıkan kabine binilir. Yolculuk yaklaşık 25 dakika sürmektedir. Buradan Oteller Bölgesine ulaşmak için minibüs bulunmaktadır. Sarı Alanla Oteller Bölgesinin arası 7 km.dir. Yazın ayrıca Sarı Alandan Çoban Kayaya (1750 m) telesiyejle gidilebilir.

    Coğrafya: 2543 metreye ulaşan doruğu (Kara Tepe) ile Batı Anadolu’nun en yüksek dağıdır. Çevre, orman örtüleri ile kaplıdır. Uludağ yöresi yarı ılıman iklim kuşağı üzerindedir. Hakim rüzgar yönü güneybatı-güney yönlerindedir.

    Kayak alanı 1750-2543 m. yükseklik arasındadır. Kayak için uygun zaman 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındaki dönemdir. Normal kış koşullarında üç metre dolayında kar yağışı alan yöre, mevsim başında toz kar, sonunda ise ıslak kar niteliği gösterir.

    Konaklama ve Diğer Hizmetler: On ikisi kamu kuruluşuna, 15′i özel sektöre ait toplam 27 konaklama tesisinde 3000′in üzerinde yatak kapasitesi bulunmaktadır. Alışveriş merkezleri, yeme-içme-eğlence yerleri, sağlık ocağı hizmet vermektedir. Kayak malzeme satış ve kiralık yerler ile kayak hocaları bulunabilir.

    Mekanik Tesisler ve Pistler: Oteller bölgesinde 8 telesiyej, 7 telesiki olmak üzere 15 mekanik tesiste 11.000 kişi/saat kapasite mevcuttur. 13 farklı pist vardır.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ÇANAKKALE









    ÇANAKKALE

     

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 9.737 km²

    NÜFUS:  486.445 (2011)

    İL TRAFİK NO: 17

    İLÇELER: Çanakkale (merkez), Ayvacık, Bayramiç, Bozcaada, Biga, Çan, Eceabat, Ezine, Gelibolu, Gökçeada, Lapseki, Yenice.

     

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Truva, Assos, Abydos, Ophrynion, Sigeion ve Sestos Kalıntıları, Çanakkale Arkeoloji Müzesi, Çanakkale Askeri Müzesi, Çamyayla Atatürk Müzesi, Çanakkale Şehitleri Anıtı ve Harp Hatıraları Müzesi, Truva Müzesi, Avustralya, İngiliz, Yeni Zelanda Anıtları ve Şehitlikleri, Kestanbolu, Tepeköy, Külcüler, Çan Kaplıcaları, Kürazlı ve Balaban Madensuları, Kale-i Sultaniye, Köprülü Mehmed Paşa, Sefer Şah, Yazıcıoğlu, Bolayır Gazi Süleyman Paşa, Lapseki Süleyman Paşa, Umurbey, Hüdavendigâr Camileri, Gelibolu Ulucamisi (Hüdavendigâr Camisi), Bolayır Namık Mezarı.

     

    Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma
    Genel Müdürlüğü Kamp Yerleri

     

    Kabatepe, Gelibolu Y.Ad.M.Parkı
    Eceabat / Çanakkale
    Tel: (286) 814 10 25

     

    İl Kültür Müdürlüğü

     

    Tel: (286) 217 23 71
    Faks: (286) 212 45 22

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Kayserili Ahmet Cad. (Madam Kety’nin Evi)
    ÇANAKKALE
    Tel: (0 286) 217 61 61
    Faks: (0 286) 212 45 22

     

    Müze

     

    Çanakkale Müzesi

    Adres: İzmir Cad. – Çanakkale
    Tel: (286) 217 32 52
    Faks: (286) 217 11 05

     

    Örenyerleri

     

    Troia Örenyeri – Merkez/Tevfikiye
    Alexandria Trous – Ezine/Dalyan
    Assos – Ayvacık/Behramkale
    Kilitbahir Kalesi – Eceabat/Kilitbahar

     

    Önemli Günler

     

    Mahalli Kutlama Günleri:

     

    Namık Kemal’ı Anma Günü
    Gelibolu
    2 Aralık

     

    Atatürk’ün Gelibolu’ya Cumhurbaşkanı Olarak Gelişi Yıldönümü
    Gelibolu
    2 Eylül

     

    M. Akif Ersoy’u Anma Günü
    Çanakkale
    27 Aralık

     

    Atatürk’ün Çanakkale’ye Gelişi
    Çanakkale
    1 Eylül

     

    Çanakkale Deniz Şehitlerini Anma Günü
    Çanakkale
    4 Nisan

     

    Çanakkale Hava Şehitlerini Anma Günü
    Çanakkale
    15 Mayıs

     

    Türklerin Rumeliye Çıkışları ve Rumeli Fatihi

    Gazi Süleyman Paşa’yı Anma Günü
    Gelibolu
    28 Mayıs

     

    Anafartalar Zaferini Kutlama Günü
    Çanakkale
    10 Ağustos

     

    Kabotaj Bayramı
    Çanakkale
    1 Temmuz

     

    Ayazma-Kazdağı-İda Güzellik Yarışması

     

    Kurtuluş Günleri:

     

    Deniz Zaferi
    Çanakkale

    18 MartBiga’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Çınarlı Mevkii ve Kültür 1990 Sarayı / Biga

    18 EylülÇanakkale’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Çanakkale

    22 Eylül

     

    Bozcaada’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Bozcaada

    20 Eylül

    Gökçeada’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Gökçeada

    17 Ekim

    Gelibolu’nun Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Tuğravul Cad. Gelibolu

    26 Kasım

    Ezine’nin Kurtuluş Günü
    Ezine

    1-5 Eylül

    Çan’ın Kurtuluş Günü
    Çan

    23 Eylül

    Çanakkale Kültürlerarası Troya Şenliği
    Çanakkale

    15-28 Temmuz

    Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Şenlikleri
    Gelibolu
    1 Temmuz

     

    Lapseki Hıdrellez Şenlikleri
    Lapseki
    6 Mayıs

     

    Lapseki Kiraz Şenliği
    Lapseki
    Haziran Ayının Ortaları

    Hıdrellez
    Çanakkale
    6 Mayıs

     

    Festivaller:

     

    Çanakkale Troya Festivalleri
    Çanakkale
    10-14 Ağustos

     

    Bayramiç Ayazma Festivali
    Çanakkale
    17-19 Ağustos

     

    Panayırlar:

     

    Lapseki İlçe Panayırı
    Lapseki
    10-14 Eylül

     

    Biga İlçe Panayırı
    Biga
    8 Haziran

     

    Ezine Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı
    Ezine
    21-25 Mayıs

     

    Ezine İlkbahar Panayırı
    Ezine
    30 Mayıs-2 Haziran

     

    Yenice Panayırı
    Yenice
    17-20 Haziran

     

    Yenice Akçakoyun Panayırı
    Yenice
    22-25 Haziran

     

    Yenice Pazarköy Panayırı
    Yenice

     

    Bayramiç İlkbahar Hayvan ve Emtia Panayırı
    Bayramiç
    17-20 Mayıs

     

    Ayvacık Panayırı
    Ayvacık
    26-31 Mayıs

     

    Çan İlkbahar Hayvan ve Eşya Panayırı
    Çan
    3-5 Haziran

     

    Çan Sonbahar Hayvan ve Eşya Panayırı
    Çan
    15-17 Eylül

     

    Gelibolu Emtia Panayırı
    Gelibolu
    17-20 Ağustos

     

     

    GENEL BİLGİLER;

    Kıyılarıyla Avrupa ve Asya’yı birleştiren Marmara ve Ege Denizini birbirini bağlayan Çanakkale savaşlarının en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği, çok sayıda şehitlik, anıt ve mezarlıkların bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Troya, Assos gibi eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan il iç ve dış turizmde önemli bir yer almaktadır.

    Assos (Behramkale)

    Ayvacık ilçesinde yeralan Assos dört mevsim yerli ve yabancı turistleri konuk etmektedir. Akropol denizden 238 m. yüksekliğindedir. Athena Tapınağı M.Ö. 6ncı yüzyılda burada aynı yerde yapılmıştır. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi’ni koruması özelliği yanında, eski ihtişamı nedeniyle bu Dorik tapınak restore edilmiştir. Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek için bir süre kalıp beklenebilir ya da sabah erkenden kalkıp güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin yukarısından Edremit Körfezi’nin şahane görüntüsü izlenebilir ve böylece bu cennet köşesinin neden seçildiği anlaşılır. Tepelerden denize doğru agoralar, bir tiyatro ve bir de Jimnasyum yer almaktadır. Akropol’un kuzey köşesinden, hepsi de 14 üncü yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılan bir cami, bir köprü ve bir de kale görülür. Aşağısında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

    Behramkale’nin 25 km. batısında, Gülpınar köyünde M.Ö. 2nci yüzyılda Apollon Smintheus Tapınağı’nın yapıldığı tarihi şehir Chryse yer almaktadır. Gülpınar’ın 15 km. batısında, işaretleri bulunmayan sivri kayalıklı bir sahil boyunca uzanan yolda, denize inen dik yamaçtaki hoş köy evleriyle, Babakale bulunmaktadır.

    Bozcaada

    Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, önemli bir turistik merkezdir. Etrafındaki irili ufaklı adacıklarla çevrili olan ada, Çanakkale Boğazı’na 15 mil, Limni’ye 30 mil, Midilli’ye 33 mil mesafededir. Ulaşımın sağlandığı Ezine ilçesi Geyikli beldesi Yükyeri Feribot İskelesine ise 3,4 mil uzaklıktadır.

    Adada Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı, Çanak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu, Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu olmak üzere on iki adet cennet benzeri koyu vardır. Bu koylara Adadaki dalış merkezi tarafından koylarında dalış turları düzenlenmektedir.

    Bozcaada’ya yaklaşıldığında bir Venedik kalesi dikkat çeker. Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminde kullanılan kale, Çanakkale Boğazı’nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet döneminde esaslı bir şekilde onarılmıştır.Adanın şarabı suyu kadar boldur; bir tur atıldığında birçok bağ ve şaraphaneler görülür. Adanın batısındaki yeldeğirmenleri adanın olduğu kadan çevrenin de önemli ölçüde elektrik enerjisini sağlamaktadır.
    Adada konaklamak için her talebe uygun otel ve pansiyon bulunmaktadır.

    Gökçeada

    Adalarının en büyüklerinden biri olan Gökçeada körfezlerle çevrilidir. Farklı tonlardaki çam ve zeytin ağaçları ile kaplı tepelerinde yer yer kutsal pınarlar ve manastırlar bulunmaktadır. Buraya, Çanakkale ve Kabatepe’den tarifeli, muntazam araba vapuru seferleri yapılmaktadır. Gökçeada (Kuzu limanı), Çanakkale’den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe limanına 14 mil, Bozcaada’ya 33 mil, Ege denizinde bulunan Yunan adalarından Limni’ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır. Tatlı su kaynakları bakımından dünyanın en zengin adalarından biridir. Adanın koylarına dalış turları düzenlenmektedir.

    Truva

    İntepe Bucağı, Tevfikiye Köyü yakınında, Çanakkale’ye 30 km. uzaklıkta, Hisarlıktadır. Arkeolojik kazılar farklı zamanlardaki yerleşim mekanlarını, şehir surlarını, ev temellerini, bir tapınak ve tiyatroyu ortaya çıkarmıştır. Tahtadan sembolik bir at eski savaşı hatırlatmaktadır. Tarihi limanı Alexandria – Troas M.Ö. 3. yüzyılda yaptırılmıştı. St. Paul burayı iki kere ziyaret etmiş, ve üçüncü misyonerlik yolculuğuna, Assos’a yine buradan başlamıştır.

    Dardanos

    Çanakkale’ye 11 km. uzaklıkta Kalabaklı Çayı kıyısında, Maltepe’dedir. Bu mezar anıtı, bir koridor, ön oda ve ana mezar odasında oluşmaktadır. İçinde bir çok iskeletle, altın takılar, bronz ve pişmiş topraktan gereçler, kandiller, gözyaşı şişleri, müzik araçları bulunmuştur. Mezarda Arkaik İyonik ve Roma dönemlerinden yapılar vardı.

    Gülpınar

    Ayvacık çevresinde kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada Destanı’nın birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus Tapınağı, Gülpınar’da bulunmaktadır. Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler buradaki müzede sergilenmektedir. Bölgede bulunan müzede Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri görülebilmektedir.

    Zeus Altarı

    Küçükkuyu beldesine bağlı Adatepe Köyünün üst tarafında bulunan,ön tarafı diklemesine uçurum olan mağara, Zeus’un mağarası olarak bilinmektedir.

    Alexandreia

    Dalyan Köyündedir. M.Ö 310′da ‘Sgia’ adlı küçük bir köyün yerine kurulmuştur. Güçlü ve zengin bir ticaret merkezi olarak gelişen kent Romalılar döneminde de önemini korumuştur.

    Neandria

    Kayacı Köyü yakınında Çığrı Dağı’ndadır. Kenti çevreleyen surlar 3 m. Kalınlıkta ve 3200 m uzunluktadır.

    Sestos

    Eceabat’a 4 km. uzaklıkta,Yalova köyündedir. Akbaş Limanı’nın güneyinde kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir Kalesi’ni yaptırırken, Sestos kalesinin taşları kullanılmıştır.

    Kaleler

    Sultan Kale (Kale-Yi Sultaniye)
    Kente adını veren önemli ve görkemli bir anıt niteliğindir. XV. yy. ortalarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış 1551′de Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılmıştır.

    Gelibolu Kalesi

    Antik dönemde kurulduğu bilinen kaleyi, Bizans İmparatoru I. Justiniaus onartmıştır. Evliya Çelebinin anlattıklarına göre, dik ve kesik kayalarla kurulu 6 köşeli bir kaleydi.

    Kazdağı (Ayazma)

    Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağı’na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir. Kazdağı’nda (Ayazma) her yıl ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması düzenlenmektedir.

    1774 m. yüksekliğindeki Kaz Dağı (Ida Dağı) muhteşem manzarası, sakin yeşil alanları ve sıcak su kaynaklarıyla Kaz Dağı Milli Parkı’nın yanında, Çanakkale’nin güney ucundadır. Bayramiç ve Evcilerden geçerek Kaz Dağı Milli Parkı’na ulaşan kuzey girişinde gündüz kampingleri için birçok imkan mevcuttur. Çanakkale’ye 60 km olan Bayramiç’te 18 inci yüzyıl güzel Hadimoğulları Konağı (Osmanlı evi), içindeki etnografya müzesi ile yer almaktadır

    NE YENİR

    Her kenarından denize kıyısı olan Çanakkale ve ilçeleri tam bir deniz ürünleri cennetidir. Her mevsin taze balık ve deniz ürünleri bulmak mümkündür. Gökçeada ve Bozcaada üzümleri ve burada yetişen üzümlerden geleneksel yöntemlerle imal edilen şarapları tadılmalıdır.

    NE ALINIR

    Çanakkale’den eski el sanatları ürünlerinden, seramik çanak, çömlek imalatları almadan, Bozcaada ve Gökçeada’da imal edilen şaraplardan satın almadan dönmeyin.

    YAPMADAN DÖNME

    Gelibolu’yu görmeden, Şehitlikleri ziyaret etmeden,
    Kaz dağını gezmeden,
    Assos’ta gün batımı izlemeden, görsel sanatlar festivalini görmeden,
    Truva’yı gezmeden, tahta ata çıkmadan,
    Bozcaada’da şaraplarını tatmadan
    Gökçeada’nın koylarında dalış yapmadan,
    …Dönmeyin


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ÇANKIRI



     

    ÇANKIRI

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 7.388 km²

    NÜFUS:  177.211 (2011)

    İL TRAFİK NO: 18

    İLÇELER: Çankırı (merkez), Atkaracalar, Çerkeş, Eldivan, Eskipazar, Ilgaz, Kızılırmak, Kurşunlu, Orta, Ovacık, Şabanözü, Yapraklı.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Kenbağ, Bülbül Pınarı, Derbent, Kırkpınar, Işık Dağı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Fesleğen Bahçeleri, Salman Höyük, Gerdek Boğazı, Kayadibi, Hisariçi, İnköyü, Delik Kaya Mezarları, Samail Kaya Tünelleri, Cendere Köyü Mezar Odası, Çankırı ve Asar Kaleleri, Çankırı Ulucamisi, Taş Mescit (Şifahane), İmaret, Ali Bey, Yeni, İmrahor, Pazar Camileri, Çerkeş, Ilgaz, Kurşunlu Hamamları, Çankırı Müzesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

     

    Tel: (376) 213 12 76

    Faks: (376) 213 12 76

    Kültür Merkezleri

     

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 352 kişilik Salon

    360 m²’lik Sergi Salonu

    680 m²’lik Kütüphane

    600 m²’lik Müze

    Yazışma Adresi: Atatürk Bul. No:2 – Çankırı

    Tel: (376) 213 68 11

    Faks: (376) 213 12 76

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    100. Yıl Kültür Merkezi

    ÇANKIRI

    Tel: (0 376) 213 03 26

    Faks: (0 376) 213 12 76

    Müze

    Çankırı Müzesi

    Adres: 100. Yıl Kültür Merkezi – Çankırı

    Tel: (376) 213 15 68

    Önemli Günler

    Festivaller

     

    Yağlı Güreş Festivali

    Şabanözü

     

    22-23 Eylül

    Atatürk’ün Çankırı’ya Gelişleri Şapka İnkılapı ve 4. Karatekin Festivali

    Merkez

    23-24 Ağustos

     

    Geleneksel Yağlı Güreş Festivali

    Yapraklı

    Haziran

     

    Kiraz ve Yağlı Güreş Festivali

    Eldivan

     

    27-28 Haziran

    Müzik ve Güreş Festivali

    Eskipazar

    Ağustos

     

    Kavun Festivali

    Kızılırmak

    Ağustos

    Ahilik Kültür Haftası

    Merkez

    12-18 Ekim

    GENEL BİLGİLER

    Yılın yarısında karlarla kaplı yüce dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, kamp, karavan, yaya ve atlı yürüyüş, bisiklet, fotoğrafçılık ve avcılık gibi pek çok turizm çeşidine elverişli yaylaları, zengin termal kaynakları ve içmeleri, yüzyıllardır yaşatılan kültürel değerleri, sevecen insanları ve geleneksel konukseverliği ile doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için idealdir.


    Cami ve Türbeler

    Çankırı’da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad-ı Veli Türbesidir.

    Taş Mescit: (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı’da Selçuklu Dönemi’nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.

    Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100×25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.

    Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis’te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi’nde sergilenmektedir.

    Büyük Camii: (Ulu-Sultan Süleyman Camisi) Mimar Sinan Dönemi eserlerinden olan cami, Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Sadık Kalfa tarafından inşa edilmiştir,
    Medreseler
    Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduğu gibi Çankırı’da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiş ve birçok medrese kurulmuştur. Bugün Büyük Camii’nin doğusunda bulunan Çivitçioğlu Medresesi ile Buğday Pazarı Camii bahçesindeki Buğday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan eserlerdendir

    Mağaralar

    Çankırı’nın yaklaşık 20 km doğusunda yeralan Tuz Mağarası, kayatuzu yataklarının işletilmesi maksadıyla açılmış olup bugün nispeten dar girişinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiş ilginç ve büyük bir mağaradır.

    Müzeler

    Çankırı Müzesi: Çankırı Müzesi’nde Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Firig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerinin sergilenmesi ve tanıtımı yapılmaktadır.

    Müzenin teşhir salonunda arkeolojik ve etnolojik eserler birlikte sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde Eski Tunç, Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. Etnografya bölümünde ise Çankırı ve çevresine ait çeşitli dokumalar, el işlemeleri, hat sanatı örnekleri, baskı kalıpları, kıyafetleri, silahlar, süs eşyaları ile günlük hayatta kullanılmış olan çeşitli eserler teşhir edilmektedir.

    Müze Tel : (+90-376)213 02 04
    Adres : Atatürk Bulvarı 100. Yıl Kültür Merkezi Kat: 2

    Örenyerleri

    Cendere (Salman) Höyük: Ilgaz ilçesinin güneydoğusunda, Çankırı-Kastamonu karayolunun kenarında bulunan Cendere Köyü’ndedir. Bölgedeki anıtsal yapılar, Devrez Çayının güneyinde kayalık, yüksekçe bir tepenin doğuya bakan yamaçlarındadır. Burada çok sayıda insan eliyle oyulmuş mağaralar, kaya mezarları, kaya kilisesi olabileceği tahmin edilen tapınak ve amacı tam olarak bilinmeyen oyuklar bulunmaktadır.

    Burasının, dini törenlerin yapıldığı ve muhtemelen Höyükle bağlantılı, kutsal kabul edilen alanlardan olduğu tahmin edilmektedir. Kaya tapınakları, ulaşım yollarının geçtiği sarp ve dar geçitlere, kervanların, talancı eşkıyadan korunması amacıyla ibadet ve dua etmek için yapılmıştır.

    Sakaeli Kaya Mezarları: Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduğu tahmin edilen bu mezarlar, Çankırı’ya 69 km mesafedeki Orta ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda yer alan Sakaeli Köyü’ndedir.
    Çankırı Kalesi: Şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Romalılar, Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde sağlamlığıyla ünlü yapıdan günümüze, birkaç sur kalıntısından başka bir şey kalmamıştır.

    NE YENİR?

    Çankırı’nın yöresel yemekleri etli hamur(mantı), tarhana çorbası, gözleme, cızlama, güveç, pıhtı, harmandaşı, fit fit aşı, cevizli hamur, çeç böreği, mıhlama, keşkek, çalma, çekme helvası, baklava olarak sayılabilir.

    YAPMADAN DÖNME

    Kış aylarında Doruk Mevkiinde kayak yapmadan,
    Ilgaz Dağı Milli Parkını görmeden,
    Çankırı Müzesini gezmeden,
    …Dönmeyin.


    Ilgaz-Kastamonu/Çankırı Kayak Merkezi

    Konumu: Kastamonu ve Çankırı illeri sınırında zirvesi 2850 m. olan Ilgaz Sıradağları üzerinde, Ilgaz Milli Parkı içinde yer almaktadır. Kış turizminin yanı sıra, sahip olduğu doğal güzellikleri ile dört mevsim turizme elverişlidir.

    Sezon: Kayak mevsimi kasım ayında başlayıp nisan ayına kadar sürer.

    Pistler: Kayak pistleri 1800-2000 m yükseklikleri arasındadır. Sezon içinde kar kalınlığı 50-200 cm. dir. Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej tesisi ile 1 adet teleski tesisi bulunmaktadır. 700 m. uzunluğundaki telesiyej tesisi 700 kişi/saat kapasitededir. 950 m. uzunluğundaki teleski 1000 kişi/saat kapasitededir. Merkezde bir otele ait bir babylift de bulunmaktadır.

    Konaklama: Kayak merkezi ve çevresinde 3 otel bulunmaktadır. Ayrıca, 88 apart daireden oluşan bir tatil kompleksi yer almaktadır.

    Ulaşım:Ilgaz’a 30, Kastamonu’ya 40, Çankırı’ya 73, Ankara’ya 203 km, İstanbul’a 475 km.dir. Ilgaz-Kastamonu yolunun orta noktalarında yer alır. Merkeze en yakın havaalanı 203 km. uzaklıktaki Ankara Esenboğa havaalanıdır. Kayak tesislerine özel araçlarla ulaşmak mümkündür.

     

     

    Turizm Merkezi İlan Tarihi 07.10.1997 tarih ve 23133 sayılı RG
    Turizm Merkez Alanı yaklaşık 9800 ha.
    Konumu Karadeniz Bölgesi, Kastamonu ve Çankırı illeri sınırında.
    Ulaşım Durumu En yakın havaalanı En yakın havaalanı (Ankara-203 km)
    En yakın kent merkezi Kastamonu- 40 km
    Kayak Alanı Niteliği Rakım 1600-2000 m.
    Sezon Uzunluğu Aralık-Nisan
    Kar kalınlığı 0,50 -2,5 m.
    Kayak Alanı(ha) yaklaşık 1480
    Kayak Türü Alp Disiplini
    Pist Niteliği
    Mekanik Tesis Durumu Mevcut: 1 adet Telesiej, 2 adet Teleski
    Öneri: 3 adet Telesiej, 1 adet Gondol Lift
    Plan Durumu Üst Ölçekli Planı (1/25000) 05.06.2003
    Alt Ölçekli Planı (1/5000) 22.08.2003
    Alt Ölçekli Planı (1/1000) 05.06.1995; 09.10.1996; 17.02.1998 (M); 24.06.1998; 22.09.2003
    Tahsis Durumu Son Tahsise Çıkan Parsel Adedi
    Tahsis Edilen Parsel Adedi
    Konaklama Durumu Turizm Tesis Alanı yaklaşık 65 ha
    Günübirlik Tesis Alanı yaklaşık 53 ha
    Kamping Alanı 20 ha
    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan) TTA için yaklaşık 6500-9750 kişi, Kamp Alanı için 1000-1600 kişi (ha başına TTA için 100-150 kişi)
    Çevre Düzeni Planı  

     

    ÇANKIRI TAŞ MESCİT

    Selçuklu Hükümdarı 1. Alaaddin Keykubat’ın Çankırı Atabey’i olan Cemalettin Ferruh tarafından 1235 yılında şifahane olarak yaptırılmıştır. 1242 de Darül-hadis eklenmiştir.1892 de Mevlevihane Şeyhi Nuri Dede tarafından üç hücre ,semahane ve bir a det şeyh dairesi yaptırılmıştır. 1926 Yılında Nuri Dede- nin yaptırdığı kısımlar tekke ve zaviyelerin kapatılması nedeniyle yıktırılmıştır.Günümüze mescit ,türbe ve sonradan eklenen Darülhadis kısmı gelebilmiştir. Hastane kısmı tamamen yıkılmıştır.

    Taş mescit , geçmişte darül-hadis,tımarhane ve Mevlevihane olarak kullanılmıştır. Binanın merdivenleri ve kapısı Selçuklu taş işçiliğinin örnekleri arasındadır.

    Hastane olarak yapılan Taş mescit , Darülşifa , Darülhadis , Darülafiye ve Şifahane olarak bilinir.Darülşifa Moloz taştan yapıldığı için günümüze kadar gelememiştir. Darül- hadis kısmı kesme taştan yapılmış,taş duvarlar kalın olup,kapı süslemelerinin sanat değeri yüksektir. İki katlı ,dışardan iki duvar ve bir köşe kulesi ile desteklenmiş, kesme taştanyapılmıştır.Selçuklu taş işçiliğinin tipik örneklerindendir.

    TIP VE ECZACILIK SEMBOLÜ

    Taş Mescit’te bulunan,tıp sembolü olan kabartmalı iki yılan motifinin aslı kaybolmuştur. Eczacıların sembolü olan gövdesinde yılan sarılı kupa ise Çankırı Müzesinde sergilen- mektedir. Cemalettin Ferruh’un yakınları ile birlikte mezarları Taş mescit’tedir

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ÇORUM




    ÇORUM

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 12.820 km²

    NÜFUS:  534.578 (2011)

    İL TRAFİK NO: 19

    İLÇELER: Çorum (merkez), Alaca, Bayat, Boğazkale, Dodurga, İskilip, Kargı, Laçin, Mecitözü, Oğuzlar, Ortaköy, Osmancık, Sungurlu, Uğurludağ.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Boğazköy-Alacahöyük Milli Parkı, Figanı (Beke) Kaplıcası, Büyük Güllicek, Kuşsaray, Güzelcedere, Pazarlı, Eskiyapar ve Kalınkaya Höyükleri, Çorum, Kaletepe, Kale (Eğercidağ), İskilip ve Osmancık (Kandıber) Kaleleri, Melik Gazi, Kalehisar, Gerdekkaya ve Yazılıkaya Yerleşme Kalıntıları, İskilip Bayat ve Kızılcapelit Kaya Mezarları, Çorum Ulucamisi, Hamid, Han, Şeyh Muhiddin-i Yavsi, Tabakhane, Mihri Hatun, Oğuzköy, Koca Mehmed Paşa (İmaret) ve Büyük Camileri, Sinan Paşa Külliyesi, Alaca Hüseyin Gazi ve Akşemseddin Medreseleri, Koyun Baba Köprüsü, Güpür, Paşa, Ali Paşa, Koca Mehmed Paşa ve Sunguroğlu Hamamları, Çorum, Alacahöyük ve Boğazkale (Boğazköy) Müzeleri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (364) 212 05 10
    Faks: (364) 212 05 10

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Kültür Sitesi – ÇORUM
    Tel: (0 364) 213 70 38
    Faks: (0 364) 212 05 10

    Müze

    Çorum Müzesi

    Adres: Gülabibey Mah. Müze Sok. – Çorum
    Tel: (364) 213 15 68
    Faks: (364) 224 30 25

    Örenyerleri

    Alacahöyük Müz. Ör. – Alacahöyük/Alaca
    Boğazköy Müzesi – Boğazkale
    Boğazköy Örenyeri – Boğazkale
    Yazılıkaya ve Hat. – Boğazkale
    Ortaköy Örenyeri – Ortaköy
    Eskiyapar Örenyeri – Alaca

    Önemli Günler

    Festivaller:

    Uluslararası Hitit Festivali
    Çorum
    15-25 Temmuz

    Osmancık Pirinç Festivali
    Osmancık
    1-10 Kasım

    Mecitözü Ayçiçek Festivali
    Mecitözü
    Eylül Son Hafta

    Panayırlar:

    Kargı Panayırı
    Kargı
    31 Ekim-6 Kasım

    Şenlikler:

     

    Hıdrellez Şenliği
    Osmancık
    6-8 Mayıs

    Geleneksel Sonbahar Güreş ve Müzik Şenlikleri
    İskilip
    Eylül İlk Hafta

    Güreş ve Şenlik
    Sungurlu
    Sonbahar Mevsimi

    Berk Köyü Karakucak Güreşleri
    Berk Köyü / Dodurga
    Ekim

    Üst Resim: Boğazköy Hattuşaş – İlk çağda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti

    Alt Resim: Kadeş Antlaşması (M.Ö. 12.yy) – Dünyanın ilk yazılı barış antlaşmasından parça

     

    GENEL BİLGİLER;

    Karadeniz Bölgesinin İç Anadolu’ya açılan kapısı olan Çorum İli , Anadolu kültür mozaiği içerisinde eşsiz bir konuma sahiptir.

    Günümüzden 7 bin yıl öncesine ait kültürel verilere rastlanan Çorum’da, ilk organize devleti kuran Hititlerin ilk başkenti Hattuşa bulunmaktadır.

    Hattuşa Anadolu’nun kalbinde, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış ülkemizdeki 9 değerden biridir. Hitit uygarlığı en az Mısır Uygarlığı kadar eski ve zengin bir uygarlıktır. Hititlerle Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Antlaşması metin tabletleri Boğazköy’de bulunmuştur.
    Hititlerin diğer önemli kült (dini) merkezlerinden sayılan, arkeolojide Arinna olarak bilinen Alacahöyük Ören Yeri; 13 Kral Mezarı , Hatti Tunç Güneş Kursu ve Sfenksli Kapıları ile görülmeye değer tarihi bir yerdir. Ulu Önder Büyük Atatürk’ün bizzat direktifleriyle ilk milli kazılarımızın başlangıç noktası olması ile de önem arzeder.

    Ortaköy İlçesindeki Şapinuva ören yeri de büyük bir Hitit kenti olup, hala sürmekte olan kazı çalışmalarında bol miktarda yazılı belge ortaya çıkarılmıştır.
    Ayrıca, 1990 yılında başlatılan ve kongre dili Türkçe olan “Hititoloji Kongresi” her üç yılda bir düzenlenmekte olup, 6 yılda bir de Çorum’da gerçekleştirilmektedir. Bu kongreye dünyanın bir çok yerinden bilim adamı katılmaktadır.

    Hitit uygarlığının yanısıra, her biri sanat şaheseri olan Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait; cami, köprü ve kalelerle süslü Çorum, yayları ve İncesu Kanyonu gibi doğal güzellikleri ile de görülmeye değer bir yerdir.
    Meşhur leblebisi, Osmancık ve Kargı’da üretilen kaliteli pirinçleri dünyaca tanınmaktadır.

    Müzeler

    Çorum Müzesi

    İl merkezinde Endüstri Meslek Lisesi yanında yer almaktadır. Hicri 1332 yılına tarihlenen bina, yapıldığı bugünden bu yana hastane ve okul olarak kullanılmıştır. 1989 yılından itibaren Çorum Müzesi olarak kullanılmak üzere restorasyonuna başlanmış ve halen restore işlemi devam etmektedir. Müzede Geç Kalkolotik (M.Ö. 4500) dönemden itibaren kronolojik olarak Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı,

    Eski Hitit, Hitit İmparatorluk, Firig, Helenistik, Roma ve Bizans Dönemi eserlerinin sergileneceği arkeolojik salon ile Çorum yöresine ait Etnoğrafik eserlerin sergileneceği Etnoğrafik salonu açma çalışmaları devam etmektedir.

    Alacahöyük Müzesi

    Alaca İlçesi, Alacahöyük beldesinde yer almaktadır. Çorum Müze Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren müzede ; Alacahöyük kazılarında elde edilen Kalkolotik, Eski Tunç Çağı, Hitit ve Frig Dönemine ait eserler ile yöreden derlenen Etnoğrafik eserler sergilenmektedir.Çorum’a 45 km. uzaklıktadır. Alacahöyük’te ilk yerel müze 1940 yılında teşhire açılmış, 1982 yılında ise yeni binasına taşınmıştır. İki katlı olan müzenin üst katında Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık salonları bulunmaktadır. Kazı başkanlarının isimlerinin verildiği bu salonlarda Alacahöyük ve Pazarlı kazısında elde edilen eserler sergilenmektedir.

    Boğazköy Müzesi

    Çorum’a 84 km. uzaklıktaki Boğazkale ilçesinde yer almaktadır. Çorum Müze Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren müzede Boğazköy-Hattuşa kazılarında açığa çıkartılan eserler ile çevreden elde edilen eserler sergilenmektedir.
    12 Eylül 1966 yılında açılan Müze, Boğazköy (Hattuşaş) kazılarında açığa çıkan ve çevreden müzeye gelen eserlerin depo ve sergilemesinin yapıldığı mahalli bir müze konumdadır.
    Hitit Dönemine ait eserlerin ağırlıklı olduğu müzede ; Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler de sergilenmektedir.

    Örenyerleri

    Alacahöyük Örenyeri Çorum’un 45 km güneyinde, Alaca İlçesinin 17 km kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy’e 34, Ankara’ya ise 210 km uzaklıktaki Alacahöyük Köyü yerleşim alanı içerisindedir. Höyük, bilim alemine ilk kez 1835 yılında W.C.HAMİLTON tarafından tanıtılmış olup, bu yıllardan itibaren Orta Anadolu’yu ziyaret eden bilginlerin uğrak yeri olmuştur.
    Eski Tunç ve Hitit Çağında çok önemli bir kült ve sanat merkezi olan Alacahöyük’te 4 uygarlık çağı bulunmaktadır. Geç Kalkolotik çağını Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemleri takip eder. Örenyerinde Hitit İmparatorluk dönemine ait Sfenksli Kapı, şehrin batısındaki Poternli Kapı ve mimari eserler ile Hatti uygarlığının aydınlanmasına çok katkıları olan Alacahöyük Eski Tunç Çağı haneden mezarları ile yerel müzesi, Boğazköy ve Yazılıkaya’yı ziyaret edenler için aynı gün gezilebilecek önemli bir örenyeridir.

    Hitit İmparatorluk dönemine tarihlenen kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş iki kule arasında yer alan Sfenksli Kapı’nın genişliği 10 metredir. O, bir yolla bağlandığı büyük mabedin anıtsal geçididir. Dış girişin iki yanındaki büyük söğe bloklarının dış yüzleri Sfenks protomları ile süslüdür. Kulelerin dış ve iç yüzlerinde yer alan kabartmalar Fırtına Tanrısı onuruna kutlanan bir kült festivalini yansıtmaktadır.
    Alacahöyük kazıları , Orta Anadolu’nun kuzey bölgesinin kesintisiz stratiğrafisini veren tek merkez olması ve özellikle 13 kral mezarı ile eski Tunç dönemine, monimental mimari kalıntılarıyla Hitit dönemine ışık tutması açısından dünya arkeoloji literatüründe önemli bir yere sahiptir.

    Boğazköy Örenyeri Boğazköy ( Hattuşa ) Örenyeri , Çorum ilinin 82 km güneybatısında yer almakta olup, Ankara’ya uzaklığı ise 208 km’dir. Hitit devletinin eski çekirdek bölgesinin merkezinde bulunan Boğazköy ( Hattusa ) örenyeri Budaközü Çayı vadisinin güney ucunda , ovadan 300 m. Yükseklikteki sayısız kaya kütleleri ve dağ yamaçlarının bölünmesiyle çevrili olarak kuzey ve batıda derin yamaçlarla sınırlandırılmıştır. Şehir kuzeye doğru açık olup, kuzey kısmı dışında diğer kısımları surla çevrilidir. Arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkarılarak restore edilen ve artık bir açık hava müzesi niteliğinde ziyaret edilebilen kalıntılar, Boğazköy Tarihi Milli Parkı’nın da odak noktasını oluşturmaktadır. Hattuşa 1986 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınmıştır. Ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesinde” yer almaktadır.

    Hattuşa’nın keşfi 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından gezilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu buluş aslında yalnızca Hattuşa’nın keşfi değil , tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da tanımlanabilir. 1893-94’de Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadarki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret eder. Muze-i Humayun müdürü Osman HAmdi Bey, 1906’da müzesi adına Makridi’nin sorumluluğunda Boğazköy kazılarını başlatmış, zamanın çivi yazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler’i de kazı heyetine alarak , burasının Hitit Başkenti Hattuşa olduğunu tespit etmişlerdir. 1931-1939 yılları arasında ve 2.Dünya savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952’de yeniden başlatılan kazılar kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.

    Antik Kapadokya bölgesinin kuzey sınırına yakın bir yerde bulunan ve arkeolojik kazılarla gün ışığına çıkartılıp restore edilen ve açık hava müzesi niteliğindeki ziyaret edilebilen Hititlerin başkenti Hattuşa-Boğazköy’deki kalıntılar, Boğazköy Tarihi Milli Park’ın temelini oluşturmaktadır. Yüz yıldır sürdürülen kazı ve araştırmalar Hattuşa-Boğazköy çevresindeki en erken yerleşmenin Kalkolotik çağda (M.Ö. 6000) olduğunu ortaya koymuştur. Eski Tunç Çağı’nda da sürekli yerleşmenin görüldüğü Hattuşa’da bu dönemi Asur Ticaret Koloni devri izler. Yazılı belgelere göre M.Ö. 2. binin başlarında Kuşar’lı Anitta Hattuşa Kralı Pijusti’yi yenip şehri tahrip eder ve şehri lanetler. Anitta’nın lanetine rağmen şehir M.Ö. 1600/1650 yıllarında Hitit Kralı 1. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Hititlerin M.Ö.1200’de şehri çeşitli nedenlerle terk etmesiyle burada Erken Demir Çağı (Karanlık Çağ) başlar. Bu dönemi M.Ö. 9.yüzyılda Frig Çağı daha sonra Helenistik, Galat ve Roma/Bizans çağları takip eder.

