|
En son tez zamanda gelirim diyerek ayrılmıştım ama bir türlü nasip olamadı yazmak. Çok girişimde bulundum ama her seferinde bir engel oldu; ya blogu açamadım, ya da blog açıldı ama hesabıma giremedim. Nihayet ikiside oldu dediğimde de yeni sistem karışık geldiğinden resim eklemeyi beceremedim:( Şimdi çok şükür tüm problemler bitti gitti, ee ne duruyorum o zaman değil mi:)) baştan başlayayım anlatmaya o zaman..
Geçen hafta babamızın olmadığı günlerdeki vakitlerimizi herzamankinden biraz farklı geçirdik. Bu sefer evde durmadık hiç, dışarlara attık kendimizi bolca:) İlk akşam taa Balçovalara gittik, ben arkadaşımı, onlar arkadaşını ziyaret etti, güzel bir değişiklik oldu bizim için. Ziyaretin boyutu biraz aşmış mı nee:)) Darmaduman ettilerde odayı:))

Bir akşam da üç çocuğu olan arkadaşımla ikeaya gittik, toplam 5 çocuk olunca baya bi dikkat çektik ama yinede değerdi. Çocuklar sık sık, arkadaş+oyun+eğlence+özgürlük= mutluluk denklemini ispatladılar o gece:) ama ben makinayı yanıma almayı unuttuğum için belgeleyemiyorum o ayrı tabii
Kandil gecesi de hep birlikte Peygamberimizin(S.A.V.) doğduğu geceyi anlatan güzel bir hikaye okuduk, biraz sohbet ettik, biraz müzik dinledik, sonra dua ederek bir güne daha veda ettik...
*****************************************************************************************************************
Hafta sonuna babamız geldi. Hava yağmurlu olduğu için arabayla biraz gezinti yaptık. Dışarıdan yiyecek birşeyler alıp, hoş, şirin ve adından da belli olacağı üzere bol çiçekleri olan çiçekli köyüne gittik. Biz arabada oturmuş yemeklerimizi yerken;

arabamızın yanında bir köpek belirdi ve biz ayrılana kadar da hep bizimle birlikteydi.

Ardam birkaç dakika köpeği camdan izledikten sonra dayanamadı ve "anne çok acıkmış herhalde, bak gitmiyor, hadi ona da vereliiim" diyerek yemeğini paylaşmak istediğini söyledi. Köpecik korku(belli ki çok korkutulmuş vakti zamanında) ve açlığı sonlandırma isteğinin verdiği heyecanla, verdiğimiz tüm yiyecekleri yedi. Hatta Arda ayranını bile paylaşmak istedi ama ayran içemeyeceği için vermedik:) Verda mı, o da dayanamadı tabii, bakın arabadan inmek üzere bile, paylaşmak düşüncesiyle:))

Yağmurda ıslanmış çiçekler, otlar ve çimenler ne de güzeldiler o akşam. Tıpkı zincirlerin ardındaki bu çiçeğin olduğu kadar....
****************************************************************************************************************
Pazar günü de babalarıyla birlikte sanatsal faliyetler yaptılar. Hani bir zamanlar trt2 de bi amca çıkardı da bir yandan anlatarak bir yandan da tablo üzerine güzel güzel manzara resimleri yapardı, sonra resim tam bitti derken ortasına kocam bişey daha ekleyerek "eyvaaah resmi mahvetti" dedirtir, ardından da daha muhteşem olacağını birkaç zarif fırça dokunuşları neticesinde gösteriridi. İşte babamız da pazar gün aynen öyleydi:)) Çocuklara suluboya tekniklerini anlattı biraz ve sonra başladılar hem dillerini hemde fırçalarını konuşturmaya:)) Bence çok faydalı ve eğlenceli oldu bu geçirdikleri güzel saatler, neden mi? Verda o günden beri okuldan eve gelir gelmez; "annee suluboya yapalım hadiii" diyor da ondan:) Ah ama bilmiyor ki yavru, annesinde yetenek yok...
O gün çalışmalardan sonra yaptıkları son resimleri bunlar. Soldaki Verdanın, sağdaki de Ardanın resmi. Babamız sadece birkaç yerinde taktik verdi ve birkaç yerine müdahale etti, gerisi kuşlara ait:)) Doğrusu orjinalinden daha güzel gözükmüş bilgisayarda:))

|
Baglantı