BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com






ANNELER VE ÇOCUKLAR

ANNELER VE ÇOCUKLAR

• 1/9/2006 - Anne - Bebek Psikoterapisi

Anne - Bebek Psikoterapisi
0 - 3 Yaş
Bebeğin Kişisel ve Sosyal Gelişimi
Henüz Konuşamayan Çocuğa Dil Öğretimi - Konuşmaya Hazırlık
Sağlıklı Bebeğin Gelişim Tablosu
3 - 7 Yaş - Okul
Çocuklarda Karşıt Olma - Karşı Gelme Bozukluğu
Erken Çocukluk Psikozları'nı Tanıma


Anne - Bebek Psikoterapisi
Son 10 yıldır ABD'de DANIEL STERN - BERTNARD CRAMER Anne - Bebek Psikoterapisi gündeme gelmeye başlamıştır.
Bebeğin dünyaya geldiği günden itibaren anne ( ya da ilk bakıcı )ile olan ilişkisi, anne bebek iletişimi, etkileşiminin bebeğin dünyasında taşıdığı önemin altı çizilmektedir.

Stern "Bir bebek doğdu" isimli kitabında, " Bir bebek doğduğunda bir de anne doğar" demiştir.
Cramer ise İstanbul'da verdiği Anne - Bebek Psikoterapisi seminer dizisinde " Bir bebek doğduğunda anne ona iki yanında meşaleler yanan bir yol açar. Bu annenin yoludur " demiştir. Anne ve bebek arasında sürekli bir etkileşim oluşur, bu bir "DİL"dir. Her anne ve bebeğin anlaştıkları bir dil organizasyonları vardır ve bu dilden ilerde sosyal ortam davranışı çıkar.

Anneler bebeğe neyin yapılmasını ve neyin yapılmamasını gösterirler ve öğretirler. Bu annenin yoludur ve bu etkileşim çok mesajlarla doludur.

Anne - Bebek Psikoterapisinde terapist bebeğin anneyle iletişimini, etkileşimini ve duygulanımını izleyerek çıkabilecek sorunlarda yardımcı olmaktadır. Annenin bebeğe ilettiği sözsüz temas, iletiler, annenin kaygısı ve sevinci bebeğe geçecektir. Örneğin bir anne bebeği altı aylık olduğunda çalışmaya başlar ve bebeğinin geceleri çok ağladığını söyleyerek terapiste başvurur. Terapist anneyi ve bebeği inceledikten sonra anneye ne kadar kaygılı olduğunu gösterir. Anne çalışmaya başladığı için bebeğini ihmal ettiğine dair suçluluk duyguları, kaygı hissetmeye ve bebeğine gündüz veremediği ilgiyi gece vermeye çalışarak, sık sık bebek uyurken odasına girmeye başlamıştır. Annenin kaygı ve tedirginliğini hisseden bebek, burada geceleri ağlamaya başlamaktadır. Terapist annenin kaygıları üzerine çalışmış ve bebeğin gece ağlamaları durmuştur.

Cramer anne en çok hangi alanda çatışma yaşıyorsa ve hangi alanda kaygı yaşıyorsa bebeğine bu aktarımı geçirdiğini söylemiştir.

Cramer bebeklikten başlayarak her şeyi anneden ve babadan öğrenerek başlandığını ifade ederek şöyle özetlemiştir. Bazı çocuklar ailenin verebileceğinden daha fazlasını isteyen çocuklardır ve bu çocuklar, MAÇO diye tanımlanan ve ailesinden verebileceklerinden daha fazlasını isteyen babalardan öğrenirler. Bazı çocuklar boyun eğen, gizli yapan, farklı gösteren, arkadan davranan anneden bu davranışı öğrenirler ve özdeşleşirler. Babanın egemen gözüktüğü ama KADININ egemen olduğu örnekler vardır ve bu kadınlar herşeyi gizli yapmaktadırlar. Kız ya da erkek çocuk da annenin babadan gizlemesi öğrenerek kadınlıkla özdeşleşirler (veya tersi de olur). Burada kadın sinsi davranarak güvenliği seçer, çocuk da bunu anne ya da babasından öğrenmiştir. Psikolojide kuşak geçişleri olarak tanımlanmıştır.

Anne bebek psikoterapisinde Cramer kuşak geçişleri, annenin fantezileri ve annenin çocuğa yansıttıklarıyla çalışarak bebeğin sağlıklı psikolojik gelişimi üzerinde durmuştur.

Son 2 yıldır ülkemizde Anne - Bebek Psikoterapisi yapılmaktadır.


0 - 3 Yaş
Yeni doğan bebek duygusal ve zihinsel açıdan gelişmiş ve organize olmuştur. Birinci ayına kadar bebek fiziksel ve psikolojik çevreye uyum sağlar.

Bebekler kişilik - mizaç özellikleri ile doğarlar. Uyku süresi, uyanıklık, ağlama ve ağlarken kolay ya da zor yatıştırma, insanlarla birlikte olmaktan hoşnut olma mizaç farklılıklarına göre değişir.

Chess ve Thomas bebeklerle yaptıkları çalışmalarda bebekleri üç sınıfa ayırmışlardır.

1- Kolay bebekler. Uykuları ve yemekleri düzenli, huzurlu bebekler
2- Zor bebekler. Uyku ve yemekleri düzensiz, olumsuz duygu durumu içinde olan bebekler.
3- Yavaş alışan bebekler. Yeni durumlara derece derece uyum sağlayabilen bebekler.

Kagan da bazı bebekleri utangaç ( ketlenmiş ) bazı bebekleri ise sosyal (ketlenmemiş) olarak tanımlar. Utangaç bebekler yeni durumlarda korkar ve ağlarlar. Sosyal bebekler ise yeni durumları gülerek karşılarlar.

Bebekle ilk bakıcı arasında karşılıklı bir sosyalleşme süreci vardır. Bebeğin mizacı ve annenin bebeğin ihtiyaçlarını anlayarak ona cevap verme biçimi anne-bebek etkileşimi sosyalleşme sürecinde bebeğin temel güvenlik duygusunun artmasını sağlar.

Bebek 4. aydan başlayarak nesneleri eliyle ve ağzıyla keşfetmeye başlar. 6. aydan sonra desteksiz oturur. 9 - 12 aylar arasında yürür. 18 aylıkken yemeklerinden kendi yiyebilir. 2 yaşında koşabilir. 5. aydan itibaren el - göz koordinasyonu sağlandığı için nesnelere uzanabilir. 18. ayda bebek görüş alanı dışına çıkan nesneyi takip ederek nesne devamlılığı kavramı kazanır.

Bebeklikte gelişen en önemli duygusal özellikler, bağlanma, bağımsızlık ve bebeğin kendilik gelişimidir.

Bakıcı ile bebek arasındaki bağlanma, bebeğin kişi devamlılığı için çok önemlidir. Bebek bakıcının dikkatini çekmek için seslenir ve ağlar. Bebek yabancıları 8. ayda ayırt edebilir. Anneden veya ilk bakıcıdan ayrılırken ağlayabilir. Yabancı korkusuyla ortaya ayrılık kaygısı çıkar. 2 - 3 haftadan uzun süren bebek - ilk bakıcıayrılıklarının bebek için travma olduğu düşünülmektedir.

Ainsworh bebeğin bağlanma tipini :

1- Güvenli bağlanma. Anneden ayrılırken tepki vermiş olsalarda, anne dönünce sevinen huzurlu bebekler.
2- Güvensiz bağlanma. Anneden ayrılırken huzursuzluk yaşarlar. Anne geri döndüğünde heme anneye yaklaşmak isterler hem de göz kontağı kurmayarak kaçınırlar.
3- Dirençli güvensiz bağlanma. Anneden her ayrılma ve birleşmede huzursuzluk, mutsuzluk gösteren bebeklerdir.
Bağlanma bebek ile baba arasında da kurulur. Daha sonra bebek sosyalleşirken, baba ile ilişkisindeki güvenli bağlanma veya yokluğu önem kazanır.

İlk bakıcı - bebek arasında kurulan güvenli bağlanma, daha sonra yaşanacak bağımsızlık mücadelesi için önemlidir. Mahler " Ayrılma - birleşme süreci denilen bağımsızlığın kazanılması, bebeğin 24 - 30 aylarına kadar sürer " demiştir.
Birinci yılın sonunda bebek çevreyi inceler. Yeni kazandığı motor ( hareket ) becerilerini dener. Anneye doğru ilerler. İkinci yılda kendinin fiziksel olarak ayrı olduğunu keşfetmiştir ve gücünü paylaşmak için anne ve babayı yerinden kaldırıp birşey ister. İki yaşında büyüklerin beklentilerine direnir, bireysel davranmak ister. Anneyi tutma ve bırakma davranışı önem kazanır. Erikson " Tuvalet eğitimi sırasında çocuğun kendini kontrol duygusu kazanmasına önem verilmezse, bağımsızlık yerine kuşku ve utanma duygusu gelişir" demiştir.

Kendilik gelişiminde bebeğin kendini ve başkalarını ayrı birer kişi olarak tanıması önemlidir. 18 aylık bir bebek, aynada kendini tanıyabilir ve ayrı bir varlık olduğunu anlayabilir. 2 yaşında kendilikteki kalıcılığını anlayınca, kendini bir güç olarak ortaya koymaya çalışır ve saldırganlık artar.

İkinci yaşından sonra büyüme hızı yavaşlar. Motor ve ince motor hareketler gelişir. Düşünce ve hareketi vardır.

Bebeğin Kişisel ve Sosyal Gelişimi
Bebek doğduktan sonra ilk ilişkisini büyük bir olasılıkla annesi ile kurar. Anne onu kucağına alır, emzirir veya besler, onunla konuşur, gülümser, altını temizler. Bu ilişkiler hem bebek hem de annede bağlanma duygusunu geliştirir. Bebeklikte kurulan sağlam bir bağlanma ilişkisi, çocuğun kişilik ve sosyal gelişiminde çok önemli bir adımdır.

