İngiliz Reuters haber ajansı, söz konusu Ergenekon örgütlenmenin uyduruk olduğunu savundu.
Reuters ajansının güvenlik uzmanı İstanbul muhabiri Gareth Jenkins, konuyla ilgili olarak, "Ergenekon bir suç örgütü olabilir ve soruşturulmalıdır da. Ancak böylesine uyduruk bir örgütlenme ve başında da yaşlı adamlarla çok ciddi bir şey olarak görülmesi, hayli şüpheli bir durum yaratıyor" diye konuştu.
Türkiye’nin uzun bir süredir ideolojik ve dinsel çizgilerle bölündüğünü öne süren Reuters, modern Türkiye’yi Osmanlı’nın külleri üzerine kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün, din ile devlet işlerini ayırdığını hatırlattı. Ajans, "Laik elitler" diye adlandırdığı, generaller, yargıçlar ve profesörlerden oluştuğunu iddia ettiği kesimin, ülkenin laik yapısını korumayı görev edindiğini ve şimdi de AKP’yi, laik yapıyı bozmaya çalışmakla suçladığını yazdı.
’Stenti’ kontrol edildi
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve geçen 21 Nisan’da kalbine stent takılan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, dün sabah Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi. Kardiyoloji Servisi’ne alınan Küçük, saat 10.30’da Kandıra F Tipi Cezaevi’ne götürüldü. Hastane yetkilileri, Veli Küçük’ün şu anda sağlık probleminin bulunmadığını, stentlerin periyodik kontrollerinin yapıldığını belirtti.
Attacus Atlas olarak bilinen bu dev kelebeğin kanatlarını görenler, gözlerine inanamıyor.
Kanat uzunluğu 30 santimetreye ulaşıyor. Kanatların "yüzölçümü" 400 santimetrekare civarında. Aniden havalandığında, kadife gibi dev kanatlarını görenler, gözlerine inanamıyor. Alışık olanlar bile her defasında ürküyor.
Attacus Atlas olarak bilinen dünyanın en büyük kelebeği, Güney Asya'da, Güney Çin'de ve özellikle Malezya ve Hindistan'ın bazı bölgelerinde yaşıyor. Hindistan'da ipeği için korunuyor. Ama bu, ticari amaçlarla yapılmıyor çünkü Hintliler, Attacus Atlas'ın kutsallığına da inanıyor. İpeği son derece dayanıklı.
Bilim adamları ise Attacus Atlas'ın acilen korunma altına alınması gerektiği uyarısını yapıyor. Bir yandaneşşiz boyutları için koleksiyoncuların gözdesi olan dev kelebek, diğer yandan şimdi de iklim değişikliği yüzünden tehdit altında. Dev kelebeğin fotoğrafları
Başbakanlık, kadın intiharları karşısında harekete geçti.
Başbakanlık, özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yoğun olarak yaşanan 'kadın intiharları' karşısında harekete geçti.
Başbakanlık, 'İntihar gibi gösterilen bazı ölümler cinayet olabilir' diyerek töre ve namus cinayetleri konusunda 'daha duyarlı' çalışma yapılması için valiliklere talimat verdi.
İnsan Hakları Başkanı Tahsin Fendoğlu imzasıyla valiliklere gönderilen genelgede, töre ve namus cinayetleri konusunda hassas olunması istendi. Kadınlara karşı şiddetin gündemdeki yerini koruduğuna dikkat çekilen genelgede, kadına şiddetin en acımasız biçiminin de töre ve namus cinayetleri olarak tanımlanan kadına yönelik öldürme olayları olduğu bildirildi.
İstatistiklere göre töre ve namus cinayetlerinde 2001-2002 yılındaki rakamlarla 2007 rakamlarının benzerlik gösterdiğine işaret edilen genelgede, 2003-2004-2005 yıllarındaki nispi düşüşün sürdüğü kaydedildi.
Polis, jandarma ve cumhuriyet savcılığı kayıtlarının büyük önem taşıdığı vurgulanan genelgede, "Bazı intihar olaylarının da cinayet olabileceği kuşkusu belirtilebilir. İl ve ilçe kurullarımızca, diğer ilgili kamu kurumu ve özel kuruluşlarla koordineli olarak belirtilen konuda yapılacak çalışma sonucundan Başkanlığımıza bilgi verin" denildi.
Başta Batman olmak üzere bazı Doğu ve Güneydoğu illerinde yoğun olarak 'kadın intiharı' vakası yaşanıyor. Bu olayların intihardan çok 'intihar süsü verilmiş töre cinayeti' olduğu iddiaları yaygın olarak dile getiriliyor.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Ortaöğretim Sınıf Geçme Yönetmeliği’nde öngörülen değişiklikle ilgili olarak, "Veremediği dersten öğrenciyi geçirme diye bir şey söz konusu değil, ders affı diye bir şey söz konusu değil" dedi.
Çelik, bu sistemin en erken 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe konulacağını bildirdi.
Bakan Çelik, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’u ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği’nde değişiklik yapma çalışmalarının sürdüğünü ve henüz tamamlanmadığını ifade etti. Çelik, şunları söyledi:
"Altı ders mi beş dersi mi kim neresinden duyarsa onu yazıyor veya onu söylüyor. Mesele şudur, biz bugüne kadar eğitim alanında asla popülizm yapmadık. Bundan sonra da kimse bize popülizm yaptıramaz. Türkiye’nin gündeminde aylardır. Bir af meselesi var. Geçen yıl sınıfta kalanların hepsini toptan af edin diye kampanyalar açtılar. Bize yazdılar, çizdiler fakat Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olarak ben, bu konuda kesinlikle tavizkar adım atmadım, atmam da bundan sonra da olmayacaktır.
Oturulur, konuşulur tartışılır. Ne getiriyor, ne götürüyor. Esas olan, bu ülkenin menfaatidir, eğitimimizin kesinlikle dejenere olmaması ve eğitimde bir gevşeklik yaşanmamasıdır. Okullarda disiplin kesinlikle son derece önemlidir. Okulda şüphesiz ki öğretmenlerimizin etkinliğini azaltacak hiçbir hareketin ve adımın içinde olmayız. Bu doğru da olmaz, pedagojik olmaz."
"CİDDİ BİR KAYNAK, CİDDİ BİR ZAMAN KAYBI"
Meseleye bir başka açıdan bakmak gerektiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diyelim ki siz bir okulda öğrencisiniz. 13 ders var. Siz bu dersin 10’undan geçiyorsunuz. 10 dersi veriyorsunuz, 3 dersten kaldığınız zaman, alttaki derslerle birlikte 3 dersten kaldığınız zaman sınıfta kalıyorsunuz. Bir yıl sonra geçtiğiniz o 10 dersi yeniden tekrar ediyorsunuz. Şimdi yüz binlerle ifade edilen rakamlarla bu şekilde sınıfta kalma olunca Türkiye, ciddi bir kaynak israfına, ciddi bir zaman
kaybına muhatap oluyor."
Üniversitelerde kredili sistem uygulandığına işaret eden Çelik, öğrencilerin bir üst sınıfa geçerken önceki sınıflardaki derslerinden sorumlu geçebildiklerini anlattı. Çelik, şunları kaydetti:
"Netice itibariyle bu dersleri vermeden mezun olmanız söz konusu değil.
Veremediği dersten öğrenciyi geçirme diye bir şey söz konusu değil, ders
affı diye bir şey söz konusu değil. Kesinlikle bu aklımızın köşesinden bile geçmiyor. Ancak bugünkü sistemi önümüze aldığımız zaman, incelediğimiz zaman eğer burada bir eksiklik veya yanlışlık varsa, bir zaman kaybı, bir kaynak israfı varsa bunu telafi etmek için bu işe aklı eren insanlarla beraber bu işe bir çözüm bulmaya çalışıyoruz.
’Sınıfta kalmak imkansız hale geldi, artık sınıfta kalmak mümkün değil’
şeklindeki haberler, yorumlar gerçeği yansıtmamaktadır. Eğitim-öğretim daireleri, özellikle Ortaöğretim Genel Müdürlüğü bu konuda gereken çalışmayı yapmıştır. Talim ve Terbiye Kurulunda bu mesele enine boyuna tartışılmaktadır. Daha sonra bana gelecek ve ben onayladıktan sonra yürürlüğe girecek olan bir çalışmadır bu. Kamuoyu şundan dolayı rahat olsun. Başarılı öğrencileri cezalandırmak zaten söz konusu değil. Ben okullarda disiplinsizlik olaylarına sebep olan öğrencilerin genellikle başarısız öğrenciler olduklarını çok iyi biliyorum. Eğer siz o manada
ipin ucunu kaçırırsanız, kesinlikle okullarda ciddi sıkıntılar meydana
gelir.
İki şeyi karıştırmamız gerekir. Öğrenciye ’bir dersten iki dersten kalırsan sınıfta kal, sınıf tekrarlamak’ demek kış ise ’8-10 dersin varsa veli devreye girerse sınıf geç, öğretmenler kurulu kararıyla geç, öyle veya böyle geç’ demek de yaz sıcağını andırıyorsa biz eğitimde bu işin ortasını bulan bir bahar havası getirmeye çalışıyoruz. Dolasıyla sendikalarımız da öğretmenlerimiz de velilerimiz de müsterih olsunlar.
Yapılan çalışma bittikten sonra kamuoyuyla paylaşılacak ve göreceksiniz ki her şey daha iyi olacak."
