BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com




ZİRAAT

12/9/2009 - BİTKİ KORUMA-4

Etmenin miselleri, kalın duvarlı hücre yığınlarından ibaret, stroma dokusu içinde aservuluslarını meydana getirir. Bu yapı konukçu doku içinde, epidermis hücrelerinin hemen altında oluşur ve bu hücrelerin parçalanmasına neden olur. Aservulus içinde kısa konidioforlar üzerinde tek hücreli renksiz konidiler ve bunların arasında siyah, "seta" (setae) denilen kıllar oluşur. Sporlar kile halinde pembe parlak bir yığın halinde görülürler.
Mücadelesi: Temiz tohum kullanımı tavsiye edilir. Birkaç yıllık rotasyon hastalığın önlenmesinde etkili olur. Kimyasal mücadelede tohum ilaçlaması yapılır.
Sınıf 2. Hyphomycetes : Konidiler açıkta oluşur.
Takım 1. Moniliales : (Hyphales)
Aspergillus spp.: depo çürüklüğü,
Bipolaris spp.: değişik bitkilerde yaprak lekesi ve yanıklık,
Botrytis cinerea : kurşuni küf,
Cladosporium fulvum : domates yaprak küfü,
Cercospora spp.: yaprak leke hastalıkları,
Drechslera spp.: yaprak lekesi ve yanıklık,
Exserohilum spp.: yaprak lekesi ve yanıklık,
Geotrichum spp.: meyve ve sebzelerde acı çürüklük,
Graphium ulmi: karaağaçlarda kanser hastalığı,
Penicillium spp.: depo çürüklüğü,
Phymatotrichum omnivorum : pamuk ve diğer bazı bitkilerde kök çürüklüğü,
Spilocaea (Fusicladium) spp.: kara leke hastalığı,
Thielaviopsis basicola : siyah kök çürüklüğü
Verticillum spp. : birçok bitkide solgunluk hastalığı etmenleridir.
Trichoderma spp. : toprak patojenlerine karşı biyolojik mücadelede kullanılabilen antagonistik funguslardir.
Pyricularia oryzae: Çeltik yanıklığı
Çeltiğin en önemli hastalığıdır. Erken dönemde bitkilerin ölümüne neden olabilir. Yaprak ve boğum enfeksiyonları ise %50 'ye varan ürün kayıplarıyla sonuçlanabilir. Hastalık etmeni çeltik bitkilerinin yaprak, boğum ve salkımlarında uçları sivri, elips şeklinde, kenarları koyu renk sınırlı, ortası grimsi renkte lekeler oluşturur. Şiddetli enfeksiyona yakalanan yapraklar kahverengileşerek kururlar. En önemli belirti salkım sapında oluşan lezyonlardır. Bunun sonucunda daneler gelişemez. Lezyonun olduğu kısımdan salkım sapı kırılabilir. Etmen konukçu dokularında gelişirken salgıladığı toksinlerle bitki hücrelerinin ölümüne neden olur.
Fungus hastalıklı bitki artıkları üzerinde veya tohumda kışı misel yada konidi halinde geçirir. Aynı zamanda yabancı otlar üzerinde de canlılığını sürdürebilir. Etmenin enfeksiyon kaynağı rüzgarla yayılan konidileridir. Eşeyli çoğalma dönemine doğada rastlanmaz.
Mücadelesi: Yüksek oranda azotlu gübreleme hastalığı kamçılar. Bu nedenle kültürel önlem olarak bundan kaçınılmalıdır. Dayanıklı çeşit yetiştirmek ancak sınırlı bir süre hastalığa karşı etkili olur, çünkü etmen devamlı olarak yeni ırklar meydana getirmektedir. Kimyasal mücadelede organik veya sistemik fungisitlerle tohum ve yeşil aksam ilaçlaması önerilmektedir.
Alternaria spp.: Yaprak lekeleri
Alternaria cinsine bağlı funguslar; sebzeler, süs bitkileri, yaprak lekelerine neden olurlar. Patates ve domateste neden olduğu hastalık "erken yanıklık" olarak bilinmektedir. Alternaria lekeleri önce küçük sulumsu yaprak |f lezyonlan halinde başlar. Kısa sürede lekeler genişleyerek içice halkalar şeklinde bir görünüm kazanır. Nemli koşullarda lekeler üzerinde siyahımsı renkte konidi gelişimi gözle farkedilir. Mevsim sonuna doğru hastalık ilerleyerek tüm yaprak alanını etkileyebilir. Yapraklar kurur ve dökülür. Patates yumruları, domates ve kabakgil meyveleri de hastalıktan etkilenebilir. Meyveler üzerinde koyu renkli, içe doğru ilerleyen lekeler oluşur.Etmenin raket benzeri, hem enine hem boyuna bölmeli tipik konidileri vardır Kışı hastalıkla bulaşık bitki artıkları üzerinde dayanıklı misel halinde geçirir, ilkbaharda konidi üretimi ve enfeksiyonlar başlar.
Mücadelesi: Etmen bulaşık tohumla taşınabildiği için, tohum ilaçlaması gerekebilir. Tohumların 30 dakika süreyle 50 °C'lik sıcak suda tutulması özellikle lahana gibi bitkilerde etkili olur. Ayrıca tohumluk üretiminin kuru bölgelerde yapılması tavsiye edilir. Tarlada hastalık görüldüğünde organik fungisitlerden herhangi biri yeşil aksam ilaçlamasında kullanılabilir.
Fusarium spp.: Kök çürüklüğü ve solgunluk hastalıkları
Fusarium cinsine bağlı olarak çok sayıda fungus türü değişik bitkilerde tohum, kök ve sap çürüklüğü ve solgunluk hastalıklarına neden olmaktadır. Fusarium türleri bitkilerin değişik kısımlarında hastalık oluşturabilmekle birlikte toprak patojenidirler. Dayanıklı yapılarıyla topraktan veya tohum üzerinde taşınmak suretiyle tohumdan bulaşarak erken dönemde tohum veya fide kök çürüklüğü hastalıklarına neden olurlar, özellikle fide döneminde görülen bu hastalığa "çökerten" denir. Gelişmiş bitkilerde ise toprağa yakın gövde veya sap kısmında çürüklük oluşturarak zarar yapar. Soğuktan, diğer patojenlerden veya böceklerden zarar görmüş olan bitki sapları hastalığa daha kolay yakalanırlar. Şiddetli hastalanan saplar kırılabilir. Tohum ve kök çürüklüğü belirtileri tüm bitkilerde, özellikle sebze ve endüstri bitkilerinde görülürken, sap çürüklüğü en çok mısır bitkilerinde zarar yapar. Mısırlarda etmen pembemsi renkte koçan çürüklüğüne de neden olabilir. Bunun sonucunda ürün miktarında azalma olduğu gibi, aynı zamanda da etmenle bulaşık tohumlarda uygun koşullarda fungusun oluşturduğu toksik metabolitler, bu tohumları tüketen sıcak kanlılarda çeşitli hastalıklara neden olurlar. Fusarium türleri, toprak ve çevre koşullarına bağlı olarak tek başlarına hastalık oluşturabildikleri gibi Rhizoctonia solanı, Pythium spp. gibi toprak patojenleriyle birlikte de etkili olabilirler Özellikle baklagillerde bu şekilde oluşan zarar sonucu ekonomik kayıplar ortaya çıkmaktadır.
Fusarium türlerinin 3 farklı tip sporu vardır. Mikrokonidiler tek hücreli, şeffaf, küçük sporlardır. Makrokonidiler ise enine bölmeli, mekik şeklinde konidilerdir. Olumsuz koşullarda yada yaşlı kültürlerde ise misel veya konidilerin her bir hücresinin çeperleri kalınlaşarak etmenin klamidosporları meydana gelir. Bunlar küre şeklinde, dayanıklı sporlardır ve etmenin toprakta canlılığını uzun süre sürdürmesini sağlarlar.
Mücadelesi: Rotasyon, dayanıklı çeşit yetiştirmek, sağlıklı tohum ve fide kullanmak gibi kültürel önlemler hastalıktan korunmada etkili olabilir. Kimyasal mücadelede küçük alanlarda toprak dezenfeksiyonu önerilir. Bu amaçla metil bromit, formaldehit gibi fumigantlar kullanılır.
Sınıf 3. Agonomycetes (Mycelia sterilia) : Aseksüel spor formu bilinmemektedir, yalnızca misel gelişimi vardır.
Takım 1. Agonomycetales (Myceliales)
Rhizoctonia solanı : Tek yıllık bitkilerde kök çürüklüğüne, Sclerotium rolfsii: Kök ve sap çürüklüğüne neden olurlar.
Bitki Patojeni Bakteriler
Bakteriler insanların yaşamı için hem en gerekli hem de en tehlikeli canlılardandır. Toprağın verimliliğini artırır, havadan azot fikse eder, gıdaların ve bazı kimyasal maddelerin yapımında kullanılır, ölü bitkisel ve hayvansal artıkların parçalanmasını sağlarlar. Fakat savaşlarda ölen insan sayısından çok daha fazla insanın ölümünden de sorumludurlar, ilk kez 1683 yılında Leeuvvenhoek adlı araştırıcı kendi yaptığı mikroskopta bakterileri görmüştür. Daha sonra, 1876'da Koch bakterilerin hastalığa neden olduğunu bulmuş ve 1881'de Burrill bakterilerin bitkilerde de hastalıklara neden olduğunu, Ateş yanıklığı hastalığını bularak ortaya koymuştur. Bugün için bilinen yaklaşık 1600 bakteri türünden 80 kadarının bitkilerde hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. Bunlardan bazılarının çok sayıda patovan (pathovar), yani değişik konukçularda hastalık oluşturan ırkları vardır.
Morfolojik özellikleri
Bakteriler tek hücreli mikroskopik organizmalardır. Uzunlukları 0.3-6 p.m arasında değişmektedir. Hücre yapıları; küre, çubuk, virgül veya spiral şeklinde olabilmektedir. Normal koşullarda ve standart ortamlarda geliştirildiklerinde hücre şekilleri değişmemektedir. Bazı bakteriler hücre içinde dayanıklı sporlar oluştururlar. Birçok bakteri kapsül denilen yapışkan, sümüksü bir madde salgılar ve bu madde hücrelerin etrafında birikerek onları bir arada tutar. Bitkilerde hastalık yapan bakterilerin büyük bir kısmı çubuk şeklinde, spor oluşturmayan, yaklaşık 0.5-3.5 ^m uzunluk ve 0.3-1.0 |im çapında bakterilerdir. Bakteri hücresi; hücre duvarı, stoplazma ve DNA'dan ibarettir. Hücre duvarı, hücre hacminin yaklaşık % 25'ini kapsamaktadır. Değişik polipeptitlerden oluşmuştur ve bunların oranlarına göre bakteri hücre duvarı bazı özel boyaları absorbe etmekte veya etmemektedir. Bu özelliklerine göre bakteriler Gram (-) ve Gram (+) olarak iki gruba ayrılmışlardır. Ayrıca hücre duvarı, bakteri hücresine özel şeklini veren ve bu şekli yaşamı boyunca muhafaza etmesini sağlayan yapıdır. Besin maddelerinin hücre içine girişini, artık maddelerin ve enzimlerin ise çıkışını sağlar. Bakteri stoplazmasi stoplazmik zar ile çevrilidir. Bu zar seçici geçirgenliğe sahiptir. Hücre için gerekli maddelerin hücreye girişini sağlar Toksik maddeler ise hücre içine alınmaz. Stoplazma; protein, lipit, karbonhidrat ve diğer birçok organik bileşiklerden, mineral maddelerden ve sudan oluşmuştur. Çok az sayıda organel mevcuttur. Bakterilerde genetik materyal yani, DNA, stoplazma içinde tek bir iplikçik halinde serbest halde bulunmaktadır. Ayrıca stoplazma içinde "plasmid" denilen küçük, küresel kromozom parçacıkları da bulunabilir. Bunlar bakteri hücreleri arasında veya bakteriler ve konukçuları olan bitkiler arasında taşınabilirler.Bazı bakterilerin uzun, saç şeklinde kamçıları vardır. Bunlara "flagellum" (çoğulu: flagella) denir. Kamçıları sayesinde bakteriler düz ya da titreme şeklinde hareket edebilirler. Spiral şeklindeki bakteriler ise dönme hareketi yaparlar. Kamçıların çıkış yeri ve kamçı sayısı bakımından bakteriler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bazı bakterilerde kamçı hücrenin bir tarafında (monopolar), bazılarında her iki ucunda (bipolar) tek veya çok sayıda bulunur. Bazılarında ise hücrenin değişik noktalarından (peritrik) çok sayıda kamçı çıkmaktadır .
Mollicutes sınıfında bulunan bazı bakterilerde ve özellikleri bunlara benzediği için mikoplazma benzeri organizmalar (MLO'lar) olarak adlandırılan bitki patojenlerinde hücre duvarı bulunmamaktadır. Bu nedenle değişken şekilli (pleomorphic) canlılardır. Büyüklükleri 0.1-1.0 ^m arasında değişen, 0.01 um kalınlığında bir zarla çevrili, DNA iplikçiği ve ribozomlar içeren mikoplazmalar bitkilerde floem dokusu içinde gelişmektedirler. Bazıları spiral şeklindedir. Obligat parazitlerdir, ancak çok özel bazı ortamlarda geliştirilebilirler.
Üremeleri
Bakterilerde üreme eşeysiz tipte ve ikiye bölünmek suretiyle olur. Stoplazma zarı hücrenin orta kısmından içeri doğru çöküntü oluşturur ve stoplazmayı ortadan ikiye ayrılır. Zarın her iki tarafında hücre duvarını oluşturacak maddeler sentezlenir ve bu işlem tamamlanınca iki hücre ayrılır. Hücre duvarı ve stoplazma da bu olaylar gerçekleşirken, hücre DNA'sı da kendi benzerini meydana getirir ve iki bakteri hücresi ayrılmadan önce her biri bir hücre içinde yer alır. Aynı şekilde stoplazmada bulunan plasmidler de çoğalarak her iki hücreye dağılırlar. Bakterilerde üreme çok hızlı bir şekilde olur. Bazı bakteriler her 20-30 dakikada bir bölünürler. Üreme hızı bakterinin bulunduğu ortamın besin içeriğine, sıcaklık ve pH gibi çevre koşullarına bağlıdır. Ortam ve besin uygun olduğunda bakteriler çok kısa bir sürede geometrik bir artış göstererek başlangıçtaki sayılarının kat kat üzerine ulaşırlar.
Bitki dokusuna girişleri ve bitkiden bitkiye taşınmaları
Bakterilerin bitki içine girişi yaralardan, bitki dokularında bulunan doğal açıklıklardan (stoma, hidadot, lentisel) ve çiçek organlarından olabilmektedir. Toprakta bulunan bazı bakteriler ise henüz kitinleşmemiş kılcal kök uçlarından da girebilirler. Doku içine girdikten sonra bitki özsuyu ile yada hücreler arasındaki su içinde yüzerek konukçunun değişik kısımlarına taşınabilirler.
Bakterilerin bitkiden bitkiye taşınmalarında değişik etkenlerin rolü vardır Toprakla, bitki artıklarıyla, bulaşık bitkisel üretim materyali ve tohumla taşınabildikleri gibi nematodlar, kuşlar, böcekler yada insanlar tarafından da kolayca taşınabilmektedirler. Toprakta serbest halde, saprofit olarak yaşamlarını sürdürmek suretiyle uzun süre canlılıklarını sürdürebilirler. Bakterilerin taşınması esasen yağmur veya sulama suyu ile olur. Hastalıklı bitki dokularından nemli koşullarda kitle halinde çıkan bakteriler, buraya damlayan yağmur suyunun sıçraması ile değişik bitki organlarına yada yakındaki bitkilere taşınırlar. Bakteriyel akıntı kuru havalarda bitki dokusu üzerinde kuruyarak sert bir yapı kazanır. Çok sayıda bakteri hücresi içeren bu yapı rüzgar yoluyla taşınarak değişik bitkilere ulaşabilir, nemli koşullarda yumuşar ve bakteri hücreleri aktiflesir.
Bitkilerde meydana getirdikleri belirtiler
Bitki patojeni bakteriler bitkilerde çok değişik belirtiler oluşturabilmektedirler. Tek bir bakteri türü değişik konukçularda farklı belirtilere neden olabilir, iletim demetlerinde çoğalan bakteriler solgunluk, genel sararma, gelişme geriliği ve cücelik gibi belirtiler meydana getirirler. Gelişmeleri sırasında pektolitik enzim salgılayan bakteriler bitkilerin gövde, yumru, soğan, meyve gibi etli ve sulu organlarında yumuşak çürüklük oluştururlar. Bazı bakteriler ise gelişmeleri sırasyında sentezledikleri hormon etkili kimyasallarla bitki hücrelerini aşırı bölünmeye teşvik ederek, değişik bitki kısımlarında ur oluşumuna neden olurlar. Birçok bakteri ise bitki hücrelerinin ölümüne neden olarak leke, yanıklık, kanser yarası gibi nekrotik belirtiler oluşturur.
Bakterilerle mücadele
Bakteriyel hastalıkların mücadelesi oldukça zordur. Öncelikle toprağın yada bitkisel üretim materyalinin bakteri ile bulaşık olmamasına dikkat etmek gerekir. Tohumluk, bakteriyel hastalıkların görülmediği alanlardan temin edilmelidir. Hastalıklı bitki artıklarının ortamdan uzaklaştırılıp imha edilmesi gerekir. Sulama, gübreleme gibi tarımsal uygulamalarda aşırıya kaçınılmalı, özellikle enfeksiyonların olabileceği dönemde bunlar uygulanmamalıdır. Konukçu sayısı sınırlı olan bakteriler için rotasyon uygun bir mücadele yöntemidir. Ayrıca dayanıklı bitki çeşitleri tercih edilmelidir.
Bakteriyel hastalık etmenlerine karşı bakirli ilaçlar etkili olmaktadır. Bordo Bulamacı ve bunun yerine kullanılan hazır bakirli preparatlar bakterilere karşı kimyasal mücadelede kullanılabilmektedirler. Ayrıca bazı sistemik fungisitlerin etkili olduğu bakteriyel hastalıklar da vardır. Bunların dışında bakteriler birçok antibiyotikten etkilenirler. Fakat bunlar oldukça pahalı kimyasal bileşikler olduklarından pratikte yaygın olarak kullanılmazlar.
Bakterilerde sınıflandırma ve önemli bakteriyel bitki hastalıkları
Bakteriler şekil, boyut ve renklerine göre ayırt edilemeyecek derecede küçük oldukları için; kimyasal yapıları, enzimatik aktiviteleri, serolojik özellikleri, bitkilerde hastalık oluşturabilme yetenekleri, antibiyotiklere ve "bakteriofaj" denilen virüslere hassasiyetlerine göre teşhis edilir ve sınıflandırılırlar. Ayrıca teşhiste yararlanılan özelliklerden biri de bakterilerin kültür ortamında oluşturdukları, "koloni" denilen gözle görülebilir kitlelerin renk ve şekilleridir. Bakteriler Procaryotae aleminin bir bölümünü (Bacteria) oluştururlar ve 19 kısımda incelenirler. Bitki patojeni bakteriler bunlardan 5'i içinde yer almaktadır.
Kısım 1. Gram (-), aerobik, çubuk ve küre şeklinde bakteriler Familya 1. Pseudomonodaceae
Cins 1. Pseudomonas : Çubuk şeklinde, bir veya birkaç polar kamçılı bakterilerdir. Kültürde sarı veya beyaz koloni oluştururlar. Bitkilerde yaprak ve meyve lekeleri, solgunluk ve ur oluşturan türleri vardır.
Pseudomonas syringae "nm değişik bitki türlerinde farklı belirtilere neden olan 40 kadar patovan vardır.
Pseudomonas syringae pv. phaseolicola: fasulyede hale yanıklığına, Pseudomonas syringae pv.lachrymans: hıyarda köşeli yaprak lekesi, Pseudomonas syringae pv.syringae: turunçgillerde yanıklık, Pseudomonas syringae pv. tomato: domatesde bakteriyel leke, Pseudomonas syringae pv. savastanoi: zeytin dal kanseri Pseudomonas solanacearum: Solanaceae'de solgunluk, Pseudomonas syringae pv. tabaci: Tütün vahşi ateş hastalığı Tütün yetiştirilen her yerde görülen önemli bir hastalıktır. Fide döneminde genç yapraklarda önce sulumsu lekeler halinde başlar, kısa sürede nekrotik kahverengi lekeler haline dönüşür. Hastalığın en tipik belirtisi lekelerin etrafında sarı renkte bir halenin oluşmasıdır. 1-8 mm çapında lekeler birbiriyle birleşerek daha büyük lekeleri oluştururlar. Şiddetli hastalanan fideler ölür. Hastalık bulaşık fidelerde tarlaya geçer ve buradaki bitkilerde de aynı belirtiler görülür. Yapraklar deforme olur, ticari değerini kaybeder.
Etmen bitki dokuları içinde gelişimi sırasında "tabtoksin" isimli bir toksin salgılamaktadır. Bu toksinin bitki hücrelerinde klorofil miktarını azalttığı belirlenmiştir. Toksinin etkisiyle bakteriden etkilenen hücrelerde önce sararma sonra ölüm olmakta ve lekelerin etrafındaki sarı hale bu nedenle oluşmaktadır. Bakterinin toksin oluşturmayan ırkı ise halesiz kahverengi lekelere neden olur ki bu hastalık "kahverengi yaprak lekesi" olarak bilinmektedir. Etmen Gram (-), çubuk şeklinde, 1-6 polar ve bipolar kamçılı bir bakteridir. Hastalıklı bitki artıklarında ve yabancı otlar üzerinde canlılığını sürdürebilir Yaralardan ve stomalardan bitkiye girer. Rüzgar ve yağmur taşınmasında etkili olur.
Mücadelesi: Sağlıklı bitkilerden alınan tohumu kullanmak, fide yataklarını buhar veya fumigantla dezenfekte etmek, sağlıklı fideleri tarlaya şaşırtmak, dayanıklı çeşit yetiştirmek, bulaşık alanlarda en az iki yıl tütün yetiştirmemek, yaprakların ıslak olduğu dönemde tarlada çalışmamak gibi kültürel önlemler etkili olur. Ayrıca fide döneminde bordo bulamacı ile fideler 10 gün ara ile ilaçlanabilir.
Cins 2. Xanthomonas : Çubuk şeklinde, bir polar kamçılı bir bakteridir. Kültürde sarı koloni oluşturmaktadır. Çoğu yavaş gelişen bakterilerdir. Bitkilerde yaprak ve meyve lekeleri, gövde kanseri, çürüklük gibi değişik belirtiler oluşturmaktadır.
Xanthomonas campestris'm değişik bitkilerde hastalık yapan 100'den fazla patovan bulunmaktadır.
Xanthomonas campestris pv. phaseoli: fasulye adi yaprak yanıklığı,
Xanthomonas campestris pv. malvacearum: pamukta köşeli yaprak lekesi,
Xanthomonas campestris pv. vesicatoria: biber ve domateste bakteriye! leke,
Xanthomonas campestris pv. pruni: sert çekirdekli meyvelerde bakteriye! leke,
Xanthomonas campestris pv diri: turunçgillerde bakteriyel kanser, bu cinste bulunan bakterilerin neden olduğu en önemli hastalıklardır.
Xanthomonas campestris pv. campestris: Lahanalarda siyah damar çürüklüğü
Dünyanın her yerinde yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Lahanagiller familyasındaki bütün bitkileri etkiler ve bazen ekonomik kayıplara neden olur. Hastalık, bitkilerin bütün toprak üstü kısımlarında ve bitkilerin her döneminde görülebilir. Turp gibi etli köke sahip bitkilerde bu organlar da hastalıktan etkilenebilir ve kuru çürüklük oluşur. Genç fideler enfekte olursa sağlıklı gelişemez ve cüce kalırlar, alt yaprakları dökülebilir. Tarladaki bitkilerde görülen en tipik belirti ise yaprak kenarlarında V-şeklinde klorotik lekelerin oluşmasıdır. Bu alandaki bazı damarlar siyahlasın Daha sonra bu kısım kahverengileşerek kurur. Damarlardaki renk değişikliği gövdeye ilerler ve bitkinin diğer yapraklar ve kökleri de hastalanır. Hastalıklı yapraklar birbiri ardına dökülebilir. iletim demetlerinde de siyahlaşma ve küçük sarı damlacıklar halinde bakteriyel akıntı görülür. Bazen öz ve korteks 'de bakteri kitlesiyle dolu boşluklar oluşur.
Etmen bulaşık bitki artıklarında veya tohumda kışı geçirir. Genç bitkilere ulaştığında doğal açıklık veya yaralardan girerek hücreler arasında ilerler. iletim demetlerine geçerek sistemik olarak gelişmeye devam eder, tohuma kadar gider. Ksilemin parçalandığı kısımlarda bakteri yeniden hücreler arası boşluklara geçer. Zamanla parankima hücreleri parçalanır ve boşluklar oluşur. Yaprak enfeksiyonları sonucunda hidadotlardan çıkan bakteriler yağmur ve rüzgarla taşınarak yeni enfeksiyonlara neden olur.Mücadelesi: Temiz tohum kullanımı ve bitkilerin son birkaç yıldır hastalığın görülmediği yerlerde yetiştirilmesi önem taşır. Bu bakımdan rotasyon ve tohumların sıcak su (50°C'de 30 dakika) ile muamelesi tavsiye edilir. On gün ara ile bitkilerin bakirli preparatlarla ilaçlanması da hastalığın yayılmasını önleyebilir.
Cins 3. Xylella : Çubuk şeklinde, bazı özel koşullarda ipliksi demetler oluşturan, Gram (-), hareketsiz, kamçısız ve pigment oluşturmayan bir bakteridir. Beslenme açısından oldukça seçicidir. Ancak çok özel bazı ortamlarda çok küçük koloniler oluşturmaktadır. Bitkilerde ksilem dokusunda gelişir ve değişik bitki türlerinde farklı hastalıklara neden olur. Bugüne kadar sadece bir türü saptanmıştır.
Xy/e//a fastidiosa : Bağlarda Pierce hastalığı
Etmen aynı zamanda, yoncada ve şeftalide cücelik, badem, erik, karaağaç, meşe ve dutta ise yaprak yanıklığına neden olmaktadır.
Bağlardaki ilk belirtileri yaprakların orta kısımları yeşil kalırken, kenarlarının düzensiz bir şekilde kavrulmasıdır. Yanıklık orta kısma doğru ilerler ve kahverengileşir. Hastalıklı yapraklar saplarından koparak dökülürler, saplar çubukta asılı kalır. Salkımlar gelişemez, solarak kururlar. Ertesi yıl bulaşık bitkilerde sürgünler geç gelişir, cüceleşme ve ilk yapraklarda yeşilimsi damar bantlaşması dikkati çeker. Daha sonra yine yaprak ve salkım belirtileri ortaya çıkar. Hastalıklı bitkilerin çubuklarından kesit alındığında odunda sarıdan kahverengiye kadar değişen çizgiler görülür. İletim demetlerinde zamk ve tylose oluşumu da söz konusudur.
Etmen aşı yoluyla yada cüce ağustos böcekleriyle taşınır. Çubuk şeklinde, girintili çıkıntılı hücre duvarına sahip, çok özel ortamlarda ve konukçularının ksilemin de gelişebilen bir bakteridir. Hastalık belirtilerinin oluşumunda etmenin sentezlediği toksinlerin rolü vardır.
Mücadelesi: Hastalığa karşı etkin bir mücadele bulunamamıştır. Tetrasiklin uygulamaları belirti oluşumunu engelleyebilmektedir; fakat, pratikte ekonomik değildir. Hastalığın yayılmasını önlemek için karantina önlemleri uygulanmaktadır. Hastalık yalnızca doğal yayılış alanı olan Amerika'da görülmektedir. Bulaşık üretim materyalinde yeterince uzun süre canlı kalamadığı için yeni alanlara taşınması pek mümkün görülmemektedir. Yine de aşı kalemlerini 45°C 'tik suda 3 saat tutmak, etmenin bulaşma olasılığını ortadan kaldırmak için tavsiye edilmektedir.
Familya 2. Rhizobiaceae
Cins 1. Agrobacterium : Çubuk şeklinde, 1-4 peritrik veya bir lateral kamçılı bir bakteridir. Kültürde beyaz, nadiren sarı koloni oluşturur. Toprakta ve bitki köklerinin çevresinde yaşarlar. Bitkilerde kök ve taç gali, saçak köklülük gibi belirtiler oluşturmaktadırlar.
Agrobacterium rhizogenes: elmada saçaklı kök oluşumu,
Agrobacterium rubi: böğürtlende gövde uru hastalıklarına neden olurlar.
Agrobacterium tumefaciens : Kök ve taç gali
Elma, şeftali, gül gibi değişik birçok odunsu bitkide, toprağa yakın gövde veya kök kısmında ur yada gal oluşumu hastalığın en tipik belirtisidir. Galler başlangıçta küçük ve yumuşaktır. Zamanla gal büyür, rengi kahverengi veya siyaha döner. Bazı galler süngerimsi yapıda iken, bazıları çok serttir. Aynı kök veya gövde üzerinde birden fazla gal bulunabilir. Genelde hastalıklı bitkiler kısa boylu, yaprakları küçük ve klorotik, olumsuz koşullara daha duyarlıdırlar.
Hastalığa neden olan bakteri, Gram (-), çubuk şeklinde, 2-4 polar kamçılı bir toprak patojenidir. Bazı topraklarda yıllarca saprofit olarak canlılığını sürdürebilir. Bitkilere yaralardan girer ve hücreler arasında çoğalır. Bakteri, bitki hücreleriyle teması sırasında kısa bir DNA parçasını bitki hücre protoplazmasma aktarır. Plasmid adı verilen bu DNA parçası bitki hücrelerini aşırı bölünmeye ve büyümeye teşvik ederek gal oluşumuna neden olmaktadır.
Mücadelesi: Temiz üretim materyali kullanılması, ağaçlarda toprak yüzeyine yakın kısımda yara açılmaması, mısır veya diğer tahıllarla rotasyon yapılması, bulaşık ağaçların imha edilmesi gibi uygulamalar tavsiye edilir. Ayrıca bitkilerin bakterisit etkili bir preparatla ilaçlanması yada fidelerin bakteri enfeksiyonunu önleyen bir başka Agrobacterium türü ile muamele edilmesi de mücadelede etkili olabilmektedir.
Kısım 2. Gram (-), fakültatif-anaerobik, çubuk şeklinde bakteriler
Familya 1 Enterobacteriaceae
Cins 1. Ervvinia : Çubuk şeklinde, peritrik kamçılı bir bakteridir. Kültürde beyaz veya sarı koloni oluşturur. Bitkilerde yumuşak çürüklük, yanıklık ve solgunluk hastalıklarına neden olan türleri vardır.Ervvinia carotovora pv. carotovora: değişik meyvelerde yumuşak çürüklük,
Erwinia carotovora pv. atroseptica. patateste karabacak hastalığı,
Erwinia stewartii: mısırda bakteriyel solgunluk,
Ervvinia tracheiphila: kabakgillerde solgunluk etmenidirler.
Envinia amylovora: Yumuşak çekirdeklilerde ateş yanıklığı hastalığı
Bitkilerde tespit edilen ilk bakteri hastalığıdır. Elma ve armutlarda ekonomik önemde zarar yapmaktadır. Ayrıca Rosaceae familyasına bağlı bazı orman ağaçları da etmene hassastır. Hastalık ilkbaharda ilk belirtilerini oluşturur. Çiçekler ve yapraklar önce suda ıslanmış gibi görünür, sonra hızla solarak, önce kahverengiye sonra siyaha dönüşürler. Kabukta çatlaklar oluşur, siyah ve sert bir yapı kazanır. Ağacın meyve verimi düşer. Sürgünler, dallar ve bazen tüm ağaç bir yıl içinde ölebilir. Nemli koşullarda hastalıklı bitki parçaları üzerinde sütümsü, yapışkan bir sıvı damlacıklar halinde görülür. Bu bakteriyel akıntı kurudukça sertleşir ve kahverengileşir.
Etmen çubuk şeklinde, peritrik kamçılı bir bakteridir. Hastalıklı bitkiler üzerinde yaşar ve buradan yağmur suları ve böceklerle sağlıklı bitkilere taşınır
Mücadelesi: Çiçek döneminde 60-100 ppm dozda streptomisin uygulaması çiçek enfeksiyonlarını önlemek için tavsiye edilmektedir. Bu uygulama çiçek dönemi boyunca 5 gün aralıklarla tekrarlanmalıdır. Dal ve sürgün enfeksiyonlarına karşı ise çiçekten sonra 50 ppm dozda streptomisin uygulanır. Hasattan 50 gün öncesine kadar ilaçlama sürdürülebilir. Antibiyotik yerine uygun dozda bakirli ilaçlar yada Fosetyl-AI etkili maddeli sistemik ilaç uygulaması da tavsiye edilmektedir. Ayrıca belirti görülen dal ve sürgünler hastalıklı kısmın 25 cm altından kırılıp imha edilmelidir. Golden Delicious, Jonathan, Ledi, Staymar gibi elma ve Barlett gibi armut çeşitleri çok hassas olduklarından hastalığın yoğun olduğu yerlerde tercih edilmektedirler.
Kısım 3. Gram (+), spor oluşturmayan, çubuk şeklinde bakteriler
Cins 1. Clavibacter : Hareketsiz, değişken şekilli (pleomorphic), genelde V şeklinde dizilen, obligat aerobik bakterilerdir. Bitkilerin ksilem dokusunda çoğalan sadece bazı özel ortamlarda yavaş bir gelişme gösteren seçici türleri vardır. Clavibacter cinsi, eskiden Corynebacterium olarak sınıflandırılan bitki patojeni bakterileri içerir. Bitkilerde solgunluk, çürüklük ve gövde, dal veya meyvelerde çökük lekelere neden olan türleri vardır.
Clavibacter michiganense subsp. insidiosum: yoncada bakteriyel solgunluk,
Clavibacter michiganense subsp. sepedonicum : patateste halkalı çürüklük hastalığına neden olur.
Clavibacter michiganense subsp. michiganense : Domateste bakteriyel karaleke ve solgunluk hastalığı
Domates fungal hastalıkları kadar sık görülmemekle birlikte, görüldüğünde ekonomik önemde zarara neden olabilen bir hastalıktır. Hastalık belirtileri bitkilerin yaşına ve çevre koşullarına bağlı olarak değişebilmektedir. Fide döneminde ortaya çıkarsa fideler solar ve ölür. Henüz meyve oluşturmamış genç bitkilerde tek taraflı solgunluk dikkati çeker. Daha yaşlı bitkilerde yaprak kenarlarında nekrozlar oluşur, yapraklar kurur. Gövde, yaprak sapı ve yaprak damarlarında sandan siyaha kadar değişen çizgiler oluşur. Meyveler üzerinde de 3 mm çapında etrafı beyaz haleli sulu lekeler meydana gelir Bu belirtiye kuş gözü lekesi denir.
Etmen Gram (+), çubuk şeklinde, kamçısız bir bakteridir. Yaralardan veya doğal açıklıklardan bitki bünyesine girer. Toprakta 5 yıl kadar canlı kalabilir. Çoğunlukla tohumla taşınır.
Mücadelesi: Temiz tohum kullanımı önem taşır. Tohumlar 50-54°C' lik sıcak suda 25 dakika tutularak veya % 0.6 'lik asetik asit çözeltilerinde 24 saat bekletilerek bakteriden arındırılabilir. Çoğunlukla uygulanan diğer bir yöntem ise tohumluk domateslerin ezilerek ince bir tabaka halinde güneşte 4 gün bekletilmek suretiyle, fermentasyonla bakterinin imhasıdır. Hastalığın şiddetli görüldüğü yerlerde 4-5 senelik rotasyon uygulanmalı, yağmurlama sulamadan kaçınılmalı ve bitkilerde yara açmamaya özen gösterilmelidir.
Kısım 4. Actinomycet'ler: İplik şeklinde dallanarak gelişen bakteriler
Cins 1. Streptomyces : Gram (+) bakterilerdir. Hareketsiz hücreler zincir şeklinde gelişerek ipliksi misel benzeri bir yapı oluştururlar. Bitki patojeni tek bir türü vardır.
Streptomyces scabies : Patates uyuzu
Patateslerde yaygın bir hastalıktır. Özellikle nötr veya hafif alkali ve kumlu topraklarda görülür. Patatesten başka pancar, şekerpancarı gibi bazı bitkilerde de hastalık görülebilmektedir. Ürün miktarını ekonomik önemde azaltmamakla birlikte, kaliteyi düşürmektedir.
Hastalığın en tipik belirtileri yumrular üzerinde küçük, kahverengimsi, hafif tümsek şeklinde, mantarsi lekelerdir. Bunlar zamanla genişleyip birleşerek yumru yüzeyinin büyük bir kısmını kaplayabilirler. Lekeler birkaç mm derinliğe ilerleyerek yumruyu etkiler. Etmen miselimsi iplikçikler veya sporlar halinde toprakta saprofit olarak yaşamını sürdürebilir. Vegetatif yapısı yassı dallanmış iplikçiklerden ibarettir. Sporlar ise silindirik yapıdadır ve spiral şeklinde, bölmeli bir hif üzerinde üretilirler. Sporların çimlenmesi ile vegetatif misel oluşur. Etmen toprak suyu veya bulaşık yumrularla taşınır. Doğal açıklıklardan veya yaralardan yumruyu enfekte eder, hücreler arasında veya içinde gelişir, hücrelerin ölmesiyle onlar üzerinde saprofit olarak yaşamaya devam eder. Aynı zamanda sentezlediği bazı kimyasal maddeler çevredeki hücreleri hızla bölünmeye ve birkaç kat hücreden meydana gelen bir mantar tabakası oluşturmaya teşvik eder.
Mücadelesi: Sertifikalı, hastalıksız yumru kullanımı etkili bir önlem olarak tavsiye edilir. Dayanıklı çeşit yetiştirmek veya toprak pH 'sini kükürt uygulaması ile 5.3 civarında tutmak da yararlı olur. Kimyasal mücadelede PCNB ile toprak veya tohumluk ilaçlaması uygulanabilir.
Kısım 5. Mollicutes : Hücre duvarı bulunmayan prokaryotlar
Familya 1. Mycoplasmataceae ( Bitki patojeni MLO'lar)
Asteryellovvs : yıldız çiçeklerinde sarılık hastalığı
Tomato big bud : domates ve patateste iri yumru hastalığı
Familya 2. Spiroplasmataceae
Spiroplasma citri: Turunçgillerde palamutlaşma (Stubbom)
Portakal, greyfurt gibi turunçgillerin üretimini tehdit eden bir hastalıktır. Yavaş geliştiği için başlangıçta teşhisi zordur. Hastalıklı bitkilerde verim düşer, çok küçük, pazar değeri olmayan meyveler oluşur. Ağaçların yaprak, meyve ve dallarında belirtiler ortaya çıkar. Bulaşık ağaçlarda dal ve sürgünlerin yukarı doğru gelişmesi ve boğum aralarının kısalmasıyla çalımsı bir görünüm dikkati çeker. Bazı sürgünlerde geriye doğru ölüm olur. Kabuk kalınlaşır ve bazen toplu iğne başı büyüklüğünde delikler oluşabilir. Ağaçlar cüceleşir ve tepe kısımları düzleşir. Yapraklar küçük, klorotik veya benekli ve bozuk şekilli olur.
Bulaşık ağaçlar çiçek açar fakat az sayıda meyve oluşturur. Meyveler küçük ve bozuk şekillidir, meyve kabuğu, sapa bağlantı kısmından meyvelerin ortasına kadar normalden kalın, buradan meyvenin dip kısmına kadar ise incedir. Hastalıklı meyveler dökülür ve birçoğu mumyalaşır, acı veya ekşi lezzette ve kötü kokulu meyvelerdir, bozuk şekilli ve renkli, iyi gelişmemiş tohumlara sahiptirler.
Etmen, hastalıklı turunçgil ağaçlarının floem kalbur borularından tespit edilmiştir. Özel seçici ortamlarda yetiştirilebilmiştir. Aşı gözü ve kalemi ile veya cüce ağustos böcekleriyle taşınır. Mücadelede indeksleme yoluyla hastalıksız aşı kalemi veya gözü kullanılması ve hastalıklı bitkilerin ortadan kaldırılması etkili olur. Genç bitkilerin kökleri tetrasiklin çözeltileriyle muamele edildiğinde bitkilerin korunduğu yada bulaşık alanlarda belirtilerin hafiflediği belirlenmiştir.
Yorum Yaz

<- geri :: ileri ->

Benim hakkımda

tarım, hayvancılık, bitki koruma, su ürünleri...

Arkadaşlarım