ATALAY GELERİ Herşey Güzel Olacak...
• 5/8/2008 - Yalan

Yalnızlık soğuk bir liman
Hayat acımasız bir deniz
Desem ki dünya tertemiz
Yalan hepsi yalan…
Geceleri parlayan yıldızlar
Sağnak sağnak yağan yağmurlar
Desem ki benim için yağarlar
Yalan hepsi yalan…
Karanlık gecenin tenhasında
Yalnızlığın ızdırabında
Desem ki biri benim için ağlar
Yalan hepsi yalan…
Çocuklukta yeşeren
Gençlikte sararan umutlarım
Desem ki bu dünyada biri beni anlar
Yalan hepsi yalan…
Şimdi hasat zamanı
Ektiğini biçme zamanı
Desem ki mutluluk biçtim
Yalan hepsi yalan…
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Zalim hayat...

Yaşamak denen kavgada
Galip gelmek çelme takmaksa
Yardımseverliği unutup zalimden yana olmaktansa
Ben yenilgiyi şerefimle kabul ederim.
Çünkü ne menfaat peşinde koştum
Ne de dalkavuğu oldum menfaatçilerin
İnsan gibi olmaya çalışmak ayıpsa
En büyük ayıbı ben yaptım.
Belki aç yattım belki tok
Kendi yağımla kavruldum darılmak yok
Dünyanın terazisi bozuk ne yapalım
Kiminin parası var kalbi yok
Kalbi olanın da parası yok…
BU GARİP YÜREK ŞEREFİYLE KABUL EDER YENİLGİYİ…
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Serseri

Caddeler sokaklar insan dolu
Kimi mutlu kimi yaşam dolu
İçlerinde biri var ki hüzün dolu
İşsiz güçsüz bir garip serseri
Bir yaşam kavgası ki kurtlar sofrası
Aslanın midesindeki nimetin peşinde
Biri yakalar biri parçalar biri yer bitirir
Ah işsiz güçsüz bir garip serseri
Gözleri boncuk boncuk yaş döker
Yüreğini dağlar kızgın demirler
Derdi bitmez, hüznü güldürmez yüzünü
İşsiz güçsüz bir garip serseri
Akan yaşlarını kimler silecek
Yaralı kalbini kimler avutacak
Hayat hep sana mı kazık atacak
İşsiz güçsüz bir garip serseri
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Hep seni düşünüyorum!

Ne zaman seni düşünsem
İçimde bir volkan kaynar
Taşar yüreğimden akar
Ne zaman sesini duysam
İçim kıpır kıpır sevgiyle dolar
Ne zaman gözlerine baksam
Gözlerin bir bıçak gibi işler yüreğime
Ne zaman ellerini tutsam
Gözlerim yaşla dolar
Aşkım bitanem hayatım seninle başlar
Seninle biter
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Yaralı Aslan

Feleğin sillesini yemiş yaralı bir aslan
Tutsak edilmiş kaderin ağlarına
Ölümün sıcak nefesi bir adım ötede
Ve o artık onuru için yaşıyor
Ama asaletine gölge düşürmektense
Yenilmediğini göstermek istiyor herkese
Zamanı geriye çevirebilmek, ne kadar mümkün değilse
Ve tutsak kafeste başını dikelterek kükremek gökyüzüne
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Gönlümün Gülü

Gönlüm seni sevdiğinden bu yana
Mutluluğu seninle buldu
Seninle güldü seninle ağladı
Dünyaya seninle geldim bitanem
Senden önce yoktu bu yürek
Ve sevmek sevilmek seninle oldu
Seninle başladı herşey
Güneş seninle doğdu
Gündüz seninle aydınlandı
Hayat şimdi daha güzel
Yaşamak daha manalı
Çünkü sen varsın bitanem
Hayatımın anlamı sensin
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/8/2008 - Sen Gelirken....

Leylaklar açarken gelirdin sen
Soğuk ve mavi kış şehri terk ederken
Ne anlamı var sensiz geçen saatlerin
Son trende şehri terk ederken
Güller kıskanırdı tenini
Bembeyaz ellerini
Gecenin zifiri karanlığı
Karbeyaz saatlere dönerdi sen gelirken
BİR GÜLÜN KOKUSU
BİR SENİN TENİN
NEREDESİN VAZGEÇEMEDİĞİM???
Atalay Geleri-2008 |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 7/7/2008 - Yalnızlık ve Hüzün

Hüzün dolu türküler paylaşıyor yalnızlığımı
Geceler bir kaplan gibi üstüme geliyor
Yalnızlık buram buram hissettiriyor acısını
Ve şehir sanki bana küsmüş yokluğunda
Saatler sabahı, mevsimler sonbaharı
Sonbahar hüzünleri, hüzünler yalnızlığı gösteriyor yine
Ve geceler soğuk bir tokat gibi çarpıyor yüzüme yalnızlığımı
Yalnızlık buzdan bir kafes, bu kafesin tutsağı sensiz yine ben…
Atalay Geleri-2008 |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 7/7/2008 - Yaşamak

İnsan arzuladığı hayatı yaşamanın ötesinde
Yaşam, dikenli tellerin tuzakların içinde
Ve bir umut insanı hayata bağlayan, çekip çeviren
Bazen üzen bazen sevindiren…
Gözyaşlarını yüreğine saklayarak ağlamak…
Haykırmak yalnızlığını ve ıstırabını gökyüzüne
Her sabah bir ümit ile uyanmak
Güneşin kucakladığı avuçlarında
Bir kır kelebeğinin bir haftalık ömrünü düşünmek
Hayat kimin için ağır, kimin için kısa
Yaşamı sorgulayabilmek dürüstçe…
Atalay Geleri-2008 |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 7/7/2008 - Hüzün ve Gülüm
|

Hüzün hüzün hüzün…
Söyle bana iki gözüm
Gençlik treni kaçtıysa önünden
Yaşamak treni kaçmadı ya elinden
Yaşam yaşam yaşam…
Seninle değil ki kavgam
Gül ekeriz diken olur
Dost deriz kalleş olur
Gönül gönül gönül
Ah nedir senin kaderin
Canını verirsin alan olmaz
Sevgini verirsin değeri bilinmez
Gülüm gülüm gülüm
İçime sığmaz sevdam
Bilsem ki sende seviyorsun
Zoruma gitmez ölüm…
Atalay Geleri-2008
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/7/2008 - İLAN...
ÖZEL DERS
BİLGİSAYAR KURSU
OPERATÖRLÜK-İŞLETMENLİK
ON PARMAK
DİZGİ
YAZIM, ÇİZİM
TAMİR
VB.
KONULARDA ÖZEL DERS VERİLİR....
ÖDEVLERİNİZ TEZLERİNİZ DİZGİLERİNİZ ÇOK UYGUN FİYATA YAZILIR
DÜZ YAZI (TÜRKÇE, FELSEFE, TARİH VB.)
ŞEKİLLİ YAZILAR (FİZİK, KİMYA, GEOMETRİ, BİYOLOJİ VB.) SAYFASI YALNIZCA 1 YTL
İRTİBAT: 0536 796 44 07 |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 22/10/2007 - GEL NE OLURSAN OL YİNE GEL!...
GEL, GEL, NE OLURSAN OL YİNE GEL,
İSTER KAFİR, İSTER MECUSİ,
İSTER PUTA TAPAN OL YİNE GEL,
BİZİM DERGAHIMIZ, ÜMİTSİZLİK DERGAHI DEĞİLDİR,
YÜZ KERE TÖVBENİ BOZMUŞ OLSAN DA YİNE GEL...
ŞU TOPRAĞA SEVGİDEN BAŞKA BİR TOHUM EKMELİYİZ,
ŞU TERTEMİZ TARLAYA BAŞKA BİR TOHUM EKMELİYİZ BİZ...
BERİ GEL, BERİ ! DAHA DA BERİ ! NİCEYE ŞU YOL VURUCULUK ?
MADEM Kİ SEN BENSİN, BEN DE SENİM, NİCEYE ŞU SENLİK BENLİK...
ÖLÜMÜMÜZDEN SONRA MEZARIMIZI YERDE ARAMAYINIZ!
BİZİM MEZARIMIZ ÂRİFLERİN GÖNÜLLERİNDEDİR.
HZ MEVLANA

PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHAT
Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu:
— Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.
— Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır.
— Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.
— Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.
— Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.
— Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.
— Acı da olsa hakkı söyle.
— Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak:
— Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207)
HZ. ÖMER (R.A.)’DEN NASİHATLER
1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.
2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.
3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma.
4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.
5. Sırrını gizleyen murâdına erer.
6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.
7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.
8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.
9. Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.
10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.
11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.
12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.
13. Düşmanlarından uzak dur.
14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.
15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.
16. Tâat ânında kendini zavallı gör.
17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.
18. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur. (Hayatü’s-Sahâbe 4-209/211)
HZ. ALİ’NİN (K.V) OĞLU HZ. HASAN (R.A)’A ETTİĞİ NASÎHAT
İbn-i Mülcem, Hz. Ali’yi yaralayınca Hz. Hasan ağlayarak yanına girdi. Hz. Ali:
— “Oğlum, niye ağlıyorsun?” Hz. Hasan:
— “Nasıl ağlamayayım? Âhiretin ilk, dünyânın son gününde bulunuyorsun!
— “Oğlum, dörder maddeden ibâret şu iki tavsiyemi iyi belle, onlara riâyet edersen, yapacağın hiçbir şey sana zarar vermez:
1- En büyük zenginlik, akıl.
2- En koyu fakirlik, ahmaklık.
3- En yaman yalnızlık, böbürlenmek.
4- En değerli âlîcenâplık, güzel ahlâktır.
Diğer dört şey ise:
1- Ahmakla dostluktan sakın, çünkü o sana faydalı olmak isterken zarar verir.
2- Yalancıyla dost olma. Zîrâ o, senden uzak duranı sana yaklaştırır, yakınını da senden uzaklaştırır.
3- Cimriyle de dostluk kurma, zîrâ ihtiyaç duyduğun şeyi senden uzaklaştırır.
4- Fâcirle de dost olma, çünkü seni ucuza satıverir.”
Not: Alıntıdır,,,, |
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 29/9/2007 - Sağlıklı Olmak İçin İpuçları - Öfkeye fındık, kaygıya çorba

Öfkeye fındık, kaygıya çorba
Ruh haliniz beslenmenizi ve tükettiğiniz besinleri etkiliyor. Hayal kırıklıkları, endişe, bezginlik, aşırı öfke, çekingenlik için ideal yiyecekler var. Neler mi?
İşte diyetisyenlerin önerileri;
* Yorgunluk: Kivi en etkili meyva... Portakal, havuç, biber ve maydanoz da oldukça etkili. Bu sebze ve meyvalar aynı zamanda özgüven eksikliğine iyi geliyor.
* Bezginliğe: Kalsiyum açısından zengin olan süt, yoğurt ve peynir bire bir...
* Çekingenlere; Fosfor açısından zengin olan balık haftada 3-4 öğün öneriliyor. Bu besinler çekingenlikten çabuk kurtulmanıza yardımcı olurken kendinize olan güveni tekrar kazanmanızı sağlar.
* Öfkelenince bir avuç fındık: Sinirliyken yağlı tohumlar, özellikle fındık, ceviz ve fıstık tüketilmesi uygundur. Kafeinli içeceklerden ve kırmızı etten mümkün olduğunca uzak durun.
* Çorbayla kaygınızı yenin: Kaygı veya endişe durumunda vücutta aşırı sıvı kaybı olacağından hafif çorba, komposto ve meyve suyu için.
* Hayal kırıklığına kerevizli formül: Sebzelerin hayal kırıklığını hafifletici özellikleri vardır. Özellikle enginar ile kereviz yaşadığınız hayal kırıklığını kısa zamanda atlatmanıza yardımcı olur.
Bu yiyecekler hafızayı güçlendiriyor
Unutkanlığa karşı hangi sebze meyveleri tüketmeniz gerekiyor biliyor musunuz?
Havuç: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.
Ananas: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.
Isırgan otu: Hafızayı kuvvetlendiren besinlerdendir. Özellikle sınavlara hazırlanan çocukların çayına ilave edilmesi veya doğrudan ısırgan çayı içirilmesi yerinde olur.
Kabak: Hafıza için eşsiz bir besindir. Özellikle zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilmesi önerilir. Uzmanlar haftada birkaç kez yenmesinin hafıza üzerinde olumlu etkileri olduğuna dikkat çekiyor.
Sağlıklı Olmak İçin 35 Öneri:
İngiliz Daily Mail gazetesi; doktorların, diyetisyenlerin, terapistlerin, yazarların ve ünlülerin görüşlerine başvurarak, sağlıklı yaşamanın yolunu 35 maddede özetledi.
Sağlıklı olmak ve öyle kalmak için yapılan 35 öneri bugüne dek tek tek önerilen ve pek çok faydası bulunan önerilerin aslında toplanmış ve özetlenmiş bir halinden örnek. Ancak yüzlerce önerilerin arasından seçilen ön palana çıkan bu 35 madde hiç de yabana atılmaması gereken önerilerden oluşuyor.:
1. Boynunuzu rahatlatın.
Her gün boynunuzu rahatlatan egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Kronik baş ağrılarının büyük bölümünün nedeni, boynun üst kısmındaki sinirlerde, çok oturmaktan kaynaklanan zedelenmelerdir.
2. Asitli içecek yasak.
Bu tür içeceklerin içindeki asitler, diş minelerinin zayıflamasına neden olur. Bu soruna en çok çocuklarda rastlanır. Meyve sularında da belirli miktarda asit bulunduğundan, onları da biraz sulandırarak içmek gerekir. Aslında en iyisi, su içmektir.
3. Kalbinizi iyi koruyun.
Kalbinizi kontrol ederek, size ne tür ipuçları verdiğini anlamaya çalışın. Her zaman yaptığınız egzersizlerin sonunda, ya da işyerinizdeyken göğsünüzde rahatsız edici bir ağrı oluyorsa, bir doktora görünmenin vakti gelmiş demektir.
4. Hazır yemeklerin keyfini çıkarın.
Birçok insan, aşırı yağlı oldukları için fast-food'dan uzak durur. Oysa, çok yağlı olmadığı sürece, bu tür yemeklerin arasında da sağlığınız için faydalı olanları vardır. Hint ve Çin yemeklerini deneyebilirsiniz örneğin.
5. Ayaklarınıza önem verin.
Her akşam, ayak parmaklarınızı içe doğru kıvırın ve evin içinde bu şekilde on dakika boyunca yürüyün. Bu egzersiz, dengenizi mükemmelleştirmek ve ayak bileklerinizdeki ağrılardan kurtulmak için idealdir.
6. Sebze yeyin.
Kanserden korunmak için, selenyum yönünden zengin besinleri daha çok tüketin. Selenyum, kanserin en önemli düşmanlarından biridir ve en çok koyu yeşil, lifli sebzelerde bulunur.
7. Yüzün. Yüzmeye başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Yüzme, vücudunuzdaki tüm kasları çalıştırır.
8. Balık yeyin.
Haftada en az iki kez uskumru, sardalya ve somon gibi derin deniz balıkları yiyin. Balık yağında bulunan omega 3 adlı asit, neredeyse bütün hastalıklara iyi gelmektedir.
9. Alkol kullanmayın.
Alkol kullanmayın, alkolün azının sağlığa yararlı olduğu fikirlerine de itibar etmeyin.
10. Uykunuza dikkat edin.
Her gece sekiz saat uyumaya çalışın. Geç yatmak zorunda kaldığınız gecelerde ise alkol almamaya dikkat edin.
11. Temizlik maddelerinizi yenileyin.
İçinde birçok zararlı kimyasal madde bulunan çamaşır suyu gibi temizlik maddelerinizi seçerken dikkat edin. İçinde çok fazla kimyasal bulunan maddeler, çocuk astımına davetiye çıkarmaktır.
12. Kulakları temizlerken dikkat edin.
Kulak çubuklarıyla yapılan temizlikte dikkatli olmak gerekiyor. Dikkatsiz bir temizlik sırasında kulak zarına hasar verilmesi hiç de az rastlanan bir durum değildir.
13. Spor yaparken sakatlanmayın.
Spor yaparken, önemli olanın çok çalışmaktan ziyade akıllıca çalışmak olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Birçok insan aşırı yorucu egzersizler yaparak sakatlıklara davetiye çıkarır.
14. Yaşınız konusunda dürüst olun.
Kaç yaşında olursanız olun, o yaşın tadını çıkarmaya bakın. Kendinizi sosyal ortamlardan dışlamayın.
15. Zührevi hastalık testi yaptırın.
Bir tür zührevi hastalık olan chlamydia (en önemli belirtisi, idrar yollarındaki kaşıntı hissidir), şu an tüm yetişkinlerin yüzde 4'ünün başını ağrıtıyor. Tedavisi son derece kolaydır; ama tedavi edilmezse, daha ciddi sorunlara dönüşebilir.
16. Gözlerinize iyi bakın.
Gözler, en kolay mikrop kapan organlarımızdandır. Gözlerinizi ovuşturmadan önce ellerinizi yıkamayı unutmayın. Kullandığınız havlunun temiz olmasına da dikkat edin.
17. Kahvaltısız olmaz.
Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür. Sabah saatlerinde bol vitaminli yiyecekler yemeye özen gösterin.
18. Duyguları bastırmayın.
Ağlamak bir zayıflık işareti değildir. Kendinizi boş yere sıkarak, çeşitli psikolojik rahatsızlıklara davetiye çıkarmayın.
19. Gölgeden yürüyün.
Güneşin güçlü ışıklarına doğrudan maruz kalmak cildinize zarar verecektir.Yaz aylarında özellikle dikkatli olun.
20. Kemik sağlığına önem verin.
Kemik erimesi, 50 yaşını geçmiş kadınların üçte birini etkiliyor. Bunu önlemek için kilonuza dikkat edin ve egzersiz yapın.
21. Dik yürüyün. Yürürken ve otururken sırtınızın dik durmasına dikkat etmek çok önemlidir. Bu sayede, sırt ve bel ağrılarının önüne geçmiş olursunuz.
22. Sporu abartmayın.
Birçok insan, düzgün bir vücuda sahip olma hayaliyle spora birdenbire yüklenip sakatlanıyor. Vücudunuzun, yaptığınız spora alışması için ona zaman tanıyın.
23. Su için.
Vücudunuzdaki sıvı miktarının doğru seviyede kalması gerekir. Her gün en az iki litre su için. Böylece fazla kiloların bedeninize yerleşmesini de önlemiş olursunuz.
24. C vitamini alın.
Günün büyük bölümünü çalışarak geçirenler daha fazla C vitamini alarak yorgunlukla savaşabilir.
25. Doktorunuza karşı dürüst olun.
Herhangi bir rahatsızlık nedeniyle doktora gittiğinizde, canınızı sıkan rahatsızlık her neyse doktorunuza doğrudan söylemekten çekinmeyin. Doktorunuzun, hastalıkların ne olduğunu anlaması için kesin belirtilere ihtiyaç duyduğunu ve zihninizi okuyamayacağını aklınızdan çıkarmayın.
26. Sigarayı bırakın.
Sigara, birçok kanser çeşidinin ana sebeplerinden biridir.
27. Başınızı kuma gömmeyin.
45 yaşının üstündeki erkeklerin mutlaka prostat kontrolünden geçmesi gerektiğini unutmayın. Prostat kanserinin tedavisi, eğer hastalık erken bir evrede teşhis edilmişse, son derece kolaydır.
28. İnançlı olun.
Ruhsal yönünüzü geliştirmek, kendinizi daha güvende ve rahatlamış hissetmeniz açısından önemlidir.
29. Dans edin, jimnastik yapın
Dans etmek, en eğlenceli egzersizlerden biridir. Müzik ve ritm vücudunuzun diri kalmasını sağlar.
30. Kalbiniz için yürüş yapın.
Her hafta en az beş kez, 30-40 dakikalık yürüyüşler yapın. Yürüyüş, kalp sağlığı için çok önemlidir.
31. Ceviz yeyin.
Daha sağlıklı ve uzun bir yaşam için her gün ceviz yeyin. Araştırmalar, düzenli olarak ceviz yemenin, insan ömrünü 10 yıla kadar uzattığını gösteriyor.
32. Merdiven kullanın.
Asansör yerine merdivenleri kullanmayı tercih edin. Merdiven çıkmak, ideal bir kardiyovasküler egzersizidir.
33. Yaratıcı yönünüzü öne çıkarın.
Birçok yetişkin, gündelik hayat içerisinde yaratıcılıklarını kullanamamaktan yakınır. Yaratıcı yönünüzü keşfetmek için zaman ayırın.
34. Uzaklaşın.
Zaman zaman gündelik sorunlardan uzaklaşmak iyi bir fikirdir. Kendinize sessiz bir ortam yaratın, televizyonu kapatın ve sessizliğin keyfini çıkarın.
35. Şarkı söyleyin.
Şarkı söylemeye başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Araştırmalar, şarkı söylemenin endorfin hormonunu arttırdığını gösteriyor, unutmayın.
|
Yorumlar (2) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 27/9/2007 - GÜZEL SÖZLER

Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı. Gerçekçi kişi ise hem tünel ile birlikte ışığı hem de gelecek treni görür.
Herkes mükemmel olabilir. Gereksinim duyduğumuz tek şey sevgi dolu bir yürek ve gücünü sevgiden alan bir ruhtur…
Tok olan cümle cihanı tok sanır, aç olan alemde ekmek yok sanır
Hayat namazsız bir ezanla başlar; ezansız bir namazla biter.”
Korkunç olan istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. O zaman sucu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız…
Umutsuzluğa kapılıp unutursan kendini dönüp baktığında göremezsin gölgeni…
Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek bir şeyi yoktur.
Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
Korkmam kötü insandan; korkarım kötü insana değer verenden…
Bir zincir en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.
1. İnsan, söyledikleri ile yaptıkları arasında ne derece tutarlı olduğunu, kendi kapasitesine olan güvenini sorgulamalı ve daima kendini geliştirmek için gayret sarfetmelidir.
2. Yaşam şartları ne kadar acımasız olursa olsun daima güleryüzlü ve çoşkulu olun, hayatın tadını çıkarın.
3. Herkesin kendi görevini layıkıyla yapması başkalarının sırtından geçinmemesi ruhi yönden olgunluk ister.
4. Faydalı insan odur ki boş durmayı sevmez, kişiliğini faydalı işlerle geliştirir.
5. Planlama yapmak, ileriyi düşünmek muhtemel sorunlardan kurtulmanın en güzel yoludur.
6. İnsanlara yardım edebilmek, cömert olmak insancıllıktan öte bir bilgeliktir. Hümanizm insanları sevmek ve insanları bilmek demektir.
7. İnsanın yaptığı işe inanması en önemli itici güçtür.
8. Kültürlü olmak, görgülü olmak, bütün insani faaliyetlerimize değer ve estetik katan en önemli özelliklerdir.
9. Zayıf insanlar şahsi çıkarlarına yenik düşer, örnek insanlarsa önce kendilerini düşünmez ve adaletli olurlar.
10. İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır: nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık); öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık), yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet), özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak). Beş doğru ise şunlardır: müsrif olmadan eliaçık olmak; gocunmadan çalışmak; haris olmadan istek duymak; mağrur olmadan rahat davranmak; ürkütücü olmadan saygın olmak.
11. İyi insanlar karşılık beklemeden ve maddi teşviklere kapılmadan mevki ve güçlerini kullanırlar.
12. Dürüst, içten ve bilgili dostlar yarar, sahtekar, fırsatçı ve yaltaklanmacı dostlar ise zarar getirir.
13. Başarı doğru erdemlerle elde edilmemişse kalıcı olmaz. Kimse düşkünlüğü istemez ancak, doğru davranmazsa da bundan kurtulamaz.
14. Bilgi olmadan ne insanlık, ne dürüstlük, ne cesaret, ne de kuvvet gerçek anlamda faydalı olabilir. Aksine sadece çevremize zarar verir.
15. Bazı öğretiler anlatılarak değil yaşanarak da kazanılabilir.
16. Eğitimli insan ile eğitimsizin farkı şudur: birisi diğer insanlardaki iyi davranışları teşvik eder, diğeri ise tam tersini.
17. İyi liderler araştırmalarında bilimi ve düşünceyi ön plana çıkarır.
18. Konuştuklarından çevrene faydalı bilgiler aktarabilmek için, eğittiğin insanların kapasitesini gözardı etme.
19. Dürüst yöneticinin işleri emir vermese de yürür ancak, dürüst olmayan emir verse de kimse dinlemez.
20. Mahiyete çalışma şevki vermenin sırrı şudur: şefkatli olmak, sadakatli, saygın davranmak, ciddiyeti, iyiyi teşvik edip bilmeyeni eğitmek hevesi doğurur.
21. Örnek davranışlar sadakati doğurur.
22. İnsanların tercihleri onları utanca ya da kıvanca götürür.
23. Güçlü olan sayıca kalabalık kitleler değil, eğitimli kitlelerdir.
24. Akıllı insanlar deneme yanılma değil yaşanmış tecrübelerden ders alma metodunu izlerler.
25. İnsan davranışlarında her konuda ölçülü olmak müsrif ve kibirli olmaktan yeğdir.
26. Bilgi özgüveni, özgüven ise gücü yaratır.
27. İyi erdemli insan öğrenmek için sürekli çaba içinde olur.
28. Kültürlü insan kendinden başkalarına değer veren ve yardımcı olan insandır.
29. Düşmanlığı uzaklaştırmak için bağışlayıcı olmak ve diğer insanları olduğu gibi kabul etmek gerekir.
30. İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.
31. İyi bir insan için herkesin onu sevmesi bir şey ifade etmez. Önemli olan iyi insanların sevgisi ve katılımıdır. Bu sebeple davranışlarımız politik değil istikrarlı olmalıdır.
32. İyi insanlar olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur.
33. Kibir ve paylaşmayı bilmemek bütün güzel özellikleri örter. Eğitim bu hataları yok eder.
34. Fedakarlıklar senden başkası bilmiyorsa değer taşır.
35. İyi insan kendisi bundan zarar görse bile doğruluktan vazgeçmez.
36. Eğitimli insanlar taklit etmez ancak, kendine özgü bir uyum içindedir.
37. Eğitimli insan kendi iç dünyasında doğru ve berrak olandır. Bu tür insanlar bilginin gücü ile kaygı ve korku bilmezler.
38. Kitleler cezalarla düzene sokulursa dejenere olur, karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur.
39. Örnek insanlar yumuşak huyludur ve öfkeden kaçınır.
40. İyi insanlar hatalarını düzeltmek için daima çaba içinde bulunurlar. Şu bir gerçektir ki insancıl olanlar tasa duymaz, bilgili insanların aklı karışmaz ve cesur insanlar korkmaz.
41. Yönetenler astları ile olan ilişkilerinde samimi ve içten olmalıdırlar.
42. Siyasi idare sadakat ve ciddiyet gerektirir. İyi idarecilerin mahiyeti de kendine bağlı ve sadık olur.
43. Tedbirli olmak (muharebe sahasında) az zayiat demektir.
44. Hümanizm ; kişinin kendine egemen olması ve nezaketli olmasıdır. Küçük menfaatler peşinde olanlar büyük işler gerçekleştiremez.
45. Eğitimli insanın hedefi daima yüksek olur. Küçük işlerle küçük insanlar uğraşır.
46. Bir ülkeyi idare etmek için şu üç kaynak gerekir: yeterli besin, yeterli silah, yani güçlü bir ordu ve halkın hükümete güvenmesi, yani idarelerin bu güveni tesis edici hak ve adalet çerçevesindeki icraatları.
47. Eğitimli insanın hayatının çeşitli evrelerinde ulaştığı üç disiplin seviyesi vardır. Gençken cinsellik konusunda, orta yaşlarda rekabet konusunda ve yaşlandığında kazanç konusunda disiplin; bu da uzun vadeli planlama yapmak ve hayatın her safhasını düzenli yaşamak demektir.
48. Bazı bilgilere tecrübelerle ulaşılır. Hem dinlemeyi bilmek hem de çok şey görüp öğrenmek bu yüzden önemlidir.
49. Kendisini eleştirebilen insanlar doğruyu ve güzeli bulma konusunda daha şanslıdırlar.
50. Davranışları tutarlı olmayanlar ve zorluklarla karşılaştıklarında özdenetimlerini yitirenler ancak küçük inanlardır. Yaptığı doğru davranışlarda istikrar gösteremeyen kimseler muhakkak gözden düşerler.
51. İyi insanlar kendilerini kardeşliğe, insanlığa ve görevlerini ifaya adamışlardır.
52. İyi insan odur ki, kendi hatalarını kabul edip düzeltir, yanlış yapılan şeylere karşı da inatla mücadele eder.
53. İyi yönetici, doğru ile yanlışı ayırt edip hakkaniyetli davranır.
54. Eğitimli insanlar adaleti ilke edinir ve ona sadık kalırlar.
55. İdare etmek dürüstlük demektir. Sen doğru yönetirsen yanlış olmaya kimse cesaret edemez.
56. Kültürlü insan astlarına soru sormaktan çekinmeyen insandır.
57. İyi yönetici mahiyetinin moral faktörlerinin de yüksek olmasına dikkat eder.
58. Erdemli olmak kazancı değil hizmeti gözetmekle olur. İyi insanlar doğru konuşur ve çevresini iyiliğe yöneltirler.
59. İyi insanlar merhametli olur. İyilik daima iyilikle karşılık bulur.
60. İnsanların üzüntü ve acılarına saygı göstermek gerekir.
61. Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlenmek için çaba sarf ederler.
62. İyi insanın birinci şartı her koşulda bilgili ve eğitimli olmaktır.
Not: alıntıdır…. |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 15/9/2007 - RAMAZAN GELDİ HOŞGELDİ...
Ramazan Müjdesi

Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı...
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.
Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.
Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.
Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)
Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.
Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.
Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.
Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur."
Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.
Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)
Kaynaklar:
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g.e, 2:94.
Ramazan Ayı Faziletleri
Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.
Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.

Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?
Bir Müslüman olarak rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı en verimli şekilde geçirebilmek için kendimize şu hedefleri belirleyelim:
Çok Kur'an-ı Kerim okumak ve hatim indirmek.
Teravih namazını 20 rekat olarak cemaatle camilerde kılmak.
İftar saatlerinde ümmeti Muhammet için çok dua etmek.
Oruçlarımı mutlaka sahura kalkarak tutmak ve sahur vakitlerini dua, namaz ve Allah’ı zikirle çok iyi değerlendirmek.
Öğrencilere, komşularımıza ve akrabalarımıza iftar vermek.
Sadaka, burs, bağış ve yardımlarımızı bu ayda biraz daha artırmak.
Allah'ın isimlerini bolca zikretmek.
Gıybet, su-i zan, yalan, dedikodu gibi günahlardan uzak durarak orucumuzu lekelememek.
Ramazan’ımızı bereketlendirmek için fitremizi fazlasıyla vermek.
Çevremize hayırhâh olup bu ayda kalplerin de yumuşamasını fırsat bilerek din-i mübin-i İslam'a hizmet adına daha fazla şeyler yapmak.
Hayır ve hasenat sahiplerini yeni bir nesle sahip çıkma adına çeşitli hayırlara kanalize etmek.
Kötü huy ve alışkanlıklarımızı bu rahmet ve bereket ayında tamamen terk etmeye çalışmak.
‘Ramazan tebrik ziyaretleri’ adı altında tanıdık tanımadık herkese ziyaretlerde bulunmak.
‘Her gece Kadir Gecesi olabilir’ mülahazası ile Ramazan gecelerini çok dinç olarak ibadet ve dua ile değerlendirmek.
Zaman Gazetesi
Asım Akın Işık
27.10.2003

Ramazan ayına verilen beş nimet
Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.
Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.
Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.’
Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.
Not: ALINTIDIR.... |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 14/5/2007 - Ailede Stres ve Çocuk

