Üzerime almaya çekindiğim ihtimaller kuşatıyor ruhumu…
Ay ışığı olup almak istediğim karartılar vardı ruhunda…
Bir ışık, bir umut olmaktı…
Dostluğumun burukluğundaki bu halde;
Kapılar açılır mı endişesiyle yol alıyor,
Eziyordum benliğimi...
Ağrının o derin iç çekişi vardı yüreğimde
Derin sancılı bir iz
Eskimekten korkan yanlarımı seriyorum şimdilerde
Ayaklarının gezindiği yerlere…
Buruk bir iz olmaktan
Bükük bir yürek taşımaktan titreyen bir edayla…
Ellerimi uzatıyorum
Adının enginliğine
Maviyi yakalamayı umut ediyor
Yok, saymayı diliyorum
Yok, edilmişliğimize yol alan kaldırım taşlarını…
Dalıyorum dipsizliğe
Bir dost elini bekliyorum
Soluğum tutuklu
Bekliyorum…
Tüm benliğimle
Öylece…
Ne yankısı kaldı ondürdündeki ayın
Ne parıltısı günün kuşluk vakti
Kanımın buz kesilip akmadığı andı
Bir yılan ıslaklığı ürpertisi
Ayrılık öylesine yamandı
Ve şimdi görmek istiyorsan beni
Yum gözlerini
Sayki Rosta köprüsünden geçiyorsun
Yıldızları kucağından döküyorsun
Dokun en irice damlasına
Duyarsın en derinimdedir yokluğun ...
Duygularımıza yine tercüman oldun Deniz... Okudukça ağırlaşan bir melodi oluyor dizelerin... insanı huzurlu derin bir uykuya götüren....Hamak uykusu misali çocukluk günlerimden kalma bir tatla...))))
Sus
lal ol artık dilim
Sesine ses olanınmı
Eline elin vereninmi var
Sus
Sus artık
lal ol dilim
Al avuçlarına yalnızlığını
Ellerinle büyüt karanlığını
Gecene ay ışığı olup ta düşeninmi var
hangi yanadır ki bu kaçış
kimedir ki bu sesiz haykırış
yanıldım belki
üzgüler dolandı gözüme
hiç bir ayna kimlik tutmadı yüzüme
ne çok aldandım kendime
şimdi ankarada bir akşam vaktidir
yaşama bedel, sayılmıyor gülümsemeler
tenimizi kanatan al güller
lal edip dilimi
sustum
be gecede bedenimi sarhoş buldum
dokunmadı ki içime
o alkol yığınları
bu gece gene sinsi bir ölüm kamçıladı ruhumu
kalemim titreyerek yazdı
şiirin acı bedeninde
buruştu şiir kalemimin bogazında durdu
içimde dolanansa bir ankara ayazı
hasretin alacakaranlığında gündoğumunun
şiirsiz günlerimde acıyla mayalanır oldu