|
Benim hakkımda
YEŞİLAY-KOCAYUSUF
SON YAZILARIM
Menü
ARKADAŞLARIM
DİĞER SİTELERİM
TAVSİYE SİTELER
2
sayfadan
1
. sayfa
SAYFAYI GERİ ÇEVİR | SAYFAYI İLERİ ÇEVİR |
27/2/2008
-
Coca Cola'daki SIR açıklandı (zorunlu )/BÖCEK LARVASI !!!
|
Coca Cola'daki SIR açıklandı (zorunlu )/BÖCEK LARVASI !!!
Böcek
Cochineal; Kanarya adalarında ve Meksikada yaşayan bir böcektir. Doğal ortamında çoğaldığı gibi kültürel olarak da yetiştirilmektedir..

Kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür..

Bir Cochineal böceği tarlası...
Bu böcekler ve larvaları Meksikalı köylüler tarafından toplanır..

Pazarlama aşamasındaki cochineal..

Cochineal kurutulmuş hali..

Köylüler kendi ihtiyaçları için Azteklerden kalma klasik yöntemlerle böceğin özütünden dünyanın en güzel renklerinden biri olan “carmine”i üretirler..

Aztekler ve latinler böcekten elde edilen bu boyayı ip boyamada kullanırlar..

Carmine pigmenti..
Türkiye’de hatta, dünyada ilk kez *15 Eylül 2006* günü Coca-Cola’ya karşı,
içeriğini açıklaması için Antalya Tüketici Mahkemesinde dava açıldı...
Açılan davada, merkezi Atlanta’da olan ve *1886* yılında Eczacı Dr. John
S.Pemberton tarafından faaliyete geçen Coca-Cola, 120 yıllık geçmişi
ile *"dünyanın hiçbir yerinde hiç kimseye açıklamam"* dediği sırını açıklayacak mıydı? Bu
nedenle geçen gün *(19 Mart 2007)* açılan davanın 3. duruşması yapıldı.
Taraflar mahkemeye 100 sayfayı geçkin açıklamada bulundu. Coca-Cola
mahkemeye savunma amaçlı verdiği dosyada *(24 sayfa savunma metni, 18 sayfa
belge)* üretim, içerik ve ambalaj olmak üzere istenilen her hususa açıklık
getirdi. Gözden kaçan, Coca-Cola açıklamam dediği *"Ticari Sır"* ın ne olduğunu da açıkladı. *(!)* Antalya tüketici mahkemesi kararını verdi ve
Coca-Cola davasını bir üst mahkemeye taşınmasının yolunu açtı.
Mahkeme tarafında ise Coco-Cola avukatları aracılığı ile yaptığı savunmada,
* *Coca-Cola ürünlerinde,* "... içeriğinde bulunan* *Coca-Cola Özütü * *nün *
*içeriğinin** ürün üzerinde..."* belirtilmemesini, *"ürünün ayırıcı lezzet
ve kalitesi **Coca-Cola Özütü* *sayesinde elde edilmekte..."* olduğundan
dolayı açıklanmadığını belirttidi.*
*Mahkemeden de, haklı olarak,* "Davanın reddine karar...", *verilmesini istedi. Fakat,
mahkemeye verdiği Coco-Cola formülünün bileşim çizelgesinde;
*Şeker :* %10.58 W/V
*Fosforik Asit :* 0.544 G/L
*Kafein :* 150 MG/L
*Coca-Cola Özütü :* %0.015 W/V *(!!!)**
Karamel :* %0.11
*Karbondioksit :* 7.5 G/L
Anlaşılacağa üzere açılan dava sonucunda, Coca-Cola’da bilinmeyen formülü
değil, *Coca-Cola Özütü *olduğu resmiyet kazandı. O zaman, *Coca-Cola
Özütü*nün ne olduğu araştırıldığında, Coca-Cola’nın çok merak edilen
sırı da ortaya çıkacaktı.
Antalya Tüketici Mahkemesinde açılan davada, Coca-Cola’yı savunan
avukatların mahkemeye verdikleri savunmada, Coca-Cola gerçeğinde
bilinmeyenin, esrarengiz kasalarda gizlenen formül değil, yalnızca Coca-Cola
içerisinde yer alan *"özden"* üretildiği açıklandı. O zaman bilinmesi
gereken ve ticari sır olmaktan çıkan bir husus vardı. O da, o *"öz"* hangi
canlıdan *(hayvan ve bitki)* elde edilmişti? Ortada bir formül değil, bir
hayvan veya bitki olması gerekiyor.
Yapmış olduğumuz bir araştırma sonucunda, aslında bu maddenin, gıda katkı
maddelerinde renklendirici *(boya)* olarak bilinen *"Cochineal" * (*Coccus
cacti ve Dactylopius coccus *) ismi ile anılan, başta Meksika olmak üzere,
Kanarya Adaları, Şili, Peru ve Bolivya’da bulunan *Opuntia *cinsi kaktüs
üzerinde yaşayan bir tür böcek türü olduğu bilgisine hemen ulaşıldı...
Günümüzde, *Cochineal böceği* doğal ortamda kaktüs bitkisine kene gibi
yapışarak hayatını sürdürürken, tüketim alanının büyüklüğünden dolayı
kültürel olarak da yetiştirilmektedir... Bizim aradığımız *özüt* ise *Cochineal
böceğinin dişisi ve larvalarından* elde ediliyordu...
. Aztek ve Maya köylüsü yüz yıllardır altın kadar değer verdikleri *Cochineal böceği ve
larvalarını*toplayıp silindir ile ezerek *özünü* çıkarttı ve elde ettikleri *özü* kazanda kaynatarak iplerini boyadı.
Böylelikle Amerikan yerlileri dünyanın turkuvazdan sonraki en güzel büyülü renklerinden birisi olan *Carmine*’yi *(karmen-kırmızı-kızıl elde etti. Sonra işin içine kimya girdi. *Cochineal böceği ve larvalarından elde edilen* özüt *kimyasal işlem sonrası "Carmine pigmenti"(pigment: bitki ve hayvanlardan elde edilen boya)* adı verildi. *"Carmine
pigmenti"*daha çok dokumacılıkta boya maddesi olarak kullanıldı.
*"Cochineal" *kimyada *EC 120* kodu ve *Carminic Acid **(Karminik asit - *C
22H20O13 *)*adı ve* *formülü ile anıldı. Tanımlaması yapılırken de,*"Kırmızı, pahalı olduğu için ender kullanılır. Alkollü içecekler Embriyo
için zararlıdır. Aşırı duyarlılık, hiper-aktiflik."* belirtiler gösterir
açıklaması yapıldı.
Şimdi sıkı durun,Türkiye’de yürürlükte olan gıda kodeksine göre üretilen,
gıdalarda kullanılan renklendiriciler tebliğinin, renklendiricilerin
kullanımının 5. maddesinde",Renklendiricilerin kullanımı ile ilgili
hükümlerin, c) şıkında,* sadece Ek-1 de belirtilen maddeler gıda
maddelerinde renklendirici olarak kullanılabilir",* denilmiştir. Ek-1 de
ise, *"EC (European Community) 120 kodu ile belirtilen, **Cochineal-**
Koşineal**, Karminik asit, Karminler’e
75470 E renk indeks
numarası"*verilmiştir.
Demek oluyor ki, Türkiye’deki tüketici yasasına göre, Coca-Cola’nın
açıklamak istemediği *Cochineal böceğinin* *larva özütü olan **Carminic
Acid*’in, içeceklerde kullanmasında bir sakınca yoktur.
Merak ettim, acaba bu izini verenler ve tebliğe imza atanlar,
Cochineal-**Koşineal böceği hayvan olduğu için, vejetaryenleri uyarma gereğini hiç duymadılar mı? Yine, *Cochineal-**Koşineal** *bir böcek türü olmasından dolayı bir çok
dinde yenmesinin günah olduğu biliniyor mu?
Daha bitmedi. Antalya Tüketici Mahkemesinde açılan davayı başta Coca-Cola
olmak üzere, Türkiye’deki çoğu basın-yayın organları çok fazla ciddiye
almadı."O büyük bir kuruluş uğraşılmaz" anlayışı, davanın nedenlerini mercek altına alınmasına engel oldu. Ne de olsa Coca-Cola’nın büyük oranda reklam bütçesi vardı.
İstedikleri her türden *değerler* ile oyun oynayacaklar. Ayıbı kendileri
yapacak, fakat siz yalnızca tüketici olacaksınız. Sesinizi çıkartmayacaksınız. Soru sormayacaksınız. Ne verilirse onu alacaksınız...
Verdikleri kadar düşüneceksiniz...
Kaynak ; Panzulumhaber
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
9/1/2008
-
COCA COLA MUAYENE VE ANALİZ RAPORU
9/1/2008
-
COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMLARI-1
|

COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMLARI-2:....
Biliyormuydunuz ?
Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını...
Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu
Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche'nin Coca-cola 'nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini...
Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek, Coca-Cola' nın içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan 'hemolyse' maddesinin bulunduğunu açıkladığını...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
9/1/2008
-
COCA COLA: Muhammed yok,Mekke yok
8/1/2008
-
COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMLARI-2

COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMLARI:....
Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! = Artik yeni yerimize tasiniyoruz !!!)
Alttaki yazının tercümesi:'COCA COLA İÇ, ISRAEL'E DESTEK OL !!!!!'''
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
8/1/2008
-
Sigaranın içinde bulunan zararlı maddelerden bazıları

Sigaranın içinde bulunan zararlı maddelerden bazıları
Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir. Genel olarak bilinen maddelerden bir kaçı.
Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir. Genel olarak bilinen maddelerden bir kaçı;
Polonyum - 210 (kanserojen),
Radon (radyosyon),
Metanol (füzeyakıtı),
Toluen (tiner),
Kadmiyum (akü metali),
Bütan (tüpgaz),
DDT (böcek öldürücü),
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
Aseton (oje sökücü),
Naftalin (güve kovucu),
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),
Arsenik (fare zehiri),
Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
8/1/2008
-
GAZLI İÇECEKLER DNA’YI DEVRE DIŞI BIRAKIYOR.

GAZLI İÇECEKLER DNA’YI DEVRE DIŞI BIRAKIYOR.
İngiliz İndependent on Sunday gazetesinin haberine göre gazlı içecekler DNA'yı devre dışı bırakıyor.
İngiliz Independent on Sunday gazetesinin manşetten verdiği habere göre, Sheffield Üniversitesi'nin maya hücreleri üzerinde yaptığı araştırmada, sodyum benzoat (E211) adlı koruyucu maddenin, hücrelerin "güç istasyonu" olarak tanımlanan mitokondride DNA hasarına yol açtığı görüldü.
Araştırmayı yapan moleküler biyoloji ve biyoteknoloji profesörü Peter Piper, "Bu kimyasal maddeler mitokondrideki DNA'yı tamamen devre dışı bırakıyor" dedi. Mitokondrinin oksijeni enerjiye dönüştürdüğünü söyleyen Prof. Piper, "Buradaki hasar, hücrelerin ciddi şekilde bozulmasına yol açıyor. DNA'nın zarar görmesiyle, parkinson, sinir sistemi bozukluğu hastalıkları ve yaşlanma arasında bir bağ bulunuyor" dedi.
ESKİ TESTLER GEÇERSİZ
Sodyum benzoatın İngiliz Gıda Standartları Kurumu ve AB tarafından onaylandığı, ancak bu araştırmanın ardından İngiliz milletvekillerinin testlerin yenilenmesini istediği belirtildi. Piper, "Gıda endüstrisi, bu maddelerin test edildiğini ve tamamen güvenli olduğunu söyleyecektir. Ancak eski güvenlik testleri yetersiz kalıyor" diyerek yeni testler yapılması gerektiğini söyledi. Piper, bu içecekleri özellikle çocukların bol miktarda tükettiğine dikkat çekerek anne babaları yeni testler yapılana kadar içecekleri alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Gazete de aralarında Coca-Cola, Fanta, Sprite, Pepsi Max ve Diet Pepsi'nin de bulunduğu ürünlerde maddenin bulunduğunu kaydetti.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
8/1/2008
-
Hindistan yasaklanan Coca Cola ve Pepsi

Hindistan'da yasaklanan Coca Cola ve Pepsi
Hindistan'da yasaklanan Coca Cola ve Pepsi, ardından Ukrayna'da da bir okul kantininde yasaklanınca , gözler bu kara içkiye yöneldi.Ne oldu da bir anda en çok içilen bu gizemli siyah şey birden tu kaka oldu...
Hindistan'daki iddia:Kolanın içerisinde "tarım ilacı" kalıntıları bulunması idi.Gerçekten çok ciddi bir iddia idi bu.Ayrıca Coca Cola ve Pepsi'nin sahiplerinin yahudi dünyası ile olan yakın ilişkileri nedeni ile , müslüman dünyası tarafından sevilmediği de aşikar.Tabi bu durum Türk içicileri tarafından şu anda pek takılmasa da yakında neler olabileceğini kimse kestiremez.
Bu iki gizemli marka yıllarca ülkemizde kolayı tekellerine aldılar hatta sadece Türkiye'de değil tüm dünyada başardılar bu işi...Biz "Cola Turka" denilen limoni bir kola ile cevap verdik ama tadını beğenenler pek çıkmadı, bir de işin üstüne "Coca Cola'nın formulü gizliymiş olm" gizemi eklenince olay daha da vahim hale geldi.
Coca Cola ve Pepsi'yi karşılaştırın deseler baya zorlanırdım ama biraz debelenince bir şeyler yazabilirim sanırım.Coca Cola kırmızının malıdır, Pepsi ise mavilerin içeceği.Bu açıdan Pepsi biraz daha sempatik , Coca Cola ise daha yırtıcı görünüz gözümüze...
Coca Cola'nın gizli bir formülü, Pepsi'nin de gizli olmasa da ondan aşağı kalmayan bir formülü vardır. Coca Cola buz gibi olunca iyi içilir derler ama Pepsi biraz şekerli gibidir.
Coca Cola hiçbir zaman bir yıldızı markanın önüne geçirmez ama Michael Jackson pepsi satan bir bakkalcı gibidir "görsel hafızalarımızda"...
Coca Cola reklamlarını dedeli nineli bol çocuklu Türk ailelerini seçerek damardan aktarım yapmayı tercih ederken, Pepsi nedense yıldızlar ile işi götürmeye çabalar...
Bu iki kara içkiyi pek sevmem daha önce de Cola Turka mevzuunda belirtmiştim ama Nuri Alço ve Tecavüzcü Coşkun karşılaştırması tadında bir karşılaştırma yaparsak ortaya ne gibi sonuçlar çıkar diye merak ettim...Hadi siz de yorumlarınızla karşılaştırın...
|
Yorumlar (
1
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
8/1/2008
-
COLA YERİNE ÇİŞİNİZİ İÇİN.

Cola yerine çişinizi için.
ÇOCUKLARA “10 DAKİKA” AYIRIN…
“Cola yerine çişinizi için” uyarısı ile ilgili yazım, basın-yayın organlarının hiç birinde yer almamasına rağmen on binlerce e-mail aldım…
Bana ulaşan e-maillerde teşekkürden daha ziyade kolalı içeceklerin satışının nasıl engelleneceğine ilişkindi… Bunun için basın desteği almadan başarılı olunmayacağı da belirtilmiş. Basın-yayın organları, Cola’yı üreten ve pazarlayanları karşılarına alarak böylesi bir kampanyaya kesinlikle destek vermezler. Türk basının durumu “kurtuluş savaşı” öncesi işini yapan Babıali basın ile bire bir aynıdır. Yine işini yapıyor. Bu nedenle basının varlığını ve oralarda yazanları bir kenara bırakın. Kendi doğrularınızı, haklılığınızı ve kararlığınızı ortaya koyun. Eğer böyle bir irade ortaya koyarsanız, o basın-yayın organlarının Cola’yı desteklemeye güçleri kesinlikle yetmez. Milyarlarca insanın yaşadığı Çin’de devrim basın-yayın organları ile değil, kulaktan kulağa oldu!...
İlk adım atacaklar arasında, öğrenci velileri ile çocuklara geleceğimiz diyenler var; Milli Eğitim Bakanlığı Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından 17 Nisan 2007 tarihinde valiliklere yollanan, “…kolalı içeceklerin satışının yapılmaması-caydırılması… (Okul Kantini Denetim Formu madde, 26)” yönündeki genelge konusunda okul kantinlerinde Cola’lı içeceklerin satılıp satılmadığını kontrol edin… Çünkü, aynı genelgede, “Okul Kantini Denetim Formu” var. Bu formun, “okul müdürünün kendisi veya görevlendireceği bir müdür yardımcısı başkanlığında kurulacak bir komisyon tarafından ayda en az bir kez” kontrol edilerek doldurulması istenmektedir. Eğer okul kantininde Cola dolabı, Cola reklamı varsa veya açıkça satışı yapılıyorsa yine aynı genelgeden takip edelim, “Acil durumlarda gereği için Tarım İl/İlçe Müdürlüklerinin gıda denetçileri kontrol ve denetim için davet edilmelidir.”
İNSANLARDA “bağımlılığı” artırmak üzere var edilen Cola’nın hedefi çocuklardır. Cola’da çocukları “bağımlı” kılacak, alkol ve uyuşturucu, dişlerini çürüten, midelerini yakan asit var… Tüm bunların yanında Cola’nın özünde; Cochineal (Coccus cacti ve Dactylopius) isminde Opuntia cinsi kaktüs üzerinde yaşayan böcek var. Cola’nın sırrı böcek olunca tabii ki açıklamam diyor…
Onun için; bu e-maili alan herkes kendi gruplarında bulunan kişilere yollasın. Sonra da yolunuzun üzerinde bir okul varsa direkt kantinine gidin… Eğer okul kantininde Cola satılıyorsa, okul müdüründen “Okul Kantini Denetim Formu” isteyin, denetlenip denetlenmediğini kontrol edin. Tüm bunlar en fazla “10 dakikanızı” alacaktır. Unutmayın yaptığınız, çocuğunuzu korumak ve vatandaş duyarlılığıdır. Çocuğunuz ve hatta ülkenizin geleceği için yalnızca 10 dakika ayıracaksınız… Duyarlılığınızı basın-yayın organları haber yapması gerekmiyor… Bu bilince erişen toplumları hiçbir plan alt edemez… Sonrası ise “çorap söküğü” gibi gelecektir.
Evet yalnızca “10 dakika” yeterli. Bir düşünün “10 dakika” nerelerde geçirmiyorsunuz… Ya anneler, dokuz ay on gün karnınızda taşıdığınız çocuğunuz için “10 dakikalığına” okul kantine uğramayacak mısınız? Ya çocuklarının kötü alışkanlıklardan korumak isteyen babalar, çocuklarımız geleceğimiz diyen Ankara’daki büyükler okul kantinini kontrol etmeyecek misiniz?
Ben ise hukuki yollarda Cola’nın sırrım dediği, “EC (European Community)120-Carminic Acid” içeriğini ambalajlarına yazıncaya kadar mücadeleme devam edeceğim…
Saygılarımla
Muammer KARABULUT
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
31/12/2007
-
Sigaranın İçindekiler
|


SİGARA İÇMEYENİN AKCİĞERİ

SİGARA İÇENİN AKCİĞERİ
SİGARANIN İÇİNDEKİLER
Aseton ( boya sökücü )
Nikotin ( böcek öldürücü )
Metanol ( roket yakıtı )
Karbon monoksit ( egzoz gazı )
Piren ( k.y.m )
Dibenzakridin ( k.y.m )
Hidrojen siyanür ( gaz odalarında insan öldürmek için kullanılır. )
Amonyak ( temizlik maddesi )
Toluidin ( k.y.m )
Dretan ( k.y.m )
Arsenik ( fare zehiri )
Bütan ( çakmak gazı )
DDT ( haşarat öldürücü )
Sigaranın filitresinde ;
Naftalin
Kadmiyum ( akü yapımında kullanılan madde )
Polonyum-210 ( k.y.m )
Vee bunlar gibi 4000 kadar daha zehir bulunmaktadır...
Sigaranın vucütta izlediği yol ;
Ağız ve Burun
Nefes borusu
Yemek borusu
Mide ( tütrükle )
HAva Yolları
Akciğerlere
Sağ kalbe ve oradanda tüm vucüda pompalanır...
Vucüda zararları
Beyinde felç
Akciğer kanseri
Karaciğer Kanseri
Ağız ve yemek borusu kanseri
gırtlak ve nefer borusu kanseri
kalp ve damarlar
Göğüs kanseri
Astım
Rahim kanseri
Kısırlık
Kılcal damarlar ...
Sigara neden öksürtür?
Sigara dumanı asit özelliktedir. Asit ve duman içindeki tahriş edici maddeler öksürüğe yol açar.
Sigarayı bırakma yolları ve başarı oranları
Aniden bırakma ===== % 81.5
Azaltarak bırakma ===== % 5.7
Hipnoz ===== % 1.6
Düşük nikotinli sigara ===== % 1.5
Nikotinli sakız ===== % 1.4
Özel sigara filitreleri ===== % 0.5
Psikolojik tedevi ===== % 0.1
sigarayı bıraktıktan sonraki en tehlikeli dönem ilk 2-3 aydır. sigarayı bırakanların % 88 i ilk 58 günde tekrar başlamaktadırlar...
Bu 58 günlük sürede şunlara dikkat ediniz ;
Alkolden uzak durun
Bol su için derin nefesler alın
Çay, kahve, kola içmeyin sopr yapın meyve suyu için
HEr gün 3-5 dk nefes egzersizi yapın...
Sigara bırakıldıktan sonra ;
20 dk sonra
kan basıncınız düzelir
kalp atışlarınız normale döner
el ve ayak ısınız normale döner
8 saat sonra
kanınızdaki karbon monoksit ve nikotin düzeyi yarıya iner
kanınızdaki Oksijen seviyesi normale döner
24 saat sonra
Karbonmonoksit vucüdunuzdan tamamen atılır.
Akciğer temizlenmey başlar
Kalp krizi riskiniz azalmaya başlar
48 saat sonra
Vücudunuzdaki nikotin tamamen temizlenir
koku ve tat duyularınız düzelir
72 saat sonra
nefes almanız kolaylaşır
enerji seviyeniz yükselir
2-12 hafta sonra
kan dolaşımınız daha sağlıklı gerçekleşir
Akciğer fonksiyonunuz % 30 artar
yürüme ve koşmanız kolaylaşır
3-9 ay sonra
öksürük vb... azalır
nefes alma sorunu ortadan kalkar
akciğer enfeksiyonlara karşı direnç kazanır
1 yıl sonra
kalp krizi geçirme riski, sigara içmeyen bir insanın taşıdığı riskin yarısına iner
5 yıl sonra
Ağız ve gırtlar kanserinden ölme riskiniz azalır
10 yıl sonra
Akciğer kanserine yakalanma riskiniz, sigara içmeyen bir insanın taşıdığı riskin yarısına iner
Kalp tamamen temizlenir
15 yıl sonra
Felç geçirme riskiniz hiç sigara içmemiş birininki ile aynı olur...
HALA İÇEMEYE KARARLI MISINIZ ???
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
25/12/2007
-
İşte sigara tiryakilerinin avuntuları!
İşte sigara tiryakilerinin avuntuları!
Sigara içenler türlü yalanlarla kendilerini kandırır dururlar. Siz de sigara içen biriyseniz, kendinizi bunlardan biriyle avutuyor olabilirsiniz... Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta tiryakilerin avuntularını kaleme aldı...
Ahmet R.Küçükusta / Star
Tiryakinin avuntuları
Sigara içenler türlü yalanlarla kendilerini kandırır dururlar. Bunları aşağıda sıraladım. Siz de sigara içen biriyseniz, kendinizi bunlardan biriyle avutuyor olabilirsiniz. İşte tiryaki avuntuları:
Sigara içerim, ama dudak tiryakisiyim
Birçokları ‘Dumanı katiyen içime çekmem; onun için de kendimi sigara içiyor saymam’ diye avunurlar.
Tamamen yanlış bir düşünce. Sigarayı yaktıktan sonra siz de yandınız demektir, dumanı ister içinize çekin ister çekmeyin. Nefes alıp veriyorsanız, yanan sigaranın dumanını da soluyorsunuz demektir; işlem tamamdır.
Sigara dudağınızda tütse de... Kül tablasının kenarında yansa da... Parmaklarınızın arasında dursa da; hiç mi hiç fark etmez.
Asla aç karnına sigara içmem
Bir çok tiryaki ‘aç karnına sigara içmemekle’ öğünür. Sanırım şu sözler pek çoğunuz için yabancı değildir: ‘Sabah kalkarım, mutlaka biraz peynir, birkaç zeytin, bir parça ekmek atıştırırım, sigarayı ondan sonra yakarım. Asla ve kata aç karına sigara içmem.’
Marifet sanki. Sigarayı aç karnına da içseniz, tıka basa yedikten sonra da içseniz hiçbir şey fark etmez. İçinize çektiğiniz o duman ciğerlerinizden kanınıza karışıp bir güzel zehirler sizi.
Ben bağımlı değilim hemen bırakabilirim
Bazı tiryakiler sigara içmelerini hiç mi hiç önemsemezler.
‘Aslında ben sigara bağımlısı değilim. Keyif için içiyorum hepsi bu. İstesem ‘şu mereti’ hemen şimdi bırakırım. Zaten ne kaldı şurada, yılbaşı gelsin bırakacağım inşallah.’
Bu kaçıncı yılbaşıdır, bu kaçıncı bayramdır veya bu kaçıncı yaş günüdür sigarayı bırakmaya ‘kesin karar’ verdiğiniz, saydınız mı?
Sigara benim en iyi arkadaşım
‘Sigara benim en iyi arkadaşım’ sözünü eminim ki, hepiniz çevrenizdeki birinden, belki annenizden, belki babanızdan, belki arkadaşınızdan veya komşunuzdan birinden mutlaka duymuşsunuzdur.
Kendinizi kandırmayın.
Hiç sizi bronşit, kalp hastası, felç, kanser yapan sigara en iyi arkadaşınız olur mu?
Hem öyle iyi bir arkadaş ki, siz yatağa düştüğünüzde, nefes alamaz, adım atamaz hale geldiğinizde ‘sizi terk edip giden’ bir arkadaş.
Stresimi alıyor
Sigara tiryakilerinin en önemli yanılgılarından biri de ‘Benim işim çok stresli ondan içiyorum’ bahanesinin arkasına sığınmaktır. Sanki bu dünyada stressiz iş varmış gibi; sanki herkesin bir eli yağda, bir eli balda.
Herkes bir başkasının yaptığı işin kolay ve bol kazançlı olduğunu sanır. Kimse kimseye imrenmesin. İşçinin de, patronun da, memurun da, amirin de, fakirin de, zenginin de herkesin işi kendine göre zordur, streslidir.
Light sigara içerim
Light sigaraların daha az zararlı olduğuna inanılır, ama sigaranın hafifi ağırı yoktur. Hatta, light sigaralar belki de daha tehlikelidir, çünkü bazıları ‘Bu nasıl olsa light dokunmaz’ diye daha çok sigara içerler; bazıları ise light sigaranın dumanını daha sık ve derin içlerine çekerler.
Sigara içmezsem kilo alırım
Kilo almamak için sigara içenler de vardır. ‘Sigarayı iki hafta bıraktım 10 kilo aldım’ sözü sanırım kimseye yabancı değildir. Sigaranın beyindeki iştah merkezini baskıladığı, iştahı azalttığı ve sigarayı bırakanların kilo almaya başladıkları doğrudur. Ama bu geçici bir süre böyledir. Önemli olan ilk haftalar yüksek kalorili besinlerden kaçınmak ve spor yaparak bu dönemi atlatmaktır. Bir süre sonra metabolizma normal ritmine kavuşacaktır.
Balgam söktürüyor, ciğerlerim temizleniyor
Sigara öksürüğü diye ‘masum’ bir öksürük yoktur. Bir iki haftadan fazla devam eden öksürük, hele de sigara içenlerin öksürüğü mutlaka araştırılması gereken ciddi bir hastalık belirtisidir.
Bu, iyi ihtimalle yeni başlayan kronik bronşitin ilk belirtisidir. Kötü ihtimal ise, akciğer kanseridir. Tek başına öksürük kanserin ilk ve tek belirtisi olabilir.
Hele de her zamanki öksürüğün karakterinde bir değişiklik varsa... Meselá, öksürük daha uzun sürüyorsa, geceleri uyandırıyorsa, şiddetli daha fazla ise... Mutlaka üzerinde titizlikle durulmalıdır.
Gelelim neticeye
Kendinizi daha fazla avutmayın. Sigara sizi bırakmadan siz onu terk edin, olsun bitsin.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
20/2/2007
-
UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
|

UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirirmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:
Okul başarılarındaki nişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabikmektedir.
Ø Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
Ø Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkezden uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.
Ø Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.
Ø Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
Ø Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...
Ø Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü farkediyorsak.
Ø Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
Ø Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
Ø Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)
Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.
İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.
Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
20/2/2007
-
UYUŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
|

UYUŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
Ø Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.
Ø Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.
Ø Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.
Ø Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama "Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır.
Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır.
Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır.
Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
20/2/2007
-
UYŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ
|

UYUŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ:
Uyuşturucularla Mücadele Bakanlığı yanında, önemli sorumluluklar taşıyan Milli Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları başta olmak üzere, bünyesinde eğitim üniteleri ve eğitilmesi gereken genç kitleler bulunduran diğer bakanlıklar ve diğer devlet kuruluşları bu konuda görev ve sorumluluk taşımalı, buna sahip çıkmalı ve bu büyük organizasyonda yerini almalıdır.
Milli eğitimde en azından şunlar yapılmalıdır:
Ø Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu ders getirilmeli ve bu çalışmalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.
Ø Genç öğrencilerle birlikte aileleri de eğitim kapsamına alınmalı. Ailenin ,medyanın da ciddi katkıları sağlanarak, maddi ve manevi kültür değerleriyle güçlenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Ø Yönetici ve eğiticilerin kötü örnek olması, özenti oluşturması kesinlikle önlenmelidir.
Ø Okul Yeşilay kolları seçkin öğrencilerle her okulda mutlaka kurulmalı, bunların başına gönüllü ve yetenekli bir rehber öğretmen tayin edilerek, bu öğretmenler uzmanlaştırılmalıdır.
Ø Uzmanlık çizgisine ulaşan rehber öğretmenler, hem öğrencileri, aynı zamanda ailelerini eğitmelidir. Bu çalışmalar eğitim yılı boyunca ciddi bir şekilde sürdürülmelidir.
Ø Okullar bu konuda eğitim malzemeleri ve gerekli doküman bakımından yeterli bir zenginliğe ulaştırılmalıdır.
Ø Doküman yönünden Milli Eğitime, Sağlık Bakanlığı, Medya (bilhassa eğitsel filmlerin hazırlanması bakımından) yardımcı olmalı. Yeşilay’ın maddi destekle bilhassa yazılı ve görsel dokümanlarla bu hizmete gerektiği ölçüde katılması sağlanmalıdır.
Ø Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu hizmet ve görevlere aynen sahip çıkmalıdırlar.
Ø Bütün halk kuruluşları ve vatandaşlar her biri bu mücadelede görev almalı ve üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Ø Bu arada istisnai bir durum olarak bir Anayasa görevi yapan Yeşilay’a:
Ø a) Mali, teknik ve teşkilatlanma yönünde gerekli ve yeterli yardımlar yapılmalıdır.
b) Yıllardır büyük emekle gençlerimiz için bu maksatla çıkarılan Yeşilay dergisine ve dokümanlarına Devlet kütüphanelerinin ve bütün resmi ve özel okulların, keza kurumların abone olmaları sağlanmalıdır.
Ø Bitabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi, bütün ülkeyi içine alacak güçlü bir organizasyonun oluşturulması ve gerekli yasa ve mevzuatın çıkarılması, münhasıran uyuşturucularla mücadele görevini üstlenecek olan Bakanlıkça yapılmalıdır.
UYUŞTURUCUYA KARŞI MEDYANIN GÖREVLERİ
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
20/2/2007
-
ALKOLÜN ZARARLARI
|

ALKOLÜN ZARARLARI
Alkolizm genetik bir hastalık olmakla beraber pek çok vakada sürekli ve çok fazla alkol tüketimi sonucunda da ortaya çıkmaktadır. Psikolojik ya da toplumsal baskılar hastalığın ortaya çıkışında önemli bir etkendir. Alkolizmin en önemli özelliği hastanın sürekli ve giderek artan miktarlarda alkol tüketmesidir. Alkolizm, kişiye hem psikolojik hem de fiziksel zarar vermektedir. Alkolün fiziksel etkileri en çok kardiovaskular sistemde, sinir sisteminde ve böbreklerde görülmektedir ve alkolizm tedavi edilmediği zaman bu rahatsızlıklar ölümcül olabilmektedir
Alkolik olarak yaşamak çok zordur, vücut ıstırap içindedir. Alkolün kalbe çok zararlı olduğu bilinmektedir, bir alkolik sadece kalp hastalığına yakalanma riski altında değildir, alkol kalbe direk zarar da verebilir. Çoğunlukla, alkolizm, lipid seviyesinin aşırı yükselmesiyle oluşacak damar tıkanıklığı, kalp krizi ve erken ölümle sonuçlanır. Eğer alkolizm tedavi edilmezse, hasta kalp hastalıkları yüzünden büyük bir ihtimalle hayatını kaybedecektir.
Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihin fonksiyonlarına zarar verecektir. Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta "hücre deposunun" zamanla tamamen boşaldığını ortaya koymuştur. Bu durumda ne yazık ki, hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri durmaktadır
ALKOLİZMİN TIBBİ SONUÇLARI
Ø Karaciğerin harap olması, Karaciğerin harap olması,
Ø Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
Ø Anemi (kansızlık),
Ø Yüksek tansiyon,
Ø Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
Ø Miyopati (kas yıkımı),
Ø Kanser,
Ø Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
Ø Pankreatit (pankreas iltihabı),
Ø Pnömoni (zatürree),
Ø Merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit, Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)
SOSYAL SONUÇLARI
Alkolizm ilerleyen bir hastalıktır. İlk başta alkoliğin çevresindeki kişiler onun içmesinden çok fazla etkilenmezler. Ancak, kişi giderek artan miktarlarda ve sıklıkta alkol kullanmaya devam edeceği ve çoğunlukla kontrol kaybı yaşayacağı için tüm ilişkileri ve sosyal hayatı kötü bir şekilde etkilenecektir.
Hastalığın ileri dönemlerinde sızıncaya kadar içen ya da sabah kalkar kalmaz içmeye başlayan kişi, işine gidemeyecek ve sonunda işini kaybedecektir.
Alkol hayatının en önemli amacı haline geleceği için eskiden yaptığı hiçbir şeyi yapmayarak kişi sadece içki içecek ve tüm sorumluluklarını bir kenara itecek ve yakınlarından gelen yardım tekliflerini de geri çevirecektir. Buna bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık ki, alkoliklerin evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır.
Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
Gene, kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler ve karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
17/2/2007
-
Artık herkes sigaranın ne kadar zararlı olduğunu biliyor.
|

Artık herkes sigaranın ne kadar ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Tütünün kanserojen olduğunu duymayan, bilmeyen kalmadı. Ancak, sigaranın zararları bununla bitmiyor, her türlü kalp ve akciğer hastalığına yol açıyor, damar tıkanıklığı felce kadar götürebiliyor.
İlk nefes...Sigara içtiğiniz anda, vücudunuz etkilenmeye başlar. Nabzınız yükselir, daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız. Kan dolaşımınız yavaşlar. Sigara içinde yaklaşık 3.700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. En zararları da karbon monoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımınıza karışır. Bunun sonucunda, astım, ciğer yangısı, göğüs ağrıları başlar. Daha sık nezle, grip ve soğuk algınlığı geçirmeye başlarsınız. Her on üç saniyede bir kişi, sigaraya bağlı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Her yıl dünyada 2.500.000 milyon kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseridir, ikinci önemli sebep kalp hastalıkları ve diğer kanser türleridir.
BAŞ VE YÜZE ETKİLERİ:
Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür
AKCİĞER VE BRONŞLARA ETKİLERİ:
Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol a& | |