Nasıl ki kişinin bir organı hasta olduğunda bütün vücudu etkilenir ve işlev kaybına uğrar, aynı şekilde aile üyelerinden birindeki bedensel veya ruhsal sorun veya onu etkileyen stres etkeni de ailenin ve aile üyelerinin işleyişini, psikolojisini ve yapısını etkileyecektir. Bu etkilenme sonucunda aile ile birlikte aile içindeki her bireyde yakın veya uzak gelecekte bazı etkilenme belirtilerinin görülmesi kaçınılmazdır. Şunun altını çizmek gerekir ki aileyi oluşturan temel unsurlar olan anne ve babanın çocukluk dönemindeki durumları, hayatları boyunca karşılaştıkları olaylar, şuanki kişilik yapıları, eğitim durumları, çevre şartlarından etkilenmeleri, toplumsal statüleri gibi bir çok konu ailenin bugününü ve geleceğini her konuda etkileyecektir.
Geçmiş, geleceği etkiler
Bir anne babanın küçükken başından geçen bir hadise veya anne babasından devamlı olarak gördüğü davranış tarzı onun stres etkenine karşı cevap durumunu aynı zamanda çocuğuna karşı uyguladığı eğitimi veya gösterdiği tepkiyi etkiler. Bununla birlikte bir ailenin şu anki durumunu ve stres etkenine karşı gösterdiği cevabı tam olarak değerlendirmek için onun geçmişindeki etkenleri hesaba katmak yerinde olur. Anne - babanın hayatında karşılaştığı her olay onların şu anki durumuna gelmesine ve kişiliğinin şekillenmesine negatif veya pozitif bir katkı sağlamıştır. Aynı zamanda aynı aile içerisindeki her bir çocuğun şu anki hemen her konudaki iyi veya kötü yönde etkilenmeleri de onların ileriki dönemde durumlarını belli edecektir.
Stres etkenleri
Bir yakın yada arkadaş ölümü, taşınma, ayrılık, boşanma, göç, ekonomik zorluklar, bedensel hastalıklar, tabii afetler, sosyokültürel sorunlar, cinsel yada fiziksel istismar, ebeveynlerdeki madde bağımlılığı, çocuğa yeterli ilgi sevginin verilememesi, çocuğun sağlık bakımının yapılamaması, çocuktaki zeka sorunlarına paralel olmayan ondan aşırı beklenti içinde olma, işsizlik, yeni bir iş, ebeveynlerin işyerinde terfi alması ( iş yoğunluğunu ve başarı kaygısını artırarak çocuğa olan ilgiyi azaltabilir), yeni bir kardeş doğumu, toplumu etkileyen stres faktörleri, suça bulaşma ve sabıkalı olma, ikinci evlilik, anne babanın aşırı koruması, çocuğu çok aşırı kontrol, okur yazar olmama, okuldaki şiddet olayları, okul sorunları, eğitim sistemi ile ilgili sorunlar…vb.
Anne-babadaki belirtiler
Hayata karşı isteksizlik, kendi bakımında azalma, iş motivasyonunda azalma, ailesine olan ilgide azalma, uyku ve iştah değişiklikleri, konsantrasyon düşüklüğü, çabuk sinirlenme, tahammülsüzlük, çocuklarının sevgi ve duygusal ihtiyacını karşılayamama, yalnızlığa eğilim, sosyal çevrelerinde uyumsuzluklar, halsizlik, yorgunluk, madde bağımlılığına eğilim,ailesine ayrılan vakitte azalma vb gibi bir çok belirtiyi anne baba gösterebilir. Anne babadaki bu değişikliklerin muhakkak olarak işleyen aile yapısına, o ailede yaşayan bireylere ve elbetteki çocuklara çok önemli etkileri olacaktır.
Çocuklarda görülen belirtiler
Okul başarısında düşme, arkadaş ilişkilerinde sorunlar, sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik, kendi özgüveninde azalma, tahammülsüzlük, çabuk sinirlenme, çok fazla uyuma veya uykusuzluk, iştahta artma veya azalma, olayları olumsuz değerlendirme, yalnızlığa eğilim, alınganlıkta artış, karşı gelme, riskli davranışlar, madde kullanımına eğilim, her şeyden çabuk sıkılma, sevdiklerinin başına bir şey gelecek korkusu, içe çekilme ve sessiz sakin olmayı tercih etme, okula gitmek istememe, konuşmaya ve etkileşime isteksizlik, sese ve olaylara karşı aşırı uyarılma, öfke patlamaları, aşırı hareketlilik görülebilir.
Faydacı davranmak
Stres etkenleri, strese anne babanın verdiği cevabın, stres etkeninin süresinin, destek faktörlerinin, stres sonucunda ailenin aldığı konumun çocuğun gelişiminde kesin bir etkisi vardır. Bu çocuk isterse anne karnında bir çocuk olsun veya 6 aylık çocuk olsun hiç fark etmez. Bu stres etkenlerinin kısa ve uzun vadede bir çok etkisi olacaktır. Anne - babaya düşen görev bu etkilenmenin negatif etkenlerini en aza indirmesi, hatta bu stres ortamında bile çocuğu adına kazanımlar sağlamasıdır.
Yapılması gerekenler
1- Çocuğa yönelik sevgi ve destek mesajlarının artırılması
2- Çocukta görülebilecek davranış değişiklikleri ve yukarıda sayılan belirtilerin fazlalığı durumunda gerekli psikiyatrik müdahalenin vakit geçirmeden yapılması
3- Stres etkeninden çocukları mümkün olduğunca korumaya çalışmak
4- Okul ve öğretmen ile işbirliğinin sağlanarak onların çocuğa yönelik ilgi ve desteğinin artırılması
5- Bu dönemde gelişebilecek madde bağımlılığı , riskli davranışlar olarak çocukların durumlarının takip edilmesi
6- Anne babanın mümkün olduğunca çocuğu ile yakınlık sağlayarak onun kendini ve duygularını ifade etmesine zemin hazırlamaları
7- Anne babanın bu durumdan etkilenmeleri durumunda vakit geçirmeden psikiyatrik yardım almaları
8- Çocukların bu dönem için mümkün olduğunca sosyal aktivite yönünden desteklenmeye çalışılması
9- Dinlenmeye ve stres ortamının etkisini azaltan faaliyetlere ailenin tamamının katılması
10- Çocuğun motivasyonunu ve moral durumunu artıracak kişilerle sık sık görüştürülmesi
11- Uzun dönemde stres etkeninin etkileri açısından uyanık olmak
12- Çocuğa gösterilen hoşgörü sınırlarını bu dönem için (stres etkeni geçene kadar) artırmak (bu arada uygunsuz olarak görülen davranış problemleri konusunda dikkatli olmak )
13- Çocuğun olaylar karşısındaki duygusal ifadelerine değer vermek ve onları bazı konularda doğrular çerçevesinde rahatlatmaya çalışmak
14- Çocuğa ayrılan vaktin artırılarak ona olan desteğin her iki ebeveyn tarafından olmasını sağlamak
15- Önceden tahmin edilebilen stres etkenleri için önceden bazı tedbirleri almak ve çocukları bu olaylara hazırlamaya çalışma.
Not: alıntıdır… |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/5/2007 - MÜMİNLER İÇİN HER OLAYDA HAYIR VARDIR

Her Olayı, Her Detayı Yaratanın Allah Olduğunu Bilmek…
İnsanların birçoğu olumlu olarak değerlendirdikleri olaylarla mutlu olurken, olumsuz ya da ters gidiyor gibi görünen olaylarla birlikte de hüzne kapılırlar. Oysaki iman eden insanlar için böyle bir sıkıntıya düşmek son derece yersizdir. Allah, Kuran'da her olayı salih kullarının hayrına yarattığını müjdelemiş, onlar için hiçbir zaman hüzün ve sıkıntı olamayacağını haber vermiştir.
İnsanın gözlerini dünyaya açtığı andan itibaren karşılaştığı iyi ya da kötü gibi görünen her olayı Allah yaratmaktadır. Yaşamı bir bütün olarak yeryüzünün tek hakimi olan Allah kontrol etmektedir. Allah kusursuz, mükemmel, hikmetli ve en güzel şekilde yaratandır. Bu, Allah'ın yaratmış olduğu kaderdir; Allah'ın yarattığı kaderdeki olaylar arasından bir kısmını ayırıp bir kenara almak ve bunlara iyi diğerlerine ise kötü gibi bir yakıştırma yapmak mümkün değildir. Öyleyse insana düşen bu mükemmelliği görüp takdir etmek ve Allah'ın aklının olabilecek en kusursuz sonuçları yaratacağını bilerek her olayı hayra yormaktır. Zira Allah'a iman eden ve imanı ile her olayı hayır gözüyle değerlendirip, hayra yorumlayan bir insan dünyada da ahirette de hep hayır ve güzelliklerle karşılaşacaktır.
Kader Müslüman için baştan sona kusursuz hazırlanmış, hikmet ve hayırlarla dolu bir cennet hazırlığıdır. Müminin bu dünyada karşılaştığı her zorluk cennette sonsuza kadar alacağı zevklerin, neşenin ve huzurun kaynağıdır. "... Zorlukla birlikte bir kolaylık vardır" (İnşirah Suresi, 5) ayeti de bir yönü ile bu gerçeğe işaret etmektedir. Müminin gösterdiği sabır ve cesaret, çok güzel nimetlerle sonsuza kadar mükafatlandırılmış halde kaderde yazılıdır.
Bir mümin gün içerisinde bazı olaylara üzülebilir, tedirginlik hissedebilir. Bu üzüntü ve tedirginliğin sebebi o an için, karşısına çıkan olayların kaderde olduğunu, herşeyi Allah'ın yarattığını unutmuş olmasıdır. Ona, "bu olayı Allah hayırla yarattı" dense eğer o anda gafil değilse hemen gerçekleri görür ve rahatlar. Bu yüzden Müslüman an an her olayın kaderde olduğunu daima hatırlamalı ve hatırlatmalıdır.
Allah'ın ezelde hayır ve hikmetle hazırladığı olaylara tevekkül etmeli, güzelliklerini görmeye, hikmetlerini anlamaya çalışmalıdır. Her insan Allah'ın dilemesi ile bu gerçekleri anlayabilir. Belki olaylardaki sayısız hayır ve hikmetin tamamı ilk anda tespit edilemeyebilir; ama eğer bir olay gerçekleşmişse bilinmelidir ki o zaten Müslüman için Allah'ın yarattığı hayır ve hikmetle birlikte gerçekleşmiştir.
İnsanın dolaylı ya da direk olarak muhatap olduğu herşey, gördüğü her olay, duyduğu her ses tümüyle kişinin dünya hayatındaki "blok" halindeki yaşamının bir parçasıdır. Evrende meydana gelen büyük ya da küçük her olay bir hikmet üzerine gerçekleşir. Hiçbir çiçek tesadüfi olarak açmaz ya da tesadüfi olarak solmaz. Ya da hiçbir insan tesadüfen doğup, tesadüfen ölmez. Hiçbir insan yanlışlıkla ya da kontrolsüz olarak hastalanmaz. Eğer bir iyilikle ya da bir kötülükle karşılaşıyorsa, bu hiçbir zaman için tesadüfi ya da şans eseri gerçekleşmez. Her birini, insanın yaratılışı ile birlikte, Allah özel olarak belirlemiştir.
Hayır Gibi Görünen Olaylarda Şer, Şer Gibi Görünen Olaylarda Hayır Olabileceğini Bilmek…
İnsan ancak olayların dıştan görünen kısmı ile muhatap olabilmekte ve ancak kendi anlayışı ile bu olayları değerlendirebilmektedir. Sınırlı bilgi ve anlayışı ile kimi zaman hayır ve güzellik olan bir olayı olumsuz, kötülük ile dolu olan bir olayı ise olumlu ve hayırlı olarak nitelendirebilmektedir. Bu durumda doğruları görebilmek için iman eden bir insanın yapması gereken şey, Allah'ın sonsuz akıl ve bilgisine teslim olarak, her olaya hayır gözüyle bakmaktır. Nitekim Allah bir ayetinde insanlara şöyle buyurmaktadır:
... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)
Allah'ın bu ayette bildirdiği gibi, insanın kendisi için çok hayırlı ve güzel olacağını sandığı bir olay aslında dünyada ve ahirette hüsrana uğramasına neden olacak olabilir. Ya da zarara uğrayacağını düşünerek kaçtığı bir olay kişiye güzellik, bereket bolluk ve huzur getirecek olabilir. Tüm bunların gerçek bilgisi sadece ve sadece Allah Katında gizlidir. Gerek şer gerekse hayır gibi görünen tüm olaylar Allah'ın dilemesiyle gerçekleşir. Allah kim için neyi dilerse o olur. Kuran'da, "Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse. O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yunus Suresi, 107) ayetiyle de bu önemli gerçek hatırlatılmıştır.
MÜMİNLER İÇİN HER OLAYDA HAYIR VARDIR
Her insanın hayatında zor anlar olarak nitelendirebilecek zamanlar vardır. Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların birçoğu bu anları huzursuzluk, üzüntü ve sıkıntı gibi duygular içerisinde geçirirler. Böyle ortamlarda sinirlilik, gerginlik, tartışmacılık yoğun bir şekilde sergiledikleri tavırlardır. Bu tepkilerin tek nedeni ise, bu kişilerin dinin getirdiği güzel ahlaktan uzak yaşamalarıdır. Allah'a ve O'nun yaratmış olduğu kaderin kusursuzluğuna iman etmedikleri için, karşılaştıkları olayların, çektikleri zorlukların arkasında bir hikmet ve hayır göremezler. Nitekim iman etmedikleri için zaten dünyada geçirdikleri her an kendi aleyhlerine işlemektedir. Onlar da bunun sıkıntısı ve gerginliği içinde yaşamlarını sürdürürler.
Müminler ise, Allah'ın dünya hayatında kendileri için yarattığı zorlukların birer imtihan olduğunu bilirler. Bu denemelerin, salih Müslümanlar ile "kalplerinde hastalık bulunan" ve samimi olarak iman etmeyen kişilerin ayrılması için özel olarak yaratıldığının farkındadırlar. Çünkü Allah Müslümanları mutlaka deneyeceğini ve doğru olanlarla olmayanları birbirinden ayırt edeceğini Kuran'da şöyle vaat etmiştir:
Yoksa siz, Allah, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (Al-i İmran Suresi, 142)
Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırdedinceye kadar müminleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir… (Al-i İmran Suresi, 179)
(Harunyahya.org)
Not: alıntıdır... |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 9/5/2007 - TÜRKİYE

TÜRKİYE
Coğrafi Verileri
Konum: Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yaklaştığı bir alanda yer alan Türkiye Cumhuriyeti, doğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan ve İran, batıda Bulgaristan ve Yunanistan, güneyde Suriye ve Irak ile komşudur.
Coğrafi konumu: Türkiye, 36° 00'-42° 00' Kuzey Enlemleri ve 26° 00'-45° 00' Doğu Boylamları arasında yer alır.
Haritadaki konumu: Güney Batı Asya
Yüzölçümü: 814.578 km² (dünya yüzeyinin %1,3'ünü kaplar, dünyanın en geniş 36. ülkesidir.)
Sınırları: toplam kara sınırları: 2.648 km
Sınır komşuları: Ermenistan 268 km, Azerbaycan 9 km, Bulgaristan 280 km, Gürcistan 252 km, Yunanistan 206 km, İran 499 km, Irak 352 km, Suriye 822 km
Sahil şeridi: 7,200 km
İklimi: Türkiye'de başlıca üç iklim tipi görülür: Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim.
Arazi yapısı: Yüksek bir ülke olan Türkiye`de yüzey şekilleri önemli ölçüde çeşitlilik gösterir. Birçoğu birbirine koşut sıralar halinde uzanan dağlar,tek başına ya da çizgisel bir diziliş gösteren sönmüş yanardağlar, üstleri yanardağ lavlarıyla ya da eski göllere ait tortul kayaçlarla kaplı olan ve vadilerle yarılmış plato düzlükler,vadiler boyunca ya da ırmak ağızlarında genişleyen tabanı alüvyonlu ovalar bu çeşitliliğin başlıca öğeleridir. Bu çeşitlilik, ülkenin yaşam koşulları ile ekonomik etkinliklerini önemli ölçüde etkiler.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m
en yüksek noktası: Ağrı Dağı 5,165 m
Doğal kaynakları: Demir, bakır, kurşun, kömür, bor, çıva, krom, uranyum ve diğer madenler.
Sulanan arazi: 52,150 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Depremler, su baskınları
Nüfus Bilgileri
Nüfus: 81.600.000 (2007 son işlem verileri)
Nüfus yoğunluğu: 99,7 kişi/km²
Nüfus artış hızı (yıllık): %1,06 (2006 verileri)
Bebek ölüm oranı: 39.69 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahminleri)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.62 yıl
erkekler: 70.18 yıl
kadınlar: 75.18 yıl (2006 tahminleri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.92 bebek/kadın (2006 tahminleri)
HIV/AIDS vakaları (toplam): 1325 kişi (2001 tahminleri)
Ulus: Türk
Din: Müslüman %99.8, diğer %0.2 (Hıristiyan, Yahudi, diğer)
Diller: Türkçe (resmi)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri verileri
toplam nüfus: %86.5
erkekler: %94.3
kadınlar: %78.7 (2003 tahminleri)
Yönetimi
Ülke adı: Resmi adı: Türkiye Cumhuriyeti
kısa adı: Türkiye
Yönetim biçimi: Parlamenter demokrasi
Başkent: Ankara
İdari bölümler: 81 il; Adana, Adıyaman, Afyon, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Corum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, İçel, İğdir, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kilis, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Siirt, Sinop, Şirnak, Sivas, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak, Düzce
Bağımsızlık günü: 29 Ekim 1923
Milli bayram: Cumhuriyetin ilanı, 29 Ekim (1923)
Anayasa: 7 Kasım 1982
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (gözlemci), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), EU (aday), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (gözlemci), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (gözlemci), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OIC, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)
Ekonomik Göstergeler
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 627.2 milyar $ (2006 verileri)
Fert başına GSYİH: Satınalma gücü paritesine göre: 7.561 $ (2004 verileri)
Milli gelir (GSMH): 389,7 milyar $ (2005 verileri)
Kişi başına düşen milli gelir: 5,342 $ (2005 verileri)
GSYİH - büyüme hızı: %5.2 (2006)
GSYİH - sektörel büyüme hızı: Tarım %11.2, sanayi %29.4, hizmet %59.4 (2006 )
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %9,76 (2007 verileri)
İş gücü: 25 056 milyon (2006 verileri)
İşsizlik oranı: %9,6 (2006 verileri)
Endüstri: Tekstil, gıda, otomotiv, madencilik, çelik, petrol, inşaat, kağıt
Endüstrinin büyüme oranı: %5.5 (2006 verileri)
Elektrik üretimi: 143.3 milyar kWh (2004 verileri)
Elektrik tüketimi: 140.3 milyar kWh (2005 verileri)
Elektrik ihracatı: 1.1 milyar kWh (2004 verileri)
Elektrik ithalatı: 500 milyon kWh (2004 verileri)
Tarım ürünleri: Tütün, pamuk, hububat, zeytin, şeker pancarı, bakliyat, narenciye, çiftlik hayvanı
İhracat: 85.142 milyar $ (2006 verileri) (2006 yılında 2005 yılına göre ihracat % 15,9, ithalat %17,3 oranında arttı. 2006 yılında ihracatımızın %51,6 sı Avrupa Birliği ne yapıldı.)
İhracat ürünleri: kara taşıtları ve bunların aksam, parçaları, örme giyim eşyası, makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları vb. (2006 verileri)
İhracat ortakları: Almanya, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri (2006 verileri)
İthalat: 137.032 milyar $ (2006 verileri)
İthalat ürünleri: mineral yakıtlar, mineral yağlar, makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları vb. (2006 verileri)
İthalat ortakları: Rusya Federasyonu, Almanya, Çin, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri (2006 verileri)
Dış borç tutarı: 193.6 milyar $ (2006 verileri)
Para birimi: Yeni Türk Lirası (1 Ocak 2007'den itibaren Türk Lirası; eski birim Yeni Türk Lirası.)
Para birimi kodu: YTL
Mali yıl: Takvim yılı
İletişim Bilgileri
Kullanılan telefon hatları: 18.978 milyon (2005)
Telefon kodu: +90
Radyo yayın istasyonları: AM 16, FM 107, kısa dalga 6 (2001)
Radyolar: 11.3 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 635 (1995)
Televizyonlar: 20.9 milyon (1997)
Internet kısaltması: .tr
Internet servis sağlayıcıları: 22 (2000)
Internet kullanıcıları: 16 milyon (2005)
Ulaşım ve Taşımacılık
Demiryolları: 8,697 (2005)
Karayolları: 426,906 km (2004 verileri)
Su yolları: 1,200 km (2005)
Boru hatları: doğal gaz 4,621 km; ham petrol 3,543 km (2006)
Limanları: Gemlik, Hopa, İskenderun, İstanbul, İzmir, Kocaeli (İzmit), İçel (Mersin), Samsun, Trabzon
Hava alanları: 117 (2006 verileri)
Helikopter alanları: 18 (2006 verileri) |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 9/5/2007 - YUNANİSTAN

YUNANİSTAN
Coğrafi Verileri
Konum: Güney Avrupa'da, Ege Denizi, İon denizi ve Akdeniz kıyısında, Arnavutluk ile Türkiye arasında yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 22 00 Batı boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 131,940 km²
Sınırları: toplam: 1,228 km
sınır komşuları: Arnavutluk 282 km, Bulgaristan 494 km, Türkiye 206 km, Makedonya 246 km
Sahil şeridi: 13,676 km
İklimi: Ilıman, kışlar yumuşak ve nemli, yazlar kuru ve sıcak geçer.
Arazi yapısı: Dağlar denizden başlayarak bir silsile oluşturmaktalar. Kuzeydoğuda billurlu dağlar, batıda Dinar sistemine bağlı sıradağlar ve Ege Denizinde adalar yer almaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m
en yüksek noktası: Olimpos Dağı 2,917 m
Doğal kaynaklar: Boksit, linyit, manganez, petrol, mermer, hidro enerji
Doğal kaynakları: tarıma uygun topraklar: %20.45
daimi ekinler: %8.59
diğer: %70.96 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 14,530 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Ara sıra depremler
Nüfus Bilgileri
Nüfus: 10,688,058 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.18 (2006 verileri)
Mülteci oranı: 2.34 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 5.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.24 yıl
erkeklerde: 76.72 yıl
kadınlarda: 81.91 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 9,100 (2001 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri)
Ulus: Yunan
Nüfusun etnik dağılımı: Yunan %98, Türk ve diğer %2
Din: Yunan Ortodoksları %98, Müslümanlar %1.3, diğer %0.7
Diller: Yunanca %99 (resmi), İngilizce, Fransızca
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %97.5
erkekler: %98.6
kadınlar: %96.5 (2003 verileri)
Yönetimi
Ülke adı: Resmi tam adı: Yunan Cumhuriyeti
kısa şekli : Yunan
Yerel tam adı: Elliniki Dhimokratia
yerel kısa şekli: Ellas or Ellada
eski adı: Yunanistan Krallığı
Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet
Başkent: Atina
İdari bölümler: 51 bölge ve 1 bağımsız bölge; Ayion Oros (Mt. Athos), Aitolia kai Akarnania, Akhaia, Argolis, Arkadhia, Arta, Attiki, Dhodhekanisos, Drama, Evritania, Evros, Evvoia, Florina, Fokis, Fthiotis, Grevena, Ilia, Imathia, Ioannina, Irakleion, Kardhitsa, Kastoria, Kavala, Kefallinia, Kerkyra, Khalkidhiki, Khania, Khios, Kikladhes, Kilkis, Korinthia, Kozani, Lakonia, Larisa, Lasithi, Lesvos, Levkas, Magnisia, Messinia, Pella, Pieria, Preveza, Rethimni, Rodhopi, Samos, Serrai, Thesprotia, Thessaloniki, Trikala, Voiotia, Xanthi, Zakinthos
Bağımsızlık günü: 1829 (Osmanlı İmparatorluğu)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Mart (1821)
Anayasa: 11 Haziran 1975; Mart 1986 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 6, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), NAM, NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UPU (Dünya Posta Birliği), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC
Ekonomik Göstergeler
Ekonomiye genel bakış: Yunanistan, milli gelirinin yarısını karşılayan özel sektöre dayalı kapitalist ekonomiye sahip olduğu halde, devlet, girişimlerinin bazılarını da özelleştirmeyi planlamaktadır. Turizm, döviz kazancı sayesinde ülke gelirinin büyük bir oranını karşılayan endüstridir.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 251.7 milyar $ (2006 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %3.6 (2006 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %5.1
endüstri: %20.6
hizmet: %74.4 (2006)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.3 (2006 verileri)
İş gücü: 4.88 milyon (2006 verileri)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: endüstri %20, tarım %12, hizmet %68 (2004 verileri)
İşsizlik oranı: %9.2 (2006 verileri)
Endüstri: Turizm, gıda, tütün, tekstil, kimyasallar, metal ürünleri, madencilik, petrol
Endüstrinin büyüme oranı: %2 (2006 verileri)
Elektrik üretimi: 55.51 milyar kWh (2004)
Elektrik tüketimi: 53.5 milyar kWh (2005)
Elektrik ihracatı: 1.5 milyar kWh (2004)
Elektrik ithalatı: 3.4 milyar kWh (2004)
Tarım ürünleri: Buğday, mısır, arpa, şeker pancarı, zeytin, domates, şarap, tütün, patates, et ve süt ürünleri
İhracat: 24.42 milyar $ (2006)
İhracat ürünleri: Sanayi malları, yiyecek ve içecek, petrol ürünleri
İhracat ortakları: Almanya %12.4, İtalya %10.4, Birleşik Krallık %6.7, Bulgaristan %5.9, ABD %5.3, G.Kıbrıs %5.2, Türkiye %5.1, Fransa %4.2 (2005)
İthalat: 59.12 milyar $ (2006)
İthalat ürünleri: Endüstri malları, gıda maddeleri, yakıtlar, kimyasallar
İthalat ortakları: Almanya %12.7, İtalya %12.4, Rusya %7.8, Fransa %5.7, Hollanda %5.5, Suudi Arabistan %4.1 (2005)
Dış borç tutarı: 301.9 milyar $ (2006 verileri)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı
İletişim Bilgileri
Kullanılan telefon hatları: 6.303 milyon (2005)
Telefon kodu: 30
Radyo yayın istasyonları: AM 26, FM 88, kısa dalga 4 (1998)
Radyolar: 5.02 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 36 (1995)
Televizyonlar: 2.54 milyon (1997)
Internet kısaltması: .gr
Internet servis sağlayıcıları: 27 (2000)
Internet kullanıcıları: 3.8 milyon (2005)
Ulaşım ve Taşımacılık
Demiryolları: 2,571 km
Karayolları: 114,931 km (2004)
Su yolları: 6 km
Boru hatları: doğal gaz 1,166 km; ham petrol 94 km (2006)
Limanları: Agioitheodoroi, Aspropyrgos, Irakleion, Pachi, Piraeus, Thessaloniki
Hava alanları: 82 (2006 verileri)
Helikopter alanları: 8 (2006 verileri) |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 9/5/2007 - YUGOSLAVYA

YUGOSLAVYA
Coğrafi Verileri
Konum: Güneydoğu Avrupa'da, Adriyatik Denizi kıyısında, Arnavutluk ile Bosna - Hersek arasında yer alır. Coğrafi konumu: 44 00 Kuzey enlemi, 21 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 102,350 km²
Sınırları: toplam: 2,246 km
sınır komşuları: Arnavutluk 287 km, Bosna - Hersek 527 km, Bulgaristan 318 km, Hırvatistan (kuzey) 241 km, Hırvatistan (güney) 25 km, Macaristan 151 km, Makedonya 221 km, Romanya 476 km
Sahil şeridi: 199 km
İklimi: Kuzeyde kıtasal iklim, orta kısımda kıtasal ve Akdeniz iklimi, güneyde kıyı boyunca Adriyatik iklimi görülür.
Arazi yapısı: Verimli ovalar, kireçtaşı havzaları, dağlar ve tepelikler
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m
en yüksek noktası: Daravica 2,656 m
Doğal kaynakları: Petrol, gaz, kömür, antimon, bakır, kurşun, çinko, nikel, altın, krom, hidro enerji, işlenebilir topraklar
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %40
daimi ekinler: %0
otlaklar: %20.7
ormanlık arazi: %17.3
diğer: %22 (1993 verileri)
Doğal afetler: Yıkıcı depremler
Nüfus Bilgileri
Nüfus: 10,677,290 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %-0.27 (2001 verileri)
Mülteci oranı: -4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 17.42 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 73.5 yıl
erkeklerde: 70.57 yıl
kadınlarda: 76.67 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.75 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
Ulus: Sırp
Nüfusun etnik dağılımı: Sırp %62.6, Arnavutluk %16.5, Montenegrin %5, Macar %3.3, diğer %12.6 (1991)
Din: Ortodoks %65, Müslüman %19, Roma Katolikleri %4, Protestan %1, diğer %11
Diller: Sırp %95, Arnavut %5
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %93
erkekler: %97.2
kadınlar: %88.9 (1991)
Yönetimi
Ülke adı: Resmi tam adı: Yugoslavya Federal Cumhuriyeti
kısa şekli : Yugoslavya
Yerel tam adı: Savezna Republika Jugoslavija
yerel kısa şekli: Jugoslavija
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Belgrad
Bağımsızlık günü: 27 Nisan 1992
Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 29 Kasım
Anayasa: 27 Nisan 1992
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BIS (Uluslararası İmar Bankası), CE (Avrupa Konseyi), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 9, G-15, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)
Ekonomik Göstergeler
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 24.2 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %15 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %20
endüstri: %50
hizmet: %30 (1998 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %42 (1999 verileri)
İş gücü: 1.6 milyon (1999 verileri)
İşsizlik oranı: %30 (2000 verileri)
Endüstri: Makineler, metalürji, madencilik, tüketim malları, elektronikler, petrol ürünleri, kimyasallar ve ecza ürünleri
Endüstrinin büyüme oranı: %-22 (1999 verileri)
Elektrik üretimi: 34.455 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 33.006 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 960 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 1.923 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Meyve, sebze, tütün, zeytin, sığır, keçi, koyun
İhracat: 1.5 milyar $ (1999)
İhracat ürünleri: Sanayi malları, gıda ve canlı hayvanlar, hammaddeler
İhracat ortakları: Bosna - Hersek, İtalya, Makedonya, Almanya (1998)
İthalat: 3.3 milyar $ (1999)
İthalat ürünleri: Makine ve parça, yakıtlar, sanayi malları, kimyasallar, gıda ve canlı hayvanlar, hammaddeler
İthalat ortakları: Almanya, İtalya, Rusya, Makedonya (1998)
Dış borç tutarı: 14.1 milyar $ (1999 verileri)
Para birimi: Yeni Yugoslav Dinarı (YUM) (1999)
Para birimi kodu: YUM
Mali yıl: Takvim yılı
İletişim Bilgileri
Kullanılan telefon hatları: 2.017 milyon (1995)
Telefon kodu: 381
Radyo yayın istasyonları: AM 113, FM 194, kısa dalga 2 (1998)
Radyolar: 3.15 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 771 (1997)
Televizyonlar: 2.75 milyon (1997)
Internet servis sağlayıcıları: 9 (2000)
Internet kullanıcıları: 80,000 (2000)
Ulaşım ve Taşımacılık
Demiryolları: 4,095 km
Karayolları: 48,603 km (1998 verileri)
Su yolları: 587 km (2001)
Boru hatları: ham petrol 415 km; petrol ürünleri 130 km; doğal gaz 2,110 km
Limanları: Bar, Belgrade, Kotor, Novi Sad, Pancevo, Tivat, Zelenika
Hava alanları: 47 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 2 (2000 verileri) |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
|