BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


:::...DEVRİMİN İÇİNDEN....::::

Tanıtım

ZAMAN DEVRİMCİSİ


Baglantılarım

* Ana Sayfa
* Profil
* Arşiv
* Arkadaşlarım

DİYARBAKIR

Diyarbakır Surları

Çin Seddi'nden sonra en uzun sur olması ile ünlenen Diyarbakır Surları 5.5 km uzunluğunda ve 7-8 m yüksekliğinde. M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. 16 kalesi ve 5 çıkış kapısı olan siyah bazalt surlar, kentin en ilgi çekici yeri. Ortaçağ askeri mimarisinin muhteşem örneğini oluşturan bu surlar yazıtlar ve kabartmalarla süslenmiş.

Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında olan Diyarbakır, tarihi boyunca önemli medeniyetlerin yerleşim merkezi, Osmanlı döneminde ise doğuya sefer düzenleyen orduların hareket üssü ve kışlası olmuş. Eski zamanlarda Amida olarak bilinen Diyarbakır, Dicle Nehri kıyısında bazalt bir yaylaya yer alıyor. Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsü’yle Doğu’nun en güzel kentlerinden biri.

Diyarbakır tarihinin, Çayönü’nde yapılan kazılarla M.Ö.7500 yıllarına kadar uzandığı belirlenmiş. Diyarbakır ve çevresinde Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürmüş.

Ulu Camii
Anadolu´nun en eski camilerinden Ulu Camii´nin yapılış tarihi ile ilgili kesin bilgi yok. Arapların Diyarbakır´ı 639´da ele geçirmesiyle, Mar-Toma kilisesi camiye çevrilmiş. Yapımında siyah bazalt taşların kullanıldığı cami duvarlarında, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı gibi çeşitli dönemlere ait yazıtlar bulunmakta. Deprem ve yangınlardan zarar gören ve büyük bölümü tekrardan yapılan Ulu Camii, günümüzde ziyarete açık.

On Gözlü Köprü
Dicle Köprüsü olarak ta bilinen köprü, Diyarbakır’ın üç kilometre güneyinde eski Silvan yolu üzerinde bulunuyor. Mervanoğlu devrinde M.S 1065 tarihinde Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılmış.

Çayönü Ergani ilçesinde bulunan Çayönü antik kenti cilalı taş devrine yani günümüzden yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanıyor. Bu yerleşim yerinin ilk yerleşik hayata geçilen yerlerden biri olduğu saptanmış. Kazı buluntuları Diyarbakır Arkeoloji Müzesi´nde sergileniyor.

Diyarbakır Evleri
Şehirdeki önemli yapılardan biri de Deliller Hanı. Restore edilerek bir otele dönüştürülmüş. Delil, eskiden hacca gidecek hacılara rehberlik eden kişilere verilen isim. Han, 1520 yılında yapılmış. İki bölüm. Bir bölümde 900 civarında hayvan kalabilirmiş. Hacılar burada toplanır ve delillerle beraber buradan yola çıkarlarmış.

Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Gökalp burada doğmuş ve evleri birer müzeye dönüştürülmüş. Esma Hanım adlı bir bayanın da satın alıp restore ettirdiği ev ziyaretçilere açık. Şehirde 7 kilise olmasına karşın azalan nüfus nedeniyle sadece bir tanesi faaliyette.

Malabadi Köprüsü
Silvan ilçesi yakınlarında bulunan köprü, Artuklu dönemi eserlerinden. Köprü taş köprüler arasında kemeri en geniş olan köprülerden sayılıyor. Kemerlerin iki yanında kervan ve yolcuların konaklaması için odalar bulunuyor.
http://www.gezikolik.com/Gezelim_Gorelim/Genel_Bilgiler/Turkiye/DIYARBAKIR/e_1668.aspx

Saat ve Tarih: 11:33 , 9/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakırdayız..:))

 

çocuklar önden gidiyor bende fotoğraf çekerek ilerliyorum arkalarından beni bekliyorlar sık sık ..öğretmenevinde kaldık..ordaki halk haliyle türkçede konuşsa şiveleri kürtçeye yakındı..resepsiyonda konuşan 2 kişiye iremin gülerek bak ingilizce konuşuyorlar demesi herkesi güldürdü..onlarda güldü..birde trende klozeti pisletmişler görevliye bunu anlatışıda çok hoştu şikayet ediyordu resmen tuvaleti pisletmişler diye..bu kız hakkını iyi savunacak büyüyünce inşallah kuzum benim..irem alem bir çocuk....zamane.

 

diyarbakırın ciğer kebabı meşhurmuş benim etle fazla aram yok sinan eti sevdiği için dışarı çıkabildiği zamanlar yediğini söyledi bende biraz tattım tadı çok güzel aslında ciğerden çok et tadı var çok değişik birde tatlıları çok meşhur galiba..kadayıf bilhassa .her yemek arkasından irmik tatlısı veriyorlardı çatal ucuyla baktım mahlep vanilya gibi şeyler vardı sanırım içinde oda güzeldi..tabii uzaktan öyle baktım.sebze olarak istediğimi bulamadım mecbur olanlardan yedim yemekleri bence çok güzel ve hizmetlerinide çok beğendim..güzel bir şehir ilk defa doğuda bir yere gittim ankaradan fazlada farkı yok herşey var ekmekleri pide şeklinde normal ekmek göremedim sabah kahvaltısındada pide veriyorlardı....madoda çayımızı kahvemizi içtik fakat malum normal yerler gibi değil bayaa bi pahalı ..gerçi lezzetide değer .migros ,bım..gibi marketler gözüme çarptı..yanlız dönüşte tren rötarlı geldi bekleme yeri çok soğuk ısıtma sistemi yok bide boya tadilat işleri vardı..tiner kokusu mahvetti..acıktık çorba içecek yer yok garda..sadece tostla karın doyuduk elimizdeki yiyeceklerde kuru şeylerdi zaten insan sıcak birşey istiyor tren gelene kadar çok üşüdük yağmur yağıyordu .bu arada gardaki koruma görevlilerine sormuştum sıcak birşeyler alacak yer varmı diye bize çay söylemiş baktım çaycı çaylarla geldi..mardinliymiş parasını veremedim birtürlü bizden olsun nolacak dedi sağolsun teşekkür ederim ilgisine...-.diyarbakırdaki çocuklar çok hoş fotoğraf makinasını görünce poz verenler bile vardı..-.tren geldi bindik sanki bir hamam öyle sıcaktıki..ısındık çok şükürde sonradan fazla geldi ayarını yapamayınca kapıyı açıyorduk bu arada nerdeydik unuttum bir arama oldu tren durdu jandarmalar doldu trene herşeyi aradılar rutin arama dediler fakat aynı gün diyarbakırda cephane yüklü dolmuştu galiba bulunmuştu ilgisi varmı bilmem..bu arama biryerde daha oldu..güzel güven açısından iyi birşey bu aramalar..unuttum tren diyarbakırdan çıkmadan yine taşlandı..bunun benzerinide ankara mamakta gördüm okul talebeleri trene asılıp tekmelediler ne yorum yapayım şimdi okuyan çocuklar bunlar yinede ...eğitim şart :))..biryerde biraz kalınca ankara burnumda tüter neden bilmem nereye gidersem gideyim...ankarayı seviyorum..


Saat ve Tarih: 08:46 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır


Saat ve Tarih: 08:44 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır

 

sümer camii


Saat ve Tarih: 08:39 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır yolculuğu


Saat ve Tarih: 12:14 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

irem trende

 

camı açtık yağmur yağıyordu ..


Saat ve Tarih: 12:12 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır yolculuğu

 


Saat ve Tarih: 12:08 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır yolculuğu


Saat ve Tarih: 12:07 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır yolculuğu

 

 

sanırım diyarbakır girişi buralar ,tren diyarbakıra girdiğinde görevli camdan uzak durun taş atarlar dedi ..bende yok canım diye düşündüm yinede uzaklaştık o arada bir gürültü geldi koca bir taş ..doğruymuş ne diyebilirimki kendileride biniyorlardır trene taş atanlar çocuklar sanırım bunu yapan diye düşündüm..böyle işte..