    Boğazkale Yazılıkaya Boğazkale, Hattuşa’nın 1.5 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Hattuşa’nın en büyük ve etkileyici olan kutsal mekanı, şehrin biraz dışında yer alan, yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya tapınağıdır. Özellikle ilkbahardaki yeni yıl kutlamalarında kullanıldığı sanılan bu Açıkhava tapınağında, ülkenin önemli Tanrı ve tanrıçaları alay halinde kayalara kabartma olarak işlenmiştir.
    Yazılıkaya Açıkhava tapınağında tabii kayalığa yapılmış olan, A odası olarak adlandırılan büyük galeri ile, B odası olarak adlandırılan küçük galeri yer almaktadır. Büyük galeri’nin ( A Odası ) batı duvarı Tanrı kabartmalarıyla, doğu duvarı ise tanrıça kabartmalarıyla bezelidir. Ayrı bir girişi bulunan Küçük Galeriyi ( B Odası ) girişin iki yanında bulunan aslan başlı , insan gövdeli cinler korumaktadır. B odasının batı duvarında sağa doğru ilerleyen 12 tanrı, doğu duvarında ise Kılıç Tanrısı ile Tanrı Şarruma ve himayesindeki Kral IV.Tudhalia yer almaktadır.

    Ortaköy Şapinuva Çorum’un 53 km güneydoğusunda yer alan Ortaköy ilçesinin , 3 km güneyindedir. Ortaköy Hitit şehri ,Yeşilırmak Nehrinin üzerinde bulunduğu ve Kelkit’ten başlayan Koyulhisar-Reşadiye-Niksar üzerinden Amasya’ya doğru gelişen vadinin hemen sonunda yer almaktadır.Şehir derince bir vadinin kuzey yamaçlarındaki bir plato üzerine kurulmuştur.
    1990 yılında Prof. Dr.Aygül Süel ve Dr.Mustafa Süel başkanlığında kazı çalışmaları başlatılmıştır.1994 yılında Ortaköy’ün Hitit Çağı’ndaki adının Şapinuwa olduğu tesbit edilmiştir. Bu önemli Hitit şehri Hitit Devleti’nin başkentlerinden biridir.

    Yapılan çalışmalarda monumental yapılar günışığına çıkarılmıştır.Bu binalarda şu ana kadar sayıları dört bini aşan Hitit çivi yazılı tablet arşivleri ele geçirilmiştir. Bunların çoğunu Hititçe metinler oluşturur. İçerik olarak birbirleriyle ilişkileri, paleografileri ve buluntu durumlarına göre, Ortaköy –Şapinuva tabletlerinin büyük bir kısmının aynı döneme ait oldukları, Boğazköy ve Maşat Höyük belgeleri ile olan ilişkileri nedeniyle de bu tabletlerin Orta Hitit döneminin sonlarına tarihlendiği açıklanmıştır.

    Eskipazar Örenyeri

    Alaca ilçesinin 5 Km Batısında,Alaca-Sungurlu yolu üzerindeki höyük,Boğazköy’ün 25 Km Kuzeydoğusunda, Alacahöyük’ün ise 20 Km Güneydoğusunda yer almaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda Höyükte kesintisiz bir iskanın varlığı tespit edilmiş olup,Höyükte eski Tunç,Hitit,Frig,Roma ve iki safhalı Helenistik döneme rastlanmıştır.
    Höyükün Kuzeydoğu ve Batı kesimlerinde Hitit İmparatorluk çağı şehir surunun temelleri bulunmuş,dikdörtgen planlı,avluları taş döşeli binalar Boğazköy ve Alacahöyükteki binalardan farksız olarak ,Hitit üslubunda inşaa edilmişlerdir.Höyükün Güneydoğu kesiminde geniş bir alana yayılan eski

    Hitit dönemi mahallesinin yanmış evlerinden çok sayıda toprak eserler elde edilmiştir.Yine bu alanlarda bulunan kabartmalı kült vazoları burasının dini bir merkez olduğu görüşünü kuvvetlendirmiştir.Höyükte Hitit tabakaları altında yer alan eski Tunç çağı tabakalarında yapılan çalışmalarda ,bir evin tabanı altında altın ve gümüş objelerden oluşan bir defineye rastlanılmıştır.Gümüş vazolar,Suriye şişesi,gümüş merasim baltası ,değişik tiplerde altın iğne,boncuk,küpe ve bileziklerden oluşan define,bir taraftan Alacahöyük,Kültepe,diğer taraftan Truva ,Poliochni ve Kuzey Suriye-Mezopotamya buluntularıyla benzer olup bu buluntular Ankara Medeniyetler Müzesinde sergilenmektedir.

    Yörüklü (Hüseyindede Tepesi)

    İlimiz Sungurlu ilçesi,Yörüklü kasabası Hüseyindede tepesi olarak adlandırılan mevkiide bulunmaktadır.Yapılan çalışmalar sonucunda Eski Hitit dönemine ait iki ayrı kabartmalı vazo parçalarına yine aynı döneme ait olan tek mekanlı bir odada rastlanmıştır.Elde edilen parçaların restorasyon çalışmaları sonucunda birisinin inandık vazosu tipinde olduğu,diğerinin ise daha küçük ve boyun üzerinde tek filiz halinde Hitit dini törenlerini anlatan bir tasvir bantının olduğu tespit edilmiştir.Bu tasvir bantı üzerindeki en önemli sahneyi ise boğa üzerinde takla atan bir akrobat oluşturmaktadır.İnandık vazosu tipinde olan ve üzerinde 4 tasvir bantı olan büyük vazonun ağız kenarında küçük bir tekne ve başları içe bakan dört boğa başı yer almaktadır.Tasvir bantlarında konular yine Hitit dini törenlerini anlatmaktadır.Bu kabartmalı vazoların yanı sıra yapılan çalışmalarda Eski Hitit dönemine ait olan (formlarını daha önceden bilinen) Matara biçimli kap ve yuvarlak ağızlı yüksek boyunlu testiler de elde edilmiştir. 1998 yılındaki çalışmalarda ise teraslama tekniğinde yapıldığı ortaya çıkan Eski Hitit Dönemine ait mimari takip edilmiş olup, ileri ki dönemlerde kazı çalışmalarına devam edilecektir.

    Laçin Kapılıkaya Anıtsal Kaya Mezarı

    Çorum’un yaklaşık 27 km. kuzeyinde, Kırkdilim mevkiinde oldukça sarp, kayalık ve akarsu tarafından yarılmış derin vadilerin oluşturduğu engebeli arazi üzerinde, kuzeye doğru uzanan bir kaya blokunun burun kısmının kuzey-batı köşesinde yer almaktadır.
    Komutan İKEZİOS’a ait hellenistik dönem kaya mezarı olup, M.Ö. II.yüzyıla tarihlenmektedir. Çay seviyesinden 65 m. Yükseklikteki kaya mezarının yamuk biçimli bir podyum zemini vardır.Bu podyumdan 8 basamaklı merdivenle ikinci platformda, oradan da 12 basamaklı merdivenle mezar önündeki podyuma geçilmektedir.
    Mezar odasının kapısı üzerinde “İKEZİOS”yazısı okunmaktadır. Mezar odası kareplanlı olup , girişin sağ ve solunda niş şeklinde oyulmuş ölü şekilleri vardır.

    İskilip Kaya Mezarı

    İskilip merkezinde bulunan Osmanlı dönemine ait 100 m yükseklikteki tabi bir kaya üzerine inşa edilmiş, kalenin güney ve güneydoğu eteğinde Roma dönemine ait kaya mezarları bulunmaktadır. Güneydoğusunda bulunan kaya mezarının iki sütunlu dikdörtgen bir girişi vardır.Yuvarlak sütun gövdeleri yukarı doğru inmektedir. Başlıklarda bulunan bilezikler üzerinde oturmuş birer aslan bulunmaktadır. Sütun başlıkları üzerindeki üçgen alınlık içerisinde ise yatar durumda karşılıklı kanatlı iki aslan figürü bulunmaktadır. Kabartmalardan birinin elinde kılıç, diğerinin elinde kadeh mevcuttur. Mezar odası içerisinde iki adet ölü sekisi bulunmaktadır.

    Kuleler ve Kaleler

    Saat Kulesi: l894 yılında Çorum’lu Beşiktaş Muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından yaptırılmış olup, yüksekliği 27.5 m.dir. İlimizin tarihi bir simgesidir.

    Çorum Kalesi: Selçuklu mimari özelliği taşıyan Çorum Kalesinde halen iskan mevcuttur. Şehrin güneyinde yüksek bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kare planlı olup, 80×80 ebatındadır. Yüksekliği 7.35 m. Duvarların genişliği 2.40 metredir. Kalenin kapısı kuzeyde olup, 2.70×3.30 m. Ölçüsündedir. Kalenin içerisinde büyük bir mescit bulunmaktadır. Kalenin kitabesi olmadığı için kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Danişmend veya Selçuklu Dönemine tarihlenen kalede düzgün kesme taş, moloz taş, Roma ve Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmıştır.

    İskilip Kalesi: Yüz metre yükseklikte, üç tarafı kayalık üzerine inşaa edilmiştir. Güneye bakan bir kapısı, kale içinde sol tarafta bir zindan odası vardır. Dört tarafında burçlar bulunmaktadır.

    Osmancık Kalesi: Yüksek bir tepe üzerine kurulmuş olan kalenin surlarının uzunluğu 250 m. Yüksekliği 30 m.dir İlk defa kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte Roma Devrinde yapılmış olduğu sanılmaktadır. Kaleden Kızılırmağa gizli yollar mevcuttur. Kale duvarı örgülerinde Horasan harcı kullanılmıştır. Kale içinde kayalar oyularak yapılmış bir hamam harabesi mevcuttur. Kalenin ön kısmında bir kitabe, gözlemci yeri, kapısı ve burçlardan kalıntılar bulunmaktadır.

    Sungurlu Saat Kulesi: l892 yılında kaymakam Edip Bey tarafından yaptırılmıştır. İnşaat malzemesi olarak kesme taş kullanılan saat kulesi, kaide ve saç örgü kısmı dahil sekiz kısımdır. Saat çelik halat ve 50 kğ.lık kovalar vasıtasıyla çalışmaktadır

    Tarihi Çorum Evleri

    Çorum’un eski evleri Türk toplumunun geleneksel yapısı ile bütünleşmiştir.Sözkonusu evlere; Çorum’un Çepni, Karakeçili, Devane gibi eski mahalleleri ile İskilip, Sungurlu ve Kargı’da rastlanılmaktadır.

    NE YENİR?

    Leblebisi ile ünlü olan Çorum, yöresel yemekler bakımından oldukça zengindir.
    İlin özgün yemekleri arasında Mayalı , (Saç Mayalısı, Tava Mayalısı) , Yanıç , Cızlak , Kömbe, Oğmaç, Hingal, Haşhaşlı Çörek, Borhani (Hamurlu, Yumurtalı, Mantarlı) Helise, Çullama, Madımak, Tirit , İskilip Dolması , Keşkek, Kara Çuval Helvası, Hedik, Teltel, Has Baklava sayılabilir.

    NE ALINIR?

    Çorum ilinden alınabilecek şeylerin başında, şehrin sembollerinden olan , Çorum leblebisi ve bakır hediyelik eşya gelmektedir.
    Ayrıca, İskilip’te ağaç oyma işleri, Alaca Büyük Camili Köyünde kilim, Ortaköy İlçesi Karahacip beldesinde kilim, heybe, patik, çorap ve el örgü ürünlerini bulmak mümkündür.
    Osmancık ve Kargı’da üretilen pirinçler de, farklı lezzetleriyle mutlaka tadılması önerilen ürünlerdendir.

    YAPMADAN DÖNME

    Alaca höyük, Bogazkale Müze ve Ören yerlerini ziyaret etmeden
    Kargı ve Abdullah Yaylalarını, Osmancık Başpınar ve Karaca Yaylalarını, İskilip Elmabeli ve Bayat Kurtçaçimeni Yaylalarını gezmeden,
    Ortaköy İncesu Kanyonuna gitmeden,
    Bakır El Sanatlarını görmeden,
    Çorum Mantısı, Keşkek ve İskilip Dolması, Gül burma ve Has Baklavasını tatmadan,
    Çorum Leblebisi almadan,
    …Dönmeyin

     

    BOĞAZKÖY MÜZESİ


    Çorum’a 84 km. uzaklıktaki Boğazkale ilçesinde yer almaktadır. Çorum Müze Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren müzede Boğazköy-Hattuşa kazılarında açığa çıkartılan eserler ile çevreden elde edilen eserler sergilenmektedir.12 Eylül 1966 yılında açılan Müze, Boğazköy (Hattuşaş) kazılarında açığa çıkan ve çevreden müzeye gelen eserlerin depo ve sergilemesinin yapıldığı mahalli bir müze konumdadır.

    Hitit Dönemine ait eserlerin ağırlıklı olduğu müzede Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler de sergilenmektedir. Çorum Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet veren Boğazköy Müzesi Çorum’un 82 km. güneybatısındaki Boğazkale İlçe merkezinde yer almaktadır.

    Hitit Dönemine ait eserlerin ağırlıklı olduğu müzede Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler de sergilenmektedir.

    Müzenin giriş holünde Hattuşaş örenyerini gösterir bir harita ile kronolojik bir tablo yer almakta olup, aynı yerde Kral kapıdaki mülaj tanrı kabartması, Hitit Kralı IV. Tudhalia’nın kabartması ve onun karşısında ise hiyeroglif yazılı taş stel bulunmaktadır.

    Giriş holünden geçilen birinci salonda; Kalkolitik, Eski Tunç ve Asur Ticaret Kolonileri Çağına ait pişmiş toprak eserlerin sergilendiği vitrinler ile bu salondan büyük salona geçilen bölümde ise Yazılıkaya’dan getirilen tanrıça İştar’ın kabartması yer almaktadır.

    İkinci salonda; kronolojik olarak yapılan teşhir düzenlenmesinde Asur Ticaret Kolonileri ile Eski Hitit Dönemine ait büyük boy gaga ağızlı testiler ve bunların buluntu durumlarını gösteren fotoğraflar yer almaktadır. Bu vitrinlerin hemen yanında yer alan vitrinlerde ise Eski Hitit ve İmparatorluk Dönemine ait pişmiş toprak ve taş eserler, Frig Dönemine ait boyalı seramik kaplar, fibulalar, Roma Dönemine ait pişmiş toprak ve cam eserler, Bizans Dönemine tarihlenen bir kiliseye ait bronz malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca müzede yer alan orta vitrinlerde yine Hitit Dönemine ait çivi yazılı tabletler, mühür baskılı pişmiş toprak bullalar, silindir ve damga mühürler, bronz baltalar, iğneler, taşçılık aletleri ve kalıplar ile fildişinden dans eden tanrıça, üçlü tanrıça grubu, pandantifler ve kabartmalı seramik parçaları teşhir edilmektedir. Vitrin aralarında da büyük boy testiler ile kabartmalı ortosdatlar yer almaktadır.

    Müze Tel: (+90-364) 452 20 06

    Hitit uygarlığı ile llgili diğer eserler il merkezinde, Çorum Müzesi ve Alacahöyük Müzesi’nde sergilenmektedir.

    BOĞAZKALE-HATTUŞA

    Günümüzden 5 bin yıl öncesine ait kültürel verilere rastlanan Boğazkale’de, ilk organize devleti kuran Hititlerin, ilk başkenti Hattuşa bulunmaktadır. Hattuşa Anadolu’nun kalbinde, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış ülkemizdeki 9 değerden biridir.

    Hitit uygarlığı en az Mısır Uygarlığı kadar eski ve zengin bir uygarlıktır. Hititlerle Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Antlaşması metin tabletleri Boğazkale’de bulunmuştur. Ayrıca, Hattuşa’nın en büyük ve etkileyici kutsal mekanı, şehrin dışında yeralan, yüksek kayalar arasında saklanmış Yazılıkaya Kaya Tapınağı’dır. Tapınak’ta 90’tan fazla tanrı, tanrıça, hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir.

    Boğazkale İlçesi , Sungurlu İlçesine bağlı bir bucak merkezi iken ; 1987 yılında yörenin turistik durumu dikkate alınarak ilçeye dönüştürülmüş ve Çorum’a bağlanmıştır.İlçe olmadan önce ; Boğazköy ismini taşıyan yerleşim yeri, Çorum İlinin 82 km güneybatısındadır.

    Hattuşa ve Yazılıkaya’nın keşfi 1834 yılında olmuştur.1835-1894 yılları arasında çeşitli yabancı arkeologlar tarafından ferdi çalışmalar yapılmış ; 1904 yılından itibaren ise Alman Doğu Kültürleri Araştırma Merkezi tarafından kazı çalışmaları başlatılmıştır.1939 yılından bu yana da kazılar, aralıksız olarak devam etmektedir.

    Boğazkale; Hattuşa ve Yazılıkaya ören yerleri 02.10.1998 tarihinde Milli Park olarak ilan edilmiştir.

    Tarihçe:Boğazkale, Hitit uygarlığının başkenti Hattuşa’ın bulunduğu şehirdir. İlk yerleşim Kalkolitik çağda başlamış; ilk Tunç çağında Hattiler’in sonra Asur ticaret kolonilerinin mekanı olan Hattuşaş, Hititler döneminde başkent olmuştur. Böylece ilçenin gerçek tarihi, M.Ö.2000 yıllarında başlamış olur. Kentin asıl merkezini Büyük Kale teşkil eder. Büyük Mabet’in bulunduğu yer ise aşağı şehir bölgesidir. Yazılıkaya Açık Mabedi de Hitit uygarlığının en önemli bölgeleridir. Burada ele geçirilen tabletler, tarihe ışık tutmaktadır.

    Hititlerden sonra bölgeye Frigler, Medler, Galatlar, Romalılar, Bizanslar hakim olmuştur.

    1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra 1075 yılında Melik Ahmet Gazi komutasındaki Danişmendli ordusu tarafından Çorum Bölgesi’nin fethiyle buralara da Türk göçleri başlar. 16. yüzyılda Türkmen boylarından Maraşlı Dulkadiroğullarından bir grup önce Hattuşaş / Boğazköy’ün 3 km kuzeyindeki Yekbas’a yerleştirilirken, 17. yüzyılın sonunda buradan Eski Hitit başkentinin eteğine taşınırlar.

    Hattuşaş 1986 yılında UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası” listesine alınınca yörenin turistik durumu dikkate alınarak harekete geçilmiştir. Boğazköy adıyla Sungurlu’ya bağlı bir bucak iken adı Boğazkale’ye çevrilerek 1987 yılında Çorum’a bağlı bir ilçe haline getirilmiştir. Çorum, binlerce yıldır çeşitli uygarlıkların yan yana ve üst üste oluşturduğu yerli Anadolu kültür geleneğini devam ettiren illerin başında gelir.Maddi kültür belgelerinin zenginliği açısından adeta bir açık hava müzesi görünümünde olan Çorum yöresi 1830’lu yıllardan itibaren Avrupalı gezginlerin, bir çok yerli ve yabancı bilim adamlarının ilgi odağı haline gelmiştir.

    İklim:Karasal ve kuru bir iklimi vardır.


    BOĞAZKALE-HATTUŞA'DA GEZİLECEK YERLER

    Boğazköy ( Hattuşa ) Örenyeri, Çorum ilinin 82 km güneybatısında yer almakta olup, Ankara’ya uzaklığı ise 200 km’dir. Hitit devletinin eski çekirdek bölgesinin merkezinde bulunan Boğazköy ( Hattusa ) örenyeri ; Budaközü Çayı vadisinin güney ucunda, ovadan 300 m. yükseklikteki sayısız kaya kütleleri ve dağ yamaçlarının bölünmesiyle çevrili olarak kuzey ve batıda derin yamaçlarla sınırlandırılmıştır.Şehir kuzeye doğru açık olup, kuzey kısmı dışında diğer kısımları surla çevrilidir.

    Hattuşa 1986 yılından beri , Türkiye’de UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış dokuz noktadan biridir. Ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesi”nde yer almaktadır.

    Hattuşa’nın keşfi 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından yapılmış ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu buluş aslında yalnızca Hattuşa’nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir.1893-94’de Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadarki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret eder. Muze-i Humayun müdürü Osman Hamdi Bey, 1906’da müzesi adına Makridi’nin sorumluluğunda Boğazköy kazılarını başlatmış, zamanın çivi yazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler’i de kazı heyetine alarak, burasının Hitit Başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler. 1931-1939 yılları arasında ve 2.Dünya savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952’de yeniden başlatılan kazılar kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.

    Antik Kapadokya bölgesinin kuzey sınırına yakın bir yerde bulunan ve arkeolojik kazılarla gün ışığına çıkartılıp restore edilen ve açık hava müzesi niteliğindeki ziyaret edilebilen Hititlerin başkenti Hattuşa-Boğazköy’deki kalıntılar, Boğazköy Tarihi Milli Park’ın temelini oluşturmaktadır. Yüz yıldır sürdürülen kazı ve araştırmalar Hattuşa-Boğazköy çevresindeki en erken yerleşmenin Kalkolotik çağda (M.Ö. 6000) olduğunu ortaya koymuştur. Eski Tunç Çağında da sürekli yerleşmenin görüldüğü Hattuşa’da bu dönemi Asur Ticaret Koloni devri izler. Yazılı belgelere göre M.Ö. 2. binin başlarında Kuşar’lı Anitta Hattuşa Kralı Pijusti’yi yenip şehri tahrip eder ve şehri lanetler. Anitta’nın lanetine rağmen şehir M.Ö. 1600/1650 yıllarında Hitit Kralı 1. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Hititlerin M.Ö.1200’de şehri çeşitli nedenlerle terk etmesiyle burada Erken Demir Çağı (Karanlık Çağ) başlar. Bu dönemi M.Ö. 9.yüzyılda Frig Çağı daha sonra Helenistik, Galat ve Roma/Bizans çağları takip eder.

    Hitit imparatorluk döneminde, yani M.Ö. 14. ve 13. yy’da şehir yaklaşık 6 km uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu surların önüne ikinci bir duvar daha örülerek, kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan, anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güney batıda, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı’yla , iç yüzünde, silahlı tanrının görkemli şekikde betimlendiği Kral Kapı, bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın da özel bir rolü olmalıdır. Burada 30 m yüksekliğinde, 80 m genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Tam bu kapının altında, Hattuşa’nın bugün içinden geçilebilen tek poterni vardır. 71 m uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.

    Şehirde ayakta kalmış, izlenebilen yapıların büyük bölümü, surlar gibi, M.Ö. 13 yy’dan kalmadır.Kraliyet yapılarının yer aldığı Büyükkale’de direkli galerilerleçevrili avlular, konutlar, depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.

    Hitit metinlerinde sık sık “ Hattuşa Ülkesinin bin tanrısından” söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu imparatorluk ve kült (dini)başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir.Başkent Hattuşa’da bu güne kadar 31 yapı, tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak, Aşağı şehirdeki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan Hava Tanrısı ile Arinna’nın Güneş Tanrıçasına adanmış olmalıdır.

    Hattuşa’da son yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin, hatta Hitit Devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde, M.Ö. 13 yy’da kentin kuzeydoğusunda yükselen Büyükkaya sırtında çok büyük boyutlarda, sayıları 11’i bulan yer altı siloları bulunmuştur.

    Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla beraber, Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam eder. M.Ö. 12 yy’ın başlarında, Erken Demir Çağına tarihlenen yeni yerleşme, Frig etkilerini yansıtan bir taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması, ancak M.Ö. 8.yy’da gerçekleşir.Yerleşim Pers döneminde de devam etmiştir.Helen/Galat ve Roma / Bizans’a ait yerleşme ve tahkimat izleri de görülmektedir. Bir Türkmen aşireti’nin 16 yy’da burada yerleşmesiyle bugünkü Boğazkale kurulmuştur.Eski adı Boğazköy olan bu yerleşme, Hititler’in başkentine de adını vermiştir.

    BOĞAZKALE-HATTUŞA ULAŞIM

    Karayolu: İlçeye ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır. İlçenin, Ankara’ya uzaklığı 200 km’dir. Ankara-Samsun karayolu üzerinde bulunan Sungurlu’dan ( Sungurlu-Boğazkale arası 30 km) her zaman için Boğazkale’ye ulaşmak mümkündür. Çorum’daki otobüs işletmelerinin, Sungurlu’da irtibat büroları bulunmaktadır. Otogar, kent merkezinde bulunmaktadır.

    Otogar Tel : (+90-364 ) 213 66 70

    Hava Yolu: Çorum’a en yakın havaalanı olan Samsun havaalanı 176 km’dir. Ankara Havaalanı 242 km’dir.


    BOĞAZKALE-YAZILIKAYA

    Hattuşa-Boğazköy’ün 1.5 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Hattuşa’nın en büyük ve etkileyici olan kutsal mekanı, şehrin biraz dışında yer alan, yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya tapınağıdır.Tapınak’ta 90’dan fazla tanrı, tanrıça,hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir.

    Tanrı ve tanrıça dizileri olasılıkla, imparatorluk pantconunun baş tanrıları olan Hava Tanrısı ve Güneş Tanrıçası’nın maiyetini oluşturuyordu. Bu yorum sonucunda; Yazılıkaya “Yeni yıl şenlikleri evi” olarak tanımlanabilir.

    Hitit kült metinlerine göre yeni yıl ve ilkbahar törenlerinde bir araya gelen tüm tanrılar ”Hava Tanrısı’nın Evi’nde” toplanırlardı. Bu şenlikte kentin diğer tüm tapınak-larından tanrı heykellerinin törensel bir alayla Yazılıkaya’ya taşınmış olabileceği düşünülmektedir.

    Yazılıkaya A Odası’nda kayaya işlenmiş kabartma figürlerin özel bir düzeni ve tertibi vardır. Burada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında yalnız tanrılar, buna karşın sağ tarafta da yalnız tanrıçalar betimlenmiştir. Ana sahnede Hava Tanrısı ile eşi Güneş tanrıçası ve ortak çocuklarının karşılaşması tasvir edilmiştir. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda büyük Kral lll/lV. Tudhalia betimlenmiştir. Kral Güneş Tanrısı’nın törensel kıyafetinde, elinde egemenlik sembolü olan ucu kıvrık asa tutar durumda, iki tepe üzerinde tasvir edilmiştir. Bu kutsal alanın bu kral tarafından yaptırıldığı, ya da son şeklini ebedileştirmek istediği sanılmaktadır.

    B odasındaki kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değildir; yan duvarlara dört bağımsız figür işlenmiştir. A odası’nın başlangıcında tanrılar geçidinde de tasvir edilen ve orak biçimli kılıç taşıyan On İki Tanrı ve ”Kılıç Tanrısı” Nergal, öbür dünya ile ilişki kuran yer altı tanrıları anlamında olmalıdır. Büyük Kral lll/lV. Tudhalia’nın koruyucu tanrısı olan Şarruma, krala sarılmış ve ona yol gösteren bir durumda tasvir edilmiştir. Büyük Kral lll/lV. Tudhalia’nın hiyeroglifle yazılı ismi, B odasının sağ duvarının ön tarafında bir defa daha yer almaktadır. Hemen yakının da ise bir heykel kaidesi olabilecek taş blok durmaktadır. Olasılıkla burada kralın bir heykeli bulunuyordu. Çünkü Tudhalia’nın oğlu ll. Şuppiluliuma’nın babası için anılacağı bir yer, bir “Ebedi Hegur” yaptırdığı ve içine heykelini koydurduğu çivi yazılı bir tablette anlatılmaktadır




     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - DENİZLİ




     

    DENİZLİ

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 11.692 km²

    NÜFUS:  942.278 (2011)

    İL TRAFİK NO: 20

    İLÇELER: Denizli (merkez), Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Tavas, Çameli, Çal, Çardak, Çivril, Güney, Honaz, Kale, Sarayköy, Serinhisar.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Pamukkale, Çamlık, Karcı Deresi ve Evkara Çamlığı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Ortakçı, Karahayıt ve Yenice Kaplıcaları, Beycesultan Höyüğü, Laodikeia, Hierapolis ve Tripolis Kalıntıları, Akhan, Çardakhan Kervansarayı, Ahmetli Köprüsü (Akköprü), II.Sultan Murad Camisi, Beyce Sultan Kümbeti, Yatağan Baba Türbesi, Pamukkale Müzesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (258) 265 54 48
    Faks: (258) 265 07 87

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    İstiklal Cad. İl Halk Kütüphanesi
    DENİZLİ
    Tel: (0 258) 262 43 23
    Faks: (0 258) 265 07 87

    Müze

    Hierapolis Müzesi

    Adres: Pamukkale-Denizli
    Tel: (258) 261 27 55
    Faks: (258) 223 08 02

    Örenyerleri

    Hierapolis – Merkez/Pamukkale
    Laodikya – Merkez/Pamukkale
    Tripolis – Buldan/Yenice
    Apollonia Salbace – Tavas/Medet
    Herakleia Salbace – Tavas/Vakıf
    Herakleia – Tavas/Kızılcahöyük
    Sebastopolis – Tavas/Kızılcahöyük
    Colossae – Honas
    Eumeneia – Çivril/Işıklı
    Dionysopolis – Çal/Bahadırlar
    Attuda – Sarayköy/Hisar
    Trapezopolis – Babadağ/Bekirler
    Alacain – Acıpayam
    Thinta – Merkez/Gözler
    Ecesultan – Çivril
    Yassıhöyük – Acıpayam
    Tabae – Kale

    Önemli Günler

     

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Denizli’ye Gelişi
    Denizli
    4 Şubat

    Milli Mücadeleye Katılış Günü
    Sarayköy
    24 Mayıs

    Kurtuluş Günleri:

    Güney İlçesinin Kurtuluşu
    Güney
    3 Eylül

    Buldan İlçesinin Kurtuluşu
    Buldan
    4 Eylül

    Festivaller:

    Honaz Kiraz Festivali
    Honaz
    Mayısın Son ya da Haziran İlk Pazartesi Günü

    Yenicekent Üzüm Festivali
    Yenicekent / Buldan
    Temmuz Son Hafta

    Şenlikler:

    Bağbozumu Şenlikleri
    Çal
    Eylül Ayının İlk Haftası

    Deve Güreşleri
    Sarayköy
    Ocak Ayı

    Yenicekent Nar Şenliği
    Yenicekent (Baklan)
    Ekim 2. Hafta

    Üst Resim: Pamukkale
    Alt Resim: Hierapolis Antik Kenti (M.Ö. 2.yy)

     

    GENEL BİLGİLER;

    Horozları ile ünlü Denizli zengin bir tarih ve kültüre sahiptir. Denizli, Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis, gibi antik kentleri, kaplıcaları ve dünyada eşi olmayan travertenlere sahip Pamukkale ile görülmesi gereken bir turizm merkezidir.

    Müzeler

    Hierapolis Arkeoloji Müzesi: Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.
    Müzede, Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır. Ayrıca Tunç Çağı’nın en güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen arkeolojik buluntular müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler de Hierapolis Müzesi’nde toplanmış ve sergilenmektedir.
    Müze Tel: ( +90-258) 272 20 34 Ziyarete açık günler:Pazartesi hariç her gün
    Ziyarete açık saatler:Yaz:08.00-19.00, Kış: 08.00-17.00

    Atatürk Etnografya Müzesi: İl merkezinde Uçancıbaşı Mahallesi’nde bulunan ve bugün müze olarak

    kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Müzenin üst katında çoğu Osmanlı Dönemi’ne ait giysi, takı, ev eşyası, silah, halı, kilim gibi etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’ün Denizli’ye geldiğinde kaldığı odada, gardırop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok stili bir çalışma masası da bulunmaktadır.
    Müze Tel: (+90-258) 241 08 66
    Ziyarete açık günler: Pazartesi hariç hergün
    Ziyaret Saatleri: Yaz :08.00-19.00, Kış : 08.00-17.00

    Camiler, Türbeler

    Acıpayam Yazır Cami: Cami giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre,1801 yılında yaptırılmıştır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum gösteren caminin duvarları içerisinde üç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir.

    Boğaziçi Cami: Selçuklular Döneminde yapılan bu cami, Baklan ilçesi Boğaziçi Kasabası’ndadır. Ağaç direkli camilerdendir. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik ağaç motifleri görülmektedir.

    Türbeler:

    Servergazi Türbesi ( Yeşilköy ), Mehmet Gazi Türbesi (Büyük Mezarlık), Fatma Hanım (Yıldız) Türbesi (B. Mezarlık), Ahi Sinan Türbesi, Mahmut Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi ve Hüsamettin Bey Türbesi Denizli’nin görülmeye değer başlıca türbeleridir.

    Han ve Kervansaraylar

    Akhan: Denizli’ye 7 km. uzaklıkta, Denizli-Afyon karayolu üzerindedir.1253-1254 yıllarında, inşa edilmiş olan kervansarayın 2 yazıtından birinde II. İzzettin Keykavus’un adı ve unvanları belirtilmektedir. Hanım avlu portali (taç kapı), geometrik ve plastik süslemeleri ile oldukça görkemlidir. Geyik, sfenks, kuş, figürleri, palmet, bitki gibi motifleri ile yoğun bir bezemeye sahiptir.
    Çardakhan Kervansarayı: Çardak ilçe merkezinin hemen dışındadır. Yazıtından anlaşıldığını göre, I. Alaaddin Keykubad zamanında, 1230 yılında yaptırılmıştır. Sultan hanları tipinde bir kervansaraydır.

    Kaplıcalar

    Çizmeli (Yenice) Kaplıca ve İçmeleri: Buldan ilçesine 16 km uzaklıktaki Yenicekent sınırları içindedir. Menderes kıyısında olup, Tripolis antik kenti kalıntıları arasından gidilir. Romatizma, kalp, damar sertliği, deri, basur memeleri hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

    Gölemezli Çamur Kaplıcası: Akköy ilçesine bağlı Gölemezli Köyü yakınlarındadır. Dört kaynak halindedir. Kaynaklar nitelik bakımından her birinden farklıdır. Birisi çamur hamamı olarak kullanılır. Deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Babacık (Kabaağaç) Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke köyü ılıcasının 3 km uzaklığındaki Kaabaağaç Köyü’ndedir.

    Tekkeköy Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke Köyü yakınındadır. Sarayköy’e uzaklığı 20 km olup, çeşitli yerlerden sıcak sular kaynamaktadır Roma Devri’nden kalma hamamı, havuzu, soyunma yeri vardır. Kaplıca; romatizma, deri, kadın hastalıkları, idrar yolu rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır.

    Kızıldere Ilıcası: Sarayköy’e 11 km uzakta kızıl renkli kayalardan çıkar. İki kubbeli bir hamamı, iki banyo yeri, havuzu ve soyunma yeri vardır. Romatizma ve yorgunluğa iyi gelir.

    NE YENİR?

    İlin özgün yemekleri arasında pirinç çorbası, keşkek, kuru fasulye, nohut, sarma, dolma, bulgur pilavı, kabak, soğan yahnisi, ve keşkeği sayabiliriz.

    NE ALINIR?

    Tüm Denizli ili dokumaları, özellikler Buldan’a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahiptir ve mağazalarda teşhir ve satışı yapılmaktadır.

    YAPMADAN DÖNME

    Doğa harikası eşsiz travertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde rolü olduğu belirlenen Pamukkale’nin şifalı suyunu, ayrıca Karahayıt ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden,
    Bir çok uygarlıkların yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden; Hierapolis, Laodikeia, Colossae, Tripolis ve Heraclaia görmeden,
    Önemli bir alış veriş merkezi olan Kaleiçini, şehir merkezindeki havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı Babadağlılar Çarşısı’na uğramadan,
    Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık mesireliğinde piknik yapmadan …
    Dönmeyin.

    PAMUKKALE

    pamukkaleBulutların gölgesinde yeryüzünün doğal güzelliklerinden payını düşeni fazlasıyla alan Pamukkale, doğal kaynaklar açısından da çok şanslı bir coğrafyada yer alıyor. Pamukkale, her geçen gün daha fazla ilgi gören ve umut bağlanan termal turizm merkezleri açısından çok zengin kaynaklara sahip Denizli’ye 17-18 kilometre uzaklıkta bulunan Pamukkale’yi iki ayrı açıdan gezmek lazım. İlki, o meşhur, herkesin bildiği travertenlerin Pamukkale’si, diğeri antik Hierapolis kenti. Bu iki kesim içiçe geçmiş olarak varlığını sürdürüyor.

    Yakın bir zaman öncesine kadar, travertenlerin olduğu bölge otel ve motellerle doluydu. Bu binalar bir süre önce biri hariç yıktırılmış, çevre oldukça temizlenmiş. Ama yine de o bembeyaz travertenler eski havasında değil. Travertenlerin oluşumunu sağlayan kireçli kaynak suyunun yetersizliği nedeni ile Pamukkale yirmi kadar bölgeye ayrılmış, her gün belirlenen birkaç bölgeye su verilebiliyor.

     

    Ama, galiba bu yeterli olmadığı için yer yer renk değişimlerine rastlanıyor. Çevrenin korunması için bir olumlu gelişme. Eskiden dileyen, dilediği yerden traventenlere girip gezebilirdi, şimdi bu durum değişmiş. Belirlenen bir bölgenin dışında travertenlere basmak yasak. Pamukkale’de asıl görülmesi gereken yer Hierapolis. Kent adını Mysia Kralı ve Bergama’nın kurucusu Telephous’un karısı Hiera’dan almış.

    Bölgede gezilecek yerlerin başında tiyatro gelmekte. 15-20 bin kişi kapasiteli olan tiyatro tipik Roma tarzına sahip. Geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün oldukça iyi bir konumda. Hierapolis’i ilk kez sanıyorum 31-32 yıl önce görmüştüm. Tam bir harabe halindeydi. Çevreden toplanan tarihi eserler doğru-dürüst kapısı bile olmayan bir depoya yığılmıştı. Neyse ki bugün durum değişmiş. Yaklaşık ikibin yıllık Büyük Hamam onarılmış ve arkeoloji müzesi haline getirilmiş. 3 ayrı salonu son derece güzel lahitler ve heykeller sergileniyor. Gezilecek yerler arasında agora, sütunlu cadde, bazilika, çeşme ve anıtsal kapılar da bulunmakta.

