| |
Hayata katılmanın anahtarı cesaret
Cesur olanlar kafalarının dikine gider. Doğru bildiklerini ne pahasına olursa olsun yaparlar. Hayat felsefeleri dağcıların, planörcülerin, sörfçülerin felsefesidir. Onlar sadece denizlerde değil, kendi içlerindeki derin denizlerde de sörf yaparlar. Sadece Himalayalar'a değil kendi iç doruklarına tırmanmak isterler.
'Hayata katıl' başlığı ile yazdığım yazı yılbaşına denk gelince umduğumun çok ötesinde ilgi gördü. Tepkilerden anladım ki hayatından memnun olmayan ve 'değişmek' isteyen çok insan var.
Rusya'dan bir öykü...
Karanlık bir gecede KGB, Yussel Finkelstein'ın kapısını çalmış. Yussel kapıyı açmış. KGB görevlisi 'Yussel Finkelstein burada mı yaşıyor?' diye sormuş. Yussel 'hayır' demiş. Ajan, 'Öyle mi senin adın ne?' diye sorunca 'Yussel Finkelstein' yanıtını almış. Ajan sinirlenmiş. 'Az önce burada yaşamadığını söyledin' deyince Yussel, 'sen buna yaşamak mı diyorsun?' diye sormuş.
Tanıdığım muhteşem bir adam var. Dünyada en zor işin kendini değiştirmek olduğunu söyler, 'ama imkansız değildir, gerçek güç kendini değiştirmendir' der. Bazılarımızın hayat boyu kilo vermeye çabaladığını ama hiç başaramadığını, çünkü kafaları değiştiremediğini iddia eder. Hayata katıl yazımda yaşamın o muhteşem güzelliğine nasıl ulaşacağımızı Osho'nun Yaratıcılık kitabından aktarmaya çalışmıştım. Osho'nun 'Cesaret' kitabında ise 'hayata katılmanın asıl anahtarı cesarettir' denilerek 'seni köle yapan şey kendi korkularındır. Korkunu yen. Kalbin yolunu katip et. Kalbin yolu cesaretin yoludur' diye yol gösteriliyor. Cesaretin İngilizcesi courage. Kalp anlamına gelen latince cor kökünden gelir. Yani cesur olmak kalple yaşamak demektir. Osho öğretileri şunları söylüyor: 'Yanlış yapmaktan korkma. Yanlış yapa yapa doğru yolu bulacaksın. Bazen tehlikeye düşeceğiz ama bunlar bizi olgunlaştıracak. Ama aynı hatayı tekrarlama. Asla taklitçi olma. Hayat gerçek bir danstır. Hiçbir çaba da boşuna değildir. Hayata problem gibi bakma. O, yaşanacak, sevilecek bir gizemdir. Anlayışı olan insan her an geçmişine ölür ve geleceğine doğar. Yaşadığımız an sürekli bir yeniden doğumdur. Yeni, kapıyı çaldığında, kapıyı aç. Yeni olan yabancıdır. Dost olabilir düşman olabilir. Bunu bilmenin tek yolu ona izin vermektir. Bir çocuk gibi yaşadığın an içinde hareket et. Kendini bütünüyle o anın coşkusuna bırak. O zaman yeni açılımlar, yeni ışıklar bulacaksın. Yeni kavrayışlar seni değiştirecek. Artık eski kalıpları geride bırakıp yeni bir yaşam biçimine başlamanın zamanı geldi. Doğal bir hayat, zalim olmayan bir hayat, her şeyden mahrum olan değil şenlik gibi bir hayat. İnsanoğlunun mutluluğuna ve dünyanın güzelliğine katkı yapmış olan bütün insanlar toplumlarıyla çatışma içinde olmuştur. Uyumsuz olmak çok değerli bir niteliktir.'
Tanıdığım adam da uyumsuzdur. Çünkü her zaman doğrusunu yapar. Bunun bedelini ödemeyi göze almıştır. Hep şunu söylemiştir: Doğru her zaman kazanır. Kaybederken bile kazanır. Başımıza gelenler mutlaka geçicidir. Ve bizler hafızaları silmeyi hep öğrenmeliyiz.
|
|
|
|