![]() |
![]() |
|
ELEKTRİK DEVRELERİ Elektrik akımı, üreteçlerin iki kutbu arasındaki iletken tellerle sağlanır.Üretecin içinde bulunduğu ve akımın kesintisiz geçtiği iletken araçların oluşturduğu sisteme elektrik devresi denir. DEVRE ELEMANLARI
1.Anahtar : Bir elektrik devresinde, akımın devreye verilmesini ya da devreden kesilmesini sağlar.Devreden akım kapalıyken geçer. 2.Üreteç(Pil) :İki nokta arasında potansiyel fark oluşturarak akımın devreden geçmesini sağlar.Devreye paralel veya seri bağlanır.Seri bağlandıklarında devreden geçen akım artar, akım verme süresi ise değişmez.Paralel bağlandıklarında , devreden geçen akım değişmez fakat devreye akım verme süresi artar.Üreteçlerin iç dirençleri olmasına rağmen pratikte ihmal edilir. 3 .Lamba :Aydınlatma amacıyla ya da bir devreden akım geçip geçmediğini ve akımın değişimini görmek için kullanılır.Elektrik enerjisini, ısı ve ışık enerjisine dönüştüren bir devre elemanıdır.Lambaların verdiği ışık şiddeti parlaklık olarak adlandırılır.Lambanın parlaklığı, gücüne,dolayısıyla üzerindeki akıma ya da gerilime bağlıdır. 4.Sigorta :Bir devreye, gereğinden fazla akım geldiğinde, devredeki elemanların zarar görmesini önlemek için, devreden akımı kesen elemandır.Devreye seri bağlanır.İçinde, fazla akım geçtiğinde eriyen, akıma duyarlı bir tel vardır. Akım belli bir değeri aştığında bu tel erir ve kopar.Böylece akım kesilir.Yerine yenisi konularak, devre yeniden açılabilir.Ayrıca akımın manyetik etkisiyle çalışan sigortalar da vardır. Devrelerin emniyeti için kullanılacak sigortalar iyi seçilmelidir.Devreden geçebilecek maksimum akım hesaplanmalı ve buna uygun bir sigorta kullanılmalıdır. 5.Toprak :Elektrikle çalışan aletlerde çeşitli sebeplerden dolayı elektrik kaçakları oluşur.Bu kısımlara çıplak elle dokunulduğunda elektrik çarpması meydana gelebilir.Bunu önlemek için çok miktarda elektrik çeken ve yapısında elektrik motoru bulunduran aletler, iletken bir telle toprağa bağlanır.Bu olaya topraklama denir.Böylece istenmeyen elektrik akımı toprağa geçer ve alet kullanımı emniyete alınmış olur. 6.Elektroliz Kabı :İçinde elektroliz yapılan kaptır.Yük ölçer ya da hidrojen kabı da denir. 7.Elektrik Motoru :Bir elektrik devresinde, alınan elektrik enerjisini hareket enerjisine dönüştüren devre elemanıdır.Belli bir amaç için iş yapmada kullanılır.Örneğin, çamaşır makinesinde ve elektrikli süpürgede kullanılan motor, elektrik enerjisini hareket enerjisine çevirir. 8.Alternatif Akım Jeneratörü :Hidroelektrik, termik ya da nükleer santrallerde, alternatif akım üretmek amacıyla kullanılır. 9.Transformatör :Alternatif akımın gerilim değerini alçaltmak ya da yükseltmek amacıyla kullanılan devre elemanıdır.Alternatif akım ile çalışır.Halk arasında trafo ya da adaptör olarak da bilinir.Radyo , teyp gibi aletlerde çok sayıda mevcuttur. 10.Kondansatör :Bir devreye yük depolar veya RLC devrelerinde devrenin frekansını değiştirerek rezonsansı sağlar.İki iletken levhadan ibarettir.Levhalar arası yalıtkan(dielektrik) ile doludur.Yük depolayabilme kapasitesine sığa denir ve “C” ile gösterilir.Birimi farattır. 11.Voltmetre :Bir elektrik devresinin iki ucu arasındaki potansiyel farkı ölçmek için kullanılır.İdeal bir voltmetrenin direnci sonsuz kabul edilir.Direnci çok büyük olduğundan üzerinden akım geçmez.Dev- reye her zaman paralel bağlanır. V 12.Ampermetre : Herhangi bir devre elemanı üzerinden geçen akımı ölçmek için kullanılır.Üzerindeki akımı bulmak istediğimiz devre elemanına seri bağlanır.Direnci çok küçüktür.İdeal bir ampermetrenin direnci sıfır olduğundan, üzerinde gerilim düşmesi gözlenmez.Dirençsiz bir tel gibi düşünülür. A 13.Reosta :Bir iletkenin üzerinden akım geçerken,iletkenin akıma karşı gösterdiği tepkiye direnç denir. Direnç, sabit olduğu gibi değişken de olabilir.Değişken dirence reosta denir. DİRENÇElektronların bir iletken üzerinde hareket edebilmeleri, her iletken için aynı kolaylıkta değildir.İletkendeki moleküler kuvvetler elektronların serbest hareketlerine bir sınır çizer.İletkenin elektron hareketlerine karşı koymasına direnç denir. Direnç; l A Burada “R” direnç, “p” özdirenç , “l “iletkenin uzunluğu ve “A” da iletkenin kesit alanıdır.Direncin birimi Ohm’dur 1 ohm uçları arasına 1 voltluk potansiyel farkı uygulandığı zaman, 1 amperlik akım geçiren iletkenin direncidir. Bir iletkenin direnci; 1.İletkenin cinsine(özdirencine) bağlı olup, doğru orantılıdır. 2.İletkenin uzunluğu ile doğru orantılıdır. 3.İletkenin kesit alanı ile ters orantılıdır. 4.Sıcaklıkla maddenin cinsine göre, doğru ya da ters orantılıdır. Direncin sıcaklığa göre değişimi; R = R0 (1+ a.t) şeklindedir. Burada, R: t 0C daki iletkenin direnci R0:0 0C daki iletkenin direnci a : İletkenin direncinin sıcaklıkla değişim kat sayısıdır.
Öz direnç(p) ve dolayısıyla direnç sıcaklığa bağlıdır.Sıcaklık arttıkça p de artar.İletken soğutuldukça iletkenlik artar ve belli bir derecenin altında direnç tamamen kesilir.Bu noktada cisim süper iletken olmuştur. Günümüzde 140 K’de BCSO (bizmut,bakır,strasyum,oksit)maddesi süper iletken yapılmıştır.Amaç, 300 K’de (oda sıcaklığında)süper iletken üretmektir. OHM KANUNUBu kanun, potansiyel farkı, akım şiddeti ve direnç arasındaki bağıntıyı belirtir.Bir iletkenin uçları arasındaki potansiyel farkının, iletkenden geçen akım şiddetine oranı sabittir.Bu sabit ise iletkenin direncine eşittir. Voltmetrede okunan değerler V1,V2,V3 iken ampermetrede okunan değerler ise sırasıyla I1, I2,I3 tür. V1/I1 = V2/I2 = V3/I3 =..... =sabit =R V=I.R Bir iletkenin akım-gerilim grafiğinin eğimi sabittir ve direnci verir.Direnç, akım ve gerilimle değişmez.Direncin akım ve gerilime bağlı grafiği şekildeki gibidir: V(volt) I (amper) V(volt) DİRENÇLERİN BAĞLANMASI
1.Seri Bağlama ve Özellikleri
14/5/2006
-
ticaret2
hazırlanıyor yes ya zı la cak ERE Mısır ile ilgili gezi anılarının bu ikinci bölümünde, Kahire'de kaldığımız yerden devam ederek bu uygarlığa ait arkeolojik buluntuların sergilendiği müzeler üzerinde duracağım. Dünyada bir çok müzenin en zengin ve gösterişli kolleksiyonlarını Mısır medeniyetine ait arkeolojik bulgular oluşturur. Bu müzeler arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi de yer almaktadır. Yazı dizimizin bu bölümünde sergilenen eserlerin önemi ve kolleksiyonların değeri açısından Kahire'deki ünlü Mısır Müzesi ve Amerika'da yer alan ve zengin bir Mısır Medeniyeti kolleksiyonuna sahip olan Metropolitan Müzesi üzerinde duracağım. Müzenin bahçesinde de çeşitli eserler yer almaktadır. Bunlar arasındaki kabartma olarak yontulmuş hiyeroglif nadir rastlanan örneklerden biridir. Kahire'deki Mısır Müzesi'nde sergilenen en önemli kolleksiyonlardan biri de ünlü Tutankhamun Hazinesidir. Mısır'ı 10 yıl yönetmiş olan Tutankhamun aslında çok önemli bir firavun değildi. Ünü daha çok Mezar buluntularından kaynaklanmaktadır. Metropolitan Müzesinin bahçesinde yer alan dikili taş Dendur Tapınağı Newyork'da Central Park içerisinde yer alan Metropolitan Müzesi en zengin kolleksiyonlara sahip müzelerden birisidir. Müzede sergilenen en önemli eser M.Ö. 15.yy da Roma imparatoru Augustus tarafından yaptırılan Dendur tapınağıdır. Aswan barajının yapımı esnasında Amerikalıların eski Mısır eserlerinin korunması ve kurtarılması için yaptığı katkılar nedeni ile Mısır hükümeti tarafından hediye edilmiştir. Müzede bu tapınaklar ile birlikte son derece değerli buluntular da sergilenmektedir.
