BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


KARAVANA

Tanıtım

Güncel Konulara Çapraz Bakış, şiir, fotoğraf, öykü, n'aaakış,


Baglantılarım

* Ana Sayfa
* Profil
* Arşiv
* Arkadaşlarım


Friendster

Saat ve Tarih: 12:41 , 22/1/2009 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

Mumcu'dan Erdoğan'a veryansın

Çok büyük umutlarla başlayan bir Meclis döneminin endişelerle ve korkularla noktalandığını belirten Mumcu, Meclis'te Anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip bulunan AKP hükümetinin 5 yıl boyunca, bu avantajını değerlendiremediğini ve şimdi iktidar değilmiş gibi davrandığını söyledi. Hükümetin işbaşına geldiğinde 3 yıl istediğini, yoksulluk ve yolsuzluğun ortadan kalkacağı iddiasında bulunduğunu hatırlatan Mumcu, “İşsizlik artarsa yoksulluk ortadan kalkar mı? Hayır. Peki bu hükümet yolsuzluğu ortadan kaldırmak için bir şey yapmış mı? Hayır. Cumhuriyet tarihinin yolsuzluğa en fazla bulaşan hükümeti budur. Savcıların baskıdan kurtulacağı, yargının delil toplayacağı günler gelecek ve bunlardan hesap sorulacak. Sürekli alavere-dalavere. Özelleştirmelerde, İmar'da, belediyelerde haddi hesabı olmayan yolsuzluklar... Bütün bunların hesabı sorulacak. Hesap günü yaklaşmış olmalı ki hükümet ve hükümetin başı müthiş bir telaş içinde sağa sola saldırıyor” dedi. 
'Adayım kardeşim Abdullah Gül' demek demokrasi, Cumhurbaşkanını halka seçtirmek demokrasi değil, öyle mi... Ağzına demokrasi lafı alırken azıcık saygılı olur insan. Gelin bu Anayasayı değiştirelim diyen biz değil miyiz? İki sene önce 'Cumhurbaşkanını halk seçsin ne gerekirse yaparız' diyen benim. Kimse ciddiye olmadı. Şimdi bize geldiler” dedi. Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde kendisine yaptığı ziyarete de değinen Mumcu, şunları söyledi:
“Meclis'e gelecek misiniz dediler, adayınız belli mi diye sorduk. Ama kız istemeye geliyorlar, soruyoruz hangi oğlunuza alacaksınız diye. Belli değil hangi oğullarına alacakları. Gelin halk seçsin dedik. Başbakan, bu mümkün değil dedi. Türk demokrasisi üzerinde Anayasa mahkemesi içtihadı bulundurmayın dedik bizi dinlemediler. Sonunda Gül'le birlikte birkaç isme daha aday olma şansı tanıyın. Muhalefete sizin emrettiğinizi yapmaya mecbur bir robot gibi davranmayın. Şimdi bu millete bunu demokrasi diye satarken hangi vicdanla yapıyorlar. Memlekette bu adayın belirlenmesinde demokrasinin işlediğine inanan bir Allahın kulu var mı?”

Friendster

Saat ve Tarih: 12:43 , 1/6/2007 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

 

O - K - U  ! 

 

K A R A V A N A ' YI OKUMALISIN,

GÜLMEK - DÜŞÜNMEK  İÇİN...

MySpace

HANİ  YA,

BİLEN BİLMEYENE ANLATSIN Bİ YOL

Bu siteleri de bi dolaşın derim...Reklam ver

 

NE GÜZEL Bİ "KÖŞELİ JETON" BU...GEÇ DE OLSA,DÜŞÜYOOO

Şener: "Bana göre yeter sayısı 367 değildir"  
ANKARA (İHA) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, Başbakanlık Merkez Bina'dan ayrılırken gazetecilerin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile ilgili sorusunu cevapladı. Şener, 'Bu karar sizin için sürpriz oldu mu?' sorusuna, "İhtimaller sürpriz olmaz. Bana göre toplantı yeter sayısı 367 değildir. Benim yorumum böyledir" karşılığını verdi.

ama,bazılarında JETON durmuyooo

PAROLA YOLSUZLUK-ŞİFRE UNAKITAN
BU GÜN SİZLERE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE DERNEĞİ BAŞKANININ BİR DUYRUSUNU SUNUYORUM!!!


Bugün için yolsuzlukla mücadele konusu, tek başına hiçbir kuruma veya kuruluşa bırakılamayacak kadar önemli bir husustur. Başarıya ulaşmak için demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan, Yasama, Yürütme, Yargı erklerinin yanı sıra medya ve sivil toplum kuruluşlarının hep birlikte , Milli bir mutabakat çerçevesinde mücadele etmesi gerekmektedir.


Bu nedenle aşağıdaki yolsuzlukla mücadele acil eylem planımıza siyasetçilerimizin, basınımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın sahip çıkmasını bekliyoruz. YOLSUZLUKLA MÜCADELE DE ACİL EYLEM PLANI Abdullah Çavuş Yolsuzlukla Mücadele derneği Başkanı www.yolsuzluklamucadele.org acavus@yolsuzluklamucadele.org Yolsuzluk, son yıllarda Dünyanın gündemini işgal eden en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.



Click for İzmir, Turkey Forecast

 

 

 

 

Alternatif Haber Kaynağı

gözlerden uzak tutulan, susturulan, çarpıtılan  "GERÇEKLER"in Dili

Antiemperyalizm.org antiimperialism.org

 

Biliyor muydunuz?!   www.kuvvaimilliye.net 

Kara, demir ve hatta Deniz yolu...*Türkiye'de demiryolu yerine Karayolu tasimacılığının tercih edilmesinin, ABD'nin yaptığı Marshall yardımının bir şartı (kriteri) olduğunu,

29 Nisan 2007 Pazar 19:44

*Türkiye'de %95 olan kara yolu taşımacılığının payının; ABD'de %43 olduğunu,
(St, tse.mart 2002)

*Türkiye'nin ulaşım ana planı olmadığını,

*2050 yılında, Japon uzmanların yaptığı çalışmaya göre, Ankara İstanbul
arasında yılda 60 milyon yolcu taşınacağını,

*Mevcut durumdaki, Ankara-İstanbul demiryolu hattının Abdülhamit zamanında
725 km. olarak yapılmış olduğunu,

*Abdülhamit zamanında yapılan demiryolunun,yolu yapan yabancı şirketler
tarafından, demiryolunun geçtiği yerlerdeki maden imtiyazı hakkından
yararlanmak için bilinçli olarak uzatıldığını, Atatürk'ün 1936 yılında bu
yolun düzeltilmesini istediğini,

*İstanbul,Ankara arasında elektrikli tren projesinin 1959 yılında
hazırlandığını,

*1976 yılında Demirel tarafından 411 km olarak ihalesi yapılan
Ankara-İstanbul hızlı Tren hattının % 40'ının tamamlandığını, ancak bunun
bitirilmesinin engellendiğini, Mesut Yılmaz'ın bu hattı tamamlamayacağız
diye bir açıklaması olduğunu ve iktidar olduğu yıllarda da bu hattın
tamamlanması için çalışma yaptırmadığını,

*8 Haziran 2003 tarihinde AKP'nin Ankara-İstanbul hızlı tren hattını
tamamlamak yerine, Abdülhamit zamanından kalan 725 km. lik hattı modernize
edecek şekilde Alarko ile ortak İspanyol şirketiyle bir anlaşma
imzaladığını,

*Bu hattın Akara-Eskişehir arası için 600 milyon dolarlık bir harcama
yapılacağını ve bu projenin hızlı tren ile bir ilgisi olmadığını aksine
hızlı treni engellemek için bir aldatmaca olduğunu,

*Ankara-İstanbul arasında, Prof. Dr İlyas Yılmazer'in bir elektrikli demir
yolu projesi hazırlamış olduğunu. Bu projeye göre 395 km. olacak olan demir
yolunun, boru tipi türbin ile Mudurnu çayından elde edilecek elektrikle
bedava enerji ile çalışacağını ve bu bedava enerji ile günde 96 sefer
yapılabileceğini,

*Atatürk zamanında 4075 km. demiryolu yapıldığını, bundan sonraki 65 yılda
ise sadece 1510 km. demiryolu yapılabildiğini,

*1950 yılında %50 oranında olan demiryolu taşımacılığının, 2003 yılında %5 e
düştüğünü,

*Tokyo'da yüksek hızlı trenlerin (200 km/s), 1964 yılında çalışmaya
başladığını ve bu güne kadar bu trenlerin hiç kaza yapmadığını,

*İzmir-Denizli arasının (300 km) 27 yıl önce otobüs ile 5, Trenle 6 saat,
günümüzde ise bu mesafenin otobüsle 3,5 saat trenle yine 6 saat (ort. hız 50
km /saat) olduğunu,

*ABD, Fransa ve Japonya'da 450 km/s hız yapan trenlerin hava yolu
taşımacılığı ile rekabet ettiklerini, (St, TSE.mart 2002),

*600 km/s hız yapan elektrikli trenlerin artık kullanılmaya başlandığını,
800 km/s hız yapan elektrikli trenlerin ise deneme aşamasında olduğunu,

*Türkiye'de yılda 10-12 bin kişinin trafik kazalarında öldüğünü, (St,
tse.mart 2002),

*Türkiye'de % 7 si trenle yapılan taşımacılığın, elektrikli trenle yapılan
taşıma olarak %30 çıkarılması durumunda, yıllık 36 milyar dolar tasarruf
edileceğini, (Prof. Dr. Atıf Ural),

*AKP'nin acil eylem planında söz konusu olan 15 bin km. yolun,
yapılabilirlik (fizibilite) çalışmasının, jeolojik ve jeofizik etütlerinin,
şehir içi geçiş planlarının, bilimsel değerlendirmesinin olmadığını, (Prof.
Dr. Atıf Ural),

*Tarsus-Adana-Gaziantep arasında yapılan yolun, keşif bedelinin, 360 milyon
dolar, keşif uzunluğunun 243 km, öngörülen bitiş tarihinin 1991 yılı
olduğunu, ancak bu yolun 258 km olarak, 2001 yılında 4,2 milyar dolara
bitirildiğini (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Otoyolların geçtiği alanların, on kilometre sağ ve on kilometrede solunun,
kirlilik nedeniyle tarım alanı olmaktan çıktığını,

*Türkiye'nin en verimli ovalarından biri olan İzmir Menemen Ovasının
ortasından, otoyol geçirmek için proje hazırlandığını, otoyolun ovanın 4 bin
dönüm arazisini yok edeceğini,

*Otoyolların verimli ovalar içinden geçirilmesinin Türk tarımını yok etme
planının bir parçası olduğunu,

*Ovanın içinden geçen karayolları kenarlarındaki bağlardan ihraç edilen
üzümlerin, zararlı madde bulunduruyor olmaları nedeniyle iade edildiğini,

*Taşımacılığını %95 oranında karayolu taşımacılığı ile yapan Türkiye'nin,
kaza sayısında 195 ülke arasında 12. Olduğunu,

*Trafik kazalarının 4 yıllık zararının, 25 trilyon olduğunu (2002),

*Yüksek hızlı demiryolunun km. maliyetinin 1.4 milyon dolar ömrünün 30 yıl,
bölünmüş yolun km. maliyetinin 1.5 milyon dolar, ömrünün 15 yıl olduğunu
(Prof. Dr. İlyaz Yılmazer),

*Ankara-İstanbul arasındaki yolda yapılan bolu tüneline (25 km) harcanan
para ile, Ankara-İstanbul arasını 1,5 saate indirecek demiryolu
yapılabileceğini, bu demiryolunun tüm enerji ihtiyacının, Mudurnu çayından
karşılanabileceğini (Prof. Dr. İlyaz Yılmazer),

*Bolu tünelinin Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olduğunu, trilyonarca para
harcanan bu tünelin soğuk hava deposu olarak kullanılacağını,

*Türkiye'de Avrupa'daki toplam sayıdan daha fazla, otobüs ve kamyon
olduğunu,

*Avrupa ülkelerinde, elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu
ülkede, bu oranın % 60, yolcu taşımacılığında ise en düşük oranın % 80
olduğunu,

*Japonların yaptığı araştırmaya göre, karayolu taşımacılığının, deniz yoluna

göre %166 daha pahalı olduğunu (St, tse.mart 2002),

*1 km. karayoluna yapılacak harcama ile 5 km. demiryolu yapılacağını,

*Karayolunda 5 ila 10 birim harcanarak taşınan yükün, demir yolunda 1 birim
harcanarak taşındığını,

*Ülkemizde, deniz yolunun yük taşımacılığındaki payının % 0.3 olduğunu
(2002),

*Demiryolu ulaşımının, komünist ülkelerin tercihi olduğunu öne süren
Özal'ın, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı yaptığını,

*Gaziantep-Adana arasında 4,5 milyara yapılmış olan çift yolun, günde 25 bin
araç trafiği için ekonomik olduğunu, ancak bu yolda günde sadece 2.500 araç
trafiği olduğunu,

*İstanbul-Ankara arasını 3 saat, Ankara-Mersin arasını da 3 saatte alacak
olan bir demiryolu yapılsa bunun maliyetinin 4 milyar dolar olacağını,

*300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar
dolar pay alırken, bizim ise 2,5 milyar dolar dahi pay alamadığımızı,

*Batum'dan Hopa'ya bir TIR'ın 3 bin dolar, bir vagonun 2500 dolar taşıma
ücreti aldığını, bir vagonun 3 TIR'ın taşıdığı yükü taşıdığını (2003),

*Ulaşım, enerji, eğitim gibi temel politikaları yanlış olan bir ülkenin
kalkınamayacağını

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

MySpace
 

 

Saat ve Tarih: 01:59 , 7/12/2006 Bulundugu yer:

 

 

 

 


Friendster

Saat ve Tarih: 08:32 , 1/5/2007 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

ULUS'A BOMBA ! Başkent'imize saldırı !

Orhan ERDİL -- Kelle alan ve kelle veren
Türkiye geçtiğimiz hafta içinde bölücü teröre verdiği kayıplarla sarsıldı. Geçmişinde Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği militanlığı bulunan, sonra da PKK’ya “intibak ettiği” ortaya çıkan Güven Akkuş isimli bir canlı bombanın Ankara Ulus’ta Anafartalar Caddesi’nde gerçekleştirdiği katliamdan bir gün sonra Güneydoğu’dan acı haber geldi. Altı vatan evladı kahpece kurulan bir pusu sonucu şehit düştü. “Sayın Öcalan”ın örgütü, Türkiye’yi yasa boğacak “kelleler” almayı sürdürüyor.. Peki bunca tedbir ve dünyanın en güçlü ordusuna sahipken neden hala şehit veriyoruz? Bu sorunun cevabı, sorunun cevabına ilişkin alınacak tavırda bulunmaktadır. Eğer dünyanın en azılı katili birilerinin zihniyet dünyasında “sayın” ise 10 milyon askerle mücadele etseniz de kayıplar vermeye devam edersiniz. Bu durumda “sayın”ın kolları sadece Kandil veya Cudi dağlarında değil, Ankara’nın en önemli organlarında da “bir şeyler” yapması gibi zorunlu bir sonuç ortaya çıkar. Milletin asırlardır bilinçaltında “Peygamber Ocağı” dediği TSK, birilerinin bilinçaltında “ilk fırsatta tasfiye edilmesi gereken en büyük düşman” olarak görülüyorsa Ankara’nın göbeğinde bombaların patlaması için “sayın”a gerek yok demektir! Büyük şair Yahya Kemal’in; “Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,
SEÇİM YAKLAŞIRKEN...
BELLEKLERİNİZİ Bİ YOKLAYIN...!
10.05.2007

Seçim anketleri başladı

Değerli okuyucularım, ilk anketi Tandoğan ve Çağlayan'daki mitinglere katılanlara uygulamışlar. Soru şu: "Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?" Cevaplar ilginç. Büyük çoğunluk "CHP'ye" veya "DSP'ye" demiş. Bazı "çok akıllı" köşe yazarlarımız ve medya yorumcularımız da şu sonucu çıkarıyorlar:

ÇOK SIĞ YORUM
"Bu kalabalıkları bu kadar büyütmeye gerek yok. Bunlar zaten CHP'ye ve DSP'ye oy veren seçmenler."
Ne sığ bir yorum. Anketçi bir de, "Geçen seçimlerde kime oy vermiştiniz?" diye sorsa, önemli bir bölümü belki de "AKP'ye", ya da, "Oy kullanmadım" yanıtını verecekti. Yani, geçen sefer sandığa gitmemiş ya da AKP'ye oy vermiş seçmenin şimdi fikir değiştirmiş olabileceği akıllarına gelmiyor.
Halbuki fikir değiştirmek için çok neden var. Öncelikle, düşünülmeden söylenmiş sözler, kırılmış potlarla başedilemedi.
AKP liderleri, çok sert ve aceleci çıkışlar yaptı:
"Şeyini şey ettiğeimin şeyi", "İnadına aday oldum", "Cumhurbaşkanı dindar olacak."
Söylenmiş bu türten sözlerin tahribatı engellenemedi.
Diğer taraftan ülkenin yönetiminde ciddi acemilikler yapıldı.
- Hükümetin ümidi olan "AB Üyeliği"nin gerçekleşmeyeceği açıkca ortaya çıktı.
- Kendilerinden bir önceki hükümetin sağladığı "tam adaylık"tan her geçen gün uzaklaşıldı.
- Amerike ile ilişkiler kopma noktasına geldi. ABD, Kuzey Irak'taki iki aşiret reisini, Türkiye'ye tercih eder hale geldi.
- Güneydoğu'da halk PKK'nın organı olduğu açıkça ortaya çıkmış bulunan bir partinin propagandasına terk edildi.
- Kendilerinden önce durmuş olan PKK terörü yeniden hortladı ve her gün can almaya başladı.

MİSYONERLİK
- Kıbrıs fiilen kaybedildi. Papadopoulos hem Annan planını reddetti, hem AB'ye girdi. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ile de alay ediyor!
- Dünyada Ermeni Soykırımı yasaları bu hükümet döneminde ivme kazandı.
- AB'ye uyum sağlayacağız diye değiştirilen yasalar arasında Misyonerliği serbest bırakan, din propagandasını engellemeyi de suç sayan maddelerin de yasalaşmış olduğu anlaşıldı. Binlerce yıldır toleransla yürüyen dinler arası ilişkiler nefrete ve kana dönüşmekte.
- Kentlerde mala ve cana karşı suçlar artttı.
- Ekonomi, bütün propagandaya karşın işsizlere iş yaratamıyor, kitlelerin durumu iyiye değil kötüye gidiyor.
Ancak, halkımız meydanlarda demokrasiyi yeniden şekillendiriyor. Kadınlarımız ve gençlerimiz, seçimlerde çok farklı ve dengeli bir meclis yapısı oluşturacaklar. Ümit doluyum.


Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, karara ilişkin yaptığı açıklamada, 11. Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin gereken toplantı yeter sayısını hatırlatarak, 27 Nisan 2007 tarihli yapılan ilk tur oylamasının bir iç tüzük değişikliği niteliğinde görüldüğünü ve Anayasa'ya aykırı olduğu yönünde kendisinin ve üye Sacit Adalı'nın karşı oyuyla 9'a 2 kabul edildiğini açıkladı.
Anayasa Mahkemesi kararına hukukçu yorumları  
Özden, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Anayasa'nın yorumlanmasında duraksamalar, başka türlü düşünceler olsa bile, karara katılsak da katılmasak da uymak zorunluluğu vardır. Bu karar herkese ışık tutmuştur" diye konuştu. Yekta Güngör Özden, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla adaylık sonrası sürecin yeniden başlayacağını bildirdi.
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk da Anayasa Mahkemesi'nin toplantı yeter sayısını yeterli bulmadığını, sürecin yeniden başlayacağını ifade etti
Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk ise Anayasa Mahkemesi'nin kararının hukuki bakımdan doğru olmadığını savundu. Anayasa'da TBMM toplantı yeter sayısının tarif edildiğini ifade eden Türk, "Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin sürüklendiği çıkmazdan çıkış için CHP'nin istemi doğrultusunda karar vermiştir" diye konuştu.
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süheyl Batum da Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu Anayasa aykırı bularak yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin kararıyla demokrasinin algılanması açısından tarihsel bir rol oynadığını söyledi.
AKP ADAY ADAYLIKLAR
(Konya Manşet 'ten alınmıştır)

Çok sayıda başvurunun yapıldığı AKP'de bazı milletvekilleri aday olmayacağını resmen açıklarken bazılarının da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından listeye alınmayacağı kaydediliyor. Başbakan tarafından listeye alınmayacaklar arasında Konya Milletvekili Halil Ürün'ün de ismi geçiyor

Konya Milletvekili Halil Ürün, Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan, İstanbul Milletvekili İbrahim Özal ve Trabzon Milletvekili Aydın Dumanoğlu'nun Erdoğan tarafından aday gösterilmeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Ürün, 30 yıllık eşi Esma Ürün'ü dövdüğü, Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan eşinden boşandıktan 21 gün sonra bir başka AKP milletvekilinin sekreteri ile evlendiği, İstanbul Milletvekili İbrahim Özal asistanıyla imam nikahı kıydırdığı, Trabzon Milletvekili Aydın Dumanoğlu da, yine evli olmasına karşın bir başka kadınla imam nikahı kıydırdığı iddialarıyla gündeme gelmişti.


Kafanız karışmasın, On kafadan onbeş ses çıksa da KARAR BİR TANEDİR.
BİR TANE DE "O POLİS" VARDIR !!!!!
Hani, 1 Mayıs 2007 günü, ailesiyle restoranda yemek yiyen babası yaşındaki beyefendiye "TOKAT ŞAPLATAN O POLİS" vardır...
SEVGİ AŞISI BULUNAMADI MI HALA,..!
ŞU GADDARLIK GENİNİ YOK EDEMEDİLER Mİ,..!
 Millet o polisin peşinde
Hürriyet gazetesinden alıntı,..
VALİ İSTİFA,..! EMNİYET MÜDÜRÜ İSTİFA,..!  BAKAN İSTİFA,..!
SEYİRCİ OLAN HERKES GÖREVİNDEN İSTİFA ETSİN,..
İSTİFA ETTİREMEYECEK GAZETECİ VE YAZARLAR DA
SİZLERİ DE İSTİFAYA DAVET EDİYORUM,..!
                                     
 
ELİNİ VİCDANINA KOYARAK GÖREV YAPACAK  NİCELERİ BULUNUR BU BÜYÜK MİLLETİN İÇİNDE,..!                              

Haddinden fazla sinirliyim,..
Biraz sakinleşmem gerekiyor,..
Erdoğan'dan demokrasiye kurşun sıkılması mesellerini size bırakıyorum,..
Size güveniyorum,.. Gerekeni yazar çizersiniz,..
Benden de kısaca şöyle deyin,..
Meclis'teki altı boş çoğunluğunun hakkını savunacağına,..
Milletin çoğunluğunun haklarının da olabileceğini düşünsün biraz,..
Seçim kanunlarındaki haksızlıkların neticesi yüzünden,..
oluşan bir meclisten,..tersi bile olmuş olsa,..
Bir dahaki seçime kadar bir beş sene hesap sorulmayacak diye bir kural, kaide tanımıyorum ben,..
Var diyorsa gönderin, bana gelsin,..
Dokunulmazlığını kaldırttıktan sonra,..!

Haydi iyi geceler,..iyi dinlenin,..
Daha çok işimiz, yazacak çok şeyimiz olacak,.. MA

Gazetenin yazarı MA haksız olamaz.

Bu yazıya  ben ŞAPKA çıkartırım, 

siz O POLİSE ne çıkartırsınız ?

 

MySpace


Friendster

Saat ve Tarih: 08:03 , 1/5/2007 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

Şevket Kazan anlatıyor: "Abdullah Gül Amerikan elçiliği’nden hiç çıkmazdı"

İsrail ile özel ilişki
Abdullah Gül, İsrail ile ilişkileri çok sıkı tutan bir politikacı olarak dikkat çekti. Kasap Şaron olarak bilinen ve sonradan İsrail Başbakanlığı da yapan Ariel Şaron ile de görüşen Abdullah Gül, ABD derin devletine hizmetleriyle tanınan Ahmet Ertegün’ün Özbekler tekkesindeki cenaze töreninde ön saftaydı
.
Yukarıdaki başlık ve açıklama bir web siteden alınmıştır.

ABD derin devleti ile...
DSP’nin çökertilmesi sırasında Abdullah Gül ABD’de idi. İki kişiyle görüştü: CFR’nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman!
Tayyip Erdoğan da daha RP Beyoğlu İlçe Başkanı iken, Morton Abramowitz ile görüşmüş ve CIA’nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa geçmişti. Amerika’nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile de görüşüyordu!

Bu paragraf da aynı siteden aktarıldı.

YORUMU SİZ YAPIN !

GELELİM HÜRRİYET GAZETESİNE;

Tufan Türenç neler yazmış, neler !!!

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde gösterdiği uzlaşmayı reddeden demokrasi dışı tutum AKP’nin büyük bir fiyasko yaşamasına neden oldu.

Şimdi bugüne kadar yapılan yanlışlara her gün yenileri ekleniyor.

Arka arkaya gelen başarısızlıklar AKP’nin kimyasının bozulduğunu gösteriyor.

Partinin ikinci adamı Gül’ün düşürüldüğü duruma bakın.

Bu olay Gül için siyasi yaşamında onarılamaz bir dramdır.

Şimdi seçime gidiyoruz. Halkımız iki eli kanda olsa sandığa gitmeli ve oyunu kullanmalıdır.

Yazıyı önemli bir soruyla bitirmek istiyorum.

Avrupa Birliği liderleri, Amerika, Barzani, Talabani, Schröder, bazı işadamları neden seçimlerde AKP’yi destekliyor?

Geçtiğimiz aylarda hemen her gün Türkiye’ye kafa tutan Barzani ve Talabani neden şimdi seslerini çıkarmıyorlar?

Yurdunu seven herkes bu soruların yanıtını aramalı ve sandığa öyle gitmelidir.



PEKİİİ, SİZİN KALEMİNİZ BUNCA AYLAR NİYE YAZMADI BU KONULARI DA, halk SOMUT TEPKİ VERİNCE  "cesaret "   ALDINIZ?

KİRLİ ELLERİ TANIYALIM !!!

Hüsamettin Özkan (1950 - .... )

1950 Develi doğumlu. Evli ve iki çocuk babası olan Özkan, Galatasaray İktisat ve İşletmecilik Yüksekokulu'nu bitirdi. Devlet Bakanı ve Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Özkan, Ecevit'e olan yakınlığı ile tanındı. Genel başkanını bir an olsun yalnız bırakmaması nedeniyle karikatürlere ve fıkralara konu oldu.

 

Ecevit'in basına ve kameralara yansıyan her karesinde Özkan da yer aldı. Ecevit'in sağ kolu ve sırdaşı oldu.

HALK BANKASI İLE GÜNDEME GELDİ

 

Özkan’ın isminin politika arenasında ilk kez yoğun biçimde gündeme gelmesine vesile olan olay, Halkbankası’nın 1998 yılında açtığı usulsüz kredilere ilişkin soruşturma oldu. Müfettişler, Halkbankası eski Genel Müdürü Yenal Ansen’in Has ailesi başta olmak üzere birçok aile şirketine kredi açtığını ortaya çıkardılar. Hüsamettin Özkan ise uzun süre bu kredi ilişkilerini yalanladı, kredilerde sorumluluğun kendisine dayanması üzerine de Genel Müdür Ansen’in soruşturma kapsamına alınmasına onay verdi. Ancak Özkan kısa bir süre sonra soruşturmayı yürüten Bankalar Yeminli Murakıpları’nı “kasıtlı davranmakla” suçlayıp haklarında işlem yapılmasına ilişkin bir yazıyı Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’a göndermesi ortalığı karıştırdı. Özkan’ın bu müdahalesi Ansen’i üç davadan kurtardı. Böylece Özkan’ın “diplomatik girişimleri” Halkbankası yolsuzluğunun üzerini örtmüş oldu.

MEHMET AĞAR .!

Şükrü Balcı, genç Şube Müdür Muavini Mehmet Ağar’daki üstün meziyetleri farketmişti. Veliahdını yetiştirmek için önce onu Nisan 1981’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Personel Şube Müdürlüğü, Ağar’ın 1.5 yılda Şube Müdür Muavinliğinden Şube Müdürlüğüne hızla yükselmesi için bir basamaktı. Nitekim burada 1 ay kaldıktan sonra, İstanbul Asayiş Şube Müdürü, yani eski ismi ile 2.nci Şube Müdürü oldu. Terörle Mücadele Şubesi’nin, akçeli işlere pek açık bir şube olmamasına karşılık Asayiş Şubesi fırsatçı polisler için iyi bir kaynaktı

Mehmet Ağar'ın İkinci Şube Müdürlüğü’ndeki ilk günlerine şahit olan ve "Bir ara Mehmet ağabey bizim yanımıza geldi, Ateşli girdi bunun koluna öbür tarafa gittiler. öbür tarafta bir kıyamet ‘Hırsızlar, hırsızlar...ben hırsızlarla çalışmam’. O zaman da Şube Müdür Muavini Ahmet Şahinalp’di. Biz de bu feryat nedir diye oraya doğru geldik. Bir de baktık Mehmet Ağabey’in bir koluna Ahmet Ateşli, bir koluna Ahmet Şahinalp girmiş. Ahmet Şahinalp ağzını kapatmaya çalışıyor, halen Mehmet ağabey, 'ben sizlerle çalışamam' diye bağırıyor. Tabii bizim yetkimizin dışında olduğundan aradan yarım saat geçti, geçmedi biz ayrıldık. Suçludan bazı bilgiler aldık, dışarıya baskıya gitmemiz gerekiyordu. Bende gitmemiz için Ateşli’nin odasına girdim, bir girdim ki bir şişe viski açılmış, Ahmet Ateşli, Ahmet Şahinalp, Mehmet Ağar viski içiyorlardı. Ne olduysa ondan sonra oldu. Aslında Mehmet Ağar çok dürüst, çok iyi adamdı. İşte ilk aşıyı vuran o akşam oldu. İlk iğne o akşam yapıldı" diyen Mümün Mandil'in anlatımını ayrıca okuyabilirsiniz. Aşıyı yiyen Ağar, çok kısa sürede sisteme alıştı. O günden sonra bir daha da “Ben hırsızlarla çalışmam” lafını ağzına almadı.AAsaAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştıyAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet soAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştıet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştınra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet karşılığı görAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın aAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet karşılığı görmemezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile İçişleri Bakanlığına iletti. Bunun üzerine İçişleri Müfettişleri soruşturma başlattılar.
dı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet karşılığı görmemezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile İçişleri Bakanlığına iletti. Bunun üzerine İçişleri Müfettişleri soruşturma başlattılar.
memezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile İçişleri Bakanlığına iletti. Bunun üzerine İçişleri Müfettişleri soruşturma başlattılar.
ŞubAsayiş Şube Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet karşılığı görmemezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile İçişleri Başlattılar.
e Müdürü Mehmet Ağar'ın adı bir müddet sonra ünlü bir filmcinin de isminin geçtiği bir rüşvet olayına karıştı. Ağar’ın yakalanması (infazı) gereken suçluyu rüşvet karşılığı görmemezlikten geldiği iddia ediliyordu. Konu İstanbul MİT Başkanı Nuri Gündeş’in imzalı resmi yazısı ile Ankara'daki MİT karargahına bildirildi, MİT de rutin bir işlem olarak bu hususu yazı ile İçişleri Bakanlığına iletti. Bunun üzerine İçişleri Müfettişleri soruşturma başlattılar.
nadolu Türk İnterneti


Friendster

Saat ve Tarih: 07:57 , 1/5/2007 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

GüNcEl vE De aKtÜeL

 AKP'de silah şoku

Mehmet Ali UYSAL DHA

      ANTALYA'nın Gazipaşa İlçesi'nde, AKP İlçe Başkan Yardımcısı 35 yaşındaki V.A. ve eşinin de aralarında bulunduğu 4 kişi silah kaçakçılığı iddiasıyla gözaltına alındı.
      Gazipaşa Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekiplerin istihbarat çalışması sonucu, bir kargo şirketi aracılığıyla ilçeye gönderilen kolide, 2 ruhsatsız tabanca, bu silahlara ait şarjörler ve 750 mermi ele geçirildi. Soruşturmayı derinleştiren jandarma ekipleri, kargo kolisinin alıcısı olduğu öne sürülen 21 yaşındaki A.Y.'yi gözaltına aldı. A.Y.'nin, tabanca ve mermilerin AKP İlçe Başkan Yardımcısı V.A.'ya ait olduğunu iddia etmesi üzerine operasyonun yönü değişti. Ekipler, V.A.'nın evinde arama yaptı. Alınan izin ardından yapılan aramada ruhsatsız olduğu iddia edilen 3 tabanca ve 1 av tüfeği ele geçirildi.

ABD'den İŞ'aret Bekle'mek

 

İsrail, İran'a SALDIRMAK İÇİN  için Amerika'dan işaret (emir) bekliyormuş.

Sam efendi,Kendileri Irak'a saldırırken bizden işaret alamadılar da n'oldu sanki ?

Bibaşlarına saldırdılar herbi tarafa...

Afgana saldırıp, haşhaş yetiştirmeye başladılar...

Ne Hikmetse, çok ÇETİN haşhaş tarlaları oluşturdular Afgan dağlarında, ovalarında...

Kuzey Irak'ta da petrole saldırıp, bilmem kaç yıl üretimin yüzde seksenine el-ayak koydular,

Başımıza çorap örüp, çuval geçirdiler..

Şimdi İsrail de İŞ arıyor İran topraklarında, İŞ'aret bekliyor Ameri'KANsız yapamıyor işini, belki de çişini.

 

MOR-KAPI YASASI

Yazılış şekline kafa takmayın,

İngilizce şiveyle okuyorlar ya hani,

Mor-Gıç dediklerine de bakmayın,

Mor-geyt(kapı)  da olabilir dedikleri.

PEMBE HAYALLERLE gider krediyi alırsın, "dört duvar bi evim olsun" diyerek,

Yıllar geçer, ömür biter, kredi bocun bitmez,

MORg KAPIdan çıkarsın bu dünyanın sınırında,

öteki dünyaya mor-geç, pembe-dur dolanır durursun :))))

 

KEMİK YAŞI / TESTİ

Onlarca kap-kaç suçu bulunan B.K. 1995 doğumlu yazan nüfus cüzdanı sayesinde tutuklanmaktan hep kurtulmaktaydı..

Ama, nezaman ki C.Savcısı "kemik testi" için hastaneye sevk ettirdi ve 1991 doğumlu olduğu anlaşıldı, işte o zaman HAK-HUKUK işlemeye başladı...

Yeniden yakalandı...Hakkında dava açıldı !

Yani kendisine "DOKUNULDU ! "

Diyorum ki, sandıktan oy alarak (siz deyin;seçilerek) meclise yerleşmiş olanlar için de böyle bir test yapılsa iyi olmaz mı ?

"DİL KEMİĞİ TESTİ !"

Dilinde kemiği olmayanlar meclise giremesin, ağzı olan konuşmasın,

Yalan-Dolan konuşmalar da biter, bence.

 

ATELYECİ KAMYON !

E.K. yönetimindeki kamyon Eskiizmir'de freni patlayınca, kontroldan çıkmıııııışşşş...

Dik yokuştan 700 metre boyunca aşağılara koşturmuş, koşturmuş...

Şoförün anlattığına göre "Evlere girmemiş, mermer atelyesine girmiş"

Vay be şoför efendi, ne kamyonun varmış senin...İş bilir, işini bilir...

Bu işsizlikte, mermer atelyesinde iş bulmuş kendisine :))

Sen o kamyonun fren ve yürüyen aksamının bakımını yaptırmazsan, kaçar elbette elinden !

Hangi köyden aldın ehliyeti? diye sormayanda kabahat.

 

DOĞAL YAŞAM HAYVANLARI !

Sasalı'da kurulmakta olan "Doğal Yaşam Parkı" için hayvan sayısı ve çeşidini çoğaltma çalıoşmalarını sürdüren İzmir B.Belediyesi, Tel Aviv hayvanat bahçesiyle anlaşmaya varmış.

İsrail'den 2 FİL, 5 SU AYGIRI, 2 MAYMUN, 1 ZEBRA AİLESİ getirilecek-miiiiiiiiiiiiiiişşşşşş.

Karşılığında biz ne vereceğiz dersiniz ?

2 gemi tankeri körfez suyu, 5 konteyner dolusu çöp , 2vagon metro inşaat tozu-toprağı, 1 otobüs gribli kuş...

Hani alkış, alkış, alkış ??


Friendster

Saat ve Tarih: 05:33 , 25/2/2007 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

BİZ NE DEDİK ?MySpace

MySpace&l

(Gerçekçi olup, bu günlere göre konuşması gerekenlere...Bizim bildiğimizi bize satmayın, YOKSAAA ! )
'Yolsuzlukların bedelini biz ödüyoruz'  
KONYA (İHA) - Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, milli gelirin kişi başına 5 bin 500 dolar yerine 10 yada 15 bin dolar olması halinde, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'ye üyelik için ısrarcı davranacağını söyledi.
 
Türkiye'nin hali harap. Bütçesi açık veriyor ve bunu borçla karşılıyorsa Türkiye'nin hiç bir milletler arası platformda kendini kuvvetli halde görmesi mümkün olmaz.
 
Bakan Unakıtan, "Eğer benim  ülkemTürkiye'nin kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya, yani güçlü bir ekonomiye sahip olması gerekir Türkiye güçlüyse, o zaman Abdullah Gül'ün yürüyüşü değişir. Çünkü Türkiye'nin güçlü yapısından dolayı her platformda tebrik edilir, ona göre muamele görürsün"
 
ŞU MEHMET AĞAR KONUSUNA DEVAM EDELİM Mİ?
Mehmet Ağar’ın hemşehrisi Kebapçı Set Kemal’in geçen kış Kürt İdris’in yeğeni Nihat’ı vurma hadisesi ile Kemal’in ağabeysi Kenan’ın 1 kişiyi öldürme hadisesi İstanbul Polisince kapatılmıştır.
Mehmet Ağar, Nihat Camadan, Ziver Öktem ve ....gayrimeşru paraları Mehmet Ağar’ın dayısı Yılmaz Akçadağ ve ortağı Ekrem Gocay’a verilmekte, bu şahıslar da paraları büyük iş adamlarına vererek faiz almaktadırlar. Perşembe pazarında otomobil yıkayıcılığı yaparken kısa zamanda demir ticareti ve faizcilikle milyarder olan Ekrem Gocay ve ortağı Yılmaz Akçadağ’ın Kabataş Set üstünde yazıhaneleri vardır. Mehmet Ağar’a ait 18 adet ev ve arsa tapusu, dayısı Yılmaz Akçadağ’ın boşanmış olan eşi Şükran Akçadağ’ın üzerindedir. Dayısının eski eşi bu tapuların üzerinde gözükmesinden rahatsızdır
Mehmet Ağar’ın yurtdışı bazı bağlantılarını özellikle Arap Ülkelerinde dansözlük yapan dostu Yonca Yücel yürütmektedir. Yonca Yücel’in İstanbul Adresi: Teşvikiye Cad. 66/8 Celal Apt. olup, telefonu…….dır. Mehmet Ağar Ankara’ya geldiğinde Yonca Yücel ile ……telefonla görüşerek, konsomatris Nur’un evinde buluşmakta ve kalmaktadır
Mehmet Ağar'ın "Papatya Bürokratlığı" da bu devrede başlamıştı. O devletin en üst makamlarına tırmanan süratli yükselişi gerçekleştirmek için kime ve nasıl hizmet vermesi gerektiğini iyi biliyordu. Bir yandan konsey üyesi Tahsin Şahinkaya’nın terzi, elbise, ayakkabı işleriyle uğraşırken diğer yandan Başbakanı'ın eşi Semra Özal ve kızı Zeynep Özal'a da özel hizmet vermeyi aksattırmıyordu.
NOT:Daha ayrıntılı bilgilere  www.atin.org sitesinden erişilebilir.


Friendster

Saat ve Tarih: 01:00 , 7/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

BABA-YASAmyspace layout

myspace

KİM, NEYİ, KİME YAKINIYOR ?

(TBMM tutanakları okundukça okunası kayıtlardır hani...)

Şim­di, dö­nü­yor­su­nuz di­yor­su­nuz “biz yol­suz­luk­la­rın üze­ri­ne gi­di­yo­ruz” Bu sis­tem­le na­sıl gi­de­cek­si­niz ar­ka­daş­lar? Sis­tem bir ke­re bu­na imkân ver­mi­yor ki; kim­se ken­di­ni de­net­let­mek is­te­mi­yor. Yok böy­le bir şey. Hiç kim­se… Köy muh­ta­rı da­hi, o da­hi ken­di­si­ni de­net­let­mek is­te­mez; çün­kü, her­kes ken­di­si­nin en doğ­ru yap­tı­ğı ka­na­atin­de­dir. Ama, öy­le bir sis­tem ku­ra­cak­sı­nız ki, oto­ma­tik ola­rak ken­di içe­ri­sin­de o de­ne­tim sağ­lan­mış ola­cak, mil­let hay­rı­na bir şey ola­cak.

Bu­nu en­gel­le­yen bir ku­rum var. Ne var; Ana­ya­sa var. Bu Ana­ya­sa de­ği­şe­cek. Si­ya­set de­mok­ra­tik mi; ha­yır, o da de­mok­ra­tik de­ğil. Ni­ye; bu Ana­ya­sa öy­le ön­gör­müş. Bü­tün mad­de­le­ri­ne baş­tan baş­la­ya­rak, so­nu­na ka­dar, dev­le­tin te­mel de­ğer­le­ri, el­bet­te cum­hu­ri­ye­tin te­mel de­ğer­le­ri, kim­se­nin bu­na iti­ra­zı yok, hiç kim­se­nin bu Mec­lis­te iti­ra­zı ol­du­ğu­nu da dü­şün­mü­yo­rum. On­lar bir ta­ra­fa. Ana­ya­sa­nın ta­ri­fi­ni bi­ze hu­kuk fa­kül­te­sin­de böy­le öğ­ret­ti­ler; de­di­ler ki: “Dev­le­tin şek­li­ni, bi­çi­mi­ni, or­gan­la­rı­nı ve or­gan­lar ara­sın­daki iliş­ki­yi dü­zen­le­yen ka­nun.” Biz­de ne ya­pı­yor; or­ma­nı dü­zen­li­yor, biz­de ne ya­pı­yor; çev­re­yi dü­zen­li­yor. Biz­de ne ya­pı­yor; dev­let her şe­yi­ni dü­zen­li­yor. Böy­le bir Ana­ya­sa olur mu ar­ka­daş­lar?


Friendster

Saat ve Tarih: 05:35 , 6/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANMyspace

Myspace

TBMM'de

MANAVLAR   VAAARRR !!!

(SEÇMENİN BİLMEYEREKTEN SANDIKTA OY VERİP, YÜCE MECLİSE GÖNDERDİĞİ KİŞİLİKLERİN KİMİLERİ İŞİ GIRGIRA DÖKMÜŞ , PAZAR YERİNDE SEBZE- MYVE SATIYORLAR ADETA...BUYRUN, TUTANAKLAR ŞAHİTTİR ! )

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Siz Sa­lih­li­li­si­niz, ora­ya da git­tim. Be­nim adım at­ma­dı­ğım yer, top­rak kal­ma­dı De­ğer­li Mil­let­ve­ki­li.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) – Ta­til­de... Çeş­me’ye gi­der­ken…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Şim­di, pa­muk: Pa­muk ne ol­du, pa­muk ne ol­du ar­ka­daş­lar? Pa­muk­la il­gi­li, eli­ni­zi vic­da­nı­nı­za ko­yun. De­niz­li pa­muk üre­ti­mi­nin çok önem­li ol­du­ğu bir il, tar­la­lar boş, pa­muk üre­ti­min­den vaz­geç­ti De­niz­li­li­ler.

Zey­tin: Bü­yük bir ha­yal kı­rık­lı­ğı ya­şa­mak üze­re­ler zey­tin­ci­ler.

Na­ren­ci­ye: Ge­çen se­ne ben göz­le­rim­le gör­düm; Ada­na’da, Mer­sin’de, Ha­tay’da, Dört­yol’da na­ren­ci­ye dal­lar­da kal­dı de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, dal­lar­da.

HÜ­SE­YİN ÖZ­CAN (Mer­sin) – Bu se­ne de ay­nı.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Top­la­ma üc­re­ti­ni kar­şı­la­ya­ma­ya­cak­la­rı için, üre­ti­ci­ler na­ren­ci­ye­yi dal­lar­da bı­rak­tı­lar. Göz­le­rim­le gör­düm Sa­yın Bi­len.

HÜ­SE­YİN ÖZ­CAN (Mer­sin) – Bu se­ne de ay­nı ola­cak.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Ka­yı­sı… Ka­yı­sı

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) – Hah!..

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Ela­zığ’a da git­tim, Ma­lat­ya’ya da git­tim; üre­ti­ci kan ağ­lı­yor, ka­yı­sı üre­ti­ci­si.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) – Üzü­mü bi­tir­din mi?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – He­le he­le bir don, don­dan do­la­yı da çok cid­di bir sı­kın­tı içe­ri­si­ne gir­dik­le­ri için, ka­yı­sı üre­ti­ci­si de kan ağ­lı­yor.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) – Kar­puz var, kar­puz!..

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Çel­tik, çel­tik…Çel­tik fi­yat­la­rı­na ba­kın. Dört yıl ön­ce­ki çel­tik fi­ya­tı ile bu­gün­kü çel­tik fi­yat­la­rı­nı kı­yas­la­yın.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) – Kar­puz!..

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Ay­çi­çe­ği, fın­dık…

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) – Ka­vun!..

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – …fıs­tık, tü­tün Tü­tün bit­ti. Tü­tün bit­ti de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri. Gel­di­ği­niz­de 650 bin tü­tün­cü ai­le­si var­dı tü­tün­cü­lük­le uğ­ra­şan, bu­gün 200 bin­ler se­vi­ye­si­ne in­di. Tü­tün 3-3,5 mil­yon li­ra­ya zor sa­tı­lı­yor de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri.

RA­MA­ZAN KE­RİM ÖZ­KAN (Bur­dur) – Pan­car…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) – Ya şe­ker pan­ca­rı!.. Şe­ker pan­ca­rı… Ge­çen haf­ta Kon­ya’day­dım, Kon­ya-Çum­ra Şe­ker Fab­ri­ka­sı­nı zi­ya­ret et­tim, ora­da il­gi­li­ler­le gö­rüş­tüm. Şe­ker pan­ca­rı­nı 0,89 YTL’ye zor sa­tı­yor­lar. Ge­çen se­ne­ki fi­yat­lar 0,99 YTL idi.

Ne ol­du Tür­ki­ye’de de, geç­miş yıl­la­ra gö­re ürün fi­yat­la­rı her ge­çen gün düş­mek üze­re?

Mı­sır: Mı­sı­rı da özel­lik­le teş­vik et­ti­niz, mı­sır üre­ti­mi­ni teş­vik et­ti­niz. Ne ol­du, mı­sır üre­ti­ci­le­ri de son de­re­ce bü­yük bir ha­yal kı­rık­lı­ğı içe­ri­sin­de


Friendster

Saat ve Tarih: 11:16 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANMyspace

Myspace

DEDİM-DEDİLER

DAKİKALARI BOŞUNA YEDİLER

(Tutanağı okumanız için geçen süreden çok daha fazlası

sadece bu tartışma nedeniyle mecliste boşa geçti)

BAŞ­KAN – Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Kı­lıç.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, bö­lüm üze­rin­de…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Söz is­ti­yo­ruz efen­dim. İkin­ci ko­nuş­ma kul­la­nıl­ma­dı.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Sa­yın Baş­kan, ikin­ci şa­hıs ko­nuş­ma­sı kul­la­nıl­ma­dı. Söz is­ti­yo­rum.

BAŞ­KAN – Efen­dim, Hik­met Öz­de­mir’e şah­sıy­la il­gi­li…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Ko­nuş­ma­dı.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ama, ko­nuş­ma­dı.

BAŞ­KAN – Efen­dim, ku­ra çek­tik. Şah­sıy­la il­gi­li…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – An­la­dım, kul­lan­ma­yın­ca, ben is­ti­yo­rum efen­dim.

BAŞ­KAN – Efen­dim, sü­re­yi kul­lan­ma­dı.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Efen­dim, sü­re­yi kul­lan­mı­yor­sa…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ha­yır, kür­sü­ye de çık­ma­dı efen­dim. Usul tar­tış­ma­sı aça­lım o za­man efen­dim.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Şim­di, Sa­yın Baş­kan, ikin­ci şa­hıs sö­zü kul­la­nıl­maz­sa, bir baş­ka ar­ka­daş kul­la­na­bi­lir.

HİK­MET ÖZ­DE­MİR (Çan­kı­rı) – Kul­la­nı­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Geç­ti.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – O geç­ti efen­dim, “kul­lan­mı­yo­rum” de­di.

BAŞ­KAN – Efen­dim, ben an­la­ta­ma­dım. Ken­di­si­ne hem grup adı­na hem şah­sı adı­na söz ver­dim.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ama efen­dim, kul­lan­ma­dı.

BAŞ­KAN – Sü­re­yi ta­mam­la­ma­dan ko­nuş­ma­sı­nı bi­tir­di.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ha­yır efen­dim, kul­lan­ma­dı. Tu­ta­na­ğı ge­tir­tin efen­dim.

BAŞ­KAN – Efen­dim, ri­ca ede­rim. Ya­ni, bu­nun…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – “İs­ti­yor mu­su­nuz” de­di­niz, “is­te­mi­yo­rum” de­di efen­dim.

HİK­MET ÖZ­DE­MİR (Çan­kı­rı) – Sü­re­yi ta­mam­la­ma­dım.

BAŞ­KAN – Sü­re­yi ta­mam­la­ma­dı efen­dim.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ha­yır efen­dim. “İs­ti­yor mu­su­nuz” de­di­niz, kul­lan­ma­dı. Biz onun üze­ri­ne ben si­ze işa­ret et­tim ben ko­nu­şa­ca­ğım di­ye.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Grup adı­na ko­nuş­ma­yı ta­mam­la­dık­tan son­ra “şahsî hak­kı­nı­zı kul­la­na­cak mı­sı­nız” de­di­niz, “kul­lan­ma­ya­ca­ğım” de­di. 

BAŞ­KAN – Sa­yın Öz­de­mir, şah­sı­nız adı­na söz ile gru­bu bir­leş­tir­di­niz, öy­le ye­ter­li mi gör­dü­nüz?

HİK­MET ÖZ­DE­MİR (Çan­kı­rı) – Sa­yın Baş­kan…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) –  Ha­yır efen­dim, bir­leş­tir­me­di. On beş da­ki­ka ver­me­di­niz. O bir­leş­ti­re­mez Sa­yın Baş­kan. Usul tar­tış­ma­sı aça­lım o za­man efen­dim. Sa­yın Baş­kan, kul­lan­ma­dı efen­dim. Lüt­fen…

BAŞ­KAN – Ha­yır, o za­man mev­cut­la­ra ye­ni­den ku­ra çe­ke­ce­ğim. Ni­ye si­ze ve­re­yim de hak­sız­lık ol­sun? Ku­ra çe­ke­ce­ğim mev­cut ar­ka­daş­lar ara­sın­da.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Bu­yu­run efen­dim.

BAŞ­KAN – Ben ku­ra çek­tim, o ar­ka­daş­lar çık­tı. Siz­den Sa­yın Kı­lıç çık­tı, hiç kim­se iti­raz et­me­di.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Bu­yu­run çe­kin.

HİK­MET ÖZ­DE­MİR (Çan­kı­rı) – Sa­yın Baş­ka­nım,ben de kul­lan­mak…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Geç­ti, geç­ti.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Geç­ti o, olur mu ar­tık? “Kul­lan­ma­ya­ca­ğım” de­di.

BAŞ­KAN – Or­han Eras­lan yok biz­de.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Or­han Eras­lan’ı da ya­zın ko­yun ora­ya o za­man. Efen­dim, biz bu­ra­ya ko­nuş­ma­ya gel­dik.

BAŞ­KAN – Efen­dim, sa­bah­tan be­ri he­pi­miz ko­nu­şu­yo­ruz Sa­yın Eras­lan.

HİK­MET ÖZ­DE­MİR (Çan­kı­rı) – O za­man ben ko­nu­şa­yım efen­dim.

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) – O geç­ti.

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Geç­ti ar­tık.

BAŞ­KAN – Sa­yın Koç, is­ti­yor mu­su­nuz siz?

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – İs­ti­yo­rum.

BAŞ­KAN – Ha­yır, ben ku­ra­ya ata­rım. Han­gi­niz çı­kar­sa. Bir ki­şi…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Ne de­mek bir ki­şi?

BAŞ­KAN – Bu­ra­da olan­lar ara­sın­da ku­ra çek­mek is­ti­yo­rum…

Sa­yın Koç, bu­yu­run.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.


Friendster

Saat ve Tarih: 10:58 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANImages for your blog

BİZ ;

YANİ SEÇMENLER,

SİZDEN

U T A N I Y O R U Z

 

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) – Utan­mı­yor mu­sun? Ya­şı­nı ba­şı­nı al­mış adam­sın!

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Kim ahır yap­tı?

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – Av­ru­pa Bir­li­ği mü­za­ke­re sü­re­ci­ni ge­cik­tir­mek için gay­ret gös­ter­me­yi­niz, ba­şa­ra­ma­ya­cak­sı­nız. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar, CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

BAŞ­KAN – Lüt­fen mü­da­ha­le et­me­yin.

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) – Özür di­le­sin!

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) – Sa­yın Baş­kan, uya­rın lüt­fen.

BAŞ­KAN – De­ğer­li ar­ka­daş­lar, lüt­fen mü­da­ha­le et­me­yin.

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – Efen­dim, Sa­yın Baş­ka­nım, ba­kı­nız…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Ya­zık­lar ol­sun!

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – Ba­kı­nız, biz­den ön­ce­ki ko­nuş­ma­cı­la­ra ba­kı­nız, ge­nel… (CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) – Utan­mı­yor mu­sun?!

BAŞ­KAN – Lüt­fen mü­da­ha­le et­me­yin.

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li ar­ka­daş­lar; biz­den ön­ce­ki ko­nuş­ma­cı­lar…

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) – Ca­mi­yi kim ahır ya­pı­yor?

BAŞ­KAN – Sa­yın Ha­tip, siz de Ge­nel Ku­ru­la hi­tap edin.

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – …ka­nun ge­rek­çe­sin­den atıf­ta bu­lun­du­lar.

BAŞ­KAN – Lüt­fen mü­da­ha­le et­me­yin.

HAM­ZA AL­BAY­RAK (De­vam­la) – Din­le­yin lüt­fen…

OR­HAN ERAS­LAN (Niğ­de) – Utan­maz adam!

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) – Ah­lak yok­su­nu se­ni!

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) – Ayıp ya!

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) – Baş­kan, uya­rın lüt­fen…


Friendster

Saat ve Tarih: 10:50 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDAN

İç Tüzük 59-63 Derken

13-23 DAKİKA UÇMUŞ

 

ATİL­LA KART (Kon­ya) – 63, tak­dir yet­ki­si ver­mi­yor.

BAŞ­KAN – Efen­dim, 59 un­cu mad­de...

ATİL­LA KART (Kon­ya) – 63, tak­dir yet­ki­si ver­mi­yor.

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Sa­yın Baş­kan, ben, si­zin tu­tu­mu­nuz hak­kın­da söz is­te­di­ğim za­man her­han­gi bir tak­dir hak­kı­nız yok.

BAŞ­KAN – Ama, tu­tu­mum sa­de­ce gün­dem dı­şı söz ver­me­mem­le il­gi­li.

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Evet, uy­gu­la­ma­la­rı­nız­la il­gi­li.

ATİL­LA KART (Kon­ya) – Usul ve uy­gu­la­may­la il­gi­li.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – 63’te -böy­le bir ta­lep­te bu­lu­nul­du- si­zin tak­dir hak­kı­nız yok. Si­zin tu­tu­mu­nuz hak­kın­da söz is­ti­yo­ruz, İç Tü­zük’e son de­re­ce uy­gun.

BAŞ­KAN – Han­gi tu­tu­mum?

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – 63’ü okur mu­su­nuz... Onu bu­ra­da be­lir­te­ce­ğiz efen­dim…

BAŞ­KAN – Efen­dim, siz söy­le­yin, han­gi tu­tu­mum; onu da ben de­ğer­len­di­re­ce­ğim.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Ön­ce ka­bul et­ti­niz, son­ra ver­mi­yor­su­nuz. 63’te çok açık efen­dim.

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Söy­lü­yo­rum: Da­ha ön­ce söz ver­di­ği­niz hal­de, kal­dı­rır­ken yan­lış yap­tı­ğı­nı­zı an­lat­mak is­ti­yo­rum.

BAŞ­KAN – Şim­di, Sa­yın Baş­kan ni­çin gün­dem dı­şı söz­le­ri ver­me­di­ği­mi sor­du. Ben de İç Tü­zük’e gö­re ce­va­bı­nı ver­dim. Tu­tu­mum bu.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Efen­dim, 63’te tak­dir hak­kı­nız yok.

BAŞ­KAN – Ba­na bu yet­ki­yi İç Tü­zük ver­miş­tir. Bu yet­ki­yi ve tak­di­ri­mi kul­lan­dım.

ATİL­LA KART (Kon­ya) – Ha­yır, tak­dir yet­ki­si ver­mi­yor.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Ha­yır, 63’te öy­le bir tak­dir hak­kı yok.

BAŞ­KAN – Efen­dim, 63’te de, siz, ba­na, açık...

(Sam­sun Mil­let­ve­ki­li Ha­luk Koç’un, Baş­kan­lık kür­sü­sü önü­ne ge­le­rek ko­nuş­ma­sı)

BAŞ­KAN – Efen­dim, lüt­fen ye­ri­niz­den açık­la­yın...

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Si­zin ra­hat duy­ma­nız ve be­nim ba­ğır­ma­mam için...

MUS­TA­FA ÖZ­YÜ­REK (Mer­sin) – Sa­yın Baş­kan, yet­ki­ler keyfî kul­la­nıl­maz, ge­rek­çe­si ola­cak.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – 63’ü okur mu­su­nuz Sa­yın Baş­kan...

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Sa­yın Baş­kan, bu­ra­da bir keyfî du­rum var, ben onu açık­la­ya­ca­ğım. Sa­yın Baş­kan, tu­tu­mu­nuz­da bir keyfîlik var, onu açık­la­ya­ca­ğım.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) – Kür­sü­yü iş­gal et­me­yin, ye­ri­ni­ze lüt­fen…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) – Sen dün ora­da in­san­la­rı teh­dit edi­yor­dun.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) – Ben kim­se­yi teh­dit et­me­dim.

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) – Et­tin.

BAŞ­KAN – Efen­dim, ba­na tu­tu­mu­mun ne ol­du­ğu­nu açık­ça ifa­de eder mi­si­niz.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) – Efen­dim, Sa­yın As­la­noğ­lu’na söz ver­miş­ti­niz; bek­li­yor…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Efen­dim, gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­la­rı si­zin­le ben ko­nuş­tum Grup Baş­kan Ve­ki­li ola­rak. Üç ki­şi­yi…

BAŞ­KAN – Efen­dim, böy­le bir şey olur mu? Pe­şin öy­le bir şey olur mu? De­ğer­len­di­re­ce­ği­mi söy­le­dim.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Önem­li ko­nu­lar…

BAŞ­KAN – Efen­dim, de­ğer­len­di­re­ce­ği­mi söy­le­dim. Her gün ka­rar ve­ri­lir bu­na Sa­yın Baş­kan, bi­li­yor­su­nuz.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – 63’ü ni­ye oku­mu­yor­su­nuz efen­dim?

BAŞ­KAN – 63’ü de oku­dum ben.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Yük­sek ses­le oku­yun.

BAŞ­KAN – Eğer bu Ge­nel Ku­ru­lu yö­ne­ti­mim­de bir ha­ta, bir ek­sik­lik, bir ta­raf­sız­lık­tan…

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Tu­tu­mu­nuz için söz is­ti­yo­ruz Sa­yın Baş­ka­nım, yap­ma­yın. Biz si­zi her za­man ta­raf­sız gö­rü­yo­ruz, her za­man adil gö­rü­yo­ruz, mu­va­ze­ne­li dav­ran­dı­ğı­nı­zı gö­rü­yo­ruz; mut­lu­luk­la si­zin ri­ya­se­ti­niz­de ça­lı­şı­yo­ruz.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) – Sa­yın Baş­kan, Sa­yın As­la­noğ­lu’na söz ver­miş­ti­niz…

BAŞ­KAN – Ar­ka­daş­lar, bu­ra­yı ya biz yö­ne­te­ce­ğiz ya siz yö­ne­te­cek­si­niz. Ben vic­da­ni ka­na­ati­mi or­ta­ya ko­ya­ca­ğım.

63’e gö­re be­nim ta­raf­sız­lı­ğım nok­ta­sın­da iti­ra­zı­nız var…

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Evet.

FA­RUK ÇE­LİK (Bur­sa) – Sa­yın Baş­kan, böy­le bir şey ola­bi­lir mi?!

ALİ TO­PUZ (İs­tan­bul) – Olur… Olur…

FA­RUK ÇE­LİK (Bur­sa) – Ha­yır efen­dim.

BAŞ­KAN – Bir da­ki­ka efen­dim.

FA­RUK ÇE­LİK (Bur­sa) – İç Tü­zük 59 ga­yet açık efen­dim.

BAŞ­KAN – Sa­yın Çe­lik, yap­ma­yın; bu ka­ra­rı ben ve­re­ce­ğim.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) – Sa­yın Baş­kan…

BAŞ­KAN – Lüt­fen Sa­yın Baş­kan…


Friendster

Saat ve Tarih: 10:40 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANlayout for myspace

la

 

"Gelemezdim" İZİNLERİ ???

 

TBMM Devamsızlığına KILIF  BULUNDU

(Yani, ilkokul sıralarında "dedem öldü gelemedim" mazereti, "nenem hastalandı gelemedim" uydurmaları yapardı çocuklar.Oysa işin prosedüre uydurulması başkaymış.Oylamayla kabul edilmeliymiş mazeretler...)

              Aşa­ğı­da ad­la­rı ya­zı­lı sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri­nin hi­za­la­rın­da gös­te­ri­len sü­re ve ne­den­ler­le izin­li sa­yıl­ma­la­rı Baş­kan­lık Di­va­nı­nın 12 Ekim 2006 ta­rih­li top­lan­tı­sın­da uy­gun gö­rül­müş­tür.

Ge­nel Ku­ru­lun ona­yı­na su­nu­lur.

                                                                                        Nev­zat Pak­dil

                                                                                Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­ka­nı V.

“Ada­na Mil­let­ve­ki­li Ab­dul­lah Ça­lış­kan, ma­ze­re­ti ne­de­niy­le 30/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 20 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Bit­lis Mil­let­ve­ki­li Va­hit Ki­ler, ma­ze­re­ti ne­de­niy­le 01/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 1 ay”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Er­sin Arı­oğ­lu, ma­ze­re­ti ne­de­niy­le 22/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 13 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Kah­ra­man­ma­raş Mil­let­ve­ki­li Meh­met Yıl­maz­can, has­ta­lı­ğı ne­de­niy­le 29/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 20 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Ka­ra­bük Mil­let­ve­ki­li Ha­san Bi­lir, has­ta­lı­ğı ne­de­niy­le 20/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 16 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Niğ­de Mil­let­ve­ki­li Er­do­ğan Öze­gen, ma­ze­re­ti ne­de­niy­le 29/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 24 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li Meh­met Nu­ri Say­gun, has­ta­lı­ğı ne­de­niy­le 18/06/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 13 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

“Ya­lo­va Mil­let­ve­ki­li Şük­rü Ön­der, ma­ze­re­ti ne­de­niy­le 19/09/2006 ta­ri­hin­den ge­çer­li ol­mak üze­re 14 gün”

BAŞ­KAN – Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir


Friendster

Saat ve Tarih: 10:30 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDAN

K.K.ANADOL KİMDİR?

"Karar Yeter Sayısı"

 

1.örnek

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum…

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı!..

BAŞKAN – Arayacağım.

34 üncü maddeyi oylarınıza sunup, karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.

2.örnek:

Hepinizin vicdanına sunuyorum. Kamu vicdanı açısından teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… (CHP sıralarından “Yok, yok…” sesleri)

Sayın milletvekilleri, işari oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için iki dakikalık süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

3.örnek:

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayvazoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

4.örnek:                                                                               

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - …sağlamadığı için bu yasayı kurtarmaz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Saygun.

Sayın milletvekilleri, önergeyi…

 (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir)- Yoklama istiyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Yirmi kişi yok.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Var efendim.

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bir yoklama talebi vardır. Yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımın isimlerini tespit edeceğim.

5.örnek:

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baloğlu.

Sayın milletvekilleri…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı

BAŞKAN –Tamam.

6.örnek:

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) – Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri...

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Arayacağım.

7.örnek:

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Açıklama değil ki, suçlama.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

BAŞKAN – Arayacağım Sayın Anadol. Maddeyi oylarınıza sunuyorum.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı

BAŞKAN – Arayacağım Sayın Anadol. Maddeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

8.örnek:

BAŞKAN – Kabul edenler…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

KÂTİP ÜYE AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – Yok Başkan.

BAŞKAN – Nasıl yok?

KÂTİP ÜYE AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – Yok.

KÂTİP ÜYE MEHMET DANİŞ (Çanakkale) – İstemekte geç kaldı.

KÂTİP ÜYE AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – Yok, istedi Kemal Anadol.

BAŞKAN – İstedi mi?

KÂTİP ÜYE AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – İstedi.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Evet, karar yeter sayısı istedik efendim.

ORHAN ERASLAN (Niğde) – İstendi karar yeter sayısı. Başkan, bakmadınız. İstendi karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Sayın Anadol, elinizi kaldırdınız ama…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı istedim efendim. Tutanağı kontrol edebilirsiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen oturun. Oylama yapacağım tekrar.

 


Friendster

Saat ve Tarih: 09:55 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDAN

ÇELTİK GÖRMEK

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Belli, belli!

NECDET BUDAK (Devamla) – Öğlen domates, peynir ekmek yedim.

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Öyle aldattın milleti zaten!

BAŞKAN – Sayın Çakır, lütfen…

NECDET BUDAK (Devamla) – Şerbetle ekmek yedim.

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Milleti öyle aldattın zaten!

NECDET BUDAK (Devamla) – Onun için, bilmeden laf atıyorsunuz, ama, ayrıca…

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Sen çeltiği görsen, arpacık zannedersin!

NECDET BUDAK (Devamla) – Ayrıca, çeltik konusunda…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Sayın Başkan, böyle bir usul mü var?

BAŞKAN – Yok.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Çeltiği görse buğday zanneder.


Friendster

Saat ve Tarih: 09:34 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANMyspace layouts

Mysp

düelloya davet

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) – Millet size güvenmiyor.

ENGİN ALTAY (Sinop)- Ne diyorsun ne? Ne diyorsun? Gel bakalım gel, gel.

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen…

ENGİN ALTAY (Sinop)- Gel lan burada konuş.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) – Önce iktidar ol, iktidar.

ENGİN ALTAY (Sinop)- Sen bir kere şuraya çıktın mı şuraya?

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop)- Şuraya çıktın mı sen bir kere? Çık da konuşsana.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) – Önce iktidar ol, iktidar.

ENGİN ALTAY (Sinop)- Ya da gel dışarıda konuşalım.

BAŞKAN – İdare amirleri, lütfen…

 

BİR CÜMLE DAHA

 KONUŞABİLMEK

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tosun, teşekkür ediyorum.

RESUL TOSUN (Devamla) – Tamamlıyorum, tamamlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hayır, tamamladınız zaten. Tamam.

RESUL TOSUN (Devamla) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tosun, lütfen…

RESUL TOSUN (Devamla) – Bir cümle lütfen Sayın Başkanım. Bir cümle…

(Yani, hatibin verilen süre içindeki sözleri bir şey ifade etmemiş ki, bir cümle ekleme telaşında)

BAŞKAN – Ama, şu ana kadar, bak, sadece bir arkadaşa verdim.

RESUL TOSUN (Devamla) – Bir cümle…

BAŞKAN – Buyurun, bir cümleyi bekliyorum.

RESUL TOSUN (Devamla) – Bir cümle, evet…

Şimdi, 45’inci madde diyor ki: Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklarına tanınan hukuk, Yunanistan tarafından da kendi ülkesinde bulunan Müslüman azınlıklar için de tanınmıştır.

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Tamam…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tosun.

RESUL TOSUN (Devamla) – Yani, sen Türkiye’de azınlıklara ne verirsen, Yunanistan onu verecek diyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tosun. Teşekkür ediyorum.

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Doğrusu bu!

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Daha ne diyecek.

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Ne var bunda, siz anlamamışsınız.

RESUL TOSUN (Devamla) – Okuduğumuz var sadece. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Şimdi cevap alacaksın.

BAŞKAN – Evet… Arkadaşlar, kendi aranızda müzakere edersiniz. Teşekkür ederim


Friendster

Saat ve Tarih: 09:06 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANMySpace images

MySpace

VEKİLLER EKRAN BAŞINAAAAA...!

MAÇ VAR MAÇ !

CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önce, bir küçük maruzatımı Başkanıma iletmek istiyorum: Efendim, az evvel, toplantı yeter sayısını, karar yetersayısını bulmak için AKP’li arkadaşlarımız geldiler. Ama, şu anda, salonu boşaltmakla meşgul olduklarından…

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Maç var, maç…

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) – …birkaç dakika izin verirseniz, bu konuşmayı bekletelim, Genel Kurul bir suhulete kavuşsun ve biz de ondan sonra konuşmamızı yapalım. Şu anda içerisi, konuşmaya ve dinlenmeye müsait değil Sayın Başkanım.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) – Müsait… Müsait… Sen konuş.

BAŞKAN - Buyurun efendim, siz konuşun.

Değerli arkadaşlar, arkadaşlarımız otursun ve hatibi dinleyelim.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Hayır, giden gider, gitmeyen burada kalsın Sayın Başkan. Yani, giden de gitsin.

BAŞKAN - Efendim, dışarı çıkmak isteyene mâni olacak bir müeyyidemiz yok. Yalnız, çıkan arkadaşlar çıkabilir.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Hayır, giden gider Sayın Başkan, ama, kalanlar da dinlesin.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Burası pazar yeri değil Sayın Başkan. O arkadaşlar çıksınlar.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) – Efendim, istirham edersem, süremi de tekrardan alma şansımız olabilir mi? İlk bir dakika, bu benim suçum değil, yani salonun pozisyonu yetmedi.

BAŞKAN – Arkadaşlar, oturalım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – İsteyen çıksın efendim. Yani, pazar yeri değil ki burası.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Başkanım, konuşmasına kim engel oluyor?

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) – Vallahi, kimin engel olduğunu şu anda salonda olan arkadaşlarım görüyorlar, ciddi bir hareketlilik içindesiniz. Girerken bir hareketlilikle geldiniz, ellerinizi kaldırdınız, şimdi çıkıyorsunuz, bilahare sayısal ihtiyaç duyulduğunda tekrar gelirsiniz.

FİKRET BADAZLI (Antalya) – Aynen öyle.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım…

Başkanım, sizce konuşmam uygun mu? Yani, ben kendi konuştuklarımı bile anlayamıyorum.

BAŞKAN – Efendim, siz buyurun.


Friendster

Saat ve Tarih: 08:10 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANimage hosting file

yoklama hastalığı

AYAKTA 20 KİŞİ :)))

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Şimdi niye yoklama istiyorsunuz?

BAŞKAN – Şimdi, yoklama isteğinize göre, 20 sayın milletvekilimizin ismini tespit edeceğiz.

K.KEMAL ANADOL (İzmir) – Orada da 164 kişi olacak. Teker teker sayılacak. 164...

BAŞKAN – Sayın Anadol, Sayın Saygun, Sayın Eraslan, Sayın Kılıç, Sayın Çiçek, Sayın Gencan, Sayın Özcan, Sayın Ekmekcioğlu, Sayın Ayvazoğlu, Sayın Emek, Sayın Kart, Sayın Özkan, Sayın Kesimoğlu, Sayın Ercenk, Sayın Araslı, Sayın Küçükaşık...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – 20 kişi ayakta olacak.

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Yeter, fazla oldu.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Yok, yok... Olmadı daha.

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Fazla oldu. 20 yeter, 20. Fazlaya yok.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Efendim, eksikse yoklama düşmüştür. Eğer 19 kişiyse yoklama düşmüştür.

 

 

 


Friendster

Saat ve Tarih: 08:04 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARDANImages for your blog

bi kürsüydü ama...

SAHİ, ORASI NERESİYDİ ?

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Efendim.

BAŞKAN – Nerede konuşuyoruz ve ne konuşuyoruz?

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Efendim, Meclisle ilgili Meclis Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu içerisinde konuşuyorsak, burada…

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda konuşuyorsunuz ve şu anda 1’inci madde üzerinde konuşuyorsunuz.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Evet, 1’inci madde üzerinde konuşuyorum.

BAŞKAN – Ben, sizi maddeye davet ediyorum. Aksi takdirde, sözünüzü keseceğim.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Pekâlâ… Teşekkür ederim.

Meclisi konuşuyoruz ve Meclisin maddesi üzerinde konuşuyorum Sayın Başkan


Friendster

Saat ve Tarih: 07:55 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

TUTANAKLARlayout for myspace

layout

tbmm'de işsizlik yok !

KADROLAŞMA BAŞKANLIĞI !

Bir vekil kürsüde;

"""-Bir defa, Sayın Arınç’ın “Kadrolaşma yapmadım.” ifadesi doğru değildir. Sayın Arınç, üç genel sekreter yardımcısından ikisini değiştirmiş, yeni atadığı iki genel sekreter yardımcısının ikisi de Meclis dışındandır. Bu dönemde kadrolaşma yapmanın en önemli göstergelerinden biri, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden ve Kanal 7’den transfer edilen yöneticilerdir.

Meclis Destek Hizmetleri Daire Başkanı İstanbul’dan transfer edilen yöneticilerden biridir ve hakkında dosyalar bulunmaktadır. İletişim Ofisinde Kanal 7 çalışanları çalışıyor.

Ayrıca, çok ilginçtir, Fazilet Partisi Milletvekili Salih Katırcıoğlu’nun mühendis eşi Bayındırlık Bakanlığından Meclise geliyor, kısa bir süre sonra müdür yardımcısı oluyor, ardından Başkanlık müşaviri yapılıp emekli ediliyor. 6.400 ek göstergeden kıyak emeklilik. İlginç olan ikinci tarafı ise, hanımefendi emekli olunca oğlu Aykut Katırcıoğlu Mecliste işe başlıyor. Bu, adalet anlayışı değildir değerli arkadaşlarım.

Sayın Arınç, eski Genel Başkanı Recai Kutan Beyi de unutmamış. Recai Kutan Beyin oğlu Murat Kutan da, şu an, Meclis Başkanlık müşaviri olarak görev yapıyor.

Sinirlenmenize gerek yok Sayın Başkan, sizin oğlunuz Fatih Alptekin de, şu anda Başkanlık müşaviri olarak çalışmakta"""

 

 


Friendster

Saat ve Tarih: 07:37 , 3/12/2006 Bulundugu yer:
Yorumlar (0) | Yorum Yaz | Baglantı

MySpace