    Görülecek son yer ise sakın şaşırmayın nekropol, yani mezarlık. Hierapolis vaktiyle bir sağlık merkezi olduğu için, hastaları, yaşlıları iyileşmeleri, dinçleşmeleri için buradaki kaplıcalara getirirlermiş, takdir-i ilahi vaki olunca da yine oraya gömerlermiş. Bu nedenle, Hierapolis çok büyük bir mezarlığa sahip. Değişik tipte yüzlerce, binlerce mezar var.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - DİYARBAKIR



    DİYARBAKIR

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 15.355 km²

    NÜFUS: 1.570.943 (2011)

    İL TRAFİK NO: 21

    İLÇELER: Diyarbakır (merkez), Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Çermik Kaplıcası, Diyarbakır Kalesi ve Nasturi Kilisesi, Eğil, Çermik, Çüngüş, Osmaniye, Tercil, Mihrani, Aydındar, Kefrum, Zülkarneyn, Atak ve Silvan Kaleleri, Hilar Mağaraları, Dakyanus ve Atak (Antak) Eskiçağ Kentleri, Meryem Ana Kilisesi, Zinciriye (Sincariye), Mesudiye, Ali Paşa ve Musluhiddin Lari, Abdullah Paşa ve Hatuniye Medreseleri, Artukoğulları Sarayı, Diyarbakır, Eğil (Taciyan), Hani, Hazro, Lice (Vakıf Ahmed Bey) ve Silvan (Selahaddin Eyyubi) Ulucamileri, Ömer Şeddad (Hazreti Ömer), Kale, Nebi, Safa (İparlı), Hoca Ahmed (Ayni Minare), Şeyh Matar (Mutahhar), Fatih Paşa (Kurşunlu), Hüsrev Paşa, Ali Paşa, İskender Paşa, Behram Paşa, Melek Ahmed Paşa, Defterdar, Arap Şeyh, Eyyubiler ve Kara Behlul Bey Camileri, Deliller (Hüsrev Paşa) Hanı, Hasan Paşa Hanı, Çifte Han ve Yeni Han, Dicle, Devegeçidi, IV.Murad (Karaköprü), Haburman, Sinek Çayı, Kenok (Kemkük) ve Malabadi Köprüleri, Diyarbakır Arkeoloji ve Etnografya, Diyarbakır Cahit Sıtkı Tarancı ve Diyarbakır Atatürk Köşkü Müzeleri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (412) 221 00 99
    Faks: (412) 224 42 02

    Diyarbakır Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü

    Adres: Lise Cad. R.Ali Emiri Sok.
    Eski T.M.O. Binası Zemin Kat
    Diyarbakır
    Koro Tel: (0 412) 224 60 14 – 15

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Dağkapı Burcu
    DİYARBAKIR
    Tel: (0 412) 222 64 69
    Faks: (0 412) 244 42 02

    Müze

    Diyarbakır Müzesi
    Adres: Ziya Gökalp Bulvarı – Diyarbakır
    Tel: (412) 221 27 55
    Faks: (412) 223 08 02

    Örenyerleri

     

    Çayönü – Ergani/Sesverenpınar
    Üçtepe – Bismil/Üçtepe
    Hassuni Mağarası – Silvan/Merkez
    Hilal Mağarası – Ergani/Sesverenpınar

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Diyarbakırlıları Fahri Hemşeriliğe Kabulü
    Diyarbakır
    5 Nisan

    Atatürk’ün Diyarbakır’a Gelişi
    Diyarbakır
    15 Kasım

    Festivaller:

    Kültür ve Sanat Festivali (Karpuz Festivali)
    Diyarbakır
    Eylül Ayında

    Şenlikler:

    GAP Kültür ve Sanat Şöleni
    Diyarbakır / GAP İlleri
    15 Eylül

    Nevruz (Bahar Bayramı)
    Diyarbakır
    21 Mart

    Hıdrellez (Kültür Bahar Bayramı)
    Diyarbakır
    6 Mayıs

    Murat Şenliği (Halk Arasında Kutlanır)
    Silvan
    17 Mart

    Üst Resim: Diyarbakır Kalesi ve Surları
    Alt Resim: Diyarbakır Ulu Cami – Anadolu’daki en eski cami (1091-1092)

     

    GENEL BİLGİLER;

    Diyarbakir Resimleri Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsüyle görülmesi gereken bir illerimizden biridir.

    Diyarbakır tarihinin, önceleri M.Ö.3000 yılına kadar uzandığı bilinirken, son zamanlarda Çayönü kazıları ile yapılan araştırmalar sonucunda uygarlık geçmişinin M.Ö.7500 yıllarına kadar uzandığı belirlenmiştir. Diyarbakır ve çevresinde Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürmüştür.
    Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin orta kısmında, Elcezire’nin (Mezopotamya) kuzeyinde yer almaktadır. Doğuda Siirt ve Muş batıda Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya kuzeyde Elazığ ve Bingöl güneyde ise Mardin illeri bulunmaktadır.

    Diyarbakır, yeryüzü şekilleri açısından genelde dağlarla çevrili, ortası hafif çukurlaşmış görünümündedir. İl, Güneydoğu Torosların kollarıyla çevrilidir. İlin en yüksek dağı Muş sınırı yakınındaki Anduk Dağıdır (2830 m.)

    Diyarbakır ilinde sert ve kurak bir yayla iklimi hakimdir.

    Müzeler

    Diyarbakır Müzesi
    Adres: Ziya Gökalp Bulvarı – Diyarbakır
    Tel: (412) 221 27 55
    Faks: (412) 223 08 02

    Örenyerleri

    Çayönü – Ergani/Sesverenpınar
    Üçtepe – Bismil/Üçtepe
    Hassuni Mağarası – Silvan/Merkez
    Hilal Mağarası – Ergani/Sesverenpınar

    Surlar

    Diyarbakır Surları: Çin Seddi’nden sonra en uzun sur olması ile ünlenen Diyarbakır Surları 5.5 km uzunluğunda ve 7-8m yüksekliğindedir.16 kalesi ve 5 çıkış kapısı olan siyah bazalt surlar, kentin en ilgi çekici yeridir. Ortaçağ askeri mimarisinin muhteşem örneğini oluşturan bu surlar yazıtlar ve kabartmalarla dekore edilmiştir.
    M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir.

    Çayönü buluntuları: Diyarbakır’ın 65km kuzeybatısında Elazığ karayolu üzerinde Ergani ilçesinde bulunan Çayönü antik kenti cilalı taş devrine yani günümüzden yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu yerleşim yerinin ilk yerleşik hayata geçilen yerlerden biri olduğu saptanmıştır. Çayönü İlkel yerleşmesinde çıkartılan öğütme taşları, çakmak taşı, kemikten ve bakırdan yapılan çeşitli aletler Diyarbakır Arkeolojik Müzesi’nde sergilenmektedir.

    Köprüler

    Malabadi Köprüsü: Silvan ilçesi yakınlarında Batman çayı üzerindedir. Dünyadaki taş köprüler içinde kemeri en geniş olanıdır.

    Cami ve Kiliseler

    Tarihi ve mimari özellikleri ile muhteşem olan Ulu Cami, Nebi Cami ve Safa Cami Diyarbakır’ın en ünlü camilerdir. Selçuklu Sultanı Melik Şah tarafından yaptırılan Ulu Cami, orijinal dizaynı ve hem Bizans hem de daha eski mimari malzemeleri kullanması ile ilginç olup Türkiye’nin en eski camilerindendir.
    Diyarbakır’ın 77 km doğusunda, Silvan’da 1185 yılında yapılmış, zarif görünümlü Ulu Cami, kemer kapıları ifade eden ince taş kabartmaları ile görülmeye değerdir.
    Diyarbakır’ın önemli kiliseleri arasında Mart Thoma, Meryem Ana, Kırklar Kilisesi ve Mart Pityon Kilisesi sayılabilir. Meryem Ana Kilisesi, şehirde kalan az sayıdaki Süryani cemaati tarafından halen kullanılmaktadır

    Hanlar, Kervansaraylar

    Diyarbakır, Tarihi İpek Yolu’nun merkezlerinden olması sebebi ile önemli hanlara sahiptir. Deliller Hanı, Hasan Paşa, Çiftehan ve Yeni Han’da geçmişte olduğu gibi günümüzde de halı, kilim ve gümüş işleme satan dükkanlar bulunmaktadır.
    Kervansaray
    Mimarisi ve iç yapısı ile görülmesi gereken yerlerden biri olan Kervansaray, bugün restore edilerek otel haline getirilmiştir

    NE YENİR?

    Devasa boyutlardaki karpuzu ile tanınan Diyarbakır, yemek kültürü açısından da oldukça zengindir. Akşamın geç saatlerinde, tezgahlarda satılan cartlak kebabı olarak bilinen ciğer kebabı geleneksel yemekleri arasındadır.

    Diyarbakır’ın en ağır yemeklerinden olan kibebumbar, işkembe ve bağırsakların et, pirinç, nane, biber ve tuz karışımı ile pişirilir. Bunların yanında içli köfte, çiğ köfte, bulgur pilavı, kaburga, keşkek, Kibukudur, lebeni, tatlılardan ise burma kadayıf ve Nuriye tatlısı ünlüdür. Üzümden yapılan pestil ve sucuk, otlu peynir, örgü peynir, sumak çokça yenen diğer yiyeceklerdir

    NE ALINIR?

    El sanatları, hasır bilezik, kiniş gerdanlık, gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler kuyumcuların beğenilen ürünleridir. Köylerden el dokuması halı ve kilim üretimi yapılmaktadır

    YAPMADAN DÖNME

    Diyarbakır Surlarını gezmeden,
    Malabadi Köprüsünü görmeden,
    Eski Diyarbakır Evlerini görmeden
    Cahit Sıtkı Tarancı ve Arkeoloji Müzelerini görmeden,
    Selim Amca’da kaburga yemeden, meyankökü içmeden,
    Diyarbakır hasırı almadan
    …Dönmeyin.



     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - DÜZCE







    DÜZCE

     

     YÜZÖLÇÜMÜ: 3.641 km²

    NÜFUS: 342.146 (2011)

    İL TRAFİK NO: 81

    İLÇELER: Akçakoca, Çilimli, Cumayeri, Düzce, Gölyaka, Gümüşova, Kaynaşlı ve Yığılca.

    Düzce ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde yer alan bir il.

     

    TARİHİ

    Batı Karadeniz’in ayakta kalan tek antik kenti olan Düzce’nin tarihi, M.Ö. 1390-800 yılları arasında hüküm süren Hitit (Eti) Medeniyeti’ne kadar uzanır. Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey’in Bizans Tekfurları ile 1323’te yaptığı savaşlar sonucu Osmanlı topraklarına katılan Düzce, 1869 yılına değin Kastamonu Vilayeti Bolu Mutasarrıflığı, Göynük Kasabası’na bağlı bir bucak olarak tarihte yer almıştır. 1869 yılında (bazı söylentilere göre 1870 yılında) ise Bolu Sancağı’na b ve 23091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 584 sayılı KHK uyarınca il olmuştur.

     

    COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ

     

    İl toprakları, kıyı kesimi dışında ortası çukur, çevresi dağlarla kuşatılmış ovalardan oluşur. Kuzeyde Akçakoca Dağları, doğuda Bolu Dağları, güneydoğu ve güneyde Abant Dağları’nın batı uzantıları yer alır. Orta kesimde tarımsal üretim açısından büyük önem taşıyan Düzce Ovası yer alır. İlin başlıca akarsuyu Melen Çayı’dır. Akçakoca Dağları’ndan doğan bu akarsuyun Melen Gölü de denilen Efteni Gölü’ne kadarki bölümü Küçük Melen Çayı, bu gölle denize döküldüğü Melenağzı arasındaki bölümüne de Büyük Melen Çayı adı verilir. Tarım alanlarının sulanması ve bu alanların taşkından korunması amacıyla Küçük Melen Çayı üzerinde yapılan Hasanlar Barajı’nın tamamlanma tarihi 1972’dir. Hasanlar Baraj Gölü ildeki tek yapay göldür.

     

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

     

    Düzce ili, Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde görülen nemli ve fazla sert olmayan iklimin etkisi altındadır. Yıllık sıcaklık ortalaması 13,1oC, ortalama yağış miktarı 845 kg/m2 olup, ortalama nispi nem %70’in altına düşmez. Düzce, doğal bitki örtüsü açısından zengin sayılan bir ildir. Kıyı kesimi maki ve yalancı makiler, kıyı ardındaki dağlar ise gürgen, kayın, kestane ve meşelerden oluşan ormanlarla kaplıdır. Düzce Ovası’nı kuşatan dağların alçak kesimlerinde geniş yapraklılardan, yüksek kesimlerinde ise kara çam, sarı çam ve köknarlardan oluşan ormanlar vardır.
    İlin nüfusu toplam 323.328 olup bunun 162.505’i kadın, 160.823’ü erkektir. İl nüfusunun 157.894’ü şehirde, 165.434’ü köyde yaşamaktadır.
    2007 YILI ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ SAYIM SONUÇLARI

     

    İDARİ YAPI

     

    2010 yili TUIK verilerine göre ilimizde merkez ilçe ile beraber 8 ilçe 3 belde ve 280 köy vardir. İlimiz ilçe, belde, köy ve mahalle sayıları aşağıdaki tablodaki gibidir.

    Birim Köy Nüfusu Şehir Nüfusu Toplam Nüfus

    Merkez 88758 94637 183395
    Akçakoca 14528 22416 36944
    Cumayeri 3503 9302 12805
    Çilimli 11812 4504 16316
    Gölyaka 11630 8007 19737
    Gümüşova 8142 6385 14527
    Kaynaşlı 11559 9329 20888
    Yığılca 15502 3314 18817
    Toplam 165434 157894 323328

    İlçe Belediye Köy Adedi Mahalle Adedi

    MERKEZ - 84 37
    Beyköy - - 4
    Boğaziçi - - 6
    Konuralp - 25 6
    Akçakoca 1 43 8
    Cumayeri 1 21 5
    Çilimli 1 20 7
    Gölyaka 1 21 10
    Gümüşova 1 18 6
    Kaynaşlı 1 20 7
    Yığılca 1 39 4
    Toplamda 11 291 100

     

     

    EKONOMİK DURUMU

     

    DİE’nin 2001 verilerine göre Türkiye gayrı safi yurt içi hasılası içinde %0,2 paya sahip olan Düzce, iller arasında 63. sıradadır. Yine aynı yıl 1.383.874.517 TL’lik (1142 ABD doları) kişi başına düşen GSYİH ile iller arasında 59. sırada yer almaktadır. GSYİH’sinin dağılımı ise şöyledir: %28 tarım, %24,6 sanayi, %11,2 ticaret, %24,9 hizmetler, %4,7 İnşaat, %5,6 diğer sektörler. Devlet hizmetlerinin GSYİH içindeki payı ise %11,5’dir.

    Türkiye İş Kurumu Düzce İl Müdürlüğü kayıtlarına göre 2006 yılı sonunda 6.363 olan işsiz sayısı, 2007 yılı içerisinde İş-Kur tarafından kamu sektörüne 30 kişi, özel sektöre 1.815 kişi olmak üzere toplam 1.845 kişi yerleştirilmesi sonucu 2007 yılı sonunda 5.846 olarak görülmüştür.
    İlimiz 5084 Sayılı “İstihdamın ve Yatırımların Teşviki Yasası” kapsamındadır.

     

    SANAYİ VE TİCARET

     

    Düzce Ticaret ve Sanayi Odası 1959 yılında kurulmuştur ve 11 meslek komitesinden oluşmaktadır. Üye sayısı 3.733’dür. 283 Anonim Şirket, 1.911 Limited Şirket, 22 Kollektif Şirket, 3 Adi Komandit Şirket, 2 Komandit Şirket, 210 Kooperatif Şirket ve 1.304 Hakiki Şahıs faaliyet göstermektedir. Özel ve Resmi olarak 23 adet banka şubesi Düzce'de hizmet vermektedir.

    Düzce’nin 5084 sayılı “Yatırım ve İstihdamın Teşviki” Hakkındaki Kanun kapsamına alınmasıyla sanayileşmenin yapısında bir değişim görülmüş, mevcut küçük çaplı sanayi kuruluşlarına 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgelerinin de eklenmesiyle büyük çaplı fabrikalar kurulmaya ve faaliyet göstermeye başlamışlardır.

    Düzce 1. Organize Sanayi Bölgesi, TEM otoyoluna 1.5 km uzaklıkta, 200 hektar alan üzerine, 55 firmaya tahsis edilmiştir. Altyapısı tamamlanan bölgede 35 sanayi kuruluşu üretime başlamış bulunmaktadır. Toplam 4.593 işçi istihdam edilmektedir. Firmaların tamamı faaliyete geçtiğinde 9.360 kişiye istihdam sağlanması beklenmektedir.

    5084 sayılı Yasanın etkisiyle gelen yatırım taleplerini karşılamak üzere Tepetarla Mevkii’nde, 81 hektar alan üzerine kurulan 2. Organize Sanayi Bölgesi 9 yatırımcıya tahsis edilmiştir. Firmalar üretime geçtiğinde 1.200 kişi istihdam edilecektir.

    Düzce merkezinde inşaatı devam eden ve kapalı alanı 120.000 m2 olup 458.000 m2 alana yapılmakta olan “Küçük Sanayi Sitesi”nin % 80’i tamamlanmıştır. Tamamlanmış işyerlerinin kuraları çekilmiş ve hak sahipleri belirlenmiştir. Tümü tamamlandığında 800 işyerinde yaklaşık 5.000 ila 7.000 kişi arası istihdam sağlanmış olacaktır. Akçakoca İlçesi’nde de küçük sanayi sitesinin yapımı bitmiş olmakla birlikte bir kısım alt yapı inşaatları için ödenek temin edilmesi gerekmektedir.
    Sanayi sektöründe 1.derecede ağırlıklı iş kolunu orman sanayi oluşturmaktadır. İkinci derecede ağırlıklı iş kolunu av ve tüfek sanayii oluşturmaktadır. Tekstil sektörü ilimizde hızla gelişmekte olup, odaya kayıtlı 89 adet konfeksiyon dikim ve 37 adet dantel-fisto-gipür brode imalatı yapan toplam 129 adet tekstil firmamız mevcuttur.

    İlden Avrupa ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetlerine ihraç edilen başlıca ürünler; kauçuk fitil, konfeksiyon ürünleri, iç fındık ve fındık mamulleri, alüminyum ve çelik boru mamulleri, yaş ve kuru maya, kapı kilidi, dondurulmuş tavuk ayağı, spiral çelik boru, mobilya, lamine parke, çelik yay, yarı otomatik tabanca, av tüfeği, MDF lam, kravat, eşarp ve çoraptır.

     

    TARIM VE HAYVANCILIK

     

    Düzce ilinin 259.300 hektarlık yüzölçümünün %35.44’u (91.915 ha) tarım arazisidir. Arazinin 124.982 hektarı yani % 48,19’ u orman alanıdır. 7.932 hektarlık mera ve çayır alanı bulunan Düzce arazi varlığının 39.536 hektarı tarım dışı arazidir. Sulanabilir tarım arazisi 52.153 hektar olup; 16.713 ha devlet sulaması, 6.797 ha halk sulaması olmak üzere toplam 23.510 hektar alan sulanmaktadır.

    Ormanlık saha dışında kalan bölümlerde özellikle fındık, pancar, mısır, buğday, çeltik ve Virginia tütünü ekimi yapılmaktadır. 32.500 hektarlık Düzce Ovası’nın %80’i fındık ve kavak üretimine ayrılmış olup geriye kalan alanda ise tarla ve sebze tarımı yapılmaktadır.

    Düzce ilinde modern yöntemlerle hayvancılık yapılmaktadır. Başlıca hayvancılık etkinliği sığır besiciliği ve tavukçuluktur. İl genelinde 40.500 adet büyükbaş, 11.000 adet küçükbaş, 277.000 adet yumurta tavuğu, 29.000.000 adet broiler cinsi tavuk bulunmakta, 17 adet alabalık çiftliği’nde 196 ton/yıl alabalık üretilmektedir. En önemli hayvansal ürün beyaz ettir. Süt, deri ve yumurta da diğer önemli hayvansal ürünlerdir.

    Tarımsal Yayımı Geliştirme (Tar-Gel) Projesi kapsamında İlimiz köy ve beldelerinde görevlendirilmek üzere bakanlıkça ilimize 13 sözleşmeli personel kontenjanı verilmiş olup bunlardan 11 Ziraat Mühendisinin hizmet sözleşmesi yapılarak muhtelif merkezlerde göreve başlamıştır.
    İlimiz genelinde kurulan 98 adet Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin 7’si kapanmış, 8’i tasfiye halinde, 83’ü faal durumdadır.

     

    ORMANCILIK

     

    Düzce ormanları üstün nitelikli ve verimlidir. Bir bölümü orman içinde bulunan köylerde başlıca etkinlik ormancılıktır. Bu ormanlardan elde edilen tomruklar sanayi hammaddesi olarak önem taşır. İl genelinde 15 kaplama fabrikası, 400 de kereste ve parke işleme fabrikası veya atölyesi mevcut olup bu tesislerde yıllık ortalama 500.000 m3 orman emvali işlenmektedir.

     

    KÜLTÜR VE TURİZM

     

    Düzce, kültürel çeşitliliğin doğal güzelliklerle buluştuğu nadir illerden biridir. Konuralp Beldesi’nde bulunan ve tarihsel süreç içerisinde bölgede hüküm süren medeniyetlerin özelliklerini gösteren, heykel, seramik, sikke koleksiyonları ile etnografik eserlere sahip bulunan Konuralp Müzesi’nde 1.825 adet arkeolojik eser, 426 adet etnografik eser ve 3.837 adet sikke olmak üzere toplam 6.118 adet tarihi eser bulunmaktadır. İlimizde 110 sivil mimari yapı, 25 dini- kültürel yapı, 4 askeri yapı ve 5 doğal anıt olmak üzere toplam 144 adet taşınmaz kültür ve tabiat anıtı bulunmaktadır.

    İlimiz genelinde biri inşaat halinde olmak üzere yönetimi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait toplam 4 adet halk kütüphanesi mevcut olup, 1 adedi il merkezinde diğerleri ise Akçakoca, Çilimli ve Yığılca ilçelerinde bulunmaktadır. Ayrıca İl Merkezinde yeni Hükümet Konağı bahçesi içerisinde yeni bir Halk Kütüphanesi inşaatı tamamlanmış olup, faaliyete geçirilmiştir.

    İlimizde her yıl kültürel çeşitliliğin sergilendiği bir çok festival ve şenlik düzenlenmektedir. Hıdrellez Bahar Bayramı, Yığılca Hasanlar Barajı Yelken Yarışları, Doğa Yürüyüşleri, Çilimli Yukarı Karaköy Türbeleri Anma Etkinliği, Bekiroğlu Köyü Isırgan Şenlikleri, hemen hemen her köyde ve Gölyaka, Kaynaşlı, Çilimli ilçelerinin merkez mahallelerinden bazı bölümlerinde yapılan çok sayıda Yayla Şenlikleri, Düzce-Akçakoca Uluslararası Turizm, Kültür ve Fındık Festivali gibi etkinliklerde köy, doğa, doğal alanlar ve kent yaşamının güzellikleri ve bu oluşumların kent halkına yansımaları sergilenmektedir.
    Düzce; Batı Karadeniz’in tek antik kenti olan Prusias ve Konuralp Bey' in mezarının bulunduğu yer olmasının yanı sıra olağanüstü doğal güzelliklere de sahiptir. Yaylaları, gölleri, akarsuları ve Karadeniz’e açılan 29 kilometrelik sahiliyle turizmin her çeşidine uygun bir kent görünümündedir.

     

    İldeki Turistik Tesisler

     

    Tesis Sayısı Oda Sayısı
    Yatak Sayısı Turist Saysı
    Konaklama Tesisleri Turizm İşletme Belgeli Tesisler 7 264 503 2006
    Beled. İşletme Belgeli Tesisler 29 575 1.382 Yılı
    TOPLAM 36 839 1.885 58.025
    Gençlik ve Spor

    İlimizde merkezde 750, Akçakoca’da 500 ve Çilimli’de 300’er seyirci kapasiteli 3 adet spor salonu faaliyettedir. Ayrıca il merkezinde 260 seyirci kapasiteli bir adet tiyatro salonu mevcut olup, il ve ilçelerde bazı okullar bünyesinde inşa edilmiş olan çok amaçlı salonlarda da spordan tiyatroya kadar çok çeşitli etkinlikler yapılabilmektedir. Yine il merkezinde 5.000, Akçakoca’da 750, Çilimli ve Gölyaka’da da 250 seyirci kapasiteli futbol sahaları hizmet vermektedir. Cumayeri ve Yığılca İlçeleri’nde de birer adet futbol sahası mevcuttur.

    İlimiz Olimpiyat Evi’nde, Gençlik Hizmetleri faaliyetleri kapsamında muhtelif kurslar düzenlenmekte, etkinlikler yapılmaktadır. 2006 yılı içerisinde halk oyunları, el sanatları, bilgisayar, İngilizce, gitar, bağlama ve tiyatro kursları açılmıştır.
    Cumayeri İlçesi’nde Dokuzdeğirmen Köyü merkezinde Büyükmelen Irmağı kıyısına Valiliğimizce yaptırılan Rafting Tesisleri mevcut olup Kasım ayı başlarından Mart ayı sonlarına kadar rafting sporu yapılabilen bölge açısından önemli bir tesis niteliğindedir
    İlimizde 36 adet gençlik ve spor kulübü tescilli olup, 2.945 lisanslı sporcu ve 12 milli sporcu bulunmaktadır.

    1999 yılında yaşanan depremlerden sonra prefabrik alanı olarak kullanılan ve mülkiyeti Düzce İl Özel İdaresi’ne ait olan, Şıralık Mevkii’ndeki arsaya Özel İdare kaynaklarıyla atletizm pisti, basketbol ve voleybol sahaları, tenis kortları ve futbol sahası yapılmıştır.

    Şehir stadının yanında bulunan toprak zeminli futbol sahası bir protokolle Düzce Belediyesi’ne devredilmiş ve suni çimle kaplanarak hizmete açılmıştır.
    Çilimli ilçe merkezinde bulunan spor salonu inşaatı bitirilmiş faaliyete sunulmuştur. Akçakoca Spor Salonunun da bakım ve onarımı yapılmıştır.

    Gümüşova İlçesin Elmacık köyü mezarlık mevkiinde 21.000 m2 alan köy muhtarlığından 2001 yılında 18 yıllığına atış poligonu yapımı için tahsis edilmiş, Trab-Skeet atış poligonunun yapımı tamamlanmış, atıcılık ve av müsabakaları devam etmektedir.
    Akçakoca İlçesinde bulunan ve mülkiyeti mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait olan tesislerin Milli Takımlar Kamp Merkezi olarak düzenlenmesi için gerekli çalışmalar yapılmıştır.

     

    SAĞLIK

     

    Sağlık hizmetleri; Merkezdeki Sağlık Müdürlüğü ve ilçelerimizdeki İlçe Sağlık Grup Başkanlıkları eliyle yürütülmektedir. İlimizdeki sağlık tesislerinin durumu şöyledir:

    Devlet Hastanesi (Merkez-Akçakoca) 2 (Yatak Kapasitesi 383)
    D.Ü. Tıp Fak.Arş.Uyg.Hastanesi 1 (Yatak Kapasitesi 180)
    Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi 1 (Yatak Kapasitesi 65)

    Eczane 78
    Aile Sağlığı Merkezi 31
    Toplum Sağlığı Merkezi 8
    Aile Hekimi Birimi 104 (97’si faal, 7’si boş)
    Sözleşmeli Aile Hekimi 97
    Sözleşmeli Aile Sağlığı Elemanı 74
    Görevlendirmeli Aile Sağlığı Elemanı 23
    112 Kontrol Merkezi 1
    112 Acil Yardım İstasyonu 7
    Ambulans Sayısı 35
    İlimizde Kaba Ölüm Hızı Binde 1.5
    İlimizde Bebek Ölüm Hızı Binde 8.1
    İlimizde Nüfus Artış Hızı Binde 11.4

    104 uzman hekim, 165 pratisyen hekim, 264 hemşire, 144 ebe, 20 diş tabibi olmak üzere 697 sağlık personeli hizmet vermektedir.

    İlimizde I., II. ve III. Basamakta hizmet veren Sağlık Bakanlığı ve Üniversite Hekimlerinin toplamı 588 olup, buna göre 565 kişiye 1 hekim düşmektedir ( Türkiye Ortalaması 2006 verilerine göre 720’ dir).
    İlimizde 31 Ocak 2008 verilerine göre 44.130 kişiye yeşilkart verilmiştir. Toplam nüfusa oranı %13.64’tür.

    Düzce İli “Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkındaki Kanun” un yürürlüğe girmesi ile Türkiye’de bu uygulamanın yapıldığı ilk ve tek il olmuş, 15 Eylül 2005 tarihinden itibaren uygulama başlatılmış ve sağlık hizmetlerinin verimli hale getirilmesi ve iyileştirilmesi çalışmalarında Türkiye genelinde örnek il seçilmiştir.

    Düzce İli’nde koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında sağlık evlerine ilaveten 1 Halk Sağlığı Laboratuarı, 1 Verem Savaş Dispanseri ve 1’de AÇSAP Merkezi mevcut olup aile hekimliği pilot uygulamasına geçilmiş olmasıyla bu birimlerin görevlerinde herhangi bir değişiklik söz konusu olmamıştır.

     

    EĞİTİM

     

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü

    İlimizde, 2006-2007 Eğitim Öğretim yılında, 8 bağımsız anaokulu + 149 anasınıfı (206 derslik), 3’ü özel ve 4’ü pansiyonlu olmak üzere 194 ilköğretim okulu (1987 derslik özel okullar hariç), 3’ü özel 14’ü genel ve 12 ‘i ise mesleki ve çok programlı olmak üzere toplam 34 ortaöğretim okulu (516 derslik özel okullar hariç) eğitim-öğretim faaliyeti sürdürmektedir. 8 İlköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu (Düzce Lisesi) ikili eğitim vermektedir.

    Ana okulu+ana sınıfında derslik başına düşen öğrenci sayısı : 17
    İlköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı : 22 (Türkiye ortalaması 37)

    Ortaöğretimde Derslik Başına Düşen Öğrenci sayısı: 25 (Türkiye ortalaması 31)’dir.

    Bu okullarda, 4.046 anaokulu ve anasınıfı öğrencisi, 45.857 ilköğretim okulu öğrencisi ile 6.956’sı genel, 7.098’i mesleki ve 295’ü ise özel lise öğrencisi olmak üzere toplam 14.249 ortaöğretim öğrencisi eğitim öğretim görmektedir.

    Okul öncesi okullaşma oranı : % 38
    İlköğretim okullaşma oranı : % 100
    Ortaöğretim okullaşma oranı : % 85’ dir.

    İlimiz genelinde 101 anaokulu ve anasınıfı öğretmeni, 1.089 sınıf öğretmeni, 1.630 branş öğretmeni, 160 kadrosuz usta öğretici, 17 ilköğretim müfettişi ve 252 idari kadro ile hizmet vermektedir. İlimizde norm kadro sayısı 3.862 olup, halihazırda 2.976 öğretmen görev yapmaktadır. 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılında 295 yerleşimden toplam 9.208 öğrenci taşınarak eğitim-öğretim görmeleri sağlanmıştır.
    İlimizde Okur Yazar Oranı % 98 ‘dir. (Türkiye Ortalaması % 87)

     

    Düzce Üniversitesi

     

    1 Mart 2006 tarihinde kabul edilen 5467 sayılı 15 İlde Yeni Üniversite Kurulması Hakkında Kanun ile Düzce ilinde Düzce Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmasına karar verilmiş olup, Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne bağlı olarak idari ve akademik faaliyetlerine devam eden Tıp Fakültesi, Orman Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Düzce Meslek Yüksek Okulu, Sağlık Meslek Yüksek Okulu ve Akçakoca Turizm Meslek Yüksek Okulu ile Akçakoca Meslek Yüksek Okulu yeni kurulan Düzce Üniversitesi’nin çekirdeğini oluşturmuşlardır. 5.609 öğrencinin öğrenim gördüğü fakülte ve yüksek okullarda, 28 profesör, 23 doçent, 108 yardımcı doçent, 64 öğretim görevlisi, 253 araştırma görevlisi, 16 okutman, 5 uzman ve 402 idari personel görev yapmaktadır.

    Yükseköğretimdeki öğrencilerin barınmalarına yönelik hizmetler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Bolu Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olarak ilimizde teşkilatlanmış olan Düzce Avni Akyol Yurt Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Düzce Avni Akyol Öğrenci Yurt Müdürlüğü merkezde ve Beçiyörükler Köyü’nde 3’er Blok olmak üzere 6 blok halinde öğrencilere barınma ve iaşe hizmetleri vermektedir. Bütün binalarda kalorifer sistemiyle ısınma sağlanmaktadır. İki bölgedeki yurtların da bahçesinde birer adet basketbol ve voleybol sahası bulunmaktadır. İlimizdeki yüksek öğrenim öğrenci yurtlarımızda 704 kız, 966 erkek olmak üzere toplam 1.670 öğrenci kapasitemiz mevcuttur.

     

    GÜVENLİK

     

    İl Emniyet Müdürlüğü

    2007 yılı içerisinde il genelinde 1.776 asayiş olayı meydana gelmiştir.
    İlimizde trafikte kayıtlı araç sayısı 56.996’dır. İl genelinde 2007 yılı içerisinde 3.052 trafik kazası meydana gelmiş, 27 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

     

    İl Jandarma Komutanlığı

     

    2007 yılı içerisinde il genelinde 1.362 asayiş olayı meydana gelmiştir. İl genelinde 2007 yılı içerisinde 792 trafik kazası meydana gelmiş, 12 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - EDİRNE



    EDİRNE

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.276 km²

    NÜFUS: 399.316 (2011)

    İL TRAFİK NO: 22

    İLÇELER: Edirne (merkez), Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Koru Dağı ve Söğütlük Orman İçi Dinlenme Yerleri, Sarayiçi, Erikli Plajı, Edirne ve Enez Kaleleri, Khrysopege Kilisesi, Peykler Medresesi, Saatli Medrese, Saray-ı Cedid, (Yeni Saray), II.Bayezıd ve Sokullu ya da Kasım Paşa Külliyeleri, Yıldırım Bayezıd, Eski Beylerbeyi, Gazi Mihal, Mezit Bey (Yeşilce), Muradiye, Şah Melek, Üç Şerefeli ve Selimiye Camileri, Bedesten, Ali Paşa Çarşısı ve Arasta, Rüstem Paşa Kervansarayı ve Ayşe Kadın adıyla da bilinen Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, Küçük Rüstem Paşa Hanı, Gazi Mihal, Saraçhane (Şehabeddin Paşa), Fatih, Bayezıd, Yalnız Göz, Saray (Kanuni), Tunca, Meriç Köprüleri ile Uzunköprü, Edirne Arkeoloji ve Etnografya ile Edirne Türk İslam Eserleri Müzeleri.

    Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma
    Genel Müdürlüğü Kamp Yerleri

    Göktepe
    Mecidiyeköyü, Keşan / Edirne
    Tel: (284) 212 43 07

    Danişment
    Danişment, Keşan / Edirne
    Tel: (284) 212 43 07

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (284) 213 02 32
    Faks: (284) 213 02 32

    Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu Müdürlüğü
    Adres: Edirne Kültür Müdürlüğü
    Edirne
    Topluluk Tel: (0 284) 213 02 32

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
    Eski Vali Konağı
    EDİRNE
    Tel: (0 284) 225 20 39
    Faks: (0 284) 223 02 32

    Müze

    Edirne Müzesi

    Adres: Selimiye Camii Yanı – Edirne
    Tel: (284) 225 11 20

    Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

    Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

    Örenyeri

    Enez (Ainos) Kale – Enez/Edirne

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Sultan Nevruz Günü
    Edirne
    21-22 Mart

    Mimar Sinan’ı Anma Günü
    Edirne- Merkez
    9 Nisan

    Kırkpınar Geleneksel Yağlı Güreşleri
    Edirne (Sarayiçi)
    28 Haziran-4 Temmuz

    Avcılar Bayramı
    Edirne (Süloğlu ve Lalapaşa)
    Eylül’ün İlk Haftası

    Atatürk’ün Edirne’ye Gelişleri
    Edirne-Merkez
    21-25 Aralık

    Karagün
    Edirne-Merkez
    26 Mart

    Fatih Sultan Mehmed’i Anma Günü
    Edirne
    29 Mart

    Havsa’nın Yağlı Güreşleri
    Havsa
    11 Haziran

    Kurtuluş Günleri:

    Uzunköprü’nün Kurtuluşu
    Uzunköprü
    18 Kasım

    Keşan’ın Kurtuluşu
    Keşan
    19 Kasım

    Meriç’in Kurtuluşu
    Meriç
    19 Kasım

    İpsala’nın Kurtuluşu
    İpsala
    20 Kasım

    Enez’in Kurtuluşu
    Enez
    23 Kasım

    Havsa’nın Kurtuluşu
    Havsa
    23 Kasım

    Edirne’nin Kurtuluşu
    Edirne
    25 Kasım

    Lalapaşa’nın Kurtuluşu
    Lalapaşa
    27 Kasım

    Sırpsındığı Savaşı Zaferi
    Sarayakpınar Köyü
    21 Ekim

    Festivaller:

    Enez Balık Festivali
    Enez
    Haziran’ın İlk Haftası

    Şenlikler:

    Kakava Şenliği
    Edirne Acı Çeşme ve Gogo Mezarlığı
    5-6 Mayıs

    Hıdrellez
    Edirne
    5-6 Mayıs

    Hıdrellez
    İpsala (Çevre Mesire Yerleri)
    6 Mayıs

    Keşan Dallık
    Keşan
    5 Mayıs

    Hıdrellez
    Uzunköprü (Bülbül Korusu)
    6 Mayıs

    Uzunköprü Dallık Şenliği
    Uzunköprü (Bülbül Korusu)
    Hıdrellezin 2. Haftasına Rastlayan Pazar Günü

    Enez Dallığı
    Enez
    Mayıs’ın 2. Haftası

    Kırkpınar Şenlikleri
    Edirne

    Panayırlar:

    Lalapaşa Hayvan ve Emtia Panayırı
    Lalapaşa Kavaklık Mevkii
    Ağustos’un İlk Haftası

    Süleoğlu Panayırı
    Süleoğlu
    9 Ağustos

    İpsala Hayvan ve Emtia Panayırı
    İpsala
    Ağustos’un Son Haftası

    Keşan Hayvan ve Emtia Panayırı
    Keşan
    Eylül’ün İlk Haftası

    Uzunköprü Hayvan ve Emtia Panayırı
    Uzunköprü
    Eylül’ün İlk Haftası

    Havsa Hayvan ve Emtia Panayırı
    Havsa
    10 Eylül

    1. Resim: Selimiye Camii (1568-1575)
    2. Resim: Kırkpınar Güreşleri

     

    EDİRNE GENEL BİLGİLER

    Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne yıllar boyu Osmanlı başkenti, 18 inci yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini kompleksleri, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir müzedir.