"REFORMLAR AŞAMA AŞAMA UYGULAMAYA KONULUYOR"
Çelik, "Eğitimle neden bu kadar çok oynandığı yönünde eleştiriler yöneltildiğini" belirterek, mekanizmanın sürekli kendisini yenilemek zorunda olduğunu söyledi.
Şimdiye kadar yaptıkları değişiklikleri aşama aşama uygulamaya koyduklarını ifade eden Çelik, ortaöğretim kurumları sınavında yaptıkları değişikliğin kademe kademe uygulanmasının buna en iyi örnek oluşturduğunu ifade etti.
"Milli Eğitim Bakanlığında müfredat değişikliği dahil olmak üzere yapılan reformlar adım adım, bünyeye zarar vermeden hayata geçiriliyor. Sabah bir karar alıp ertesi gün uygulamıyoruz" diyen Çelik, Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği’nde öngörülen yeni sistemi en erken 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe koyacaklarını bildirdi.
"Öngörülen sistem kredili sistem mi" sorusuna Çelik, "Kredili sistem değil, kredili sistem biliyorsunuz, Türkiye’de bir dönem merhum Avni Akyol döneminde uygulandı, başarısız olmadı. Bizim öngördüğümüz sistem, kredili sistem değil. Bugün zaten uygulanan bir sistem. Bugün diyelim ki 3 derste, bunun altı üstü. Bunun bir dengesini bulacağız" karşılığını verdi.
Fiyat artış hızı yüzde 4'e ulaştı. DPT, aşağı yönlü seyrin sona erdiğini açıkladı
Son dönemde aşağı yönlü seyir izleyen hizmet enflasyonunun, tekrar artış trendine girebileceği bildirildi.
Devlet Planlama Teşkilatının ''Nisan 2008 Ekonomik Gelişmeler Raporu''na göre, Mart ayında TÜFE, piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak yüzde 0,96 oranında arttı.
TÜFE'deki 12 aylık artış ise yüzde 9,15 olarak kaydedildi. Böylelikle enflasyon, Merkez Bankası tarafından yıl sonu hedefiyle tutarlı patikada Mart ayı için yüzde 9,10 düzeyinde olan belirsizlik aralığı üst sınırını aştı.
Mart ayı TÜFE artışı; hizmet fiyatlarında görülen yüksek oranlı artış nedeniyle piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Bu gelişmenin çekirdek enflasyon göstergelerine yansıması daha şiddetli oldu ve Özel Kapsamlı TÜFE Göstergeleri (çekirdek enflasyon) alt kalemlerinden H kodlu gösterge (işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç tutularak hesaplanan) yüzde 1,30 oranında yükseldi.
Rapora göre bu durum ise son dönemlerde aşağı yönlü seyir izleyen hizmet enflasyonunun tekrar artış trendine girebileceğine işaret ediyor. ÜFE'de gerçekleşen yüksek oranlı artışlar da enflasyona ilişkin endişeleri artırıyor.
Bu gelişmelerle birlikte Mart ayı itibarıyla TÜFE'deki yıllık artışın yüzde 9,15 olmasıyla, yüzde 9,10 düzeyinde olan belirsizlik aralığı üst sınırı aşıldı.
Bu durum sonucunda Merkez Bankası, yürütülmekte olan programdaki hesap verme mekanizmasını işleterek, 30 Nisanda hükümet ve IMF'ye mektup yazdı, enflasyondaki gelişmeleri anlattı ve alacağı tedbirlerle ilgili bilgi verdi.
SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELER, RİSK ALGILAMASINI ARTIRIYOR
Merkez Bankası tarafından dikkatle izlenen ve enflasyonun genel seyrini gösterdiği düşünülen H kodlu göstergenin yüzde 1,30 oranında artmasına dikkat çekilen rapora göre, söz konusu göstergedeki yıllık artış geçen aya göre artış göstererek yüzde 7,36 oranında gerçekleşti.
Bu durumun sonucunda çekirdek göstergelerdeki olumlu seyre rağmen geçen ay (Mart) politika faizlerini sabit tutan Merkez Bankası, önümüzdeki dönemde bu tavrını devam ettirebilir ve parasal sıkıştırmaya yönelebilir.
İçerdeki ve dış alemdeki siyasi ve ekonomik gelişmeler de risk algılamasını artırıyor.
ÜFE de Mart ayında yüzde 3,17 oranında artarak piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde çıktı.
Bu gelişmede, petrol ve ana metal sanayi fiyatlarındaki artış etkili oldu. Bu dönemde ÜFE'nin ana alt kalemleri olan tarım kesimi fiyatları yüzde 0,82 , sanayi kesimi fiyatları yüzde 3,75 oranında arttı