BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


Black Mamba'nın defteri

JAY-Z

BİR KONSER UMUDUNUN HAZİN SONU

  Uzun zamandır konuşmadığımız İstanbuldaki Kobe Cihanla birkaç gün önce konuşmaya başladık tekrar, özlemişim bea eski günleri, işte Cihanla konuşuyoduk, bir derginin yarışmasından iki tane jaz-z konseri için bilet kazanmış ve gidecek başka birini bulamamış beni çağırdı, bende tamam dedim. Aama ceza-fan.com a bilgi almak için girdiğimde şu haberle karşılaştım.

Ceza - Jay Z Konseri
17.09.2006
20:00


Dün Diyarbakırda patlayan bomba haberinden sonra korkan Jay Z Türkiye/Istanbul konserine gelme kararından vazgecti ...

KONSER JAY Z NIN GELMEMESINDEN DOLAYI IPTAL OLMUSTUR

09:52 - 13/9/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

5 saat yürüyen insanlar...

5 SAAT YÜRÜYEN İNSANLAR
bloq, soruyorum sana 5 saat hiç durmadan yürünür mü?

evt bencede yürünmez, ama muammerler yine dolaştık bugün, yine aynı yerleri tabi, 5 saat yürüdük ayaklarım zonk zonk atıyo şu anda.
bu gün çok kız kesti bizi bloq, yirim ben onları ama böyle biz keselim onlar kessin nere kadar demi bloq, hem ne faydası oluyo bu kesişmenin, hiç bi faydası olmuyo.
puahahaha, bak bu gün ne gördük lan bloq, karıdan bozma bi herif gördük hahaha herif kırıta kırıta yürüyodu, birde çanta taşıyışı var bi görcen, kız gibi aynı saçlarıda uzunmuş uzaktan kız sandım, sakallı falan bişi, bize baktı hemen kafamızı çevirdik...
geçen gün muammeri tanımazlıktan geldiğim parfümcüden adidas deodorant aldım birde, bu sefer adamla pek konuşmadık, aldık çıktık :D muammer çıkarken adama, -yaaa gördün müü, gelicez dedik geldik dedi

hadi eyvallah blog, ceza dinlicem ben


09:25 - 6/9/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

Yağmurlu bir gün...

slm bloq
evet
tahmin edeceğin gibi bir gündü (şanssız)
Muammer aramıştı biraz dolaşalım diye, uzun zamandırda görüşmüyoduk, bende kıyafet falan bişilere bakcaktım, tamam dedim. Gittim evlerine çağırdım, yola koyulduk. İlk konuşmalar;

a: naban len hayırsız, hiç aradığın sorduğun yok (tam tersi aslında)
m: nee!.. ben mi?.. asıl sen hayırsızsın
a: neyse neyse... lan olum, noldun lan sen böyle, şişmiş gitmişin, öküz gibi olmuşun (puhahaha)
m: sen kendine bak, benden aşağı kalır yanın yok...
a: hee öyle

   biraz rüzgar esmeye başlamıştı ve hava sertleşmişti, ulan kesin yağmur yağcak a.q, iyi ki bi dolaşmaya çıktık. Muammerin ufak tefek bir kaç işini hallettikten sonra birde doğan çanta mı ne öyle bir yere para yatırcakmışız, bu doğan çanta bizim muammere zamanında 65 ytl kazık atmış  , bana da dandik bot satmıştı şerefsizler, lan blog bu doğan çanta hakkında hiç kimseden olumlu tepkiler duymuyom, hadi hayırlısı...(not: biz eski evdeyken sürekli bizim evi; Alooovv, orası doğan çanta mııı? diye arardı salaklar, bende; -yanlış numara salak...deyip kapatırdım )neyse sonra düşündük taşındık, nere gidelim?.. hadi kule siteye gidelim (başka nere gitcez zaten) yolda hava bir bozdu, bir fırtına, her taraf toz bulutu, birde en sevdiğim tişörtlerden birinin üstüne kuş sıçtı...(o kuşu yakalayıp yuvasını yakacam) gezelim diye kuleye kadar yürüyerek gittik, neyse ki yağmur başlamadan içeri girmeyi başarabilmiştik. Bugün bir tesadüf, muammer de bende simsiyah giyinmişiz. Bütün kızlar yolda bizi kesti şerefsizim, bizde onları kestik tabi... Muammer  her ne kadar ben bakmadım desede, içine düşecek gibi bakıyodu kızlara. Kule sitedeki bütün mağazalara girdik, karıştırdık, 3-4 parça bişi beğendim, yarın gidip alcam, inş. ben gidene kadar satılmaz. Muammer tiffanny de çalışan sarışın bir kızı çizgi film kahramanı tweety'e benzetti lan blog bacaklarım ağrıyor, uzun zamandır bu kadar çok yürümemiştim Muammer gördüğü herkese, -bu benim eski okuldan hocam, - şu benim keman hocam, -şu kız bizim arkadaşın eski sevgilisi, -şu adam mükemmel biri, şurda benim arkadaş var, burda benim arkadaş var...... bu böyle devam edip gidiyo
  hee birde bloq, şu kameranın cd leri bilgisayarda neden açmıyomuş biliyomusun? evt bilmiyosun, bende öyle tahmin etmiştim zaten kameradan cd yi kapatman gerekiyomuş, biz kapatmamışız tabi ki, o yüzden açmıyormuş, teknosada çalışan bi kıza sordum o söyledi.
  bizim muammer de bu aralar yazar olmaya takmış. Bir ara benim gibi basketbol hastasıydı,(ne maçlar yapardık bea) sonra maalesef onu kaybettik, önce keman çalmaya kalktı, kursa filan gitti, sonra o işi de boşlamış, şimdi yazar olcam diyip duruyo, yerel gazetelerden yazarlarla filan konuşuyomuş bir arada Türk sanat müziğine filan aşırı takmıştı ha, bundan sonra sırada ne var merak ediyorum...
  bu gün ne zaman güzel bir kız görsek sapıkca konuşmalar yaptık muammerle tövbeee... len bloq bizim muammer birde beş vakit namaza başlamış, bugün benim başımın etini yedi, hadi namazımı kılamadım vakti geçecek filan diye, bende kes lan sonra kılarsın dedim. Bizim muammer bir yazılım yazmış bu arada, bana da bi trojan yaz dedim ama trojan ne diye sordu bana olum bilgisayar yazılımında okuyosun trojanın ne olduğunu nasıl bilmezsin, yeme beni dedim... (bu arada muammer okulla ilgili ne konuşma geçse bizim okul acayip zor, çok zor, mükemmel zor diyip duruyo ) Kule siteden çıktık, tramvaya binelim dedim artık, bu yağmurda yürünmez o kadar yol... işte can alıcı bilet alma anı;
  ben: abi iki öğrenci
biletci: ( hiç birşey söylemeden iki bileti uzatır ama biletler tam bilettir)
ben: abi öğrenci yok mu? (öğrenci biletinin kalktığını bildiğim halde bir umut soruyorum, birazda gıcıklık olsun diye)
daha biletci cvp vermeden muammer hemen oradan atlar lafa;
ahmet, öğrenci bileti kalktııı

biletci: kalktı öğrenci bileti , dedi ve defol git lan bakışı attı, bende ona senin ........im bakışı attım ve gittim

zaferde bir iki dükkana daha baktık, işe yarar bişi yoktu. bir yerden çıkarken parfümcünün içine giren bir kız gördü muammer ve dedi gel bi bakalım içeri dedi. Bende boşver olum ya napcan dedim.Deodorant var mıdır orda diye sordum, vardır dedi... Israr etti, girdik.
satıcı: buyrun ne baktınız?
m: arkadaş deodorant bakmıştı da...
a: ben bişey bakmadım (anında satış işte budur)
m: ıııı...şeeyyy. kem küm... biz öğrenciyiz
satıcı: galiba kimse bişey bakmadı...
satıcı: defolun gidin lan... (bakışı attı)
gittik...
muammer bana dalacaktı dışarda nerdeyse
tamam olum yeter bu kadar, yoruldum ben hadi gidelim dedim ve yağmurun altında ıslana ıslana geldim eve işte bloq, senin anlıyacağın, ıslak ve yorucu bir gündü...

ben biraz placebo dinleyim hadi byess
where is my mind???







10:12 - 1/9/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır...

Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır...


Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki konuşma:

Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile yok.

B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın
da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik
olarak çıkar:
K: Ölüm.

B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek
şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan
sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri insanların tümünün
başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir
hastalığım olduğunu göstermez mi? Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla
onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da
açıktır. Şu şekilde devam ederim:

Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

K:Hayır

B:Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?
K:Var.

B:Yarın?
K:Evet.

B: 30 yıl sonra?
K: Olabilir.

B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor musunuz?
Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz? Sınıf
sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle hiç
bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm:
B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden
çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır
böyle bir garanti?
K: Yoktur hocam.

B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve
evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? Katılımcılar
burada rahatsız olmaya başlarlar.
K: Hocam konuyu değiştirsek?

B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim
bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte
olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı
aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi
yapardınız?
K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.

B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi
kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten
öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi
olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da
gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah
evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta
tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız?
Ona "yüreğinizin taa derininden gelen bir "seni gerçekten çok seviyorum"
demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona
duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı katılımcıların ağladığı
olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız
olduğunu şimdi fark etmişlerdir.

B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz
biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından
daha önemli, hangilerinde "şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan
özür dilemesini bilirim?" diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları
donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var
mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

 

11:24 - 26/8/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

cır cır böcüğü

  

CIR CIR BÖCÜĞÜ

  olum blog, bugün sabah saatlerinde ne güzel yatağımda mışıl mışıl uyur-kene karnıma bi ağrı saplandı. Belim açılmış herhalde ondan dedim ama yok, örtüm ama yinede geçmedi, ama karnım o kadar ağrıyo ki anlatamam sana, biraz içeri gittim kanepeye yattım. Bi müddet sonra derinlerden gelen bişey hissettim. Çok hızlı dışarı doğru yol alıyodu. Dışarı çıkmak için elinden gelen her şeyi yapıyodu, bende onu daha fazla içeride tutamayacağımı anladım ve wc ye doğru hayatımın en hızlı deparını yaptım, zamanlamam harikaydı. Tam iki deliği üst üste getirdim, o anda karnımdan tarifi imkansız bir ses ve acı geldi ki sonrası malum, içimden çıkmak isteyen şey özgürlüğüne kavuşmuştu artık.

   Sanırım dün gece basketbol oynarken biraz fazla rüzgarda kaldım ve motoru bozdum. Bu olaydan sonra bünyemde bi rahatlama oluştu, bende -oohhh bee rahatladım, bitti galiba dedim ve sevinç içinde sıcak yatağıma girdim. Ama ters giden bişeyler vardı, o iğrenç ağrıyı hafiften hissetmeye başladım ve gittikçe şiddetlendiğini fark ettim, bu sefer önümde daha uzun bir yol vardı, ranzadan inip çok hızlı bir deparla hedefe ulaşmam gerekiyodu, hiç panik yapmadım ve sakin bir şekilde ranzadan indim, hızlı ve esnek bir şekilde hedefe ulaştım, yine aynı olay oldu, ama bu sefer şiddeti biraz daha azdı. Artık uykum kaçmıştı. İşimi bitirdim ve içeri gideyimde biraz televizyon izleyim diye düşündüm. Fakat salondan tam giriyordum ki, midem acayip şekilde bulandı, yine içimde bir şeyler dışarı çıkmak istiyordu ama bu sefer kendine farklı bir yol seçmişti, üst taraftan çıkcaktı, ne gerek var üste, neden zorluyosun kendini içimden çıkmak isteyen şey...! illa değişiklik yapcaksın, o bulantıyla birlikte hemen kendimi kanepeye attım, veeee o an... nefesim kesilmişti, nefes alamıyordum, bir an için gözlerimi salonda gezdirdim ne güzel anılarım olmuştu orda, bütün bunlar aklıma geldi, sanırım ölmeden önce gözler önünden geçen hayat filmini izliyordum şu anda, bu nefes alamama sırasında hayatın güzel olduğunu fark ettim :D en azından bu şekilde ölmek istemiyordum. Bunun için kendimi zorladım ama gece yediğim bir kaç havuçun bedenimi terk etmesine engel olamadım, havuçlar çıkarken adeta bana şunları söyler gibilerdi; 
   -bizi yersen biz adamı böyle yaparız işte, yiyemezsin olum bizi, çıkarız biz heuehue naniiik
ortalığı berbat etmemek için tişörtümü kullandım, tişörtün görünüşünden bahsetmek istemiyorum, kafanızda görüntüye dair bişeyler oluşmuştur zaten, işte o görüntünün daha beteri. Gün boyunca dışarı çıkmak isteyen şeyler 2-3 defa oldu ve dışarı çıkmayı başardılar. Her an yine bişeyler olabilir ama merak etme blog buraya yapmam, depar için hazırım hemen wc ye koşarım. Eski güzel günlerime dönmek için sabırsızlanıyorum...

04:12 - 22/8/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

geri ileri
Tanıtım
Black Mamba kod adlı psiko ahm@'in maceraları

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım

Son yazilarım
- TAŞINDIM
- Ölüm erken geldi...
- VEDA
- bir anlık mutluluk
- Mevlana Kupası
- JAY-Z
- 5 saat yürüyen insanlar...
- Yağmurlu bir gün...
- Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır...
- cır cır böcüğü
- Mahkumlar
- prison break
- sivrisinek
- Kusan küçük yaratıklar
- Bir gün işte
- ŞEYTAN ÇIKARMA
- yine uyku
- Yine başaramadım...
- Amanın Gözlerim Yaşardı !...
- Açılın bizim t-rektör geliyor !... oyarım valla... aile pufff
- KURTLAR VADİSİ KONYA
- Ne yaptın be Zidane abi !...
- Yeni blog'um vatana, millete ve tüm insanlığa hayırlı uğurlu olsun

Arkadaşlarım