    Edirne Evleri

    Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti.

    Balkan Yarımadası’nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde “hayat” denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.
    Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu.

    Müzeler

    Edirne Müzesi
    Adres: Selimiye Camii Yanı – Edirne
    Tel: (284) 225 11 20
    Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

    Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

    Örenyerleri

    Enez Antik Kenti: Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır.

    Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İ.Ö.2000 sonları ile İ.Ö. 1000 başlarından kalma ‘Dolmenler’ (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

    Saraylar

    Edirne Sarayı: Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca’nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450′de Edirne Sarayı’nın inşaatına başlandı. Sultan’ın 1451′de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı. Kalıntılar arasında, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babusseade, Matbahi Amire ve Adalet Kasrı’dır

    Camiler

    Selimiye Camii: Edirnen’nin en önemli eseri olan Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

    1569 – 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir.
    Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır.

    Kervansaraylar

    Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı.
    Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I. Sultan Ahmed’in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı.

    Köprüler

    Edirne’deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne’nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.

    Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640′da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü’nü ekletmiştir. 1451′de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır.

    1452′de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488′de Mimar Hayrettin’in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560′da Mimar Sinan’ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa’nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç’le Arda’nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne’nin en önemli köprüleridir.

    NE YENİR?

    Edirne’ye özgü yiyeceklerin başında Edirne’nin meşhur tava ciğeri gelmektedir.Edirne’yi ziyaret edenler Edirne’nin tava ciğerini yemeden kentten ayrılmazlar.

    NE ALINIR?

    Edirne’de Tarihi Alipaşa kapalı çarşısının otantik ortamında alış-veriş yapabilirsiniz. Özellikle Edirne ‘ye özgü ürünlerin satıldığı Selimiye arastasında Edirne’nin meşhur Deva-i Misk tatlısını , peynir şekerini , misk sabununu; Arasta çarşısındaki sahaflardan ise her türlü kitap ihtiyacınızı ve Edirne’nin en işlek caddesi olan Saraçlar caddesinde Edirne’ye özgü bir ürün olan badem ezmesini ve El Sanatları Mağazasından Edirne’ye özgü el sanatları ürünlerinden satın alabilirsiniz.

    YAPMADAN DÖNME

    Edirne Müzesi,Türk İslam Eserleri Müzesi,Sağlık Müzesi,Balkan Savaşı Müzesi ve Karaağaç’ı görmeden,
    Selimiye Camii,Eski Camii,Üç Şerefeli Camii,Ali Paşa Kapalı Çarşısı ve II.Bayezit Külliyesini gezmeden,
    Meriç kenarında yemek yemeden ve Edirne’nin meşhur ciğer tavasını tatmadan,

    Badem ezmesi,deva-i misk şekeri,mis sabunu ve beyaz peynir almadan,her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunmadan…
    Dönmeyin.

    EDİRNE TARİHİ

    Edirne Çardakaltı yöresinde yapılan arkeolojik kazılar bölgede ilk yerleşimin MV. 3-4 bin yıllarına kadar uzandığını gösteriyor.
    Roma döneminde yapılıp, Bizans döneminde onarılan sur ve Saat Kulesi’nden başka o dönemlerden kalan eser yoktur.

    Ancak Osmanlı döneminin çok sayıda büyük eseri Edirne’dedir.
    Edirne bir dönem Osmanlı’ya başkentlik etmiş, nüfusu 350,000’e ulaşmış ve Avrupa’nın 4. büyük kenti olmuştur. Sadece camilerin sayısının sekseni bulduğunu söylemek bu konuda yeterli fikir verebilir.

    Edirne giderek önemini kaybetmiş, nüfus 1915’te 135,000’e kadar düşmüş önce Rus, ardından Bulgar ve Yunan işgali altında kalmış ve nihayet işgal 1922’de sona ermiştir.
    Osmanlı’nın kenti almasından sonra müslümanlığı kabul etmeyenlerin oturmayı sürdürdüğü kaleiçi eski yapılarıyla kentin tarihi çekirdeğini oluşturmaktadır.

    Selimiye Camii

    Kentteki en önemli tarihi eser olan Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camisi Türkiye’nin uluslararası mimari değerlerinin başta gelenidir. 22,202 metrekarelik alana yayılan külliyenin bir bölümü Türk-İslam Eserleri (Selimiye) Müzesi olarak düzenlenmiştir. 1569-1575 Yılları arasında yapılan külliyenin 27.760 kese akçeye malolduğu bilinmektedir.

    Edirne’ye yaklaşırken uzaklardan görünen caminin kubbesi 31.30 metre çapında, 43.28 metre yüksekliğindedir. Minarelerinin hepsi eşit yüksekliktedir ve 70.89 metredir. Cami sadece mimarisiyle değil iç süslemeleri, çinileri ile de bir şaheserdir.
    Camiye giderken içinden geçilen Sera Park’ın köşesinde Mimar Sinan’ın heykeli vardır. Her ne hikmetse Sinan’ın yüzü camiye değil de ters tarafa cevrilmiştir.

    Kentin Selimiye dışındaki başlıca camilerine gelince; bunların en eskisi bir Bizans kilisesi yerine kurulan Yıldırım Beyazıd Camisidir (1397). Kent merkezindeki Eski Cami (1414), Tunca ırmağının sağında Gazi Mihal (1422), Gazi Mihal Köprüsü’nden girişte Şahmelek Paşa (1429), Ayşe Kadın (1469), Sitti Sultan (1482), Kadı Bedrettin (1530), Süleyman Paşa (1548) yapılış sırasıyla diğer camilerden başlıcalarıdır. II. Beyazıd Camisi (1488) ile Cumhuriyet Alanı’ndaki Üç Şerefeli Cami (1447) Selimiye’den sonra iki büyük camidir.

    Kent merkezinde bulunan tarihi çarşılardan Bedesten(1417) ve Ali Paşa Kapalı Çarşılarına(1569) da uğramalısınız. Edirne ciğercileri ile de ünlü. Belki de ciğer pişirip satan dükkanların oluşturduğu tek sokak Edirne’dedir.

    Selimiye Camii’nin bünyesinde bulunan arastadan bir çeşit kuvvet macunu olan “Devr-i Misk” satın alabilirsiniz. Badem ezmesi ve peynir şekeri de arastada satılan Edirne’ye özgü şekerlemelerdir.

    Sarayiçi’nin doğu yönünde Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Sarayiçi’ne girişi sağlayan Fatih Köprüsü, Rüstem Paşa Kervansarayı (1561’de yapılmış ve Günümüzde Kervansaray Oteli olarak kullanılmaktadır), Ahmet Paşa Kervansarayı (1609), Taşhan tarihi Edirne’den kalan başlıca eserlerdir. Başkent İstanbul’un batı ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde bulunuşu nedeniyle kentte çok sayıda kervansaray kurulmuştu.
    Kent gezisinin önemli durakları arasına Türk İslam Eserleri Müzesi, Arkeoloji ve Etnografya Müzeleri’ni de katmalısınız. Sergilenen eserlerin zenginliği dikkatinizi çekecek.

    Sarayiçi

    Edirne bir dönem Osmanlıların başkentiydi. Padişahların Edirne’de ikamet ettikleri dönemde yaptırılan saraylardan Edirne Saray-ı Hümayunu Osmanlı Sarayları arasında Topkapı’dan sonra en büyüğüdür. Tıpkı Topkapı gibi, her padişahın yaptığı eklemelerle büyüyen saray, bakımsızlık ve doğa lafetler nedeniyle yok olmuş, sadece Sarayiçi denilen, Tunca Nehri’nin çevirdiği alanda bir köşk ve kule günümüze ulaşabilmiştir.
    Kentin doğu ucunda bulunan ve Sarayiçi denilen bu bölge, şimdilerde tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı yerdir.
    Her yıl haziran sonu ile Temmuz başı arasında yapılan ve üç hafta süren güreşler sırasında bir panayır yerine döner Sarayiçi.

    Kırkpınar Güreşleri’nin kökeni 1354 yılına kadar gidiyor. Rumeli’de sefere çıkan ilk akıncı gruplarından birinin verdiği molada iki yiğit görüşe tutuşur. Daha önce de güreşen ama bir türlü yenişemeyen iki pehlivanı saatler sonra ayırmaya gelen arkadaşları ölmüş olduklarını görürler. İki yiğit bir sögüt ağacının dibine gömülür. Göre döndüklerinde bakarlar ki, mezarların olduğu yerden su çıkmış. ve buraya “Kırklar Pınarı” adını verirler.Bu yerin neresi olduğu konusunda bilgi yoktur elimizde.

    Karaağaç

    Kentin doğu ucu Kırkpınar ise batı ucu da Karaağaç’tır. Kent merkezinden 10 km uzaklıkta olan ve Osmanlı döneminde yazlık dinlenme yeri olarak kullanılan Karağaç’ın bugün bir de özelliği var. Meriç Nehri hep sınır çizgisidir de bir tek burada batısına geçme olanağı verir.

    Karağaç’ta Rumeli Demiryolu’nun 1873’te açılmasının ardından yapılan görkemli Gar binası, 1971’de tren hattının yer değiştirmesiyle yalnızlığa terkedilmiştir. Raylar ve gişeler sökülmüş, bir tek o günleri simgeleyen bir kara tren lokomotifi bırakılmıştır önünde.

    Gar Binası şimdi Trakya Üniversitesi tarafından kullanılıyor. Üniversite Binanın bir bölümünü Lozan Müzesi’ne dönüştürmüş. Önüne de Lozan Anıtı yapılmış. Anıt üç büyük sütunu birbirine bağlayan beton çember üzerine oturtulan kadın heykelinden oluşuyor. Sütunlardan en uzunu Anadolu’yu, ortancası Trakya’yı, kısası da Karaağaç’ı simgeliyor.

    Karaağaç bir zamanlar “Doğu’nun Paris’i” diye anılırmış. Lüks otelleri, kumarhane ve birahaneleri, yazlık sinemaları ve lokantaları, bahçe içindeki evleri ile bu ünvanı hakeden bir bir görünüme sahipmiş.
    Şimdi bu görkemini büyük ölçüde kaybetmiş.

    GEZİLECEK YERLER: Koru Dağı ve Söğütlük Orman İçi Dinlenme Yerleri, Sarayiçi, Erikli Plajı, Edirne ve Enez Kaleleri, Khrysopege Kilisesi, Peykler Medresesi, Saatli Medrese, Saray-ı Cedid, (Yeni Saray), II.Bayezıd ve Sokullu ya da Kasım Paşa Külliyeleri, Yıldırım Bayezıd, Eski Beylerbeyi, Gazi Mihal, Mezit Bey (Yeşilce), Muradiye, Şah Melek, Üç Şerefeli ve Selimiye Camileri, Bedesten, Ali Paşa Çarşısı ve Arasta, Rüstem Paşa Kervansarayı ve Ayşe Kadın adıyla da bilinen Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, Küçük Rüstem Paşa Hanı, Gazi Mihal, Saraçhane (Şehabeddin Paşa), Fatih, Bayezıd, Yalnız Göz, Saray (Kanuni), Tunca, Meriç Köprüleri ile Uzunköprü, Edirne Arkeoloji ve Etnografya ile Edirne Türk İslam Eserleri Müzeleri.

    KENTÎN TARÎHÎ

    Odrysler

    Ainos (Enez) yakınlarında M.Ö. 5500-5000 yıllarına rastlayan dönemde, Anadolu özellikleri taşıyan çanak çömleği ve sur duvarlarıyla bir koloni niteliğinde olan ve Balkanlar’da bilinen en eski neolitik kültürlerden de eski bir yerleşim yeri vardı.

     

    genel

    Sonraları Trakya’ya yerleşen, cesaret ve savaşçılıktaki büyük becerileri pek çok ülkeyi korkutan Traklar’ı, bu niteliklerinden dolayı Atinalılar da, Romalılar da ordularında ücretli asker olarak görevlendirdiler. Traklar’da, mağaradan, güçlü kalelere, çiftliklerden, kazıklar üzerinde inşa edilmiş balıkçı köylerine ve açık kentlere kadar çok çeşitli yerleşme biçimlerine rastlanırdı.

    Apsintiler; Ainos’un (Enez) doğusunda, Drugeriler; orta Hebros (Meriç) bölgesinde, Tynler; Salmydessos (Midye) bölgesinde, Kalopothaklar; Ainos’un (Enez) güneyinden Kallipolis (Gelibolu) Yarımadası’na kadar olan alanda yerleşmiş Trak kabilelerinden bazılarıydı. Bunların içinde en ünlüsü Tonzos (Tunca) vadisinden sahile uzayan bölgede oturan ve güçlerinin zirvesinde olan Odrysler’di.

     

    Trakya’da böyle geniş bir alana yayılmış olan Odrys halkının en önemli kasabalarından biri Odrysai idi. Odrysai, Hebros (Meriç) ile Tonzos’un (Tunca) birleştiği yerde ve bu nehirlerin oluşturduğu kavisin içinde kurulmuş bir yerleşim ve pazar bölgesiydi.

    Geçiş yolu Bölge, Güneydoğu Avrupa’nın Anadolu’ya zorunlu geçiş yolu üzerinde bulunması nedeniyle, göç, istila, ticaret ve kültür alışverişi konularında etki altındaydı. Özellikle göçler ve geçişler nerede ise hiç durmadı.

    M.Ö. 513′te Pers kralı Darius İskit seferine, önce Bosphorus’daki (İstanbul Boğazı) Anadolu ve Rumeli’den geçtikten sonra, Trakya’nın içlerine doğru kıyıdan çok uzak olmayan bir yerden devam etti. Ordunun ilk durak yeri Odrysler’in memleketi oldu. Artık Trakya Pers egemenliğine giriyordu.

    M.Ö. 492′de Mardonius’un seferi Persler’in egemenliğini sağlamlaştırdı. Daha sonra da M.Ö. 480′de Traklar, Kral Kserkses’in ordusuna asker vermek zorunda kaldılar. Kserkses, Melas Körfezi’nde (Saros Körfezi) Kallipolis (Gelibolu) Yarımadası’ndan hareket etti, Ainos (Enez) şehrinden geçti ve böylece Hebros (Meriç) Nehri’nin bütün ovası Persler tarafından alındı.

    Persler’in ülkedeki egemenliğine son verilmesinden sonra, dağınık Trak kabilelerinin birleşmesi gerektiğine inanılarak, önderlik kral Teres’in idaresi altındaki Odrysler kabilesine veıildi. Böylece Odrysler, Hebros (Meriç) ve Kypsela’dan (İpsala) Varna’ya kadar olan toprakların sahibi oldular. Odrysler aristokratik, feodal bir devlet olarak kurulup, örgütlendiler.

    Roma dönemi M.Ö. 342-341′de Makedonya kralı Philip’le yaptıkları savaşı kaybeden Odrysler, giderek zayıflamaya başladılar. M.Ö. 336′da Philip’in öldüıülmesinden sonra, huzursuzluk çıkacağın- dan korkan Büyük İskender, M.Ö. 335′de Trakya içine uzun bir sefere kalktı. Sahil boyunca devam edip, kralsız kalan Traklar ülkesinden ve Nestos (Mesta) Nehri’nden geçerek on gün içinde Balkanlar’ın eteğine ulaştı. Doğu Trakya’da sahile yakın bir yerden ilerleyip, Odrysia ve Hebros’dan (Meriç) sonra Tonzos (Tunca) boyunca ilerleyerek bir dağ geçidinden geçti. İskender’in ölümünden sonra Trakya başlıbaşına satraplık oldu.

    M.Ö. 280-279′da Trakya, Galatlar’ın istilasına uğradıysa da tekrar güçlenen Odrysler, kralları Kotys sayesinde Makedonya ile dostluklarını sağlamlaştırdılar. M.Ö. 171-168 yıllarında Roma’ya karşı yapılan savaşta Perseus’un tek yandaşı Kotys’di. Makedonya Krallığı’nı ortadan kaldıran Romalılar Trakya’yı etkileri altına aldılar.

    Caligula, Rhaimetalkes’i Trakya’ya M.S. 37-38′de kral yaptı. Rhaimetalkes’in öldürülmesinden sonra İmparator Claudius zamanında 45′te Trakya’nın bağımsızlığına son verildi. Artık Trakya bir eyalet olarak tam anlamıyla Roma İmparatorluğu’na dahil edilmişti.

    Hadrianopolis

    123-124 yıllarında Doğu’ya bir gezi yapan İmparator Hadrianus (117-138), Uscudama veya Odrysai adıyla çağrılan yerleşim yerinin üzerinde yeni yapılar inşa edilmesini buyurdu. Kasaba gelişip kent durumuna yükselmeye başlamıştı. Roma İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim yerlerinden biri haline getirilen Odrysai, onu bu konuma yücelten imparatorun adını yaşatmak üzere “Hadrianus’un Kenti” anlamına gelen Hadrianopolis/Adrianopolis diye adlandırıldı.

    Hadrianus’un kente kazandırdığı en önemli yapı kaleydi. Tümüyle bir Roma Castrum’u planına sahip olan kalenin dört köşesinde dört yuvarlak burç vardı. Burçların arasında dört köşeli onikişer küçük kule ve dokuz kapı dizilmişti. Surların önüne de bir hendek inşa edilmişti. Roma İmparatorluğu’nun altın devrini yaşadığı 2. yy. ve 3. yy’ın ilk yarısında Trakya şehirleri çok gelişti. Hadrianopolis de, askeri alanda, ticaret ve ziraat konularında bu altın dönemden nasibini aldı ve sürekli olarak gelişme gösterdi.

    Önemli bir Roma kalesi durumunda olan Hadrianopolis, Diocletianus’un (284-305) 297′de yaptığı yeni bir yönetim bölünmesinde, Trakya eyaletinin altı vilayetinden birini oluşturan Haemimontus’un başkenti oldu. Diocletianus’un çekilmesinden sonra iç kavgalar başladı.

    324′de Hadrianopolis yakınında yapılan savaştan Licinius yenilgi alarak çıktı. Savaşın galibi ise, Constantinus oldu. Constantinus Bizantion’a kadar çekilen Licinus’u önce yenilgiye uğratıp sonra da katlettikten sonra imparatorluğa egemen oldu. İmparatorluğun başkentini de Roma’dan Bizantion’a taşıdı. O artık bu yeni kentteki İmparator I. Constantinus’du (324-337). Önceleri Nea Roma adı ile anılan kent, I. Constantinus’un adıyla özdeşleştirilerek, Constantinopolis oldu (11 Mayıs 330).

    378′de İmparator Valens (364-378) döneminde Hadrianopolis’in kuzeyinde Gotlar ile yapılan savaş Roma ordusunun yenilgisi ile bitti.

    İmparator I. Theodosius (379-395) Trakya’daki karışıklıkları önlemek için Gotlar’a karşı daha ılımlı bir politika izleyerek bir anlamda göç tehlikesini de uzaklaştırmayı amaçladı. I. Theodosius, 381 yılının Eylül ayını Hadrianopolis’te geçirdi.

    441-447 yılları arasında bu defa da Hunlar Trakya’ya akınlar düzenleyerek bölgeyi kırıp geçirip yağmaladılar.

    550′de Avarlar’la yapılan savaşta Bizans ordusu Hadrianopolis önlerinde ağır bir bozguna uğradı ve çok sayıda askerini esir verirken, Büyük Constantine’in kutsal sancağı da Avarlar’ın eline geçti. Savaş sonrasında Anastasios suruna kadar dayanarak etrafı talan eden Avarlar’a bir baskın yapıldı ve kutsal sancakla birlikte bazı esirler kurtarıldı.

    Heraklius (610-641) sülalesi döneminde Hadrianopolis’in ruhani idaresinde beş metropolitlik vardı.

    807′de İmparator I. Nicephorus (802-811), Bulgarlar’a karşı bir sefer düzenleyip Hadrianopolis’i geri aldı ancak kendisine karşı bir ayaklanma hazırlandığını anlayarak, Constantinopolis’e döndü.

    1018′den sonra Bizans için en büyük tehlike Peçenekler’den gelmeye başladı. Constantine IX. Monomachus (1042-1055) zamanında birleşip büyük bir güç oluşturan Peçenekler, Hadrianopolis önüne gelerek burada ordugâh kurup etrafı yağmalamaya başladılar. Hadrianopolis, Bizans devleti parçalandığı sırada en büyük toprakları alan Venedik’in hissesine düştü.

    1336′da Hadrianopolis’te III. Andronicus’un (1328-1341) kızlarından biri Bulgar Prensi Mikhael ile evlendi. III. Andronicus, 1341′de öldüğünde devleti, dokuz yaşındaki oğlu Ioannes’e (1341-1391) bıraktı. Naib olarak da güvenilir bir yönetici olan Cantacuzenos’u gösterdi. Bu güvenilir yönetici, 26 Ekim 1341′de kendini Didymoteikhos’da (Dimetoka) imparator ilan ediverdi (1341-1354). İki imparatorlu ülkede başlayan çekişmeler bir taht kavgasının ötesine geçerek, büyük toprak sahipleri, asiller ve kentin ileri gelenleri ile halk arasında bir sınıf çatışmasına dönüştü. Hadrianopolis’te başlayan bu ayaklanma hızla Trakya’ya yayıldı. Hadrianopolis’i Cantacuzenos aldı ve 1347′de Constantinopolis’e girerek bu kentte hüküm sürmekte olan V. Ioannes Palaiologos’a (1341-1391) karşın kendini VI. Ioannes olarak bir defa daha imparator ilan etti. Cantacuzenos’un Hadrianopolis kenti için 1352′de yeniden ve bu defa V. Ioannes Palaiologos’la savaşması gerekiyordu. Palaiologos Sırp ve Bulgarlar’dan büyük yardımlarla birlikte 4000 süvari de almıştı. Cantacuzenos ise bu büyük güç karşısında galip gelebilmek için, dostu ve damadı Orhan Gazi’nin (1326-1360) yardımına başvurdu. Süleyman Bey idaresinde 10.000 kadar Türk savaşçısı savaşı Cantacuzenos adına zaferle bitirdiler.

    OSMANLI DÖNEMÎ

    Adı Edirne

    edirne1354′de bir gece Süleyman Bey Kallipolis (Gelibolu) kalesini aldı ve Osmanlı kuvvetleri Trakya’ya akınlara başladı. Artık Trakya’da Türkler’in ayak sesleri duyuluyordu. 1360′da Didymotheikos (Dimetoka) fethedildi. I. Murad (1359-1389), tahta çıkışından başlayarak Rumeli’nin ele geçirilmesi için yapılan girişimlere büyük önem ve hız verdi. Sultan, Çorlu ile Keşan’ın da Osmanlı yönetimine geçmesinin ardından, Lala Şahin Paşa’yı Hadrianopolis’in fethi ile görevlendirdi. Lala Şahin Paşa, Hacı İlbeyi ile birlikte bu görevi yerine getirerek ken- ti Bizanslılar’dan aldı. 1362′nin Temmuz ayında I. Murad döneminde Hadrianopolis artık Türkler’indi. I. Murad’ın Celayirli hükümdarı Üveys Han’a gönderdiği fetihnamede kentin adı Edirne olarak yer aldı. Fethedilen bu yeni kenti büyük bir onurla ziyarete gelen I. Murad, kalenin yönetimini Lala Şahin Paşa’ya bıraktı. Bundan sonra Edirne Türkler’in Rumeli’yi fethetme hareketlerinde çok önemli bir askeri üs oldu. 1363′de Lala Şahin Paşa Filibe’yi ele geçirmek amacıyla buradan harekete geçti. Ertesi yıl, Sırp, Eflak ve Macar birliklerinden oluşan haçlı ordusuna karşı Sırpsındığı Savaşı, Edirne’nin 25 km. batısında gerçekleşti. Sultan Murad bir gece düşünde, ak sakallı, nur yüzlü bir kimseyle yarenlik ederken, o kişi ona Edirne’de bir saray yaptırmasını söylediğinden, Edirne’de büyük bir saray inşa ettirildi.

    Osmanlı’nın “Dar–ül Mülk’ü

    Edirne fetholunduktan sonra büyük bir hızla Türkleşmeye başladı. Osmanlılar’ın kenti 1365′de başkent yapmaları Edirne için yepyeni bir devrin başladığını gösteriyordu. I. Bayezid (1389-1403) İstanbul’u kuşatma hareketlerini buradan yönetti.

     

    terazi

    Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonra taht kavgası nedeniyle şehzadeleri birbirlerine düştüler. Bu Fetret Devri’nde (1403-1413) kent daha büyük bir önem kazandı. Bayezid’in büyük şehzadesi Emir Süleyman Çelebi, devlet hazinesini Bursa’dan Edirne’ye taşıyarak burada tahta çıktı. Daha sonra şehzadelerden Musa Çelebi, Eflak Voyvodası’nın da yardımı ile ağabeyi ile mücadeleye girerek 1411′de kenti ele geçirdi ve burada kendi adına para bastırdı. 1413′de I. Mehmed Çelebi (1413-1421) Osmanlı Devleti’ni yeniden toparlayarak Edirne’yi kardeşinin elinden aldı.

    1419′da bu defa da I. Bayezid’in Ankara Savaşı’nda kaybolan oğlu olduğunu ileri süren Mustafa Çelebi (ya da Düzmece Mustafa) sahneye çıktı. Taht üzerinde hak iddia ederek Edirne’yi ele geçirdi. Bir sultan olduğu inancı ile de burada kendi adına para bastırdı. Ardından güçlü bir orduyla Edirne’den Anadolu’ya geçtiyse de, Bursa yakınlarında II. Murad’a (1421-1451) yenildi. Edirne’de bıraktığı hazinesini aldıktan sonra Eflak’a giderken yakalanan Mustafa Çelebi, 1442′de yeniden Edirne’ye getirilerek öldürüldü. Edirne’de ilk şenlik, işte bu olayın ardından yapıldı. Halk da büyük bir coşku ile bu şenliklere katıldı.

    II. Murad, Edirne’de şehzadeleri Alaeddin ile Mehmed’e çok görkemli sünnet düğünleri de düzenletti. Sultan, 1444′de tahtı oğlu II. Mehmed’e bırakarak Manisa’ya çekildi. Edirne başkent olduktan sonra tahta çıkan ilk sultan olduğu için, Edirne Sarayı’nda yapılan ilk culüs töreni de II. Mehmed için gerçekleştirildi. Bu ilk tahta çıkışında 12 yaşında olan çocuk sul- tanın adı, İstanbul’u fethettikten sonra şanına yakışır biçimde Fatih Sultan Mehmet olarak anılacaktı. Manisa’ya çekilen II. Murad, bir haçlı ordusunun harekete geçmesi üzerine yeniden Edirne’ye gelmek zorunda kaldı. Bu haçlı ordusu Varna’da kesin bir yenilgiye uğrayacaktı.

    II. Murad zaferin ardından yönetimi yine oğluna bırakmasına karşın, yeniçerilerin ayaklanması üzerine Edirne’ye gelerek üçüncü kez tahta çıkmak zorunda kaldı. II. Mehmed (1451-1481), II. Murad’ın 5 Şubat 1451′de ölümüyle kesin olarak tahta çıktı. Artık onun önünde çok önemli bir hedef vardı. Constantinopolis’i almak… Bu amacına yönelik harekatı Edirne’den başlattı.

    Yeni başkent Constantinopolis

    caddeII. Mehmed’in bu kutsal amacı 1453′de gerçekleşti. 29 Mayıs sabaha karşı yapılan taarruzla Constantinopolis’in kara tarafındaki surlan yıkıldı. Aynı gün, II. Mehmed at üzerinde kente girerek, Ayasofya’da namaz kıldı. Constantinopolis’in fatihi II. Mehmed artık “Fatih Sultan Mehmed” olarak tarihe geçecek, Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni başkenti de Cons- tantinopolis olacaktı. Başkentliği devrettikten sonra da Edirne, imparatorluğun önemli olaylarına sahne olmaktan geri kalmadı. Kent, Gedik Ahmet Paşa’yı Edirne Sarayı’nda idam ettiren II. Bayezid (1481-1512) ile oğlu Selim arasındaki taht kavgasına sahne oldu.

    Edirne, 16. yy’da Batı’ya düzenlenen seferlerin merkez üssü oldu. Sultanların çoğu zamanlarını geçirdikleri bir yer durumunda olduğundan sürekli olarak ilgi gördü. Yavuz Sultan I. Selim (1512-1520), Kanuni Sultan I. Süleyman (1520-1566), ve II. Selim (1566-1574) kentin bayındırlığına büyük önem verdiler.

    Edirne’nin parlak dönemleri

    17. yy’da ise I. Ahmed’den (1603-1617) başlayarak bu ilgi daha da arttı. II. Osman (1617-1622) ve daha sonra IV. Murad (1623-1640) Edirne koruluk ve ormanlarında büyük av eğlenceleri düzenlediler. “Avcı” adıyla anılan N. Mehmed (1649-1687) ise çoğu zamanını burada sürek avına çıkarak geçirdi. 1670′lerde Edirne’yi neredeyse ikinci bir yönetim merkezi yapan N. Mehmed, Rus ve Leh Seferleri’ne de Edirne’den başladı.

    Yaşamını Edirne’de sürdürmeyi seven bir başka sultan, II. Mustafa (1695-1703) Edirne Vakası diye bilinen ayaklanma sonunda 1703′de tahtından uzaklaştırıldı.

     

    meriç nehri

    Türkler’le Ruslar arasındaki Prut Savaşı’ndan sonra 16 Nisan 1712′de Prut Antlaşması yapılmasına karşın, üzerinden yedi ay geçtiği halde Ruslar Lehistan’ı (Polonya) terketmediler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti sefer kararı aldı. III. Ahmed (1703-1730) İstanbul’dan Edirne’ye hareket etti. Bu durum karşısında kaygıya kapılan Rus Çarı I. Petro, görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. Edirne’de yapılan görüşmeler sonunda 24 Haziran 1713′te Edirne Antlaşması imzalandı. İmzalanan antlaşmaya göre, Ruslar Lehistan’ı iki ay içinde boşaltacaklar, IV. Mehmed dönemindeki sınır çizgisi esas olarak alınacaktı. Ruslar aynca Osmanlı İmparatorluğu’nda misafir olarak kalan İsveç Kralı XII. Karl’ın da Rus topraklarından bir Türk koruma birliğinin eşliğinde geçirilerek ülkesine dönmesini kabul ettiler.

    Yıkımlar

    1745′deki büyük yangından sonra, 1751 yılındaki deprem Edirne’nin bir anlamda gözden düşmesine neden oldu. Bu dönemden başlayarak Edirne eski debdebesinden uzaklaşıp ge- rilemeye başladı.

    III. Selim’in (1789-1807) Nizam-ı Cedit Islahatı’na karşı çıkan Rumeli’nin ileri gelenleri ve derebeyler, Edirne’de 1801′de ve 1806′da devlete karşı iki kez ayaklandılar (Edirne kıyamı).

    1828-1829 Türk-Rus Savaşı’nda kent düşman eline geçti. 22 Ağustos 1829′da Ruslar’ın kente girmesi Edirne’nin yaşadığı zor günler oldu. 14 Eylül 1829′da Edirne’de imzalanan barış antlaşması sonucunda yeniden Osmanlı yönetimine geçmekle birlikte, savaş Edirne’yi olumsuz yönde etkiledi. Müslüman halk başka yerlere göçmeye başladı. Sultan II. Mahmud (1808-1839), halka moral vermek üzere 1831′de kente geldiğinde on gün kalıp yıkımların giderilmesi için emirler verdi. Bu gezinin anısına Hayriye, Nısfiye ve Rubiye adlarında Edirne damgalı paralar bastırıldı.

    istasyon1877-1878 Türk-Rus savaşında, 20 Ocak 1878′de Edirne tekrar on üç aydan fazla sürecek olan Rus işgali altına girdi. Birçok bölgesi yakılıp yıkıldıktan sonra 13 Mart 1879′da yine Osmanlı Devleti’ne bırakıldı.

    20. yy’ın başlangıç yılları da Edirne’ye zor günleri getirdi. 1912′de Balkan devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı giriştiği Balkan Savaşı’nda Edirne yüzaltmış gün Şükrü Paşa’nın kahramanca savunmasına karşın, açlıktan Bulgar ve Sırp kuvvetlerine 26 Mart 1913′de teslim oldu.

    22 Temmuz 1913′de Enver Bey komutasındaki kuvvetler hiçbir direnişle karşılaşmadan Edirne’ye girdiler. Kent yıkık ve harap durumdaydı. Diğer Avrupa devletlerinin Türkler’i Edirne’den çıkarmak için verdikleri tüm çabalar sonuçsuz kaldı ve Edirne 10 Ağustos 1913′te imzalanan Bükreş Antlaşması gereğince Osmanlı toprağı sayıldı.

    Sınır kenti

    Edirne bu defa da, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1920′den 1922′ye kadar iki yıldan fazla Yunan işgalinde kaldı. Ancak 25 Kasım 1922′de Mudanya Mütarekesi’nden sonra Türk ordusu Edirne’ye girdi. 24 Temmuz 1923′deki Lozan Antlaşması’yla da o artık Türkiye Cumhuriyeti’nin Trakya bölgesinde Yunanistan ve Bulgaristan sınırı boyunca uzanan, bağrında pek çok Türk anıtını taşıyan sınır kentiydi.

    YAPILAR

    İlk Osmanlı başkenti Bursa, erken dönem Osmanlı mimarisi örnekleriyle bezenmişti. İkinci başkent Edirne ise, mimarideki gelişmeleri ve değişmeleri yaşayarak, Osmanlı sanatının en yükseldiği dönemin eserlerini sahiplendi.

    Yıldırım Bayezid Camisi

     

    yıldırım beyazıt cami

    Edirne’deki Türk döneminin en eski yapısıdır (1397-1400). Haç planlı eski bir Bizans kilisesinin yalnızca temeli bırakılarak, üzerine yeni cami binası inşa edildi. Ortasında küçük bir orta kubbe ve etrafında dört tonoz bulunmaktadır.

    Eski Cami İnşaatına 1403′de Emir Süleyman Çelebi tarafından başlandı, 1414′de Çelebi Sultan Mehmed tarafından tamamlandı. Mimarı Konyalı Hacı Alaeddin’di. Kare şeklindeki yapı, dokuz kubbesiyle çok kubbeli ulu camiler planındaydı. Bina kesme taştan yapıldı. İç mekân dört paye ile bölündü. Son cemaat yeri, kesme taş ve tuğla sıralamasıyla bitirildi. Büyük yazılarıyla dikkati çekmektedir.

    Muradiye Camisi

    1436′da Sultan II. Murad’ın yaptırdığı bu cami, yan mekânlı camiler planının uygulandığı en güzel örneklerdendi. Yalın bir dış görünüşü olup, doğu ve batı duvarı ile mihrap duvarını kaplayan çinileri, iki orta kubbeyi birbirine bağlayan büyük kemerin iç yüzündeki ince kalem işleri yalın görüntülerine karşın 15. yy. başındaki Osmanlı dekor sanatının en başarılı eserleri arasında yer aldı. Yapı, görkemli mihrabı ve minberiyle dikkati çekmektedir.

    Üç Şerefeli Cami

    1438-1447 yılları arasında Sultan II. Murad tarafından yaptırılan cami, Osmanlı mimarlığında erken dönemle klasik dönem arasında yer almaktaydı. Türk sanatında ilk kez ortaya çı- kan plan şeması ile enine gelişen bir mekân anlayışında inşa edildi. Dört minaresinin biri üç, biri iki, ikisi ise birer şerefeli olup, baklavalı, şişhaneli, çubuklu ve burmalı motif üslupları ile bezendi. Üç şerefeli minaresindeki her üç şerefeye ayrı merdivenlerden çıkılan ilk minare tarzıdır ve bu tarz camiye adını vermiştir. Hafif sivri kemerli revakları ile şadırvanlı avlusu vardır.

    Sultan Bayezid Külliyesi

    Sultan II. Bayezid, Kili ve Akkerman fethine giderken, ordunun gereksinimlerini karşılamak üzere Edirne’de kaldı. Bu konaklama sırasında da Tunca’nın kenarında 23 Mayıs 1484 günü cami, şifahane, medrese, imaret, tabhane, hamam, değirmen ve köprüden oluşan bü- yük bir külliyenin temellerini attı.

    Avrupa’da akıl hastaları hasta sayılmazlar, şeytanla işbirliği yapan insanlar diye düşünülerek çoğu kez diri diri yakılırlardı. Külliyenin şifahanesindeyse akıl ve ruh hastaları, Türk müziğinin çeşitli makamları ile tedavi edilirlerdi. Şifahaneye devamlı bağlı on hanende ve sazende çalışırdı. Ney, keman, santur ve ud kullanılan sazlar arasındaydı. Özellikle neva, rast, dügah, segah, çargah ve buselik gibi makamların dinletilmesinden olumlu sonuçlar alınmıştı. Musikiden başka hastalar çiçek kokuları ile de tedavi edilirdi.

    Türk-Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan külliyenin mimarı Hayreddin’di. 21 m. çapındaki kubbesi ile cami tek kubbeli camilerden olup, külliye yüz kadar kubbe ile örtülmüştür.

    Selimiye Camisi

    selimiye camisiMimar Sinan’ın “ustalık eserim” diye nitelendirdiği Selimiye Camisi bu kentin tacıdır. Mimar Sinan’a Sultan II. Selim tarafından 1569-1575 yılları arasında yaptınlan cami önce, birbirine eşit üçer şerefeli dört minaresi ile göze çarpar. Çok uzaklardan görünen bu zarif minareler kubbenin etrafına cami tabanının oturduğu karenin köşelerine dizilmiştir.

    31,5 m çapındaki kubbe, 8 filayağı ile bağlanmış, örttüğü iç mekâna verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekânın bir kerede kolayca algılanmasına neden olmaktadır. Kubbe aynı zamanda caminin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler.

    Caminin mimarisinde olduğu kadar, mermer, çini ve hat işçiliklerinde de kusursuzluğa varılmıştır. Minberin mermer işçiliği diğer camilerden üstündür. Mihrap tarafındaki duvarlarla birlikte, Hünkar mahfili ve bütün alt kat pencerelerinin alınlıkları zarif bir çini dekoru ile kaplanmıştır. Mihrap duvarında bulunan büyük çini panoların renk ve komposizyonları ve Hünkar mahfilinin alt kısmındaki tavanın kalem işçiliği çok güzeldir.

    Caminin revaklarla çevrilmiş avlusunun ortasında mermerden özenle işlenmiş bir şadırvanı vardır.