Saat ve Tarih: 12:01 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

yolculuktan

 

trenin camından yağmur yağarken


Saat ve Tarih: 11:58 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

diyarbakır yolculuğu

 

diyarbakıra sağ salim gidip döndük,epeydir benimblogla ilgili sorunlar olduğu için girmedim bu gün tesadüf baktım düzelmiş..insanlar artık çokmu kötü oldular bu kadar basitleşiyorlar bu tür şeyler hoş değil..sabahın köründe gara gittik yataklı vagonun diğerleri ile ilgisi yoktu ve en sondaydık..her çeşit mevsimi türkiyede görebiliyor insan nerdeyse kışın bile..bunu sanırım diyarbakıra yakın biryerde çekmişim ..baraj gibi düşündüm fakat emin değilim neresi..sivastan geçerken camlar buz tuttu resmen öykle soğuktu..trende çok sıcak sayılmazdı daha çok uykuyla vaktimiz geçti desem doğru.........


Saat ve Tarih: 11:51 , 7/1/2009 Yazar: SAADET
Baglantı

Gül'ler Arasindaki Fark







Saat ve Tarih: 08:22 , 8/12/2008 Yazar: saadet
Baglantı

ÖMER B. ABDÜLAZIZ (99-101/717-720)

ÖMER B. ABDÜLAZIZ (99-101/717-720)

“Onlar (o kimseler ki) kendilerine yeryüzünde iktidar verdigimiz takdirde, namazi kilarlar, zekati verirler, iyiligi emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalisirlar. Bütün islerin sonu Allah’a aittir.” (Hac/41)

Dogum yeri ve tarihi konusunda degisik rivayetlerin bulundugu Ömer b. Abdülaziz’in Medine’de dogdugu rivayeti kuvvetli görüslerdendir.

Babasi Abdülaziz’in Misir alisi olmasi münasebetiyle hayatinin büyük bir bölümü orada geçmistir. Daha sonra babasinin istegi üzerine Medine’ye giden Ömer b. Abdülaziz egitimini orada tamamlamaya çalisti. Sahabenin, hadis ravilerinin meclislerine devam eder, ayrica siir ve edebiyat meclislerine katilirdi. Hatta onun meclisi, fakihler, alimler ve edipler meclisiydi. Ömer’in annesi de, Ümmü Asim bint. Asim b. Ömer b. Hatta bint’tir. Yumusak huylu, güzel ahlakli, zühd ve takva sahibi bir hanimdi.

Halife Abdülmelik, onu Dimesk’e (Sam) çagirmis ve kizi Fatima ile evlendirmistir. Daha sonra Halife Velid tarafindan Hicaz Valiligi’ne tayin edildi.

Keyfî uygulamalarda bulunan diger valilerin aksine Ömer, sehre gelir gelmez hadis bilen 10 dindar kimseden bir meclis kurdu. Bütün mühim isleri bunlarla görüsüp karara bagladiktan sonra uygulamaya koyulurdu. Bu uygulamasindan dolayi, Haccac’in zulmünden kaçan kisiler, Mekke ve Medine’ye siginmaya basladilar. Bu durum Haccac’in Ömer’e karsi tavir almasina sebep oldu. Aralari açildi ve görevden aldirdi. Yedi yil yaptigi bu görevdeki basarisiyla saygin zevat tarafindan takdir topladi. Nitekim bu alim Reca b. Hayyan’in destegi sayesinde veliaht tayin edildi.

Halife Süleyman b. Abdülmelik’in ölümünden sonra Halife seçildi. Abdülmelik’in ogullari Yezid ve Hisam tarafindan buna itiraz edilmisse de halkin teveccühüyle bu is tamamlandi. Ömer b. Abdülaziz Halife oldu. (*)

HALIFE OLDUKTAN SONRA YAPTIKLARI ISLER

Itiraf etmek gerekir ki, Muaviye’den itibaren fethedilen bölge sakinleri ikinci sinif (mevalî) vatandas muamelesi görüyorlar, Müslüman olmalarina, askerî seferlere katilmalarina ragmen haraç vermeye mecbur tutuluyorlar veya ganimetten çok az pay aliyorlardi. Gayr-i Arap (Arap olmayan) kimseler Islam’a karsi süpheyle bakiyorlardi.

Halife Ömer, Müslüman olanlarin hangi irktan olursa olsun diger Müslümanlarla esit olduklarini açikladi. Onlardan vergi (haraç) alinmayacagini ifade etti.

