BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


UÇ-TUK
clocksforwebFree!
Sağlık ve Bilgilendirme Portalı psikologum.com

BEN KALDIM

Birileri geldiler hep

ve gittiler,

ben kaldım.

Tanıdım sevdim,alıştım derken

onlar gittiler,

ben kaldım.

Yaşananlar hep aynıydı

değişkendi insanlar,

oysa

Değişken olmalıydı yaşananlar

aynı kalmalıydı insanlar

                            CESUR KUBAT

12:04 - 4/11/2006

AĞLASAM'MI? GÜLSEM'Mİ?

 

 

 Dişi arılar ömürleri boyunca sadece bir kere çiftleşiyorlarmış.    

 

Bir kara örümcek varmış.Kara Dul.işte bu Kara Dul'lar erkek örümcekle birlikte olduktan sonra onu çıtır çıtır yiyormuş

 

Uluslar arası yapılan bir ankette eşi dışında başka bir kadınla beraberlik yaşayan erkekler kategorisinde TÜRKLER dünya 1.'si olmuş.

    (Bunu duyduktan sonra Kara Dul'ların yaptığı çok cazip geldi)

 

 

 

 

 

 

 

07:48 - 11/11/2005

TAKVİM YAPRAKLARI

 Bu gece yine takvimden bir yaprak kopardım.

Çekmeceme koydum.Diğer yaprakların üzerine.

Hangi gündeyiz ,ay'ın kaçı bilmiyorum.

Hiç bakmadım.

Zaten sensiz geçen günleri yaşanmışlıktan saymadım.

 

Uzun zamandır çıkmıyorum gezmek için.

Alış veriş bile yapmadım.

Az önce arkadaşım geldi"biraz gezelim" dedi.

Ankara'nın havasını solumak istemedim sensiz .

Daveti umursamadım.

   

Gözlerim telefon da müjdeli haber bekledi senden.

Geceleri aramazsın biliyorum.

Yine de telefon koynumda uyumaya çalışıyorum.

Uyku bile isyan eder oldu.

İnadına girmedi gözlerime.

Öylece bekliyorum.

 

Bilmem kaçkere volta attım küçücük odamda.

Ama başımı kaldırıp takvime bakmadım

zaten sensiz bir günü iki gün gibi yaşadım.

 

Sabah telefonunla uyandım.

Gelecekmisin diye sordum.

"İşim çok.Gelemem ama bir gün mutlaka..."

gerisini anlamadım.

Boğazım düğüm düğüm oldu ağlayamadım.

Sanki yandım,sanki boğuldum,sanki parçalandım.

Bir ad koyamadım.

ama seni beklemekten hiç usanmadım.

Bir yaprak daha kopardım takvimden,

sensiz geçen bugünü de çekmecemde sakladım.

                                                                        

                                                                                BELGİN A.

04:45 - 11/11/2005

DUYGULARIN HİKAYESİ

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:

Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu duygulara haber verilmiş.

Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.

Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş,

çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.

Ada neredeyse battığı zaman,

Aşk yardım istemeye karar vermiş.

Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş.

Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın ?" diye sormuş.

Zenginlik, "Hayır, alamam.

Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.

Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir 'den yardım istemiş.

"Kibir, lütfen bana yardım et !"

"Sana yardım edemem, Aşk.

Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin."

diye cevap vermiş Kibir.

Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş:

"Üzüntü, seninle geleyim."

"Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."

Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş;

ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış.

Aşk, birden bir ses duymuş. "

Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."

Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş.

Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki,

onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.

Yeni bir kara parçasına vardıklarında,

Aşk 'a yardım eden yoluna devam etmiş.

Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk,

Bilgi 'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?"

"O, Zaman 'dı" diye cevap vermiş Bilgi.

"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.

Bilgi gülümsemiş:

"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."

04:37 - 6/11/2005

GÜLE GÜLE BAYRAM

     Hatırlarım;henüz çok küçükken hani cep telefonları icat edilmeden önce sadece bir evde telefonun bulunduğu zamanlarda, nasılda sıraya girerdi büyüklerimiz,o evin kapısında sevdiklerinin bayramını kutlamak özlemlerini gidermek için mahçubiyeti göze alırlardı.

Köylerde telefon yoksa her türlü zor koşula rağmen inilirdi şehire kadar yada kıt kanaat geçinseler bile köylerine anne babalarını görmeye mutlaka giderlerdi.okadar mutlu olurlardı ki ne yorguluk akıllarına gelir nede masrafları.Herşeye değerdi yaşadıkları o an.

      Biz çocuklar en güzel giysilerimizi giyer sırayla büyüklerin ellerini öperdik.Usuldendi bayram harçlığını cebe indirirdik.Sonra kapı kapı dolaşır bayramlarını kutlardık tanıdık tanımadık herkesin. Her evde bizim için hazır şekerler mutlaka vardı.Tekrar bir araya gelir şekerlerimizi sayardık.En çok toplayan övünürdü kendisiyle.

     Akşam hava karardığı zaman sokaklara  dökülürdük. Çıtıpıtı, mantar patlatır, kızkovalayanlar füzeler uçururduk.Bulaşık tellerini iple bağlayıp ipin diğer ucundan tutar dairesel hareketlerle çeviridik.manzara havai fişeklere taş çıkarırdı.

