Nazmiye Demirci
BEBEK.COM.
Anne/Baba Olma Başvurusu!
Üvey anne dayağından komaya giren 6 yaşındaki çocuğun haberini okurken spikerin sesi titriyor....
Birkaç gün sonra, bir başka programda komadaki çocuğun annesi diğer oğlunu aynı ortamdan kurtarmak için yardım istiyor. Bir son dakika haberi ile canlı yayında anne, komadaki yavrusunun ölümünü öğreniyor. Anne ağlıyor, izleyiciler ağlıyor, program sunucusu da ağlıyor....
Parçalanmış bir beraberliğin meyvaları olan iki masum çocuk... Biri üvey anne dayağından mezara giriyor, diğerinin ise çok acil psikolojik yardıma ihtiyacı var. Herkes acıyan bir yürekle izliyor, bu haberi. Ancak, geriye dönüş imkansız. Hiçbirşey, bu iki yavrunun çektiği acıları silemez, yaşadıkları terkedilmişliği yüreklerinden söküp alamaz....
Bu örnek, son yıllarda daha da çoğaldığını öğrendiğimiz aile içi şiddete dayalı haberlerden sadece birisiydi. Üvey baba tarafından öldürüldükten sonra, değersiz bir eşyacasına bavula yerleştirilip cansız vücudunun annesine teslim edildiği bir başka masum çocuk haberini anımsıyorum. Çocuklarının gözleri önünde dayak yiyen kadınlar, hatta sayıları az olsa da eşleri tarafından şiddet gören erkekler.....
Ne garip bir tezattır ki; çağımız 'İletişim çağı'.....
İletişim çağında, iletişimsizlik artıyor!
İletişim çağında konuşamıyoruz, derdimizi ifade edemiyoruz; anlatabilsek de dinleyebilecek birilerini bulamıyoruz....
Biz de kendimizi ifade etmek için farklı yollar buluyoruz, şiddete yöneliyoruz...
Eşimize, çocuklarımıza, komşumuza, iş arkadaşımıza şiddet gösteriyoruz ya da onlardan şiddet görüyoruz...
En savunmasız olanlarsa çocuklar;
Dünyaya gelirlerken bile onlar adına karar verdiğimiz çocuklar.....
Zorluklar karşısında terk ettiğimiz, sorumluluğundan vazgeçip sokağa ittiğimiz çocuklar....
İletişim çağında yalnızlığa terk ettiğimiz çocuklar....
Devlet Bakanı Güldal Akşit, 2003'te sokakta yaşayan ve çalışan çocuk sayısının 33 bin 247 olduğunu, 2004'te ise bu rakamın 41 bin 982'ye ulaştığını açıklamış. Yapılan araştırmada çıkarılan sonuca göre çocukların sokakta yaşamalarına en büyük etken “aile içi şiddet”!
Şiddet, hak ve özgürlük şiirini yok eden bir silgiye dönüşmüş. Şiddet gören çocuklar, haklarının ve özgürlüklerinin sınırını öğrenemeden nefreti, öfkeyi ve terk edilmişliği öğreniyorlar. Onlar için hak ve özgürlük, her an patlamaya hazır balonlara dönüşüveriyor.
Anne ya da baba olmak çok kolay. Ancak, bir evladı yetiştirebilmek hiç de kolay değil. Bir spermle bir yumurta döllenir, bir canlı oluşur. Ancak o canlıdan 'İnsan gibi bir insan' yetiştirmek için özveri, sabır, güven, sevgi.... gerekir. Bu nedenle keşke, anne/baba olma başvurularımızı değerlendiren bir güç olsaydı. Bizler o güce kendimizi tanıtsaydık;
Yaşım,
Mesleğim,
Eşimle ortak yönlerimiz,
Eşimle farklılıklarımız,
Sabrımın sınırı,
Özverimin ölçüsü,
Kendime duyduğum güvenin büyüklüğü,
...
...
Başvurumuz değerlendirildikten sonra anne/baba olabilseydik. Belki de şiddet bizim dünyamıza uğramazdı....
Şİddetten uzak bir dünyaya sahip olabilmek dileğiyle....
|