| |
14/2/2007
-
ALKOLÜN ZARARLARI

ALKOLÜN ZARARLARI
Alkolizm genetik bir hastalık olmakla beraber pek çok vakada sürekli ve çok fazla alkol tüketimi sonucunda da ortaya çıkmaktadır. Psikolojik ya da toplumsal baskılar hastalığın ortaya çıkışında önemli bir etkendir. Alkolizmin en önemli özelliği hastanın sürekli ve giderek artan miktarlarda alkol tüketmesidir. Alkolizm, kişiye hem psikolojik hem de fiziksel zarar vermektedir. Alkolün fiziksel etkileri en çok kardiovaskular sistemde, sinir sisteminde ve böbreklerde görülmektedir ve alkolizm tedavi edilmediği zaman bu rahatsızlıklar ölümcül olabilmektedir
Alkolik olarak yaşamak çok zordur, vücut ıstırap içindedir. Alkolün kalbe çok zararlı olduğu bilinmektedir, bir alkolik sadece kalp hastalığına yakalanma riski altında değildir, alkol kalbe direk zarar da verebilir. Çoğunlukla, alkolizm, lipid seviyesinin aşırı yükselmesiyle oluşacak damar tıkanıklığı, kalp krizi ve erken ölümle sonuçlanır. Eğer alkolizm tedavi edilmezse, hasta kalp hastalıkları yüzünden büyük bir ihtimalle hayatını kaybedecektir.
Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihin fonksiyonlarına zarar verecektir. Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta "hücre deposunun" zamanla tamamen boşaldığını ortaya koymuştur. Bu durumda ne yazık ki, hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri durmaktadır
ALKOLİZMİN TIBBİ SONUÇLARI
Ø Karaciğerin harap olması, Karaciğerin harap olması,
Ø Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
Ø Anemi (kansızlık),
Ø Yüksek tansiyon,
Ø Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
Ø Miyopati (kas yıkımı),
Ø Kanser,
Ø Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
Ø Pankreatit (pankreas iltihabı),
Ø Pnömoni (zatürree),
Ø Merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit, Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)
SOSYAL SONUÇLARI
Alkolizm ilerleyen bir hastalıktır. İlk başta alkoliğin çevresindeki kişiler onun içmesinden çok fazla etkilenmezler. Ancak, kişi giderek artan miktarlarda ve sıklıkta alkol kullanmaya devam edeceği ve çoğunlukla kontrol kaybı yaşayacağı için tüm ilişkileri ve sosyal hayatı kötü bir şekilde etkilenecektir.
Hastalığın ileri dönemlerinde sızıncaya kadar içen ya da sabah kalkar kalmaz içmeye başlayan kişi, işine gidemeyecek ve sonunda işini kaybedecektir.
Alkol hayatının en önemli amacı haline geleceği için eskiden yaptığı hiçbir şeyi yapmayarak kişi sadece içki içecek ve tüm sorumluluklarını bir kenara itecek ve yakınlarından gelen yardım tekliflerini de geri çevirecektir. Buna bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık ki, alkoliklerin evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır.
Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
Gene, kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler ve karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
14/2/2007
-
UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI

UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirirmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:
Okul başarılarındaki nişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabikmektedir.
Ø Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
Ø Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkezden uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.
Ø Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.
Ø Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
Ø Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...
Ø Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü farkediyorsak.
Ø Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
Ø Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
Ø Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)... Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)
Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.
İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.
Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
14/2/2007
-
UYŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER

UYŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır. Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
Ø Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.
Ø Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.
Ø Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.
Ø Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama "Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır. Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır. Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır. Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
14/2/2007
-
UYŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ

UYŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ:
Uyuşturucularla Mücadele Bakanlığı yanında, önemli sorumluluklar taşıyan Milli Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları başta olmak üzere, bünyesinde eğitim üniteleri ve eğitilmesi gereken genç kitleler bulunduran diğer bakanlıklar ve diğer devlet kuruluşları bu konuda görev ve sorumluluk taşımalı, buna sahip çıkmalı ve bu büyük organizasyonda yerini almalıdır. Milli eğitimde en azından şunlar yapılmalıdır:
Ø Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu ders getirilmeli ve bu çalışmalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.
Ø Genç öğrencilerle birlikte aileleri de eğitim kapsamına alınmalı. Ailenin ,medyanın da ciddi katkıları sağlanarak, maddi ve manevi kültür değerleriyle güçlenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Ø Yönetici ve eğiticilerin kötü örnek olması, özenti oluşturması kesinlikle önlenmelidir.
Ø Okul Yeşilay kolları seçkin öğrencilerle her okulda mutlaka kurulmalı, bunların başına gönüllü ve yetenekli bir rehber öğretmen tayin edilerek, bu öğretmenler uzmanlaştırılmalıdır.
Ø Uzmanlık çizgisine ulaşan rehber öğretmenler, hem öğrencileri, aynı zamanda ailelerini eğitmelidir. Bu çalışmalar eğitim yılı boyunca ciddi bir şekilde sürdürülmelidir.
Ø Okullar bu konuda eğitim malzemeleri ve gerekli doküman bakımından yeterli bir zenginliğe ulaştırılmalıdır.
Ø Doküman yönünden Milli Eğitime, Sağlık Bakanlığı, Medya (bilhassa eğitsel filmlerin hazırlanması bakımından) yardımcı olmalı. Yeşilay’ın maddi destekle bilhassa yazılı ve görsel dokümanlarla bu hizmete gerektiği ölçüde katılması sağlanmalıdır.
Ø Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu hizmet ve görevlere aynen sahip çıkmalıdırlar.
Ø Bütün halk kuruluşları ve vatandaşlar her biri bu mücadelede görev almalı ve üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Ø Bu arada istisnai bir durum olarak bir Anayasa görevi yapan Yeşilay’a:
Ø a) Mali, teknik ve teşkilatlanma yönünde gerekli ve yeterli yardımlar yapılmalıdır. b) Yıllardır büyük emekle gençlerimiz için bu maksatla çıkarılan Yeşilay dergisine ve dokümanlarına Devlet kütüphanelerinin ve bütün resmi ve özel okulların, keza kurumların abone olmaları sağlanmalıdır.
Ø Bitabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi, bütün ülkeyi içine alacak güçlü bir organizasyonun oluşturulması ve gerekli yasa ve mevzuatın çıkarılması, münhasıran uyuşturucularla mücadele görevini üstlenecek olan Bakanlıkça yapılmalıdır.
UYŞTURUCUYA KARŞI MEDYANIN GÖREVLERİ
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
9/2/2007
-
“Dünyada her 6 saniyede 1 kişi sigaradan ölüyor”

YEŞİLAY BASIN BÜLTENİ
9 Şubat Sigara Bırakma Günü
“Dünyada her 6 saniyede 1 kişi sigaradan ölüyor”
“Sigaranın esiri olmayın”
Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’nde, sigaranın insan hayatına mal olan zararlarına dikkati çekti.
9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla bir açıklama yayınlayan Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, “Sigarayı hayatımızdan çıkarmak için bugün önemli bir gün. Gelin sigaranın esiri olmayın” dedi. Günde 1 paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kg. is ve katran birikimi olduğunu belirten Özfatura, “Sigaranın sayısız zararlarını bilen akıllı kişinin ilk işi şüphesiz bunu bırakma çabasına girmesidir. O halde yapılacak işleri şöylece sıralayabiliriz: Kesin karar veriniz. Ve bu işte iradenizi sonuna kadar kullanmayı göze alınız. Sigarayı birden bırakınız. Zîrâ deneyler birden bırakanların ve birden bırakmanın daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bu halde ilk iş sigara içen arkadaş ve çevrelerden kesin olarak uzaklaşınız. Size sigarayı hatırlatan her şeyi yaşamınızdan uzaklaştırınız. Sizde sigara arzusu uyandıran yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz. Bilhassa sigara arzusu şiddetlenince bir bardak su içiniz. Plânlı, ölçülü ve faal bir yaşam çizgisini benimseyiniz. Sizi strese sokacak konulardan ve tartışmalardan uzak durunuz. Boş zamanlarınızda sportif faaliyetlere hiç olmazsa uygun yürüyüşlere iltifat ediniz. Mümkünse birkaç arkadaşla grup halinde bırakınız ve bu savaşta mistik ve manevi duygularınızı da devreye sokunuz” açıklamasında bulundu.
Sigarasız bir hayat
Vatandaşları sigarasız bir hayata davet eden Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura açıklamasında şunlara değindi: “Çabuk ulaşılabilir olması sebebiyle gençler arasında sigara içmek oldukça yaygındır. Gelişmiş ülkelerde 12-17 yaş arasındaki her beş ergenden birinin sigara tiryakisi olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise bu oran daha yüksektir. Sigara kullanımı başlı başına zarardır. Gençler için ise adeta mayınlı bir tarladır. Şu gerçeği de unutmayalım: Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir. Çünkü sigara, kişinin öteki kötü alışkanlıklara karşı direncini de azaltmaktadır. Aslında sigarayı ilk içen genelde haz almaz, ancak ısrarla kullandığında bir süre sonra zevk duyar. Bazıları sadece meraktan sigaraya başlar, içmekle büyüdüklerini ve havalı olduklarını zannederler. Derken, ardından bağımlılık gelir. Çocuğunun sigaraya başlamasını istemeyen anne-babanın başta kendisinin kullanmaması gerekir. Elindeki sigarayla oğluna nasihat eden babanın etkisinin ne derece olacağına siz karar verin. Çocuklara sigaranın zararlarından ve bağımlılıktan kurtulmanın zorluğundan bahsetmekte yarar vardır. Çocuğunuzun sigara içip içmediğini araştırmalı, bu konuda meraklı olmalı ve fakat onu sıkboğaz da etmemeniz gerekir. Sigaraya gençlik döneminde alışmayan birinin tiryaki olması zordur. Çünkü sigara içenlerin % 95’i sigaraya 21 yaşına kadar başlamışlardır. Çocuğumuzun sağlıklı, mutlu ve kendinden emin bir hayata adım atmasını sağlamanın en önemli yolu, ona kendini iyi hissettirecek şeylerden söz etmenizdir. Kendilerini sevmeye başlamaları onları sağlıklarına kavuşturacaktır. Bedenimizin de bir emanet olduğunu, kendimizi seviyorsak onu korumamız gerektiğini bilmelidir.”
Erken ölümün sebebi: Sigara
Sigaranın, erken ölüm ve hastalıkların önlenebilir en önemli sebebini oluşturduğunu ifade eden Özfatura şunları söyledi: “Bu alışkanlık milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine ve çok daha fazlasının sakat kalmasına yol açmaktadır. Sigara büyük ölçüde vücudu etkilemekte ve pek çok hastalığa sebep olmaktadır. Bu hastalıklar arasında sigarayla ilişkisi net olarak belirlenmiş olanları şöyle sıralayabiliriz: Kanser, Kalp-Damar Sistemi hastalıkları, Solunum Sistemi hastalıkları, Sindirim Sistemi hastalıkları. Beyin tümörlerinin % 99’u, beyin kanamalarının % 85’i, akciğer kanserlerinin % 90’ı, gırtlak kanserlerinin % 99’u sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerde kırmızı küreciklerin oksijen taşıma kapasitesi 1/6 ilâ 1/3 oranında azalır. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ilâ % 33 daha az oksijen girmektedir. Bu en önce beyin ve kalbin harabiyeti demektir. Tütün dumanında 4.000 adet zararlı madde vardır. Sigara içen kadınlar içmeyen kadınlardan 15 yaş fazla ihtiyarlamaktadır. Sigara içen annelerin çocukları,oksijen azlığı sebebiyle geri zekalı olur. Tiryaki hanımların çocuklarında sakatlık ihtimali % 65 gibi ciddi bir çizgidedir. Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır. Erken doğum ve düşüklerin % 80’inin sebebi sigaradır. Dünya ülkelerinde çıkan yangınların % 70’inden sigara sorumludur. Sigaranın sebep olduğu ölümler, diğer uyuşturucularınkinden 13 kat fazladır. Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranla 10 kat fazladır. 45-50’nin altındaki erkeklerde koroner kalp hastalığından ölenlerin % 80’i sigara kaynaklıdır.”
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
9/2/2007
-
SİGARANIN BAŞLICA ZARARLARI

SİGARANIN BAŞLICA ZARARLARI
KALP VE KAN DOLAŞIMI HASTALIKLARI
· Kalp Krizi
· Damar Tıkanması
· Kangren
SOLUNUM YOLLARI
Bronşit Amfizem Akciğer ve solunum yollarında sürekli enfeksiyon sonucu tahribat Astım
KANSER
Akciğer Yemek borusu Ağız içi Burun, boğaz Gırtlak Pankreas Böbrek Lösemi
DİĞER
Ülser (mide ve oniki parmak bağırsağı) Erkeklerde iktidarsızlık ve kısırlık Kadınlarda erken menopoz ve kısırlık Premature doğum / düşük tehlikesi Cildin erken yaşlanması Tat ve koku alma duyularında zayıflama Sosyal soyutlanma Sigara kullanmanın parasal maliyetleri
PASİF İÇİCİLİK NE DEMEKTİR?
Sigara dumanının zararları saymakla bitmez ve ne yazık ki sadece içen için değil. Sigara içen birinin yanında duran kişi hem yanan tütünün hem de sigara içen kişinin dışarı çıkardığı dumanı solur ve oldukça büyük bir zarar görür. Pasif içiciler sigara içen kişinin yanında durarak 3700 çeşit kimyasal maddeden zarar görmektedir.
Ne yazık ki çocuklar için risk çok daha ciddidir. Çünkü akciğerleri tam gelişmemiştir. Yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp verirler. Bu nedenle daha fazla sigara dumanına maruz bırakılarak, pasif içici durumuna düşürülen çocuklarda boğaz enfeksiyonları, bronşit sıklıkla görülen hastalıklardandır.
Çocuk kanserlerinin %15’ i babasının sigara alışkanlığından oluyor. Sigara içen babaların çocukları kanseri önleyici genden yoksun olarak doğuyor. Hamileliğinde sigara içen annelerin bebekleri %10–15 eksik kilolu ve yine aynı oranda zekâ eksikliği ile doğuyor. Anne veya babası sigara içen çocukların ağır akciğer enfeksiyonuna yakalanma riski yüksek bulunmuştur. Anne veya babası sigara içen çocuklar astım hastalığına daha fazla yakalanmakta, akciğer fonksiyonları bozulmaktadır.
Sigara içmedikleri halde, sigara içenlerle kapalı bir yerde 4 saat kalan bir insan 10 adet içmiş kadar zarar görür. Sigara içenler çevreye yaydıkları sigara dumanı nedeniyle dünyada her yıl yaklaşık 3000 sigara içmeyen kişinin ölümüne neden olmaktadır. Aterosklerotik kalp hastalıklarının en önde gelen nedeni olan sigara hiperkolesterolemi ve hipertansiyon ile birlikte koroner arter hastalıklarının üç önemli risk faktörü arasında yer alır. Sigara içimi sonrası oluşan fizyolojik patolojik ve metabolik etkiler aterosklerozun gelişimine neden olurken sigaranın bırakılması kardiovasküler hastalıkların morbidite ve mortalitesini belirgin şekilde düşürür.
SİGARANIN BIRAKILMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Sigaranın bırakılması sigaranın neden olduğu hastalıklarla ilgili hastaları tedavi eden bütün tıp branşları hekimleri kadar halk sağlığı ve koruyucu hekimlik açısından da önemlidir. Sigara bağımlılık yapan psikoaktif bir maddedir. Bu nedenle sigara içenlerin %70'i sigarayı bırakmak istediklerini ifade etseler bile, 65 yaşına ulaşanların ancak yarısı sigarayı bırakabilmektedir. Kişilerin sigara içme oranını ve bırakma başarısını etkileyen faktörler analiz edildiğinde, sigara içim oranının sosyoekonomik durumu kötü olan el uğraşı ile ilgili işler yapan, kiralık evde oturan, araba sahibi olmayan, işsiz ve kalabalık ortamlarda yaşayanlarda daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyoekonomik durumu iyi olmayan kişilerin sigara içme oranı ve günlük sigara içme sayıları da daha yüksektir. Yani yoksulluk arttıkça sigara içme oranı ve içilen sigara sayısı da artmaktadır. Sosyal faktörler sigaranın içilmesi kadar bırakılma oranını da etkilemektedir. Sigara içenlerle aynı evde yaşayanların sigarayı bırakabilme başarısı azalmaktadır. İçilen sigara miktarı da sigaranın bırakılma oranını etkileyen faktörlerden biridir; günde 5 adetten daha az sigara içen kişilerin sigarayı bırakma oranı %45 kadar yüksek bulunurken, 20 adetten fazla içenlerde bu oranın yarı yarıya azaldığı saptanmıştır. Bir insanın sigarayı bırakmasını etkileyecek bütün bu sosyoekonomik faktörlerin yanı sıra sigara alışkanlığının devamını sağlayan en önemli iki komponent psikolojik ve fiziksel bağımlılıktır.
SİGARAYA BAŞLAMA NEDENLERİ
Özenti, gösteriş, taklit, özgürlük, macera, sıkıntı, stres, büyüklerle zıtlaşma, güvensizlik, utangaçlık, arkadaş ısrarı, ilişki kurabilmek, eğlence, zevk, kilo almamak için içilir.
SİGARANIN İÇİNDEKİ ZEHİRLİ MADDELER
Sigarada 4000 farklı zehir vardır. Bir nefes sigara dumanıyla içimize çektiğimiz zehirlerden birkaçı:
Polonyum-210 (kanserojen)
Radon (radyasyon)
Metanol (füze yakıtı)
Toluen (tiner)
Kadmiyum (akü metali)
Bütan (tüp gaz)
DDT (böcek öldürücü)
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri)
Arsenik (fare zehiri)
Amonyak (tuvalet temizleyici)
Karbonmonoksit (egzos gazı)
Nikotin (bağımlılık yaratan tek madde)
Ve 3885 toksik madde
SONUÇ OLARAK CİĞERLERİMİZDE OLUŞAN KATRAN (ASFALT) !!!
SİGARAYI BIRAKANLARDA VÜCUTTA GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER
20 DAKİKA SONRA: Tansiyon ve nabız normal düzeye iner.
8 SAAT SONRA: Kandaki oksijen düzeyi normale yaklaşır.
24 SAAT SONRA: Kalp enfaktüsü tehlikesi azalmaya batlar.
48 SAAT SONRA: Sinir uçları kendini yenilemeye başlar.
2 HAFTADAN 3 AYA KADAR: Dolaşım dengesi düzelir, yürümek daha kolaylaşır. Akciğer fonksiyonu %30 oranında iyileşir.
1 AYDAN 9 AYA KADAR: Öksürük krizleri, yorgunluk bitkinlik ve kısa kısa nefes almalar azalır. Akciğer bir ölçüde temizlenir ve enfeksiyon tehlikesi de çok azalır.
1 YIL SONRA: Koroner Kalp Hastalığı riski %30 azalır.
5 YIL SONRA: Akciğer Kanseri ve Kalp Enfaktüsü riski %30 azalır, nefes ve yemek borusu ile mesane kanseri riski %50 azalır.
10 YIL SONRA: Akciğer Kanseri %50–100 oranında azalır.
15 YIl SONRA: Koroner Kalp Hastalığı riski, hemen hemen sigara içmeyenler kadar olur
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO) SİGARA ALIŞKANLIĞININ DÜNYANIN EN BÜYÜK SAĞLIK SORUNU OLDUĞUNU İLAN ETMİŞTİR.
Kaynak: www.kalpdamar.com.tr
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
|
|
Benim hakkımda
SAĞLIK
Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılar
1
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri |
|