ESKİ MISIR VE FİRAVUNLAR Eski Mısır medeniyeti, aynı tarihlerde Mezopotamya'da kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri olarak bilinir. Dönemin en ileri sosyal düzenine sahip devletini kuran Mısırlılar, MÖ 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmış, Nil nehrinden en iyi şekilde faydalanmış ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelecek saldırılara karşı korunmuşlardır. Böylece Mısır medeniyeti büyük ilerleme kaydetmiştir. Eski Mısır Medeniyeti, Kuran'da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği "firavun yönetiminin" geçerli olduğu bir medeniyetti. Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler, inkar etmişler ve bu nedenle helaka uğramışlardı. Ne ileri medeniyetleri, ne sosyal ve siyasal düzenleri, ne de askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı. Firavunların otoritesi Mısır uygarlığının temelinde Nil nehrinin bereketi vardı. Bu nehrin hayat verici özelliği sayesinde Mısırlılar Nil vadisinde yerleşmiş ve yağmur mevsimlerine bağımlı kalmadan nehirden sağladıkları suyla tarım yapabilmişlerdi. Nil vadisinin dar ve uzunlamasına yapısı, nehrin etrafına kurulan yerleşim birimlerinin genişlemesine fazla olanak vermemiş, büyük şehirlerden oluşan bir uygarlık yerine, daha ufak çaplı kasaba ve köylerden oluşan bir medeniyet şekillenmişti. Bu durum firavunların halk üzerindeki hakimiyetini iyice perçinledi. Tarihte ilk olarak, Kral Menes'in MÖ 3000 dolaylarında eski Mısır'ı büyük bir üniter devlet olarak kendi hakimiyeti altında birleştirdiği ve Mısır'ın ilk firavunu olduğu bilinir. Aslında, "firavun" nitelendirmesi ilk zamanlarda Mısır kralının yaşadığı sarayı tanımlamaktayken, zamanla, Mısır krallarının ünvanı haline geldi. Bu nedenle Eski Mısır'ın hükümdarları olan krallar, zamanla "firavun" olarak anılmaya başlandı. Tüm devletin ve ülke topraklarının sahibi, yöneticisi ve hükümdarı olan bu firavunlar, Eski Mısır'ın çok tanrılı çarpık dininde, en büyük tanrının dünyadaki bir yansıması olarak kabul edildiler. Mısır topraklarının idaresi, paylaştırılması, gelirleri, kısaca ülke sınırları içindeki her türlü mal ve hizmet üretimi, firavun için gerçekleştiriliyordu. Yönetimdeki mutlakiyet, ülkenin yöneticisi olan firavunu, her dilediğini yaptırabilecek bir güç sahibi kılmıştı. Henüz ilk sülalenin kurulmasıyla birlikte Mısır'ın ilk kralı olan Menes döneminde, Nil suyunun kanallar vasıtasıyla halka ulaştırılmasına başlanmış, ayrıca ülkede yapılan üretim, kontrol altına alınarak tüm mal ve hizmet üretiminin krala aktarılması sağlanmıştı. Bu mal ve hizmetleri kral, halkının ihtiyacı olduğu oranda dağıtıyor, paylaştırıyordu. Ülkede böyle bir hakimiyet kuran kralların, halkı boyunduruk altına almaları zor olmadı. Mısır kralı, yani daha sonra yaygınlaşacak sıfatıyla firavun, halkının tüm ihtiyaçlarını karşılayan büyük kudret sahibi birisi olarak kutsal bir varlık sayıldı ve tanrılaştırıldı. Firavunlar da, kendilerinin tanrı oldukları sapkınlığına kesin olarak inandılar. Eski Mısır'da dini inançlar Tarihçi Heredot'a göre, Eski Mısırlılar dünyanın en "dindar" insanlarıydılar. Ancak dinleri "hak din" değil, çok tanrılı sapkın bir dindi ve içinde bulundukları koyu tutuculuk sebebiyle bu sapkın dinlerinden bir türlü vazgeçemiyorlardı. Eski Mısır kavmi, içinde yaşadığı doğal çevre şartlarından çok etkilenmişti. Mısır'ın doğal coğrafyası ülkeyi dış saldırılara karşı çok iyi koruyordu. Mısır'ın dört bir yanı çöllerle, dağlık arazilerle ve denizlerle çevriliydi. Ülkeye yapılabilecek saldırıların iki geçiş yolu bulunuyordu ve bu yolları savunmak Mısır orduları için son