>head>BODY onLoad="clock()">

Arama

SEVMEYE VE SEVİLMEYE İTİRAZ OLMAZ

BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


28/1/2008 - Yangın
Bulundugu yer: Ansiklopedi

Yangın

Yanma olayının meydana gelebilmesi için üç koşulun bir arada olması gerekir.Bunlar, yanıcı madde, ısı ve oksijendir. Yangın üçgenini oluşturan bu üç unsurdan herhangi biri olmazsa veya yeterli miktarda bulunmazsa yanma olayı olmaz.

   Örneğin, yeterli oksijen olmayan ortamda tam yanma gerçekleşemez.Her yanma olayına yangın diyemeyiz; alevler ancak kontrol dışına çıkınca yangın denir.

   Yangının

   İlk aşamasında      koku

   İkinci aşamasında  duman

   Üçüncü aşamasında alev görülür.























Yararlanmak amacı ile yakılan ateş dışında oluşan ve denetlenemeyen yanma olayına YANGIN denir.

YANGINLARIN SINIFLANDIRILMASI

Yangının türü yanmakta olan maddeye göre değişir. Bu nedenle yangınları beş sınıfta toplayabiliriz.

A TÜRÜ YANGINLAR :

Yanıcı katı maddeler yangınıdır. (örneğin , odun , kömür, kağıt , ot , dokumalar vb yangınlar) kuru kimyevi toz , karbondioksit ve sulu söndürücüler içeren söndürme cihazları ile söndürülür.

B TÜRÜ YANGINLAR :

Yanıcı sıvı maddeler yangınıdır. (örneğin , benzin benzol , makina yağları , laklar , yağlı boyalar , katran , asfalt vb yangınlar) kuru kimyevi toz ,karbondioksit ve köpük içeren söndürme cihazları ile söndürülür.

C TÜRÜ YANGINLAR :

Yanıcı gaz maddeler yangınıdır. Maddeler (örneğin , metan , porpan , bütan , lpg , asetilen , havagazı , hidrojen vb yangınlar) kuru kimyevi toz , karbondioksit ve haloncarbon içeren söndürme cihazları ile söndürülür.

D TÜRÜ YANGINLAR :

Lityum , sodyum , potasyum , aleminyum , magnezyum , gibi yanabilen hafif ve aktif maddelele , radyaaktif yangındır. Kuru kimyevi toz içeren söndürme cihazları ile söndürülür.

E TÜRÜ YANGINLAR :

Bir yangın sınıfı sayılmamakla beraber , günümüzde hemen hemen her yerde kullanılması ve önemli bir yangın sebebi olması dolayısıyla , elektirik ve elektirikli cihazların yol açtığı yangınlarda bazı standartlarda ayrı bir sınıf olarak gösterilmektedir . Kuru kimyevi toz halocarbon içeren söndürme cihazları ile söndürülür.

SÖNDÜRME PRENSİPLERİ

    1.Soğutarak Söndürme

    a. Su İle Soğutarak Söndürme: Soğutarak söndürme prensipleri içerisinde en çok kullanılandır. Suyun fiziksel-kimyasal özelliği, yanıcı maddeyi boğar ve yanıcı maddeden ısı alarak yangının sönmesini sağlar.
    b. Yanıcı Maddeyi Dağıtma: Yanan maddelerin dağıtılmasıyla yangın nedeni olan yüksek ısı bölünür, bölünen ısı düşer ve yangın yavaş yavaş söner.
    Akaryakıt yangınlarında bu tip söndürme uygulanmaz.
   
    2.Havayı Kesme

    a. Örtme: Katı maddeler veya kimyasal bileşikler kullanarak yanan madde ile oksijenin kesilmesi olayıdır. Akaryakıt yangınlarında, örtü oluşturan kimyasal bileşikler kullanılmaktadır.
    b. Boğma: Yangının oksijenle ilgisinin kesilmesi veya azaltılması olayıdır.
    Yanıcı Maddenin Ortadan Kaldırılması:
    Yanmakta olan maddelerin ortadan kaldırılması halinde, yanma üçgeni oluşamaz. Bu nedenle de yangın sönmüş olur.












Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


25/3/2007 - Kitle iletişim araçları
Bulundugu yer: Ansiklopedi

22- KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE SPOR

İnsanlar güncel olayları, kitle iletişim araçları sayesinde öğrenir ve takip ederler. Bu yüzden günümüzde kitle iletişim araçları, yasama, yürütme ve yargı organları yanında dördüncü bir güç olarak kabul edilmektedir.

İnsanlar aslında iletişimi, haberleşmeyi yüz yüze yaparlar. Ancak zaman geçip toplum her gün biraz daha karmaşık nitelik kazanınca mesajlar yöneltilecek gruplar büyük genişlik kazanır ve yüz yüze haberleşme, iletişim yetersiz hale gelir; kişinin artık bildiği, tanıdığı komşusuna değil, tanımadığı, ilk ilişkiler içinde bulunmadığı diğer insanlara mesajlar yöneltmesi gerekir. Bu olgudan doğan iletişime tali, ikinci türden iletişim, haberleşme denir. işte bu nitelikteki haberleşmenin bazı tekniklerle, belirli bir teknoloji uygulanarak çoğaltılıp güçlendirilerek, çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine kitle haberleşmesi (mass communication) adı verilir ve kullanılan araçlara da kitle haberleşme araçları (mass-media) denilir (1, 408).

Kitle iletişim araçları denildiğinde tüm yazılı ve görsel basın (gazete, dergi, radyo, televizyon, film vb. ) anlaşılır. Ancak radyo ve özellikle televizyon her evde bulunduğu ve günümüzün gelişmiş teknolojisi sayesinde çok uzaklardaki olayları bile canlı olarak tüm ayrıntısıyla görüntülü olarak karşımıza getirdiği için en etkili olanlarıdır. Televizyonun bu etkisi spor faaliyetlerine olan ilgiyi de arttırmıştır. Hayatlarında hiç spor yapmamış insanlar bile televizyon sayesinde spor karşılaşmalarına ilgi duymaya başlamışlardır.

Kitle iletişim araçlarının ve yapımcılarının görevleri ise halka haber ve bilgi vermek, eğitime ve eğlenceye katkıda bulunmak olarak sıralanabilir. Ancak hızla gelişen teknolojiye bağlı olarak kitle iletişim araçlarının nitelik ve niceliğinde ortaya çıkan artışlar, bunlar arasındaki rekabeti de arttırmıştır. Sonuçta tiraj kaygısı bilgi verme ve eğitime katkıda bulunma görevini unutturmaya başlamıştır.

Önemsenen, televizyon programlarının ne oranda izleyici topladığı veya gazetenin tirajıdır. Spordaki şiddet öğeleri de, örneğin Hooligan'ların saldırganlıkları, sansasyon haberciliği için iyi malzeme oluşturmaktadır. Spor haberleri başarı ve başarısızlık, kazanmak ve kaybetmek çerçevesinde sunulmaktadır. Spor yıldızları başarı durumunda sınırsızca göklere çıkarılmakta, başarısızlık durumunda ise gaddarca eleştirilmektedir. Atletin kendisini nasıl toparlayacağı ya da eleştirileri nasıl hazmedeceği pek önemsenmemektedir. (3, 185).

 Demokrasinin güçlenmesinde, toplumun sosyal ve kültürel bakımdan gelişmesinde basının etkinliği yadsınamaz. Ancak bazı yazarlarımızın da vurguladıkları gibi, basınımız kendi söküğünü dikemeyen durumundadır. Basınımızın ayrılmaz parçasını oluşturan spor basınını durumdan soyutlamak olası değil. Spor basını da, oluşturduğu kendi kurallarının dışına pek çıkamayan, güncel olay ve heyecanların aktarılmasından öte araştırmalara yönelmeyen bir yapıya sahiptir. Spor sayfalarının yöneticileri doyurucu, eğitici bilimsel araştırmalar yerine, ünlü bir iki kulüp başkanından söz etmeyi yeğlemektedirler. Basının yol göstericiliğini kanıtlayan eleştiriler bu nedenle çok yüzeysel kalmakta ve de kişisel hesaplaşmalara dayalı fantezilerden öteye geçmemektedir (4, 75).

