BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


PARDUS 2008'E HOŞ GELDİNİZ.www.pardus.org.tr PARDUS SİZLERİ BEKLİYOR

ORKUN - GEYVE
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


ORKUN

5/9/2006 - GEYVE

 

Millî Mücadele’de Geyve Boğazı’nın Önemi

Adapazarı’ndan İstanbul Hükümeti ile ilgisini kesip Kuvâyi Milliye’ye katıldığı günlerde, Geyve Kazası halkı bir toplantı yaparak buradaki ilk Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuşlardı. Cemiyet Hafız Fuat Efendi’nin (Çelebi) başkanlığında, kaymakam Hazım Bey, komutanı Esat Bey, Burhanettin Çelebi, Rıza Bey (Şahin), Sefer Bey’den oluşmuştu. Bu kurul ilk iş olarak İstanbul Hükümeti’ne ve İzmir Mutasarrıflığı’na birer telgraf çekerek meşru bir hükümet kuruluncaya kadar kendilerini tanıyamayacağını bildirmişti. Yönetimi eline alan Geyve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, posta telgraf dairesinde jandarma komutanı Şükrü Bey’le tapu memuru Rahmi Bey’i görevlendirmiş, İstanbul ve İzmit ile her türlü resmî haberleşmeyi kesmiş. Gelen evrakı geri göndermişlerdi. Ayrıca evvelce söz ettiğimiz İzmit jandarmasının bölgeyi hedef alan tasarısına karşı Adapazarı’nda alınan savunma tedbirlerine paralel olarak buruda da tedbirler alınmıştır. Yine Geyve kazasındaki gayrimüslimlerin çeteler kurarak saldırgan bir durum almaları üzerine, Mehmet Çelebi taburu adı altında bir milis taburu kurularak komutanlığına Hafız Fuat Efendi getirilmişti. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Hoca Bekir Efendi’nin başkanlığında Kutsi ve Hafız Efendilerden bir iaşe heyeti de kurulmuştu.

Geyve Boğazı’nın Önemi

Millî Kurtuluş Savaşı başlarında Geyve Boğazı, Kuvayi Milliye’nin ele geçirmek ve elde bulundurmak zorunda olduğu taktiksel önemi çok büyük olan geçitlerimizden biriydi. Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi İtilaf Kuvvetleri’ni Kuvayi Milliye’yi yok etmelerini ve Yunan işgallerinin gelişmesini önlemek açısından büyük önem taşıyordu. Kocaeli bölgesindeki düşman birliklerinin Anadolu içlerine ilerleyebilmesi için Geyve Boğazı’nı aşmaları gerekiyordu. Düşmanın Geyve Boğazı’nı aşması demek Orta Anadolu Yaylası’nın açılması ve Ankara’nın tehlikeye düşmesi demekti. Geyve Boğazı’nın elde bulundurulması, Adapazarı ve çevresinde ilk belirtileri görülmeye başlayan ayaklanmalar açısından da bir zorunluluktu. Nitekim, Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesinden sonra burası, sadece dış düşmanlara karşı değil, isyancılara karşı da savunulmuştur. Ali Fuat Paşa, ayaklanmalar döneminde bütün çabasını isyancıların Geyve Boğazı üzerinden Orta Anadolu’ya akmamasına ayırmış, bunda da başarılı olmuştu. Geyve Boğazı düşmüş olsaydı, ayaklanma bölgesi Bilecik ve Eskişehir’e kadar genişleyebilirdi. Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi haberleşme açısından da önem taşıyordu. Geyve, İstanbul’dan sonra telgraf hatlarının merkezini oluşturuyor, Anadolu ile olan haberleşmenin Geyve üzerinden sağlanması gerekiyordu. İşte belirtmeye çalışılan bu çok önemli konumdan dolayı Kuvayi Milliye’nin Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi ve savunulması büyük önem taşıyordu. İtilaf Kuvvetleri’nin 16 Mart 1950’de İstanbul’un işgaline girişmeleri, Kuvayi Milliye’nin Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi için uygun bir fırsat oluşturmuştu. Bu işgale karşı alınan tedbirlerden, 16 Mart 1920’de Geyve Boğazı ile köprüsünün tahribi, Geyve demiryolları hatlarına ve malzemelerine el konulabilmesi için hat boyundaki İtilaf kuvvetlerinin silahlarının alınarak tevkif edilmeleri ilgililere tebliğ edilmişti.

XX. kolordu komutanı vekili Mahmut Bey. XXIV. Tümen’in 143. piyade alayı ile Eskişehir’e gelmiş. Eskişehir müfrezeleri ile birlikte İngiliz ordugâhını kuşatarak İzmir’i terk etmek zorunda kalarak, üç askerî şimendiferle hareket etmişlerdi. Ordugâhlarında o kadar çok malzeme bırakmışlardı ki bunlar, XXIV. Tümen’in seferberlik noksanını tamamlamaya yetmişti. Ayrıca, istihkâm birliğimizi de dahil 150 kişilik bir birliğimiz, Osmaneli (Lefke) ve Geyve civarındaki önemli tünel ve demiryolu köprülerini tahrip etmek üzere önceden yola çıkarılmıştı. Bu birlik 17 Mart akşamı Osmaneli’ne varmış ,ertesi gün de Geyve Boğazı’na hareket etmişti. Öte yandan demiryolu köprüleri gibi yapılması belki de imkânsız olabilecek tesislerin tahribi, ihtiyaç duyulduğu zaman büyük güçlükler oluşturacağından, şimdilik gelişmelerin beklenmesi, yalnız hazırlık yapılması, İzmit’e kadar olan yerlerde ray kaldırma gibi tedbirlerle yetinilmesi şeklinde bir görüşe rağmen XX. Kolordu komutanlığı Osmaneli Köprüsü’nün de tahribini zorunlu görmüştü. Çünkü, Geyve Boğazı’ndaki iki köprü de 50’şer kişilik İngiliz muhafızları olduğu gibi İstanbul ve İzmit’ten Geyve Boğazı’na 1500 İngiliz askeri ve mühimmat geldiği, Eskişehir’deki 700 kişilik birliğin de kuzeye çekildiği haber alınmıştı. Osmaneli ile Mekece arasındaki büyük köprünün tahribi üzerinde, Eskişehir’i tahliye eden iki taburluk gizli İngiliz birliği, Osmaneli civarında şimendiferlerden inerek orada kalmaya mecbur olmuştu. 21 Mart 1920’de İzmit’ten Mekece’ye dört askerî şimendifer hareket etmiştir. Birinci şimendiferde bir bölümü İngiliz askeri olmak üzere bir Hintli tabur, ikincisinde onların malzemesi ile birlikte işçiler, üçüncüsünde bir sahra bataryası, bir sıhhiye ve ulaştırma birliği, dördüncüsünde yine bir Hintli tabur olduğu anlaşılmıştı. Ertesi gün İzmit durağına konulmuş olan abluka da kaldırılmıştı. İzmit limanında bir dretnot, iki torpido ve bir uçak gemisinden oluşan düşman donanması bulunmaktaydı. Osmanlı’daki İngiliz Kuvayi Milliye birliğinin kendilerine rahat vermemesi karşısında köprünün onarımında çalışan elçileri Geyve’ye götürmek zorunda kalmışlardı. Kuvayi Milliye İngilizlere bölgenin hemen boşaltılmasını istemek üzere iki kişilik bir heyet göndermişti. Buna karşılık İngilizler Kuvayi Milliye’nin bu elli kişilik görüşme heyetini iade etmedikleri gibi Osmanlı’nın doğusundaki demiryolu köprüsünü kısmen tahrip etmişlerdi. Kuvayi Milliye ise İngilizlerin bu taarruzunu durdurarak başarılı bir karşı taarruzla İngilizleri, Osmaneli ve Sakarya’nın kuzeyine atmış. Kendilerine kayıp da vermişti. Böylece, General Montagu Dah emrindeki dört taburlu bir piyade tümeniyle sahra bataryasından ibaret İngiliz kuvvetleri, Kuvayi Milliye’nin bu kararlı tutumu karşısında İzmit yönünde çekilmek zorunda kalmışlardı. İngilizler bu çekilişleri arasında Osmaneli’nin doğusundaki üç gözlü demiryolu köprüsünü uzun süre onarılmayacak şekilde tahrip etmişlerdi. Yine Osmaneli durağındaki bütün eşyayı tahrip etmişler, demirhaneyi çalışır duruma getirecek birçok malzemeyi kullanılmayacak hale getirmişlerdi.

İki koldan ilerleyen Kuvayi Milliye’nin sol kanadı 26/27 Mart’ta Mekece’nin güneydoğusundaki Ericik sağ kanadı Akhisar’ın (Pamukova) güneyinde Kozan Köyü’ne ulaşmıştı. 28 Marta’ta süvarilerimiz Geyve Boğazı’nı kuzey girişindeki Doğançay Köyü’ne makineli tüfeklerle takviye edilmiş olan piyadelerimiz ise Geyve’ye varmışlardı.

Böylece Kuvayi Milliye İngiliz kuvvetlerini bir hafta gibi kısa bir süre içinde Eskişehir’den İzmit’e kadar ulaşmıştı. Millî Mücadele’de çok önemli bir yeri olan Geyve ve Geyve Boğazı ele geçirilmiş. Bu güzergâhtaki demiryolu ağı tümüyle Kuvayi Milliye’nin denetimine geçmişti. Bundan sonra Geyve Boğazı’nın bekçiliğini kaymakam Mahmut Bey komutasındaki XXIV. Tümen üstlenmişti. Geyve Kuvayi Milliye’nin bu bölgede en sağlam, en güçlü ve savunma ve hareket üssü haline gelmiş. Millî Mücadele süresinde bir daha hiçbir düşman kuvveti Geyve Boğazı’nı aşamamıştı.

Millî Mücadele'de Alifuatpaşa Şimendifer Durağı

Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı boyunca, Geyve Şimendifer Durağı Kasabası (Alifuatpaşa Beldesi) Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy'a karargâh olmuştur.

11 Mayıs 1920'de iç ayaklanmacı Anzavur, top ve ağır makineli tüfekleri üçüncü kez Adapazı ve Geyve dolaylarındaki ulusal birliğimize saldırarak yine ortaya çıkmış, fakat 20 Mayıs 1920'de Geyve Boğazı yakınlarında yenilmiş ve kaçmak zorunda kalmıştır.

Geyve'de bulunan 24. tümen komutanı yarbay Mahmut Bey, Düzce'de çıkan ayaklanmayı bastırmaya giderken Hendek'te şehit edilince, kuvvetleri Geyve Boğazı'ndaki kuvvetlerimize saldırmaya başladılar. Biz de Ali Fuat Paşa'yı burada güçlere komuta etmesi için gönderdik. Türk Ordusu, ülkenin her yerinde iç düşmanlara karşı da, dış düşmanlara karşı da, daima muvaffak olmayı bilmiştir.

Geyve'de Hafız Fuat Efendi'nin başkanlığında, kaymakam Hazım Bey, jandarma komutanı Esat Bey, Burhanettin ve Rıza Beyler, Sefer ve Çelebi Beylerin katılmasıyla Kuvayi Milliye teşkilatı kurulmuştur.

O yıllarda 15 yaşından büyükler cephedeydiler. Yurdumuzu İnigilz ve Yunan kuvvetleri ve eşkiya çeteleri basmıştı. Bu yerlere eşkiyalar, düşman geliyor diye köylere haber salıp herkesi kaçırırlar. Sonra da köylerde soygun ve talanlar yaparlar. Bunlara karşı 60-100 kişi Kuvâyi Milliyeci süvariler takip yaparlardı.

Bir keresinde Yunan, Karaçam, Doğançay'dan beri geçecek olmuş, bizimkiler karşılarına çıkınca ağır makineliyi de bırakıp kaçıvermişlerdi. Sonra bu silahı Şükre'den çağrılan Aziz Çavuş çalıştırdı, düşmanlar hep birlikte kovalandı.

O yıllarda Kemâl Paşa İstanbullu gazetecilerle birlikte bir ara, Karaçam-Mekece-Kocaeli gurup komutanı Halit Paşa'nın karargâhını ziyaret etmişti.

Mustafa Kemâl Paşa, 16 Haziran 1922'de Pamukovalılara Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda gösterdikleri yararlılıklar için aşağıdaki teşekkür telgrafını çekmişti:

"Akhisar (Pamuova)'nın fedâkar halkını selâmlamakla bahtiyarım. Gösterilen teveccühten dolayı teşekkür ederim."

Anadola Acentası, fikren Kurtuluş Savaşımızın en çetin günlerinde, Alifuatpaşa şimendifer durağında, Pamukova'da Yunus Nadi Bey'le, Halide Edip Adıvar hanımefendinin de kafalarında oluşmuş, Ankara'da Mustafa Kemâl'in onayı ile gerçekleştirilmiştir.

İstanbul'un İngilizler tarafından işgali üzerine, Yenigün Gazetesi'ni Ankara'da çıkarmak ve ulusal güçlere katılmak için 1001 güçlükler yaşayarak drezinlerle Adapazarı'na, oradan Geyve şimendifer durağına (Alifuatpaşa) gelebildik. Bizi Geyve kaymakamı Hamdi Namık Bey ve Kuvâyi Milliye komutanı Mahmut Bey karşıladı. O yıllarda ilk kez bizim askerlerle burada karşılaşabildik. Bütün İzmit sancağında sağlam olarak elde bir Geyve Kazası vardı. Burada evimizde gibiydik. Durakta bütün memleket işleri olağanca canlılığı ve kararlılığı ile ele alınıyordu. Durağın her yerinden bize güven veren süvariler çıkıyordu. Bunlar ulusal güçlerimizden bir bölümdü. Karşıdaki dağlarda güneş doğuyordu (Türk'ün Anadolu Güneşi).

Irmak Dergisi, Ocak 2006

Yorum Yaz

<- ilerigeri ->

Benim hakkımda

Türkiye ve Türkler ağırlıklı genel

Arkadaşlarım