BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




Geçmişten Bugüne
Benim hakkımda

Birde farklı açıdan bakalım...

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
    İsteğiniz
    İstediğiniz veya kendi yazdığınız bir yazıyı bana yollayabilirsiniz. İsminizle yayınlanır. athylica@hotmail.com ____Teşekkürler___


      Anında Mesaj
      Son Dakika Haberleri
      _________________________________ _________________________________ geri | ileri
      13/7/2006 - İsrail'in Kuruluşu
       
       
      Aşağıdaki yazıyı iyi okuyun ve rolleri değiştirin. Filistin'i Türkiye olarak düşünün.  Aşağıdakinden bir farkımız olmadığını o zaman anlarız. Ve şunu unutmayalım; şu an Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları yabancılara satılıyor. Üstüne üstlük birde stratejik yerlerde satılıyor. Duyarsız kalmayalım bunlara...
       
      1917 Balfour Bildirisi ile İngiliz Dışişleri Bakanı'nın Filistin'de Yahudiler'e bir "ulusal yurt" kurulması çabasının İngiliz Hükümeti tarafından destekleneceğini açıklamasıyla başlayan ve burada 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsız bir İsrail Devleti'nin kurulmasıyla sona eren gelişmeler. Siyonistler bu bildiriden sonra diğer İtilaf Devletleri'nin de bu deklarasyona katılması için çalışmışlardır. Fransa 1918 Şubat'ında, İtalya ise hemen sonra desteklerini açıkladılar. 1. Dünya Savaşı bittikten sonra yapılan San Remo Konferansı ile Filistin, İngiliz "mandat" yönetimine bırakıldı ve burada çok sayıda Yahudi yerleşim alanı kuruldu. 1920 Eylül'ünde 16500 kişilik bir Yahudi grubunun Filistin'e göç etmesi karar altına aldırıldı. 1934'de Filistin'deki Yahudilerin sayısı, Naziler'in iktidara gelmesi sebebiyle hızlanan yasadışı göçler nedeniyle 900.000'i buldu. Eğitilmemiş ve sermayesi olmayan Araplar, Eğitilmiş ve sermayesi ile gelen Yahudilerle rekabet edemezdi ve zamanla Araplar kendi ülkesinde ikinci sınıf yurttaş haline geldi. Bu, Araplarla Yahudiler arasında çatışmalar yarattı. 1936'da bir araya gelen Arap liderleri Yahudiler'e karşı mücadelede önderlik edecek Arap Yüksek Komitesi'ni kurdular ve başlattıkları genel grevi ulusal bir ayaklanmaya dönüştürdüler. Bunun üzerine Filistin'e giden bir komisyon, Yahudilerle Araplar'ın aynı devlet içinde yer almasının mümkün olamayacağını, Filistin'in bölüştürülmesi gerektiğini öneren Peel Raporunu yayımladı. Bu rapor Arap ayaklanmasının daha da şiddetlenmesine sebep oldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında Filistin toprakları üzerindeki İngiliz mandat yönetimi sona ererken, sorun BM'ye götürüldü. BM Genel Kurulu 1947'de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs'e uluslararası statü tanınmasını onayladı. 14 Mayıs 1948'de bağımsız İsrail Devleti'nin kurulduğu açıklandı.

      Yorum Yaz :: Arkadaşına gönder

      13/7/2006 - İsrail Hakkında Daha Geniş Bir Bilgi
      Yazar: athylica
      İsrail'in tarihi çok eskilere dayanır. Hazret-i Davud ve Hazret-i Süleyman zamanlarında doğru yolda olan ve peygamberlere inanan Yahudiler devlet kurmuşlardı. Fakat daha sonra hak yoldan ayrıldılar. Allahü teala onlara İsa Peygamber'i gönderdi. Yahudiler Hazret-i İsa'ya inanmadılar ve çok eziyet ettiler. Öldürülmesi için çeşitli yollara başvurdular.

      Nihayet havarilerden Yuda, Hazret-i İsa'nın yerini öğrenip Romalılara ihbar etti. Allahü teala tarafından Hazret-i İsa'nın göğe çıkarılmasından sonra Romalılar Kudüs üzerine hücum ederek Yahudileri dağıttılar. Bir kısmını esir edip, bir kısmını da öldürdüler. Kudüs'ü yağma ve tahrip ettiler. Bu suretle dağılan Yahudiler bir yerde toplanıp bir daha devlet kuramadılar. Her yerde hor ve zelil oldular, perişan bir halde yaşadılar.

      Bu durumda yaşayan Yahudiler 19. asrın sonlarına doğru devlet kurma çalışmalarına başladılar. Arz-ı mev'ut (vadedilmiş topraklar) üzerine devlet kurma çalışmaları ilk önce İngiltere'de görülür. 1848'de İngiliz hükumeti bir tamimle Filistin'deki konsoloslarını, Yahudileri himayeye memur etti.

      1870'te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere'den Rusya'ya geçti. Siyonist hareketlerin başına geçen Theodor Herzl, Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulması için birçok çalışmalarda bulundu. Bunun gayesi bir Yahudi şirketi kurup, vadedilmiş topraklar üzerine müstakil ve üç dört milyon Yahudiye yetecek genişlikte toprak satın almaktı. Herzl, İngiltere gibi güçlü bir devleti arkasına alarak, gayesine ulaşma çabasındaydı.

      Herzl, Yahudi devletinin ancak, kutsal topraklar üzerinde kurulmasını istediğinden, 1870 yılından itibaren Filistin toprakları üzerinde tarımsal yerleşme merkezleri teşkil etmeye başladılar. 1870-1896 yılları arasında Filistin'de on yedi tarım kolonisi kuruldu. Herzl, devrin Osmanlı Sultanı İkinci Abdülhamid Han ile görüşerek, ondan Filistin'de bir Aristokratik Cumhuriyet kurmak için izin istedi ve bazı tekliflerde bulundu. Bu teklifler ise şunlardı:

      1. Yahudiler, Osmanlılara bir harp üssü inşa edecekler.
      2. Osmanlı Devletine büyük mali yardımda bulunacaklar.
      3. Sultanın siyasetini Avrupa'da destekleyecekler.
      4. Filistin'de kuracakları büyük üniversitede aynı zamanda Türk öğrencileri de okuyacak. Tahsil için Avrupa'ya gitmeye lüzum kalmayacaktı.

      İkinci Abdülhamid Han, devletin mali durumunun kötü olmasına rağmen bu teklifleri kabul etmedi ve tarih sayfalarına altın harflerle yazılması gereken şu cevabı verdi: "Newlinsky Efendi! Eğer Mr. Herzl, senin, benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu Devleti kanlarını dökerek kazanmışlar ve yine kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne'de şehid düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanlarında kalmışlardır. Türk Devleti bana ait değildir. Türk milletinindir ve ben onun hiçbir parçasını veremem."

      Bu cevaba karşılık Herzl, gene Sultana birçok mektuplar yazmıştır. Fakat Sultan Herzl'in talep ve israrlarını kabul etmemiş, hatta kat'i bir lisanla haberleşmeyi kesmiştir. 1908 Meşrutiyetinden sonra İttihat ve Terakki Partisine Yahudiler geniş bir şekilde nüfuz ettiler. 1909'da bu parti tarafından kurulan hükumette üç Yahudi nazır (bakan) bulunuyordu. 1914'te çıkartılan bir kanunla ekalliyet zümreleri toprak satın alabilecekti. Bu kanuna dayanarak; Yahudiler Filistin'de geniş araziler satın alıp, üzerlerine tapuladılar. Hatta Yahudi nazırlarının tesirleriyle Sultan İkinci Abdülhamid'in Filistin'deki şahsına ait münbit araziler Yahudilere satıldı.

      Birinci Dünya Savaşı Yahudilerin işine çok yaradı. İngiliz ve Fransızlar gizli bir anlaşma yaparak, Yahudilere teminat verdiler. Osmanlı Devleti elbirliğiyle yıkılacak ve Filistin'de bir Yahudi Dev leti kurulacaktı. Bu vaadi alan Yahudiler, Filistin'de Türkler aleyhine büyük bir casusluk faaliyetine giriştiler.

      Birinci Dünya Savaşı sonunda, Ortadoğu'da İngiltere'ye dost bir devlet kalmamıştı. İngiliz menfaatleri, bu bölgede bir dost devletin bulunmasını icap ettiriyordu. Filistin'de kurulacak bir Yahudi devleti bu boşluğu doldurabilecekti. Bundan dolayı 2 Kasım 1917'de İngiltere meşhur Belfor vaadini açıkladı. Birleşmiş Milletler Cemiyeti de 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın kabul etmediği şartlar arasında bulunan bir üniversite 1925 yılında Skopus Dağında kurulmaya başlandı.

      İngiltere'nin Belfor planını tatbike başlaması ile Araplar, sömürgecilerin Filistin topraklarını çalıp siyonistlere teslim ettiklerini anladılar ve bunu müthiş şekilde protesto ettiler. 1929'da Kudüslü Araplar ile Yahudiler arasında on beş gün süren kanlı çarpışmalar oldu.

      Bundan sonraki yıllarda Nazi Almanya'sının Yahudilere karşı soykırımına girişmeye başlamasıyla Filistin'e büyük bir Yahudi göçü başladı. Filistin'deki Araplar bu göçe karşı koyduklarından İngiltere, Yahudi göçlerinin durdurulmasına karar verdi. Bunun üzerine Sion'a bağlı Askeri Yahudi Teşkilatı Hagahan, Filistin'e göç konusunda İngiltere'nin aldığı bu kısıtlayıcı kararı protesto amacıyla silahlı terör eylemlerine girişti. Filistin'e de gizli Yahudi göçleri düzenlemeye başladı.

      İkinci Dünya Savaşınin müttefiklerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin meselesi son safhasına ulaşmıştı. İngiltere daha sonra Amerika'nın yardımını sağladıktan sonra, Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere götürüp, meselenin çözülmesini istedi. Birleşmiş Milletler 1947 Kasımında Filistin'in biri Yahudi öteki Arap olmak üzere iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Kudüs şehrine ise Birleşmiş Milletler denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü tanındı. Bu çözüm Arapları tatmin etmedi. Filistin iç savaşı başladı. 1948 yılı 14 Mayısında İngiliz mandasının sona ermesi üzerine David Ben Gurion, bağımsız İsrail Devletinin kurulduğunu açıkladı.

      İsrail Devleti kurulur kurulmaz; Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları İsrail üzerine saldırıya başladılar. Böylece Birinci Arap-İsrail savaşı başlamıştı. Bu savaş bir yıl kadar sürdü. İsrail'in yetmiş beş bin kişilik bir ordusu olmasına rağmen beş Arap devletini yendi. Birleşmiş Milletlerin çabasıyla yapılan anlaşma sonunda, İsrail toprakları çok genişlemişti.

      Araplarla İsrail arasındaki gerginlik 1964 yılında tekrar yoğunlaştı. Bu yılda bir Filistin Kurtuluş Teşkilatı ve bu teşkilata bağlı bir ordu kuruldu. Teşkilat gerilla faaliyetlerine başladı. 1967 Nisanında Suriye ve İsrail arasında sınır bölgesinde sabotaj hareketlerinin artması ve Birleşmiş Milletler askerlerinin denetimlerinde bulunan Sina Yarımadasını terk etmeleri ve burada üslenen Mısır birliklerinin Şarmel Şeyhi işgal etmeleri üzerine 5 Haziran 1967'de savaş başladı. Çok kısa süren savaş, Arap ülkelerinin mağlubiyeti ile sonuçlandı.

      İsrail Kudüs'ün tamamını, Sina Yarımadasının ve Suriye'nin güneybatı kesimini ele geçirdi. Çatışmalar sürekli devam etti. Ekim 1973'te Mısır birlikleri Süveyş Kanalındaki İsrail birliklerine sürpriz bir saldırı düzenleyerek yendi. Bu başarı, askeri dengenin Arap ülkeleri lehine değiştiğinin bir işareti olarak yorumlandı.

      1978 ve 1979 yılları arasında ABD'nin öncülüğüyle önemli bir derecede uzlaşma sağlandı. Bu uzlaşma, Arap ülkelerinin büyük tepkilerine sebep oldu. Bu gün ise genelde, Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki gerginlik hala devam etmektedir. 6 Aralık 1987'den bu yana hergün Filistinliler işgalci İsrail askerlerine karşı taş ve sopalarla mücadele vermekte ve işgale direnmektedirler.

      1991'de meydana gelen Körfez Savaşı sırasında Irak, İsrail'e çeşitli zamanlarda füze saldırısında bulundu ise de İsrail buna cevap vermedi. Bu savaş İsrail'in Ortadoğu'da ABD'nin liderliğinde meydana gelen yeni düzende kilit bir rol üstlendi. Rusya Federasyonu bu yeni durum üzerine 24 yıl sonra İsrail'le yeniden diplomatik ilişki kurdu. İsrail 1992'de 400 kadar Müslüman Filistinliyi sınırdışı etmesi üzerine ABD-İsrail ilişkileri bozuldu. ABD'nin baskısı ile buların bir kısmını geri almaya razı oldu.

      Baglantı

      14/1/2009 - Başlıksız Yorum
      Yazar: Anonymous
      israil bu ne cesaret
      filistinde o kadar kişi kaldı esaret
      sen senki durmaz isen
      basına büyük bi felaket gelecek

      Baglantı

      14/1/2009 - Başlıksız Yorum
      Yazar: Anonymous
      bbu şiir tamamen bana aittir AKAN KAN İLE YAZILSIN İSRAİLE ÖLÜMMM!!!

      Baglantı

      18/1/2009 - Kahrolası israil
      Yazar: kadir
      İsrail için daha çok sesimizin çıkması gerektiğini düşünüyorum. e-mail olarak dolaşan markaların alınmaması konusunda herkesten duyarlı olunmasını istiyorum. Çünkü filistin bizim meselemiz. Nüfusunun %98 müslüman olan bir ülkenin meselesidir ve unutmayın ki orada bizim kanımızdan olan bir çok insan yaşıyordur mutlaka.

      Baglantı

      17/2/2009 - israil
      Yazar: Anonymous
      Ben filistinin bunu hakettiğini düşünüyorum....
      Bir çocunuz kızacaksınız ama filistin başkanının dedesi o toprakları israile para karşılığı sattı hiç dşünmediniz mi islam devletleri arasında bir yahudi devlet ne iş ? diye.Abdülhamit zamanında satmadı o toprakları israile amam filistin kendi toprağını para karşılığı sattı benım bu olayda üzüldüğüm tek şey çocuk katliamı .Çünkü bunların olacağı belliydi ,adamlar bile bile kendilerini çamura attılar .şimdide yok din kardeşi bilmem ne geçeceksin bu ayakları 1. dünya savaşında bizi arkamızdan buran kim filistin,kıbrıstaki türklere işgalci diyen kim filistin .... başı sıkışıncada din kardeşiyiz...Geçeceksiniz bu ayakları önce gerçeği araştırın.

      Baglantı

      2/2/2010 - Başlıksız Yorum
      Yazar: Anonymous
      dediğin gibi toraklarımızı satıtıyorlar buna bir dur demeliyiz

      Baglantı

      11/5/2010 - Başlıksız Yorum
      Yazar: Anonymous
      Çok güzel bir özet çalışma olmuş. Ellerine sağlık.

      Baglantı

      11/10/2011 - Başlıksız Yorum
      Yazar: Anonymous
      israil kahrolsun demeyle israil kahrolmaz yapmamız gereken okumamız. Bilgi sahabi olmalıyız.
      allah (c.c) calışana her zaman calıştığının karşılığını müslüman da olsa kafirde olsa vermiştir
      israilde cslışmış aklını calıştırmış filistin i bir yahudi devleti haline getirmeye calışmış ve başarılı da olmuştur bize düşen de aklımızı calıştırıp onları filistinden atmaktır
      filistin de bir tane bile yahu di hristiyan bırakmamak gerekir

      Baglantı