Geçmişten günümüze, hem sporun medyaya hem de medyanın spora etkisi görülmektedir. Özellikle sporun tüm dünyada bir sosyal olgu olarak gelmiş olduğu konumda kitle iletişim araçlarının büyük rolü olmuştur. Bugün dünyada 65 ayrı çeşit spor dalı bulunmaktadır. Değişik spor dallarının tanıtılıp yaygınlaştırılması, spor yapma olanağına sahip olmayan çoğunluğun spora ilgi duyması, kitle iletişim araçları sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak artık spor medyayı kontrol eder ve yönlendirir duruma gelmiştir. Medya sporun bunca değişik çeşidi, fizyolojisi, anatomisi, antrenman planlaması ve periyotlaması, organizasyon ve yönetimi, psikolojik ve sosyolojik yönü karşısında gerekli uzmanlaşmayı gerçekleştiremediği için geride kalmıştır. Özellikle profesyonel spor, gazetelerin spor sayfalarını ve televizyonların spor programlarını ele geçirmiş durumdadır.

Dünyada, on dokuzuncu yüzyılın başlarında kurallar uygulanarak yapılmaya başlanan modern spor dallarını ilgi ile izleyen seyircilerin, bu karşılaşmalar için yapılan eleştirileri öğrenmek üzere gazeteleri okumaya başlamasıyla, gazeteler spor konusunda bilgili yazarlar aramaya başladılar ve bu suretle de gazetelerde spor yazılarının sütunlar halinde yayınlanmaya başlamasıyla spor yazarlığı gündeme geldi. Bu yüzyılın ortalarından sonra İngiltere’de futbol takımları, Amerika'da Boks, Fransa'da güreş profesyonel olarak düzenlenmeye başlanınca seyirci kapasitesi arttı ve ilgi fazlalaştı. Bu nedenle de spor yazarlığı gelişmeye başladı. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Fransa, İngiltere, Amerika, Almanya, Belçika ve İtalya’da yalnız spor yazan dergiler yayınlanmaya başlamıştır. Yirminci yüzyılın başında bütün dünyada haberler telgrafla, fotoğraflar da mektupla gazete ve dergilere iletiliyordu. Yıllar geçtikçe buna telefonlar ve sinema filmleri eklenmeye başlandı. Birinci dünya savaşından sonra radyolar anında spor sonuçlarını yapıldıkları yerden bildiriyordu. 1935'den sonra fotoğrafları anında ülkeden ülkeye veren makineler kullanıldı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra televizyon spor olaylarını daha çabuk dünyanın dört bir tarafına duyuruyordu. Hele bilgisayarla uydu antenleri ve fakslar sayesinde bütün dünya spor olaylarını görüntüleriyle anında milyonlarca insanın izlemesini sağladı (13, 187).

Türkiye'de kitle iletişim araçlarının sporla tanışması yazılı basın yoluyla ilk defa 1891 yılında yayınlanan eskrim ile ilgili bir yazıyla başlamıştır. Bunu Selanik'te çıkan Asır gazetesinin spora yer vermesi ve 1911'de Tasviri Efkar'da ilk maç yazısı takip etmiştir. 1933'de Haber gazetesi ilk spor sayfasını yapmıştır. 1952'de ise Türk Spor adlı ilk günlük spor gazetesi çıkarılmıştır. 1968 yılında Tercüman gazetesi renkli ve çok imzalı spor ekini yayınladı. Bu tarihlerde spor basını %90' a varan bir oranda futbola yönelikti (4, 193). Bugün ise 35 günlük gazete yayınlanmakta ve her birinde 1-4 arasında değişen spor sayfası yer almaktadır. Günlük spor gazetesi sayısı ise 4'dür. 1997 yılında yapılan bir araştırmada günlük gazetelerin spor sayfalarında futbolun yine ağırlıklı olarak yer aldığı görülmektedir. Sabah gazetesi %56, 47, Cumhuriyet gazetesi %76, 07, Hürriyet gazetesi %60, 5, Akşam gazetesi %72, 88, Zaman gazetesi %55, 88, ve Emek gazetesi %53, 68 oranında spor sayfalarında futbola yer vermişlerdir (11, 28).

Aynı araştırma kadın sporlarının günlük gazetelerde yer alışlarıyla ilgili bilgilerin yer aldığı ilk çalışma olmuştur. Kadınlarla ilgili spor haberlerinin yüzde dağılımları; Sabah gazetesinde %0, 66 yazı, %0, 33 resim, Cumhuriyet gazetesi %0, 45 yazı, %0, 95 resim Akşam gazetesi %0, 14 yazı, %0, 31 resim, Emek gazetesinde %0, 69 yazı %0, 20, resim şeklindedir. Zaman gazetesinde %0, 80 yazı yer alırken resme hiç yer verilmemiştir.

Radyo spor yayıncılığı 1933 de İstanbul’daki Türkiye-İtalya güreş müsabakasının naklen verilmesiyle başlamış, 1934 de Fenerbahçe-Avusturya WAC takımı arasındaki maç telefon aracılığıyla naklen verilmiştir. Radyo spor yayıncılığı 1950’li yıllardan itibaren hızla ilerlemiştir (15, 38). Radyo spor yayınlarında kadın sporlarının yer alışıyla ilgili yapılmış bir çalışmaya rastlanamamıştır.

Televizyon ise Türkiye’de 1968 de yayın hayatına başlamıştır. 1971 Akdeniz Oyunlarıyla televizyonda ilk naklen yayın gerçekleştirilmiş ve bunu takip eden yıllarda ise yurt içi ve yurt dışı spor yayınlarında çok hızlı bir gelişme göstermiştir (15, 39). Televizyondaki spor programlarıyla ilgili yapılan bir araştırmada yine futbol branşının ağırlıkta olduğu görülmektedir. TRT 1 %59, 8, Kanal D %75, ATV %66, Star %86, 7, Show TV %62, Kanal 6%50, 6 oranında spor programlarını futbola ayırmışlardır (5, 51).

Bu araştırmada kadın sporlarının televizyonlarda yer alışıyla ilgili herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Ancak gözlemlere dayanarak TV de kadın sporlarına ayrılan oranın gazetelerde ayrılan orandan pek de farklı olmadığını söyleyebiliriz. Televizyonlar spor programlarında kadın sporculara yer vermek yerine, kadın spikerler kullanmayı ya da fanatik kadın mankenlerle defile arası kulis sohbetleri yapmayı tercih etmektedirler.

Televizyon başlangıçta spor dallarının değişen oyun kurallarını duyurmada, yeni sporları tanıtımda eğitici ve sporu yaygınlaştırıcı bir işlevi yerine getirmekteydi. Ancak sporun büyük bir izleyici kitlesine ulaşmasıyla ortaya çıkan ekonomik boyutu, televizyon spor programlarının, daha fazla reklam alarak daha fazla kazanma amacıyla eğlence yönü ağır basan spor-magazin programlarına dönüşmesine yol açmıştır.

1982-83 yılında televizyonda gösterilen canlı profesyonel şampiyonaların analizini yapan Meier, aşağıdaki tabloyu ortaya çıkarmıştır (9).

 

Spor Canlı-yayın süresi

Reklam süresi

 

% (dakika: saniye)

% (dakika: saniye)

Futbol

3. 7 (13: 35)

21. 2 (76: 35)

Beyzbol

21. 7 (48: 25)

6. 6 (14: 38)

Basketbol

27. 4 (48: 00)

18. 00 (31: 35)

Hokey

30. 9 (60. 00)

17. 00 (30: 30)

K. Meier 1984

Tablo 1: Televizyonda gösterilen profesyonel şampiyona oyunları sırasında (1982-83) canlı yayında yer alan reklam sürelerinin kapsamı.

Amerikan toplumunda sporun değişen rollerini incelemek için yapılan bir araştırmada, 1900, 1925, 1950 ve 1975 yıllarında Chicago Tribune’nin spor sayfalarının içeriği analiz edilmiştir. Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kasım aylarının ilk 7 günü içerisinde spor sayfalarında yer alan tüm makaleler okunmuştur. Bu makalelerin, reklamlar hariç tüm spor alanının 1900 yılında %9'unu kaplarken 1975 yılında %17 lik bir alan ile yaklaşık iki katına çıktığı görülmüştür.

Makalelerin analizinde;
-Ulusal profesyonel takım sporları ile bölgesel amatör spora ayrılan yer bakımından gözle görünür bir faklılık olduğu
-At yarışlarının yer aldığı alanda önemli bir azalma ve basketbolun yer aldığı alanda gözle görünür bir artış olduğu
-Beyzbola ayrılan yerin 75 yıl boyuncu fazla bir değişiklik göstermediği
-Makalelerin sporcuların kişisel özellikleri ile oynadıkları alanlara odaklandığı
-Makalelerin oyun öncesi ilgi uyandıran içeriklerinin %25 den %10'a düştüğü, içeriklerin daha çok oyun sonuçlarını rapor eder duruma geldiği ve
-Kadınlara yasal olarak spor olanaklarının sağlanması ile spora katılımlarında büyük bir artış olmasına rağmen, kadın sporcuların gazete makalelerinde yer alışlarında sadece %2, 9'luk bir artış olduğu saptanmıştır (8, 151).

Basında, radyoda ve televizyonda kadınlarla ilgili daha az haber yapılıyor olduğunu gösteren pek çok araştırma vardır (1, 6. 10, 12). Salt kadın haberlerini kapsayan yazılı basında bile sporcu bayanların ya spordaki dişilikleri imaj olarak yer alır ya da kadının sporda çok hafife alındığı görülür. Bayanların yaptığı takım sporlarıyla ilgili çok az yorum vardır ve bu yorumlar genelde olumsuzdur. Kadın sporcular duygusal yönleri sorunlu, çelişkilerle dolu olağan dışı insanlar gibi sunulur. Geleneksel kadın tablosu içinde, sporcu kadınlar ailelerine, koçlarına ve ajanslarına bağımlı bir çocuk gibi tasvir edilir (8. 233).

Gazetelerin dikkatini sporla ilgili organizasyonlara çekebilmek için bir hayli yaratıcı olmak gerekir. Çünkü örneğin Almanya'daki gazetelerin spor sayfaları Boris Becker, Steffi Graf gibi meşhur sporcularda, buz hokeyi ve profesyonel futbol gibi alanlarda odaklanmış, hatta sıkışmış durumdadır. Oysa sporun daha nice alanında sürdürülen etkinlikler vardır ve az sayıdaki bazı gazetelerin dışında bunlardan ya hiç ya da ancak kıyıda köşede söz edilir. Sporu hobi olarak ya da sağlıklı yaşam için yapan milyonlarca insan, medyalar tarafından neredeyse yok sayılmaktadır. Bu ise gerçeğin tümüyle yanlış yansıtılması anlamına gelmektedir. Çünkü kitle sporu, Almanya'da artık toplum tarafından iyiden iyiye benimsenmiş olmasına karşın, medyada yeterince işlenmemektedir. Medyaların habercilik açısından daha az cazip gelen spor dallarına ağırlık vermesi gittikçe daha az spor dalının gösterime alınmasına, dolayısıyla, televizyon kurumundan yayın parası alamamasına ve neticede fakirleşmesine neden olmaktadır (3, 184).

Sansasyonel haber peşinde olan spor yazarları ve programcıları, bu haberlerin yaratılmasında çok beceriklidir. Profesyonel sporcuların ve kulüp başkanlarının birbirine karşı demeçler vermelerini sağlayacak akıllıca sorular sorarlar. Seyircinin tepkisini yaratacak görüntüler ve fotoğraflar çekerler. Bu da rekabetin spor alanları dışına çıkmasına neden olur. Medyanın bu taraflı ve saldırgan tutumu seyircinin şiddetine de ortam hazırlar.

Kitle iletişim araçlarının gelinen bu noktada durumunu tekrar gözden geçirmesi ve gücünü, sorumluluklarını bilerek nesnel ölçülerde kullanması gerekir. Sporun eğitim ve sağlık boyutu ısrarla vurgulanmalıdır. Centilmenlik kazanmaktan önde tutulmalıdır.

KAYNAKLAR
1-     Dönmezer S. , Sosyoloji, Savaş Yayınları, ANKARA, 1984.
2-     Hilliard, D. C. , Media images of male and female professional athletes: An interpretative analysis of magazine articles, Sociology of Sport Journal, 1, 251-262, Human Kinetics, 1984.
3-     Hoffner, S. , Spor Medyalar ve Toplum, Çev: Günay Develi, Spor Ahlakı ve Spor Felsefesine Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, İSTANBUL, 1991. 
4-     Karasüleymanoğlu, A. , Basın Açısından Spor, Yeni boyutlarıyla Spor, Engin Yayınlar, ANKARA, 1986.
5-     Karaküçük. S. , Yenel, F. , Yaman, M. , Sporun Topluma Yaygınlaştırılması Bakımından Televizyon Programlarının Etkinliği, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, sayı 3, ANKARA 1996.
6-     Klein, M. L. , Women in the Dıscourse of sport Reports. International Riview for the sociology of Sport 23, 139-151 Human Kinetics, 1988.
7-     Maguire, J. , Globalizasyon, Sport Development and the Media/Sport Production Complex, sport Sci. Rev. 1, 29-47, Berlin, 1993.
8-     Mcpherson, B. D. , Curtis J. E. , Loy, J. W, The social Sıgnificance of sport, Human Kinetics Publıshers, 1989.
9-     Meier, K. , The Television Broadcast Packaging of Team Sport Championship Games, Sociology of Sport Journal no 1, pp. 263-279, Human Kinetics, 1984.
10- Massner, M. A. , Sports and Male Domination: The female Athlete as Contested Ideological Terrain. Sociology of Sport Journal, 5, 197-211, Human Kinetics, 1988.
11- Öztürk, F. , ince G. Zülkadiroğlu Z. , Şahin M. , Günlük Gazetelerde Sporun Yer Alışı, Spor Bilimleri Dergisi, cilt VII, Sayı 2, ANKARA, 1996.
12- Rintala, J. , Birrell, S. , Fair Treatment of the Active Female: A content , Analysis of Young Athlete Magazine, 1, 231-250, Humen Kinetics, 1988.
13- San, H. , Spor ve Basın, Spor Ahlakı ve Felsefesine Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, İSTANBUL, 1991.
14- Spor Ansiklopedisi, Morpa Kültür Yayınları, Cilt 4, İSTANBUL.
15- Tolay, A. , Sportif Dallar ve Spor Yazarları, TRT Yayın No: 169 ANKARA, 1986.


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


18/3/2007 - Dünyanın Şekli Değişiyor Mu?
Bulundugu yer: Ansiklopedi

Dünyanın Şekli Değişiyor Mu?

 


Dünyamızın şeklinin daha çok bir bal kabağına benzediğini söylemek hiç de yanlış olmaz. Dünyanın ortada geniş ve kutuplara doğru daralan bir yapısı var. Ancak Bilim dergisinde yayınlanan bir araştırmada, gezegenin giderek genişlediği iddia edildi. Bu genişleme şu an için büyük değil ama bilimadamları bunun bir başlangıç olabileceğini düşünüyor.

Araştırma, son 25 yıldır yapılan gözlemlere dayanıyor.Bilimadamları 80li yılların başından bu yana uzaydan lazer yardımıyla yaptıkları ölçümler sayesinde dünyanın balkabağı şeklini kaybetmeye başladığını ve daha çok küreye dönüştüğünü belirlemişler.

Bu duruma buzul döneminin bitmesiyle dünya kabuğu üzerindeki yükün kalkmasının yolaçmış olabileceği tahmin ediliyor.

Ama bilim adamlarının aklında başka olasılıklar da var. Bunların başında da okyanus akıntılarının yön değiştirerek ekvatora yönelmeleri geliyor. Diğer bir olasılık da yer kabuğunun altında olduğu bilinen sıvı kütlenin yer değiştirmesi…

Nedeni ne olursa olsun bilimadamlarının kolaylıkla sözedebildikleri bu değişiklikler sıradan vatandaşın kulağına ürkütücü geliyor. Dünyada meydana gelebilecek sürekli bir şekil değişikliğinin ne gibi sonuçları olabileceğine ilişkin sorular ise yanıt bekliyor…


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - TÜKETİCİ HAKLARI
Bulundugu yer: Ansiklopedi

TÜKETİCİ HAKLARI

 

Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 adet temel ve evrensel tüketici hakkı vardır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır.

Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.

Sağlık ve güvenlik hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.

 Bilgi edinme hakkı; Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması

için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan

korunmasıdır.

Eğitilme hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için

eğitim kurumlarında eğitilmesidir.

Zararların giderilmesi hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı  tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.

 Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve

doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek

nesillere bırakılmasıdır.

Ekonomik çıkarların korunması hakkı:

Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.

 Seçme hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve  hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri

anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için

yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını

sağlamalıdır.

Temsil edilme, Örgütlenme, Sesini duyurma hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.

 

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - VOLEYBOL
Bulundugu yer: Ansiklopedi


VOLEYBOL
OYUN SAHASI
Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.
ÖLÇÜLER
Oyun alanı, 18 x 9 m. ölçülerinde bir dikdörtgendir ve en az 3 m. genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.
Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m. yüksekliğinde olmalıdır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda serbest bölge yan çizgilerden ölçüldüğünde en az 5 m. ve dip çizgilerden ölçüldüğünde en az 8 m. genişliğinde olacaktır. Serbest oyun boşluğu ise oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 12.5 m. yüksekliğinde olacaktır.


OYUN SAHASININ YÜZEYİ
 
Sahanın yüzeyi düz, yatay ve
ü yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır. Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır.
 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre
ü
için 5 mm.’lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.
OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER
 Bütün çizgiler
ü
5 cm. genişliğindedir. Çizgiler, zeminden ve diğer çizgilerden farklı ve açık renkte olmalıdır.
 İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve
ü
dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.
ü
Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9 x 9 m. boyutlarında iki eşit alana böler. Bu çizgi, filenin tam altından iki yan çizgi arasında uzanır.
 Her
ü
oyVOLEYBOL
OYUN SAHASI
Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.
ÖLÇÜLER
Oyun alanı, 18 x 9 m. ölçülerinde bir dikdörtgendir ve en az 3 m. genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.
Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m. yüksekliğinde olmalıdır.
FIVB’nin Dün üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m. yüksekliğinde olmalıdır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda serbest bölge yan çizgilerden ölçüldüğünde en az 5 m. ve dip çizgilerden ölçüldüğünde en az 8 m. genişliğinde olacaktır. Serbest oyun boşluğu ise oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 12.5 m. yüksekliğinde olacaktır.


OYUN SAHASININ YÜZEYİ
 Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için
ü sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır. Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya MüsabakalarıR...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - SOLUK BORUSU
Bulundugu yer: Ansiklopedi

     4) Soluk Borusu

- Üst üste dizilmiş yarım yay şeklindeki kıkırdak halkalarından oluşur.

- Soluk borusu dördüncü sırt omuru hizasında ikiye ayrılarak bronşları, bronşlar da

akciğer içerisinde dallanarak bronşcukları oluşturur. Bronşcuklar da alveol (hava

keseleri) ile sonlanır.

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - SOLUK ALIP VERME
Bulundugu yer: Ansiklopedi

Soluk alma

Soluk alma olayında sırası ile şu olaylar gerçekleşir:

1. Kaburgalar arasındaki kaslar kasılır.  2. Diyafram kası kasılır.  3. Göğüs boşluğu genişler.

4. Akciğerler genişler. 5. Akciğerlerdeki hava basıncı düşer. 6. Oksijen alveollere kadar gelir.

Soluk verme

Soluk verme olayında da sırası ile şu olaylar gerçekleşir:

1. Kaburgalar arası kaslar gevşer.  2. Diyafram kası gevşer.  3. Göğüs boşluğu daralır.

4. Akciğerler daralır.  5. Alveollardaki karbondioksit dışarı atılır. 

Soluk alıp-verme olayı kısa süreli olarak kontrol altında tutulabilmesine rağmen isteğimiz dışında işleyen bir olaydır

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - PERİ BACALARI
Bulundugu yer: Ansiklopedi

Peri bacaları

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Paşa bağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüf fit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos- Uç hisar-Ürgüp üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - Gırtlak
Bulundugu yer: Ansiklopedi

                                  GIRTLAK

Gırtlak, boğazın hemen altında ve yutak önünde bulunan, ses tellerinin bulunduğu bir organdır yutak, burnun hemen gerisinden başlayarak boyuna inen ve yemek borusu olarak devam eden bir tüptür. Farenksten geçen hava önce larenkse, buradan da nefes borusuna ve akciğerlere ilerler. Gıdalar ise yemek borusuna geçer. Larenks, gıda alımı sırasında besinlerin nefes borusuna kaçmasını engeller.

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


16/3/2007 - Akciğer
Bulundugu yer: Ansiklopedi

Akciğerler, kan-hava (veya solunulan herhangi bir gaz) arası gaz alışverişinin yer aldığı organlardır. Solunum sisteminin bütünü, akciğerler, hava yolları, solunum kasları ve plevra boşluklarından ibarettir.

Akciğerlerin Anatomisi: Akciğerler sağ ve solda birer adet olup, her biri loblara bölünmüştür. Sağ akciğer, üst, orta ve alt lob olmak üzere üç loba, sol akciğerse üst ve alt olmak üzere iki loba ayrılır. Her iki akciğerin, köprücük kemiğine kadar yükselen tepeleri ve diyafram üzerine yerleşmiş tabanları vardır. Diyafram, aşağı yukarı onuncu kaburga, öndeyse sekizinci kaburga düzeyindedir. Bronşlar ve kan damarları, akciğerlere, iç yüzeylerinde bulunan ve akciğer tabanı (hilum) adı verilen yerden giderler. Akciğerler, bağdokusundan oluşmuş ve esnek yapıda organlardır.Dış yüzeyleri plevra zarıyla kaplıdırlar. İki akciğeri, mediasten organları (kalp, büyük damarlar “yemek borusu” ve üstte de “soluk borusu”) birbirinden ayırır. İlk bakışta çok belirli olmamakla beraber, akciğerlerin her biri lobu, bağdokusu tabakaları tarafından, iki ile altı bölüme ayrılır. Her bölümün kendi bronş ve damarları vardır.

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


Benim hakkımda

sizler için oyun şiir fıkra ve daha büssürü şey

Son yazılarım
Menü

Arkadaşlarım
Baglantılar


    1 sayfadan 1 . sayfa
    geri | ileri