Giderken,
Dönüp arkana son bir kez gözlerime bakmıştın,
Ağladığımdan, yada,
Umutsuzluğumdan…
Ama beni parçalayan gidişin değil,
O ağlayan küçük kıza alaycı bakışlarındı…
Kalbime taş gibi oturmuştu o bakışlar,
Hep derdim, ama inanmazdın,
“Kırılırsam, kalpten ağlarım…”
Ama beni yıkılmaz bir duvardan daha dayanıklı biliyordun,
Sana göre bir erkek için asla ağlamazdım,
O yüzden miydi o bakışların?
Ama ben dediğim halde inanmadığından kendine öyle bakmalıydın…
Kafanı boş konulara çok takıyorsun derdin,
Şimdi de sen kafanı boş bir kavgaya çok takmamış mıydın?
Kalbimin her yerine ismini kazımıştım,
Yalan söylememiştim işte sana bunu derken,
Sen benim öylece laf söylediğimi sandın…
Aşk öyle küçük bir oyun muydu ki?
Ya da sonu olmayan bir hayal gücü?...
Aslında baştan “biz” i yaşatmak hataymış,
Sen beni hiç tanıyamamışsın…
Ama tam tersi olması gerekmez miydi?
Sana kalbimi kırılma korkusu olmadan mertçe açmıştım,
Ama sen,
Seni sarmalayan bir kabuğun içine saklanmıştın,
Demek ki korkakça saklanırken beni tanımaya çalışmamışsın…
Anladım ki bu yüzden biz bu aşkın enkazı altında kaldık…
Temeli yalanlarla doluydu ama biz yine de denemeye kalktık,
Sonra küçük tartışıma yaptık, yıktık…
Sen o en enkazın altından kolayca kurtuldun,
Ama o enkazın altından ben kolayca çıkamadım,
Seslenseydim sana bilmem ki,
Sesimi duyar mıydın???
……
Aradan aylar geçmişti,
O enkazın altından kurtulurken hatırlarımızı geri vermiştim,
Ama en çok kalbimi acıtan,
Ve şimdi kim bilir hangi kızla yaptığın büyük hatıramıza gelmişti sıra,
Bunu da geri vermek istemiştim,
Eksiden seninle yaptığımız hatıraların artık hepsini geri vermek için…
Baş başa gece boyu aya bakardık,
Şimdi sen yoktun yanımda ama ben yine de bakacaktım,
Ama başımı kaldırıp da göğe bakamadım,
Bir bıçak saplandı ki kalbime,
Acısına dayanamadım,
Son bir kez ismini sayıkladım…
İşte o zamandan beri yoğun bakımdayım,
O bıçağın etkisinden kurtulamadım…
(2. Bölümü de gelecek…)

