BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
haberler gazeteler




ANNELER VE ÇOCUKLAR

ANNELER VE ÇOCUKLAR

• 11/10/2007 - bayramınız kutlu olsun

Yorumlar (0) :: Baglantı

• 22/9/2007 - Abur-cuburlar hiperaktivite nedeni

Abur-cuburlar hiperaktivite nedeni
 
Yiyeceklerimize, içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve bozulmalarını önlemek için kullanılan binlerce katkı maddesi olduğunu artık herkes biliyor.


Kozmetik ürünlerde ve hatta ilaçlarda da yaygın olarak kullanılan bu maddelerinin, duyarlı kişilerde başta alerjiler olmak üzere, astım, migren tipi baş ağrıları, karaciğer büyümesi, kanser, depresyon ve çeşitli ruhsal bozukluklar… gibi pek çok hastalığa neden olabileceklerini gösteren sayısız araştırma var, ama kanıtlar henüz yeterli değil.

İlk kez bundan 30 yıl kadar önce çeşitli gıda katkı maddelerinin çocuk psikolojisini etkileyebileceği ve küçük çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklara yol açabileceği ileri sürülmüş, ancak o zamandan beri yapılan bir çok araştırmada çelişkili sonuçlara ulaşıldığından kesin bir kanaate varılamamıştı.

Bu hafta ünlü tıp dergisi Lancet’ de yayınlanan ve gıda katkı maddeleri ve hiperaktivite arasında ‘doğrudan ilişki olduğunu kesin olarak kanıtlayan’ bir araştırma bu konuda anne ve babalar tarafından duyulan endişelerin hiç de haksız olmadığını ilk kez bilimsel olarak ortaya koydu.

İngiltere Gıda Standartları Ajansı tarafından da desteklenen araştırma Southampton Üniversitesi’ nde, 3 ve 8 yaşlarında iki grupta yer alan 297 çocuk üzerinde yapıldı.

Bu çocukların bir kısmına 6 hafta süreyle birçok şekerleme, kek, lolipop ve içecekte renklendirici ve koruyucu olarak yaygın şekilde kullanılan katkı maddeleri içeren, bir kısmına ise bu katkı maddelerinin bulunmadığı meyve suları içirildi.
Bu katkı maddeleri karmen kırmızısı (E122), günbatımı sarısı (E110), tartrazine (E102), ponceau kırmızısı (E124) gibi gıda boyaları ve sodyum benzoat gibi koruyuculardan oluşuyordu.

Araştırma sonunda, değişik derecelerde katkı maddesi bulunan meyve suları içen grupta bulunan çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu ve öğrenme zorluğu gibi davranış bozukluklarının daha fazla görüldüğü saptandı.
Bu, son derece önemli bir bulgu; çünkü daha önce katkı maddelerinin sadece zaten hiperaktif olan çocukları etkilediği sanılıyordu. Oysa, bu araştırma katkı maddelerinden tüm çocukların zarar görebileceğini kanıtlıyor.

Araştırma sonuçlarını yorumlayan uzmanlara göre, hiperaktivite belirtisi gösteren çocuklara verilen katkı maddeli yiyecek ve içeceklerin kesilmesiyle davranış bozukluklarında belirli ölçüde düzelme olması mümkün. Ancak, unutulmaması gereken nokta hiperaktivitenin başka pek çok sebebinin de olması. Genetik ve çevresel faktörler, prematüre doğum, fiziksel aktivite azlığı… bunların başlıcaları.
Son yıllarda artan hastalık
İstatistiklere göre Amerika’ da son 25 yılda hiperaktivite rahatsızlığı bulunan çocuk sayısı üçe katlanarak 2001-2002'de 3 milyona yaklaşırken, Fransa'da da 400 çocuktan birinin hiperaktivite ilacı Ritalin kullandığı biliniyor. Türkiye'de ise bu konuda kesin sayısal veriler mevcut değil, ama hiperaktif çocuk sayısının giderek artmakta olduğuna hiç şüphe yok.