    Edirne Sarayı

     

    edirne saray

    Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca’nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450′de Edirne Sarayı’nın inşaatına baş- landı. Sultan’ın 1451′de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı.

    Edirne Sarayı’nın önemli bölümlerinden olan Cihannüma Kasrı’nın yedi katlı olduğu ve en üst katında sekiz köşeli bir odanın ve ortasında bir havuzun bulunduğu yazılmaktadır. Cihannüma Kasrı’nın sağ tarafında Kum kasrı bulunurdu. Kum Kasrı hamamının, helezoni kubbesi vardı.

    Cihannüma Kasrı’nın arka tarafındaki yerde, tonozlu bir bodrum üzerinde dikdörtgen bir planda su maksemi vardı. Terazilerden gelen sular binanın yukarısındaki depolarda toplanır oradan altı bölümle dağıtılırdı. 16. yy’ın ikinci yarısında saraya namazgâh eklendi.

    Saray, 22 Ağustos 1829′da Ruslar’ın kente girip birkaç ay kalmaları sırasında yıkıma uğradı. 1867′de Sultaniye yatı ile Avrupa gezisine başlayan Sultan Abdülaziz’in gidiş yolu Tolulon’dan sonra Paris ve Londra olmuştu. Dönüş yolunda Sultan’ın Edirne’den geçme olasılığı üzerine özellikle Cihannüma Kasrı’nda bazı onarım ve eklemeler yaptırıldı. Oysa dönüş, Belçika-Koblenz-Prusya-Viyana-Budapeşte’den geçilerek, Tuna Nehri’nden vapurla yapıldı.

    1875′de Ruslar’ın Edirne’yi işgal edeceği haberi üzerine sarayın yakınında bulunan cephanelik Ruslar�ın eline geçmesin diye Vali Cemil Paşa�nın emriyle ateşlendi. Böylece 3-4 gün süren patlama sesleri ile büyük tehlike içinde kalan Edirne kentinin 425 yıllık sarayı ortadan kalktı.

    123-124 yıliarında Doğu’ya yaptığı gezi sırasında İmparator Hadrianus kendi adıyla Hadrianopolis diye çağrılan Edirne kentine görkemli bir kale armağan etmişti. 19. yy’ın ilk yarısına kadar sağlam duran bu kale de 1866-1870′den itibaren hastane, okul, hükümet binaları, kışla yapımı için Vali Hurşid Mehmed Paşa zamanında yıkılmaya başlandı. Dört ta- ne olan köşe kulesinden yalnızca biri saat kulesi haline dönüştürüldü.

    Köprüler

    edirne köprüEdirne’deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Üzerine türküler yakılan bu taş köprülerin çoğu Tunca Nehri üzerinde bulunur. Taş köprüler, Osmanlı’nın mekânsal ve anıtsal anlayışıyla her zaman uyum içinde olurlar, düzenlilik ve geometri kurallarına uygunluk gösterirlerdi. Kent içi köprüler, iki başından kent dokusuna dayanırlardı. Edirne’nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.

    Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420).


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ELAZIĞ




    ELAZIĞ

    YÜZÖLÇÜMÜ: 9.881 km²

    NÜFUS:  558.556 (2011)

    İL TRAFİK NO: 23

    İLÇELER: Elazığ (merkez), Ağın, Arıcak, Baskil, Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu, Sivrice.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Zafran Orman İçi Dinlenme Yeri, Hazar Gölü ile Keban Baraj Gölü Kıyıları, Harput, Hestek ve Palu Kaleleri, Meryem Ana Kilisesi ve Surp Kevors Manastırı, Yusuf Ziya Paşa Külliyesi, Harput ve Palu Ulucamileri, Esadiye (Aslanlı), Sârâ Hatun, Kurşunlu, Ağa, Ahmed Bey ve Merkez Camileri, Hacı İbrahim Şah ve Vakıf Han da denen Denizli Kervansarayları, IV.Murad Hanı, Karamara Köprüsü, Ahi Musa, Cemşid Bey Mescitleri ve Türbeleri, Alacalı Mescit, Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ile Harput Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (424) 218 26 03
    Faks: (424) 218 65 72

    Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü

    Adres: İstasyon Cad.,
    Devlet Tiyatrosu Binası – Elazığ
    Koro Tel: (0 424) 233 07 64

    Müze

    Elazığ Müzesi

    Adres: Fırat Üniversitesi Kampüsü – Elazığ
    Tel: (424) 212 24 03

    Örenyeri

    Harput – Merkez
    Eski Palu – Palu İlçesi

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Elazığ’a Teşrifleri
    Elazığ
    17 Kasım

    Şenlikler:

    Sivrice Göl Şenlikleri
    Sivrice
    21-23 Temmuz

    Ağın Şenliği
    Ağın
    21-23 Temmuz

    Lebleli Şenliği
    Ağın
    5-7 Ağustos


    ELAZIĞ GENEL BİLGİLER

    Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. 9153 Km2 yi bulan yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 0 12 ni oluşturmaktadır. İl, doğudan Bingöl, kuzeyden (Keban Baraj Gölü aracılığı ile) Tunceli, batı ve güney batıdan (Karakaya Baraj Gölü aracılığıyla) Malatya, güneyden ise Diyarbakır illerinin arazileri ile çevrilidir. İl, merkez ilçe ile birlikte 11 ilçe, 537 köy ve 709 mezra yerleşmesinden oluşmaktadır.

    Müzeler ve Örenyerleri

    Müzeler

    Elazığ Müzeleri Adres: Fırat Üniversitesi Kampüsü – Elazığ
    Tel: (424) 212 24 03
    Örenyerleri
    Harput – Merkez
    Eski Palu – Palu İlçesi

    Kaleler

    Harput Kalesi (Süt Kalesi)

    Tarihi Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir konumda bulunan kalenin Urartular döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Kalenin Roma, Bizans ve Arapların eline geçtiği tarihi belgelerde mevcuttur.Kale hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bir rivayete göre kalenin yapımı sırasında harcın hazırlanması sırasında su yerine süt kullanıldığı, bu nedenle Harput Kalesi’nin bir adının da Süt Kalesi olduğu söylenmektedir.

    Camiler ve Kiliseler

    Ulu Cami

    Harput’ta Artuklu hükümdarı Fahrettin Karaslan tarafından M. 1156-1157 yılında yaptırılan cami, Anadolu’daki en eski ve en önemli yapılardan birisidir.

    Kurşunlu Cami

    Harput’ta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneğidir.
    Sara Hatun Cami
    Akkoyunlu hükümdarı Bahadır Han’ın annesi Sara Hatun tarafından 15′inci yüzyılda yaptırılmıştır. Minberi taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Bir külliye halinde inşa edilmesine rağmen bugün yalnızca cami kısmı mevcuttur.
    Meryem Ana Kilisesi
    Harput Kalesi’nin sol tarafında yer alır. İnşa tarihi M.S. 179′dur. Bu kilise Kızıl Kilise, Süryani Kilisesi ve Yakubi Kilisesi adlarıyla da anılmaktadır.

    Kaplıcalar

    Karakoçan Kolan Kaplıcası

    Karakoçan İlçesine 18 km. uzaklıkta bulunan Kolan Kaplıcası Peri Çayının güney kıyısındadır. Saniyede 5 litre kaynayan suyun sıcaklığı 60 o C dir. İçmece ve su banyosu şeklinde kullanılmaktadır. Kaplıca suyu özellikle mide, bağırsak, karaciğer, safrakesesi, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları ve romatizmal hastalıklara olumlu etki yapmaktadır.

    Harput Dabakhane Suyu

    Üç kurnası mevcut olup kurnalar birbirleriyle ilişkilidir. Kurnalar içerisindeki sular sürekli yenilenmektedir. Sıcaklığı 5o C olan su renksiz, kokusuz, berrak, içme suyu kriterine uygun olup, iletkenliği 410 mg. ve PH 7.9 dur. İçerisinde sodyum, potasyum, karbonat, sülfat, klorür, iyodür, amonyak, nitrat ve nitrit bulunur. Dabakhane suyunun, mide, bağırsak, karaciğer, hastalıkları ile ruhi depresyonlara iyi geldiği bilinmektedir.

    NE YENİR?

    Elazığ-Harput mutfağı yörenin özelliklerine bağlı olarak çok büyük çeşitlilik ve zenginlik gösterir. İlin kendine has ve kendi ismiyle anılan pek çok yemeği vardır. Bu yemekler ülkemizin bir çok yöresinde Elazığ yemeği olarak yapılmaktadır. Kellecoş, işgene, Harput köfte, taş ekmeği, peynir ekmek, fodula, gömme, ufalama, söğürtme, ışkın, pirpirim, hesüde, gaygana, pestilli yumurta, dolangel, kalbur hurması, dilber dudağı, Elazığ’a has yemek ve tatlılardan bir kaçını örnek olarak verebiliriz.

    NE ALINIR?

    Yanınızda rahatça taşıyabileceğiniz yöreye ait üzüm ve cevizden yapılan orcik ve pestil, dut unu, orcik şekeri, çeden kahvesi veya lezzetli Bozbağ şaraplarından, el sanatları ürünleri, iğne oyaları, yerel halılar, kilimler, bakır veya yemenilere bakmadan hatta almadan dönmeyin.

    YAPMADAN DÖNME

    Tarihi M.Ö. 2000 ‘li yıllara uzanan Tarihi Harput şehrini görmeden,
    Doğa harikası Hazar Gölü ve Buzluk Mağaralarını gezmeden,
    Fırat’ın gerdanlığı olan Keban Barajı ile Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi görmeden,
    Yörede üretilen üzümlerden yapılan Buzbağ Şarabı almadan,
    Orcik ve pestil ile çedene kahvesi almadan,
    …Dönmeyin. 

    HARPUT  YERLEŞİMİ 

     

    Antik Harput yerleşim alanı, bir açık hava müzesi gibidir.Müzesi, kalesi, camileri ve Buzluk Mağarasıyla görülmeye değer bir turizm merkezidir.

    Tarihçe:Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput’un en eski sakinleri M.Ö.2000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu’ya yerleşen Hurrilerdir.Hurrilerden sonra bölge Hitit hakimiyeti altına girmiştir.Çok uzun sürmeyen Hitit hakimiyetinden sonra M.Ö. 9. Asırdan itibaren Doğu Anadolu’da devlet kuran Urartular Harput’ta uzun süre hüküm sürmüştür.

    Harput ve çevresi,1085 yılında Türklerin eline geçmiştir.Bundan sonra İlhanlıların Dulkadiroğulları’nın, Akkoyunluların,Safevilerin eline geçmiş ve nihayet 1516 yılında Çaldıran muharebesinden sonra Osmanlı ordusu tarafından fethedilmiştir.

    İklim: Harput’ da karasal iklim egemen olup, kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir.

     

    HARPUT'A ULAŞIM 

    Karayolu: Harput’a karayolu ile her yerden rahat ulaşımı sağlanır.

    Demiryolu: Harput’a demiryolu ulaşımı da mevcuttur.

    Havayolu:Yöreye en yakın havaalanı Elazığ Havaalanıdır. Elazığ – Bingöl Karayolu 8. Km sinde yer almaktadır. Ulaşım T.H.Y. Servisleri ile özel taksilerle sağlanmaktadır.

    Havalimanı Tel: (+90-424) 255 52 87

    HARPUT CAMİİLERİ

    Ulu Camii: Harputta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaslan Tarafından M 1156-1157 yılında yaptırılan camii, Anadoludaki en eski ve en önemli yapılardan birisidir.

    Kurşunlu Camii: Hartputta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneğidir.

    Alacalı Camii: Harputta Kitapçıgil Parkının girişinde bulunan camide çeşitli yapı devirlerinin izleri görülmektedir. Artukoğulları döneminde inşa edilen cami küçük ebatta dikdörtgen planlıdır.
    Ağa Camii: Harputa girişte ana yolun solunda yer alan camiinin kubbesi çökmüş olup, yalnızca zarif minaresi ayaktadır. Harput müzesindeki kitabesine göre 1559 yılında Pervane Ağa tarafından inşa edilmiştir.



    HARPUT KALESİ (SÜT KALESİ)

    Tarihi Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir konumda bulunan kalenin Urartular döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Kalenin Roma Bizans ve Arapların eline geçtiği tarihi belgelerde mevcuttur. Kale çeşitli dönemlerde onarım görmüştür. Dikdörtgen planlı kale, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Görkemli burçları halen ayaktadır.

    Kale hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bir rivayete göre kalenin yapımı sırasında harcın hazırlanması sırasında su yerine süt kullanıldığı, bu nedenle Harput kalesinin bir adınında Süt Kalesi olduğu söylenmektedir.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ERZİNCAN




     



    ERZİNCAN

    YÜZÖLÇÜMÜ: 11.974 km²erzincan barajı

    NÜFUS:  215.277 (2011)

    İL TRAFİK NO: 24

    İLÇELER: Erzincan (merkez), Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Refahiye, Tercan, Üzümlü.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Erzincan Ilıcası ve Ekşisu, Erzincan, Kemah, Şirinli Kaleleri, Koyun Biçimli Mezar Anıtları, Taşdibi, Meryem Ana, İsa Voriç ve Vank Kiliseleri, Gülabi Bey Camisi, Tugay Hatun, Melik Gazi, Behram Şah, Gülcü Baba ve Mama Hatun Kümbetleri, Bey, Çadırcı, Gülabi Bey Hamamları, Mama Hatun Kervansarayı, Kötür Köprüsü.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (446) 214 30 79
    Faks: (446) 214 80 22

    Kültür Merkezleri

    Opera, bale, tiyatro gibi etkinliklere yönelik 550 kişilik Salon
    Sergi Salonu
    Kütüphane
    150 kişilik Sinema Salonu
    Sanat İşlikleri

    Yazışma Adresi: Kültür Merkezi Müdürlüğü
    Atatürk Mah. 126. Sok. No:1 – Erzincan
    Tel: (446) 223 55 38
    Faks: (446) 214 80 22

    Müze

    Erzincan Müzesi

    Adres: Hükümet Cad. No:56 – Erzincan
    Tel: (446) 214 80 21

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Erzincan’a Gelişi
    Erzincan
    1 Temmuz

    Festivaller:

    Bal Festivali
    Refahiye
    5-6 Ağustos

    Panayırlar:

    Kuzu Kırkımı
    Koçgar (Kemah)
    2 Ağustos

    Kurtuluş Günleri:

    Erzincan’ın Kurtuluşu
    Erzincan
    13 Şubat


    ERZİNCAN GENEL BİLGİLER

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat’ın yukarı kısmında yer alan Erzincan, Anadolu’nun en eski kültür merkezlerinden birisidir. Tarihi ipek yolu güzergahında yer alan kent Hitit, Urartu, Med, Pers, Hellen, Roma egemenliğinde kalmış, Malazgirt Zaferinden sonra Türk ve Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Erzincan kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, mutfağı ve alışveriş olanakları ile tam bir turizm cennetidir.


    Müzeler 

    Erzincan Müzesi

    Adres: Hükümet Cad. No:56 – Erzincan
    Tel: (446) 214 80 21

    Örenyerleri

    Altıntepe: Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m. kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir. 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak – saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır.

    Höyükte bulunan ve MÖ. 8. yüzyıla ait eserler arasında, fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resimleri bulunmaktadır. Çivi yazılı tunç eşyada, kral adları bulunmuştur. Urartu sanatının parlak dönemine ait yüksek düzeyli eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Altıntepe buluntularında tanrı, insan, hayvan figür ve motifleri önemli yer tutmaktadır. Altıntepe kalıntıları, tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır.

    Kaleler

    Kemah Kalesi: Anadolu’nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerinde kurulu olan Kalenin, iç içe iki yapısı olup, çevresi surlarla çevrilidir.

    Mağaralar

    Buz Mağaraları: Kemah ilçesinin Ayranpınar köyündedir. Mağaranın içinde büyük buz kütleleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.

    Ala Mağarası: Kemaliye ilçesinin kuzeydoğusunda bulunan mağaranın içinde dehliz ve kanallar bulunmaktadır.

    Köroğlu Mağarası: Refahiye ilçesinin Altköy mevkiinde bulunan mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır.

    NE YENİR?

    Yöre mutfağı yemek türleri bakımından zengindir. Bunların çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Eşgili, kesme çorba (un çorbası) yaprak sarma başlıca yemek türleridir. Ayrıca su böreği ve özellikle kete ve tatlılar çokça tüketilen hamur işleridir.

    NE ALINIR?

    El bakırcılığı (semaver, tepsi, biblo, duvar tabağı, şekerlik, vazo gibi anı ve süs eşyası), halı dokumacılığı Erzincan’dan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.
    Erzincan tava leblebisi ile Erzincan Tulum Peynirinin Erzincan’da yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir.

    YAPMADAN DÖNME

    Altıntepe şehir kalıntılarını gezmeden,
    Mama Hatun Kervansarayını, Terzi Baba Türbesini ve Kemah Kalesini görmeden,

    Erzincan Girlevik Şelalesinin karşısında de alabalık yemeden,
    Esentepe’den şehrin görünümü izlenmeden,

    Ekşisu mesire alanında kaynağından maden suyu içip, doğal jakuziye girmeden,

    Erzincan bakır el sanatları ve Erzincan tava leblebisi ile Erzincan Tulum Peyniri almadan
    …Dönmeyin.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ERZURUM




    ERZURUM

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 25.066 km²

    NÜFUS:   780.847 (2011)

    İL TRAFİK NO: 25

    İLÇELER: Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Fidanlık, Uzunoluk ve Horasan Fidanlığı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Ilıca Kaplıcası, Dumlu Ilıcası, Pasinler Çermiği ve Madensuyu, Tortum Çağlayanı, Erzurum, Aşkale, Cinis, Pırtın, Hınıs, Toprakkale, Kalecik, İspir, Oltu, Avnik, Bardız (Gaziler), Tortum, Ağca, Azort, Üngüzel, Hasankale ve Van Kaleleri, Kotarus (Citharizon) Kenti ve Kilisesi, Erzurum, Hınıs ve Pasinler Ulucamileri, Hatuniye Medresesi olarak da bilinen Çifte Minareli Medrese ile Yakutiye, Ahmediye, Kurşunlu, Pervizoğlu, Şeyhler ve Kadıoğlu Medreseleri, Erzurum ve İspir Kale Mescitleri, Tepsi Minare (Saat Kulesi), Lala Paşa, Murad Paşa, Gülcü Kapısı (Ali Ağa), Boyahane, Caferiye, Kurşunlu (Feyziye), Pervizoğlu, Derviş Ağa, Gümrük, Bakırcı, Narmanlı, İbrahim Paşa, Şeyhler, Cennetzade, Topal Çavuş, Çarşı (Tuğrul Şah), Arslan Paşa, Sivaslı, Süleyman Han ve Bardız Camileri, Emir Saltuk (Melik Gazi), Karanlık, Gümüşlü, Cimcime Sultan, Rabia Hatun, Mehdi Abbas (Emir Şeyh), Evreni, Söylemez Ana, Söylemez Baba, Mısri Zinnun, Ferruh Hatun, Gülperi Hatun Kümbetleri, Taşhan (Rüstem Paşa) Kervansarayı, Gümrük, Cennetzade, Kamburoğlu ve Hacı Bekir Hanları, Boyahane, Lala Paşa, Kırk Çeşme, Murad Paşa ve Saray Hamamları, Çobandede, Derviş Ağa ve Küpeli Köprüleri, Erzurum Arkeoloji, Çifte Minareli Medrese ve Erzurum Kongresi Müzeleri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (442) 218 68 80 – 218 48 90 Faks: (442) 223 07 71

     

    Kültür Merkezleri

    138 m²’lik Sergi Salonu 225 m²’lik Resim-Heykel Müzesi 380 m²’lik Kütüphane 2 adet Sanat İşliği

     

    Devlet Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü

    Kültür Merkezi ERZURUM Tel: (0 442) 233 31 58 Faks: (0 442) 223 07 71Müze

    Erzurum Müzesi

    Adres: Yenişehir Cad. No:11 – Erzurum Tel: (442) 218 14 06

    Üç Kümbetler

    Erzurum Kalesi

    Erzurum Arkeoloji Müzesi

    Erzurum Atatürk Müzesi

    Erzurum Yakutiye Medresesi Türk İslam Eserleri ve Etnografya MüzesiÖnemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:Atatürk’ün Erzurum’a Gelişi Erzurum 3 Temmuz

    Tarihi Erzurum Kongresi Yıldönümü Erzurum 23 Temmuz

    Kurtuluş Kupası Spor Müsabakaları Erzurum 12-19 Mart

    Babalar Yarışı Kayaş Müsabakası Erzurum Haziran Ayı İçerisinde

    Kongre Kupası Cirit Müsabakaları Erzurum 23 TemmuzKurtuluş Günleri:

    İspir’in Kurtuluşu İspir 25 Şubat

    Aşkale’nin Kurtuluşu Aşkale 3 Mart

    Şenkaya’nın Kurtuluşu Şenkaya 7 Nisan

    Çat’

    Ilıca’nın Kurtuluşu Ilıca 11 Mart

    Erzurum’un Kurtuluşu Merkez 12 Mart

    Pasinler’in Kurtuluşu Pasinler 13 Mart

    Hınıs’

    Tekman’

    Narman’

    Karayazı’nın Kurtuluşu Karayazı 18 Mart

    Tortum’un Kurtuluşu Tortum 21 Mart

    Horasan’

    Oltu’nun Kurtuluşu Oltu 25 Mart

    Olur’un Kurtuluşu Olur 28 Mart

    Alaca Köyünün Kurtuluşu Alaca 11 Mart

     

    Önemli Haftalar:

    İbrahim Hakkı Hz. Anma Haftası Pasinler 22-24 HaziranFuarlar:

    Doğu Fuarı Erzurum 23 Temmuz-23 Ağustos

    Festivaller:

    Çermik Festivali Pasinler 24-25 TemmuzPanayırlar:

    İspir Panayırı İspir 20-27 EylülResim: Çifte Minareli Medrese

     

    ERZURUM GENEL BİLGİLER


    Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır. 

     Palandöken Kayak Merkezi

    Ülkenin önemli Kayak Merkezlerinden olan Palandöken Erzurum ili sınırlarındadır.

    Müzeler

    Erzurum Arkeoloji Müzesi

    Adres: Yenişehir Caddesi No: 11 Tel: (0442) 233 04 14 Faks: (0442) 233 04 15 Erzurum Atatürk Evi Müzesi
    Adres: Cumhuriyet Caddesi
    Tel: (0442) 234 20 37
    Faks: (0442) 233 04 15

    Erzurum – Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi)

    Adres: Cumhuriyet Caddesi
    Tel: (0442) 235 19 64
    Faks: (0442) 233 04 15

    Örenyerleri

    Erzurum Kalesi Adres: Yenişehir Cad. No:11 Erzurum Tel: (442) 218 14 06 Erzurum Çifte Minareli Medrese
    Kuleler ve Kaleler
    Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi’nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.Erzurum Kalesi:
    Erzurum İli’ne 79km uzaklıktaki Horasan-Pasinler-Erzurum tarihi İpek Yolu üzerindedir. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi’nin M.S. 5.yy ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

    Medreseler

    Çifte Minareli Medrese: 13′üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır.Anadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu’nun en büyük medresesidir.
    Yakutiye Medresesi:
    Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştir.İlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir. İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. NE YENİR?
    Su böreği, ekşili dolma, kesme çorbası, ayran aşı (yayla çorbası) çiriş, şalgam dolması, yumurta pilavı, kadayıf dolması Erzurum’un geleneksel mutfağını oluşturur.

    NE ALINIR?

    Erzurum oltu taşı işçiliği ile çok meşhurdur. Oltu taşından yapılan tespihler, ağızlıklar, bilezik, gerdanlıklar, broş, küpe, saç tokası yörenin önemli hediyelik eşyalarıdır.

    YAPMADAN DÖNME

    Palandöken’de kayak yapmadan, Çifte minareli Medreseyi,Yakutiye Medresesi’ni ve müzeleri görmeden Yolunuz İspir’e düşerse rafting sporu yapmadan, Yolunuz Tortum’dan geçerse Tortum Şelalesi’ni ve gölünü görmeden, Cağ kebap, su böreği ,ayran çorbası ,kadayıf dolması yemeden …Dönmeyin.

     


    DADAŞLAR DİYARI-ERZURUM

    Palandöken Kayak Merkezi

    3185 m. zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum’un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır. Türkiye’de kış turizmi için yapılan ilk ciddi ve kapsamlı proje Erzurum-Palandöken Kış Sporları ve Turizm Mastır Plan Çalışmasıdır. Yapılan çalışmada Palandöken Dağlarının doğal yapısı ve iklimi ile uluslararası kış sporları merkezi niteliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Projede, üç alan üzerinde gün toplam 32 bin kişinin kayak yapabileceği, uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6 bin kişinin doğrudan istihdam edilebileceği öngörülmektedir.

     

    Ulaşım: Erzurum’a Ankara ve İstanbul’dan her gün uçak seferleri bulunmaktadır. Kayak Merkezi Erzurum Şehir Merkezine 5 km. uzaklıktadır. Hava alanına ise yalnızca 10 dakika mesafededir. Kış mevsimi boyunca şehir merkezinden halk otobüsü seferleri bulunmaktadır.

     

    Coğrafya: Erzurum Türkiye’nin en yüksek ve soğuk illerinden biridir. Sert kara iklimi hüküm sürer. Yılın 150 günü karla örtülüdür. Normal kış koşullarında 2-3 metre kar yağışı almaktadır. Hakim rüzgar yönü güney ve batı yönlerindedir.

    Kayak alanı 2200 – 3176 m. yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca “toz kar” üzerinde kayak yapılmaktadır. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır.

     

    Konaklama ve Diğer Hizmetler: 4 ve 5 yıldızlı konaklama tesisleri, kayak evi, günübirlik tesisler ve lokantalar bulunmaktadır. Kayak dersi ve malzeme kiralama hizmetleri verilmektedir.

     

    Mekanik Tesisler ve Pistler: Palandöken Kayak Merkezindeki pistler dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasında yer almaktadır. En uzun pisti 12 km. olan kayak pistlerinin toplam uzunluğu 28 km.yi bulmaktadır. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı 1000 m. olan Palandöken’de Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli Kayak Pisti mevcuttur. (Ejder Pisti ve Kapıkaya Pisti)

    Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej (toplam 4500 kişi/saat kapasiteli), 1 adet teleski (300 kişi/saat kapasiteli ), 2 adet baby lift ( toplam 1800 kapasiteli ) ve 1 adet gondol lift (1500 kişi/saat kapasiteli) hizmet vermektedir.

     

    Kuleler ve Kaleler

    Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi’nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.

    Erzurum Kalesi: Erzurum İli’ne 79km uzaklıktaki Horasan-Pasinler-Erzurum tarihi İpek Yolu üzerindedir. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi’nin M.S. 5.yy ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

    Camiler ve Kiliseler

    İl merkezindeki Lalapaşa Cami, Üç Kümbetler ve Ovşank Kilisesi görülmeye değerdir.Üç Kümbetler: Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait olduğu sanılmaktadır. Tamimiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmemektedir. Kümbetlerin genel olarak 13 üncü yüzyıl sonu ve 14 üncü yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir. Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından ayrı bir yer tutar.

     

    Medreseler

    Çifte Minareli Medrese: 13′üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır.Anadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu’nun en büyük medresesidir.Yakutiye Medresesi: Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştir.İlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir. İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.Köprüler ve Bedestenler

    Çobadede Köprüsü: 1297-98 yıllarında İlhanlıların Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştır. Aras nehri üzerinde 7 kemer gözlü olarak inşaa ettirilen önemli bir yapıttır.Rüstempaşa Bedesteni: Kanuni Sultan Süleyman’

     

    Mesire Yerleriwww.dedeman.com
    E-mail: skilodge@dedeman.com

    4 ve 5 yıldızlı konaklama tesisleri, kayak evi, günübirlik tesisler ve lokantalar bulunmaktadır. Kayak dersi ve malzeme kiralama hizmetleri verilmektedir.

    SKI LODGE DEDEMAN- *****
    Adres: Palandöken Dağı PK:115 Palandöken/Erzurum Telefon: +90 442 317 05 00 Faks: +90 442 317 05 04 URL:

    TOURINN PALAN OTEL – ****
    Adres: Plandöken dağı Palandöken/Erzurum Telefon: +90 442 317 07 07
    URL:

    POLAT RENAISSANCE ERZURUM HOTEL
    Adres: İbrahim Polat Cad. Palandöken/Erzurum Telefon: +90 442 232 00 10
    Faks: +90 442 232 00 99
    URL:

    www.polatrenaissance.com
    E-mail: palandoken@polatholding.com
    www.palanotel.com
    E-mail: info@palanotel.com

     

    Tortum Çağlayanı: Tortum Gölü’nün son kısmında, Tortum Çayı’nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum’a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz.Kaplıcalar

    Pasinler Termal Turizm Merkezi

    Yeri: Pasinler ilçe merkezinde ve Erzurum-Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde yer alır.Ulaşım: İlçe merkezindedir.Suyun Isısı: 39 o C -45 o CPH Değeri: 6,5Özellikleri: Bikarbonatlı, Klorürlü, Sodyumlu, Karbondioksitli, kısmen radyoaktif bir bileşime sahiptir.Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleriTedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme gibi hastalıklara olumlu etki yapar.Konaklama Tesisleri: Konaklama tesisleri yeterli konfora sahip değildir.Kuş Gözlem Alanı

    Doğu Karadeniz Dağları

    Erzurum Ovası

    Sportif Etkinlikler

    Rafting: Erzurum’un İspir ilçesi sınırlarından geçen Çoruh Nehri rafting yapmaya en elverişli akarsulardan birisidir. Derin kanyonları ile ilgi çeken Çoruh, her yıl turistlerin akımına uğrar. 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası Çoruh Nehrinde yapılmıştır.

    Trekking: Erzurum’un kuzeyinde yer alan Dumlu Dağları üzerinde yabancı turistler tarafından günü birlik doğa yürüyüşleri yapılmaktadır. Bu yürüyüşe gidenler üç saatlik bir yürüyüşle Dumbu Baba diye adlandırılan ve Fırat Nehri’nin önemli kollarından biri olan Karasu’nun kaynağı durumundaki soğuk su gözesine varırlar, burada bir süre dinlenen ziyaretçiler dönüş yürüyüşüne Kırkgöze Köyü üzerinden yaparlar buna benzer dağ yürüyüşleri Erzurum’un güneyinde bulunan Palandöken Dağları üzerinde de yapılmaktadır.


    Erzurum Çifte Minareli Medrese, iç avlusu cafe olarak değerlendiriliyor.


    Erzurum Osmanlı ve daha önceki dönemlerden çok sayıda tarihi eseri barındırıyor. kentin sokaklarında yapılacak bir gezi bu zenginliği gözler önüne sermeye yeter.


    Palandöken iyi bir kayak merkezi.


    Üç Kümbetler

    Palandöken-Erzurum

     

    ERZURUM

    Konumu: 3185 m. zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum’un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır. Erzurum Türkiye’nin en yüksek ve soğuk illerinden biridir.

    Sezon:Yılın 150 günü karla örtülüdür. Aralık-mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır. Normal kış koşullarında 2-3 metre kar yağışı almaktadır. Mevsim boyunca “toz kar” üzerinde kayak yapılmaktadır.

    Pistler: Palandöken Kayak Merkezi’ndeki pistler dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasında yer almaktadır. Pistlerin toplam uzunluğu 28 km. dir. En uzun pisti 12 km. ye ulaşmaktadır. Kayak alanı 2200-3176 m. yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı 1000 m. dir. Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli pisti (Ejder ve Kapıkaya) bulunmaktadır. Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej (toplam 4500 kişi/saat kapasiteli), 1 adet teleski (300 kişi/saat kapasiteli), 2 adet baby lift (toplam 1800 kapasiteli), 1 adet gondol lift (1500 kişi/saat kapasiteli) hizmet vermektedir.

    Ulaşım:Erzurum’a Ankara ve İstanbul’dan her gün uçak seferleri bulunmaktadır. Kayak Merkezi Erzurum Şehir Merkezine 5 km. uzaklıktadır. Hava alanına ise yalnızca 10 dakika mesafededir. Kış mevsimi boyunca şehir merkezinden halk otobüsü seferleri bulunmaktadır.

    Palandöken Master Planı:Türkiye’de kış turizmi için yapılan ilk ciddi ve kapsamlı proje “Erzurum-Palandöken Kış Sporları ve Turizm Mastır Plan Çalışması”dır. Yapılan çalışmada Palandöken Dağları’nın doğal yapısı ve iklimi ile uluslararası kış sporları merkezi niteliklerine sahip olduğu belirlenmiştir. Projeye göre, üç ayrı alanda yapılacak düzenlemelerle günde 32 bin kişinin kayak yapmasına olanak sağlanabilecektir. Uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatları burada düzenlenebilecektir. Bütün bu projelerin gerçekleşmesi halinde dağda 6 bin kişiye doğrudan istihdam olanağı sağlanacaktır.

    Turizm Merkez Alanı: Yaklaşık 10106 ha.

    Konumu: Doğu Anadolu Bölgesi, Palandöken Dağı kuzey yamaçlarında, Erzurum ilinin güneybatısında.

    Ulaşım Durumu:

    En yakın havaalanı: Erzurum-20 dak

    En yakın kent merkezi: Erzurum-5 km

    Kayak Alanı Niteliği:

    Rakım: 2200-3176 m

    Sezon Uzunluğu: Kasım-Nisan (150 gün)

    Kar kalınlığı: (Avg-Kış Ayı) 2-3 m

    Kayak Alanı(ha): Yaklaşık 2390

    Kayak Türü: Alp Disiplini-Kuzey Disiplini- Snowboard

    Pist Niteliği:  Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından tescillenmiş 2 adet kayak pisti

    Mekanik Tesis Durumu:  Mevcut: 1 adet Babylift, 4 adet Telesiyej, 1 adet Teleski, 1 Gondol Lift; Öneri: 34 adet Telesiej

    Konaklama Durumu

    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan)

    TTA için yaklaşık 5900-8850 kişi (ha başına TTA için 100-150 kişi)

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ESKİŞEHİR




    ESKİŞEHİR

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 13.655 km²
    yazılı kaya eskişehir

    NÜFUS:  781.247 (2011)

    İL TRAFİK NO: 26

    İLÇELER: Eskişehir (merkez), Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han-Çifteler, İnönü, Mahmudiye, Mihalgazi, Mihalıççık, Sarıcakaya, Seyitgazi, Sivrihisar.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Fidanlık, Musaözü, Mestan Pınarı, Kalburcu, Çatacık, Şoförler Çeşmesi ve Madensuyu Orman İçi Dinlenme Yerleri, Çardak Kaplıcası ve Gümele Ilıcası, Midas Kenti ve Yazılıkaya, Pessinus, Seyitgazi Nekropolü, Seyitgazi ve Sivrihisar Kaleleri, Seyit Battal Gazi ve Kurşunlu Külliyeleri, Alaeddin, Bardakçı Köyü, Hoşkadem, Kurşunlu, Hamamkarahisar ve Kılıç Mescit Camileri, Sivrihisar ve Gecek Köyü Ulucamileri, Yunus Emre ve Şeyh Edebalı Türbeleri, Himmet Dede, Alemşah ve Hoca Yunus Kümbetleri, Mülk köyü ve Hazinedar Mescitleri, Seyitgazi Kervansarayı, Eskişehir Arkeoloji, Eskişehir Etnografya, Eskişehir Atatürk ve Kültür, Yunus Emre, Seyitgazi, Yazılıkaya Açıkhava, Pessinus Arkeoloji Müzeleri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (222) 230 13 68
    Faks: (222) 230 63 01

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Porsuk Bulvarı, Köprübaşı
    ESKİŞEHİR
    Tel: (0 222) 230 13 78
    Faks: (0 222) 230 63 01

    Müzeler

    Eskişehir Müzesi
    Adres: Akarbaşı Mah. Irmak Sok. – Eskişehir
    Tel: (222) 210 17 49

    Seyitgazi Müzesi Detaylı Bilgi
    Adres: Seyitgazi – Eskişehir
    Tel: (222) 671 30 82

    Örenyeri

    Pessinus – Sivrihisar

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    İnönü Zaferleri
    İnönü
    1 Nisan

    Seyyit Battal Gazi’yi Anma Günü
    Seyyit Gazi İlçesi
    1 Eylül

    Prof. Dr. Mehmet Kaplan’I Anma Günü
    Sivrihisar
    5 Mart

    Atatürk’ün Eskişehir’e Gelişi
    İl Merkezi
    21 Haziran

    Mihal Gazi’yi Anma Günü
    Eskişehir
    27 Aralık

    Hızır Beyi Anma Günü
    Eskişehir
    6 Mart

    Kurtuluş Günleri:

    Eskişehir’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    İl Merkezi
    2 Eylül

    Mahmudiye İlçesinin Kurtuluşu
    Mahmudiye
    18 Eylül

    Sivrihisar’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Sivrihisar
    20 Eylül

    Festivaller:

    Lületaşı Beyaz Altın Festivali
    İl Merkezi
    21-24 Eylül

    Önemli Haftalar:

    Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası
    İl Merkezi-Mihalıççık-Yunus Emre Köyü
    6-10 Mayıs

    Vakıflar Haftası
    Eskişehir
    30 Kasım

    Şenlikler:

    Nasreddin Hoca Doğum Şenlikleri
    Sivrihisar ve Nasreddin Hoca Köyü
    8-10 Haziran

    Alpu Kavun Karpuz Şenlikleri
    Alpu-Uyuz Hamamköyü
    12 Eylül

    Tepriş Şenlikleri
    Alpu-Fevziye Köyü
    Haziran

    Mahmudiye Mahalli Safkan Arap At Yarışları
    Mahmudiye
    Ekim

    Üst Resim: Yazılıkaya Midas Şehri Büyük Anıt
    Alt Resim: Yunus Emre Türbesi


    ESKİŞEHİR GENEL BİLGİLER

    İsa’dan önce birinci bin yılda Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye’nin en önemli yol kavşaklarından birisidir.Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi tarihi kişileri yetiştiren Eskişehir Lületaşı, çeşitli hastalıklara iyi gelen sıcak su kaynakları ile de ünlüdür.
    Eskişehir kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, mutfağı ve alışveriş olanakları ile önemli bir turizm çekim merkezi olmayı hedeflemektedir.

    Geleneksel Eskişehir Evi

    Nasrettin Hocanın Evi: Dünya mizah edebiyatında önemli bir yer tutan fıkralara sahip Nasrettin Hoca 1208 yılında, Sivrihisar’ın Hortu Köyü’nde doğmuştur. Eskişehir’ in Sivrihisar İlçesi ve Hortu Köyü’nde her yıl Nasrettin Hoca’yı anma şenlikleri ve adına halk edebiyatı seminerleri düzenlenmektedir.

    Müzeler

    Adres: Akarbaşı Mahallesi
    Hasan Polatkan Bulvarı No: 86
    Tel : (+90-222) 230 13 71
    Faks : (+90-222) 230 17 49Adres:Mihalcık İlçesi Yunus Emre Beldesi

    Yunus Emre Mezar ve Külliyesi
    Tel/Faks : (+90-222) 647 50 31
    Adres: Seyyid Battalgazi Külliyesi
    Seyidgazi – Eskişehir
    Tel: (+90-222)671 30 82 – 671 30 38
    Fax: (+90-222) 230 30 17


    Eskişehir Valiliği Lületaşı Müzesi:

    Müzede pipoların yanı sıra lületaşından işlenerek yapılan takılar, hatıra ve kullanım eşyaları ile ulusal ve uluslar arası yarışmalara katılan heykelcikler yer almaktadır. Müzede ellinin üzerinde sanatçıya ait dört yüz eser sergilenmektedir.

    Tel: (+90-222) 233 05 82

    Örenyerleri

    Frig Vadisi: Antik kent Eskişehir’e 90 km. uzaklıkta Han ilçesine bağlı olan Yazılıkaya Köyü bitişiğinde yer almaktadır. Vadide Frig Krallığı, Lidya Krallığı ve Pers İmparatorluk döneminde üç ayrı yerleşme evresinin bulunduğuna ilişkin birçok temel ve yapı kalıntısına rastlanmıştır. Diğer yandan, Midas Anıtı’nın çevresinde akropol üzerinde bir kentin varlığına ilişkin bulgular saptanmıştır.

    Kayalık bir platform üzerine kurulmuş ve Erken Tunç Çağlarında yerleşim görmüş olan Midas (Yazılıkaya) Friglerin dini merkezi olmuştur. Antik şehirde Hitit kültürüne ait kendi stilleri ile yaptıkları kaya kabartmalarına rastlanmıştır.

    Hititlerden sonra Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya’da Frig kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antikyollar olmak üzere 33 adet eser bulunmaktadır. Bunlar doğa koşullarından dolayı yıpranmış olsalar da günümüze ulaşabilmişlerdir. Roma ve Bizans çağlarında Frig yapıtlarının çoğu dini amaçlarla tahrip edilmiş, yerlerine kaya barınakları ve kaya mezarları yapılmıştır. Kaya yüzeyine bir tapınağın cephesi biçiminde işlenen Frig kaya anıtları, sembolü, kutsal hayvanı aslan olan Frig dini, tek tanrısı ana tanrıça Kybele’ye adanmıştır. Vadinin ormanlık kısmında, Çukurca Köyü’nden Kümbet Köyü’ne kadar uzanan bölgede 25′e varan anıt, kült anıtları, açık hava ve doğa tapınakları, kale, mezar ve diğer eserler bulunmaktadır.

    Pessinus: Ana tanrıça Kybele’ye ithafen Sivrihisar İlçesi’nin Ballıhisar Köyü’nde kurulmuş bir şehirdir. Tapınak kenti olarak bilinen Pessinus Romalılar döneminde de kutsallığını ve önemini korumuştur. Bugün kente ait stadyum, tiyatro, tapınak, su kanalı ve nekropola ait kalıntılar bulunmaktadır. Antik kentte 1967 yılından beri arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Kazıdan çıkan eserler Ballıhisar’daki müzede sergilenmektedir.

    Doryleaum: Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarını yaşamış Höyük kentin kuzey bitişiğinde ve Muttalip Köyü’nün doğusunda yer almaktadır. Höyüğe ve eteklerinde yer alan temel hafriyat sırasında çıkarılan Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait eserler Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir

    Karacaşehir: Roma ve sonra Bizans Çağı’nda yapılmış, Osmanlılar tarafından takviye edilmiş kale kenti olarak anılan Antik Kent Eskişehir’e 6 km. uzaklıkta, Karacaşehir Köyü’nün güneybatısında yer almaktadır. Günümüzde, kentin müdafaa surları tamamen yıkılmış, yalnızca doğu ve batı girişindeki kulelerden küçük parçalar kalmıştır. Kalenin içerisinde karargah binaları, sarnıç ve sokaklar, ev harabeleri görülmektedir.

    Midas Anıtı: Yazılıkaya platformunun kuzeydoğu yamacında doğuya bakan cephede yer alan anıt bazılarınca Yazılıkaya, bazılarınca da Midas Anıtı olarak adlandırılmıştır. Antik kent adını bu anıttan almıştır. Kentin en önemli yapıtı olan anıt, Frig kaya anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın en önemli eşsiz yapıtlarındandır.

    Külliye ve Türbeler

    Kurşunlu Camisi’nin batısında yer alan Şeyh Şahabattin Türbesi ve Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in kayınpederine ait Şeyh Edebalı Türbesi Eskişehir’in önemli türbeleridir.
    Yunus Emre Külliyesi ve Türbesi: Eskişehir Mihalıcçık İlçesi Yunus Emre Beldesi’nde (Sarıköy) dir. Eskişehir-Ankara demiryolu yakınından geçmektedir.

    Yunus Emre bu dünyada yaşayan insanları sevgiye, birlik ve beraberliğe çağıran bir halk aşığıdır. Mezar taşının ön cephesinde yazılı olan “gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.” sözlerinde Yunus Emre’nin yaşam felsefesi özetlenmektedir.

    Seyit Battal Külliyesi: Seyitgazi İlçesinde, 150 metre yüksekliğinde Üçler Tepesi’nin doğuya bakan yamaçları üzerindedir. Bu külliye Seyyit Battal Gazi’ ye ithafen yaptırılmıştır (1207 – 1209).

    NE YENİR?

    Göceli Tarhana, harşıl, çerkez sofrası, çiğ börek, katlama böreğini yerel yemek çeşitleri arasında sayabiliriz.

    NE ALINIR?

    Lüle taşından yapılan eserler, pipo, takılar yöreden alınabilecek en güzel hatıralık eşyalardır.

    YAPMADAN DÖNME Yazılıkaya’yı (Midas Anıtı) gezmeden,
    Sakarıılıca Termal Turizm merkezini ziyaret etmeden,
    Şehrin en ünlü yemeği olan çiğböreğinin tadına bakmadan,
    Lületaşı eserlerinden satın almadan…
    Dönmeyin.

    ESKİŞEHİR-SARICAKAYA-SAKAR TERMAL TURİZM MERKEZİ:

    Eskişehir’in Sarıcakaya İlçesi’nde olup Eskişehir’e 33 km. uzaklıktadır. Suyun Isısı: 35 derece. Diyabet, şişmanlık, gut gibi hastalıklarda kanda birikmiş unsurları, bu arada şeker ve yağları temizlediği, asit ürik fazlalığının idrarla atılmasını sağladığı, böbrek taşlarının büyümesine engel olduğu ileri sürülüyor.


     

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - GAZİANTEP




    GAZİANTEP

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 7.642 km²

    NÜFUS: 1.753.596 (2011)

    İL TRAFİK NO: 27

    İLÇELER: Gaziantep (merkez), Araban, İslahiye, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, Şahinbey, Şehit Kamil, Yavuzeli.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Düllükbaba Orman içi Dinlenme Yeri, Zincirli, Gedikli, Tilmen, Kırışkal ve Sakçagözü (Sakçagöze) Höyükleri, Dolikhe (Dülük), Kuzeyne, Korus, Belkıs ve Karkamış (Kargamış) İlkçağ Kent Kalıntıları Yesemek Heykelleri, Gaziantep, Tilbaşar, Rumkale, Karacaören ve Ravanda Kaleleri, Ömeriye, Boyacı (Kadı Kemaleddin) Eyüpoğlu, Esenbek (İhsan Bey), Ali Nacar (Annacar), Ali Dola (Ala’üd Devle), Tahtalı, Ağa, Handaliye, Alaybey, Şeyh Fethullah, Şirvani (İki Şerefeli), Akcurun, Canbolat Bey, Şeyh, Şeyhler, Hindioğlu ve Çalık Camileri, Ramazaniye (Ahmed Çelebi) Medresesi, Şeker, Paşa, Hışva, Emir Ali, Millet, Kürkçü ve Belediye Hanları, Zincirli ve Kemikli Bedestenleri, Eski, Paşa, Şıh, Pazar, Naip, Tabak, Hoca, Hasan Bey ve Tuğlu Hamamları, Şeyh Abdullah Efendi Tekkesi, Debbağhane, Aynülleben, Yazıcık, Babilke ve IV. Murad Köprüleri, Gaziantep Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (342) 232 18 58
    Faks: (342) 234 06 04

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    İl Halk Kütüphanesi
    GAZİANTEP
    Tel: (0 342) 231 82 52
    Faks: (0 342) 234 06 04

    Müzeler

    Arkeoloji Müzesi
    Adres: İstasyon Cad. – Gaziantep
    Tel: (342) 231 11 71
    Faks: (342) 210 30 17

    Etnografya Müzesi
    Adres: Eyüboğlu Mah. Hanifioğlu Sok. No: 64 – Gaziantep
    Tel: (342) 230 47 21

    Hasan Süzer Etnografya Müzesi Hakkında

    Örenyerleri

    Belkız-Zeugma – Nizip/Belkıs
    Yesemek – İslahiye/Yesemek
    Tilmen – İslahiye/Tilme
    Dülük Örenyeri – Şehit Kamil/Dülük

    Önemli Günler

    yastık

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Gaziantep’e Gelişleri
    Gaziantep
    26 Ocak

    Gaziantep’e Gazilik Unvanının Verilişi
    Gaziantep
    8 Şubat

    Mercidabık Zaferi
    Gaziantep
    24 Ağustos

    Kurtuluş Günleri:

    Kilis’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Kilis
    7 Aralık

    Gaziantep’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu Günü ve Şehitleri Anma Günü
    Gaziantep
    25 Aralık

    Festivaller:

    Aba Güreşi Altın Kemer Turnuvası
    Gaziantep
    Mayıs

    Fıstık Festivali Aba Güreşi Turnuvası
    Gaziantep
    Eylül

    Cumhuriyet Kupası Aba Güreşi Turnuvası
    Gaziantep
    29 Ekim

    Fuarlar:

    Ucuz Giyim ve Gıda Fuarı
    Gaziantep
    5 Haziran-5 Temmuz

    Gaziantep Sanayi Fuarı
    Gaziantep
    15 Ağustos-15 Eylül

    Şenlikler:

    Kurtuluş Şenlikleri
    Gaziantep
    25 Aralık

    Üst Resim: Folklör
    Alt Resim: Tekstil

    GAZİANTEP GENEL BİLGİLER

    Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en eski kültür merkezlerinden birisi olan Gaziantep, MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan ve ilk uygarlıkların doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında, tarihi İpek Yolu üzerinde konumlanmıştır.

    Müzeler ve Ören yerleri

    Müzeler

    Arkeoloji Müzesi
    Adres: İstasyon Cad. – Gaziantep
    Tel: (342) 231 11 71
    Faks: (342) 210 30 17

    Etnografya Müzesi
    Adres: Eyüboğlu Mah. Hanifioğlu Sok. No: 64 – Gaziantep
    Tel: (342) 230 47 21
    Hasan Süzer Etnografya Müzesi

    Örenyerleri

    Belkız-Zeugma – Nizip/Belkıs
    Yesemek – İslahiye/Yesemek
    Tilmen – İslahiye/Tilme
    Dülük Örenyeri – Şehit Kamil/Dülük
    Belkıs/Zeugma

    Belkıs/Zeugma Antik Kenti, Gaziantep ili, Nizip İlçesi , Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olar Belkıs/Zeugma Antik Kenti; Fırat’ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden biri olan Belkıs/Zeugma , tarihin değişik dönemlerinde değişik isimlerle anılmıştır.

    Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat’ın Silifkesi ) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent

    Roma hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen şekliyle ” Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma’yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. Örneklemek gerekirse Zeugma , komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile Mısır’daki İskenderiye’den ( Aleksandreia) ‘dan daha küçük, Atina (Athena) ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve şimdi dev bir metropol olan

    Londra (Londinum) ‘dan ise birkaç kat büyüklükteydi.Ünlü coğrafyacı Strabon da Zeugma’dan
    bahsetmektedir. Hellenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında Zeugma’da önemli imar faaliyetleri yapıldığı bilinmektedir. Kentteki Akropolün üzerine kader tanrıçası Thyke’nin bir tapınağı yapılmıştır. Bu tapınak halen toprak altındadır. Zeugma Antik Kenti kendi şehir sikkesi de basmış Roma Kentlerinden biridir. Sikkeler üzerine bir tarafına Thyke tapınağı , diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen Roma Kartalı motifi basılmıştır.

    Dülük

    Gaziantep kent merkezinin 10 km. kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan bu antik kentte bulunan Şarklı Mağarada M.Ö. 6 bin yıllarında insanların yaşadığına dair taştan yapılmış aletler bulunmuştur.Tarihte Doliche olarak bilinen kent Hitit’lerin baş tanrısı Teşup’un din merkezi olmuştur. Dülük köyünün içinde ve çevresinde bir çok kaya mezarları ve kaya kiliseleri ziyarete açılmıştır.

    Karkamış Harabeleri

    Karkamış harabeleri bir kısmı Suriye sınırında bulunan Karkamış ilçesinin güneyine düşen geçmişi Neolitik dönemlere dayanan yerleşim merkezi olduğu belirlenmiştir.Gılgamış Destanı, Geç Hitit döneminde Karkamış şehrinin ortostatlarında tasvir edilmiştir. Buradan elde edilen eserler günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir

    KALELER

    Gaziantep Kalesi

    Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir.Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde genişletildiği ve bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6. yüzyılda aldığı yolunda bilgiler vardır. Kalenin üzerinde hamam kalıntıları, sarnıçlar, mescit ve çeşitli yapı kalıntıları bulunmaktadır.

    Rumkale

    Bu tarihi yapının önceleri adı Hromgla iken bozularak Rumkale denilmiştir. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri yerleşildiği, hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından M.O. 855′de zapt edildiği bildirilen “Şitamrat” olduğu, fakat esaslı olarak M.Ö. 9. yüzyıl sonlarında Geç Hitit döneminde tahkim edildiği zannedilmektedir.

    Fırat ve Merzimeri in kıyılarından itibaren yükselen eteklerde bir dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir geçidi ile içeri girilmektedir. Sur bedeninin inşasında bazı kesimlerde kayalık yapının dik uçurumlar gösteren topografyasından azami ölçüde yararlanılmıştır. Halen mevcut taş yapılarda, en eski dönem olarak Geç Helenistik izler ile Roma dönemi mimarisi algılanmaktadır. Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşımaktadır..

    Bunların en ilginci, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helezonik bir yolla aşağı giden ve Fırat sevivesinin altına kadar inerek su ihtiyacını karşılayan sistemdir. 11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla’nın önemli bir merkez olduğu bilinmektedir. Hâvarilerden Yohannes’in, burada bir süre inzivaya çekilerek İncil’in müsveddelerini kopya ettiği ve sakladığı, daha sonra bulunan kopyaların Beyrut’a kaçırıldığı söylenmektedir.

    Ortaçağ’da Ermenilerin “Hromkla, Süryanilerin ise Kala-Rhomata ismiyle andıkları kale-kent, XII. yy sonlarında Memlukların eline geçmiş ve Kal-at el Müslimin adı verilmiştir. Merc-i Dabık savaşından sonra Osmanlılar’ın eline geçen Rumkale, Halep Eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir.
    Rumkale’de halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de Mescit bulunmaktadır. İlk yapımından itibaren

    Fırat boyunun güvenliği için kullanıldığına şüphe olmayan kalede sivil ögelerden çok askeri karakterler hissedilmektedir.
    Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının prehistorik dönemde olduğu şüphe götürmeyen mağaralarla doludur. Zaman zaman bir koridor izlenimi veren dik yamaçlarda halen de görülebilen mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları olarak kayaya oyulmuş olan mekanlardır. Bunların birçoğu daha sonradan, özellikle de Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması için araları açılıp geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak birleştirilip savunma mekanları haline getirilmiştir.

    Camiler, Türbeler, Kiliseler

    Şeyh Fethullah Cami, Boyacı Cami, Ömeriye Cami ve Ahmet Çelebi Camileri önemli camileridir.
    1860 yılında Fransız Misyonerler ve III. Napolyon’un yardımıyla inşa edilen Kendirli Kilisesi görülmeye değerdir. İlde yer alan Ökkeşiye Hazretleri, Yuşa Peygamber ve Pirsefa Hazretleri Türbesi görülmeye değer turizm çekim merkezleridir.

    Mimari

    Geleneksel Antep Mimarisi ve Evleri

    Gaziantep’in geçmişten günümüze tarih içindeki oluşumuna bakıldığında köklü ve zengin bir mimarisi olduğu görülür. Kent karakterindeki yapıları, konutlar, camiler, hanlar, hamamlar dır. Bu kagir yapıların fonksiyonların oluşumunda yörenin iklimi topoğrafik özellikleri, bitki örtüsü ve sosyal yaşantıları etkili olmuştur. Yazların çok sıcak geçmesi nedeniyle mimaride avlu anlayışı hakimdir. Zamanın büyük bir bölümünün avluda geçmesi nedeniyle buraya “hayat” denmektedir.

    Sokaklar dar ve gölgelidir. Bazı yerlerde kabaltı denen altı yol üstü konut olan mekanlar vardır. Günümüzde Kabaltı yapılardan sadece altı tane kalmıştır. Sokakları dik olarak kesen çıkmaz sokaklara da “dehliz” denmektedir

    Antep evleri; yüksek duvarlar arkasında, diş mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış yapılardır. Evlerin ,kinci, katında sokağa bakan konsol çıkıntılarına köşk denir. Dışı metalle kaplanan bu tür yapılar köşklü ev dite adlandırılır. Genelde iki katlı ve avluya dönük yapılardır.
    Sıcak yaz günlerinde gölgeli mekanlardır. Sofaya açılan odalar çok işlevli özelliğe sahip mekanlardır. Odada yatakların konduğu döşeklik, yemek kapları için kübbiye adı verilen dolap nişleri de vardır. Bunlar nacar denen çok güzel ahşap işçiliğine sahiptir.

    Hanlar

    Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan Gaziantep’te bu dönemden kalma pek çok han ve kervansaray bulunmaktadır. Tuz Hanı, Şire Hanı, Tütün Hanı, Hışva Hanı, Mecidiye Hanı, Emir Ali Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü Hanı, Belediye Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni (Yüzükçü) Han, Hacı Ömer Hanı ve Millet Hanı önemlileridir.

    Mesire Yerleri

    Gaziantep’te bahar ve yaz mevsimlerinde havanın sıcak olduğu günler şehrin sıcaklığından ve gürültüsünden uzakta, tabiatla baş başa kalmak için “Sahre” adı verilen ailece ve akrabalarla birlikte yemekli kır gezileri düzenlenir. Kır gezilerinde şehir dışındaki bağ evlerine, gezi ve mesire yerlerine gidilir.
    Bu gezi ve mesire yerlerinden bazıları Dülükbaba Ormanları, Karpuzatan(Oğuzeli) , Kavaklık, Dutluk, Nafak, Burç Ormanları, Burç Goleti, Büyükşahinbey Kasabası (Körkün) , Nizip Karpuzatan ve Çifte Havuzlardır

    NE ALINIR?

    Bakır işlemeler, sedef kakmalı eşyalar, altın ve gümüş takılar, yemeni adı verilen üstü kırmızı yada siyah deriden tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sağlıklı olan geleneksel ayakkabılar, beyaz kumaş üzerine sarılarak ve çekilerek beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle yapılan el işlememeleri Gaziantep’ten alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.

    Gaziantep baklavası, Antepfıstığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızı biber ve baharatlar Gaziantep’te yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir.

    Alışveriş merkezleri şehrin en işlek merkezleri olan Mütercin Asım, Gaziler, Suburcu, Kargöz ve Şıhcan caddeleri ile yeni yerleşim alanlarının bulunduğu Değirmiçem ve Sarıgüllük bölgelerindedir. Ayrıca Belediye Pasajı, Büyük Pasaj, Söylemez Pasajı, Halep Pasajı, Suriye Pasajı ve Kurtuluş Pasajları alış veriş yapılabilecek yerlerdir.

    NE YENİR?

    Gaziantep mutfağı seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İçli köfte, çiğ köfte, ekşili ufak köfte, malhıtalı (Mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte ilde yapılan özgün et yemekleri çeşitleridir.

    Kebapları ile meşhur olan ilde kuşbaşı kebabı (tike Kebabı) kıyma kebabı, patlıcan kebabı soğan kebabı, simit kebabı ve ciğer (cırtlak) kebabı tadılmalıdır.

    Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran şiveydiz, yaprak sarması, çağla aşı kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga dolması, alinazik, yoğurtlu patates, künefe, burmalı kadayıf ve Antepfıstığı ezmesi bilinen diğer yerel yemek çeşitleridir.

    YAPMADAN DÖNME

    Arkeoloji Müzesi, Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesini ziyaret etmeden,

    Tarihi Gaziantep Evleri ve Gaziantep Kalesini görmeden,

    Yesemek Açık Hava Müzesi, Belkıs/Zeugma, Rumkale ve Dülük/Doliche Antik Kentini gezmeden,

    Gaziantep lahmacunu, Ali Nazik kebabı, yuvarlama, içli köfte, keme kebabı ve yeni dünya kebabı (Her yıl Nisan ve Mayıs aylarında bulunmaktadır), simit kebabı, patlıcan kebabı, cağırtlak (ciğer) kebabı, Dünyaca meşhur Gaziantep baklavası ve fıstık ezmesi tatmadan,

    Geleneksel Gaziantep el sanatlarından; sedef kakma, kutnu kumaşı, bakır işlemeler, yemeni, Antep işleri ve Gaziantep baklavası, Antepfistığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızı biber ve baharatlarından almadan,

    Her yıl 25 Aralıkta düzenlenen Kurtuluş şenliklerini seyretmeden

    …Dönmeyin.

    ACI,TATLI,KARIŞIK BİR ŞEHİR GAZİANTEP

    Gaziantep deyince akla ilk gelen bir acısı, bir de tatlısı oluyor…Küçük bir hareketle, damağınızda nefis bir tad bırakarak eriyip kaybolan dillere destan baklavası…Kendine has mutfağında birbirinden leziz, çeşit, çeşit kebapları ve o kebapların bazan arasına, bazan de üzerine serpiştirilen acısı…yani sözün özü; acısıyla, tatlısıyla GAZİANTEP… Şehir Gaziantep

    Bu güzel kenti anlatmaya, ne dil yeter,ne yazmaya kalem, ne de kağıt…Neresinden dokunsanız G.antep’e,dağarcığınızı dolduracak bişeyler çıkar mutlaka..Bundan yüz yıllar önce G.antep için, “ Şehr-i Ayıntap-ı Cihan” yani “Dünyanın gözbebeği” diyen Evliya Çelebi haksız olabilir mi ? Bu övgünün boşuna olmadığını G.a ntep’i gezen ve tanıyan herkes bilir.

    Asırlar oncesinin görkemli ve zengin kenti G.antep,bu gün de, Güney Doğu Anadolu bölgesininin en zengin ve kalkınmış kentlerinden biridir.Bu gün Kale civarında, ayakta kalmaya çalışan,onca yıpranmışlıklarına rağmen yıkılmadan direnen, zengin bir kültürel miras var.Bu kültürel mirasların başında da G.antep evleri geliyor…kimi terk edilmiş,kimi yıkılmıya yüz tutmuş,kimi bakımsızlıktan,kimi de yalnızlıktan,ilgisizlikten viran…Yeni kurulan kent ise,göze hoş gelen mimari çizgileri,estetik ve bol ağaçlı,çiçekli bahçeler içinde sıralı inadına canlı ve inadına hoş…

    Bir kenti canlı kılan ve yaşanabilir hale sokan insandır…G.antep’in insanı da,G.antep gibi farklı ve guzel..Bir kere çalışkan, hem de inanılmaz boyutlarda çalışkan.El becerisi yüksek.Hepsi sanatkar ruhlu…Binlerce yıllık gecmişinden kopmadan yaşayan ender bir insan dokusu… Sıcacık,konuksever.Yabancıya yabancı gibi değil sevgiyle bakıyor hepsi.Çalışmayı sevdikleri kadar eğlenmeyi ve yemek yemeyi de seviyorlar..Çalışkanlıkta en belirgin özellikleri ise hizmet etmek…Çarşı içinde gireceğiniz sıradan küçücük bir dükkanda bile size gösterilen ilgi,nezaket ve ihtimam karşısında eliniz kolunuz bağlanıyor…Böylece bir şey almadan da çıkamıyorsunuz tabi..İhtiyacınız olmasa da mahçubiyetden…Hiçbir şey almasanız da,ikramlar eksik olmuyor kapıya kadar da ugurlanıyorsunuz..Kim bilir, işte bu özelliklerinden dolayı olsa gerek, 500’ün üstünde fabrikalarıyla Güney Doğu Anadolu’da sanayi devi bir şehir yaratmışlar..

    Gelenek el sanatları,günümüzde hakkettikleri değeri bulamadıkları için her gecen gün azalsa da,bakırcılık,kuyumculuk,dokumacılık,gümüşişlemeci liği,kilimcilik,sedef kakmacılığı, yemenicilik,Antep işi el işlemeciliği aynen yaşamaya devam ediyor.

    G.antep deyince üzerinde durulması gereken,hatta bu özelliği hakkında sayfalar dolusu kitaplar yazılacak kadar övgüye değer,yüz yıllar boyunca geleneklerin ve yöresel damak lezzetinin çeşitliliğiyle ön plana cıkan MUTFAK zenginliği… G.antep mutfağı değil Türkiye,bütün Dünya mutfakları arasında özel bir yere sahip.

    G.antep’in zenginliği sadece bu kadar değil.Taş devrine kadar uzayıp giden bir tarihi gecmişe kültürel mirasa da sahip G.antep.Eski adı “Ayıntap” daha sonra Antep olmuş.Kurtuluş savaşında işgalci İngiliz ve Fransız askerlerine olağanüstü bir direnç gösterip göz açtırmayınca da bu kahramanlıkları “Gazi” ünvanıyla 1921 de tescillenmiş.

    Tarih boyuncaG.antep,Babiller, Hititler, Asurlular, Medler,Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selcuklular, Dulkadiroğulları, Memlükler ve Osmanlılara mekan olmuş.

    Ne Yenir ? G.Antep’de ne yenir diye soruldugunda oturup düşünmek gerek.Kebap ve kebap zenginliği dolayısıyla tercih cok..ama Kebabı da 100 yıllık kebapcı, İmam Çağdaş’da yemenin tadına doyum olmuyor..Ben de G.antep’den BEYRAN yemeden gelmeyin derim.. Beyran ne mi ? Tarifini vereceğim ama sakın yapmaya kalkmayın, gidin G.antep’de yiyin…
    Yapmadan Ayrılma : Kale yöresindeki tarihi dokuyu gezmeden,elsanatları atölyelerini ve tarihi çarşıları gezmeden,Zeugma mozaik ve fresklerini görmeden,Ermeni sarraf Karanazar Nezaretyan konağını ve duvar süslemelerini görmeden, hele bir de BEYRAN yemeden G.antep’den ayrılmayın.

    Aslında G.antep’de yapılmadan gelinmemesi gereken o kadar cok sey var ki …Görmeye ve gezmeye zaman mı yeter . Bana yetmedi…

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - GİRESUN




    GİRESUN

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.934 km²giresun deniz karadeniz

    NÜFUS: 419.498 (2011)

    İL TRAFİK NO: 28

    İLÇELER: Giresun (merkez), Alucra, Bulancak, Dereli, Espiye, Eynesil, Görele, Keşap, Piraziz, Şebinkarahisar, Tirebolu, Yağlıdere.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Giresun Adası, Kulakkaya, Dokuzgöz ve Salon Çayırı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Belediye Plajı, Giresun, Arda, Kaledere, Kuşluhan, Andoz, Eynesil, Şebinkarahisar, Merkez (Saint Jean) ve Bedrama (Bodrum) Kaleleri, Giresun, Hisarköy (Dereli) ve Şebinkarahisar’daki Meryem Ana Kilise ve Manastırları, Gebe Kilisesi, Hacı Hüseyin, Hacı Mikdad, Kale, Fahreddin Behramşah, Fatih ve Kurşunlu Camileri, Taş Mescid, Kurşunlu Hamamı ve Çeşmesi, Pertevniyal Çeşmeleri, Taşhanlar.


    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (454) 212 17 65
    Faks: (454) 212 17 65

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Sami Oytun Kültür Sitesi Fevzipaşa Cad.
    Hacıhüseyin Mah.
    GİRESUN

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Giresun’a Gelişi
    Giresun
    19 Eylül

    Atatürk’ün Şebinkarahisar’a Gelişi
    Şebinkarahisar
    11 Ekim

    Festivaller:

    Aksu Kültür ve Sanat Festivali
    Aksu deresinin denize döküldüğü alanda başlar, şehir içinde devam eder.
    20-23 Mayıs

    Şenlikler:

    Sisdağı Otçu Şenlikleri
    Sis Yaylası
    Temmuzun Son Haftası

    Kümbet Yaylası Şenliği
    Kümbet Yaylası
    Temmuzun 2. Haftası (Cuma, Cum. Pazar)

    Şeyh Mahmut Çağırtan Şenliği
    Çamoluk
    Temmuzun 2. Haftası (Cuma, Cum.)

    Bulancak Kültür ve Sanat Şenliği
    Bulancak Erikli Köyü
    22-27 Temmuz

    Çamoluk Bal Şenliği
    Çamoluk
    30 Eylül

    Bektaş Yayla Şenliği
    Bektaş Yaylası
    Ağustos Ayının İlk Haftası (Cum.-Pazar)

    GİRESUN GENEL BİLGİLER
     

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Giresun bir yarımada üzerine kurulmuştur. Giresun, Anadolu’nun kuzeydoğusunda, yeşille mavinin kucaklaştığı Karadeniz’in inci kentlerinden birisidir. Doğal ve tarihi değerler açısından turizme oldukça elverişli bulunan Giresun’un bakir ormanları, yaylaları ve akarsuları ilgi çekicidir.

    Giresun Adası

    Giresun Adası Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası kıyıdan bir mil açıkta yer almaktadır. 40.000 metrekare alana sahip olan ada, Aksu şenliklerinde ve yaz aylarında özel seferlerle ziyaret edilmektedir.

    Kaleler

    Giresun Kalesi: Oldukça zengin bir tarihi kültüre sahip olan kale, şehrin merkezine kurulmuştur. Kalede Milli Mücadele Kahramanı Topal Osman Ağa’nın anıt mezarı, tarihi saray kalıntıları, mağaralar, kaba taşlarla örülmüş surlar ve taş kabartmalar görülebilecek önemli noktalardır

    Plajlar

    Giresun kentinin doğu ve batısındaki sahiller kilometrelerce uzayıp giden doğal plajlar durumundadır. Kent merkezine yaklaşık 5 km. uzaklıkta yer alan, Arif Kumaş, Giresun, Belediye, Emniyet, Tabya ve Jandarma plajları Giresun’un başlıca plajlarıdır. Giresun’da kamping yapılacak plajlar Arif Kumaş, Bulancak Belediye, Keşap Düzköy Belediye Plajı, Tirebolu Plajıdır. Ayrıca yaz aylarında Giresun Adası ile Giresun Limanı arasında her akşam Mavi Tur düzenlenmektediR

    Geleneksel Giresun Evleri

    Kalenin güneydoğusunda yer alan ve Zeytinlik Mahallesi adını alan semt eski tarihi Giresun evlerinden oluşur. Korunmaya alınmıştır ve ziyaretçilerin uğrak yeridir. Eski evlere meraklı olanlar için gezilip görülecek ilginç bir semttir.

    NE YENİR?

    Giresun denilince akla karalahana ve hamsi gelir. Bunun yanında mısır unundan yiyecekler yapılır. Yemeklerden bazıları; Karalahana Çorbası, Karalahana Diblesi, Isırgan Püresi, Mısır Ekmeği, Fasulye Turşusu, Kiraz Duzlaması ve Pezik Mıhlamasıdır.

    YAPMADAN DÖNME

    Giresun Kalesini, yaylaları ve müzeyi,
    Giresun pidesi, yaylada et, alabalık ve yöreye özgü yemeklerin (Kara lahana çorbası, karalahana diplesi, hamsi ve balık çeşitleri) yemeden,
    Fındık, Peştemal ve Kazancılar Çarşısı’nda satılan el yapımı hediyeliklerden satın almadan,

    …Dönmeyin.

     



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - GÜMÜŞHANE




    GÜMÜŞHANE

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.575 km²gümüşhane karaca mağarası

    NÜFUS: 132.374 (2011)

    İL TRAFİK NO: 29

    İLÇELER: Gümüşhane (merkez), Kelkit, Köse, Şiran, Torul.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Pulur Höyüğü, Canca, Kov, Keçi, Edire, Akçakale, Kodil,Bayburt, Satala, Avliyana ve Ardasa Kaleleri, Hutura Hagios Georgios ve Panaghia Manastır Kiliseleri, Pavrezi Şapeli, Bayburt Kale, Varzahan ve Haşara Kiliseleri, Çakırkaya Kaya Kilisesi, Hart, Ksanta, Varzahan ve Satala Kent Kalıntıları, Bayburt Ulucamisi, Süleymaniye, Küçük, Pulur (Gökçedere) ve Kutluk Bey Camileri, Yakutiye, Museviye, Mahmudiye ve Pulur Medreseleri, Zigana Kervansarayı, Taşhan (Bedesten), Tohumoğlu, Korgan ve Gümüşkaya Köprüleri, Şehit Osman Türbeleri, Eski Gümüşhane.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (456) 213 34 73
    Faks: (456) 213 34 73

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:

    Gümüşhane’nin Kurtuluşu
    Gümüşhane
    15 Şubat

    Kelkit’in Kurtuluşu
    Kelkit
    17 Şubat

    Torul’un Kurtuluşu
    Torul
    14 Şubat

    Şenlikler:

    Kazıkbeli Şenlikleri
    Kürtün
    Haziran,Temmuz,Ağustos Aylarının Çarşamba Günleri

    Güvende Şenlikleri
    Kürtün
    Haziran,Temmuz,Ağustos Aylarının Cuma Günleri

    Alacapazar Şenlikleri
    Kürtün
    Haziran,Temmuz Aylarının Pazar Günleri

    GÜMÜŞHANE GENEL BİLGİLER

    Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir.
    Gümüşhane Milattan Önce 3000 ‘ lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak bu kavimler mozaiğinin izlerini günümüze taşımaktadır.
    Denize 100 km. uzaklıkta olan ilin klima özelliğini sahip havası, sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri, yer altı resim sergisini andıran zengin oluşumlu mağaraları, 450 ‘ ye yakın yaylası, çok sayıda antik kentleri, doğal park alanları,zengin flora ve faunası bakir bir turizm potansiyeline sahiptir.

    GÜMÜŞHANE

    Gümüşhane Evleri

    Ana yapı malzemeleri taş, kerpiç, ahşaptır. Evlerin plan olarak arz ettikleri şema ortada bir avlu ve iki yana dizilmiş mekanlardan meydana gelmiştir. Evlerin alt katları ailelerin günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları mutfak, banyo, wc, kiler ve günlük yaşamın diğer mekanlarından oluşur. Üst katlar ve çatı katı ise yatak odası ve misafir odaları şeklinde düzenlenmiştir. Evlerin dış görünümü doğal peyzaja olağanüstü uyum sağlamaktadır. Günümüz mimarisine örnek olacak tip ve güzelliktedir.

    Sarıçiçek Köy Odaları : Gümüşhane Sarı çiçek Köyünde bulunan odalar şehir merkezine 27 km mesafededir. Odalar Hacı Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır. Köye gelen misafirlerin
    ağırlanması için yaptırılan odalar 200 yıllık tarihe sahiptir. Odalar ahşap işlemeleri, rengarenk boyamaları ile ilk günün tazeliği ve zarafeti ile halk sanatınıngücünüyansıtmaktadır.Çekici işleme motifler,ahşap işlemeler birbirine çivisiz bir teknikle monte edilmiş,perde motifleri hatırlatan parçalı rokoko tarzında stilize yapraklardan ibaret bir ahşap süsleme kullanılmıştır. Yapıtlar rokoko ve Ampir üsluplar yanında yer alan klasik üsluplarda kullanılmış, Türk mimarisinin erken örneklerindendir.

    Camiler ve Kiliseler

    Süleymaniye Camisi: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde, Süleymaniye Mahallesi’ndedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, onarımlar yüzünden özgünlüğünü yitirmiştir. Selçuklu geleneğini sürdüren dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften oluşmaktadır. Kalın, silindirik gövdeli minare sağlamdır. Geçmişte 6 ahşap direğin taşıdığı düz toprak dam değiştirilmiş, çatıyla örtülmüştür. Camiye bitişik medrese günümüze ulaşamamıştır.

    Küçük Cami: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde Süleymaniye Camii’nin arkasında bahçeler içindedir. Yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. 12. yüzyıl başlarında Danişmendlilerin yöreye gelişlerinden sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı, tek kubbelidir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğindeki kubbe küçük taşlarla örülmüştür. Kapı ve pencereler yuvarlak kemerlidir. Sivri kemerli mihrap, gri renkte taştan yapılmıştır.

    Hagios Georgios Manastır Kilisesi: Hutura köyüne giden yolun sağında, tepe üstünde manastır kalıntısı ve kilise vardır. 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Prensi Aleksios Komnenos yaptırmıştır. Kilise 1509′da keşiş Ananias, 1624′te Georgios Stratilatis tarafından onartılmıştır. Ayrıca Sultan II. Abdülhamit döneminde onarıldığını gösteren yazıtı da vardır. Haç planında, kubbeyle örtülü bir yapıdır. Apsis önüne yerleştirilen birer payeyle doğu-batı yönüne genişleme göstermiştir. Haç kolları beşik tonoz örtülüdür. Ana ve yan yüzler yarım sütunçelerle üç bölüme ayrılmış, bu bölümlere yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Batı yönünde, ortada üstü kapalı sütunlu ana giriş vardır. Yapı, bitki (üzüm, kıvrık dal, palmiye), halat, ejder motifleri ile bezelidir. Pencere üstlerinde İsa’nın monogramları ve Aziz Georgios’un simgeleri işlenmiştir.

    Ayvalos Kilisesi: Kilise, merkez ilçe sınırları içerisinde olup, Mescitli köyünden Arnavutlu Yaylası’na giderken yolun sağında yer almaktadır. Küçük, dikdörtgen planlıdır. Kapısı düz olup, üzerinde beşik tonozlu alınlığı vardır. İç duvarlardaki freskler halen belli olmakla birlikte, genelde tahrip olmuştur.
    Çakırkaya (Kalur) Kaya Kilisesi: Şiran ilçesinin Çakırkaya köyündedir. Kaya kütlesinin düzgün ve özenli bir işçilikle oyulmasıyla oluşturulmuştur. Doğu-batı yönünde üç nefli bazilika planındadır. Öbür yan duvarlarda yalancı kemerlerle devinim sağlanmıştır. Kilise önünde odalar, bitişiğinde bir kaya şapeli vardır. Ancak planı ve mimari öğelerinin Trabzon kiliseleriyle benzerliği göz önüne alınarak 14. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Ortadaki sütunlar yıkılmış durumdadır. Kaya kilisesi olması açısından ilginç bir örnektir.

    Panaghia (Meryem Ana) Manastır Kilisesi: Torul ilçesinin, Büyük Çit Vadisinde, Çit Deresi’nin sol tarafındaki yamaç üzerindedir. Yüksek duvarlarla çevrili avlu ve kilise kalıntısı görülebilir. Khaldea Metropolitliği’ne bağlı 7 kiliseden biridir. Kiliseyi ilk kez 890-900 tarihleri arasında üç keşişin kurduğu bilinmektedir. Daha sonra Trabzon Komnenosları döneminde ve 19. yüzyılda onarılmıştır. Haç planlı yapının daire biçiminde üç apsisi vardır.

    Ana mekânı örten kubbe, Trabzon Ayasofya Kilisesi’ndekine benzemektedir.

    Olucak (İmera) Manastır Kilisesi: İl merkezine 15 km. uzaklıktaki Olucak köyündedir. Olucak (İmera) köyü eski yerleşimdir. Manastır, yerleşim yerinde günümüze en sağlam gelen yapılardan biridir. köye hâkim geniş bir alana yapılmıştır. Bahçe duvarının kuzey bölümünde şapel ve bir kaç odacık bulunmaktadır. Yazıtında 1350 tarihinde yaptırıldığı belirtilmekle birlikte 19. yüzyıl içinde onarım gördüğü sanılmaktadır.

    Sanata Çakallı Kilisesi: Çakallı (Yaylaköy) yerleşim yerinin merkezinde yer almaktadır. Kilise üç nefli ve bazilika planlıdır. Kilisenin ana taşıyıcı duvarları genelde sağlamdır. Örtüsü tamamen yıkılmıştır. İki girişten biri batıda diğeri ise kuzeydedir. Işıklandırma dengeli bir biçimde yan duvarlar ve apsislere yerleştirilmiş pencerelerle sağlanmıştır. Köşelerde yontu taşı kullanılmıştır. Kilise 19. yüzyıl mimari özelliklerini taşımaktadır.

    Pavrezi Şapeli: Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan şapel, Mescitli (Beşkilise) köyü yakınında Pavrezi’dedir. Küçük boyutlarda, dikdörtgen planlı, tek nefli bir yapıdır. Apsisin beşik tonozunda 1405′de yapıldığını gösteren yazıtı vardır. Yapı, iç duvarlarını süsleyen freskleri ile ünlüdür. Bu duvar resimlerinde, İncil’den alınan sahneler ve kilise büyükleri canlandırılmıştır. Bunlar son dönem Bizans resminin başarılı örnekleridir.

    Köprüler

    Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhane-Erzurum yolunda Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklu dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Küçük taşlardan yapılan ve iki gözlü hafif sivri kemerli bir köprüdür.

    Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü: Gümüşkaya yolu üzerindedir. Tek gözlü ve kesme taştan yapılmıştır. Hafif sivri kemerlidir ve günümüzde hala kullanılmaktadır.
    Meryem Ana Köprüsü: Büyük Çit Vadisi’nde ve Çit Deresi üzerinde aynı adı taşıyan iki köprü vardır. Her iki köprünün de Meryem Ana Kilisesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Hafif sivri kemerli, küçük taşların dizilmesi ile yapılan köprü tek ve geniş gözlüdür. Günümüzde de kullanılmaktadır.

    Gümüşhane Köprüsü: Gümüşhane’nin merkezinde Harşit Çayı üzerinde Köprübaşı denilen yerde iki caddeyi birbirine bağlayan köprü, biri büyük diğeri küçük iki gözden oluşmaktadır. Yontma taşlarla inşa edilen köprünün iki gözünün ortasında yapılış kitabesi vardır. Mermer üzerine sülüsle yazılan kitabeye göre, 1575’te Ferruh Zad oğlu Halifi tarafından yaptırılmıştır. Bu tarih III. Sultan Murat’ın saltanat günlerine tesadüf etmektedir.
    Kamberli Köprüsü: Gümüşhane’nin Canca Mahallesi’ndedir. Harşit Çayı üzerinde yer alan köprü, tek gözlüdür ve yontma taşlarla inşa edilmiştir. Kısmi bir onarımdan geçirilen bu köprünün kitabesi yoktur.

    Ardesa Köprüsü: Torul ilçe merkezinde bulunan köprü 1890 senesinde kesme taştan yapılmıştır. Dere yatağı içinde bulunan iki ayak ve kenarlardaki ayaklar üzerinde yükseltilmiştir. Ayaklar arasında yuvarlak kemerler bulunmaktadır. Köprü korkulukları da kesme taştan yapılmıştır.

    Mağaralar

    Gümüşhane’nin jeolojik yapısından dolayı çok sayıda irili ufaklı mağara vardır. Karaca, Arılı, Kartalkaya, K. Ardıçlı, Ambela, Köprübaşı, Taşbaşı, Altıntaş, Yaylım , Üstüaçık, Cingora, İnönü , Kabanbaşı, Mamatlar, Arsa, İkisu, mağaraları önemlilerindendir.

    NE YENİR?

    Gümüşhane ‘ de yemek kültürü de çok eskiye dayanmaktadır. Bugüne kadar Gümüşhane’nin yemek kültürü konusunda kapsamlı bir araştırma yapılmadı. Ancak bu gün mutfaklarındaki zenginlik, lezzet ve hamaratlık bunu göstermektedir.
    Gümüşhane Mantısı, Kuşburnu çorbası, Zuluflu Çorbası,Un Herlesi Çorbası, Gavut Çorbası, Pağla Denlisi, Borani,Fıtfıt Haşılı,Patates Kavurması,Muhla, Yergök Dolması,Sütlü Haşıl,Lor Dolması,, Ekmek Aşı, Çıtma Fasulye, Kaygana, Siron, Erişte, Lemis,Erişti Tatlısı,Hasude Kuymağı, Kara Helva, Burma,(sini), Tel Helvası, Lalanga bilinen yemeklerindedendir.

    NE ALINIR?

    Gümüşhane’de üretilen pestil-kömeyi ve kuşburnu ürünleri, Kelkit’ten zilli kilimi, Torul, Kürtün ilçelerinden Hereke tipi ipek ve yün halıları, ağaç işleri ürünlerini satın alınabilecek ürünlerdir.

    YAPMADAN DÖNME

    Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında yayla şenliklerinin heyecanını yaşamadan, Taşköprü Yaylası’nda öğle yemeği yemeden,
    Santa Harabelerinde binlerce yıllık tarihi koklamadan,
    Zigana Dağı Kayak Evinde konaklamadan,
    Trabzon-Gümüşhane Karayolu ana tur güzergahı üzerindeki yeme içme tesislerinde alabalık ve yöresel adlı yemekleri tatmadan,
    Güzellik iksiri kuşburnu ürünlerini, pestil-kömeyi, ceviz içi gibi çerezleri, Kelkit’ten zilli kilimi, Torul, Kürtün ilçelerinden hereke tipi ipek ve yün halıları, ağaç işleri ürünlerini, Gümüşhane hatırası Gümüş işleme çeşitlerini almadan,
    Doğal kan deposu dut pekmezini, Şiran Süt fabrikasında üretilen Gümüşhane kaşarını, El örgüsü kışlık yün çoraplarını almadan,
    Tomara Şelalesini, Çakırkaya Taş Kilisesini, Kelkit Sadak (Satala) Antik Kenti, Çakırgöl, İmera Manastırını, Kazıkbeli Anıt Ağaçları ve Milli Parkı (faunasını) görmeden…
    Dönmeyin.


    Çakırkaya manastırı (zamanla yıkmışlar eskiden yüz odası varmış tamamen kayalar yontularak yapılmış)

    Aslantaş tan manzara

     

    Zigana-Gümüşhane

    Konum: Karadeniz Bölgesi’nde Gümüşhane il sınırları içindedir. Zigana geçidinin doğusunda, anayola 500 metre mesafededir. Bölge ormanlarla kaplıdır. Zemin çimdir.

    Sezon: Kayak sezonu aralık-nisan arasıdır. Kar kalınlığı 100-150 cm.dir.

    Pistler:Kayak alanları 1900-2500 metre arasındadır. Pist genişliği 100-200 metre, ortalama meyil yüzde 20′dir. 660 metre uzunluğunda ve saatte 840 kişi kapasiteli bir adet teleski , bir adet baby-lift bulunmaktadır.

    Konaklama: Bir kayak evi bulunmaktadır.

    Ulaşım: Gümüşhane’ye 40, Trabzon’a 60 km mesafededir. Ulaşım özel otoyla sağlanmaktadır.

    Turizm Merkezi İlan Tarihi 20.05.1991 tarih ve 20876 sayılı RG
    Turizm Merkez Alanı yaklaşık 302 ha.
    Konumu Karadeniz Bölgesi, Gümüşhane ili, Kalkanlı ilçesi, Torul Köyü
    Ulaşım Durumu En yakın havaalanı Trabzon-60 km
    En yakın kent merkezi Gümüşhane-40km)
    Önemli merkezlere uzaklığı  
    Kayak Alanı Niteliği Rakım 1850-2200 m
    Sezon Uzunluğu 15 Aralık-15 Nisan
    Kar kalınlığı 1-1.5 m
    Kayak Alanı(ha) yaklaşık 15
    Kayak Türü  
    Pist Niteliği  
    Mekanik Tesis Durumu Mevcut: 1 adet Teleski, 1 adet Babylift
    Öneri: 1 teleski, 1 babylift
    Plan Durumu Üst Ölçekli Planı (1/25000) 19.10.1993; 27.02.1996
    Alt Ölçekli Planı (1/5000) 27.02.1996
    Alt Ölçekli Planı (1/1000) 04.06.1996
    Tahsis Durumu Son Tahsise Çıkan Parsel Adedi 3 adet
    Tahsis Edilen Parsel Adedi yok
    Konaklama Durumu Turizm Tesis Alanı yaklaşık 4 ha.
    Günübirlik Tesis Alanı yaklaşık 3 ha.
    Kamping Alanı yok
    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan) yaklaşık40-410 kişi
    Çevre Düzeni Planı  

    Çakırköl-Gümüşhane

    Turizm Merkezi İlan Tarihi 12.10.2005 tarih ve 25964 sayılı RG
    Turizm Merkez Alanı  
    Konumu Karadeniz Bölgesinde Trabzon ile Gümüşhane İl sınırları arasında kalmaktadır.
    Ulaşım Durumu En yakın havaalanı Trabzon 65 km
    En yakın kent merkezi  
    Önemli merkezlere uzaklığı  
    Kayak Alanı Niteliği Rakım 2250-2700 m
    Sezon Uzunluğu Ekim-Nisan
    Kar kalınlığı 3-4 m
    Kayak Alanı(ha) Plan Durumu:Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan) ? 50
    Kayak Türü  
    Pist Niteliği  
    Mekanik Tesis Durumu  
    Plan Durumu Herhangi bir ölçekte planı bulunmamaktır.
    Tahsis Durumu Son Tahsise Çıkan Parsel Adedi  
    Tahsis Edilen Parsel Adedi  
    Konaklama Durumu Turizm Tesis Alanı  
    Günübirlik Tesis Alanı  
    Kamping Alanı  
    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan)  
    Çevre Düzeni Planı ImageShack
    Kayak Pistleri Şeması  

    GÜMÜŞHANE’YE DOĞRU

    Şimdi yeniden sahilden içerilere doğru girelim.

    Hamsiköy

    Maçka yoluna dönüp Gümüşhane’ye yönelip 25 km. yol alınca Zigana dağı eteklerinde 1600 metre yükseklikte yemyeşil ormanlar içinde tertemiz havası ile Hamsiköy’e varıyoruz. Eskiden buranın yalnızca sütlacı meşhurdu. Şimdi ise yeni kurulan Yayla Tatil Köyü doğayla uyumlu bungalovları ile kent yaşamından bunalıp doğaya kaçmak isteyenler için ideal bir yer. İçinde bulunan havuzlarda alabalık üretimi yapılıyor. Burada bir kaç gün kalabilirsiniz. Ormanın içinde gürül gürül akan su kenarlarında yürüyüş yaparsınız. Yemek; alabalık, kaymak, yayla guymağı ve tabii ki sütlaç. Hamsiköy’de dinlendikten sonra daha da içerilere gidebiliriz. Çünkü bulunduğumuz yolun üzerinde özellikle tarihi dokuları ile önemli iki kent durmakta: Gümüşhane ve Bayburt.

    GÜMÜŞHANE

    Hamsiköy’de ayrılıp Torul yönüne gidiyoruz. 35 km. sonra Torul’dayız. Buradan güneye sapıyoruz ve 28 km. sonra Gümüşhane’deyiz. 1160 metre yükseklikte kurulu olan kentin tarihi M.Ö. 3000’li yıllara dayanıyor. İl sınırları içinde 35 kale kalıntısı bulunuyor. Canca, Akçakale, Kov, Keçikalesi bunlardan bir kaçı. Yörede ayrıca pek çok kilise kalıntısı vardır. Bunların içinden Şiran ilçesine 12 Km. uzaklıktaki tamamen kayalara oyularak yapılan Çakırağa kilisesi yöre turizmi açısından çok önemli. Yörede ayrıca Hart ve Ksanta (Santa) antik kentlerinin kalıntıları vardır. Santa dokuz mahalle ve 300’ü aşkın haneden oluşuyor. 17. yy’da Rum Çetecilerce kurulduğu sanılıyor. Tarihi önemi dışında doğal güzellikleri ile de dikkate çeken Gümüşhane’nin çam ormanları arasında yemyeşil çayırların uzandığı Eriklibeli ve Çıkrıkdüzü yaylaları çok güzeldir. 3055 metre yükseklikteki Zigana Kayak Merkezi kayak yapmak isteyenlerin yararlanabileceği bir tesis. Trabzon yolunun 50. km’sindeki ünlü Zigana Tüneli’ni geçtikten sonra doğuya 3.5 km’lik stabilize yolla ulaşıyorsunuz. 800 Metrelik teleski, eğitim tesisi, otel, lokanta, kır kahvesi gibi tesislerin yanında bakkal, kasap, manav da var. Yaz aylarında çim, kışın da kar kayağı yapılabiliyor. Gümüşhane’nin özgün mimarisi ve evlerde kullanılan ahşap işçiliği görülmeye değer. Bu arada yörede dokunan seccadelerin güzelliğinden ve Gümüşhane’de yapılan pestilin tadından sözetmeliyiz.

    Daha önce sözettiğimiz Kadırga Yaylası Gümüşhane’ye bağlı. Kazıkbeli, Güvendi, Zigana ve daha bir çok güzel yaylası var.

    KARACA MAĞARASI

    Trabzon yolunun 12. km’sinden kuzeye ayrılan yola sapacaksınız. Dört km. ilerleyince Karaca Mahallesine varıyorsunuz. Batıya doğru 750 metre yürüyünce mağaranın önündesiniz. Karaca Mağarası damlataşı şekilleri, dikit-sarkıt ve sütunları ile görülmeye değer. Mağara başta astım olmak üzere bir çok hastalığa da iyi geliyor.

    Mağara aslında dört ayrı salondan oluşuyor. Ama siz altı salon göreceksiniz. Salonlardan ikisi çatlaklardan sızan suların damlataşlarıyla oluşturdukları duvarla ikiye bölünmüş. Traverten havuzları, gölcükleri göreceksiniz. Nem oranı % 75’e kadar yükselmektedir. Fotoğraf makinanızın flaşını unutmayın, çok güzel resimler çekeceksiniz. Mağara ışıklandırılmış ve gezi parkuru düzenlenmiş. Benzer bir büyük mağara da Akçakale Mağarası.

    40 km. Uzaklıktaki Akkale de gerçek bir doğa harikası. Cilt ve diğer hastalıklara da iyi geldiğine inanılıyor.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - HAKKARİ




    HAKKARİ

    YÜZÖLÇÜMÜ: 9.521 km²hakkari dağları

    NÜFUS: 272.165 (2011)

    İL TRAFİK NO: 30

    İLÇELER: Hakkâri (merkez), Beytüşşebap, Çukurca, Şemdinli, Uludere, Yüksekova.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Cilo Dağı, Gevaruk, Peştazare ve Trişin Kaya Resimleri, Dirheler, Hakkâri, Bay ve Dez Kaleleri, Hırvata Kent Kalıntıları, Meydan Medresesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (438) 211 28 81
    Faks: (438) 211 40 36

     

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Şehitlerin Ziyaret Günü
    Hakkari
    28 Temmuz

    Kurtuluş Günleri:

    Hakkari’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Hakkari
    12 Nisan

    Şenlikler:

    Kuzu Kırpma Şenlikleri
    İl Merkezinde Tüm İlçeler
    30 Ağustos

    GENEL BİLGİLER

    Derin ve uzun Zap Vadisi’nin güney yamacına kurulu ve dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkari; Anadolu’nun en ırak illerinden biridir. Türkiye haritasının güneydoğu köşesinde en uçtaki konumuyla ve İran – Irak sınırındaki 343 km. sınır şeridi ile ülkemizin en stratejik ili olduğu söylenebilir.

    Kiliseler

    Halil Kilisesi
    Hakkari’ye 10. km mesafede yol kenarındaki Halil mevkiinde bulunmaktadır.

    Medreseler

    Meydan Medresesi
    Hakkari merkez Biçer Mahallesi’nde bulunmaktadır. Medrese, giriş kapısı üzerindeki kitabesinde , M.S.1700-1701 tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.Meydan Medresesi, anıtsal yapısı düzgün kesme taş işçiliği içteki revaklı avlusu kapısındaki süslemeleriyle Hakkari’nin en önemli anıtsal yapısıdır

    Köprüler

    Taş Köprü
    Şemdinli ilçe merkezine 15 km., Nehri’ye 1,5-2 km. mesafede Şemdinli deresi üzerinde kurulmuştur.

    NE YENİR?

    Yöreye özgü yemek çeşidi olarak pirinç, darı veya bulgur karışımı bir nevi katı ayran çorbası olan gulul, bir çeşit işkembe ve bağırsak dolması olan kepaye sayılabilir.

    NE ALINIR?

    Yöre kültürünün adeta simgesi olan kök boya ve yünden imal edilen Hakkari kilimleri, yünden örülen çorap satın alınabilir.

    YAPMADAN DÖNME

    Meydan Medresesini gezmeden,
    Kaya resimlerini görmeden,
    Yöreye özgü yemekleri yemeden,
    …Dönmeyin




    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - HATAY




    HATAY

    YÜZÖLÇÜMÜ: 5.403 km²

    NÜFUS: 1.474.223 (2011)

    İL TRAFİK NO: 31

    İLÇELER: Hatay (merkez), Altınözü, Belen, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Samandağı, Yayladağı.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Soğukoluk ve Yayladağı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Arsuz Plajları, Alalah (Tel Açana), Tel Tayinat, Çatalhöyük (Kanula), Harbiye (Dophne), İssos, El-Mina, Arsuz (Rhossos ya da Rosus), Seleukeia Pieria Yerleşme ve Kent Kalıntıları, Antakya (Antiokheia) Surları, Traianus Sukemeri, Heronion, Koz (Kürşat), Payas, Bakras, Sarıseki, Şalen ve Darb-ı Sak (Bayezıid-i Bistami) Kaleleri, Aziz Petrus Grottosu, Cin Kulesi, Kızlar Sarayı (Kasr El-Benet), Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi, Habib Neccar Camisi, Sokullu Külliyesi, Hatay Arkeoloji Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (326) 214 92 17
    Faks: (326) 213 33 86

    Kültür Merkezleri

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 418 kişilik Salon
    Sergi Salonu
    Kütüphane

    Yazışma Adresi: Şehit Mustafa Sevgi Cad. No:8/A – Antakya
    Tel: (326) 216 06 52
    Müze

    Hatay Müzesi Adres: Gündüz Cad. No:1 Hatay
    Tel: (326) 214 61 68
    Faks: (326) 213 33 86

    Örenyerleri

    St. Pierre Kilisesi – Antakya / Kuruyer
    Aççana Örenyeri – Reyhanlı (Merruş) / Varışlı K.
    Çevlik Örenyeri – Samandağ / Kapısuyu Köyü

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Saint Pierre Ayini
    Antakya St. Pierre Kilisesi (Katolikler için)
    29 Haziran

    Çanakkale Şehitlerini Anma Günü
    Antakya
    18 Mart

    Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü
    Antakya
    27 Aralık

    Yunus Emre’yi Anma Günü
    Antakya
    5 Nisan

    Mevlana’yı Anma Günü
    Antakya
    17 Aralık

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
    Antakya
    28-29 Ekim

    Kurtuluş Günleri:

    Erzin (Yeşilkent’in) Kurtuluşu
    Erzin (Yeşilkent)
    8 Ocak

    Dörtyol’un Kurtuluşu
    Dörtyol
    9 Ocak

    İskenderun’a Türk Askerinin Girişi
    İskenderun
    5 Temmuz

    Kırıkhan’a Türk Askerinin Girişi
    Kırıkhan
    6 Temmuz

    Reyhanlı’ya Türk Askerinin Girişi
    Reyhanlı
    8 Temmuz

    Hatay’ın Kurtuluşu
    Antakya
    23 Temmuz

    Hassa’nın Kurtuluşu
    Hassa
    15 Kasım

    Festivaller:

    Antakya Uluslararası Turizm Kültür ve Sanat Festivali
    Antakya
    21-23 Temmuz

    Uluslararası İskenderun Kültür Festivali
    İskenderun
    5-9 Temmuz

    Kırıkhan Belediyesi Kavun Festivali
    Kırıkhan
    15-16 Temmuz

    Hıdrellez Kültür Şenlikleri
    Antakya
    5 Mayıs

    Önemli Haftalar:

    Atatürk’ü Anma Haftası
    Antakya
    10 Kasım


    GENEL BİLGİLER

    Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin’e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir.

    Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.
    İskenderun
    Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir. Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır

    Cami ve Kiliseler

    Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay’da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir.
    St. Simon Stylite Manastırı , Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır.

    Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir.
    Hatay Cami ve Kiliseleri
    Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez)

    Geçmişte önemli bir yerleşme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleşimi Gümüşhane’ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır. Buradaki mahallelerden; Terzil’de St. Theodor Kilisesi, Binatlı’da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan’da St. Kiryaki Kilisesi ve İşhan Piştoflu’da St. Christopher Kilisesi, Çakallı’da Çakallı Kilisesi, Çinganlı’da St. Konstantinos ve St. Petros Kiliseleri önemli olanlarıdır.

    Bu kiliselerin 1860-1870′lerde yapıldığı tahmin edilmektedir. Özgün kapı, pencere çerçeveleri, kabartma haçları ve çan kuleleri ile ilgi çekici yapılardır.
    Surlar
    Antakya’nın etrafı Seleukus döneminde yüksek surlarla çevriliydi. Surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı’nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu.

    Demirkapı: Hacıkürüş deresinden gelen şiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haçdağı’nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı niteliğinde yüksek ve sağlam bir duvar olarak yapılmıştır. Aynı zamanda şehrin giriş kapılarından biri olarak kullanılan bu duvar günümüzde hala ayaktadır.
    Köprüler

    Demirköprü: Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir. Ortaçağ’da bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. Taştan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ile kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak köprü halen kullanılmaktadır.

    Dana Ahmetli Köprüsü: Kırıkhan Ovası’nda, Karasu Nehri üzerindedir. 6 gözlü bir taş köprüdür. 16. Yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
    Kaleler
    Koz Kalesi: (Kürşat Kalesi)Antakya Prensliği zamanında yapıldığı sanılan kalenin büyük blok taşlarla yapılmış iki burcu halen ayaktadır.

    Bakras Kalesi: Antakya – İskenderun yolunun 27. km. sinde, yoldan 4 km. kadar içerde sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kalenin halen birçok mekanı sağlam durumdadır.

    Payas Kalesi: 1567 de hendeği ile birlikte restore edilmiş bir Osmanlı kalesidir. Son yüzyılda hapishane olarak kullanılmıştır.

    Mancınık Kalesi: Payas – Dörtyol arasında sarp bir tepe üzerinde 1290 yılında yapılmıştır. Çok az kalıntısı vardır.

    Cin Kulesi: Kale ile liman arasında, limanı korumak amacıyla 1577 yılında yapılmış bir karakol kulesidir.

    Darbısak Kalesi: Kırıkhan ile Hassa arasında, Kırıkhan’a 4 km. uzaklıkta bir tepe üzerindedir. Beyazid Bestami Makamı Darbı-Sak Kalesi üzerindedir. 19. yüzyıl sonlarında burada bir cami ve türbe yaptırılmıştır. Her yıl binlerce kişi ziyaret eder.
    Hanlar, Hamamlar

    Antakya içerisinde hemen hepsi geçmiş yüzyıllarda vakıflar tarafından yaptırılmış olan bir çok han ve hamam vardır. Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu güne getirmişlerdir. Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokullu Hanı halen kullanılır olanıdır.

    NE YENİR?

    Hatay’da yörenin güzellikleri, şekilleri, tatları, renkleri mutfağa yansıtılmış olup, oldukça zengindir. Bunlardan Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Beyaz Kabak Boranisi, Cevizli Biber (Muhammara), Bakla Ezmesi, Humus, Nazlı Et Yemeği ile Peynirli Künefe ve Taş Kadayıf tatlıları damak zevkinizin çeşitliliğini arttıracaktır.

    YAPMADAN DÖNME

    Arkeoloji Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Antakya Kalesi, Çevlik Ören yeri, Titus Tüneli, St. Simen Manastırı, Eski Antakya evleri Harbiye Mesire yeri, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Arsuz Sahil şeridi, Bakras Kalesi, Koz Kalesi’ni gezmeden,
    İçli Köfte, Aşur, Ekşi Aşı, Humus, Cevizli Biber, Kaytaz Böreği, Katıklı Ekmek; Tatlı olarak: Künefe, Taş Kadayıf, Kabak Tatlısı, Kereviç yemeden,

    Defne sabunu, İpek dokumacılık, Biber Salçası, Nar Ekşisi almadan
    …Dönmeyin

    İSKENDERUN


    Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir.Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır.Tarihçe:M.Ö.333 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in İran İmparatoru III.Darius’u Issos Vadisi’nde yenilgiye uğratmasıyla Alexandretta şehrinin temeli atılmıştı. İskenderun, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini de yaşamıştır.

    İklim: İlçede Akdeniz iklimi görülür.


    İSKENDERUN TURİZMİ

    Arsuz (Uluçınar)

    İskenderuna asfalt yolla bağlı, 33km. güneyinde bulunan bu köyün, kıyı ve tepe eteğinde, Helenistik döneme ait seramik parçaları bulunmuştur. Halen çevrede de nekropol (antik mezarlık), antik yol ve mozaik kalıntılarına rastlanmaktadır.

    Şehrin geçirmiş olduğu şiddetli deprem ve bombalamalardan dolayı merkezde, geçmişten günümüze pek bir şey kalmamıştır. Antakya’dan İskenderun’a girişteki Liman kalıntılarına ait duvarlarla sehir merkezindeki tarihi binalar mevcuttur.

     


    Bakras Kalesi

    Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir. Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır.

    Şato Kalıntısı
    Şehir merkezinde Katoni’nin bahçesinde olup denizden 100m. İçeridedir. Skaibas Limanı kalıntısı olup aynı zamanda savunma kalesidir.

    Yunus Sütunu

    İskenderun-Payas demiryolu üzerinde, İskenderun kentinin giriş kapı kalntısıdır. Yunus peygamberin yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır.

    Şen Kale
    Kırıkhan ile İskenderun arasında Amanos dağlarının yaylalık kısmında , 1250 m. Yükseklikte sarp ve kayalık bir tepede kurulmuştur. Haçlılar döneminde bir karakol kalesi olarak yapılmıştır. Kaleye güneyden patika bir yolla çıkılır.

    Sokollu Mehmet Paşa Kervansarayı

    İskenderun-Adana karayolunun 22 km. sinde bulunan Payas’tadır. Payas’ın doğusunda büyük bir avlu vardır. Avlunun etrafında ve içinde yolcuların barınması için kubbeli odalar mevcuttur.

    Yavuz Sultan Selim Kervansarayı
    Belen bucağındaki bu kervansaray, II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığına inanılan bu kervansaray, halen kahvehane ve otel olarak kullanılmakta olup özelliğini yitirmiş durumdadır.

    Sarıseki Kalesi
    İskenderun-Adana asfaltının 10. km.de deniz kenarında bir tepe üzerine kurulmuştur. Kapıları üzerinde N.950-956 tarihi yazıları bulunmaktadır. Şimdi askeri birlik içinde kalan Sarıseki kalesinin Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır.

    Frank Limanı
    Domuz Burnu güneyinde olup yolu olmayan bir liman kalıntısıdır. Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır.


    Sütunlu Liman
    Uluçınar’a yakın olan Helenistik dönem özelliğini taşıyan bir liman kalıntısıdır. Yolcu olmadığından ancak deniz motorlarıyla ulaşım imkanı vardır.

    DOĞAL GÜZELLİKLERİ

    Belen

    Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir. Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır.

    Arsuz

    İskenderun’a 33km. mesafede kurulu yerleşim merkezi olan Arsuz, Akdeniz sahillerimizin belli başlı turistik ve sayfiye yeri olarak bilinir. Deniz ve kumu güzel olan Arsuz’un nüfusu, yerli ve yabancı turistlerin akınıyla yazın 30.000 kişiye ulaşır.

    Sarımazı

    İskenderun-Antakya karayolunun 10km. de yer alan Sarımazı, çamlık ve deniz manzaralı olup çevre halkının gittikleri dinlenme ve piknik yeridir.

    Soğukoluk

    İskenderun halkının en çok tercih ettiği yerlerin başında gelen Soğukoluk yaylası, oldukça serin olup, İskenderun’a 18 km. uzaklıktadır. Soğukoluk, suyu ve havasıyla çok güzel çamlık bir yayladır.

    Gülcihan
    İskenderun-arsuz yolu üzerinde ve İskenderun’a 27km. uzaklıktadır. Kumu ve deniziyle ün yapmış olan Gülcihan, yaz aylarında kamp yeri olarak tercih edilmektedir.

    Nergizlik
    Suyu, manzarası ve havasıyla ünlü, İskenderun’a 13 km. uzaklıkta, Soğukoluk yolu üzerinde kurulmuş bir yayladır.

     Atik
    Yörenin en beğenilen suyunun bulunduğu Atik, Iskenderun-Antakya karayolu üzerinde, Belen gediğinden doğuya, toprak bir yolla ayrılan, Belen’e 10 km. mesafede şirin bir piknik yeridir.

     İSKENDERUN SAMANDAĞI

    M.Ö. 310′da Selefkilerin kurduğu önemli bir liman kentidir. İlk iskanı Paleolitik çağda başlamış olan Çevlik (Seleucia Pieria) antik kenti devletin liman kenti, Antakya ise başkent olmuştur. İsa Peygamberin havarilerinden St. Paul bu limandan ilk seyahatini Tarsus’a yapmıştır. Dor mabedi de burada bulunmaktadır. Selefkos Roma döneminde donanma üssü olarak kullanılmıştır.

    Liman Asi ırmağının ağzında kurulmuş olup, sürekli alüvyonlarla dolma tehlikesi altında kaldığı için M.S. I. yüzyılda Roma İmparatoru Vespasianus bu tehlikeyi önlemek amacıyla, 1330 metre uzunluğundaki Titus-Vespasianus tünelini yaptırmıştır. Tünelin yakınında Roma döneminde yapılan kalker taşa oyulmuş 12 kaya mezarı vardır. Beşikli Mağara adıyla anılan mezarın bulunduğu mağara en genişi ve en ünlüsüdür.

     İSKENDERUN PAYAS

    Nur Dağları’nın eteklerinde şirin bir kıyı kentçiği olan Payas (Yakacık), Antik dönemde Baias adıyla bilinmektedir. Mimar Sinan tarafından 1574 yılında yapımı tamamlanan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Payas’a önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyetini kazandırmıştır. Külliyenin batısında yer alan ve yabancı gemilerin su ihtiyaçlarını karşıladıkları Payas Kalesi’nin çevresi hendekle çevrili, 7 burçlu ve 8 kulelidir.

    Payas, haçlılardan kalan kalenin değerlendirilmesi ve denize yakın bir konumda olması nedeniyle 16.yy’da II. Sultan Selim zamanında sahile iskele, gümrük, tersane, kule ve külliye yapılarak Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) teşkilatı ile bağlantılı bir menzil yeri olarak belirlenmiş ve uzun yıllar da kullanılmıştır.

    İSKENDERUN'U GEZELİM GÖRELİM

     

    Deniz ve kumu ile bölgenin en önemli turistik merkezlerinden Arsuz görülmeye değer bir yerdir. Bunun yanı sıra; Sütunlu Liman, Frank Limanı, Şato Kalıntısı (Karakol Şatosu), Şalen Kalesi, Sarıseki Kalesi, Arabistan yolunu kontrol etmesi açısından önemli olan ve içinde bir kilise bulunan Bakras Kalesi, Yunus Peygamberin Yunus balığının karnından burada çıktığına inanılan İskenderun kentinin giriş kapısının kalıntısı olan Yunus Sütunu, Mancınık Kilisesi de ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir.

     

    Hıdır Bey köyünde 2000 yaşında olduğu tahmin edilen tarihi 20 metre yüksekliğindeki dev Çınar Ağacı, El Mina Antik Kent ve Limanı, Erzin, Erzin’in kuzeybatısında Kilikya kenti olan Issos’un çevresindeki ovada Makedonya Kralı Büyük İskender, Pers İmparatoru III. Darius Codoman’ı yendiği ve içerisinde Cenevizlilerden kalan bir liman ve kale kalıntıları, tapınak, su depoları ile kemer kalıntılarının bulunduğu Issos Harabeleri (Issus) görülmesi gereken yerlerdir.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - IĞDIR




    IĞDIR

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 3.588 km²

    NÜFUS: 188.857 (2011)

    İL TRAFİK NO: 76

    İLÇELER: Iğdır (merkez), Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Selçuklu Kervansarayı, Sürmeli Kalesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (476) 227 70 44
    Faks: (476) 227 69 63

     

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Nevruz Bayramı
    Iğdır
    21 Mart

    Muharremlik ayı
    Iğdır
    Muharrem Ayının 10. Günü

    Yöredeki Şehitler ve Mezarlıkların Ziyareti
    Iğdır
    21 Mart

    Kurtuluş Günleri:

    Iğdır’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Iğdır
    14 Kasım



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ISPARTA




    ISPARTA

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 8.276 km²ısparta halısı

    NÜFUS: 411.245 (2011)

    İL TRAFİK NO: 32

    İLÇELER: Isparta (merkez), Aksu, Atabey, Eğridir, Gelendost, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikarağaç, Uluborlu, Yalvaç.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Kovada Gölü ve Kızıldağ Milli Parkları, Isparta Gölcüğü, Çamyol ve Kuyucak Orman İçi Dinlenme Yerleri, Eğridir Kasnak Meşesi ve Sütçüler Sığla Ormanı Doğayı Koruma Alanları, Eğridir, Uluborlu ve Yalvaç Kaleleri, Pisidya Antiokheiası ve Apollonia İlkçağ Kentleri, Ertokuş ve Dündar Bey Medreseleri, Isparta Hızır Bey, Kutlu Bey, Firdevs Bey, İplik, Eğridir Hızır Bey, Barla Çaşnigir, Uluğbey Veli Baba Camileri, Firdevs Bey Bedesteni, Eğridir Kervansarayı, Ertokuş Hanı, Baba Sultan Türbesi, Isparta ve Yalvaç Müzeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (246) 223 65 50
    Faks: (246) 223 65 50

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Çelebiler Mah. Kaymakkapı Meydanı
    Tuhafiyeciler Sitesi
    ISPARTA
    Tel: (0 246) 218 18 04
    Faks: (0 246) 223 65 50

    Müzeler

    yalvaç ısparta

    Isparta Müzesi

    Adres: Kenan Evren Cad. No: 107 – Isparta
    Tel: (246) 223 94 03

    Yalvaç Müzesi

    Adres: Hükümet Cad. Yalvaç – Isparta
    Tel: (246) 441 50 59
    Faks: (246) 443 49 37

    Örenyerleri

    Isparta Müzesi
    Adada- Sütçüler / Sağrak
    Apollonia – Uluborlu / Merkez
    Asar Harabeleri – Sütçüler / Kesme
    Fori – Keçiborlu / Fori
    Caralis – Yenişarbademli
    Conana – Gönen
    Kapıkaya – Isparta / Güneyce
    Prostanna – Eğirdir / Sevirebey
    Tynada – Aksu / Terziler
    Seleukeia Sider – Atabey / Bayat
    Sülüklü Göl Harabe – Sütçüler Çandır
    Antiocheia – Yalvaç

    Men Kutsal Alanı – Yalvaç

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı
    Senirkent
    6 Mayıs

    Atatürk’ün Eğirdir’e Gelişi
    Eğirdir
    6 Mart

    Atatürk’ün Isparta’ya Gelişi
    Isparta
    6 Mart

    17 Eylül 1176 Miryokefalon Zaferinin Yıldönümü
    Gelendost
    17 Eylül

    Muharrem Ayı (Aşure Günü)
    Senirkent
    Muharrem Ayının İlk Günü

    Yunus Emre Sevgi Yılı Kutlamaları
    Gönen
    1-3 Ocak

    Festivaller:

    Altın Elma, Gümüş Balık, Bronz İstakoz
    Fotoğraf Festivali ve Yarışması
    Eğirdir
    1-7 Eylül

    Kiraz Festivali
    Uluborlu
    Haziran’ın Son Pazarı

    Pınarpazarı
    Eğirdir
    Ağustos’un Son Haftası

    Sütçüler Dut Pekmezi ve Turizm Festivali
    Sütçüler
    15-17 Temmuz

    Seyit Veli Baba Sultan’ı Anma Törenleri ve Pilav Festivali
    Senirkent
    Ağustos Ayının İlk Cumartesi Günü

    Şenlikler:

    Geleneksel Helva Şenlikleri
    Şarkikaraağaç
    Haziran Ayı İçinde

    Yağlı Güreşler
    Uluborlu
    Haziran Ayının Son Haftası (Cumartesi günü)

    Önemli Haftalar:

    Temizlik Haftası
    Atabey
    30 Nisan

    Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı
    Senirkent
    6 Mayıs


    GENEL BİLGİLER

    Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinin kesiştiği Göller Bölgesi denilen noktada yer alan Isparta ili, Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri, Kovada ve Kızıldağı Milli Parkları ile zengin bir fauna ve floraya sahiptir.