derece kolaydı. Mısırlılar, bu doğal koşullar sayesinde dış ülkelerden soyutlandılar. Ancak geçen yüzyıllar, bu soyutlanmayı koyu bir taassuba dönüştürdü. Böylece Mısırlılar gelişmelere ve yeniliklere kapalı, dinleri konusunda son derece tutucu bir görünüm kazandılar. Kuran'da sıkça bahsedilen "ataların dini" onların en önem verdikleri değerleri haline geldi. Bu nedenle Hz. Musa ve Hz. Harun, Firavun'a ve yakın çevresine hak dini tebliğ ettiklerinde, "Onlar: Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" (Yunus Suresi, 78) diyerek yüz çevirmişlerdi. Eski Mısır'ın dini birkaç kola ayrılmıştı. Bunların en önemlileri Eski Mısır'ın resmi dini, halkın inanışları ve ölümden sonraki yaşam ile ilgili inanışlardan oluşuyordu. Eski Mısır'ın resmi dinine göre Firavun, kutsal bir varlıktı. O, tanrılarının dünyadaki bir yansımasıydı ve görevi de dünyada insanlara adalet dağıtmak ve onları korumaktı. Halk arasında yaygın olan inanışlar son derece karışıktı ve devletin resmi dini ile çatışan bu inançlar Firavun yönetimi tarafından baskı altına alınmıştı. Temelde çok tanrıya inanılıyor, bu tanrılar genellikle hayvan başlı ve insan vücutlu olarak tasvir ediliyordu. Ancak bölgeden bölgeye değişebilen yerel geleneklerle de karşılaşmak mümkündü. Tarihi kaynaklarda Hz. Musa öncesinde kavmi tek ilahlı dinlere çağıran Mısırlıların varlığından da bahsedilmektedir. Söz konusu Mısırlılara en önemli örnek, Mısır tarihinin en dikkat çekici firavunu olan Neferkheperure Amenhotep'dir, yani IV. Amenofis. Tek tanrıya inanan Firavun: IV. Amenofis IV. Amenofis MÖ 1375'te tahta çıktığında yüzyılların getirdiği koyu bir tutuculuk ve gelenekçilik ile karşılaştı. Bu döneme dek toplum yapısı ve halkın kraliyet sarayı ile olan ilişkileri değişmeden gelmişti. Toplum, dış olaylara ve dinsel yeniliklere kesin olarak kapılarını kapalı tutuyordu. Antik Yunan gezginleri tarafından da tespit edilen bu çılgın tutuculuk, yukarıda da açıkladığımız gibi, Mısır'ın doğal coğrafi koşullarından kaynaklanmaktaydı. Firavunların halka benimsettirdiği batıl din, eski ve geleneksel olan herşeye katıksız bir bağlılığı zorunlu kılıyordu. Oysa IV. Amenofis, bu dini benimsemiyordu. Tarihçi Ernst Gombrich şöyle yazıyor: "Eski geleneğin kutsadığı birçok alışkanlığı kaldırıp, halkının, garip bir biçimde betimlenmiş sayısız tanrısına saygı göstermek istemedi. Onun için tek bir yüce tanrı vardı, o da Aton'du. Aton'a taptı ve onu güneş biçiminde imgeleştirtti. Öteki tanrıların rahiplerinin etkisinden korunmak için, sarayını bugünkü El-Amarna'ya taşıdı." (Ernst Gombrich, Dünya Tarihi, sf. 25) Babasının ölümünden sonra genç yaştaki IV. Amenofis, büyük bir baskıya maruz kaldı. Bu baskının sebebi, geleneksel çok tanrılı Mısır dinini değiştirerek tek tanrı inancına dayalı bir din getirmiş olması ve her alanda köklü değişikliklere girişmesiydi. Ancak Teb önde gelenleri, bu dini tebliğ etmesine izin vermediler. IV. Amenofis ve ahalisi Teb şehrinden uzaklaşarak Tell El-Amarna'ya yerleştiler. Burada "Akh-en-aton" adında yeni ve modern bir şehir inşa ettiler. IV. Amenofis de "Amon'un Hoşnutluğu" anlamına gelen adını, Akh-en-aton yani "Aton'a Boyun Eğen" olarak değiştirdi. Amon, çok tanrılı Mısır dininde en büyük toteme verilen isimdi. Aton ise, Amenofis'e göre "göklerin ve yerin yaratıcısı" idi, ki bu sıfatla Allah'ı kast etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. (Harun Yahya, Kavimlerin Helakı) Hz. Musa'nın gelişi Eski Mısırlılar koyu taassupları sebebiyle putperest inanışlarından vazgeçmiyorlardı. Tarih boyunca tek bir Allah'a ibadet edilmesi gerektiğini tebliğ eden kişi |