Çocukların soruları bitmek tükenmek bilmez. Çünkü çocuk, taptaze bir merakla yavaş yavaş büyürken, dalları birbirine geçmiş iri ağaçlarla dolu, büyülü bir ormanda dolaşmaktadır. Herşey; uzanan bir dal, dökülen bir yaprak gibi ona değer. Merakını tahrik eder. O yüzden çocuk sorar; "O ne?", "Bu ne?", "Şu ne?", "Bu neden böyle?"...sorular asla tükenmez.
Büyükler bazen çocuklarının sorularını anlamsız bulabilirler. Sorularının anlamsız bulunması, bir çocuk için çok daha anlamsız bir durumdur. Çünkü çocuk bütün merakıyla ve bütün samimiyetiyle sorar. Cevabı verilsin verilmesin, soru sormak çocuk için gerçek bir ihtiyaçtır.
Çocukların soruları herzaman "çocukça" değildir. Merak, çocuğu insanlığın en büyük sorunlarının kapısına çok erken yaşlarda getirir; Allah nedir? Bizi niçin yarattı? Ne kadar büyük? Herşey O'nun mu? biz O'nu nasıl tanırız? O bizi sever mi?...
Çocuklar, büyüklerin bile cevaplamakta zorlandığını bilmeksizin, böyle büyük sorularda sorarlar.
İşte bu kitap, büyük sorular soran küçük bir çocuk ile, onun sorularına sabırla, şefkatle ve özenle cevap veren bir annenin konuşmalarından oluşuyor.

Bugünlerde okuduğumuz, çocukların çoğu sorularının cevaplarını bulduğumuz ve okuduktan sonra da biraz üzerine konuştuğumuz kitabımız bu..Yukarı yazdığım yazı kitabın önsözü. Çok beğendim ve çok doğru buldum bu yazıyı. Gerçekten soruları hiç bitmiyor, küçücükler ama herşeyi soruyor ve cevabını tam almak istiyorlar, ertelenmek yada geçiştirilmek hiç hoşlarına gitmiyor..Bildiğim halde, onlara hangi yolla anlatacağımı kestiremediğim, cevap veremeyip kalakaldığım soruları bile oluyor. O zamanlarda da sorunun cevabını bilemediğimi ve birlikte araştırıp öğrenelim demeyi, hiç çekinmeden söylüyorum ve birlikte öğreniyoruz işte:))
Baglantı