      Bayram bittiğinde ise hepimizde tatlı bir yorguluk olurdu.İşbaşı yapacaklar daha bir mutlulukla başlardı işlerine.

Şimdi ise;

      Bayramlar insanlar için tatil fırsatı olmaya başladı.Evimizde tek başımıza oturmayı yeğler olduk. Yormuyoruz kendimizi bir telefonla bahanelerimizi sıralayıp gelemeyeceğimizi söylüyoruz ailelerimiz uzaktaysa.Kutlayıveriyoruz bir kaç kelimeyle bayramlarını.

Hatta daha fazla abartıp kaydettiğimiz bir kaç kelimeyi tüm sevdiklerimize sms yoluyla gönderecek kadar tembelleştik.

      Küçücük mesajlara sığdırmaya çalıştık yüreğimizi

Ve ne yazıkki kimimiz için bayram, eski bayramları anmaktan öteye gidemiyor artık

                                                                                                                              

06:55 - 5/11/2005

deniz kızı

Hepiniz bilirsiniz deniz kızını  yunan mitolojisindeki adıyla eftelya'yı .

Nice şiirler nice şarkılar yazıldı adına filmler bile çevrildi.

Denizcilerin balıkcıların rüyalarını süsledi bu güzeller güzeli yarı balık yarı insan .

Zaman zaman aklıma gelir gerçekten var olsalardı ve takılsaydı bir balıkcının ağına ne yapardık onlara???

 

 

01:34 - 5/11/2005

ÖZLEM

 

Oturupta seyrederken gök mavisini ,

dinlerken yalnızlığın o ürperten sesini,

birde yaprakların hışırtısıyla hatırlayınca seni,

işte o zaman,

ozaman girer hüzünler penceremden içeri.

 

                                               Belgin A.

 

 

 

12:17 - 5/11/2005

BİLİYORMUYDUNUZ?

 alkol bağımlısı tek canlı insanoğlu değil.

alkol üreten ve bütün kış boyunca bunları yiyeceklerine banarak yiyen karıncalar var.evet inanamayacaksınz karıncalar.

   Karıncalar,alkol salgılayan mantar yetiştiriyorlar yuvalarında.Mantar yetişince alkol üretimi yapıyorlar.Alkol üretimi yetersiz kalınca da AFİT isimli böcekleri yuvalarına taşıyorlar.AFİT hani sarmaşıklara yapış yapış duran küçük ve yeşil böcek.Alkol salgılayan bu böcekler sayesinde karıncalar bütün kış kafayı buluyor.Tam bir alkolikler anlayacağınız.

   Bununlada bitmiyor karıncalar asla kendi yuvası dışında bir yuvaya girmezler.Giren anında öldürülüyor.

çoğumuz onları öldürmek incitmek istemeyiz.Oysaki karıncaların en büyük düşmanı insan.

neden mi?  

Karıncaya zarar gelmemesi için bir kenardan aldığımız ve başka bir kenara

bıraktığımız işte bu karınca bir daha yuvasına gidemiyor. Üstüne insan kokusu sindiği için diğer karıncalar tarafından parçalanarak  öldürülüyor.  

  

   Karıncalar alkolik olduğu kadar yamyamlarda ama hepsi değil.Kutuplarda yaşayanlar sadece.Çoğu yuvada bazı karıncaları çok iyi besliyorlar.iri ve etli oluncada kışın aç kalma durumu olduğu zaman bütün karıncalar  bu karıncayı yiyor

 

 

KAYNAK:GRİ YAZILAR

                                                                                          

   

 

08:48 - 4/11/2005

MASAL VE GERÇEK

Ah masallar masallar.........

Hani küçükkken dinlediğimiz hayallere daldığımız.....

Hani tekrar tekrar dinlemekten bıkıp usanmadığımız,

sonunu bildiğimiz halde yinede duymak istediğimiz masallar...

Dudağımızda yarım bir tebessümle uykuya daldığımız ve

belki rüyamda görürüm diye uyanmak istemediğimiz zamanlar...

 

Sonu hep güzel biten masallar...

ve 

Gerçekler....

 

Kimimiz Kırmızı Başlıklı Kız gibi kurtaramadı paçasını

kurtlara yem olmaktan...

 

Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansına nail olamadı kimimiz

hep odun kaldı.....

 

Uyuyan Güzel kadar da şanslı olamadık

beyaz atlı prensimiz gelip uyandırmadı bizi öpücüğüyle

koskoca bir şamar indi suratımıza

uyanık olmadığımızdan....

 

Külkedisi kadar bile olamadı bazılarımızın şansı

kimse arayıp bulmak istemedi bizi.

hep kaybolduk...

 

KEŞKE MASAL OLSAYDIK

                                                               Belgin A.

02:14 - 4/11/2005



Son yazilarım
- BEN KALDIM
- AĞLASAM'MI? GÜLSEM'Mİ?
- TAKVİM YAPRAKLARI
- DUYGULARIN HİKAYESİ
- GÜLE GÜLE BAYRAM
- deniz kızı
- ÖZLEM
- BİLİYORMUYDUNUZ?
- MASAL VE GERÇEK

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım
Arama Motoru
Web'de Ara:

Site-Ekle.Com

Benimsayfam.com Oyun Eğlence Sohbet


UzmanWeb Toplist


Webmasterim.Com