Eğer bebek herhangi bir gelişim geriliği ile doğmuşsa (Örneğin erken doğum, down sendromu v.b.) ve hastanede uzun süre tedavisi gerekiyorsa, bu bağlanma ilişkisinin kurulması gecikebilir. Bu da çocuğun tüm gelişimine damgasını vurur. İlk dönemdeki yakın ilişkinin önemini ortaya koyan çalışmalar ışığında artık anne de bu tedavi ortamına alınmakta, bebeğine bakım ve ilgi vermesi konusunda desteklenmektedir.


KİŞİSEL VE SOSYAL GELİŞİM


Kişisel beceriler, beslenme, giyinme ve kişisel sağlık bilgisi alanlarında kendimize bakmamıza olanak veren şeylerdir.
Sosyal beceriler, iletişim ve etkileşimi içerir.
Bu alanda da en temel olarak oyunu alabiliriz.
Bu beceri gruplarını beş ana başlık altında toplayabiliriz.


1- Sosyalleşme ve Oyun
2- Yeme ve İçme
3- Giyinme
4- Tuvalet
5- Yıkanma ve Çekidüzen verme


1- SOSYALLEŞME VE OYUN


Bu alanda çocuğun diğerleriyle ilişkileri ve çocuğun oyun yeteneğine bağlı beceriler sunulmuştur. Bu iki beceri alanı birbiriyle çok yakından ilişkilidir. Bir çocuk diğeriyle oynarken hem oyun hem de sosyal becerilerini kullanır. Ayrıca bu beceri alanına giren etkinlikler kaba motor, ince motor ve dil becerilerini de kapsar. Bu yapay ayrımdaki amaç, çocuğun klasik dönüm noktalarının ve becerilerinin seçimini sunmak, çocuğumuzu değerlendirmede ve hangi alanlarda nasıl geliştirebileceğimize yardımcı olmaktır.

OYUN

Çocuğun oyun becerisini nasıl geliştirebiliriz ?

Oyuncaklarını koyabileceği bir köşesi olmalıdır. Oyundan sonra toplamayı bir kural olarak bellemelidir. Çocuk oynarken üstünün kirleneceği endişesinden uzak olmalı, oyuna uygun giysiler giymelidir.
Zihinsel olarak özürlü bir çocuk, yaşına değil zihinsel düzeyine uygun oyunlar oynar. Örneğin 12 yaşında bebekle oynamak gibi. Bazı yetenek gerektiren oyunları geç öğreneceklerini bilmek gerekir. Bu çocukları oyun oynamaya teşvik etmelidir.

Sadece yatıyor pozisyonunda olan bir çocuğa da oyun öğretmelidir. Onun bedenine dokunmalı, kol ve bacaklarını hareket ettirerek, başını kaldırarak, kısa aralıklarla oturmasına destek olarak oynamasına yardımcı olunmalıdır. Görebileceği alanlara bol-zengin oyun materyalleri asılmalı, mümkünse kendisini bir aynadan izleyebilmesine olanak vermelidir. Sesli oyuncaklardan, ritm duygusunu güçlendirecek müzik gibi etkinliklerden yararlanmalıdır.
Evdeki kardeşler, büyük anne-baba çocuğun oyununa mutlaka katılmalıdır. Bu kişiler çocuk için çok değerlidir.
İnce ve kaba motor becerilerin gelişmesi için kullanılan pek çok materyal aynı zamanda birer uyum aracıdır. Bloklar, mandallar, top, ip, bez bebekler ve hayvanlar, kendi kendilerine çalabilecekleri müzik aletleri ya da yerine geçebilecek materyaller (Örneğin çocuk plastik ya da metal bir kaba kaşıkla sopayla vurarak son derece zevkli vakit geçirebilir).

Oyuncakların tümü aynı anda çocuğa sunulmamalıdır. Fazla materyal çocuğu sadece şaşırtır. Gelişim aşamasına en uyan oyuncaklar ve değişik zamanlarda, değişik oyuncaklardan yararlanarak ilgiyi sıcak tutmalıdır.

Yürümeye başlayan bir çocuğun oyun dünyası daha zengindir. Oyun bahçesinde çeşitli oyun araç ve gereçlerinden yararlanabilir (Kaydırak, salıncak, tırmanma merdiveni vb), ip atlayabilir, bisiklete binebilir. En önemlisi de kum havuzlarıdır. Zihinsel özürlü bir çocuğun dünyasında kum havuzları oyunları çok önemli bir yer tutar. Ayakkabılarını ve mümkünse bütün giysilerini çıkarmış olarak, üstüne kum dökerek oynanan oyun, onun dokunma duygusunun gelişmesine büyük katkı sağlar. Çocuğu sakinleştirir, hayal dünyasını zenginleştirir. Bu kadar önemli bir diğer oyun gereci de sudur. Eğer çocuğun olanağı varsa hergün erişkin gözetiminde yüzmesi çok faydalı olacaktır. Burada amaç yüzmekten çok, su ile oynamak, suda hareket etmektir. Bebeklikten itibaren hergün banyoda su oyunları oynanmalı, çocuğa özellikle evde su ile oynaması için olanaklar hazırlanmalıdır. Örneğin, yazın balkona konabilecek genişçe bir leğen ve içine konacak oyuncaklarla, çocuk oldukça neşeli zaman geçirebilir.

Su çocuğun sakinleşmesine ve dokunma duygusunun gelişmesine büyük katkı sağlar. Su ile oynayan çocuk söylenenleri daha iyi anlar. Daha uyumlu hale gelir.

Su ile birlikte sabun oyunları da oynanabilir. Sabun köpükleri üflenerek dil kaslarının gelişmesi de sağlanmış olur. Ayrıca balonlar ve üflenerek kullanılabilecek aletler de önemlidir.

Fantazi oyunları çocuğun dünyasında önemli bir yere sahiptir. Askercilik, evcilik vb. Oyunlar çocuğun hayal dünyasını geliştirir ve sosyalleşmesinde çok büyük katkı sağlar. Bu tür oyunlarla büyükleri taklit ederler ve büyümeye hazırlanırlar.

Zihinsel özürlü çocuklar akranlarıyla oynamaya akranlarından normal çocuklardan daha geç geç başlaralar; hatta bazen bunu çok az başarırlar. Mümkün olduğu kadar diğer çocuklarla kaynaştırıcı oyunlara yöneltilmeli, büyüğün yönetiminde katılımları sağlanmalıdır. Yine kil, çamur ve hamur oyunlarının bu çocukların dünyasında çok önemli yeri vardır. Hem yaratıcı yönleri gelişir, hem de sakinleşirler. Kas gelişimine de büyük katkıları vardır.

Çocuğun vurarak oynayabileceği oyunları olmalıdır. Örneğin oyuncak çekiç, boks eldiveni gibi.Çocuğa yırtabileceği kağıtlar kesebileceği kağıtlar verilmelidir.

Bol resim malzemesi olmalı ve çocuğa rehberlik ederek, yönelterek, bu oyunlardan yararlanmalıdır.

Grupla birlikte müzik etkinliklerine katılmak, hikayeler anlatmak da çocuğun oyun dünyasına girer.

Oyuncaklar dayanıklı olmalıdır. Pahalı oyuncaklar seçmeye gerek yoktur. Çevremizdeki her türlü malzeme çocuk için değerli bir oyuncak haline getirilebilir. Her türlü karton kutular, boş şişeler, kavanozlar (açıp kapama), annenin eski bir çantası ya da kullanmadığı makyaj malzemesi fantazi oyunlarında önemli olacaktır.


2- YEME İÇME

Zamanı geldiğinde eline biberonunu, bardağını, kaşığını vermekten çekinmemelidir. Uzun bir önlük, uygun bir oturma pozisyonu ya da yerde oturuluyorsa yere serilecek bir yaygı ile çocuğun etrafı kirletme endişesinden kurtulunabilir.
Çocuğa önce çiğnemeyi öğretmek gerekir. Önce püreli yiyeceklerle başlanır. Eline bisküvi türü şeyler verilmelidir. Yemeğini başkaları ile birlikte yemeli, yemek yeme kurallarını gözlemelidir.

3- GİYİNME

Çocuk 1 yaş civarlarında önce çorap ve şapka gibi bazı giysilerini çıkarmayı öğrenir. 2 yaş civarında pantolon ve iç çamaşırını da çıkarabilir. 2 – 3 yaş civarlarında birtakım giyeceklerini giyebilir. 3 – 4 yaş civarlarında bu yeteneklerini geliştirdiği gibi fermuar açıp kapatabilir.

4- TUVALET EĞİTİMİ

Normal gelişen çocuk 12.ayda büyük, 18. ay dolaylarında da küçük tuvaletini söylemeye başlar. Bir kısmı ergenlik dönemine değin geceleri, bazen gündüzleri de altını ıslatmayı sürdürebilir.

Çocukta tuvalet eğitiminde sabırlı olmak gerekir.

1- Çocuğun hangi saatlerde kirlettiği çok iyi gözlenmeli ve hem o saatlerde hem de yemeklerden sonra tuvalete oturtulmalıdır.
2- Çocuk tuvalete rahatlıkla ulaşabilmelidir. Çocuğa tuvalete gitmesi için direktifler verilmelidir.
3- Giysilerini nasıl indirip kaldıracağı öğretilmelidir. Kolay giyip çıkarabileceği türden olmalıdır.
4- Tuvalette gösterdiği her başarıdan sonra ödüllendirilmelidir.
5- Çocuğa nasıl temizleneceği öğretilmeli, elleri her tuvalet sonrası yıkatılmalıdır.
6- Gece kazalarını önlemek için 1 veya 2 kez tuvalete kaldırılmalıdır.


Tuvalet ve temizlik eğitimi neşeli bir oyuna dönüştürülerek verilmelidir. Her yaptığı işlem hakkında mutlaka konuşulmalıdır. Örneğin "Şimdi ellerimizi ıslatalım, şimdi sabunlayalım, şimdi de havluya kurulayalım" gibi.

 

 

Henüz Konuşamayan Çocuğa Dil Öğretimi - Konuşmaya Hazırlık
ÇOCUĞA DİL ÖĞRETİMİ

Konuşmaya başlamadan önce birçok çocuk, sözel olmayan becerileri kazanırlar. Bu beceriler, seslerden veya göstermek, uzanmak veya birşeyi itmek gibi hareketlerden oluşur. Diğer kişileri dinlemenin ve onlara yönelmenin de, konuşma öncesi dil eğitiminin bir parçası olduğu görülmüştür. Çocuğu karşılıklı konuşmaya hazırlamak, sıra almak, sırasını beklemek de bunların içindedir. Daha önemlisi, çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce , iletişimin birçok amacının olduğunu ve geniş bir alana yayılan sosyal, duygusal ve pratik ihtiyaçlarını karşılamaya yaradığını öğrenir. Göstererek, birşeyi istediklerini, el sallayarak "bay bay" yaptıklarını ve baş sallayarak bir şeyi reddettikleri göstermeyi öğrenirler.
Konuşma öncesi dönem, iletişim için normal ve aslında bütün çocukların "geçtiği" gerekli bir dönemdir.

Bu dönemdeki değişik ve zengin bir iletişim, daha sonraki etkili ve doyurucu bir iletişimin temelini oluşturur. Daha büyük yaşta, konuşma zorluğu çeken birçok çocuk, konuşma öncesi iletişim becerilerinden ekstra bir çalışma ile yararlanabilir.

Çocuk daha yaşı çok küçük olduğunda ya da bu alanda zorluk çektiğinden konuşamıyor olabilir. İletişim becerilerini geliştirmek için kullanılacak prosedür aynı olacaktır. Bu konuda seçilen aktiviteler, küçük çocuklar düşünülerek önerilmiştir. Fakat bu çalışmalar daha büyük çocukların ilgileri göz önüne alınarak adapte edilebilir.

Konuşma öncesi öğrenimde 5 önemli alan vardır :

* Başkalarına yönelme ve karşılık vermeyi öğrenme
* Oyun oynamayı öğrenme
* Sıra almayı öğrenme
* Taklit etmeyi öğrenme
* Günlük hayatta, iletişim becerilerini kullanmayı öğrenme.

Bu alanlar büyük ölçüde örtüşürler ve çocuğun becerilerini geliştirmek için çalışırken, iki veya daha fazla alanda birden çalışılır.

Aşağıda size verdiğimiz listeyi kullanarak çocuğunuzun dil gelişimi ile ilgili bir değerlendirme yapabilirsiniz.


BAŞKALARINA YÖNELME (DİNLENME) VE KARŞILIK VERMEYİ ÖĞRENME

Yönelme (dinleme) becerileri, iletişim için ayrı bir ön koşul değildir. Bunlar, çocuğun ilk göz kontağı kurmasıyla başlayan ve bütün ihtiyaç ve düşüncelerini ifade etmesiyle biten bir sürecik parçalarıdır. Yönelme (dinleme) becerilerinin önemi, konuşma başladığı an bitmez. Çocuklar dinleme ve karşılık verme becerilerini geliştirmeye, okul öncesi ve sonraki yıllarda devam ederler.
Eğer çocuk zaten yüzünüze bakıyorsa ve siz konuşurken cevap veriyorsa, bir yandan da bu alanlarda yavaş yavaş geliştirirken , bir yandan da dilin diğer alanlarında da çalışabilirsiniz.
Eğer çocuk henüz yönelmiyor, dinlemiyorsa, bunu ilk amacınız olarak hedefleyin. Çünkü yönelme, dinleme, sadece iletişimde değil, diğer bütün gelişim alanlarında önemlidir.
Önceliklerinizin ne olması gerektiği konusunda 2.1 ve 2.2 kontrol listeleri size yardımcı olacaktır. Bütün soruları, çocuğun dikkatli gözlemi ile cevaplayın. Özellikle küçük çocuklar çalışmalara günün her saatinde eşit derecede cevap veremeyebilirler. Öyleyse gözlemlerinizi çocuğun mutlu ve uyanık olduğu saatlerde yapmalısınız.

KONTROL LİSTESİ 1 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ I

EVET / HAYIR

* Onunla her konuştuğunuz zaman, yüzünüze bakıyor mu ?
* Bir dakika boyunca onunla konuştuğunuzda, en az yarısında, gözünüzü veya ağzınızı seyrediyor mu ?
* Yüzünden 30 uzaklıkta tutulan bir eşyaya bakıyor mu ?
* Çocuk onu kaldırmak için eğildiğinizde veya biberonu gösterdiğinizde, ne olacağını bildiğini gösterir bir hareket yapıyor mu ?

1. Kontrol listesindeki sorulardan herbirine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğa dinleme/yönelme öğretmek ilk önceliğiniz olmalıdır. (Bu diğer gelişim alanlarını unutmanız gerektiği anlamına gelmez. Eğer çocuk bu evredeyse, kaba motor alanındaki amaçlarda çok çok önemlidir)

KONTROL LİSTESİ 2 DİNLEME / YÖNELME BECERİLERİ II

EVET / HAYIR

* Ona seslendiğinizde çocuk sizi bulmak için başını ve gözlerini çeviriyor mu ?
* Çocuk bir sandalyede desteklenerek oturtulduğunda, en az bir dakika boyunca dikkatini size veya gösterdiğiniz şeye toplayabiliyor mu ?
* Çocuk, en az 2 dk. Boyunca, sizinle birlikte bir eşyaya veya resme bakıyor mu ? Yani eşya veya resme ve sizle birlikte dikkat gösteriyor mu ?
* İşaretle birlikte söylendiğinde, çocuk basit isteklere karşılık veriyor mu ? Mesela “ver” dediğinizde ve elinizi uzattığınızda, bir eşyayı veriyor mu ?
* Yapmasını istediğinizde, yardımsız veya göstermeden, el sallama, el çırpma gibi basit hareketleri yapıyor mu ?

2 numaralı kontrol listesindeki soruların herhangi birine “hayır” cevabı verdiyseniz, çocuğun dinlenme ve yanıt verme becerilerine hala öncelik vermeniz gerekecek. Fakat diğer gelişim alanları başarmak için aşağı yukarı hazır olabilir. Diğer alanlara bakabilirsiniz.
Eğer bütün sorulara “evet” cevabı verdiyseniz, çocuğun dinleme / yönelme ve yanıt verme becerileri için iyi bir temeli var demektir. Diğer dil alanları içinde hazır demektir. Dinleme ve Yönelme, Sosyalizasyon ve Oyun alanlarında çalışabilirsiniz.
Çocuklara yönelme ve yanıt vermeyi öğretmekle geçerli olan bazı temel prensiplerle devam edeceğiz.

YÖNELME VE YANIT VERMEYİ TEŞVİK ETME YOLLARI

Beraber yaptığınız her şeyde çocuğu sizi dinlemeye ve size yönelmeye teşvik edebilirsiniz. Aşağıda önerilen yollar özellikle bebekler ve hareket edemeyen daha büyük çocuklara yöneliktir. Fakat her çocuğa kolayca adapte edilebilir.

* Çocukla konuşun : Bir şey yaparken, yaptıklarınız hakkında çocukla konuşun. Aralarında sessizlik bırakılan birkaç basit cümle, birçok uzun konuşmalar, sohbetler kadar etkilidir. Onu ismiyle çağırın ve konuşmaya başlamadan evvel yüzünüze bakmasını bekleyin.

* Konuşurken gülümseyin ve dokunun. Bu yüzünüzden ve sesinizden daha çok zevk almasını sağlayacaktır.

* Onunla konuşurken yüzünüzü, onunkine yakın tutun. Küçük bebekler 25-30 cm. Uzaklıkta duran şeyleri net görürler. Altını temizlerken ona doğru eğilin. Mutfakta çalışırken, sandalyesini yakınınızda bir yere koyun. Çalışırken yüzü size bakacak şekilde, omuzlarından destekleyerek tutun ki, yüzünüze bakabilsin. Net görebilme uzaklığı gittikçe artacaktır. Bunu göz önüne alın . Gördüğü şeyi keşfetmesi ve dokunması için, ellerini yüzünüze dokundurun. Bu, dikkati dağıldığında, dikkatini yeniden toplaması için de iyi bir yoldur.

* Çocuğa cevap vermesi için süre tanıyın. Çocuk gülümsemiyor, bakmıyor veya komutlarınızı hemen almıyorsa, cesaretinizi kırmayın. Küçük çocukların organize olabilmeleri için zamana ihtiyaçları vardır. Aynı direktifi, “bak...bak...bak” der gibi, birçok defalar tekrarlamak nadir olarak işe yarar. 2. denemeden sonra hala cevap vermiyorsa, dokunma veya ses tonundaki bir değişiklik gibi farklı bir yaklaşım deneyin.

* Bırakın çocuk ne olacağını tahmin etsin. Bunu ona yaklaşırken ismini söyleyerek, onu kucaklamadan evvel kollarınızı kaldırarak, beslenmeden evvel biberonunu veya kaşığını göstererek sağlayabilirsiniz. Size baktığı veya size cevap verdiğinde, ne kadar mutlu olduğunuzu gösterin. Sizinle ilişki halinde olduğunu bilmeye ihtiyacı var.

* Rastgele olsalar veya bir mesaj iletmeseler bile çıkardığı sese cevap verin. Genellikle ona geri iletme alışkanlığı edindirin; bu, sıra almak için iyi bir altyapı oluşturacaktır.

* Aynı olay ve hareketler için aynı kelimeleri kullanın. Onu her yukarı kaldırışta “yukarı” veya her alt değiştirmede “bez değiştirme saati” derseniz, önceleri sizi anlamayacaktır; fakat bu çevresinde olup bitene dikkatini vermesine yardımcı olacak önemli bir yoldur. Zamanla anlamaya başlayacaktır. Önemli kelimelerin anlamlarını öğrenecek ve basit direktifleri izlemek için gerekli olan temeli alacaktır.

* Çocuğu yönelme ve yanıt vermeye teşvik ederken bütün aileyi bu işe dahil edin. Erkek ve kızkardeşler burada çok değerlidir. Şarkılar söylemekten ve bebeği okşamaktan hoşlanacaklardır. Kardeşlerin, bebeği onlarla iletişim kurduğunu anlamalarına yardım edin.

* Çevresinde olmadığınız zamanlar, bebeğe bakacak bir şeyler verin. Büyük bir yüz resmi, canlı , renkli ve hareketli oyuncaklar veya ev eşyaları kullanın. Eğer bebek sadece sınırlı bir uzaklığı görecek kadar küçükse, ona oldukça yakın olan 1-2 eşyanın olmasına dikkat edin.

* Nelerle ilgilendiğini, nelere baktığını belirlemek için bebeği gözlemeye zaman ayırın. Bu şeylerin, dikkatini size çekmekte kullanma yollarını araştırın. Özellikle dikkat sorunu olan, daha büyük çocuklarda bu çok önemlidir. Sizin dünyanıza yönelmesini beklemeden önce, siz onun dünyasına girmelisiniz. İletişim için attığı adımları görebilir ve hissedebilirsiniz.

* Yavaş ama istikrarlı bir ilerleme hedefleyin. Eğer koyduğunuz hedefler çok büyükse, kolayca cesaretinizi yitirebilirsiniz. Tam çocuğun olduğu yerden başlayın ve her gün küçük bir şey başarmayı amaçlayın. Çocuğun size yöneldiği saniyeleri saymak yardımcı olabilir. 20 sn.’den 30sn.’ye yükselen zaman, önemli ama kolayca gözden kaçabilen bir artıştır.

* Dikkat dağıtacak faktörleri sınırlı tutun. Eğer çocuğun yönelme ve yanıt verme becerileri yukarıda önerilen teknikler ile ilerleme kaydetmiyorsa, çocukla dikkati dağılmayacak bir ortamda, hergün birçok kısa zaman dilimleri geçirmeyi deneyin. Hareketli ev işlerinden uzak, sessiz bir yer seçin ve çocuğun dikkatini sizden uzaklaştıracak objeleri kaldırın. Bu yöntemi geçici bir çözüm olarak görün. Çocuk ilerleme kaydettikçe, kazandığı yeni becerileri, her gün bulunduğu ortamda kullanmasını teşvik edin.

ÖZEL İLGİYE İHTİYACI OLAN ÇOCUK

Gelişmiş bir dil için gereken seslerden bir veya daha fazlasını çıkarmakta güçlük çeken çocuklar için, bir konuşma terapistinin yardımı gereklidir.
Çocuğun konuşmasının gecikmiş olup olmadığı üzerinde dururken, birçok normal çocuğun okula başladıkları zaman bile hala bütün sesleri çıkaramadığını aklınızdan çıkarmayın. Bu konunun sonundaki tablo, çocuğun ilk değerlendirmesinde size yardımcı olacaktır. Eğer şüpheniz varsa, profesyonel bir kişiden yardım almalısınız. Ayrıca, eğer çocuk yukarıda belirttiğimiz dönüm noktalarından çok geride ise ve gösterdiğimiz metodlar ile gelişme kaydetmiyorsa, yine bir uzmanın yardımını öneriyoruz. Eğer çocuğu bir dil terapisti görüyor ise, o kişiyle, bu program gibi evde uygulanabilecek bir program üzerinde çalışın.

DİL ÖĞRENME

Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı , insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Her anne-baba iletişimin çocuğu için ne kadar önemli olduğunu bilir. Özürlü çocuk için, ihtiyaçlarını ve isteklerini dile getirme becerisi kazanması yardım gerektirir ve birçok kapı açar. Bu beceri çocuğa, çevresini kontrol etme ve bu çevreden “öğrenmek” fırsatını verir.

Öneminin bilinmesine rağmen, eğitimcilerin iletişim becerilerini öğrenme yolları bulmaları diğer beceri alanlarına kıyasla daha yavaş oldu. Sebebi açık; çocuğun elinden tutarak ona kaşık tutmayı veya yuvarlak çizmeyi öğretebilirsiniz, fakat ona konuşması için fiziksel olarak yardım edemezsiniz. Bazı yapılandırılmış davranış teknikleri, çocuklara ders saatleri süresince kelime söyletebilmiş, fakat çocuklara günlük yaşantılarında etkin olarak iletişim kurmayı öğretememiştir.

Son yıllarda çocuğun iletişime olan ihtiyacı için çevresindeki insan ve eşyalarla ilişkisini hesaba katan teknikler geliştirildi. Bugün biliyoruz ki, dil öğrenimi hayatın ilk haftalarından başlayarak günlük hayatın bir parçası olmalı. İletişimin ne olduğu konusunda bilinçli, çocuğun önündeki basamaklar için hazır olan anne ve babaların çocuğun dil kazanımında çok fazla önemi olduğunu biliyoruz. Eğitimciler bu anlayışa, bebekleriyle iletişim halinde olan anne babaları gözleyerek geldiler.

DİL ÖĞRENME VE ÖĞRETME NEYİ KAPSAR ?

Dil (veya iletişim) sadece konuşmaktan daha çok şey kapsar. Konuşamayan ama çok etkin bir iletişim sağlayan birçok insan vardır (Örneğin işaret diliyle). Aynı zamanda konuşabilen ama iletişim kuramayan insanlar da vardır.

Konuşmayla birlikte dil;
* Dinleme ve anlama.
* Diğer kişilerin dillerine cevap verme.
* İletişim içinde “sıra” ile konuşmayı da içerir.

Bu beceriler, konuşmak için daha zamanı olan bebekler için de geçerlidir. Dil geliştikçe çocuklar şunları kazanırlar :
* Türlü ihtiyaçların karşılanması (sosyal, duygusal ve maddi).
* Başta işaretler sonra sözcükler ve daha sonra sözcüklerin birleşmesiyle, değişik anlamlar ifade etme yeteneği.
* Dil bilgisi formlarını kullanmak yoluyla, daha detaylı anlamlar ifade etme becerisi, düzgün sözcük sırası (çoğullar, zamanlar gibi).
* Türlü sesler çıkarma becerisi.
* Bir konuşmayı başlatabilme ve izleyebilme becerisi.
Bu beceriler dinleme, anlama, cevap verme ve sıra alma gibi yukarıda adı geçen yetenekleri içerir.
Belki bütün bunlar biraz karmaşık gözüküyor. Aslında karmaşık da...Çocuklar çoğu dilin karmaşıklığını çözebiliyorlar; ama bu otomatik olarak halledilmiyor. Önemli olan “planlamaktır”. Amaçların seçimi ve hangi tekniklerin kullanılacağını planlamak vaktinizin çoğunu alacaktır.

ÇOCUKTAN CEVAP BEKLEYİN

Çocuk, yüzünüze bakmayı öğrenen bir bebek de olsa, cümle kuran okul öncesi bir çocuk da olsa, tavırlarınızla, her zaman onun cevap vereceğini umduğunuzu gösterin, ona zaman tanıyın. Eğer dikkati başka yerlerde değilse, cevap vermesini “bekleyin”.

Ona iletişimi başlatma fırsatı ve zamanı da verin. Eğer her zaman siz konuşuyor, insiyatifi her zaman siz alıyorsanız, çocuk iletişim sürecindeki rolünü keşfetme fırsatı bulamayacaktır.
Çocukla konuşmak çok önemlidir; fakat çocuk bakıp dinliyorsa bile iki yönlü bir iletişime katılırcasına konuşun. Cevapları sezmek anlamak için susun, bekleyin. Ona zaman tanıyın, size katılacağını umun; katılacaktır.

ÇOCUĞU İLGİLENDİREN ŞEYLER HAKKINDA KONUŞUN

Canlı bir bebekle aşağı yukarı herşey hakkında konuşabilirsiniz. Cevap vermeyen, sessiz bir bebekle konuşmayı zor bulan anne babalar vardır. “Sizin” ne yaptığınızla ilgili konuşmak iyi bir başlangıçtır; çünkü herşeye rağmen siz en önde gelen ilgi kaynağısınız.

Çocuk dikkatini objelere ve etrafında gelişen hareketlere vermeye başladığında, ipuçlarını onun oyuncak seçiminden ve neye gülümsediğinden alın. Daha aktif ve oyuncu olduğunda, seçebildiğiniz konular artacaktır. Tercihleri ne ile ilgili konuşmak istediğini gösterecektir. Konuşmuyorsa ona sevdiği şeylerin isimlerini öğretin. Sevdiği şeyler kelime öğrenmek için harika bir kaynak sağlar. Kendinizi isimler hakkında konuşma ile sınırlamayın. Hareketler, renkler ve sesler hakkında da konuşun.

AKTİF ÇOCUĞA DİKKATİNİ YOĞUNLAŞTIRMASINDA YARDIMCI OLMAK

Küçük çocuğun dikkati, bir şeyden başka bir şeye kolayca kayabilir. Sadece onun dikkat ettiği şeyleri izlerseniz, öğrenmesi gereken şeylerin anlamlarına dikkatini toplaması güç olur. Diğer yandan dil öğretimi için dikkatini çekmek istiyorsunuzdur. Bu problemi, çocukla oynamaya ayırdığınız zamanı, sınırlı sayıda oyuncak ve aktiviteleri bulunduğu, daha önceden hazırladığınız bir ortamda geçirmekle çözebilirsiniz. Onun sevdiğini bildiğiniz oyuncak ve aktiviteleri seçin ama dikkat dağıtıcı şeyleri uzak tutun. Aynı amaca çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz. Diyelim ki “top” kelimesini öğrenmesini istiyorsunuz, bahçede çeşitli renkte topları koyduğunuz bir kutu ile oturabilirsiniz. Bu topları, yuvarlayarak, atarak, sakla bul oynayarak kullanabilirsiniz. Çocuk hangi topu seçeceğine ve bununla nasıl oynayacağına kendi karar verebilir; ama aynı zamanda siz, onun dikkatini, amacınıza yönelik tutmayı başarırsınız.

DOĞAL BİR CESARETLENDİRME DİLİ KULLANIN

“İyi çocuk” veya “iyi konuşma” gibi ifadelerden kaçının. Biz konuşurken kimse bize böyle şeyler söylemez. Bunun yerine çocuğa onu anladığınızı ve kabul ederek cevap verin. Eğer size, çok rastlanır bir iletişim yolu olarak, oyuncağını uzatırsa, alın ve onunla oynayın. Sizden bir şey istediğinde eğer bu verebileceğiniz bir şeyse, ona verin; ama veremeyeceğiniz bir şeyse, en azından anladığınızı gösterin.

KONUŞABİLEN ÇOCUK İÇİN

Yukarıda anlatılan alanlar, konuşmayı öğrenen çocuk için önemini sürdürür. Yeni kelimeler öğrenmede taklit çok önemli bir yoldur. Çocuk yavaş yavaş istek ve ihtiyaçlarını belirtmek için, kelimeleri kullanmayı öğrenir.
Bu aşamada ayrıca şu alanlar önem kazanır :

DEĞİŞİK TÜRDE ANLAMLARI İFADE ETMEK

Çocuk, geniş bir kelime bilgisinden daha çok şeye ihtiyaç duyar. Tabi ki birçok kelime öğrenmesini isteriz; fakat öğrendiklerinin ona değişik şeyler hakkında konuşma fırsatı vermesi gerekir. Örneğin, bir çocuk 50 kelime biliyor olabilir, ama bu kelimeler sadece obje isimleriyle (araba, top gibi), bu objelerin ne yaptıkları hakkında konuşamayacaktır, veya neye benzediklerini söyleyemeyecektir.

DİLBİLGİSİ KALIPLARINI KULLANMAK

Çocuk, bir noktaya kadar dilbigisi açısından doğru olmasada , kendini ifade edebilir. Yani, bir süre dilbilgisi hataları üzerinde durmanıza gerek yok; fakat ileride daha ince ayrıntılar üzerinde konuşacağı zaman, bu kuralları öğrenmek zorunda kalacaktır.

AĞIZ HAREKETLERİ VE SÖZCÜKLERİ TELAFFUZ ETMEK

Bu alan, diğer iletişim becerilerini öğrenmiş olsalar bile birçok özürlü çocuk için güçlük yaratır.

KONUŞMAYI BAŞLATMAK VE DEVAM ETTİRMEK

Olgunlaşmış bir konuşma becerisi, konuşma başlatma ve diğer kişilerin konuştuklarına cevap verme arasında bir denge içerir. Sıra alma becerileri iyi gelişmiş çocuklar, bu dengeyi özel bir eğitim almadan başarırlar; fakat bazen böyle bir denge doğal olarak gelişmez. Bazı çocuklar vardır, ilgilerini çeken konular hakkında uzun süre gevezelik edebilirler; ama diğer insanların söylediklerine dikkat etmezler, dinlemezler. Ayrıca sadece onlarla konuşulduğunda konuşan ve çok nadir olarak kendi başlarına konuşma başlatan çocuklar da vardır. İki uç da etkin bir iletişime izin vermez. Bu vakalarda bir denge bulmayı öğretmek önemli bir alandır.

DİL ÖĞRETMEK İÇİN TEMEL PRENSİPLER

* Çocuğa, cevap vermek için süre tanıyın, dinleyin, bekleyin,
* Çocukla onu ilgilendiren şeyler hakkında konuşun,
* Planlanmış aktiviteler eşliğinde, çocuğun dikkatini belli amaçlara yöneltin,
* Çocuğu doğal bir biçimde teşvik edin.

NASIL ÖĞRETMELİ ?

“Ne öğretmeli?” listesi size çok uzun geliyorsa, bu becerilerin aynı anda öğretebileceğini bilmek, tam olarak neyi amaçladığınızı aklınızdan çıkarmadığınız sürece sizi rahatlatacaktır. Dahası, dil öğretmenin büyük bir kısmı, günlük aktivitelerin bir parçasıdır ve öyle olmalıdır. Bu çocukla oynanan oyunların ve ona verilen bakımın doğal bir uzantısı olmalıdır. Çocuğun gelişiminin bazı dönemlerinde, belli amaçlara ve aktivitelere yönelip, bunlara ayrı bir önem vermek gerekir.

NE ÖĞRETİLECEK ?

HENÜZ KONUŞMAYAN ÇOCUK

* Dinleme ve oyun becerileri : Bebekler kelimeleri kullanabilmeden çok önce, konuşmalara katılabilirler. Bunu yapmak için, diğer kişilerin ne yaptığına dikkat etmeli ve oyundaki objelere dikkat etmeliler. Bebekler büyüdükçe çevrelerini tanımak için oyun becerilerini kullanır ve böylece iletişim kurmak istedikleri şeyleri keşfederler.

*Sıra almak : İletişim iki yönlü bir süreçtir ve konuşmayla birlikte, dinleme ve beklemeyi de içerir. Bebeklik çağı, sesler, hareketler veya basit oyunlar ile “sıra almayı” öğrenmek için ideal çağdır. Konuşamayan daha büyük çocuklar da “sıra alma” çalışmalarından yararlanabilirler.

* Taklit etmek : Taklit, yeni sesler öğrenmede büyük rol oynar (ileride kelime üretmede kullanılacak olan sesler). Bebeklerin pek çoğu taklit etmekten hoşlanırlar. Birkaç günlük bebeklerin bile, annelerinin yüz ifadelerini taklit ettikleri gözlemlenmiştir. Taklit sadece seslerle kısıtlanmamalıdır, hareketler de taklit edilebilir.

* Sesleri ve jestleri değişik amaçlarla kullanmak : Çocuklar, çıkardıkları seslerin ve yaptıkları hareketlerin, çevrelerindeki insanların hareketlerini etkilediğini ve bulundukları ortamı kontrol ettiğini öğrenmelidirler. Sesler ve jestler istenmeyen bir yiyeceği, oyuncağı reddetmek için yardım istemek için veya “merhaba” demek için kullanılabilir.

*Anlamak : Henüz konuşamayan çocuklar kişileri, objeleri, olayları betimleyen kelimeleri anlamayı öğrenebilirler.
Çocuğun özürü, iletişim becerilerini öğrenmesini engelliyorsa, anne-babanın ve eğitmenin, bu konuda daha duyarlı olması gerekir. Özellikle, çocuğun iletişimine yönlendirecek oyun çeşitlerinden ve bu tür durumlardan haberdar olmaları gerekir. Kendi konuşmalarının, dinleme ve cevap vermelerinin, çocuğun dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Akılda tutacak ve düşünecek çok şey var gibi gözüküyor ama Macquarie’de çalışan anne babalar, bütün bu düşünce tarzının doğal gelmeye başladığını söylüyorlar. Dil öğretme teknikleri, anne babaların çocuklarıyla iletişim kuruş şekilleri üzerine kuruludur. Bu konuda okuyacaklarınız aslında bize yabancı olmayan, sağduyuyla bulunabilecek şeyler.

BU ÇOCUK KONUŞMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?

Ağır derecede özürlü çocuklar dahil, çocukların birçoğu konuşmayı öğrenebilir. Öğrenilmediği nadir vakalarda , konuşmanın yerine işaret dili öğretilebilir.
Çocuk daha küçükse (bebekse) hareket veya işaret dilinde mi daha rahat olacağına karar vermek için çok zamanınız var demektir. 2. konuda sunulan erken dil öğrenimi yaklaşımı size yardımcı olacaktır.

MACQUAIRE PROGRAMINDA DİL NASIL ÖĞRETİLİYOR ?

Macquarie üniversitesi, down sendrom programında, dil öğretimi T.E.L.L.’ye dayanır. (Türkçesi, Yaşam İçin Erken Dil Öğretimi)
T.E.L.L. son geliştirilen teorileri geniş kapsamlı ve pratik bir programa çevirip, orta ve ağır derecedeki özürlü çocukların ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenlendi. T.E.L.L.’nin temel özellikleri şunlardır:
*Bebeklikten itibaren, çocuklar diğer kişilere yönelmeye, sıra almaya, ses ve hareketleri taklit etmeye yönelebilirler.
*Konuşmadan önce çocuklara, sesleri ve hareketlerini ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilecekleri gösterilir.
Çocuk konuşmaya başladığında, her farklı dil alanında amaçlar belirlenir. Sıra almak , değişik biçimdeki kelimeleri öğretmek ve yavaş yavaş dilbilgisi kurallarının üzerinde durmak bu alanlardan bazılarıdır.
* Öğretim doğal ortamda, çocuğun sevdiği materyal ve aktiviteleri kullanarak olur. Öğretmen (eğitimci) dil çalışmalarını eğlenceli hale getirir ki çocuk iletişim kurmak istesin.

BAŞLAMADAN ÖNCE

Bütün gelişim alanlarında olduğu gibi, öğretim başlamadan önce, çocuğu değerlendirmek gerekir. Fakat burada çocuğun çevresindekiler ile spontan ilişkisiyle ilgilendiğimiz için, formal değerlendirme sekansları uygun değildir; çünkü formal değerlendirmelerde çocuğun bazı kesin emirlere uyması istenir.
Bu tür doğal konuşma cesaretlendirmeleri çocuğa, iletişim kurmak için attığı adımların değerini ve işe yaradığını, ayrıca dil becerilerini nasıl geliştireceğini gösterecektir.

NORMAL DİL GELİŞİMİNİN SEKANSLARI

Dil konusunda çocuğun şu anda neler yapabildiğini ve ilerde neler öğrenebileceğini, normal çocukların o yaşlarda neler yaptıklarından daha önemlidir. Ancak normal gelişimi de bilmekte yarar vardır. Aşağıda 4 yaşa kadar önemli dönüm noktalarını bulacaksınız.
“Normal” diye adlandırılan dönemin dil kazanımı konusunda sınırları çok geniştir. Birçok çocuk ilk sözcüklerini iki yaşından sonra söylerler ama yine de normal gelişim gösterirler. Yani verdiğimiz bu gelişim basamaklarını dikkatli kullanmak önemlidir. Gelişim “basamakları” ve sırası, gösterilen yaş düzeyinden daha önemlidir.

0 – 3 YAŞ ARASI

Bebek önceleri sadece ağlayarak ses çıkarır, fakat sonra yavaş yavaş ağlamadan da sesler çıkarmaya başlar. Gığıldama ve gırtlaktan gelen küçük sesler duyacaksınız, daha sonra ünlü sesler çıkarmaya başlayacak.
Bebek ağlama dışı sesleri çıkarmayı öğrenirken , başkalarının konuşmasına da cevap vermeyi öğrenir. İnsanların konuşmalarına önce yüz ifadesi ve vücut hareketleriyle cevap verir. Daha sonra onunla konuşulduğunda yumuşak seslerle yanıt vermeye başlar.

3 – 6 AY ARASI

Şimdi bebek iki değişik sesli harf çıkarır ve yalnızken kendi kendine gığıldar.
“Ba” ya da “Da” gibi sesleri çıkarabilmek için bir sesli ve bir sessiz harfi yanyana getirir.
Artık değişik duygularını değişik sesler çıkararak ifade ederler. Büyüklerin yaptığı küçük hareketleri taklit eder. Çıkardığı seslerle , konuşmaları taklit etmeye çalışır.

6 – 9 AY ARASI

Daha şimdiden en az dört değişik ses kullanır. Tekrardan oluşan iki heceli kelimeleri söyler (mama gibi).
Çocuk yetişkin biriyle karşılıklı sıra alabilir (hareketler ve ses çıkararak).
Dikkat çekmek için bağırır. Birisi istemediği birşey yaptığında ağlayarak veya yüksek sesler çıkararak tepki verir.
Tanıdık birini gördüğünde gülümser ve ses çıkarır.
Taklit becerileri artmıştır. El sallamak veya çırpmak gibi hareketleri taklit eder. Ayrıca zaten çıkarabildiği sesleri bir başkası çıkardığında taklit ederek karşılık verir.

9 – 12 AY ARASI

Bebek artık yetişkinlerin konuşmalarındakilere benzer tonlamalar kullanır. Önce açık bir isteme biçimi ortaya çıkar. Birşeye bakar ve sonra yetişkine bakar; işaret ile veya ses çıkararak ne gördüğü hakkında bilgi verir. Yetişkinle bir iletişime girmek için ses çıkarır, iletişimi başlatır.
Öksürmek, göz kırpmak veya dil çıkarmak gibi yüz hareketlerini taklit edebilir; özellikle ses ile birleştirilen hareketleri taklit etmekten hoşlanır.

12 – 15 AY ARASI

Bebek artık “sohbetten” zevk alıyordur. İnişli çıkışlı seslerle iletişim kurar ve konuşmayı devam ettirir. Diğer bir kişiye eşya veya oyuncak vermekten hoşlanır. Bunu yaparken sesler de çıkarabilir. Bu aşamadan itibaren selemlaşma ve vedalaşma için tutarlı sesler ve hareketler kullanır.

Kelimeleri, onlara yakın seslerle taklit eder. Su için “u” gibi.
Tam olmamakla birlikte, yakın olan iki kelimeyi kullanabilir.
“Bu nedir?” sorusuna bir kelime veya kelimeye yakın bir sesle cevap verebilir.
Ses vurguları gitgide daha olgunlaşır, gelişir. Birşey isteme veya soru sorma ile ünlem vurgularını ayırd edebilirsiniz.

15 – 18 AY ARASI

Çocuk artık 4 – 6 kelime söyleyebilir. Bunlar genellikle isimler karşı çıkma kelimeleri ve “merhaba”,”bay bay” gibi sözcüklerdir. Kelimeyi söyleyemediği zaman göstermek, vermek veya el sallamak gibi hareketlere ses ekler.
Sık sık duyduğu şarkıları söylemeye çalışır.
Artık başarılı bir taklitçidir. Yetişkinlerin sık sık kullandıkları veya konuşmalardaki sözcükleri “yankı” gibi tekrarlarlar.

18 AY – 2 YAŞ ARASI

Çocuk artık 25 kelime söyleyebilir. Bunlar eşya ve insan isimleri, “selam”,”bay bay” sözcükleri, hareket belirten en az iki kelime, daha çok istemek ve reddetmek üzerine kelimeleri içerir.
Kendisi kullanmasada iki kelimeli cümleleri taklit eder.
Kendisini iyi tanıyan yetişkinler için konuşması anlaşılır düzeydedir; en azından %70’i.

2 – 3 YAŞ ARASI

Bu yaşta çocuklar daha çok kelime kazanır. 2,5 yaşında en az 50 kelime ve 3 yaşından itibaren yaklaşık 300 kelimeye sahiptirler.
Bu yaşta kelimeleri iki kelimelik cümlelerde kullanmak için bağlamayı öğrenirler. Yıl sonuna doğru birçok üç kelimelik cümle kurabilirler.
Konuşma boyunca sıra almayı bilir. Önceleri bunu sadece tek kelimeyle yaparken daha sonraları daha çok sözcüklü ve tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış sohbeti 2-3 kelimelik cümlelere sürdürebilecek seviyeye gelir.
Artık dilbilgisi kurallarını da öğrenmeye başlar. (Çoğullar, zamirler gibi)
Bazı hatalar yapmakla birlikte, tekerlemeler ezberleyebilir.
Oynarken kendi kendine söylenir ve konuşması oldukça anlaşılır.

3 – 4 YAŞ ARASI

Bu yıl ilerledikçe, çocuk 3 kelimeli cümleler daha sık kullanılır, ta ki konuşmasındaki cümlelerin % 80’i, üç ve fazlası kelimeden olışuna dek.
“Ne, niçin, nerede ?” ile başlayan sorular sorar.
Yakın geçmişdeki deneyimleri detaylı bir şekilde anlatabilir.
Sorulduğunda adını ve soyadını söyleyebilir.
Çevremizdeki şeylerin ne işe yaradığı ile ilgili olan sorular dahil, birçok soruyu cevaplayabilir.

 


Sağlıklı Bebeğin Gelişim Tablosu
SOSYAL GELİŞİM VE KİŞİLİK GELİŞİMİ TABLOSU
Aşağıda bebeklerin aylara göre sosyal ve gelişim çizelgesi verilmiştir. Bunlar ortalama değerlerdir.

0 – 3 AY SOSYALİZASYON VE UYUM

* Kucağa alındığı zaman susar.

* Kısa süreyle çevresinde gördüğü yüze ilgi ile bakar.

* Konuşma ve dokunmaya karşı gülme veya ses çıkartma tepkilerinde bulunacaktır.


3 – 6 AY SOSYALİZASYON VE OYUN

* Tuttuğu bir nesneyi veya oyuncağı ağzına götürür.

* Kucağa alınmak istediği zaman kollarını veya bacaklarını hareket ettirir, başını kaldırır.

* Kendiliğinden gülümser.

* Aynadaki görüntüsüne gülümser.

* Yanında olmayan bir oyuncağa uzanır.

* Başına bir örtü örtülünce güler.


YEME VE İÇME

* Beslenme şekline göre, annesinin memesini veya biberonunu gördüğünde besleneceğini anlar.

* Elini annesinin göğsünün üzerine veya biberonuna koyar.

* Püre şeklinde hazırlanmış yiyecekleri emer ve yutar.


6 – 9 AY SOSYALİZASYON VE OYUN

* Yabancı kişilere karşı bakma veya ağlama tepkisinde bulunur.

* Değişik oyunlarla yaklaşık 10 dakika süreyle oynar.


YEME VE İÇME

* Bardaktan yardımla su içer.

* Katı yiyecekleri ağzında ezer ve yutar.

* Bisküvi, ekmek gibi yiyecekleri ağzına götürerek yer.


9 – 12 AY SOSYALİZASYON VE OYUN

* “Ce” oyunlarından hoşlanır ve kaybolanın çıkmasını bekler.

* Karşılıklı basit oyunlar oynar.

* Basit işlevsel oyunlar oynar. Ör. Bardakla su içme, kaşıkla yemek yeme.

* Karşılıklı top oynar ve kendisine yuvarlanan topu geri yuvarlar.

* Bir yetişkinin yanında 15 – 20 dakika yalnız oynar.


YEME VE İÇME

* Parmaklarını kullanarak küçük parçalar halinde hazırlanmış yiyecekleri ağzına atar.

* Kaşığı tutar ve yiyeceği ağzına götürmeye çalışır.

* Bisküviyi ısırır ve çiğner.

* Ezilmiş yiyecekleri yer.


12 – 15 AY YEME VE İÇME

* Kendi başına içebilir fakat sık sık döker.

* Kendi başına kaşığı kullanır fakat sık sık döker.

* Herkesin yediği yemeklerden yiyebileceği büyüklükte olanları verilince yer.


GİYİNME

* Çorabını ve şapkasını çıkarır


SOSYALİZASYON VE OYUN

* Oyun sırasında veya reddetme davranışı nedeniyle oyuncaklarını, fırlatır.

* Yetişkinin dikkatini çekmek için gösteriş yapar.

* Yetişkine oyuncağını gösterir veya verir.


15 – 18 AY GİYİNME

* Giyinirken ellerini ve kollarını uygun şekilde hareket ettirerek, giyinmeye yardımcı olur.

* Şapkasını giyer


SOSYALİZASYON VE UYUM

* Resim veya kitap başaşağı veya arkası dönük şekilde verilmişse düzgün şekle döndürür.

* Ev işlerini taklit eder.

* İşlevsel oyunun süresini uzatır.


18 AY – 2 YAŞ YEME VE İÇME

* Bardaktan dökmeden içebilir.

* Kaşıkla dökmeden yiyebilir.


TUVALET ALIŞKANLIĞI

* Gün boyunca oldukça istikrarlı olarak kuru kalır.


GİYİNME

* Pantolonunu çıkartır.


SOSYALİZASYON VE OYUN

* Jestler kullanarak arkadaşlarıyla iletişim kurar.

* Parelel oyun şeklinde oynar ve diğer çocukları seyreder.

* Sahip olduğu oyuncakları vermek istemez.

* Evcilik oyunu oynamaz.

* Diğer çocukların yanında oynar ve arada etkileşimde bulunur.

* Basit ev işlerine yardım eder.

* Yetişkinlerin söylediklerinin %50’sine uyum sağlar.

* Sorulduğu zaman seçim yapabilir.

* Yetişkin kontrolünde sırasını bekler.

* Grup içinde 10 dakika süre ile müzik veya öykü etkinliğinde dikkatini kontrol eder.

* Hatırladığı zaman “lütfen” sözcüğünü söyler.


YEME VE İÇME

* Kamışla içer

* Çatalı yiyeceğe batırır.


GİYİNME

* Çorabını giyer.

* Ayakkabılarını giyer.

* Pantalonunu giyer.

* Tişört veya yeleğini çıkarır.

* Fermuar açar.


TUVALET

* Tuvalet ihtiyaçlarını jestlerle haber verir.

* Sözel olarak tuvalet ihtiyacını söyler.

* Tek başına pantalonunu indirir.

* Yetişkin denetiminde tuvalet kullanır.


YIKANMA

* Kendi kol ve bacaklarını yıkar.

* Ellerini bir yetişkin yardımıyla yıkar ve kurular.

* Yetişkinin denetiminde dişlerini fırçalar.


3 – 4 YAŞ SOSYALİZASYON VE OYUN

* Yetişkinin yönettiği oyunlarda kurallara uyar.

* Diğer çocuklarla oynarken sırasını bekler.

* Diğer çocukların yakınında oynar ve konuşur.

* Oyun süresinin %50’sinde diğer çocuklarla etkileşim içinde oynar.

* “Lütfen” ve “Teşekkür ederim” ifadelerini, gereken durumların %50’sinde hatırlatılmadan söyler.

* Yetişkinin sözlerine %75 oranında uyum sağlar.

* Sorulduğu zaman insanların cinsiyetini söyler.

* Basit işleri yapar.

* Tehlikelerden kaçınır.

* Anne ve babasının tayin ettiği fiziksel sınırlar içinde kalır.

* Yetişkinin ilgisini başkalarıyla paylaşır.


Yorumlar (0) :: Baglantı

• 31/8/2006 - Hamilelerde hipertansiyon riski


 Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ülkü Bayar, "Hipertansiyon, hamileliğin erken döneminde teşhis edilmesi durumunda tedavisi mümkün olan, geç fark edildiğinde ise anne ya da bebeğin ölümüne yol açabilen hastalıktır" dedi.
 
Ülkü Bayar, anne adayında hipertansiyonun, kapiller adı verilen atardamarlarla toplardamarlar arasında yer alan ve organlara yaşamsal maddelerin götürüldüğü, artık maddelerin toplandığı en uçtaki ince damarlar bölgesinde geliştiğini söyledi.
 
Bundan dolayı hipertansiyonun vücudun tüm organlarını etkileyen bir hastalık olduğunu ifade eden Bayar, şöyle konuştu: "Hipartansiyon, anne adayların hamileliğin 20. haftasından itibaren ortaya çıkar. Hamilelik süresince tansiyonun düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir. Çünkü hipertansiyon, hamileliğin erken döneminde teşhis edilmesi durumunda tedavisi mümkün olan, geç fark edildiğinde ise anne ya da bebeğin ölümüne yol açabilen hastalıktır. Bundan dolayı erken tanı ve dikkatli takip, anne-bebek açısından çok önemlidir."
 
Sağlık merkezinde tansiyon ölçümleri yapılacak anne adayının öncelikle istirahatinin sağlanması gerektiğini ifade eden Bayar, şöyle devam etti: "Anne adayındaki yorgunluk, beyaz önlüklü birini görmeye bağlı ortaya çıkacak heyecan tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Evde tansiyon takibi önerilenler ise bu ölçümlerini deneyimli kişilere yaptırmalıdır. Annenin yatak istirahati çok önemlidir. Fiziki aktiviteyi kısıtlamak, tansiyon ölçümü açısından faydalıdır."
 
Halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen hipertansiyon, 'Preeklampsi', ilk kez anne olacak adaylarda, 18 yaş altı ve 30 yaş üstü annelerde, daha önce 4 doğum yapan, çoğul hamilelik yaşayan, fetusa ait problemi, şeker hastalığı, kronik hipertansiyonu ve ailesinde hipertansiyon olanlarda daha sık görülüyor.
 
Gebelikte hipertansiyon, tüm hamilelerin yüzde 7-10'unda, daha önce böbrek ve kalp-damar hastalığı olanların ise yüzde 20-40'ında sorun oluşturuyor.
 
Hamilelerde hipertansiyon, el ve yüzde şişme, kan basıncının artması, proteinüri, baş ağrısı ve dönmesi, görme bozukluğu, mide ve karında ağrı, trombosit sayısında azalma, fetusta gelişme geriliği, bilinç bulanıklığı, uykuya eğilim, ani kilo artışı, idrara az çıkma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
 

Yorumlar (0) :: Baglantı

• 25/8/2006 - Emziren Anne Kilo Verir

Emziren Anne Kilo Verir
24.08.2006 12:50
Hamilelik ve doğumdan kalan fazlalıkların hepsinden değilse de bir kısmından bu dönemde kurtulmak mümkün. 
Diyetisyenler Derneği İzmir Şube Başkanı Zuhal Eskişar, "Anne, hamilelik boyunca aldığı kiloların bir bölümünü emzirme döneminde de verebilir. Bu dönemde vücut süt yapımı nedeniyle fazladan enerji harcar. Beslenmede yağsız et, süt, peynir, kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynakları ile taze sebze ve meyveye ağırlık vermek, hem süt yapımını artırır hem de kilo vermeyi kolaylaştırır" dedi.


- Anneler emzirdikleri dönem boyunca kendi beslenmelerinde nelere dikkat etmeli?
Emzikli annenin beslenmesi son derece önemli. Gün içinde mutlaka üç litre sıvı alınmalı. Bunun dışında protein kalitesi yüksek olan besinler; et, süt, yumurta, peynir ve kuru baklagiller tüketilirken, vitamin ve mineraller açısından da sebze ve meyvelerden yararlanılmalıdır. Ekmek, hamur işi, makarna gibi basit karbonhidratların ise çok fazla alınmaması gerekir. Bir bebeğin günde 800 mililitre süte ihtiyacı vardır. Bir annenin bunu yapabilmesi için da ayrıca 580 kalorilik ek gıda alması gerekir. İdeal olanı bu ihtiyacın protein ve sebze meyvelerle karşılanmasıdır.


- Halk arasında emziren anneye süt artırdığı söylenen çeşitli yiyecekler tavsiye edilir. Bunlarda bir gerçeklik payı var mı?
Evet, soğan ve helva tavsiye edildiğini sıkça duyarız.
Soğanın antiseptik ve antioksidan etkisi vardır. Son derece yararlı. Eskiler bunlara dayanarak belki bilmeden söylemiştir. Tahin helvası ile pekmez de çok önerilir. Pekmez gibi demir yüklü gıdalar bu dönemde çok yararlı olur. Anne eğer çok kilo almamışsa bunları yemesinde sakınca yok. Ama aşırıya da kaçmamalı.


- Bebeğimize altıncı aydan itibaren ek besin verirken bir yandan da emzirmeye devam edeceğiz. Günde kaç öğün anne sütü, kaç öğün ek besin vermeliyiz?
Anne sütü yeterliyse sabah 06.00 civarında bebek uyandığında emzirilmeli. Bundan 3- 4 saat sonra kahvaltı hazırlanır. Bir fincan süte yumurta sarısı, bisküvi, akşamdan suya bırakılıp tuzu alınmış peynir
karıştırılarak yedirilir. 3- 4 saat sonra yine anne sütü verilir. Daha sonra bir meyve suyu veya püresi ile pekmez yedirilir. Bir sonraki öğün bebek yine emzirilir. Akşam da sebze çorbası yarı yarıya etle karıştırılarak verilir. Yatmadan önce bir kez daha anne sütü verilir. Gördüğünüz gibi temel formülümüz bir anne sütü bir ek gıda şeklinde.

Ayda ortalama 700- 900 gram


- Bebeğimizin yeterli beslenip beslenmediğini nasıl anlayabiliriz?
Bir ay içerisinde bir bebeğin ortalama 700- 900 gram alması yeterlidir. Ama her bebek aynı şekilde kilo alacak diye bir şey de yok. Bebek beslenmesinde en önemli faktör doğum kilosudur. Doğum kilosundan sonra belirli aylarda alması gereken kiloyu ulaşıyor mu bu takip edilir. Zaten her bebeğin beslenmesi özeldir. Çocuk hastanesinde mesela her bebeğin ayrı bir mama kartı olur. Her bebeğin kilosuna göre enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral ihtiyacı hesabı ayrı ayrı yapılır. Çünkü her bebek kendi kilosu kapasitesinde yiyebilir. 6 kiloluk bir bebek 150 gram yiyebilirken, 5 kiloluk bir bebek ancak 125 gram yiyebilir. Eğer kilo düşükse yoğunluğu yüksek, miktarı az mönülerle bebek olması gereken kiloya getirilir.


- Bebeğin alması gereken kilo için belli bir standart var mı?
Bebek 6 aylık olduğunda doğum kilosunun 2 katına ulaşması gerekir. Örneğin 3 kilo 200 gram doğmuş bir bebek altıncı ayda 6 kilo 400 gram ağırlığaa ulaşmış olmalıdır. Ama anne babadan gelen genetik özellikleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Kimi bebek topludur, kimi biraz daha zayıftır. Anne babası minyon olan bir çocuğun iri olması beklenmemeli.

Kusturana kadar yedirmeyin
Annelik duygusu bir çok kadında hep bebeğinin aç kaldığı, yeterince beslenemediği duygusu uyandırdığından annelerin elinden mama dolu kaşıklar düşmek bilmiyor. Beslenme Uzmanı Zuhal Eskişar kaşıkla bebeğin üzerine gitme davranışının terk edilmesi gerektiğini belirterek, "Anne kendi yediği kadar bebeğinin yiyemeyeceğini bilmelidir. En önemli sorun bu. Anneler bebeklerini sürekli beslemek istiyorlar.
Oysa bebeğin kapasitesini bilmek çok önemli. Bunu ayarlayamıyorlarsa bir uzmandan yardım alabilirler. Bir günde yemesi gerekenden fazla verdiğiniz takdirde bebeğiniz bu fazlalığı mutlaka çıkaracaktır" diyor.
Emzirildikten sonra bebeğin bir miktar kusmasının normal olacağını belirten Eskişar, "Ancak bebek fışkırtır tarzda çok şiddetli bir kusma gösteriyorsa, beslenmeden farklı olarak bebeğin sağlığı ile ilgili bir problem var demektir. Hemen hekime gidilmelidir" dedi.


 

Yorumlar (0) :: Baglantı

• 25/8/2006 - Diş Çürüğü ve Ter Kokusuna Yoğurt

Diş Çürüğü ve Ter Kokusuna Yoğurt
24.08.2006 15:11
Yakın zamanda diş macunları ve deodorantlar, yoğurtta bulunun bir bakteri sayesinde çok daha etkili olacak.

Bilimsel dilde Strepptococcus mutans adlı bir bakteri, dişlerin çürümesine neden oluyor. Strepptococcus mutans dişin yüzeyine yapışarak, bir asit salgılıyor ve bu asit diş minelerine zarar veriyor. Ancak yoğurtta bulunan bir başka bakteri dişlerin imdadına yetişiyor. Bilim insanları lactobacillus adlı bir bakterinin Strepptococcus mutans’ları diş minelerinden silerek yok ettiğini ve böylece dişlerin çürümesini önlediğini buldu.

Laboratuvar testlerinde lactobacillus bakterisi içeren ciklet çiğnendiğinde, Strepptococcus mutans’ların sayısının azaldığı ve diş çürüme riskinin de düştüğü gözlemlendi. Alman kimya devi BASF, diş çürümelerini önleyici lactobacillus içeren bir ciklet üzerinde çalışıyor. Ağız çalkalama sıvısı ve diş macunları da sırada. BASF’in ArGe’den sorumlu yetkilisi Stefan Marcinowski, ürünlerin 2007’de hazır olacağını açıkladı.

KOLTUK ALTI VE AYAK KOKUSUNA DA ÇARE

Yoğurtta bulunan iyi huylu lactobacillus bakterisinin bir kullanım alanı daha var, koltuk altı. Bu bakterinin koltuk altında ter kokusuna ve hatta ayakta kötü kokulara neden olan diğer bakterileri de silme özelliği olduğu saptandı.

Tam adı, Lactobacillus Bulgaricus olan bakteri, sütün içinde yaşıyor ve yoğurt yapımında etkili oluyor. Bilim insanları bu bakterinin önceleri bitkilerin yapraklarında yaşadığını, ancak sonraları ineklere ve dolayısıyla da süt ürünlerine geçerek yaşamını bu ortamda sürdürdüğünü tahmin ediyor.

Kaynak: ntvmsnbc

Yorumlar (0) :: Baglantı

• 25/8/2006 - Bebek Emzirirken Acıya Son

Bebek Emzirirken Acıya Son
24.08.2006 15:30
Bebek emzirirken memede oluşan çatlaklar nedeniyle olaşan ağrılara son. Gayazulen çiçeğinden üretilen Garmaston Pomat emzikli annelerin imdadına yetişti...

Türkiye'nin tek bitkisel içerikli memebaşı pomadı Garmastan, hayatının ilk günlerinde bebeğin ve annesinin emzirmenin sağlık ve mutluluğunu yaşamalarına yardımcı oluyor.

 

Garmastan Pomat'ın içeriğindeki antienflamatuar etkili doğal madde, Venezuella, Kolombiya ve Paraguay'da bulunan gayazulen çiçeğinden elde ediliyor.

 

Emzirme döneminde oluşan memebaşı çatlaklarının önlenmesi ve tedavisinde kullanılan Garmastan Pomat, annenin ağrısız bir emzirme dönemi geçirmesini sağlıyor. Antiseptik, antienflamatuar, nemlendirici, antioksidan etki sağlayan içeriği ile cildi koruyor, memebaşı çatlaklarının iyileşmesini hızlandırıyor, memebaşında ve bebeğin ağzında oluşabilecek enfeksiyonları önlüyor.

 

Ağrısız emzirmenin çözümü Garmastan Pomat, her emzirmeden sonra meme ucu ve çevresine ince bir tabaka halinde sürülüyor. Hamileliğin sekizinci ayından itibaren göğüsleri emzirmeye hazırlamak için de her banyodan sonra göğüslere sürülmesi öneriliyor.

 

Hem bebek hem de anne için güvenle kullanılan Garmastan Pomat, meme başı çevresini yumuşak ve elastik tutup deriyi koruyor. Vücut sıcaklığında hemen eriyor, böylece hassas cilt üzerinde kolaylıkla dağılıyor. Kokusuz olduğu için bebeği annenin doğal kokusundan  uzaklaştırmıyor ve yağsız olduğu için de  giysilerde iz bırakmıyor. Tel:  0212 281 85 05

Yorumlar (0) :: Baglantı
Image Hosted by ImageShack.us

Tanıtım

Image Hosted by ImageShack.us

Son yazılarım

• bayramınız kutlu olsun
• Abur-cuburlar hiperaktivite nedeni
• Çocukların merakı, başlarına iş açıyor
• PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
• İnsanların soyunmaları ile ilgili
• Çocuğunuzda dikkat eksikliği var mı?
• Uzun ömürlü evliliklerin sırrı aile kavgaları
• Anne/Baba Olma Başvurusu!
• Beslenme Rehberi
• Yaz Aylarında Tatilde Sağlıklı Yaşam Rehberi_2_
• Yaz Aylarında Tatilde Sağlıklı Yaşam Rehberi_1_
• Çocuklar Ara Tatillerini Nasıl Değerlendirmeli?
• Çocuk ve Korku
• Evcil Hayvan Sahibi Olma
• Evcil Hayvanlar Konusunda Çocuğunuza Söylemeniz Gerekenler
• Çocuğunuz bir kelimeyi ya da sesi yanlış telaffuz ettiğinde onu düzeltmeli misiniz?
• Bebek bakımında annelere 9 tavsiye
• Mutlu evliliğin sırları
• Karı-koca arasındaki kavgalar
• EVLİLİKTE BAŞARISIZLIĞA YOL AÇAN OLUMSUZ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
• karikatür
• Eşinizle aranızdaki sevgiyi büyütün
• Kötü huy diken gibidir
• Küçük Afacan yemek yemiyor mu?
• Aileler kriz anlarında ne yapmalı?
• pekmez
• Tuvalet eğitiminde bunlara dikkat!
• Öfkesini mi anlatıyor?
• Şeker hastalığı ve hamilelik
• iremnur
• İnsan Karşısındakinden Neler Bekler?
• Eşlere Kavga Etme Rehberi
• karı koca kavgaları düğün pastalarına yansıdı
• MİLENYUMDA EVLİLİK
• Kötü giden evlilik nasıl kurtarılır?
• Evli erkeğin evrimi
• Karı-Koca Dialogları
• Mutlu evliliğin sırları
• Karı-koca arasındaki kavgalar
• Hayal Ettiğin Müddetçe
• Kardeş İlişkileri ve Kıskançlık
• çok hoş..
• yerim ben seni..
• çok şirin..
• Çocuklarda daimi dişlerin Önemi
• güzel bir resim
• diyet
• GEBELİK VE BESLENME
• İdrar kaçırma sorunu
• Eş dövmeye 58 YTL ceza
Image Hosted by ImageShack.us

Baglantılar

• Ana Sayfa
• Profil
• Arşiv

PageRank

LİNKLER

• ÇEŞİTLİ KONULAR
• http://www.sizinti.com..
• http://www.bebekkokusu.com/
• SAADETİN PENCERESİ
• MESELA
• KOMİK ŞEYLER
• mynet sitem_1
• mynet sitem_2
• ÇOCUKLAR İÇİN
• msn spaces_SAADET_
• isimler ve anlamları
• http://www.bebek.com/

49 sayfadan 34 . sayfa
geri | ileri