Avrupa Birliği’ nin, katkı maddeleri için çok sıkı denetimler uyguladığı malum. Bu ülkelerde, yiyecek ve içeceklerde, E-sayıları ile tanımlanan gıda boyalarının kullanılmasına daha önceki çalışmaların sonuçlarına dayanılarak izin veriliyor. Ancak bu araştırma, bu konuda alınmış olan kararların mutlaka yeniden gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu da ortaya koyuyor.

Gıda boyalarının yiyecek ve içecekleri daha çekici kılmak dışında hiçbir değerleri olmadığı gibi, ayrıca bu yüksek kalorili besinlerin obezitenin de başta gelen sebebi olduğunu tekrar hatırlatalım.
Çocuklarımızı, kolalı ve renkli içeceklerden, janjanlı paketlerden ve tüm hazır gıdalardan olabildiğince uzak tutmaya özen gösterelim.


ahmetrasimk@mynet.com
Yorumlar (0) :: Baglantı

• 16/9/2007 - Çocukların merakı, başlarına iş açıyor

Çocukların merakı, başlarına iş açıyor  
BURSA (İHA) - Uzmanlar, 5 yaşından küçük çocukların akciğerinde yabancı cisim görülme sıklığının yüzde 55-75 oranında olduğunu belirterek, "Çocuğunuza 5 yaşına kadar kuru yemiş vermeyin, kırılacak plastik oyuncaklarla oynatmayın, ağızlarına atacakları küçük cisimleri ortadan kaldırın, özellikle omuzlarına nazar boncuğu takmayın" uyarısında bulunuyor.

Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof Dr. Arif Gürpınar, çocukların meraklı doğasının, merak ettikleri cisimleri ağızlarına götürmeleri ve azı dişleri olmamasının akciğere yabancı cismin kaçma riskini artırdığını söyledi.

Akciğere kaçan yabancı cisimlerin yüzde 5-11 oranında çocukluk zatürrelerinin nedeni olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Arif Gürpınar, "Bu cisimler aynı zamanda kayıplara yol açabiliyor. Özellikle bir yaş altı çocuklarda ev kazaları sonucu oluşan kayıpların en büyük nedeni, akciğere kaçan yabancı cisimlerdir. Bu cisimlere zamanında müdahale edilmediği zaman kayıp oranları yüzde 3-70 arasında bildiriliyor" dedi.

Prof. Dr. Arif Gürpınar, akciğerine yabancı cisim kaçan kişilerde gözlenen bulguları şöyle anlattı:

"Katı maddelerin solunum yoluna kaçması sonucu ortaya çıkan ilk bulgular, ani başlayan solunum sıkıntısı ve hastanın konuşamamasıdır. Bu yabancı cismin büyük olduğunu ve solunum yolunun girişine, ses tellerinin üzerine oturduğunu gösterir. Hastanın kurtarılabilmesi için hızlı tanı konması ve yabancı cismin anında çıkarılması gerekir."

Küçük katı maddelerin ise, hava yolunda aşağıya inip genellikle sağ akciğere yerleştiğini ifade eden Prof. Dr. Arif Gürpınar, "Bu durumda hastalarda nefes darlığı, hırıltı, göğüs ağrısı ve ateş görülebilir. Hastalığa tam bir tanı konulması genellikle zaman alır. Zaman kaybını önlemek ve hastanın akciğerinde oluşabilecek hasarı en aza indirgemek için, konu ile ilgili uzman hekimlere başvurmak ilk öncelik olmalıdır" diye konuştu.

Gerek katı gerekse sıvı maddelerin akciğere kaçması sonucu hava yolunda tıkanma oluşursa yapılacak tek bir tedavi bulunuyor. Bronkoskopi denilen optik bir aletle, genel anestezi altında, hava yolunun içine girilip bu cisimler çıkarılıyor ve tıkanıklık gideriliyor.

Çocukların bulunduğu ortamların iyice kontrol edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arif Gürpınar aileleri uyararak önerilerini şöyle sıraladı:

"Çocuklara 5 yaşına kadar kuru yemiş vermeyin. Çocukları kırılabilecek plastik oyuncaklarla oynatmayın. Çocukların ağızlarına atabilecekleri her türlü küçük cismi ortadan kaldırın. Özellikle çocukların omuzlarına nazar boncuğu takmayın. Unutmayın ki, nazar boncuğu en çok yutulan cisimlerden biridir."

MYNET
Yorumlar (0) :: Baglantı

• 9/9/2007 - PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU

PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
YAŞAM KALİTESİ NEYİ İFADE EDİYOR ?


YAŞAM KALİTESİ
VE
SAĞLIKLI YAŞAM
İLİŞKİSİ


SAĞLIKLI YAŞAMIN
KÖŞE TAŞLARI


Genetik miras
Biyolojik potansiyel
Yaşam tarzı


YAŞAM TARZI SEÇİMLERİ
(NASIL YAŞIYORSUNUZ?)


Yeme-içme alışkanlıklarınız
Uyku düzeniniz ve kaliteniz
Aktivite düzeyiniz
Stres yönetiminiz


GEN-ÇEVRE İLİŞKİSİ


Genetik miras değiştirilebilir mi?
Genler çevreden etkilenir mi?
Genleri etkileyen çevresel faktörler neler?
Huzur ve mutluluk
Beden-beyin ilişkisi
Beslenme
Aktivite
Kilo yönetimi
Stres yönetimi
Ve diğerleri

 

HUZURLU BİR YAŞAM,
KALİTELİ HAYAT YOLCULUĞUNUN
İLK ADIMIDIR


İşe doğru adımlar atmakla başlamalısınız.
Sahip olduğunuz iyi ve kötü özelliklerinizin farkına varmalısınız.


BAZI ORTAK VE KÖTÜ ÖZELLİKLERİMİZ VAR
(BUNLARDAN UZAK KALMALISINIZ)


Çabuk öfkelenmek
Ertelemek
Ön yargı ile hareket etmek
Kendiniz fazlaca beğenmek

DAHASI…


Çabuk üzülmek
Hemen pes etmek
Geri çekilmek
Küsmek


VE DİĞERLERİ…


Korkmak
Endişe etmek
Hızlı gitmek
Mükemmeli istemek


İYİ VE GÜZEL YANLARIMIZ DA YOK DEĞİL (BU ADIMLARI ÇOĞALTMALISINIZ)


Sabretmek
İltifat etmek
İlgi göstermek
Dinlemek
Takdir etmek
Önem vermek

VE…


Yüreklendirmek
Anlayış göstermek
Affetmek
Hoş görmek
Dalga geçmek
Şans vermek


VE BİRAZ DA…


Dokunmak
Konuşmak
Güvenmek
Sevişmek

UNUTMAYIN!

Gerçekten değiştirebileceğiniz tek bir insan var:


KENDİNİZ…

Kendinize iyi bakmalı,
işi şansa bırakmamalısınız.


Geçmişe takılıp kalmamalı,
önünüze bakmalısınız.


“Üç dilim” kuralını unutmamalı; çalışmalı, dinlenmeli, uyumalısınız

 

 

KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN…


Çalışmayı bırakmamalı, yeni ve farklı hobiler bulmalısınız.


Yeni arkadaşlar edinmeli,
ilişki detoksundan korkmamalısınız.


Yükselme tutkusunu ölçülü tutmalı,
Statü sendromundan korunmalısınız.

KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN…


Kendinizle de hesaplaşmaktan korkmamalı, duygusal bagajınızı daha sık boşaltmalısınız.


Hızınızı biraz azaltmalı, yavaşlamalısınız.


Aile bağlarınızı güçlendirmeli, dost ve arkadaşlarınızla birlikte daha çok vakit geçirmelisiniz
-tek kişilik masalar sıkıcıdır-.


KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN…


Gönüllü organizyonlarda yer alan iyi bir sosyal kelebek olmalısınız.


“Bu da geçer” diyebilmeli, kolay kolay yıkılmamalı, önünüze bakmalısınız.


Olumlu bakmayı öğrenmeli, hoşgörülü, iyimser biri olmalısınız.

 

KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN…


Hayata başka gözlerle de bakabilen, iyi bir “Empati Ustası” olmalısınız.


Masadan zamanında kalkabilmeli, arkadan gelenlere yer vermelisiniz.


“Küçük güzeldir” deyimini unutmamalı, Fazla’dan, Çok’tan, Hırs’tan vazgeçmelisiniz.


Kendinizi de şımartmayı ihmal etmemelisiniz.

 

KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN…


Sünger değil teflon olmalı, stresinizi iyi yönetmelisiniz.


Sık sık gülmeli, eğlenmelisiniz.


Dış görünümünüzle ilgilenmeli, hep genç, dinç ve formda kalmalısınız.

 

BİZİ NELER MUTLU EDİYOR?


Aşık olmak
Gülmek / kahkaha atmak
Yeni dostluklar kurmak
Evde hayvan beslemek
Anne / baba olmak, torun bakmak
Fıkra dinlemek / anlatmak

 

Olumlu düşünmek / İyimser olmak
Tatil yapmak
Kendimize önem vermek, iyi bakmak
Eğitim düzeyimizi arttırmak


BİZİ NELER MUTLU EDİYOR?


“Şimdiyi” yaşamak
Müzik dinlemek, dansetmek, şarkı söylemek
Sevdiklerine daha fazla dokunmak, sarılmak, xxx yapmak, sevişmek
İç sesinize kulak vermek

Egzersiz yapmak, aktif bir hayat sürmek
Spa kürlerine gitmek
Detoks kürlerine katılmak
Komşu gezmeleri yapmak
Arkadaş ve akraba ziyaretlerinde bulunmak

 

MUTLULUĞUN REÇETESİ
VAR MI ?


Doyum sağlayacak bir amaç
Geçinebilecek kadar bir iş
Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik
İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl


MUTLULUĞUN REÇETESİ
VAR MI?


Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat
Kendini sevecek kadar özsaygı
Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu
Zorluklarla yüzyüze gelecek kadar cesaret
Sorunları çözecek kadar yaratıcılık


MUTLULUĞUN REÇETESİ
VAR MI?


Her an gülecek kadar mizah duygusu
İyi bir yarını bekleyecek kadar umut
Hayatı bütün değerleriyle yaşayacak kadar sağlık
Sahip oldukların için şükran duygusu


DOĞRU SEÇİMLER I


Yeterli ve dengeli beslenmek
Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak
İdeal bir kilo düzeyini sürdürmek
Sigarasız, alkolü az bir hayat
Kaliteli ve yeterli uyku uyumak
Düzenli ve güvenli xxx yapmak
Ilımlı ve düzenli bir egzersiz, aktif bir yaşam


DOĞRU SEÇİMLER II


Temiz, güvenli ve doğal su içmek
Düşük bir stres düzeyi ile yaşamak
İyimser, olumlu ve yapıcı bakış açısı geliştirmek
Daha az hiddetlenip, öfkelenmek
Daha çok kahkaha atıp, daha sık gülmek
Sevdiğiniz bir işte çalışmak, işini sevmek
Yeteri kadar dinlenip tatil yapmak


DOĞRU SEÇİMLER III


Daha az kimyasal toksine maruz kalmak
Daha çok boş zaman yaratmak, tembellik hakkını kullanmak
Sevgi ve paylaşımı bol bir hayat kurmak
Daha genç görünmek, giyinmek ve düşünmek
Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak
Vitamin, mineral ve besin desteklerinden faydalanmak


MUTLULUĞUN ORTAK BİR TARİFİ YOKTUR
YAPILAN TARİFLER
BİRBİRİNDEN ÇOK FARKLI, BAZEN KISA BAZEN DE
ÇOK UZUNDUR…


BİZE GÖRE…


Mutluluk bilinen en eski, en güçlü, en ucuz en doğal ilaçtır.

İyi yaşamak, keyifli, huzurlu bir hayat sürmektir.


Mutluluk bazen aşık olmak,
duygusal sörfler yapmaktır.


Heyecanlar, gelgitler yaşamak,
kalbi “güm-güm” çarpmaktır.

Bazen yalnız kalmak,
bazen kalabalıklara karışıp yitmek, gitmek kaybolmaktır.


BİZE GÖRE…


Mutluluk kocaman bir parça çikolatayı gizlice götürmek (!), bir tabak makarnayı soluk almadan mideye indirivermek, bazen de küçük bir lokmanın tadını damaklarında hissedip onu dakikalarca çiğnemektir.

Mutluluk müzik dinlemek, 200 km hızla araba sürmek, yeni ufuklara yelken şişirmektir.

Bir fakire bir yaşlıya, bir çocuğa yardım etmek, bir köpeğin koşuşunu, bir kuşun uçuşunu,
bir sincabın kaçışını seyretmek, dalgaları dinlemektir.

 

 


BİZE GÖRE…


Mutluluk “sonsuz bir sessizliğe dalıp gitmek”,
“içsesini” daha çok duyabilmektir.


Mutluluk, inanmak, dua etmek, şükretmek,
Fazla’dan, Çok’tan, Hırs ve Hız’dan vazgeçmektir.

Mutluluk sarılıp okşamaktır, sevmektir, sevişmektir.


Dünyaya gelmek, nefes alıp verebilmek, bir kapıyı açabilmek, bir yudum su içebilmektir.

 

 

 

MUTLULUK
ÇOK AMA ÇOK ŞEYDİR. HERŞEYDİR…


Mutluluk kimi zaman küçük bir hediye, hoş bir bakış, sıcak bir el, bir damla gözyaşı, bir kitabın arasında unutulmuş üç-beş kuruş para, kimi zaman da güç, servet, ev, araba, şöhret ve hayranlık duygusudur.


Sorun, mutluluğun tarifinde, derecesinde ya da çeşitliliğinde değil, nasıl algılandığında, nerede, niçin, ne zaman ve nasıl arandığıdır.

 

 


DAHA FAZLASINI İSTİYORSANIZ…


Önce kendiniz olmalı, sonra kendiniz kalmalısınız.
Yola “niyet etmek” ile çıkmalısınız.
Şükretmeyi unutmamalısınız.
Fotokopi olmamalı, farklı kalmalısınız.
Hayatı ıskalamamak istiyorsanız, hız kesip yavaşlamalısınız.

 

“Mutluluk varılması gereken

bir hedef istasyon değil,

bir yaşam biçimidir.”


M. LUNDBECK

Osman Müftüoglu

Baglantı

• 9/9/2007 - İnsanların soyunmaları ile ilgili

İnsanların soyunmaları ile ilgili


Bilim adamları insanların soyunmaları ile ilgi güzel bir araştırma

 


yapmışlar

>>>>

Gelişigüzel soyunanlar: Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rasgele
evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı
birisiniz. Hayatı bir parti gibi görüyorsunuz. Düşüncelerinizde
rahat ve açık fikirlisiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ise
hiç

Titiz soyunanlar: Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere
koyuyorsanız ciddi birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz.
Rutinliği seviyorsunuz. Hayattaki problemlerin üstesinden gelmenin
en iyi yolunun onlardan uzak olmak gerektiğine inanıyorsunuz.

İlk ayakkabı ve çorapları çıkaranlar: Mükemmeliyetçi, utangaç ve
yoğun birisiniz. Bir karar vermeden önce iyice düşünürsünüz. Güvenilir
birisiniz. Nelere ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini iyi
biliyorsunuz. Üzerinize düşenleri metodik bir biçimde büyük konsantrasyonla
çözümlüyorsunuz.

Yavaş soyunanlar: Eğer tişörtünüzü çıkardıktan sonra pantolonunuzu
on dakika sonra çıkaranlardansanız, Mesut Yılmaz gibisiniz demektir.
Kendine güvenen, entelektüel, derin düşünen ve fazla zorluk
çıkartılmasını istemeyen birisiniz. Ayrıca kendinize fazla zaman
ayırmayı ve dolayısı ile yalnızlığı seviyorsunuz.

Hızlı soyunanlar: Eğer kıyafetlerinizi olabildiğince çabuk
çıkaranlardansanız başkalarına önem veren birisiniz. Diğer insanların
sizden beklentileri çok önemli. Kendi ihtiyaçlarınız açısından da
endişelisiniz. Çoğunlukla işi gücü bol olan ve aile düşkünü
birisiniz.

İlk mücevherler çıkıyorsa: Eğer ilk olarak mücevherlerinizi,
aksesuarlarınızı ve hatta saatinizi çıkarıyorsanız sıcak,
düşünceli, duygusal, hassas ve romantik birisiniz.

Her seferinde farklı iseniz: Şüpheci ve ilginç biri olduğunuzu
söyleyebiliriz. Risk almayı ve macerayı seversiniz. O günkü
tutumunuza göre ne yapacağınız değişir.

 

 
 
Bir de eve girip soyunmadan, bütün gün dolaştığı o kıyafetle ortada
dolanan tipler vardır ki işte onlardan uzak durun. Okuldan gelmiş
çocuğunuza soyunmayı öğretmek gibi ona da bunun önemini ve yararını ÖĞRETMEK
gerekir.

Baglantı
Image Hosted by ImageShack.us

Tanıtım

Image Hosted by ImageShack.us

Son yazılarım

bayramınız kutlu olsun
Abur-cuburlar hiperaktivite nedeni
Çocukların merakı, başlarına iş açıyor
PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
İnsanların soyunmaları ile ilgili
Çocuğunuzda dikkat eksikliği var mı?
Uzun ömürlü evliliklerin sırrı aile kavgaları
Anne/Baba Olma Başvurusu!
Beslenme Rehberi
Yaz Aylarında Tatilde Sağlıklı Yaşam Rehberi_2_
Yaz Aylarında Tatilde Sağlıklı Yaşam Rehberi_1_
Çocuklar Ara Tatillerini Nasıl Değerlendirmeli?
Çocuk ve Korku
Evcil Hayvan Sahibi Olma
Evcil Hayvanlar Konusunda Çocuğunuza Söylemeniz Gerekenler
Çocuğunuz bir kelimeyi ya da sesi yanlış telaffuz ettiğinde onu düzeltmeli misiniz?
Bebek bakımında annelere 9 tavsiye
Mutlu evliliğin sırları
Karı-koca arasındaki kavgalar
EVLİLİKTE BAŞARISIZLIĞA YOL AÇAN OLUMSUZ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
karikatür
Eşinizle aranızdaki sevgiyi büyütün
Kötü huy diken gibidir
Küçük Afacan yemek yemiyor mu?
Aileler kriz anlarında ne yapmalı?
pekmez
Tuvalet eğitiminde bunlara dikkat!
Öfkesini mi anlatıyor?
Şeker hastalığı ve hamilelik
iremnur
İnsan Karşısındakinden Neler Bekler?
Eşlere Kavga Etme Rehberi
karı koca kavgaları düğün pastalarına yansıdı
MİLENYUMDA EVLİLİK
Kötü giden evlilik nasıl kurtarılır?
Evli erkeğin evrimi
Karı-Koca Dialogları
Mutlu evliliğin sırları
Karı-koca arasındaki kavgalar
Hayal Ettiğin Müddetçe
Kardeş İlişkileri ve Kıskançlık
çok hoş..
yerim ben seni..
çok şirin..
Çocuklarda daimi dişlerin Önemi
güzel bir resim
diyet
GEBELİK VE BESLENME
İdrar kaçırma sorunu
Eş dövmeye 58 YTL ceza
Image Hosted by ImageShack.us

Baglantılar

Ana Sayfa
Profil
Arşiv

PageRank

LİNKLER

ÇEŞİTLİ KONULAR
http://www.sizinti.com..
http://www.bebekkokusu.com/
SAADETİN PENCERESİ
MESELA
KOMİK ŞEYLER
mynet sitem_1
mynet sitem_2
ÇOCUKLAR İÇİN
msn spaces_SAADET_
isimler ve anlamları
http://www.bebek.com/

49 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri