"İşte Mutluluk Araştırması" sonuçlarına göre, sevmediği mesleklerde çalışanların sayısı artı.
İş ve insan kaynakları sitesi Yenibiris.com’un Selas Türkiye Araştırma şirketine yaptırdığı araştırma, Eylül ayında, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’dan iş arayan ve işini değiştirmeyi düşünen 600 kişi ile yüz yüze, 418 kişiyle de internet üzerinden anket yöntemiyle olmak üzere toplam 1.018 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 68’i, sevdiği bir meslekte çalışmıyor, işini sevenlerin oranı ise yüzde 32. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu eğitimini aldıkları işlerde çalışmazken, yüzde 56’lık bir kesim, eğitimini aldığı meslek dışında bir meslek yapıyor. Ancak, eğitim düzeyi yükseldikçe alınan eğitim ve yapılan meslek arasındaki uyum artıyor. Eğitimini aldığı meslekte çalışanların oranı ise yüzde 44.
Katılımcıların yüzde 73’ü özel sektörde çalışmak isterken, kamu sektöründe çalışmak isteyen yüzde 17’lik kesim ise kamu sektörünü "ömür boyu iş garantisi" olarak nitelendiriyor.
Özel sektörde çalışılmak istenen kurumların başında yüzde 55’lik tercih oranıyla holdingler, grup şirketleri ve büyük ölçekli firmalar geliyor. İkinci sırada ise yüzde 24 ile orta ölçekli şirketler yer alıyor. "Fark etmez" diyenler yüzde 14, küçük ölçekli şirketleri tercih edenler ise yüzde 7’lik bir kesimi oluşturuyor.
Araştırma, özel sektörde, çalışılmak istenen kurumun ortaklık yapısı konusunda ise katılımcıların yüzde 31’i yerli sermayeli şirketleri, yüzde 21’i yabancı sermayeli global şirketleri, yüzde 19’u ise yabancı ortaklığı olan şirketleri tercih ediyor.
Yenibiris.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu da, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Çalışmak, insanın mutluluğundaki en önemli faktörlerden biri. Mutlu çalışanlar hem kendileri hem de çalıştıkları firma için verimli olabiliyorlar. Bu nedenle gençlerin, gelişme çağlarından itibaren gerek üniversite gerekse meslek seçimi konularında bilinçlendirilmeleri ve mezun olduktan sonra hangi alanlarda iş bulabileceklerini iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bu noktada başta ebeveynler olmak üzere eğitim kurumlarına ve eğitmenlere çok iş düşüyor. Farklı bir alanda uzmanlaşmak isteyenlerin ise, üniversite yılları ile eş zamanlı olarak ilgi duydukları konularda çeşitli yan eğitimler almaları, hatta staj programlarına katılmaları önem taşıyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde, doğru istihdam politikaları uygulanmıyor. Bu nedenle de arz ve talep sağlıklı bir şekilde dengelenemiyor."
-İŞ ARAYANLAR SADECE İŞSİZLER DEĞİL-
Araştırmaya göre, iş arayan katılımcıların yüzde 48’i, gelecek üç ay içinde iş bulacaklarına dair "ne ümitli ne de ümitsiz" , onları yüzde 23’lük payla "biraz ümitliyim", yüzde 16 ile "çok ümitliyim" ve yüzde 10 ile "pek ümitli değilim" diyenler izliyor. Katılımcıların yüzde 3’lük bir kesimi "hiç ümitli olmadığını" dile getiriyor. Araştırma sonuçlarına göre, iş arayanlar sadece işsizler değil. Kariyer planlarından endişe duyan, çalıştığı kuruma güvenmeyen ya da uzun vadede aynı iş yerinde çalışmak istemeyen pek çok kişi de iş arıyor.
Çalışmayıp iş aradığını belirtenler yüzde 43 oranındayken, "çalışıyorum ama aktif olarak iş arıyorum" diyenlerin oranı yüzde 33. "İşimi kaybetme ihtimaline karşı iş görüşmelerine gitmeye başladım" cevabını verenlerin oranı ise yüzde 22. İş aramayıp yeni fırsatları merak edenler ise yüzde 1’lik bir orana sahip bulunuyorlar.
Ceylan Kılıçlıoğlu, mali krizin, iş piyasasındaki taşları da yerinden oynattığı ve etkilerini hissettirdiğini ifade etti. Küresel mali kriz nedeniyle şirketlerin insan kaynakları politikalarını gözden geçirdiğini belirten Kılıçlıoğlu, şunları kaydetti:
"Araştırma sonuçları, iş arayanların umut ve beklentileri ile işsiz kalınan dönemde neler yaptıklarına dair ipuçları da veriyor. Ancak iş arayanların, bu süreci yetkinliklerini ve kişiliklerini tanımak için kullanmaları büyük önem taşıyor. İş arayanlar işsizliği bir karamsarlık süreci olarak görüp kendilerini dış dünyaya kapatmamalı, bu süreyi kendini geliştirmeye ayırarak, iş bulma konusunda avantajlı duruma geçmeyi hedeflemeliler."
Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) tarafından hazırlanan "Eğitimde etkin öğrenme ve ders çalışma yöntemlerinde verimlilik" başlıklı broşürde, çalışma sürelerinin en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanması, her bir saatte 10 dakika ara verilmesi tavsiye ediliyor.
Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için en temel girdinin öğrenci fonksiyonu olduğu belirtilen broşürde, öğrencinin herhangi bir bilgi, tutum ve davranışı öğrenmesi için öncelikli olarak öğrenmeye istekli olması gerektiği anlatılıyor.
Öğrencinin başarılı olabilmesinin etkin öğrenme ile gerçekleşeceği kaydedilen broşürde, öğrencinin harcadığı çaba oranında başarı gösterememesi durumunda çalışmanın verimsiliğinden söz etmek gerektiği belirtiliyor.
Etkin öğrenme tekniklerinin eğitimde kullanılmasının öğrenciye, katılımcılık, olumlu ve amacına uygun bilgi, tutum ve davranış değişikliği, öğrenilen şeyin yaşantıda kullanımı ve sorun çözücü düşünme yeterlilikleri kazandıracağına işaret edilen broşürde, etkin öğrenme ve verimli ders çalışma konusunda şu önerilerde bulunuluyor:
"Öğrenciler öncelikli olarak kısa ve uzun dönemli hedeflerini belirlemelidir. Öğrenci ders çalışmaya başlamadan önce çalışma ortamını düzenlemelidir. Öğrenciye mümkünse ders çalışabileceği bir oda, bu sağlanmıyorsa evin içinde uygun bir köşe veya yer ayırmalı, buraya bir masa ve sandalye yerleştirilmelidir. Çok rahat ve yumuşak bir koltuk, kanepe veya yatak üzerinde uzanarak, yatarak çalışma, öğrencinin ağırlaşmasına neden olabilir. Çalışma masasının karşısına veya öğrencinin göz hizasına gelecek şekilde, dikkati dağıtıcı, hareketli veya sabit materyal yerleştirilmemelidir. Çalışma ortamı gürültüden, müzik veya TV sesinden arındırılmalıdır."
-DERS ÇALIŞIRKEN ELMA TÜKETMEK FAYDALI-
Çalışma ortamının sık sık havalandırılması gerektiği vurgulanan broşürde, şu bilgilere yer veriliyor: "Öğrenci dikkatinin dağıldığını ya da hayaller kurma eğilimine girdiği anda odayı havalandırmalı, basit egzersizler yaparak dikkatini yeniden toplamalıdır. Çalışma ortamında ışığın konumuna veya ısıya dikkat edilmelidir. Öğrencinin kullandığı ışığın görmeyi engelleyecek veya gözlere zarar verebilecek düzeyde olmamasına dikkat edilmelidir. Öğrenci ders çalışma öncesinde hafif gıdalar almalıdır. Aşırı tokluk veya açlık ders çalışmayı engelleyen önemli etmenlerdir. Bunun yanında ders esnasında aşırı olmamak kaydıyla şekerleme veya elma yemek faydalı olacaktır. Uyku düzeni de önemli bir etmendir. Çünkü dinlenmiş bir zihne alınan bilgiler kalıcı olacaktır. Düzenli bir uyku ile unutma oranı düşecektir."
-AYNI GÜN TEKRAR FAYDALI-
Ders çalışmaya öncelikle o gün okulda öğrenilen konuların gözden geçirilerek başlanması gerekiliğine işaret edilen broşürde, yapılması gerekenlerden bazıları ise şöyle sıralanıyor: "Çalışma süresi en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanmalı, her bir saatte yaklaşık on dakika ara verilmelidir. Bu aralarda başka bir dersin ön hazırlığı yapılabilir. Öğrenci çalışma ve dinlenme zamanını planlamalı, belli bir disiplin içerisinde çalışmalıdır. Başarısız olunan ders ve konuların, yazılı ve sözlü sınav sorularının yeniden incelenip değerlendirilmesi ve doğru cevapların öğrenildiğinden emin olunması etkin öğrenmeye yardımcı olacaktır. Bir konu sadece bir kitaptan değil başka kaynaklardan yararlanarak da tekrar edilmelidir. Unutma, en fazla, tekrar yapılmadan geçen ilk 24 saat içinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle, dersler ve özellikle yeterince anlaşılmamış konular bu süre içinde tekrar edilmeli ve akılda kalıcı, günlük yaşantıya uyarlanabilen ilişkilendirmelerden yararlanılmalıdır."
Terör, kapkaç, hırsızlık gibi ‘tatsız’ olaylara karşı alınacak kişisel tedbirlerin ‘kurtarıcı’ olabileceğini söyleyen uzmanlar ‘bir önlem listesi’ oluşturdu. İşte alınabilecek önlemler
Büyük kentlerde yaşanabilecek olası terör, kapkaç, hırsızlık gibi olaylar halk için büyük risk oluştururken, uzmanlar bu tür olaylarda alınacak kişisel tedbirlerin kurtarıcı olduğunu savunuyor.
Adli Bilimler dergisi, son sayısında bu tür tehlikelerden korunabilmek için önerilen davranış modellerinden bahsetti. Altay Savunma Sistemleri’nden risk-güvenlik yönetimi sorumlusu Tayfun Özdikmen’in kaleme aldığı önerilerden bazıları şöyle:
Tenhada dolaşma!
Akşamları sokak aydınlatması olan yerleri tercih edin ve tenha yollarda bulunmayın.
Firmanızın potansiyel düşmanları olabileceği ihtimalini göz önüne alarak işyerinizin ismini veya logosunu taşıyan araç kullanmamaya özen gösterin.
Araç seyir halindeyken bile kapılarınızı kilitli tutun.
Yakına park etmiş araçlara ve içindekilere dikkat edin.
Benzin deponuzu mutlaka üçte bir oranında dolu tutun ve kilitli benzin kapağı kullanın. (Deposunda az yakıt olan araçların herhangi bir kaza, ateşli silah gibi saldırılarda patlama riski oldukça fazladır.)
Aracınızı korunaklı otoparklarda bırakın, karanlık yerlerde park etmeyin.
Zorla durdurma teşebbüsü halinde, çarpma riski olsa da asla durmayın. İlgi çekmek için devamlı kornaya basın ve aydınlık ya da yardım gelebilecek bir yöne doğru sürün.
Kapı, zil ve posta kutusu üzerine isim yazmayın. Özellikle üst düzey yöneticiyseniz bu sizin deşifre olmanızı önler.
Kesik el baş parmağı yan kesiciliğin kolay yapıldığını işaret eder. Bu tür eksik uzvu olup etrafınızda dolaşan kişilere dikkat edin.
‘Hassas günlere’ dikkat
Bir terör örgütünün yıldönümü gibi hassas günleri takip edin, böyle günlerde eyleme açık bölgelerde bulunmayın, gösteri ve eylemlere karşı dikkatli olun.
Sokakta tanımadığınız insanların çocuğunuzu sevmek üzere yanınıza yaklaşıp ilgi göstermesi durumunda dikkatli olun. Bunun bir taciz veya oyalama çabası olabileceğini unutmayın.
Banka ATM’lerinden para çekmeniz gerekiyorsa arkanızda sırada bekleyen kişilere dikkatle bakın, hareketlerini kontrol edin, o sırada tarafınıza yönlendirilen sorular dikkati dağıtma çabası olabilir.
Emanet almayın.
İngiliz Reuters haber ajansı, söz konusu Ergenekon örgütlenmenin uyduruk olduğunu savundu.
Reuters ajansının güvenlik uzmanı İstanbul muhabiri Gareth Jenkins, konuyla ilgili olarak, "Ergenekon bir suç örgütü olabilir ve soruşturulmalıdır da. Ancak böylesine uyduruk bir örgütlenme ve başında da yaşlı adamlarla çok ciddi bir şey olarak görülmesi, hayli şüpheli bir durum yaratıyor" diye konuştu.
Türkiye’nin uzun bir süredir ideolojik ve dinsel çizgilerle bölündüğünü öne süren Reuters, modern Türkiye’yi Osmanlı’nın külleri üzerine kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün, din ile devlet işlerini ayırdığını hatırlattı. Ajans, "Laik elitler" diye adlandırdığı, generaller, yargıçlar ve profesörlerden oluştuğunu iddia ettiği kesimin, ülkenin laik yapısını korumayı görev edindiğini ve şimdi de AKP’yi, laik yapıyı bozmaya çalışmakla suçladığını yazdı.
’Stenti’ kontrol edildi
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve geçen 21 Nisan’da kalbine stent takılan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, dün sabah Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi. Kardiyoloji Servisi’ne alınan Küçük, saat 10.30’da Kandıra F Tipi Cezaevi’ne götürüldü. Hastane yetkilileri, Veli Küçük’ün şu anda sağlık probleminin bulunmadığını, stentlerin periyodik kontrollerinin yapıldığını belirtti.
Başbakanlık, kadın intiharları karşısında harekete geçti.
Başbakanlık, özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yoğun olarak yaşanan 'kadın intiharları' karşısında harekete geçti.
Başbakanlık, 'İntihar gibi gösterilen bazı ölümler cinayet olabilir' diyerek töre ve namus cinayetleri konusunda 'daha duyarlı' çalışma yapılması için valiliklere talimat verdi.
İnsan Hakları Başkanı Tahsin Fendoğlu imzasıyla valiliklere gönderilen genelgede, töre ve namus cinayetleri konusunda hassas olunması istendi. Kadınlara karşı şiddetin gündemdeki yerini koruduğuna dikkat çekilen genelgede, kadına şiddetin en acımasız biçiminin de töre ve namus cinayetleri olarak tanımlanan kadına yönelik öldürme olayları olduğu bildirildi.
İstatistiklere göre töre ve namus cinayetlerinde 2001-2002 yılındaki rakamlarla 2007 rakamlarının benzerlik gösterdiğine işaret edilen genelgede, 2003-2004-2005 yıllarındaki nispi düşüşün sürdüğü kaydedildi.
Polis, jandarma ve cumhuriyet savcılığı kayıtlarının büyük önem taşıdığı vurgulanan genelgede, "Bazı intihar olaylarının da cinayet olabileceği kuşkusu belirtilebilir. İl ve ilçe kurullarımızca, diğer ilgili kamu kurumu ve özel kuruluşlarla koordineli olarak belirtilen konuda yapılacak çalışma sonucundan Başkanlığımıza bilgi verin" denildi.
Başta Batman olmak üzere bazı Doğu ve Güneydoğu illerinde yoğun olarak 'kadın intiharı' vakası yaşanıyor. Bu olayların intihardan çok 'intihar süsü verilmiş töre cinayeti' olduğu iddiaları yaygın olarak dile getiriliyor.
*LÜTFEN İZLEYİN*
View Larger Map