    İnanç Turizminin merkezi Yalvaç ilçesi Anadolunun kültür zenginliğini tüm ihtişamı ile yansıtmaktadır.

    Kayak Merkezinin yeraldığı Davraz Dağı, doğa yürüyüşü ve nehir sporlarına elverişli kanyonlar, mağaralar ve dağları ile pek çok doğa sporlarının yapıldığı merkezdir.

    Isparta’nın turizm kapısı Eğirdir, alternatif turizm cennetidir. Dağcılık, trekking, rüzgarsörfü, yamaç paraşütü, kampçılık turizm çeşitlerinden birkaçıdır.

    Müzeler

    Isparta Müzesi
    Adres: Kenan Evren Cad. No: 107 – Isparta
    Tel: (+90-246) 223 94 03

    Yalvaç Müzesi

    Adres: Hükümet Cad. Yalvaç – Isparta
    Tel: (+90-246) 441 50 59
    Faks: (+90-246) 443 49 37

    Örenyerleri

    Men Kutsal Alanı – Yalvaç


    Antiocheia – Yalvaç: Antiocheia; Isparta iline bağlı Yalvaç ilçesinin yaklaşık 1 Km. kuzeyinde ve Sultan dağlarının güney yamaçları boyunca uzanan verimli bir arazide kurulmuş, Pisidia bölgesinin başkentidir.

    Limenia Adası – Artemis Tapınağı: Yalvaç İlçesine 25 km. uzaklıkta Gaziri mevkiinde Hoyran Gölü içerisinde Limenia adası bulunmaktadır. Göl kenarına kadar bir asfalt yolla ulaşılmaktadır. Adanın etrafı surlarla çevrilidir ve içerisinde artemis adına inşa edilmiş bir tapınak ile diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Adanın ilk çağlardan beri iskân gördüğü ve tapınma için önemli bir merkez olduğu anlaşılmaktadır.
    Seleukeia Sidera (Bayat) Antik Kenti – – Atabey / Bayat:
    Atabey ‘in 7 km. güneyinde Bayat Köyündedir. Kentin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir Ancak isminden Seleukoslardan biri tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Antik şehirde yapılan kazılarda Hatıllı Güney Teras, Akropolis doğu kapısı, Doğu Yamacı Kapısı, Merdiven- Tünel- Kuyu sistemi, Podyumlu Yapı, Tiyatro ve Nekropol (Mezarlık alanı) ortaya çıkarılmıştır.
    Timbria Antik Kolonisi: Antik yazarlardan Strabon (M.Ö.570) da Pisidia şehri olarak geçer. Yılanlı ovası, Akçaşar Köyü yakınlarındaki bir tepe üzerinde kurulmuştur. Eurymedon (Köprüçay) nehri yakınındadır. Antik kentte bugün bazı bina temelleri görülebilir. Şehir Helenistik dönemden M. S. 238 yılına kadar sikke basmıştır.

    Prostanna Antik Kenti – Eğirdir / Sevirebey: Pisidia şehirlerinden bir tanesidir. Eğirdir sivrisinin arkatarafından Camii Yayla üzerindedir. Şehrin kesin yeri L. Robert tarafından Bedre Köyünün yukarısındaki Yazılıkaya’ da bulunan bir sınır yazıtı ile tespit edilmiştir. Bu yazılı Prostanna ile Parlais il sınır yazıtı idi. Antik kentte sınır duvarları ve bazı bina temelleri vardır. Şehrin Akropolis 200 metre yükseklikte kurulmuştur. Sur duvarları içerisinde dikdörtgen şeklinde bir bina vardır. Bu bina bir tapınaktır. Diğer üç bina ise halka ait binalardır. Bizans dönemine ait hiçbir kalıntı yoktur. M.Ö. 1. yy’dan itibaren sikke basmaya başlamıştır.

    Parlais Antik Kenti: Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Diğer koloni şehirlerinin en küçüğüdür. Bu günkü Barla dadır. Görünürde herhangi bir kalıntısı yoktur. M.Ö. 1.yy’dan itibaren sikke basmaya başlamıştır. M.Ö. 25 yılında Galatya eyaletine dahil edilen şehrin adı “Colonia Julia Augusta Parlais” tir.
    Fari (Binda ) Harabeleri – Keçiborlu / Fori: Kılıç Kasabasının kuzeyinde bulunan şehir bugün toprak altındadır. Bu araştırmacılar Baris’ in burada bulunduğunu ileri sürmektedirler. Toprak üzerinde herhangi bir kalıntı yoktur. Şehrin mimarisine ait olduğu sanılan bazı taş bloklar kasabanın çeşitli yerlerinde bulunmaktadır.

    Tymandos (Yassıören ) Antik Kenti: Yassıören Kasabasında bulunan bir antik kenttir. Kalıntıları günümüze kadar ulaşmayan antik kente ait bazı mimari bloklara Senirkent ilçe merkezinde ve Yassıören Kasabasında rastlanmaktadır
    Adada Antik Kenti – Sütçüler / Sağrak: Sütçüler İlçesine 12 km. Sığırlık Köyüne 2 km.’dir. Helenistik dönemin en parlak yıllarını yaşamıştır. Büyük İskender’in Güney Anadolu’yu almasından sonra sırasıyla Seleukoslar, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve oradan da Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. Prof.Dr. William R.Ramsay kentin para darpedilen bir merkez ve dini yönden bir piskoposluk olduğunu belirtmiştir. Adada’ nın bastırdığı paraların bir yüzünde boğa başı (Bukranion) diğer yüzünde geometrik merkezli üç başak (trikles) kabartması bulunmaktadır. Bu kabartma güç simgesidir. Aynı kabartmanın işlendiği bir taş Batık kentte bulunmaktadır. Kentin bağımsızlığı Romalılar kaldırıldıktan sonra Adada’ nın bastırdığı paraların bir yüzüne o dönemin imparatorluğunun başı, diğer yüzüne ise Zeus, Athena ya da aslan postu sarınmış Herakles başı kabartmaları görülür. Bugün antik kentte görülen kalıntılar şunlardır. Kent alanının geometrik ekseninde yer almış, büyük taşlarla döşeli ilk çağ Ana Caddesi, küçük tapınak kalıntıları ki bu tapınaklar rektangonal (dikdörtgen prizma biçimi) çok düzgün kesilmiş, kimine süs çıkıntısı bırakılmış taşlarla yapılmış Agora ve onu çevreleyen yapılar kompleksi Bouleuterion (kent yöneticileri toplanma yeri), kentin su düzenine ait parçalar, Nekropolis, mausoleiom (ev görünüşünde anıtsal mezar) bulunmaktadır.

    Tol Harabeleri: Yenişarbademli ilçesi ovasında , Konya il sınırları içerisinde Gölkaya köyünde yer alır. Beyşehir Gölü kenarındadır.
    Apollonia Mordion Antik Kenti – – Uluborlu / Merkez : M.Ö.3.yy.’da kurulmuştur. Stabon’da Frigya şehri, Plolemaios’ta Pisidia şehri olarak geçer. Apollonia Seleukoslar tarafından kurulan bir Seleukos kolonisidir. Şehir M.S 260-268 devrine kadar sikke basmıştır. Şehir geç roma ve Bizans döneminde önemini korumuştur. Res Gestea’nin Gerekçe Fragmanı bu şehirde bulunmuştur. 381′deki kilise kayıtlarına göre adı Sozopolis olarak geçer. Şehir kalıntıları eski kasaba mevkiinde Akropol ve orada bazı bina temelleri ve mimarî bloklar karşımıza çıkar.
    Asar Harabeleri – Sütçüler / Kesme
    Caralis – Yenişarbademli
    Conana – Gönen
    Kapıkaya – Isparta / Güneyce
    Tynada – Aksu / Terziler
    Sülüklü Göl Harabe – Sütçüler Çandır

    Kervansaraylar

    Ertokuş Kervansarayı: Yeşilköy sınırları içerisinde, Eğirdir Gölü kenarındadır. Kudret Hanı veya Gelendost Hanı olarak da bilinir. Avlu ve kapalı mekandan oluşmuştur. 21×54 m. ölçülerindedir. Dış duvarları kale duvarı gibidir. Kapalı mekan üzeri tonozla örtülüdür. Avlunun yan kemerlerinde odalar vardır. Kapalı mekana giriş kapısının üzerinde kitabe vardır. Kitabeye göre kervansaray 1223 yılında Mübarüziddin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır.

    Eğirdir Kervansarayı: Eğirdir ilçesi yeni mahallede bulunan kervansaray Konya- Antalya yolu üzerindedir. Avlu ve kapalı mekan olmak üzere iki kesimden meydana gelmiştir. Kervansaray 1237 yılında yapılmıştır, bugün avluda birkaç yolcu odasının temel izleri kalmıştır.

    NE YENİR?

    Isparta’nın ünlü, geleneksel tandır kebabının tadına merkezde çeşitli restoranlarda da bakılabilir. Eğirdir her türlü su ürününü lezzetli bir şekilde hizmete sunan bir ilçemizdir. Burada yapılan Sazan Dolmasının tadına doyum olmaz.

    NE ALINIR?

    Isparta modern alışveriş merkezlerinin yanında geleneksel ürünlerin bulunabileceği satış merkezlerine de sahiptir. Özellikle gül ürünleri ve el dokuma halıları her mevsim satın alınabilir. Ayrıca Yalvaç ilçesinde geleneksel el sanat ürünleri, deri eşya ve keçe, geleneksel işlevlerin yanısıra turistlik hediyelik eşya olarak da satılmaktadır.

    YAPMADAN DÖNME

    Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Ören yerini gezmeden,
    Kovada Milli Parkı ve göllerin kıyısında piknik yapıp fotoğraf çekmeden,
    Eğirdir ilçesinde göle nazır bir Sazan (çapak) dolması yenmeden,
    Isparta’dan gülyağı ve halı almadan,
    1-3 Haziran tarihleri arasında yapılan Uluslararası Gül, Halı, Kültür ve Turizm Festivali’ni görmeden,
    Davraz Dağında kayak, Eğirdir’de yamaç paraşütü, Çandır’da kanyoning yapmadan…
    Dönmeyin.

    ISPARTA/EĞİRDİR

    Isparta ili sınırlarında yer alan Eğirdir, her mevsim ve günün her saatinde renk değiştiren Eğirdir Gölü, tapusu Eğirdir halkı tarafından Yüce Önder Atatürk’e verilen Can adası, Türk Silahlı kuvvetlerinin Dağ Komando Okulu, dünyada eşine az rastlanan Kasnak Meşesi ve Sığla Ormanları, Türkiye’nin en önde gelen Kemik Hastalıkları Hastanesi, elması ve sadece Eğridir’de görülen Apollon Kelebeği ile tarih ve doğa zengini bir ilçedir.

    Tarihçe:Eğirdir kentinin Lidya’nın son hükümdarı Kroisos (M.Ö.560-547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da “Krozos” olduğu sanılmaktadır. Şehrin iç kalesi de Lidyalılar tarafından yaptırılmıştır.Romalılar döneminde ilçe Prostanna diye anılmıştır. Yörede ilk Türk yerleşiminin 1071′den birkaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Kılıçaslan 1204 yılında çevredeki şehirler ile birlikte, Eğridir’i de Selçuklu egemenliği altına almıştır. Selçuklular, sayfiye yeri olarak kullandıkları Eğridir’e doğal güzelliklerinden dolayı Cennetâbad ismini vermişlerdir. 1391′de Eğirdir ve yöresi Osmanlı egemenliğine girmiştir. Daha sonra Timur ve Karaman oğulları idaresine de giren Eğirdir, Sultan II. Murat zamanında 1423′te tam olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Tanzimat’tan sonra ise Konya Vilayeti Hamit Sancağına bağlı bir kaza olmuştur. Cumhuriyetin kurulmasından sonra da Eğirdir, ilçe statüsünü korumuştur.

    İklim:İlçe iklim bakımından Akdeniz ve İç Anadolu iklimleri arasında bir geçiş alanında yer almaktadır.

    Davraz-Isparta

    Konumu: Davraz Dağı, Akdeniz Bölgesi’nin Göller Yöresi’nde, Eğirdir ve Kovada Gölleri arasında yükselen ve Isparta Ovası’nı kuşatan dağ kütlelerinden biridir.

    Sezon: Davraz Kayak Merkezi’nde kayak mevsimi aralık-nisan ayları arasıdır. Kar kalınlığı 50-200 cm dir.

    Pistler:Davraz Kayak Merkezi’ndeki parkurlar 4 km.yi bulmaktadır. Kuzey Disiplini, Alp Disiplini, Tur Kayağı, Snow Board, Tele Mark yapılmaktadır. Uzunluğu 1155m olan, 1000 kişi/saat kapasiteli telesiyej tesisi mevcuttur. Alt istasyon yükseltisi 1674 m, üst istasyon yükseltisi 1961m.dir

    Konaklama: Kayak merkezinde kayak evi ve restoran bulunmaktadır. Konaklama için Isparta ve Eğirdir’deki otellerden de yararlanılmaktadır.

    Ulaşım:Davraz Kayak Merkezi Isparta’ya 26 km. uzaklıktadır. Şehir merkezinden kayak tesislerine belediye otobüs seferleri düzenlenmektedir. En yakın hava alanına (Süleyman Demirel Havaalanı) 58 km. mesafededir.

     

    Turizm Merkezi İlan Tarihi 17.02.1995 tarih ve 22205 sayılı RG
    Turizm Merkez Alanı yaklaşık 4170 ha.
    Konumu Akdeniz bölgesinde Isparta il sınırları içerisinde
    Ulaşım Durumu En yakın havaalanı Isparta-58 km
    En yakın kent merkezi Isparta-26 km
    Önemli merkezlere uzaklığı
    Kayak Alanı Niteliği Rakım 1600-2000 m.
    Sezon Uzunluğu Aralık-Nisan
    Kar kalınlığı 0,50-2 m
    Kayak Alanı(ha) yaklaşık 400
    Kayak Türü Kuzey ve Alp Disiplini – Snowboard.
    Pist Niteliği Her Seviyeye Uygun Uzun Parkurlar.
    Mekanik Tesis Durumu Mevcut: 2 adet Babylift, 1adet Telesiej; 1 adet Teleski
    Öneri: 5 adet Mekanik Tesis
    Plan Durumu Üst Ölçekli Planı (1/25000) 29.12.1994; 18.09.1998; 03.07.2002; 06.05.2004
    Alt Ölçekli Planı (1/1000) 16.02.1995; 16.12.1996; 07.10.2002; 02.03.2005
    Tahsis Durumu Son Tahsise Çıkan Parsel Adedi 4 adet
    Tahsis Edilen Parsel Adedi 7 adet
    Konaklama Durumu Turizm Tesis Alanı yaklaşık 23 ha
    Günübirlik Tesis Alanı yaklaşık 36 ha
    Kamping Alanı yok
    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan) yaklaşık 1200 kişi/1800
    Çevre Düzeni Planı  

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - İÇEL(MERSİN)



    İÇEL(MERSİN)

     

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 15.853 km²

    NÜFUS: 1.667.939 (2011)

    İL TRAFİK NO: 33

    Köy nüfusu: 366.851

    Nüfus yoğunluğu: 103,94 kişi/km²

    Bölge: Akdeniz Bölgesi

    Alan kodu: 0324

    Valilik Web sitesi: T.C. Mersin Valiliği

     

    İlçeler: Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Tarsus, Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir

    İL TRAFİK NO: 33

     

    MERSİN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

    Mersin ili, Türkiye'nin güneyinde Akdeniz' kıyısındadır.

    Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, MÖ 6300 lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesinde sergileniyor.

    Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını da bu aşiretten alır. Ayrıca Kapadokya bölgesinden gelen Rumlar kent nüfusuna hakim hale gelmişler ve 1850'de kentte 5.250 Ortodoks Rum'a karşılık 1.600 Müslüman yaşamaktadır.

    Kentin kaderi ise Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova'da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866 da demiryolu ağına bağlanması, ile değişmiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova'nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

    Şehrin bugünkü durumuna gelmesinde, şu anda azınlık olsalar da Hıristiyan Levantenlerin önemi yadsınamaz. Şehirde halen Levantenlere ait iki Katedral bulunuyor, Latin-İtalyan Katedrali ve Arap-Ortodoks Katedrali.

    Ayrıca şehrin kuzeyine Rumlar için bir kilise yapılması da gündemde

    Günümüzde Mersin

     

    Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Limanı, Türkiye'nin en büyük limanı olma özelliğini taşıyor. Limanda bulunan 27 iskelenin 8 tanesi birbirlerine raylı bir sistemle bağlanmış. 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana yaklaşık 85 milyon dolar harcanarak yenilenen Mersin Limanının kapasitesi, son üç yıldır her sene %10 oranında artmış.TARSUS en güzel ilçesi idir.Çok ünlü gelmiştir konserler yapmışlardır. Regma diye bir büyük alışvetiş merkezi açılmıştır oyun merkezinden başlayıp buz patenine kadar herşeyi vardır yani il gibidir.

    Kentin ticari açıdan önemi göz önüne alınarak, Türkiye'nin dört Serbest bölgesinden ilki ve en büyüğü burada kurulmuş. 785.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulan Mersin Serbest Bölgesi, başta tekstil firmaları olmak üzere yaklaşık 300 şirkete ev sahipliği yapmaktadır... Ayrıca, Mersin - Adana karayolu üzerinde cam, soda, gübre, tekstil, meyve suyu gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok önemli fabrika da bulunuyor."Türkiye'nin en yüksek üçüncü gökdeleninin" (Mertim Kulesi: 177 metre) bulunduğu Mersin Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu 3. kenttir.

    Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Tarsus, Akdeniz, Mezitli, Toroslar, veYenişehir dir.

    Nüfus

    2010 yılı verilerine göre il nüfusu 1.647.899[1], Mersin merkez nüfusu ise 843.429[1] 'dur.

    Mersin ili nüfus varlığı olarak Türkiye'nin önemli illeri arasında yer almaktadır. DIE 2000 Genel Nüfus sayım verilerini incelediğimizde Tablo daki Tarsus ilçesinin bağlı olduğu Mersin ilinin 1927 - 2000 yılları arasında nüfus sürekli artmıştır. Mersin ilinde en düşük nüfus artışı yılları arasında nüfus sürekli artmıştır.

    Mersin ilinde en düşük nüfus artışı yılları arasında %10.7, en yüksek nüfus artışı 1985 - 1990 yılları arasında 40.6 dır. Mersin ili 1990 - 2000 yılları arasında yıllık nüfus artış hızı %26.5 olduğu görülmektedir. Buradan Mersin ilinin yıllık nüfus artış hızının düştüğü görülmektedir.

    COĞRAFYA

    İl yüzölçümünün % 87'si dağlıktır.
    En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.524 m)
    Önemli geçişleri : Sertavul, Gülek Boğazları
    Belli başlı akarsuları :
    Berdan Çayı (90 km)
    Göksu (299 km)
    İl'de bulunan belli başlı ovalar ve yüzölçümleri şu şekildedir:

    Tarsus Ovası 105.000 hektar,
    Berdan Ovası 70.000 hektar,
    Anamur Ovası 9.900 hektar.
    Mersin ili 36-37° kuzey enlemleri ve 33-35° doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlin kara sınırı 608 km, deniz sınırı 321 km olup, yüzölçümü 15.953 km²’dir. Mersin ilinin büyük bir kısmını oldukça yüksek, engebeli ve kayalık Batı ve Orta Toros Dağları oluşturmaktadır. Ovalık ve hafif eğimli alanlar ise bu dağların denize doğru uzandığı il merkezi, Tarsus, Silifke gibi alanlarda gelişmiştir. Bunun dışında kalan düzlük veya hafif eğimli alanlar, kuzeyde dağların arasında veya yüksek kesimlerinde görülmektedir.

    Orta Toros Dağları Mersin ilini İç Anadolu Bölgesinden ayırmaktadır. Mersin il sınırları içinde kalan en yüksek kesim Bolkar Dağları'ndaki Medetsiz Tepesi'dir (3599 m) Kuzeydoğudan, kuzeybatıya ve güneye doğru yükseklikler azalmaktadır. Bolkar Dağları’ndan batıya doğru, Kümpet Dağı (2473 m), Elmadağı (2160 m), Alamusa Dağı (2013 m), Büyük Eğri Dağı (2025 m), Kızıldağ (2960 m), Naldöken Dağı (1754 m), Kabaklı Dağı (l675 m) önemli yükseltilerdir. Ayrıca Karaziyaret Dağı, Tol Dağı, Sunturas Dağı, Balkalesi, Ayvagediği, Makam Tepesi ve Kaşkaya Tepesi güneye doğru uzanan diğer önemli yükseklikleridir. Mersin'i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1250 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1990 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır.

    Toros Dağları'nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700–1500 m arasında değişmektedir.

    Toros Dağları’nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700–1500 m. arasında değişmektedir. Belli başlı yaylalık alanlar; Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla Tarsus: Gülek ve Sebil ; Çamlıyayla:Namrun Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk; Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası; Anamur: Abanoz,Halkalı,Kaş ve Beşoluk; Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç; Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran; Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.

    Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları’nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı ilde yer alır. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı’nın etkisiyle gelişmiştir.

    Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. Bunun dışında Akdeniz’e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır. Bunlardan bazıları; Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Müftü (Efrenk) Deresi, Deliçay Deresi; Anamur’da: Dragos Çayı , Sultan Çayı, Melleç Deresi; Aydıncık’da: Menekşe, Gözsüzce Deresi; Bozyazı’da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi; Erdemli’de: Alata Çayı, Lamos Çayı’dır.

    Mersin ilinde yer alan doğal göller; Silifke’de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü; Gülnar’da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür. Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj Gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır.

    Belli başlı yaylalık alanlar;

    Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla
    Tarsus: Gülek ve Sebil;
    Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk;
    Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası;
    Anamur: Abanoz, Halkalı, Kaş ve Beşoluk;
    Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç;
    Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran;
    Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.
    Çamlıyayla:Namrun
    Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları'nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı ilde yer alır. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı'nın etkisiyle gelişmiştir.

    Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır.

    Bunun dışında Akdeniz'e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır.

    Bunlardan bazıları;

    Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Kandak Deresi, Efrenk Deresi, Deliçay Deresi;
    Anamur'da: Dragos Çayı, Sultan Çayı, Meriç Deresi;
    Aydıncık'da: Menekşe, Gözsüzce Deresi;
    Bozyazı'da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi;
    Erdemli'de: Alata Çayı, Lamos Çayı'dır.
    Mersin ilinde yer alan doğal göller;

    Silifke'de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü;
    Gülnar'da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür.
    Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj Gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır.

    Mersin ilinde yerleşim genelde Mersin Körfezi çevresinde gelişmiştir. Burası doğuda Karataş burnundan başlayarak batıda İncekum burnuna kadar uzanır. Arada kalan kısımlarda, kayaç türlerine ve akarsulara bağlı olarak çok sayıda irili ufaklı koy gelişmiştir. Akdenize 370 km'lik bir kıyısı vardır. Mersin kıyılarının yaklaşık 109 km'lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır. Bu plajlar kumsallarının ince ve temiz oluşu ve sualtı avcılığına uygun oluşundan dolayı tercih edilmektedir. Kızkalesi, Taşucu, Susanoğlu, Ayaş, Yemişkumu, Akkum, Çeşmeli, Ören, Balıkova, İskele, Yenikaş, Ovacık, Tisan, Büyükeceli ve Anamur Plajları bunlardan bazılarıdır.

    Kaynak: Şablon:MERSİN KTB

    İKLİM

    Mersin ve çevresinde, tipik sıcak ve ılıman astropikal iklimi hakimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, ortalama 28 °C nemlilik ise %88 ler civarında kış ayları ise (15 °C) ılık ve yağışlıdır. (Yıllık yağış ortalaması 1096 mm. İlin uzun yıllar sıcaklık ortalaması ise 23 °C derecedir ve bu özelliğiyle Türkiye'nin en sıcak kesimidir. Ancak yaz aylarında özellikle aşırı nem bunaltıcı olabilmektedir. İl en fazla yağışı Aralık - Ocak döneminde alır, 2001'de yaşanan sel felaketinde 2 gün içerisinde metrekareye 669 kg. yağış düşmüştür.

    Tarih

    İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi İsa'nın Havarilerinden St. Paul'un Tarsus'ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Taşucu'nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik)(Meryem'inde kabrinin Mersinde olduğu ancak hiçbir zaman bulunamayacağı İncilde acıkca yazılmıstır(kilikya mektupları paftası)) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashab-ı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır.

    Toroslar merkez ilçe sınırlarında yer alan Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda bulgular M.Ö. 6300'lere kadar gitmektedir.

    Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; Alahan Manastırı (Mut), Kravga Köprüsü, Kızkalesi, Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri, Viranşehir ( Soli), Tarsus - Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar, Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami, Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir.

    Tabiplerin piri Lokman Hekim Tarsusta yaşamıştır. Aynı zamanda yılanların padişahı Şahmeran ile ilgili rivayetde şöyledir. Şahmeran yörenin kralının kızına aşık olur, cadının bir tanesi prensesin hamama geleceğini ve görmek isterse onu hamamda bir odaya gizlice alacağını söyler. Şahmeran her nekadar biraz şüphelense de aşk gözünü karartır ve gider. Orada katledilir.

    Tarsusda halen ayakta olan eski hamamın göbek taşındaki kızıllığın şahmeranın kanı olduğuna inanılır.

    Tarihî, kültürel ve tabiî güzellik mekânları

    Eshab-ı Kehf Mağarası,Cennet ve Cehennem Obrukları, Kleopatra Kapısı, Gümüşkum, Çamdüzü, Erdemli Çamlığı, Pullu, Karaekşi, Karabucak ve Bahçeyeri Orman İçi Dinlenme Yerleri, Narlıkuyu Mağarası, Susanoğlu, Kapızlı, Gözne, Fındık Pınarı, Namrun ve Sorgun Yaylaları, Pompeiopolis, Tarsos, Neopolis, Krykos, Kilindria, Selevkeia ve Anemurion İlkçağ Kent Kalıntıları, Anamur, Meydancık, Kız Kalesi, Silifke Kalesi, Soli, Alahan Manastırı, Haghia Thekla Bazilikası, Uzuncaburç, Akkale, Gözlükule Yerleşmeleri, Tarsus Camii, Lal Ağa Camisi, Erdemli, Silifke, Tarsus ve Narlıkuyu Mozaik Müzeleri.

    Ekonomi

    Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Uluslararasi Limanı, Türkiye’nin en önemli ve en işlek limanıdır.

    Kentte Cam Sanayi, Kromsan, Coca Cola meşrubat sanayi, Berdan Tekstil, Çukurova Tekstil ve Paşabahçe gibi fabrikaların yanında ATAŞ Rafinerisi ve Interfon Barkodlu Sistemler Ltd. Şti. öne çıkmaktadır.

    Türkiye'nin en büyük Serbest Bölgesi olan Mersin serbest bölgesi burada kurulmuştur 300 şirkete ev sahipliği yapmaktadır. Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nde 150'ye yakın firma faaliyet göstermektedir. İşleticisi MESBAŞ'tır.

    Türkiye'nin en önemli iç turizm merkezidir. Son yıllarda turizmde yapılan atamalar ve sahile yapılan yeni otellerle Türkiye'nin yeni turizm bölgesi olma yolundadır.

    Tarım

    2004 yılı verilerine göre Mersin'de arazi varlığının takriben yüzde 55'i orman ve fundalık arazi yüzde 35'i işlenen arazi, yüzde 4 civarı çayır ve mera, geri kalan araziler ise yerleşim alanı veya tarıma elverişsiz alanlardır.

    Mersin'de üretilen Anamur muzu dünyaca ünlenmiştir. Tarıma dayalı sanayi gelişme göstermektedir.

    Mersin merkezde kayısı, ceviz, kiraz, şeftali ve sebze yaygın olarak üretilirken son yıllarda tropikal meyve ve sebzelerde üretilmeye başlanmıştır. Batı Mersin'de daha çok Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Silifke ve Erdemli ilçelerinde Muz, Turunçgiller, Çilek, Papaya, Pepino, Ananas, Kahve yetiştiriliyor.

    Eğitim

    Şehir'de üç üniversite vardır. Bunların ikisi vakıf , birisi devlet üniversitesidir. Şehrin kendi adıyla anılan üniversitesi, Mersin Üniversitesi, 1992 yılında açılmıştır. Şu an bünyesinde 11 adet fakülte ve 8 adet meslek yüksekokulu ile 20.000 öğrenci barındırmakta olup, gelişmekte olan bir üniversitemizdir. İldeki bir diğer üniversite ise Yenice'de bulunan Çağ Üniversitesi'dir.

    Son açılan üniversite ise Toros Üniversitesi'dir.

    Dosya:Çağ university.jpg
    Özel Çağ Üniversitesi

    Turizm

    Mersin 321 km sahil şeridi ile Türkiye'nin önemli bir sahil kentidir. Mersin kıyılarının yaklaşık 108 km'lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır.

    Önemli tarihi ve turistik mekanlara sahip olmasıyla turizmde son yıllarda adını sıkça duyurmaya başlamıştır.

    Alahan Manastırı, Cennet ve Cehennem, Kızkalesi, Ayaş, Yumuktepe, Soli-pompeipolis, Eshab-ı Kehf Mağarası, Anemurium tarihi kalıntıları, Kleopatra Kapısı gibi turizmde ilgi çekici mekanlara ev sahipliği yapmaktadır.

    Önemli plajları ise Anamur, Kızkalesi, Susanoğlu ve Ayaştır.

    Tisan, Taşucu, Narlıkuyu ve Dana Adası ise özellikle yerli turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği bölgelerdir.

    Yayla turizminde beğenilen ve ilgi çeken yaylalar ise Gözne, Ayvagediği, Soğucak, Fındıkpınarı, Namrun ve Sorgun Yaylalarıdır.

    Papa XVI. Benediktus'un 2008 yılını "Saint Paul Yılı" İlan Etmesi ile Mersinin Tarsus ilçesi Hristiyan turistlerin uğrak yeri olmuştur.

    2008 yılında Mut ilçesinde bulunan Alahan Manastırı ve Tarsus ilçesinde bulunan St.Paul Kuyusu ve Anıt Müzesi UNESCO Dünya Miras Alanları kapsamındaki yerler listesine alınmıştır.

    Mersin (şehir)
    Yumuktepe
    Soli
    Kazanlı
    Alahan Manastırı
    Kızkalesi, Erdemli
    Narlıkuyu
    Cennet ve Cehennem Çökükleri


    Kültür

    Kentte kültür düzeyi ve kültürel çalışmalar son derece yoğundur. Mersin ilinde, okuma yazma bilenlerin oranı %99'dur.

    Türkiye'nin dördüncü devlet opera ve balesi mevcuttur. Mersin Devlet Opera ve Balesi gösterilerini Mersin Kültür Merkezi'nde sergilemektedir.

    Kentte düzenli olarak Mersin Uluslararası Mersin Müzik Festivali, Mersin Türk Sanat Müziği Festivali ve Mersin Uluslararası Nevit Kodallı Çoksesli Korolar Festivali gibi aktiviteler de düzenlenmektedir.

    Mersin Olba Fotoğraf Derneği (MOF)
    Mersin Fotoğraf Derneği (MFD),
    Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu,
    İçel Sanat Kulübü,
    Mersin Polifonik Korolar Derneği,
    Mersin Sinema Derneği (Mersinema)gibi önemli kültür ve sanat kurumlarıdır.
    Büyükşehir belediyesinin yanında Akdeniz ve Yenişehir ilçe belediyeleri kurdukları tiyatrolarla değişik zamanlarda halka ücretsiz tiyatro gösterileri sunmaktadır.

    Kültürel Etkinlikler

    Uluslararası Tarsus Yarı Maratonu
    Akdeniz Belediyesi Çocuk Tiyatroları Festivali
    Mersin Üniversitesi Kültür ve Spor Şenliği
    Uluslararası Silifke Kültür Haftası
    Yenice Barış ve Kültür Festivali
    Tarsus Karacaoğlan Şiir Akşamları
    Mersin Müzik Festivali
    Mersin Uluslararası Müzik Festivali
    Mersin Sanat Müziği Festivali
    Mersin Turunçgil Festivali
    Mersin Yemek Kültürü (tantuni,cezerye,kerebiç)

    İlçeler

    Mersin ilinde 4'ü merkez ilçe olmak üzere toplam 13 ilçe bulunmaktadır.

    Anamur
    Aydıncık
    Bozyazı
    Çamlıyayla
    Erdemli
    Gülnar
    Mut
    Silifke
    Tarsus

    Merkez İlçeler

    Akdeniz, Mersin : Şehir Merkezi konumundadır ve kalabalık bir gayrimüslim nüfusa ev sahipliği yapar. 2010 Nüfusu 282.139'dür.
    Toroslar : Mersin şehir merkezinde yer alır. Mersinin en nezih ilçesidir. 2010 Nüfusu 274.948'dir.
    Yenişehir, Mersin : Mersin'de şehrin genişleme alanı denilebilir. Konut sektörü ve ticaret gelişmiştir. Akdeniz Bölgesi'nin en büyük alışveriş merkezi olan Forum AVM Mersin burada bulunmaktadır. 2010 Nüfusu 196.206'dır.
    Mezitli, Mersin : Yeni kurulan bir ilçedir. Bir kısmı dağ bir kısmı sahildir. Çoğunlukla şehrin yerlileri, memurlar ve üniversite öğrencilerinin bulunduğu modern bir ilçedir. 2010 nüfusu 138.168'dir.

    Spor

    Futbolda Spor Toto Süper Lig'te Mersin İdman Yurdu, TFF 3.Lig'te Tarsus İdman Yurdu, Basketbol erkek ve bayanlarda Mersin Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü-Tarsus Belediyesi Spor Kulübü Hentbol birinci ligindeki temsilcilcisi Yenişehir Belediye Spor Mersinin profesyonel liglerdeki önemli temsilcileridir. Mersin idman Yurdunun teknik direktörlüğünü Nurullah Sağlam yapmaktadır.

    Mersin idman Yurdu maçlarını 15 Bin kişilik Tevfik Sırrı Gür Stadyumunda ateşli kırmızı şeytanlar huzurunda, Tarsus İdman Yurdu ise Burhanettin Kocamaz Stadyumunda oynamaktadır.

    Mersin özellikle atletizm alanında önemli başarılar elde etmiştir. Olimpiyat Şampiyonu güreşçi Ahmet Kirişçi Mersinlidir ve Mersinli Ahmet olarak bilinir. Ayrıca Mersinli bir atlet olan Nevin Yanıt, Barcelona'da düzenlenen 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda 100 metre engelli koşusunda yarı final ve finalde kendisine ait Türkiye rekorlarını yenileyerek 12.63 saniyelik derecesiyle Avrupa Şampiyonu olan sporcumuzdur.

    Mersin, Türkiye tarihinde 2. kez 20-30 haziran 2013 yılında düzenlenecek olan, Akdeniz Oyunları'na evsahipliği yapacak olan ilimizdir.

    Düzenli olarak Yamaç Paraşütü ve Doğa Sporları Festivali düzenlenir. Arslanköy yamaç paraşütüne en uygun doğal ortamı oluşturmaktadır.

    Yat turizminin gelişmesi amacıyla uluslararası standartlara uygun 500 yat bağlama ve 300 yat karaya alma kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı tamamlanmış olup ihaleye çıkılmıştır.

    Mersin coğrafi açıdan lojistik merkez özelliğine sahip bir kentimizdir. Halihazırda bulunan liman, trenyolu taşımacılığı'nın yanı sıra karayolu taşımacılığında Mersin önemli bir noktadadır.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Nakliyeciler Derneği ve Mersin Valiliği ile ortak olarak Mersin Lojistik Merkezi kurulma çalışmaları tamamlanmak üzeredir.

    Mersin Türkiye'nin dünya'ya açılan kapısı durumundadır.

    Doğu Anadolu, Batı Akdeniz ve İç Anadolu'daki fabrika ve ticaret firmaları İthalat ve İhracatını Mersin üzerinden yaparlar.

    Mersin'de iş merkezlerinin çokluğu, nakliye ve gümrük firmalarının sayıca fazlalığı bu yüzdendir. Mersin Serbest Bölgesi de benzer özellikleri ile Mersin ve ülke ticaretinde önemli bir yer tutar.

    Yapıldığında Türkiye'nin en uzun binası konumundaki Metropol Ticaret Merkezi 52 katlıdır ve Akdeniz ilçesindedir.

    Günlük hayatın vazgeçilmezlerinden olan Alışveriş merkezleri Mersin'de yatırımlarını sıklaştırmaktadırlar. 2009 Yılında Avrupa'nın en iyisi seçilen Forum Alışveriş Merkezi, Marinavista, Beymen Mall, Carrefour ve Kipa Outlat vb. Ticaret merkezleri Mersin'de çoğalmaktadır.Ayrıca Media MARKT ve Vatan Computer Ucuz Bilişim malzemeleri ile büyükşehire yakışan rekabeti sağlamaktadır.

     

    MERSİN'E NASIL ULAŞABİLİRİM?

    Karayolu : Tarsus’ta karayolu ulaşımı batıdan Mersin ve Antalya’ya, doğudan Adana, Gazi Antep istikametine giden yol ile ve Ankara istikametine giden karayolu ile sağlanmaktadır. İlçeden ülkenin her yönüne otobüs seferleri sağlanmaktadır. Ayrıca Mersin ve Adana’ya saat başı otobüslerle sürekli seferler yapılmaktadır.
    Otogar Tel: (+90-324) 624 69 32
    Havayolu : Tarsus ilçesine havayolu ulaşımı; 42 km. doğusunda yer alan Adana Şakirpaşa Havaalanı ile sağlanmaktadır.
    Denizyolu : Tarsus’a denizyolu ile ulaşım 27 km uzaklıkta Mersin merkez ilçedeki Mersin Limanından Gazi Magosa’ya yapılan feribot seferleri ile sağlanmaktadır.
    Demiryolu : Demiryolu seferleri Tarsus’a bağlı Tarsus’un doğusunda yer alan Yenice Beldesinden yurtiçi ve yurtdışına bağlantılıdır. Yenice İstasyonu Mersin merkez ilçesine 40 km. Tarsus’a 13 km. uzaklıktadır.
    TCDD Mersin Gar Müdürlüğü:(+90-324)231 12 67
    TCDD Yenice İstasyon Şefliği:(+90-324)453 69 14


    Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı