BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


Başlıksız Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

uçak...babama selam söle5/4/2008

Karlı bir akşamdı Ankara'da;
Son kez el ele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum...
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordum...
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim...
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık;
Gittin...
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde, söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklere dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasılsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı güçle seslendim;
"Uçak, babama selam söyle!"
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde...
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!

                                      iclal aydın


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

______5 nisan5/4/2008

YOKLUĞUNDA

Yokluğunda; Matem kokan saçlarımı dağıttım geceye Yetim çiçekler gibi Hasretin büyüdü kalbimde. Biliyorum baba; Serçeler göç etmez Ve kar altında kalmaz umutlar Biliyorum; Hiçbir acı sonsuz değil Puslu bir cam ardından bakıyor En keskin ayrılıklar. Gurbet değmiş türkülere, Çalınmış çocukluğuma, Dar yollara sığmayan hayallere Emanetsin şimdi. Bense dalgın sularda yüzüyorum, Belli belirsiz gülümsüyorum Sensizlikten çığ düşüyor Vakt-i sehere İçimi çize çize geçiyor hüzünlerim Kader mi, değil mi bilmem ama İçimde isyan var bu ayrılığa...

                                                    l.sirka

(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

söz bitti...çöl de...kalbim...çöl..de...2/4/2008

             

Söz Bitti...Çöl de...kalbim...çöl...de...

Benim artık sana dair kelimelerim bitti, hayatta çözemediğim tek problemim olarak kalacaksın kişisel tarihimde...Ve ben boğazımda yutkunamadığım bir lokma olarak taşıyacağım seni içimde. Sana rağmen nefes almaya çalışacağım, boğazımda bıraktığın küçük boşluktan. Bir yerlerde saklı kalmış gerçeğimi, hiç anlatılmamış hikayemi, ben bekleyen prensi aramak için yola çıksam da, boğazımda kımıldamayan bir nesne gibi içimde, yağmayan bir bulut gibi üstümde taşıyacağım seni ömür boyu.

Yenilmeyi gördüm sende, hayatta ilk kez, mutlu olmasını istediğim birine ve umutlu olmasını istediğim bir ilişkiye karşı kaybetmeyi yaşadım. Kelimelerin sihriyle dünyayı değiştirebileceğimi düşünürken, birkaç kelam fukarası olduğumu hatırlattın. Kendime olan yenilgimi tattırdın bana. Kendime yenildim, kendi ruhuma bedenime, gölgeme...

Şimdi susuyorum, sonu belli olmayan bir sürece giriyorum. Ortada dolaşan bütün hakları sana teslim edip sessizce çekiliyorum hayatından... Ve yine inanıyorum ortada bir ayrılık varsa ne gidendir yaşayan ne kalan. ortada bir ayrılık varsa iki cesettir onca yaşanılandan arda kalan...

ALINTI

_

(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

senli düşlerimi eskitme sakın29/3/2008

Dilimin ucunda asılı kalan bir sen var ..
Yüreğindeki darağacına asılı bir de ben..

Taşıyorum yokluğunu sırtımda ,ayaklarım titreyerek..
Düşme düşümden diye;
Gözlerimi açmaya korkuyorum her sabaha..


Sensiz;

Sonu olmayan bir hikayede,ardı sıra ne geleceği meçhul üç noktadan ibaret bir cümlenin öznesiyim,yüklemine yenik düşmüş..


Nefesim tenini yakardı bir zamanlar..
O kadar yakındın ki..
Nefes alsam,soluğun düğümlenirdi karşımda..
Yutkunsan beni çekerdin içine..


-Özlediğim,hayalini kurduğum tüm düşlerimi sana veriyorum..

Sevinçlerim,mutluluğum,senin için atan yüreğim..
Emanetimdir sana..
Sıkıca tut,bırakma..

Yıpratma..
Eskitme..
Sakla..


Dilsizliğimdir dilim,tüm haykırışlara inat..
Zehirli kelimelerim kanına karışır her çığlıkta..
Konuşursam akar göz yaşların,kan renginde..
Sana Susadığım kadar..
Sus oluyorum sana...


Susuyorum..
Konuşmaya başladığımda almaya gelirim emanetimi..

Sıkıca tut,bırakma..

Eskitme Sakın..!

__________________

 

 

 


(Yazar eylemms)
2 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

annem26/3/2008

                   

Annem;
Gül kokulum
Dün rüyamdaydın yine,
Elini uzattın tutamadım,
Kızma bana,elimde olsa
Uçar gelirdim yanına…!
Bak yine canım yandı annem,yine bi sonu hazırladı hayat bana”Herkes canı yanınca annesine naz ediyor,benimse kendime bile geçmiyor nazım…Dün yine rüyama geldin annem,biliyorum hissettin canımın yandığını yanımda olmak istedin…Seni çok özledim Annem…
Çok yanlızım annem,
Olsaydın şimdi yanımda
Hani bana bıraktığın yüzük var ya,o artık tam oluyor bana…Hiç çıkartmıyorum annem,sanki onu takınca yanımdaymışsın,yine kapıyı çalsam sen açıcakmışsın,bana en güzel yemeklerini yapıcakmışsın gibi geliyor…!Herkes başı sıkışınca annesine koşuyor,bense kapanıp odana resmini alıp basıyorum kalbimin üstüne….Kimi zaman isyan ediyorum,yokluğun beni çıldırtıcakmıi gibi oluyor biliyo musun annem?Çok özledim geceleri gelip beni öpmeni,sevmeni,pamuk ellerini,yanaklarını…Dayanamıyorum annem…!
Bak yine canım yandı,
Annem diye bağırdım,
Herkes gitti anne,
İçime atıyorum derdimi yine!
Sende gittin,oda gitti!
Bana ne kaldı bu hayatta annem!!
Hatıralardan bir yol çizdim kendime,
Hatırladım gelip geçenleri,
Gülüyorum şimdi halime!!!
Hatıralardan bir yol çizdim kendime,
Unutmadım yıkıp geçenleri
Karaladım kirli deftere…
Yalan…
Kimse sen değil,
Ölümlü aşkları ezberledim,
Kimse sen kadar can değil…!!
Annem,Çok yanlızım,
Sana gel diyemem!
Yalanlardan yoruldum
Sonumu bilemem!!!
Dayanamıyorum artık Annem…!

 

       


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

doğum günüm24/2/2008
p

 

 

 

     

24/2/2008 - doğum günüm

Doğum Günümde Yapayalnızım...! ! !

Sen yalnızlık nedir bilir misin ???
Issız bir odanın,
buz tutmuş duvarlarına omuzunu dayayarak;
o alaca karanlığın içinde,
koskaca bir yılın veda çanları çalarken;
daha önceki yıllardan birazdaha yorgun,
birazdaha yaşlanmışlığın eşliğinde,
el sallamasını peşin sıra... !
Hem de gözyaşlarıyla,
birbaşına....
Dönde bir bak bana !
nasıl...gözlerimdeki sahte bakışları iyi parlatabilmişmiyim ?
Uğurladığım yıllarıma iyi rol yapabilmişmiyim ?
Herzamanki polyannacılık oyununu iyi oynamışmıyım?
Hüznümün son demlerini yaşadığım şu dakikalarda,
saklayabilmişmiyim birparça olsun özlemlerimi... ?
evet...
bugece koskoca bir yılıma daha veda ediyorum.
Herzaman olduğu gibi yine yanımda;
camıma vuran yağmur damlaları ,
ve
doğduğum günden yadigar gözyaşlarım,
hemen yanıbaşımda.
Onlar eşlik ediyorlar geceme .
onlar...
onlar beni unutmayan en vefalı dostlarım...
Elimde olsa da engel olsam, şu akıp giden zamana.
Hele de şu çocukluk yıllarım yok mu !!!
ençokta onları geri isterdim .
Çocukluğuma hiç doyamadım da ...
Keşke en başa dönmenin bir yolu olsa.
Bugün benim doğum günüm,
doğduğumda da yalnızdım
şimdi de yalnız ağlıyorum
Galiba bu yaşlar bana doğduğum günden yadigar.
Yaşlandıkça daha bir zor geliyor bu kahrolası içlenmeler.
evet...
ben bugece koskoca bir yılıma daha veda ediyorum
Bugün benim doğum günüm
doğduğumda da yalnızdım şimdi de yalnız ağlıyorum...

esra özdemir

                              

 

                        

 

Sen yalan söyledin anne !

Gülünce açan çiçeklerim yokki benim. .

Koynumdaki keskin hüzünlerle ,

Çok yakısıyorum ayrılık otobüslerine. .

Ne zaman qülsem aqzım yüzüm kan.

Söyle ;

Beni doqururken hüzünemi öptürdün annee ?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 







(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

babamın kokusu24/2/2008


   

 

     

 

Baba (Mın) Kokusu
Babama...

Sıkıntılarını ılık esen rüzgârlara anlat demişti bir dostum…
“Ilık esen rüzgâr, sıkıntılarını alıp giderken huzurla doldurur içini…”
Bu gece rüzgârla randevum vardı; hanımeli kokan terasımızda… Dost sohbetini esirgemedi benden rüzgâr.
Sıkıntılarımı alıp giderken hanımelinin eşsiz kokusunu bıraktı yanıma…
Yıldızlar ortak oldu huzuruma… Dalıp gittik uzaklara…
Güzel yaz gecelerin evlere girilmez sıcağında, bir başka olur saçak altı dost sohbetler
Çocukluğumun büyülü yıllarında, bizzat yaşadığım eşsiz güzellikteki huzur gecelerine gittim bu gece.
Büyümemle birlikte büyünün bozulduğu, çocukluğumun huzur dolu yılları arasında saklı kalan bir güzellik tebessüm etti bu gece yüzüme…
Sıcak yaz gecelerinin en güzel anlarıydı, komşularımızla bir arada geçen bitmesini istemediğim sıcak yaz geceleri…
Dumanı üstünde tüten çayların yanında ikram edilen kurabiyelerin o eşsiz tadı…
Çocuklara yapılan paşa çaylarının mayhoş kokusu…
Büyüklerin şen kahkahaları arasında, bilinçsizce oynadığımız oyunların en tatlı yerinde muhakkak bastıran o tatlı uykular…
“Çocuklar uyudu” diyerek dönülmezdi evlere.
Teraslara dizilen sedirlerin üzerine yatırılırdık…
Yıldızların eşsiz güzelliği, annelerin şen kahkahaları arasında dalardık huzur uykusuna…
Annelerin şen kahkahalarının ninni gibi gelişimidir, hanımeli kokusunun rüzgâr eşliğiyle burnumuza getirdiği o eşsiz güzelliğimidir bilinmez, evimizde, rahat beşiğimizdeki uykumuzdan daha tatlı gelirdi sedir üstü uykular…
Gecenin geç saatlerinde eve dönüş seferleri…
Baba kucağında çabucak bitiveren yollar…
Uykuda kucağa alındığımı anlardım çok zaman ve daha bir yerleşirdim o alındığım kucağa…
Bilirdim ki babamın kucağındayım… Bilirdim ki güvendeyim…
Uykuda olsam da kokusundan tanırdım baba kucağını…
Babam tütün kokardı…
O tütün kokusu huzur verirdi bana…
Sadece babam tütün kokardı…
Şimdi benim ellerim tütün kokuyor…
Tanıdık bir koku
Ama huzur vermiyor…
Baba kucağının o eşsiz huzuru kalmadı içimde…
Üzerime titreyen ellerin olmadığı…
Ateşimi ölçen dudakların alnıma değmediği bir dönemdeyim artık.
Kendi çayımı kendim yapmak zorunda olduğum, misafirlerimi hanım eli kokan terasta ağırlamanın, çocukluğumdaki gibi neşe vermediğinin farkındayım artık…
İzliyorum… Düşünüyorum…
Benim yaşadığım o çocuk huzurunu yaşayan kaç çocuk kaldı geriye?
Özlüyorum…
Baba kucağının o eşsiz huzurunu özlüyorum…
Üzerime titreyen elleri…
Endişe içinde alnıma dokunan o dudakları özlüyorum…
Babamın kokusunu özlüyorum…


Babama …

Babama …

                                 gönül sevinç

 

 

 

 

 

 

 


(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Yaşamak2/2/2008

              

Birgün söylemek istedim içimdekini…

“Niçin”diye açılırken ağzım

Lugatlardan çıkardılar “niçin”i

Dediler:”Nene lazım”

Sizin olsun gün,saat…

Sizin olsun su,sizin olsun ekmek…

Yetişti günlerin,gecelerin

Mevsimlerin nazını çekmek.

Kuşum dilediği dalda

Yapsın yuvayı

Ona armağan bırakıyorum

Kanatlarımı,bulutları,havayı

 

Yazık ki dolmadı çağlar:

Yükümü bir gün daha

Taşıyacak dünyalar

 

Unuttum kimlere dost olduğumu,

Şaşırdım kimlere tapacağımı

Yaşamak bir vazife olmasaydı

Ben bilirdim yapacağımı


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

AFF-I UMUMİ2/2/2008

                 

Kazayı, belayı eceli;
Habili, kabili;
Melek olduğuna güç inandığım
Azrail’i                       

                              
Affettim

Beddualarıyla dili;
Sonu gelmeyecek masallarıyla
Başı, ayağı eli
Affettim

Açarken yapraklar, açarken güller
Gölgemin gölgesi kara haber,
Seni de;
Takdir, mukadderat, kader;        
Senide affettim

Ey ebedi yolculuk
Ey sesi yollarda kalmış,
Sözü diller de kalmış
Hayatım çocuk;
Seni de, seni de
Affettim

Bahçemi beğenmeyen çiçekleri de,
Soframı hor gören yemekleri de
Gelmişleri de, gelecekleri de
AFFETTİM

 

                               ARİF NİHAT ASYA


(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

seninle ... olamadık biz26/12/2007

                 

                           

Seninle olamadıklarımız…

Bir sabah karşılıklı oturup taze demlenmiş birer bardak çay içemedik. Çıtır çıtır kızarmış bir simidi bölüşüp yiyemedik.Sabahlar olmadı!

Kış güneşinin odayı ısıtan sıcağında dizlerimde uyumadın. Çünkü, güneş bize hiç doğmadı!

Gözlerinin içine heyecanla bakamadım; bakışlar donmadı! Başımı omzuna yaslayıp Sezen’i dinlemedim seninle. Sezen bize hiç şarkı söylemedi! Dudağıma kondurduğun ilk busede yüzüm kızarıp, avuç içlerim terlemedi.

Senden kaçışlarımın nedenini sabahlara kadar hiç düşünmedim. Telefonuma gelen mesajlarına gülümseyemedim. Sana hiç sevgilim diyemedim.


Sen arabayı hızlı kullanıp yüreğimi ağzıma getirmedin; ben yavaş kullan arabayı, diye çığlık atmadım…

Sen cep telefonunu bana verip uykuya dalmadın; ben telefonuna gelen mesajları, aramaları kontrol edip, hiç karıştırmadım.Ne sen bana güvendin ne de ben seni kıskandım.



Olamadık ‘biz’ ... Gündüzleri geceye taşıyamadık işte, sabahları uyanamadık…

 

Aynanın karşısına sarılarak geçip şımarıkça birbirimize ‘yakışıyor muyuz’ diye sormadık. Türk kahvesi içip fallarımıza bakamadık…Hiç şarkımız olmadı mesela... Bir resimde beraber yer alamadık!

         

Seninle yaşanan hiçbir an’

 

 ı hafızama kaydedemedim.Çünkü merhaba ile elveda arasında kalmayı umursamadık ve aslında kaybetmekten hiç korkmadık.

Şimdi bunca yazdığım ‘olamadıklarımızı’ aslında olduğumuzdan mı yoksa unuttuğumuzdan mı üzgünüm işte onu bilmiyorum! Yani cesaretimizle mi övüneyim yoksa korkaklığımızdan mı utanayım bilemedim!

Olamadık aslında sevgilim, biz hiç 'biz' olamadık…  

                               

                     
                                         

                               binnur edisan


(Yazar eylemms)
4 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

kadının kalbi23/12/2007

 

   

                                                                     

                 Hareketli Resimler-38    

Kadınlar…

Bazen savaşçı, bazen yorgun, bazen savunmasız, bazen kırılgan, bazen kırıcı…

Benim diyen en eli maşalı, en acımasız kadının bile yüreğinin derinlerine sakladığı ve kimseyle paylaşamadığı kaç kesiği vardır kim bilir? Ve o kesikler en çok hangi zamanlarda daha da acıtır? Bilirim ki acı ne kadar derinse sancısı o kadar uzun sürüyor.

Benim de yüreğimin derinlerine sakladığım gizli acılarım var. Nerde ne yapmam gerektiğini şaşırdığım ve kendimi çıkmazda hissettiğim çaresizliklerim var.Elimi sol yanıma koyup ‘ölüyorum galiba’ dediğim ve kalbimin bir an önce durmasını istediğim anlarım var… Kadının kalbi yorgun!

Neden, diye soramadığım kanımı donduran gecelerim, göz yaşlarımı içime akıttığım kırgınlıklarım, geriye sarmanın mümkün olmadığı pişmanlıklarım var. Son günlerde beynimde dolaşan savruk, uyuşmuş, keşke cümle olmasaydı dediğim, sahiplenemediğim ve sahibini tanımadığım gereksiz sözcükler var…Kadının kalbi savunmasız!

Hayatıma artık dokunmasını istemediğim insanlara karşı umursamaz tavırlarım, anlam katmaya çalışmadığım vedalarım; kıyıdan uzaklaştığım, sınırları zorladığım inatlaşmalarım var…Kadının kalbi kırıcı!


Kadınlar...Kırılgan, narin, incinmiş kadınlar…Ürkek adımlarla bir yüreğe ‘merhaba’ derken olabilecekleri hesaba katamayan kadınlar.Acı çeken ve acıları kemikleşen kadınlar.


Kısa bir süre önce gözlerimin içine bakan bir çift kahverengi gözün karşısında elim ayağım birbirine dolaşmıştı. Sen benim bakışlarımı sevdin, derken ne kadar mağrurdu. Kimse sana böyle bakamaz, dercesine de küstah! Her cümlenin ardında saklı bir cümle daha var oysa…Devamını dileyemeyeceğim soluksuz günlerdi benim için. Nefesim yettiğince yaşadım ve zamanı gelince de ellerine teslim ettim artık içimde öldürdüğü tüm hislerimi.Kadının kalbi vazgeçti!  

                     

                                                    BİNNUR EDİSAN


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

dokunmayın bana23/12/2007

                                  

Bana geçmişini anlat, dediklerinde beynimin sağ lobuyla sol lobu arasında kalan o ince çizginin ‘anlatma’ diyen direnişiyle karşılaşıyorum. Konu bir de ‘geçmiş aşk’ olduğundaysa söylenecek tüm sözcükler cümle olmamak için birbirinden kaçıyor.Dile getiremiyorum; dillendiremiyorum.Neden ayrıldınız? sorusunun cevabı nasıl da zordur. Yürümedi ayrıldık? İnandırıcı oldu mu!

Artık hayatın hangi boyutunda olduğumu algılayamaz oldum.Ben mi kendimi anlatamıyorum yoksa anlamak mı istemiyorlar çözemedim gitti. Dokunmayın bana, diye bağırmaya başladığıma göre durum fenaya doğru gidiyor…

Son zamanlarda yüreğimde uysal adımlarla yürüyen bir adam var.Anlamaya çalıştıkça anlayamadığım bir adam…Elimde bana onu anlatan, sahici ve etkili bir kılavuz kitap olsa ; ben nerde ne yapmam gerektiğini böylece kestirebilsem…İlişki yaşamayı unutmuş olabilir miyim, diye geziniyorum dostlarım arasında! İlişki yaşamayı unutmuş olabilir miyim…

Her aşk bir sonraki aşkın devamı mı yoksa her yürek atışı bir öncekinin katili mi anlayamadım…Ben yaklaştıkça uzaklaşan; ben uzaklaştıkça yaklaşan duyguların hükmü ne zamana kadar sürer?
Ben bu satırları yazarken yüreğimde uysal adımlarla yürüyen adamla da vedalaştım…Ve maalesef yarım kaldı yazı da aşk da…
Kılavuzu da istemiyorum…

Sadece dokunmayın artık bana, diyorum DOKUNMAYIN BANA! 

                                    binnur edisan

               


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

sevginin ve acının resmi17/12/2007
IPB Image
(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

kırık kanatlı bir kuş tadında aklımda gözlerin12/12/2007

 IPB Image

 

herşey sen tadyor bugün
sanki tüm lokmalarm senden almş tadn
belki de bugün bu yüzden yutkunup duruyorum
krk kanatl bir kuş tadnda,
mavi bir kuş tadnda kald aklmda gözlerin
en büyük hatamda bu oldu zaten
ksack, simsiyah bir saç teline
bağladm tüm ümitlerimi
göğsümde biriken hçkrklarm
boğazma ilikledim,
sonra izlediğim ilk çizgi filmde
neden deli gibi ağladm anneme söyleyemedim.

Mavi kuş tadnda kalan gözlerinle
Pembe düşlerime,
menekşe tadnda gözyaşlarm iliştirirdin sen
şükürler olsun! derken ardndan akan damlalara
inan sana ağladğm için hiç üzülmedim

bir kartal kadar cesaretli,
bir o kadar da kanad krk kuştum ben
siyah bezler büyüttüm dilek ağaçlarnda
beni senden ayran mavilere inat
siyah matemdi
siyah ac demekti
ben seni brakp gittikten sonra
bana bakan gözlerinin iz düşümünde
çok ac çektim

sensizlik
bu fikrin, bu seçimin şifresini hiç bilemedim
mavi ve seyrek dokunmuş bir kumaşn içinde
döndüm durdum
tüm gecelere. Her gece söz verdim
senle biten virgüllü cümleleri unutmak için
ama hiç beceremedim
artk bir garip türkü dinletisi kalbimde
bir başka atyor kalbim, iki ileri bir geri sanki
o bir geri, arkamda braktğm sen için belki

içim yanyor
ama ben üşüyorum
tüm zamanlara her zaman bir sözüm olacak
seni bu kadar sevmenin cezasn
en yakn zamanda kendime ödeteceğim


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

içimdeki öteki hiç büyümesin11/12/2007

 

Martıların gözleri eşliğinde
Bugün yine doğdu içim!
Hüzün yağdı
Kuş uçmaz, kervan geçmez odama
Okunmayan satırlarım
İntihara hazır!
Belki bu yüzden
İçimdeki senfoninin
Yalnızlıktır bendeki adı...

Bugün doğdu içimdeki öteki
Kalbimin en güzel yerinde
Bana en çok dokunan senfoni
Bir yılı daha hayatıma aldım
Ve onun elime tutuşturduğu
Kendime ördüğüm mavi bir kazaktı...

Ben yalnız büyüdüm bu yıl da,
Dudaklarımı gözyaşım yaktı
Ne her yıl yağan yağmur vardı,
Ne de zaman bir dilim geri alındı,
Mavi boyalı odamda ben,
Yalnızdım!..

Çıkıp sokağa yürüdüm,
Sümüklü pis çocuklar aradım, öpmek için
Bozuk para bırakabileceğim dilenciler
Bulamadım!..
Saçlarımı kesmek, kızıla boyamak
Tek amaç yalnız kalmamak
Kıyamadım!..

Taşınmayacak kadar çok ağırlaşan
Düne ait tüm yazdıklarımı
Okunmaz yarınlara uğurluyorum.
Bu yaşıma geldim!
Hala,
Elmalarla armutları toplayamıyorum J)

Yıllar geçti,
Tek servetim, yüreğim!

Harçlığını yıldızlardan koparan
Gözleri utangaç,
Çalıkuşu!..
Yıllar,
İçimdeki ötekini hiç büyütmeyin!

                                                     semra bakan

 


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

sakın beni bir daha düşürme28/11/2007

                           

Camdan yapılmayım,
Kırıldım bir kere,
Zor bir araya getirdim parçalarımı,
Tahtaların aralarına giren küçük kırıkları,
Gözyaşımla ıslattığım parmak uçlarımla topladım,
Halının tüylerine dek fırlayan camları ararken,
Yüzümün düşlerle dokunmuş desenleriyle bakıştım
Anıların üzerine basmadan, kanatmadan kendini,
Yarım yansımalarınla yüzleşmeden iri cam parçalarında,
Kendini yeniden bir araya getirmek,
Yapıştırmak kırıkları yerine,
Sandığın kadar kolay değil!

Benim doğallığımın yerine,
O kırıklıktan sonra işte bu yapaylık oturdu,
Anla artık,
Yapıştırarak kendimi oluşturdum yeniden.
Bu yüzden kaldıramam ikinci bir kırılmayı.
Sen hiç bir şeyi ikinci kez yapıştırmayı denedin mi?
Tutmaz...
İki kıyı tüm girinti ve çıkıntılarıyla tamamlamaz birbirini.

Bir daha olursa,
Olursa bir daha kırıklık,
Daha keskin, daha tutulmaz, daha tehlikeli olurum.
Tene değen her parçam, keser kanatır.
Ki anlasana,
Sindiğim kıyılardan köşelerden,
Ansızın batarım insanlara.
Ki anlasana,
Kırılıp dağıldığımı unuttukları an,
Gittikçe büyüyen bir tehlike olurum
Sakın!
Sakın, durduğum şu zaman ve yer içinde,
Dengemi bozacak kadar ağır dokunma bana,
Sakın beni bir daha düşürme

 

 

   
   

 

 

 

 

 


(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

boşver28/11/2007

 

                        

Oradan bakınca ne görebiliyorsun Bende ?
İçimi? Dışımı? Karakterimi? Kişiliğimi? Düşüncelerimi? Hislerimi? Sevgimi? Nefretimi? Değerimi? Değerini? Kendini? Başkasını? Diğerini? Şeklimi? Şemalimi? Rengimi? Tenimi? Hayalimi?
Alışkanlığımı?
Aşk?

Görmediğin hiçbirşeyin peşine düşme,

boşver!...

(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

sitemlerle öptün gecemi27/11/2007

                                  

Sitemlerle Öptün Gecemi

Aşkın ölümcül bir yüzü daha varmış
Seninle gördüm.
Okyanusta dolaşan menzilsiz gemi gibi
Asi fırtınalarda kayboluyorken,
Sessiz yıldırımlar gibi düştün geceme.
Güneşin batıdan doğuşu bir aşk
Can çekişiyordu gecenin koynunda.
Başı sonu belirsiz karmaşık öykü,
Yazılamıyordu bir türlü.
Ruhlardan kopan parçalar
Rüyalara dadanıyordu arsızca..
En derin duygular tarumardı.
Görmezden gelmelerin
Hele o suskunluğun ve gece,
Ayaz ve puslu gece
Aşkın ölümcül yüzüydü..
Yiğitler yiğidi bir kalp,
Tüm hüzünlerini yüklenmiş
Bir türlü olamayan sabaha inat
Küskünlüğünden nice sonra
Uzanıp en olmadık zamanda
En olmadık dokunuşu verdi.
Yüzleşiyorken aşkla
İşte tam o an,yalnızlığımın orta yerinde
Sitemlerle öptün gecemi...


Alıntı...

 


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

sevginin bittiği yerde27/11/2007

  

Sevginin bittiği yerde sarıL bana heyecanLarın tükendiği ve artık yapacak hiçbir şeyin kaLmadığı bir anda çek koLumdan..
gözLerimi daya gözLerine bir anda daLıp git bana ..

DüşLerimizin yoruLduğu yerde tutun bana beni çağıramayacak kadar uzakta oL ve ben geLemeyecek kadar koşayım sana ..
imkansızı iste,meseLa "unut", de...DudakLarım değiL gözLerim boşaLsın o dakika
giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana..

Üşümeye başLadığın yerde ısın bana, gözLerim ağlamaktan şişmiş olabilir ... aLdırma
her haLimLe güzeL buL beni,her haLimLe karış bana..Bir demet papatyayLa bile kandırabiLirsin beni ..
Sakın unutma sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öP...

 

 

                                                                  alıntı

 


(Yazar eylemms)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

inandım27/11/2007

Bir masaldı bu! Sen anlatırdın…
Miş’li geçmiş zamanlardan yokluğa uzanan
Dinle derdin:
Ateşi,yağmuru,güneşi dinle
Kekik kokulu dağlarda
Bir çoban kavalında saklı
Eski bir türkünün yakarışını
Alev alev bir yüreğin yanışını dinle…….

Sen anlatırdın…
Yanmış bir türkünün ezgisinde
Diyar diyar dolaşan aşkları
Oysa
Yalınayak sevdalarım gezinirdi düşlerinde
Bilmezdin……..
Düşlerin vardı
Asırlar öncesinden uykularıma süzülen
Ve gözlerin…
Her mevsim yeniden yeşeren

Kim bilir şimdi neresindesin zamanın
Hangi yüzyılın masalında saklısın
Belki bin bir geceli Şehrazat’sın
Belki Babil’in asma bahçelerinde
Çocukluğumun ellerinden tutmaktasın

Bir masaldı bu!
Hep sen anlattın…
Çocuktum…..inandım….

 

               alıntı

 


(Yazar eylemms)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

4 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri