BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
haberler gazeteler


Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
         
 
18/7/2008 - ''AşK!''ta yarın yoktur sevgili...

Ask bu dünyanin ölçüleriyle açiklanamaz sevgili. O ilkel bir acidir, yaban bir agridir. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir seye dokunur. Sonra bir perde açilir ve yolculuk baslar. Bu yolculukta artik para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, is, anneler ve korkular yoktur. Askin kendi gerçekligi vardir sevgili. Insan bir baska isiga teslim olur...

 

Askta yarin yoktur sevgili. Zaman ileri dogru degil, içeri, yüreklere, derinlere dogru islemeye baslar. Insan korkusuz olur, daha derinden anlamaya baslar, bilgelesir. Hiç bilmedigi sezgileriyle bulusur. Yükü çok agirdir, kendiyle bulusmustur. Hem disindadir dünyanin, hem de ta ortasinda.

Hindistan’da Ganj Nehri’nin kiyisinda yakilan yoksul adamin hissettikleri de onunladir, yitirdikleri de... New York’ta, bir sokakta, kartondan kulübesinde yasayan kadinin çiplak yalnizligi da. Her sey onunladir, ona emanettir sanki, ama o, çildirtici bir yalnizlik içindedir yine de...

Askin kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanimiza karisan ilkel aci, o yaban agriyla hiçbir kitabin yazmadigi hakikatlere daha yakinizdir, inan...

Kim demisti hatirlamiyorum, ask varligin degil, yoklugun acisidir diye. Belki de bu yüzden ilk gençligimde, o yogun âsik oldugum yillarda, gözüme uyku girmez, dudagimda bir islikla bütün gece sehri, o karanlik, o hüzünlü sokaklari dolasir, insanlari uykularindan uyandirmak isterdim. Uyanip, içimde derin bir siziyla uyanan o derin sancinin acisina ortak olsunlar diye...

Ask çok eski bir seydir sevgili. Onun içinden o çileli çocuklugumuz geçer. Sevdigimiz insanlarin çocukluklari da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasiz yatililar geçer. Ve sonra ask bütün bunlari alir, daha da eskilere gider, hep o ilkel aciya, o yaban agriya...

Insan bazen nedensiz yere umutsuzluga kapilir. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanir. Bazen denizler, kiyilar çeker insani. Insan bu kapilmayi anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yasanmasindan korkulup vazgeçilmez asklarin sizisidir bu. Bu sizi, bu yenilgi mevsimlerle yillarla devredilir baska insanlara. Bir insanin yaptigi bir hatanin tüm insanlara yayilmasi gibi...

Iste simdi biz de sevgili, ya olmadik zamanlarda umutsuzluga kapilip, solugu evlerde alacagiz, ya da denizler, kiyilar çekecek bizi. Nasil biz baskalarinin korkakligini tasiyorsak, baskalari da bizim korkakligimizi tasiyacak, yenilgimizi, umutsuzlugumuzu...

Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, is, anneler ve korkular baslayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse ask yoktur ve hiç olmamistir sevgili. Birbirimizi kandirmayalim...

Hadi güne hazirlan. Yasadiklarimizi unutmaya çalis. Ask bize güvenip verdigi büyüsünü, sirlarini, cesaretini, bilgeligini ve o ilkel, o yaban agrisini geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üsüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarin olacak...

Askta yarin yoktur sevgili...


Cezmi Ersöz


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


16/7/2008 - durma bittiqini söyle!

Madem ayrıLık var birazdan ,
Durma söyLe bana bittiğini söyLe ,
Madem bu son bakışmaLar seninLe

Durma söyLe hadi eLveda de ..
Son dakikaLar son bakışmaLar ,
Geçiyor gözLerimizden ,
Bırak kendini çok özeL bu gece ,
AyrıLık var seninLe oyun bitiyor bu gece ,

Bırak kendini son yıLdızız seninLe ,
Tut biraz eLLerimi bu son sahne ,
Bu gün yine güneş doğacak ,
Ama sensiz parLayacak beni ısıtmayacak ..



SokakLar yine insanLarLa doLacak ,
Ama sensiz beni beni çağırmayacak ,
Son fırsat bu son gece ,
SarıL boynuma ağLa sessizce ..


Son fıRsat , soN gece ..
Bu söyLeyeceğim son hEce.. son sAhNe..
SokakLar yine insanLarLa doLacak ,
Ama sensiz beni beni çağırmayacak ,
Son fırsat bu son gece ,
SarıL boynuma ağLa sessizce ..
Son fıRsat , soN gece ..
Bu söyLeyeceğim son hEce.. son sAhNe..

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


16/7/2008 - can kırıkları ve ardındaki kırıntılar...(Axi_Prens)
Masamın üzerine senden arta kalan kırıntıları döktüm bu gece..
Parçaları eklemeye çalıştım,eski halini alır mı diye..
Parçaları birleştirdikçe kırılan anılar inat etti..
Ve kısık sesle haykırdı..
"Boşuna uğraşma ey Aşık..!
Birleşmem,birleşsem de eski halimi almam..
Yorma kendini,bırak benle oynamayı..
Kalk aynaya bak,toparla kendini.."

.
.

 

"-Kırıklar..."

Bazen can,bazen ete batan cam kırıkları..
Üzmüyor,incitmiyor,acıtmıyor..
Sadece batıyor işte..

"-Çırpınıyor yüzümde asılı kalan senli izler.."

Alnımdaki iki çizgi..
Ardından bakarken gözlerimi kısmam..
Gözümün yanındaki bi kaç kırışıklık..
Göz yaşımın aktığı yerde bıraktığı ıslak iz..

.
.

"-Kırıntılar..."

Dökülmesi hayallerimden aşağıya..
Şemsiyemi ters çevirip yakalama çabam..
Boş...
Sana dair olan tüm çırpınışım boş..!

Bırakmam gerek..
Yerle bir olan kırıkların üzerine basarak geçmem...
Unutmam ve unutulmam...
Senli düşlerden uyanmam...
"-Bana Sen değil,sensizlik gerek.."
.
.

"-Kırıklar ve Kırıntılar.."

Senin açtığın derin izler..
Ve ardında bıraktığın harabe duygular..
Acıtmıyor...
Dedim ya:"Sadece batıyor işte,batıyor.."


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


9/7/2008 - gül desen.. gülecektim oysa.!

Bir camın kırılışına verdim zerreciklerimi…
Bir de hayaline sarılıp savruldum uzak coğrafyalara…
sessizliğin ve yalnızlığın ucundayım…
ne yana gitsem milleri uzatıyorum kendimle…
Geceden kalma sorularla günaydınsız bir sabaha uyanıyorum ..

Demir meridyenlerle çizilmiş penceremden rastgele bir ışık sızıyor odama…
Arsız bir sevincin izdüşümü..

Soğuk ve sessiz taş parçalarının arasında öğrenmediğim acılar biriktiriyorum yaşama dair.
Sevinci hırpalanmış çocuk gibi kapı arkalarında söyleniyorum kırılganlıklarımı...
Dar bir odada dönüyorum şimdi…
..

Esaretin zincirleriyle bağlanmış cesaretimi sürüklüyorum gittiğim yerlere..
zincirin şıkırtılı sesi hep aynı acıyan yerime vuruyor…
gecenin yarısında nakaratı sende kalmış bir ezgiyle düşüyorum yola…
damağımda son sözlerinin kavurgan tadı
ve yüreğimde derin bir burkulmayla

Suç benim…
Birlikte içtiğimiz sigaraların dumanında boğuldum…
Artık her sigara yakışım sol göğsümde gıcırdayan berbat bir öksürük nöbetine dönüşüyor…
Anladım…
Öksürmekle sökülmeyeceksin ciğerimden…
Bir sigara daha yakıyorum yanımda yatan ruhumu zehirleyerek…
Dudağımdan çıkardığım duman halkalarına asıyorum
dönüş yollarımın darboğazlarını…
Boğazlanıyorum günbe gün yorgun düşmüş sana yenilen benliğimle
Karantinaya alınmış
Gülüşlerimi saklı-yorum kırık-dökük bir yaşamın zındanlarında…
.. oysa gül desen gülecektim.

Kör bir gece sedef’ten gölgeler döküyor avuçlarıma…
Alaca kanatlı atlılar ellerinde simsiyah güllerle geliyor
yalnızlık merasimime..

Zaten zındandayım ya !
Kilitledim kendimi sensizliğin zındanına…
Mazgallarından bakıyorum şehrin meydanına..

Cesedim kendini intihar'a vurmuş Yunus şimdi…
Gel teşhis et beni
Bak aşkıma şahit ol.


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/7/2008 - incittiysem..

Bir mavi gökyüzüydü yaşama dair kurduğum tek hayal....

Yemyeşil düz bir alan ve masmavi bir gökyüzünden oluşuyordu yalnız yaşadığım dünyam, gözlerimi kapadığımda. O sonu gelmez alanda tek bir ağaç ve altında dizlerim karnımda ben vardım sadece. Bundan öte hiç hayal kuramadım ya da planlayamadım yaşamımı...

Ve bir gün sen çıktın karşıma; sanki biliyormuşum gibi geleceğini, uzattım ellerimi, gözlerimse yemyeşil gözlerinde kalakaldım...

Sanki biliyormuşum gibi
Hazırdım gelişine
Ellerimle tutarım sandım
Uzandım gözlerine

Kendime ait bir yaşamdı yaşadığım. Kırıp, yakıp, yıktığım bir hayat. Utanmıyordum evet ama zaten beni ben yapanlar da bu yaşadıklarım değil miydi? Dokunamadım uzunca süre sana, bakmaya kıyamadım gözlerine. Gülümseyen gözlerinle ve uzattığın ellerine hayretle bakakaldım. "Hayatın bir özür borcu vardı bana" işte bekli de o sendin...

Ellerim temizdi oysa
Bunca kir benden değil
Pay almak istedim güzelliğinden
Niyetim kötü değil

İncittiysem özür dilerim bebeğim
Kirlettiysem özür dilerim

Kenarımın süsüyle meşgulken sen, ben yaşama nedenimin gözlerine bakıyordum... Sen pişmanlıklar içinde kıvranırken, bir tek gülüşüne ömür harcarım diyordum ben. Zaman geçip gidiyor derken sen, hayatım sende son bulacak diyordum gülümseyerek... Sen elinden gelen en fazlasını yapıp, "çok seviyorken" ben o kadarcık sevdayla sardunyalarımı suluyordum. Ve bilir misin sardunyaları yaşatmak zordur bir de yaz gecelerinde....

Yüzün sinmiş düşlerime
Lekeleri çıkmıyor gülüşünün
Suçu yıktın üzerime
Yargılıyor masumiyetin


İncittiysem özür dilerim bebeğim, kirlettiysem özür dilerim........ Şayet bir gün, bir saat, bir dakika bile değil, bir an bile olsa mutsuz ettiysem seni..... Özür Dilerim.....

İstemezdim böyle bitsin
Üzülmeni istemedim
Güç almak ister misin
Ellerimi göndereyim

İncittiysem özür dilerim bebeğim
Kirlettiysem özür dilerim


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


4/7/2008 - herşey sende gizli(Can Yücel)

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü...

Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma
Yasadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma herşeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin...
Güneşin doğuşundadır
Doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın...


Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak!
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda
Aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar
Çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar
Bilirsin...
Bunu da öğren,
“Sevdiğin kadar sevilirsin”


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


2/7/2008 - son bir şans daha!!

Ne diye hayatının bir köşesine tutunmaya çalıştığımı hiç bilemedin. Öğrenmeye çalışmadın da zaten. Oysa her şey seninle başlayıp, seninle bitiyordu bende. Sen gitmeyesin diye, sen bitmeyesin diye, hep o sindiğim köşesindeydim hayatının. Kopmamak için, beni fark edipte uzağa atmaman için gözüne batmıyordum. Etkisiz elemandım, biliyordum.

Nasıl oluyordu da ben, baştan aşağı sen oluyordum... Ne zaman olmuştu bu, sana bakarken kendimi ne zaman gözden çıkarmıştım ben?

[Her şeyi al, bana beni geri ver,
Bir şansım olsun.
Başka yer, başka zaman,
Sensiz ömrüm olsun.
Her şeyi al, bir şansım olsun!]


Sevgini, aşkını, değerini, anılarını hepsini alabilirsin ömrümden. Bütün güzellikler, mutluluklar senin olsun, al… Bendeki sen’i al, götür… Bana, benliğimi geri ver… Umutlarım olsun. Gidebileyim uzaklara, koparayım sana zincirlediğim ben’i. Sensiz kalsın artık hayatım, yok ol ömrümden. Her şey, ne istersen senin olsun ama benim sadece bir şansım daha olsun.

Senin olmadığın bir ömür için, bir şansım olsun!


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


2/7/2008 - kenar süsü/v.s/Nhr
Senin bir hayatın vardı, planların, zamanların vardı. Benimse hiç bir şeyim yoktu senden başka. Senin hayatında, senin planlarında, senin zamanlarında yaşadım sessizce. Orada olduğumu unuttuğun zamanlar olduğunda bile, kırılmadım sana. Sadece sevdim. Hep sevdim. Çok sevdim seni. Sessizce, hayatını izlerken, yaşadıklarınla yaşadığımı zannederken, sadece sevdim seni. Başka bir şey de elimden gelmedi.

Kenar süsü oldum hayatında,
Yani olmasam da olurdu.

Sen mutlu olduğunda benim de mutlu olmam gerektiğini düşündün, ben de mutlu oldum. Hayallerimin ne kadar farklı olduğunu umursamadım. Hayallerimi umursamadım. Senin yanında olduğum sürece hiç bir şeyi umursamadım. Beklediklerim, istediklerim, düşündüklerim o kadar önemsizdi ki senin için; benim için de öyle oldu zamanla. Sadece yanında olmak, sadece sana bakmak, sadece sana dokunmak yetti. Ya da bana öyle geldi.

Sen mutsuz olduğunda ben çekildim kabuğuma. Seni rahatsız etmemek için. Seni daha da mutsuz etmemek için. Tek önemli olan senin mutluluğun olduğu için...

Rezil ettim kendimi,
Dağıttım
İçtim
Düştüm

Hayatım ellerimden kayıp giderken, ben senin hayatını süslemekle meşguldüm, fark edemedim. Yaşamımın gerisinde kalan zamanlarımın, en güzel zamanlarım olduğunu fark edemedim. Bir gün pişman olacağımı, o zaman çok geç olacağını bilemedim, vazgeçtiğim hayallerin bir daha asla gerçekleşemeyeceğini düşünemedim. Sadece sevdim seni. ÇOk sevdim. Başka türlüsü de elimden gelmedi.

Kenar süsü oldum hayatında. Hiç bir şey olamamaktansa...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


28/6/2008 - sürgü düştü gözüme...(Gökhan Serter)

konuşamıyorum

uysal deliliklerin

sararmış saçlarına verdiğimden beri

sözümün kilidini...

kulaklarım

çakal ulumalarına karşı

 yarasa tüyleriyle boğuşur

dağılan cüzlerini

toplarken kalbimin

gecelerde

üç kalem kırılganlığı içimde

üç med-cezir sarhoşluğunda deniz

üç yara var içimde kanayan

konuşamıyorum...

 

neden sessizdir mezar taşları

neden susmuşsa akrepler

sanki

elleri kınalı gelin sessizliğinde gece

gecenin soğuk nefesi

geziniyor usul usul

gençliklerin dağ yarması ensesinde

sisliklere kanatlanan kuşlar geliyor

gözlerimin beyaz perdesine

şafakların

önce ufka doğduğunu söyleyen

mısralar dudağıma tıkanıyor

tellerde kalıyor melal bakışlarım

üç dağa çarpan

üç ırmak var ellerimde kaynayan

üç vadiye kapanıyor ayağımın patikası

konuşamıyorum...

 

tabut tahtaları çakmalıyım caddelere

barışmaya dair

ne varsa yaprakların yeşil yeşil uçuşan nefesinde

dökmeliyim  içimden caddelere

iksiri çözülüyor

al çamurlara batmaların

hırsız yutağına duruyor

gençliğin yaldızlı gömütleri

gömleğime iliştirilen  uyumsuzdur tırnağı

dirseklerimin nasırını yokluyor

geceleri...

zihnimde yeşeren üç başak

üç damla  kan damlıyor saçlarıma

üç damla yaş dökülüyor gözlerimden

açılıyor yüreğimin kilidi

donuyor dişlerim sesim

gecenin karasında

konuşamıyorum...

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


25/6/2008 - hala yalanların en güzelidir ''AŞK''..





geceyi örtse de geçtiği mevsimlere
hâlâ yalanların en güzelidir aşk

I

gün bitecek paramparça döneceksin kendine

silmeye çalışarak geceden suretini
aynaya bakacaksın içindeki deliye

kırıkları olacak yaralı bakışında
aynalarda gördüğün
son cesettir kendine öldürdüğün
diyecek gözlerinde kırılan ayna

sen geceden gizleyip suretini
gövdendeki hayalete sarılacaksın



tanıdık kokular kesecek bileklerini
yırtık fotoğrafları yeniden yırtacaksın

II
geceyi örtse de geçtiği mevsimlerehâlâ yalanların en güzelidir aşksarışın acılar gizlenir gölgesine

böyle diyecek ayna, yine inanacaksın
ilk kez inanır gibi huzura ve lanete
paramparça bir yüzün son gülüşünden kalan
cam kırıkları hâlâ kanarken yüreğinde

geçtiğin sokaklara yeniden dönmek için
içindeki delinin ardından koşacaksın

sustuğun aşklar gibi konuşkan
yalnızlığın gibi bin parça
yeni bir gün çizerek yüzündeki aynaya
kendine yeniden başlayacaksın


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


20/6/2008 - sevme beni..

Ben’li cümleler kurma… yazılarına düşmesin karanlığım… içimdesin kanıyorum…

beyaz sayfalarına bulaşmasın kirli kanım… sevdim seni… kendime bile itiraf etmekten korkacak kadar sevdim… bu yüzdendi senli cümlelerimi en derinime hapsedişim… bu yüzdendi uzanan elini görmezden gelişlerim… bu yüzdendi “gel” deyişlerini duymamazlık edişlerim…

Sevdim seni… nedensiz, beklentisiz, gerekçesiz, tanımsız… sevdikçe korktum kendimden… sevdikçe uzaklaştım senden… yeni hayaller, yeni düşler kuramayacak kadar yorgunum… sevme beni, benim bezmişliğim değmesin sıcacık yüreğine…

Sevme beni, korkuyorum… Alışık değilim bana dair yazılar yazılmasına… Bugüne kadar hep bendim içini döken beyaz sayfalara başkaları adına… Hep bendim satır satır kanayan…Şimdi senin satır aralarında kendi adımı hecelemek hiç görmemem gereken mavi bir düşü anımsatmakta… Bu düşe dalmak istemiyorum… Çünkü biliyorum, her düş karabasana dönüşmeye mahkum… Biliyorum her düş apansız bir uyanışla son bulmakta… Bu düşe dalmak istemiyorum, bu düşten uyanmak istemediğim için…

Sevme beni, korkuyorum… Bu ruh, bu yürek alışık değil yaralarının sarılmaya çalışılmasına… Ömrümce içimi cam kesikleriyle lime lime edenlere koştum ben… Benden beni çalıp geri vermeyenlere uzandı ellerim yıllarca… Hep bekleyendim, hiç olmadı bekleyenim… Şimdi ne olursa olsun bekleyenim olacaksın biliyorum ama inanamıyorum… Bilip de inanmamanın nasıl olduğunu sorma bana… Yine, ben anlatmasam da beni anlamana sığınıyorum…

Sevme beni, korkuyorum… O kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevdim ki insanları ve o kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevilmeyi bekledim ki, artık yitirdim inancımı… Artık onlardan biri olmak için kendime rağmen kendimle cebelleşirken çıktın karşıma… Sevme beni, kendime geri dönmemeliyim…

Sevme beni, korkuyorum… Korkumdan yazmadım sana bunca zaman… Korkumdan içimdesin… Ben’li cümleler olmasın satırlarında….Okuyunca içim içime sığmıyor… Yansımamı sende görmek yüreğimi yakıyor… Sen yazdıkça, çok eskide kalan bir masal belli belirsiz benliğime süzülüyor…

Sevme beni, korkuyorum… Şimdi zamansızlıklarımda boğuluyorum… Gereksiz meşguliyetler yarattım dünyevi istekler adına… Kaçışımı kolaylaştırsın diye önemli insan rollerine büründüm ahmakça… Kendimi kandırıp, kendimden kaçıp kaybolmanın, yok olmanın, hiç olmanın derdindeyim… “Ben” olarak tutunamıyorum…

Sevme beni, korkuyorum…

Sevme beni, “Beni sevme” derken içimi parçalıyorum, içime kanıyorum…

Sevme beni, hak etmiyorum…


Sevme Beni....


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


20/6/2008 - susuyorum bir hicaz sonu..

bir dokunuş kalır tenimde unutulan
genzimi yakarken ölüm...

batar içime gecenin gözleri
kırılır mı bilmem?




yarısı yanık düşlerim
bir bedene savrulurken

hayat olup akardın damarlarımdan
incitmeden usulca
baharın nazlı çiçeğiydim
hazana düşmeden...

ezilen çocuk sevinçlerimden
kaç ölüm kıpırtısı sıyrılıyor
ömrümden ömür düşürenim...



SUS/MA!


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


17/6/2008 - hüzünlü bir zamansızlık...

Seninle zaman bir pamukhelva
Çocuklugumdan kalan.
Bir sabunköpügü
Uçurmaya doyamadigim
Bozulmasina kiyamadigim...

Seninle zaman bir öksüz masal,
Vuslata bir türlü ulasamayan.
Zaman;dünyadaki en tatli bal,
Dudaklarinin kivrimindan damlayan.
Ve bir ilahi sarki zaman
Rüzgarin agaçlarla söyledigi;
Sevdandir aslinda yüregimde çagildayan,
Sah damarimin bile bilmedigi...

İnce belli küçük bardaktaki çay.
Soğuk bir kış günü
Buharıyla yüzümü, camıyla elimi
Dokunuşuyla içimi ısıttığım...
Seninle zaman çözülememiş
Herkesin peşinden koştuğu tatlı bir sır.
Bir efsane , bir masal , bir hazine.
Bir bülbül ki hasret kalmış güle,
Vuslata erince şakır ha şakır....

Ne yazık tüm bu masalsı gizemine,
Asırlık çınarların özlemine,
Ve aşkın tüm güzelliklerine rağmen
Zamanı seninle yaşamak varken
Hüzünlü bir zamansızlık ötesinden,
Haykırıyorsun bana:

"Kayiptir zamani geriye dönüslerin,
Uzun bir yolculuktur ayrilik,
Gidesim gelmez....
Ne zaman yitirdigimi bilmedigim sarkilarim
Çagirir simdi uzaklardan
Hüzünlendirir beni zamansizlik.... "


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/6/2008 - düşlemeye değermiş! (gökçe/ütoya/--vazgeçtimsenden)

Dünyayı tam tersinden düşündüm bu gece ...
İlk önce gündüzmüş mesela!
Ben kendimi kandırmıyormuşumda gerçek-miş..
Gerçek-ten düşlemeye değermiş!


Arabaların buluttan yollarda gittiğini düşündüm,en tepelerde..
Yağmurların yeryüzünden göğe yükseldiğini ve özüne dönüp toprakla buluştuğunu..


Uyuduğum uykularda gördüklerimin gerçek,
Gerisinin hep yanılsama olduğunu.....


İnsanların konuşmadıklarını sonra..
Hiç yapamadıklarını yapmaya çalışarak işaretlerle -anlaştıklarını- ...!


Hayallerin gerçek olduğunu mesela...
Yani sadece hayal etmenin emek sayılıp sonuçlarının alınabileceğini..


Özlemekle kavuşmanın eş anlamlı kelimeler olduğunu ve birilerinin bize dilbilgisini yanlış öğrettiğini..


Iraklığın insanın içini buz tutturmadığını..
Aksine yüreğini sıcacık yaptığını ve galiba iyi bişey olduğunu!

Gecenin gündüz,gündüzün gece olduğunu..
Yıldızların sabahları parladığını..
Güneşin varolşunun geceyle görünür kılındığını..


Gözümden akan bir damla yaşın aslında ne kadar basit ve önemsiz olduğunu sonra!
Biriktikçe yaşlar, yaktıkça genzini yitirilmişliğin tadı aslında mutlu olunduğunu!


Sevmenin -özel- değilde -genel- olduğunu sonra!


Dedim ya dünyayı tersinden düşündüm bu gece..


Yani senin hiç gitmediğini..
Adının hep hoşgelişlerle anıldığını!

Ve aslında canımın hiç acımadığını ...


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


11/6/2008 - ''tutkunun yansıması'' (GökçE-vazgeçtimsenden/ütopya/)

Bembeyaz ..
Umudetmek kadar beyaz bir bulutun içindeyim sanki ..

Ve kaçmak istiyor bundan en büyük yanım !


Ellerime uzanan bir çift elin gizemini keşfetmek için ,
Kabul edip de kalktım ilk tangoya ..


Aşkın dansı hani .. Tutkunun yansıması ..


Böyle kocaman bir huzur ve çokça mutluluk .....
Yani
Tamda tam derken herşey ,
Korkuyorum !!


Ya dans ederken yanlışlıkla ayağıma basıp acıtırsın canımı da ,
Uyanırım diye bu düşten !


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


11/6/2008 - nasıl da yorgunum..



Nasıl da, yorgunum...

Yıllar, ne çok hırpalamış benliğimi...

İçimdeki aydınlık;

Dışımda titrek bir akis olmanın ötesine gidemiyor...

Aslında ötesi var mı, bilmiyorum...

Ötelerle de, ilgilenmiyorum...

Hem, ötelenmeye de alıştım...

Şiddetli rüzgardan sonra kırılan;

yeryüzündeki, bütün filizlerin mahzunluğu var üzerimde...

Belki, rüzgara küstüm...

Belki de, dalgalara küskün kıyıların yılgınlığıdır, üzerimdeki...

Ya da; gecenin gündüze kavuşma sevdasının;

İmkansızlığıdır; yaşama dair umudum...

Hayattan ne umduğumu dahi; unuttum...

Bir, şansızlığım unutmadı beni; bir de, hoyrat zaman...

Yıllar çok hırpaladı benliğimi; nasılda yorgunum, yaşamaktan....

Belki de; yaşamak için savaşmaktan...


Yorumlar ( 4 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


11/6/2008 - AşK sebep yalnızca..

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


10/6/2008 - ''şimdiki zaman''
Coşkusunda bir yürek...
Bekliyor... bekliyor... bekliyor...
Yaşamın süzdürülmüş bakışlarından alıntıladığı sesleri süzüyor süzgeçten her gece, her an ve daima...

 


Çocukluğumdan beri koşuyorum.
Her durak sessiz bir çığlık oldu düşlerimde.
Üşüyerek vardım gideceğim yerlere, belki ısınırım diye...
Olmadı...
Ya yanlış durakların yörüngesinde sıkışıp kaldım ya da yörüngesine girecek bir durak yoktu aslında...
Mevsimlerin koynunda yürüdüm...
Ne sevmediğim kışın hükmü geçti ayaklarıma ne de geçiş mevsimlerinin hastalıklı seramonisi...
Diktim...
Duruşlarımda salınan saklı kızgınlığın yansıması vuruyordu duvarlarıma...
Yalnızlıktan siniyordu dumanlar perdelere.

Şimdi saatler gün geçtikçe eğiliyor düşlerimin önünde... Beklediğim, bir şehrin uzak bir yamacında, sarılacağı kollar için uykuya yatıyor, yarı uyanık...

Özlemin saati kurulu aylardır yanaklarımda...
Yarım yamalak gülümseyişimin demlenmeyişi bundan...
Sokaklarımdasın...
Girintili çıkıntılı dağlarımsın bulutların eksik olmadığı...
Yamaçlarında dolaşıyorum ve eteklerine konuyorum yağmurlarımla...

D
ü
ş

göğsüme ve orda dal ebedi uykunun huzuruna...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


7/6/2008 - vedalar soğuk olur sıkı giyin....!!!
İncinecek hal kalmadı bende,
sana sadece bir tavsiye;

 

vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
üşüyorum...

duracağım burada
gidişini seyredeceğim
kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
kavgasız olacak, fırtınasız olacak
saçma sapan olacak
organlarım birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacağım
ben yine salağı oynayacağım...


hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi. kırılmazdı. yağmura kara dayanıklıydı. çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi. kopmazdı. gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış. özlemler acıydı. yürek dabırsızdı. her dönüş, doğuştu aslında yeniden. ölüp ölüp dirilmek gibi değil de, erince doğmaktı.
ama
önce hayaller öldü! (cenaze meydanda kaldı, ulu orta)

gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız

acıyorum... ya da acıyorlar... elimde kalanları sayamıyorum. nasıl sayabilirim. ateş altında heryerim... dokunulamıyorum, onarılamıyorum, dona kaldım yanarken. sadece acıyorum, acınılıyorum... demişler inanmış, ağlayışları geçer sanmıştım. bir maddeyim... bedenim var senden kalan. benden gotürdüklerini isteyemiyorum. sen giderken sen olsaydın, benden gitmezdin. sen olmadın belki de hiç!
bilmiyorum sensizliği...

baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur


takvimleri kopardım attım sen giderken. saatleri kırdım... zaman!dan söz edilmesini istemiyorum artık... kış! soğuk işte. herkese olduğu gibi... derlerdi hep de inanmazdım, vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
ben bahardan kalmayım...
sana yangındım, ama sensiz üşüyorum... ve uyuyorum... hala!

dilimden hiç düşmez
adın hasret olur
yüreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur

acı işte. hangi hecesinden tutarsan tut bu böyle. ne sancım diner, ne ağrım. sattım 3 kuruşa gülüşlerimi... bak gamze gamze dolmuyor yüzüm. bak acı! bak yaş! bak soğuk!
bakma... anlamayacak kadar uzağız artık. haa soğuk. demişlerdi zaten... ama yapacak birşeyim yoktu. sonunu bile bile lades dedim ben... mahkumdu!

ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur

gittin... yüklemin öznesi mühim değil aslında. gidildi. onarılmaz yaralarımız var artık. susuz tokluk arıyoruz belki de. yazık oldu mu? bilmem... olur mu?
sadece üşüdüğümü hissediyorum...
vedalar soğuk olurmuş, ben yolculuklara senle çıkmaya alışkındım oysa...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


7/6/2008 - senden sonra...(zeki kayahan coşkun)

sen bana git demedin..ben sana tutunamadım...en tuhaf uzakta kalışım oldun..."hoşçakal " bile değildi son sözüm..mesafeler hep büyüdü. o onu dedi..bu bunu dedi..şuydu..buydu..ve de..

ve de bitti..

bitti..

bitti işte..

vedasız, acısız, ağrısız bir ayrılık oldu..

sen orada kaldın..ben burada

şimdi de oturmuş yazıyorum..sadece sana değil..

ona, buna, şuna, herkese..

en güzeli de bu ..yazmak..

kimbilir hangi eve girdim şu an

hangi otobüs yolculuğunun cam kenarındayım..

tut ki ekmek kırıntıları yere dökülmesin diye açılmış bir sayfayım..

bir bakkal tezgahında ucuz şarap sarmak için hazır tutuluyor da olabilirim..

bir yatağın başucunda da..

peki sen..

belki hayali bir sevgilisin bir okur için..

ama olsun..düşlerken sınırsız olmanın bir mahkumiyeti varmı ki?..

kime ne..

kara tahtaya tebeşirle yazılmış kelimeleri silmenin ne güç olduğunu hatırlıyormusun...

evet silinirdi..ama mutlaka kalırdı izi..

ben de seni siliyorum yar..

hem de iz kalmamacasına..bastıra bastıra silgiyi..

ama ne gam..kara tahta iz tutuyor..

..

senden sonra yemek yemedim..

senden sonra dışarı çıkarken hep şemsiyemi aldım..ilk defa saçlarım ıslanırsa başımın ağrayabileceği ihtimalini göze aldım...

senden sonra daha sıkı giyindim..

hiç üşümedim senden sonra..

senden sonra hep saatin ziliyle uyandım sabahlara

senden sonra televizyon kumandasının 6 aydır ihtiyaç duyduğu pilleri aldım..

kahvaltıda gazete okumuyorum senden sonra..ev yapımı çilek reçelinin içine dalan ekonomi sayfaları artık şerbetsiz pür'u pak...

senden sonra kokulu mum aydınlığını satın almadım mağazadan...

ayraç yoksunluğundan"okunan yer kolay bulunsun" diye yüzüstü yatırılmış, yarım kalmış kitaplarımın hepsini bitirdim senden sonra..

hiç kar yağmadı senden sonra bu gri kente..

senden sonra ben sarıyer'i sevdim..istinye'yi..yeniköy'ü..

emek kafe'de sabah kahvaltılarında buldum defalarca..

istiklal caddesi, taksim..bu kadar kalabalıkmıydı o zamanlar..

..


ben senden sonra yatarken anahtarı kapının üzerinden almadım...

sıkı sıkı da kilitledim...ve beni uyandıran kapı zilin de yoktu artık..

senden sonra

senden sonra..

senden

sonra..

..

ben de yoktum aslında..

ben senden sonra düş oldum..

HOŞÇAKAL...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


 
Benim hakkımda

merve & kübra & tuğçe

Son yazılarım
Menü
Konuşalım!!

Free Web Counters Izel- Kucugum - izel
Arkadaşlarım
Baglantılar


16 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri
 
Image Hosted by ImageShack.us