Savastan ziyade barisi esas alan Ömer, bu tutumundan dolayi birçok kabilenin Müslüman olmasini sagladi. Bu, tefessüh eden Emevî hanedaninda idari bir reform niteligi tasimaktadir. Kararlarin alinmasindan ziyade uygulanmasi daha büyük önem arzetmekte; bunun için de derhal idareye gelir getirmeyen halk tarafindan sevilmeyen, halka zulmeden ve keyfî tasarrufta bulunan valileri degistirip yerine yenilerini getirdi. Tayinde en çok dikkate aldigi konu; ehliyet, ilim, takva ve salih ameldi. O, devlete sadikane hizmet verecek idarecilere görev verdi. Böylece hilafet müessesesi taze kanla takviye edilmis ve dört halife devrindeki canliligina kavusmustur.

Bu degisiklikler ve uygulamalar, hilafeti elinde bulunduran Umeyye ogullarini ciddi sekilde rahatsiz ediyordu. Yer yer açiga vursalar da pek fazla bir sey de yapamiyorlardi.

Emevî ileri gelenleriyle Ömer arasinda söyle bir tartisma geçer:

Ömer onlarin “Bize görev ver” tekliflerine, “Isterseniz her birinizi asker yapayim.” cevabini verir.

Emevîler:“Ne diye yapamayacagimiz bir seyi bize teklif ediyorsun?” diye söylenip, “Akraba degil miyiz? Bizim de bir hakkimiz yok mu?” diye diretince Ömer:

“Benim için bu konuda, sizinle en uzak bir Müslüman arasinda hiçbir fark yoktur.” diyerek bu konuda tavrini koydu.

Ömer, minberlerde Hz. Ali (R.A.)’yi lanetlemeyi kaldirdi. Babasi Abdülaziz’in Misir’da takip ettigi yolu takip etmis olmasina sasilmaz. Zira kendisinden rivayet edildigine göre babasi hutbede Hz. Ali (R.A)’nin adinin zikredildigi yere gelince kekeler, dili tutulurdu. Oglu Ömer, niçin öyle yaptigini sordugunda söyle cevap verdi:

“Ogulcagizim! Bilesin ki, Ali b. Ebi Talip hakkinda bizim bildiklerimizi halk bilse, bizden ayrilip onun çocuklarina tâbi olurlar.” Ömer halife olunca hutbede Hz. Ali’ye sebti lanetlemeyi kaldirdi. Onun yerine Nahl 90. ayetin okunmasini sagladi.

Bu uygulamalaridir ki, Ömer b. Abdülaziz’i müceddit, II. Ömer ve Besinci Halife ünvanina kavusturmustur. Herseyi Allah’ta gören bir insanin neler yapabileceginin en güzel örnegini veren Ömer b. Abdülaziz, hadis ilminin tedvininde oynadigi rol de takdire sayandir.

Iki sene bes aydan fazla sürmemis olan Hilafeti esnasinda, içte ve dista fevkalade hayirli isler yapmistir. Fitnecilerin fitnesine maruz kalan Halife, hicrî 101 yilinin Recep ayinda vefat etti.

DEVLET ADAMLIGINA TIPIK ÖRNEK

Emirul Mü’minin Ömer b. Abdülaziz vefat edince, ondan sonra Yezid b. Abdülmelik halife oldu. Hanedandan biri gelerek:

“Ey mü’minlerin Emiri Yezid! Su müraî adam (Ömer b. Abdülaziz) Mü’minlere ihanet etti. Gücünün yettigi kadar cevher ve inciyi evinin iki odasina doldurup kilitledi.” dedi. Bunun üzerine Yezid, Ömer’in hanimi olan kiz kardesine haber göndererek çagirtti ve:

“Bana, Ömer’in kilitli iki odaya cevher ve incilerini doldurup biraktigina dair haber geldi.”dedi. Bunun üzerine Fatima:

“Kardesim, Ömer su bohçanin içindekinden baska ne bir tüy, ne de bir yele birakti.” dedi. Yezid bohçayi açti. Içinde yamali ve kalin bir entari, bir aba ve zayif astarli kalin bir cübbe buldu... Bana bunlari degil, kilitli iki odanin anahtarini verin denmesi üzerine Fatima:

“Mü’minlerin Emirinin ölümüyle bana musibet veren Allah’a yemin ederim ki, o halife olali onun istemedigini bildigim için, o iki odaya hiç girmedim. Sunlar oranin anahtaridir. Gel, aç ve içindekilerini Beytü’l Mal’e naklet.”

Yezid ve sikayetçi Ömer b. Velid gidip eve girdiler; odalardan birini açtilar, baktilar ki deriden bir sandalye, yaninda serilmis dört çömlek ve bir de testi buldular. Bunun üzerine sikayetçi “Estagfirullah” dedi. Sonra ikinci odayi açtilar. Baktilar ki çakillarla serilmis bir mescid ve tavaninda da asilmis bir zincir vardi. O zincirde de boynuna geçecek kadar bir halka vardi... Orada kilitli bir sandik buldular, açtilar. Onda bir sepet vardi, sepette bir cübbe ile bir yün elbise vardi. Yezid ve yanindaki aglayarak söyle dedi:

“Ey kardesim, Allah sana rahmet eylesin. Muhakkak senin hem gizlin ve hem de asikârin temizmis.” Sikayetçi de:

“Estagfirullah, ben bana söylenen seyi söyledim.”

(Prof. I. Süreyya Sirma, Emeviler Dönemi, Hilafetten Saltanata, s. 108, 109)

DÜSMANINI HAYRAN BIRAKAN HALIFE

“Bir insanin, imkansizliklari dolayisiyla, ruhbanca bir yasantiya sahip çikmasi, dünyadan el-etek çekmesi çok kolaydir. Çünkü onun zaten terkedecegi herhangi bir dünya malina sahipligi yoktur. Fakat bu halife gibi, dünyanin en büyük devletinin yöneticisi için ayni seyleri söylemek mümkün degil. Onun elindeki hazinelere ragmen, bunlarin hiçbirine aldirmayip, siradan bir fakirin yasantisina sahip çikmasina hayran olmamak dogrusu elden gelmiyor.” (**)

Bu sözler, Ömer b. Abdülaziz vefat ettikten sonra ona olan hayranligini gizlemeyen Roma Imparatoruna ait.

ÖMER B. ABDÜLAZIZ’DEN HIKMETLI SÖZLER

“Ey insanlar, kim bizimle arkadaslik yaparsa, bes sey için yapsin, bunu yapmazsa, bizden uzaklassin:

1- Ihtiyaçlarini karsilayamayanlari bize bildirsin.

2- Hayir için bize yardimci olsun.

3- Bilmedigimiz hayir yollarini bize ögretsin.

4- Bizim yanimizda kimsenin giybetini yapmasin.

5- Bos seylerden bize bahsetmesin.”

•••

“Seni en çok hayrete düsüren sey nedir?” diye soran arkadasina:

“Beni en çok sasirtan sey, bir kimsenin, Allah’i bilip, O’na isyan etmesi; Seytan’i bilip ona itaat etmesi ve dünyayi bilip ona meyletmesidir.”

•••

Hanedandan biri:

“Ya Emire’l Mü’minin, senden önceki Halifeler bize hediyeler verirlerdi. Sen ise bize yasakladin. Halbuki buna alismis ailem ve de sikintim var. Izin ver de, eskisi gibi bize birseyler verilsin!” Ömer:

“Ölümü sikca an! Geçimde daraldiysan, seni rahatlatir; bolluk içerisindeysen de seni daraltir.”

•••

Istisareye çok önem veren Ömer b. Abdülaziz, Muhammed b. Ka’b’a:

“Basima gelenleri görüyorsunuz, bana ne tavsiye edersiniz.”

“Sen ihtiyarlari baba, gençleri kardes ve çocuklari evlat kabul et. Babana ihsan, kardeslerine rahmet, evladina da sefkat göster!”

Reca ise:

“Kendin için istedigini baskasi için de iste, kendin için istemedigin bir seyi baskasina da isteme!”

Salim ise:

“Bütün dünya nimetlerine karsi öyle bir oruç tut ki, iftarin ölüm olsun.” (***)

HALIFE SEÇILINCEKI HALI

Kendi adinin anildigi hilafet fermani okundugunda Ömer:

“Vallahi, ben bu isi asla Allah’tan istememistim.”

Ne var ki salih iradeler, onu böylesine tehlikeli anlar için seçmisti. O da “adam” olacak ve emaneti kabul edecekti. Büyük hukukçu Salim’us-Sûddî’ye:

“Hilafetim, seni sevindirdi mi, üzdü mü?” Sûddî:

“Insanlarin hesabina sevindim; ama senin payina da üzüldüm.” Ömer:

“Nefsimin helakindan korkuyorum.” Sûddî:

“Korkuyorsan çok iyi... Çünkü ben de korkmamandan endiseliydim.” Ömer:

“Bana bir ögüt ver!” Sûddî:

“Sunu unutma: Babamiz Adem, bir tek günah için cennetten çikarildi.”(1)

ILK HUTBE

“Ey Nâs! Kuskusuz Kur’an’dan sonra Kitap, Muhammed (s.a.v.)’den sonra Peygamber yoktur. Bilesiniz ki, ben hakim degil infaz ediciyim. Kanun koyucu degil tâbiyim. Ben sizin hiçbirinizden daha hayirli degilim; üstelik içinizde yükü en agir olan kisiyim. Zalim devlet reisinden kaçan adam zalim degildir. Surasini iyi biliniz ki, Allah’a isyan hususunda kula itaat edilmez.”(2)

Kaynaklar

(*) Dogustan Günümüze Büyük Islam tarihi, c. II, s. 402-413 Çag Yay.

Islam Tarihi (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal) c. I, s. 412-148 Kayhan Yay.

(**) Islam’da Ihya Hareketleri, Mevdudi, Pinar Yay., s. 69

(***) Emeviler Dönemi, Hilafetten Saltanata, s. 85-86/89-93

(1) Ömer b. Abdülaziz Dönemi ve Islam Inkilâbi, Imadüddin Halil s. 58-59, Bir Yayincilik

Emeviler Dönemi/Hilafetten Saltanata

(2) Islam Tarihi, H. Ibrahim Hasan 1. c. s. 415.

 Kaynak: Ilkadimdergisi

http://www.enfal.de/ecdad112.htm


Saat ve Tarih: 02:18 , 24/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

günaydın:))

günaydınlar dün akşam irem gazetelere bakıyordu büyük insan gibi bu arada annemden makas istemiş oda kızmış kendisine zarar verir diye..ben oyuncak makas almıştım onu kırdı..bakmış makas yok eliyle gazeteden kesmiş bana getirdi babaanne bak bana bunu alırmısın dedi..bu ilk ..ilk defa irem birşey istiyor..bir oyuncak bebek arabası bebeğini koyup sürecekmiş..bugün annesiyle gidip alacaklar..şimdiye kadar hiçbirşey istememişti..sevgiler selamlar..

 


Saat ve Tarih: 09:27 , 23/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

ALLAHA EMANETSİN OĞLUM VE TÜM ASKER EVLATLARIM


Saat ve Tarih: 09:34 , 18/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

güzel kuzum Allah kötülüklerden korusun maşallah


Saat ve Tarih: 06:32 , 11/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

iyi günler kendinize iyi bakın sevgiler


Saat ve Tarih: 06:29 , 11/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

SONUÇ

SELAMLAR BUGÜN ŞUNU TAM OLARAK ÖĞRENDİM KİMSE HAKKINDA İYİ YADA KÖTÜ ÖNYARGIN OLMASIN BAKARSIN İYİ DEDİĞİNDEN KÖTÜLÜK KÖTÜ DEDİĞİNDENDE İYİLİK GÖREBİLİRSİN BU BÖYLE..

Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış.. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş.

Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. .

İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın
ve sonuncusu sonbaharda.

 

Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüklerini sormuş.

İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi.

İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi.

Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdiki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.

Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.

Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.

Onlara bir Ağacı veya  bir İnsanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra  yargılayamayacakları nı anlatmaya çalıştı. Yada neye sahip olup olmadıklarını.   

Gerçekleri ancak sonunda, 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.   

Eğer kışın vazgeçersen İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğündende.

Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.

Hayatınızı bir mevsim(bir dönem) yüzünden yargılamayın.

Unutmayınki ilerde şuanki zamanı arayabilirsiniz ve daha güzel günlerde yaşayabilirsiniz.


Saat ve Tarih: 06:21 , 11/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

dilenci

DİLENCİ

 




Sen hergün köşebaşlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.
İnan yok farkımız birbirimizden
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse
Ötekinden isteyeceksin.
Ama ben tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.


Victor Hugo


Saat ve Tarih: 06:11 , 11/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

hayırlıakşamlar


Saat ve Tarih: 06:09 , 11/11/2008 Yazar: SAADET
Baglantı

<- geri | ileri ->