20/3/2008 - News of Baroque in relation to Renaissance
News of Baroque in relation to Renaissance
The Baroque period is one of the biggest chapters inside the Art World. Not only is an artistic style, but also a way of life.
By the end of 16th Century and specially in Italy, Renaissance was ending and developping to Mannerism. Italy walked by new ways again. Europe had a lot of problems in 16th Century. A change was necessary. The consecuences of Luther´s thesis and the end of Counter-Reformation in Trento Council brought a revolution. After Trento, catholic church refused protestant nations and started a very heavy discipline. Catholicism wants to express the idea of truth, this is why a new iconography is developped in picture and sculture.

Velazquez, The maids of honour, 1656-57,
Oil on canvas,
3,18 x 2,76 m.
The word "Baroque" was created in 19th Century. This word comes from berueco that means "irregular pearl". At the beginning, the Baroque period was considered like a bridge between Renaissance and Neoclassicism. However, this is a bad interpretation, baroque art is more than that. If classical art promotes human reason, Baroque prefers information about feelings and human sensitive. This way will be continued in Rococo and increased in Romanticism. Eventually, in 20th century, Dadaism and Abstraccion got success at feelings definitively.
Turkish
Barok resim sanatı da gerek duvar gerek tuval resminde Rönesans üslubundan önemli farklarla ayrılır. Yüksek Rönesans döneminde Michelangelo’nun Sistine şapeli tavanına yaptığı zengin kompozisyonda tavanın düz tonozu, gerçek mimari organlar etkisi uyandıran bölmelere ayrılmış ve bunların içine sayısız figürler yerleştirilmişti. Bunlar devingen figürler olmasına karışn, tavan yüzeyi açıkça algılanabiliyordu. Barok üsluptaki tavan resimlerinde de mimari çizimler söz konusudur. Ancak bunlar derinlik etkisi uyandıracak biçimde eğrilip bükülerek kaçış noktasına doğru yükselmekte, ortadaki hareketli figürler ise sanki gök boıluğunda uçuşmaktadır. Seyirci artık tavan yüzeyini farketmemekte, kapalı bir mekan içinde bulunduğunu unutmaktadır. Barok resmin duvar yüzeyini görünmez kılan, onları gökyüzünün sonsuzluğuna açan bu dönüştürümüne örnek olarak Roma’daki San Ignazio Kilisesi’nin orta mekanının tavanı gösterilebilir. Mimari çizimlerdeki kuvvetli perspektifle oluşan orta bölüm, kenarlarda uçuşan figürlerle birlikte bakışımızı derinliklere çekip götürmektedir.

Caravaggio, Sick Bacchus, c.1593,
Borghese Gallery, Rome.
Michelangelo Merisi da Caravaggio
Barok resmin doğuşunda Maniyerizm’in katkısını açıklayan bir örnek de Maniyerist sanatçı Tintoretto’nun Venedik’teki Son Akşam Yemeği (San Giorgio Maggiore) adlı resmidir. Leonardo da Vinci’nin Milano’daki aynı konulu yapıtından farklı özellikler taşır. Vinci’nin yapıtında yemek masası duvar düzlemine paralel olarak konulmuş, figürler ortada ısa, iki yanında eşit sayıda azizle sıkı bir simetri içine alınmıştı. Tintoretto’nun resminde ise diyagonal bir düzenleme söz konusudur. Gözümüz bu diyagonali izleyerek gerilere, ısa’nın ışıldayan haleli başına doğru kaymaktadır. Güçlü gölge-ışık karıştlığı içinde figürlerin konturları eriyip hareket bağıntılarıyla sağlanan dinamik bir bütünlük oluşmakta, güçlü bir dramatik etki seyirciyi bir anda kavramaktadır. Bütün bu özellikler Barok resmin de başlıca özellikleridir.
Sanat tarihçileri 16. yüzyılın sonunda ün kazanan Caravaggio’yu Barok resmin babası sayarlar. Caravaggio kısa yaşamına sığdırdığı birbirinden başarılı yapıtlarla bu tanımı hak etmiştir. ısa’nın Mezara Konuluşu (Vatikan) adlı yapıtında sağda ellerini acıyla kaldırmış azizeden başlayarak sola doğru kademeli olarak sıralanıp eğilen figürlerin hareketi, ısa’nın sarkan koluyla mezar taşına ulaşmaktadır. Hareket hem acıyı hem mezara konuluşu ifade etmekte, gerek ortadaki kırmızı şal gerek ustalıklı gölge-ışık kullanımı dramatik bir etki oluşturmaktadır. Caravaggio gerçekçi bir ressamdır. Çoğu birer işçi olan azizleri nasırlı ellerle ve çamurlu ayaklarla resimlemekten çekinmemiştir. Bu yüzden kiliseyle sık sık anlaşmazlığa düştüğü bilinir. Sanatçı Golyat’ın Başını Kesen Genç Davud (Gallerie Borghese, Roma) adlı resminde ise uyumlu hareketler, etkileyici yüz ifadeleri ve başarılı gölge-ışık kullanımıyla seyirciyi ürperten güçlü bir dramatik görünüm yaratmayı başarmıştır.
Caravaggio’nun etkisi kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılmıştı. ıtalya’da eğitim gören pek çok sanatçı onun yolunu seçmiştir. Bunlara “Caravaggistler” denir. Avrupalı sanatçılar, ustanın az sayıda yapıtını göremese de dört bir yana yayılan Caravaggistler onun üslubunu tanıtıyorlardı. Fransız sanatçısı Georges de la Tour da bunlardan biridir. Aziz Sebastion’a Yas Tutan Azize Irene (Staatliches Museum, Berlin) adlı yapıtında Caravaggio’nun etkileri kolayca görülür. Tüm sahne azizenin tuttuğu çırayla aydınlatılmış bu yolla güçlü bir gölge-ışık karıştlığı yaratılmıştır. Figürlerin sağdan sola doğru kademeli olarak alçalışı da Caravaggio’nun ısa’nın Mezara Konuluşu adlı resmini anımsatmaktadır. Ne var ki, her güçlü sanatçı gibi Georges de la Tour da bu etkileri kendi ulusal ve kişisel sanat dünyası içinde eritip özümsemeyi bilmiş ve çok özgün yapıtlar ortaya koymuştur. De la Tour bir taşra sanatçısıydı, oyya yurttaşı Poussin ıtalya’da eğitim görmüş, Paris’te yaşamıştır. Sanatçı Aziz Erasmus’un şehit Edilişi (Vatikan Pinakothek) adlı yapıtında daha kalabalık bir kompozisyon içinde Caravaggio’nun bir başka özelliğinden, dramatik anlatım gücünden yararlanmıştır. Olayın en trajik anını işlemiş, ama bunu yüzde yüz kendine özgü bir üslupla yapmıştır.
Michelangelo Merisi da Caravaggio
17. yüzyıl ıspanyol Baroğu’nun en ünlü ustası ise bir saray ressamı olan Velazquez’dir. Çağdaşları tarafından “büyücü” diye adlandırılan sanatçının tablolarına yakından bakınca kalın renk lekelerinden başka bir şey görülmüyordu. Ama tablodan üç adım uzaklaşıldığında her şey belirginlik kazanıyor, figür bu teknikle sağlanan büyüleyici bir renk ve ışık titreşimiyle canlanıyor, sanki soluk almaya başlıyordu. Bu özelliği en iyi gösteren örneklerden biri de Kralişe Mariana’nın Portresi’dir (Louvre, Paris).

Ribera, Martyrdom of St Felipe, 1639,
(known as of St. Bartholomew)
oil on canvas, 2,34 x 2,34 m,
Museo del Prado, Madrid.

Zurbaran, Zurbaran, St. Casilda,
1638-42, 1,84 x 0,90 m.,
Oil on canvas, Museo del Prado, Madrid.

Murillo, The Holy Family of the Little Bird, 1650
1,44 X 1,88 m., Oil on canvas, Museo del Prado.

Rembrandt, Artemisia1634,
1,42 x 1,53 m.

Frans Hals, A member of the Haarlem guard,
c.1636, oil on canvas,
Andrew, W. Mellon Collection.

Vermeer de Delft, Girl with a pearl earring, 1665,
The Mague, Mauritshuis, 47 x 40 cm.

Rubens, The three Graces
0,87 X 1,236 m, Prado museum, Madrid.

Van Dyck, Self-portrait, 1630, oil on
canvas, Galleria degli Uffizi, Florence.

Annibale Carracci, Venus, Adonis and Cupid,
c.1590-1595, Prado Museum, Madrid.

Guido Reni, Atalanta and Hipomenes,c.1612,
oil on canvas, 206 x 297 cm, Prado Museum, Madrid.

A. Gentileschi, Autorretrato como
alegoría de la pintura, c.1630,
óleo sobre lienzo, Palacio de Kensignton.

Pietro da Cortona, The Golden Age, 1641-1646,
fresco, Sala della Stufa, Palazzo Pitti, Florence.
|